30 yaşında evi eşi arabası çocuğu olan insan

avni
25 sene önceki ben.
Nasıl mı?
Özet geçeyim.
Babadan kalma imkânlarla sahip olunan bir ev.
24 yaşında aşk evliliği.
25 yaşında aşk evliliğinin meyvesi çocuk.
26 yaşında alınan araba hem de otomatik. Hem de diyorum zira o vakitler otomatik araba sahibi olmak ayrıcalık.
Aşk evliliğimiz evden ve arabadan vazgeçmem neticesinde bitti.
Şimdi geriye bi kız kaldı o günlerden.
Şikayetçi değilim hatta çok daha mutluyum o günlere kıyasla çünkü kafam çok daha rahat.

30 yaşında evi eşi arabası çocuğu olan insan

miyesmikcih
30 yaşında ev ve otomobil sahibi olmak hiç kimsenin harcı değil. atan baban almışsa eyvallah.
hatta 70 yaşında da almak mümkün olmayacak cumhurun akp'li başkanı kıdem taminatlarına da el koydu. sonrasında emekli maaşlarına el koyacak. yani 30 yaşında değil 80 yaşında da ev ve araba hayal.
ilk seçimde gider daha demokratik bir düzen kurulursa amenna.

30 yaşında evi eşi arabası çocuğu olan insan

rene
Gençler aslında bu işler eskisi kadar zor değil artık EV olayı sabit uzun süreli bir işiniz var mı ona bakıyor. Şu anda emlak sektörü ağlıyor, fiyatlar çok indi daire ve apartlarda. Herhangi bir modern tefeci bankaya gidip ipotekli kredi çekip evi alabiliyorsunuz. Kira öder gibi mi ödersiniz zorlanır mısınız orasını bilemem. E otomobil deseniz eğer marka, model, ve şekil takıntınız yoksa ortalık ikinci el araçtan geçilmiyor. Maksat modern köleliğin izin günlerinde bir yerlere gezmeye gitmek veya yıllık izinde tatile çıkarken otobüsle, bavulla uğraşmamak değil mi zaten. E eş olayı biraz zorlayabilir niye derseniz eş çok ama iflas edince eşinden ayrılan kalibrede evlilikler günümüzde. Bu konuda biraz duygusallık biraz empati biraz da insan tanımakla olacak kısıtlı geçinen ve yaşayan insanlar için. Otuzundan sonra aşkı arayın demiyorum ama fazla "mantık ve hesapla" da de evlilik sağlıklı olmaz diye düşünüyorum bu benim fikrim. Yani sen tüm hayatını materyalist bir pencereden yaşadıysan sen evlenme zaten. Çünkü evliliğin bir ticari faaliyet olduğu algısıyla evlilik yapmak burjuva zihniyetidir biraz, orta gelirli dediğimiz sosyal sınıfın temelini oluşturan kitlelere uygun değil bu bakış açısı, lümpenleşiyor insanlar. Lümpenleşmek tüketim toplumunu besliyor aslında bir anlamda. Tamam bir selvi boylum al yazmalım otantikliği ve samimiyeti de yakalayamazsınız kabul ediyorum bu zamanda. Dengeyi bulun bir şekilde.

30 yaşında evi eşi arabası çocuğu olan insan

turuncu gemi
30'u 5 geçtim, evim var mı? arkadaş her ay ali sami alkış'ın bıyıkları büyüklüğünde bir kira ödüyorsam evim var demektir. hem ben göreceğim krizin ilerliyen günlerinde bütün yatırımını emlak almaya sevk eden küçük burjuva dostlarımın zavallı ahvalini. onler aldıkları emlakların 2 sene içinde dört katı değer kazanacağını düşünürken, artık emlak balonu, şemsiyesi ağızlarında mı açılacak, hevesleri kursaklarında mı patlayacak göreceğiz. neyse başımızı sokacak bir yuvamız var çok şükür. hem ben mülkiyet kavramına köklü ve kökten olarak karşıyım. mülkiyet hırsızlıktır.
özetle evim yok.

biz de zamanında çok sevdik sevildik. gençtik falan. güzel günler yaşadık, yaşattık. belki de gerektiği kadar kendimizi anlatamadık o güzel insanlara, yahut biz anlamak istemedik. genciz daha yahu, eşimiz olacak günler de gelir. hem bak ne diyor büyük vatan şairi nazım;
en güzel deniz:

en güzel çocuk:
henüz büyümedi.
en güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür..''

özetle eşim yok.

araba mevzusuna gelirsek, külüstür bir şeyler var. uzun zamandır tek cinsel aktivetem de zaten pompacı arkadaşlarla oluyor. bu zevkin bedeli dolar yükseldikçe yükseliyor, ama zaten son aylarda hepimize giren çıkanın haddi hesabı belli değil. bir pompacı keyfim var, ona da karışmayın. gerçi kağıt ithalatından dolayı, peçetelere de epey zam geldi. neyse peçete konusu nereden açıldı onu ben de anlamadım.


