islam'ı yaşayan 40 ülke

miyesmikcih
bu 40 ülke arasında türkiye değil tek bir islam ülkesi dahi yok.
iran asıllı hüseyin aslarının başkanlığını yaptığı "islamcılık vakfı" tarafından yapılan araştırmaya göre 3 yıldır ıslamı yaşayan ülke sıralamasında yeni zelanda ilk sıradaymış. araştırmada din baz alınmıyor.
ilk sıraları avrupa ülkelerinin aldığı sıralamada türkiye 158 ülke arasında 95. sırada. yine de çok büyük başarı.
En yakın müslüman ülkesi birleşik arap emirlikleri (bae) 45. sırada görünüyor.

vâkıf 100 yıl kadar önce türk asıllı mısırlı alım muhammed matuf'un dizelerine atıf yapmış.
"batıya gittim ıslamı gördüm, müslüman yoktu.
doğuya döndüm müslümanı gördüm, islam yoktu".

deniz baykal

miyesmikcih
domuz gribi teşhisi ile hastaneye kaldırıldığı gerçek gündem haberi ile sosyal medyaya düşmüş.
olacağın en kötüsü, maazallah allah geçinden versin otelde basılmak, recep tayyip erdoğan'ı tekrar siyasete döndürüp ülkenin başına musallat eden şahıs olarak anılacak ve dahi türkiye siyasi tarihinde domuz gribine yakalanan ilk ve tek başbakan yardımcısı olarak hatırlarda kalacak.
Rab işini biliyor.

abdülkerim çevik

miyesmikcih
korsikalı hıdır'ın söylemiyle gestapo şefi, içişleri bakanı süleyman soylu'nun şehit ilan ettiği, üzüntülerini ve taziyelerini belirttiği nakşibendi şeyhini öldüren şahıs tespit edilmiş. cinayet sebebi tarikatler arası hesaplaşma deniyor.
demek ki süleyman soylu'nun şehidi böyle oluyormuş.

bülent ersoy

miyesmikcih
gece çocuklarınıza, torunlarınıza sakın göstermeyin, çocuklar korkudan çiş kaçırma problemi yaşayabilir. hoş büyüklerin de görmemesini tavsiye ederim.
ses zaten bir acayip, kahkahalar korkunç.
bu yaratığı normal bir insan ancak panayırda seyreder. dinlemez.
saray hanendesi.

sevgililer günü

miyesmikcih
bu mübarek st. valentin gününde ebru gündeş'e dinlemek 6.250 ₺ imiş.
bu mübarek günde rüşvetçi kaçakçı, abd muhbiri, tescilli suçlu zarrab'ın karısını dinlemeye gidenler tek tek tespit edilmeli haklarında soruşturma başlatılmalı.
ulan melankolik, arabesk şarkıları dinlemek için bu kadar para ödeyenlerin helal para kazanımlarına inanmıyorum.

hakan şükür

diko
Kendisi turk futbolunun en basarili santraforu olmakla beraber en yavsak topcularindan da biriydi. Bunu fetocu cetocu zirttocu oldugu icin soylemiyorum. Adeta turk futbolunun karakutusuydu. Galatasarayda onun izni olmadan kus ucmazdi. Nice genc yetenekli topcular sirf bu yavsagin yuzunden dogru duzgun oynayamadan birakip gittiler galatasarayi.

rahşan ecevit

miyesmikcih
dsp genel başkanı bülent ecevit'in eşi, dsp genel başkanı, ressam yazar siyaset kadını rahşan ecevit bugün aramızdan ayrılmış.
son selanikliler de gidiyor, biz çocuk ve torunlar izlerinden ne kadar gidebiliyoruz tartışılır.
kendini bilmezler onun hümanist yanını "rahşan affı" diye eleştirerek hafife alırlar. oysa darbeler sonrası zindanlar devrimci tutsaklarla doluydu. ve dahi kader mahkumlarıyla.
biz genel başkanla akarsudaki aksaraydaki parti genel merkezinde tanıştık. basamağın şişli ilçe başkanıydı, ben sendikal örgütlenme için orada bulunuyordum. seyfettin gürsel ve asaf savaş akad hocaların bulunduğu güzel ortam da.
rahşan hanım tam bir örgütçüydü.
ruhun şad olsun sayın genel başkan.

ters ilişkinin hemoroide neden olma sorunsalı

miyesmikcih
vallahi aşkolsun, zahide yetiş programına konuk ettiği dr. feridun kunak'a öyle bir soru yöneltiyor ki akıllara ziyan.
hocam, bana çok sık soruyorlar "ters ilişki hemoroid sebebiyet verir mi?" diye.
el cevap: "yapmayın, dinen de günahtır" diyor dr. kunak.
programı izlemedim internette dolaşırken ekrana düştü. doktorun unvanında prf veya doç yazmıyor, hatta uzman ibaresi de yok. zahide yetiş'e bu soruyu kim soruyor acaba? yoksa kendi mı uyduruyor?
malum programların hepsi can çekişiyor. acun dahi tırmalıyor diyorlar. zuhal topal'a takmış, para koparma peşinde.
soruyu halk sormuş olsa " hocam ibnelik basur yapar mı?" olurdu.
net yanıt yok.
mır mır mır, kem küm kem. oradaki zar zarar görür, zinhar dinimizde günahtır.
keşke malum yerli ve milli devlet büyüğünü de veya diva denen kişilere sorsaydı. doktorun ilgi alanı dışında kalıyor anlaşılan.

gelinim mutfakta

miyesmikcih
Cast ajansları iyice çaptan düşmüş. Bu tür yapımlar için ve hatta çok ünlü ve ünsüz yapımlar için darülaceze, huzurevleri ve benzeri kurumlar taranır, stüdyoya eleman sağlanırdı. daha sonraları üniversite öğrencileri (okan bayülgen, beyaz) gibi şovmenlerin yapımlarına okullarından taşındılar.
bir ara elektrik transferi yarışmaları başladı, semra hanım, oğlu rahmetli ata türk gibi figürlerle seviye iyice dip yapmaya başladı. Olmadı kadın erkek çiftleşme yarışmalarına astrolog falan koymaya başladılar. iş iyice zıvanadan çıkmaya başlamıştı ki mutfak programlarını ortaya sürdüler.
onur diye bir oyuncu sunucu bu işi biraz seviyeli götürüyordu ki acun onur yerine seda sayan'ı piyasaya sürüp seviyeyi yerlere düşürdü.
cast ajansları en ucuz figuranları servis etmeye başladı. Bu kişiler insanı adeta zıvanadan çıkarıyor.
fatıh urek ve gelinim mutfakta.
gelin kelimesi geçen programı alakasız fatıh ürek'e söndürdüler. ne kadar maliyeti düşük figürler varsa onları buldular. reyhan hanım derken sokak ağzını frenleyemeyen çiğdem hanım. kadın ürek'i de arkasına alarak yeni gelen yarışmacılara verip veristiriyor. ve fatih üren her konuda çiğdem-elif ekürisini haklı çıkarıyor.
bunlar dediğim yerlerden toplanıp yevmiye artı yatak artı yemek olarak otellere yerlestiriliyorlar. ben bunların gelin kaynana olduklarından da şüpheliyim.
bu otellerin evlendirme programlarında malum işten ünvan aldıklarını duymuştum.
bekleyelim görelim nereye kadar gidecek bu programlar.

yattığım yerden gözüme takılanlar.

rusya'da hükümetin istifa etmesi

miyesmikcih
rusya'da medvedev hükümeti istifasını putin'e sunacağını açıklamış.
insanın aklına rusya'da demokratik parlementer rejim mı vardı? diye düşünmeden edemiyor.
bu eski cumhurbaşkanı medvedev başkanlığı elleriyle putin'e sunduğu günden beri geri alamıyor. bizim fettullah gülen'in dostu abdullah gül efendi de cumhurbaşkanlığını recep beye verdiğinden beri ışsiz. Medvedev'in akıbeti de aynı olmasın.

hakan şükür

miyesmikcih
fetöcü diye ülkesini terkedip kaçmasına neden olanlara şu soruyu sormak isterim: fetöcü diye kendisinin ve yedi cesedinin tüm mal varlığına el koyduğunuz türk milli takımının gelmiş geçmiş en çok gol atan futbolcusunun abd'de uber şoförlüğü yaptığını biliyor musunuz?
fetö saray gibi çiftlik evlerinde yaşarken şoförlük yapan şükür'e neden bir omuz atmıyor dersiniz?
türkiye futbol tarihinin milli takımlarda ve galatasaray'da en gölcü isminin iktidar politikacıları gibi kandırıldım diyerek özür dilemek aklına gelmiyor mu?
bizim ülkemize akıl sır erdirmek mümkün değil.

the lighthouse

ruzgara karsi iseyen adam
Yönetmenliğini Robert Eggers'in yaptığı gerilim filmi. Hikaye 20.yüzyılın başlarında, küçük bir kayalıkta yaşayan iki deniz feneri görevlisinin hayatlarına odaklanıyor. Başrollerde alacakaranlık serilerinin parlak vampiri Robert Pattinson ve her ne kadar oyunculugunu kanıtlamış olsa da, daha çok b sınıfı aksiyon filmleri ile hatırlanan Willem Dafoe yer alıyor.

Eski bir denizci olan Thomas Wake, uzak ve küçük bir adada deniz feneri bekçiliği yapmaktadır. Bir gün Thomas'ın yanına Ephraim Winslow adında genç bir yardımcı gönderilir. thomas'ın, ephraim üzerinde baskı kurmaya çalışması ile birlikte karakterler arasında yaşanan çatışma, adadaki gizemli olayların da etkisiyle büyür. karakterlerin bilinçaltında yatan korkuların gün yüzüne çıkması ve insan ruhunun karanlık tarafa olan yakınlaşması ile işler iyice karışır. Sonrasında, mitolojik göndermeler ve türlü imgeler ile deliliğe giden yolu ibretle izleriz.

The lighthouse günümüz sinema anlayışının aksine çok farklı bir deneyim sunuyor. Yönetmen bilinçli olarak eski model ekipmanlar kullanmış, filmi de siyah beyaz çekmiş ki zaten izlerken her anlamda 1940'larda çekilen bir film izlenimine kapılıyorsunuz.

Film sinematografi anlamında çok başarılı. Bazı sahneleri fotoğraf karesi kıvamında, siyah beyaz dengesi çok iyi ayarlanmış. Özellikle karakterlerin birbirlerine karşılıklı olarak "what, what, what?" diye çıkıştıkları bir sahne var ki, bernie wrightson çizgi romanlarından çıkmış bir kare gibi.

Neyse efendim yine çok uzattım! The lighthouse, izleyenler tarafından ya çok sevilecek ya da "ne biçim film lan bu!" denilerek yarıda kapatılabilecek bir film. Sinemanın ilk dönem filmlerine karşı ilginiz varsa, David Lynch ya da Kubrick gibi yönetmenlerin filmleri ilginizi çekiyorsa, Edgar Allan Poe ya da Lovecraft'ın öykülerini okuyor ve mitolojiye merakınız varsa tavsiye ederim. Aksi halde izlenmese de olur!

ankara üniversitesi

peho
öğrencisiyle iletişim konusunda daha katedecek çok yolu olan üniversitemdir.

o değil de eczacılık fakültesindeki dans gösterisini mesaj atıyorsun da ilber ortaylı'nın konferansını neden kimseye haber vermiyorsun sayın ankara üniversitesi? latin halklarının danslarından daha mı az önemli ilber ortaylı'nın fakülteye gelişi?

ankara üniversitesi

avni
Cumhuriyetin ilk üniversitesi.
siyasal bilgiler fakültesiyle, ziraat fakültesiyle, veterinerlik fakültesiyle, dil tarih-coğrafya fakültesiyle kendinden sonra kurulan pek çok fakültenin, üniversitenin altyapısına yardımcı olmuştur.
Bu aralar yeniden açılan sözlüğü ile sosyal mecraya yeniden merhaba demiştir.

kudret şandra

miyesmikcih
türk sinema ve sahnelerinin ilk şantörü ,artist ,sonradan cinci hoca lakabiyla gazetelerde dini sohbetler yapan kudret şandra 10 ocak 2020 cuma günü befat etmiş, aynı gün kurtköy camiinden kaldirilmistir.
kesinlikle benim diyen dansözden daha iyi dans ediyordu. zaten ünlülerin dans hocası diye nam salmıştı.
yattığı yerde dinlensin.

puslu kıtalar atlası

ruzgara karsi iseyen adam
ihsan oktay anar'ın tarihi, fantastik romanı. Burada romandan ziyade ilban ertem tarafından çizilen, iletişim yayınları tarafından basılan çizgi roman uyarlamasından bahsetmek istiyorum.

ilban ertem yıllar öncesinin meşhur gırgır çizerlerinden. Yıllarca karikatür dergilerinde yüzlerce sayfa çizmiş, onlarca karakter yaratmış. Oguz aral'ı bir kenara ayırırsak, bülent arabacıoğlu ile birlikte uzun süre derginin lokomotifi olmuşlar. Neyse efendim, aradan yıllar geçmiş ve bir gün nasıl olduysa ihsan oktay anar'ın meşhur romanı puslu kıtalar atlası'nı çizmeyi aklına koymuş. Ve belki de türkiye'de hiç bir çizerin gösteremeyeceği bir sabırla, beş yıllık bir emekle puslu kıtalar atlası'nı yeniden ele almış.

Kolay değil, her bir karesi nakış gibi ince ince işlenmiş 320 sayfadan oluşan bir eser var karşımızda. Her bir sayfayı, her bir kareyi Öyle güzel çizmiş ve renklendirmiş ki insan sayfalara gömülüyor, ortaya konulan ustalığı hayranlıkla inceliyor. Kendinizi istanbul'un daracık sokaklarında, yeniçerilerin gölgesinde, doğa üstü olaylarla bezeli bir gizemi çözmeye çalışırken buluyorsunuz.

ilban ertem' in bu eseri türkiye çizgi romancılığı özelinde dönüm noktası olabilir. Ülkemizde karikatür ve çizgi romanın her ne kadar kendine has tarzı ve bir kalitesi olsa da; Haftalık, aylık dergi ya da gazete derlemelerinden oluşan ciltler dışında albüm, kitap ya da cilt kültürü gelişmiş durumda değil. Bu noktada tüm ihtişamı ile puslu kıtalar atlası önemli bir yerde duruyor. Ardından gelebilecek büyük projelere cesaret veriyor.

Kitaba dair küçük bir tanıtım videosunu bırakıp, kaçayım.

laz kit

ruzgara karsi iseyen adam
Çok kişi bile izlemiş! Laz kit'in az izlenmesi, Recep ivedik'in gişe rekorları kırdığı, the lighthouse gibi bir filmin vizyona bile giremediği bir ülke adına olumlu bir gelişmedir. Belki bu başarısızlık bazılarına ibret olur da azalarak biter bu tarz filmler!

kura ile hacca gitmek

miyesmikcih
acaba başka islam ülkelerinde kura var mıdır? diye düşünmeden edemiyorum.
kura veya kurra bir nevi kumar, şans oyunu.
böyle kura ile unvanlar dağıtıldığı sürece iktidar hiç değişmez, en az yüz (rakamla 100) yıl sürer gider.

laz kit

miyesmikcih
birgün gazetesinin haberine göre 28 kişinin oynadığı "laz kit" filmini 27 kişi izlemiş ve 454 ₺ hasılat yapmış.
tam aziz nesin'lik hikaye.
lan utanmazlar bari kendi oynadığınız, yönettiğiniz, ışıkçılığını, taşımacılığını, kateringciliğini yaptığınız filmi izleseydiniz.
fotoğraflarında izlediğim kadarıyla tuğba özay da oynuyor.
film sektörü bitmiş dedirtiyor insana. yapmayın ulan kendinizin dahi izlemediği ütfen püften filmleri duyuşlar.