çocukları severim. ama her yaş ve cinsiyet mensubu yeğenlerim var. onların sevgisi yetiyor şimdilik.
özetle çocuğum yok.

kur an ı nasıl anlayalım

turuncu gemi
güzel ve uzun bir ahlak şiiri olarak anlaşılabilir. özü itibariyle bütün kutsal kitaplar böyledir.

ama bunun dışında "yok bu icat önceden kuranda yazıyordu, yok zaten batı bu bilimi kuranı okuyarak ilerletti" gibi bir şekilde anlarsanız, gördüğüm yerde acımam çok pis bozarım.

geçmiş yaz

turuncu gemi
hüzünlü bir yahya kemal şiiri

rü'yâ gibi bir yazdı. yarattın hevesinle,
her ânını, her rengini, her şi'rini hazdan.
hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle!
bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
mehtâb... iri güller... ve senin en güzel aksin...
velhasıl o rü'yâ duruyor yerli yerinde!

sonbahar

turuncu gemi
hüzünlü bir yahya kemal şiiri

fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
insan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline,
benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.

iyi insanlara yapılan uzaylı muamelesi

turuncu gemi
hakikat barındıran bir gerçekliktir. ama gerçek iyi insana bu hakikatten yakınıp da kendisini zavallı duruma düşürmek yakışmaz.

gün gelip marie antoinette gibi dilini düşmana tüküreceği zaman gelecektir.

''cellatlarım olabilirsiniz ama asla yargıçlarım olamıyacaksınız''

veyahut seyid rızan'ın dediği gibi;

''ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu.
ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.''

çıplak

turuncu gemi
cevat çapan çevirisiyle hüzünlü bir yannis rıtsos şiiri

burada, karmakarışık odamda,
toz tutmuş kitaplarla
ölü ve dalgın bakışlar,
bu duraksayan gölgeler arasında,
bir ışık sızıntısı;
o gece durup
çırılçıplak soyunduğun yerde.

günün şiiri

turuncu gemi
istek
yanıyor beynimin kanı,
bilmem nerelere gitsem?
içime sığmayan canı
hangi rüzgara es etsem?
akşam sular karardı mı?
bir dağa versem ardımı,
içimi yakan derdimi
sağır göklere anlatsam

içiliversem dem gibi,
kırılıversem cam gibi,
şamdanda yanan mum gibi,
sabahı görmeden bitsem

bir yüce ormana dalıp
ya bir dağ başına gelip,
beni yaradanı bulup
malını başına atsam

görünmez kollar boynumda.
yarin hayali koynumda,
sıcak bir kurşun beynimde,
bir ağaç dibinde yatsam.

sabahattin ali

something is rotten in the state of denmark

turuncu gemi
burada ''denmark'' dense de, türkçeye ''devlette çürümüş bir şeyler mi var'' olarak da çevirebileceğimiz hamlet oyunundan bir repliktir.

dahi yazar william shakespeare, tregedya geleneğinde sıradan insanı sahneye taşıyan ilk yazardır. oyunları kraliyet sarayında da sergilenirdi. fakat taşlamaları ve eleştirileri, başka devletlerde yaşanmış olaylardan olduğu için aristokrasi kendi üzerine alınmıyordu.
bu ve bir çok bakımdan william shakespeare'in, devrimci, toplumcu bir yazar olduğunu söyleyebiliriz.

ben de şimdi kendisini günümüzden örnek alıp sormak isterim. kopenhag belediyesinde çürümüş bir şeyler mi var? neden hukuk kurumları, hukuksuzca, başkanın yetkilerini sınırlandırmakta?

birine antrikot birine musakka olmaz

rene
Her ne kadar tribün çekimi olsa da şunu anlıyoruz, şimdiye kadar belediyede ki üst düzey kesim antrikottan aşağıya yememiş demek ki, işçiye musakka idareciye antrikot şeklinde devam etmiş bir düzen varmış bunca yıldır. Bu küçük ama güzel detayla "patron hükümeti" önermesini birleştirdiğimizde herkesin ağzındaki klasik "zengini zengin fakiri fakir eden hüküme" tanımlamasına oturduğunu düşünüyorum. Geçen gün bazı belediyelerden bir çok işçinin çıkarıldığına ağlayan yandaş bir radyo programını dinlemiştim. O detayı da birleştirince, taşeronluk dediğimiz sistemle hem yandaşlıkla belediyelerden haksız rekabetle iş alıp hem de işçinin emeğini oturduğu yerden sömüren tiplerle kaybedilmiş belediyelerdeki bağlarının kopacağını umut ediyorum. İnternet trollerine aktarılan kaynağın da belediyelerden gittiği ile ilgili şeyler okudum nette tabi ama iddia bunlar. Lets get over with it.

bahçelinin yüzde 18.81 hesabı

bonnie
devlet bahçeli'nin 31 mart yerel seçimlerinde "mhp %18.81 oranında oy aldı, o da 1881'dir. o da atatürk'ün doğumudur" şeklinde yaptığı ilginç hesaplaması. bu durum 40. yıl vakasını da aşmıştır. ya da hangisi daha üstün bir hesaplamadır karar veremiyorum. nereye varılmak istenmiştir onu da hiç bilmiyorum.

recess

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
Amerikalı müzik yapımcısı Skrillex'ın Owsla, Beat Record ve Atlantic Records kayıt etiketiyle 18 Mart 2014 tarihinde piyasaya sürdüğü ilk çıkış ve geçerli tek stüdyo albümünün adı. Skrillex çıktığı dünya turunda 2013 ile 2014 yılları arasında kaydı gerçekleştirildi. Albümde parçaların yapımcılığını Skrillex dışında albümde Chance the Rapper, Diplo, Kill the Noise, KillaGraham, Alvin Risk ve The Social Experiment üstlendi. Albümde 11 parça olup 4'ü teklidir. (Tekliler: Try It Out, Recess, Ease My Mind ve Dirty Vibe'tir.)

Parça listesi şu şekildedir:
01. "All Is Fair in Love and Brostep" (feat. Ragga Twins)

02. "Recess" (feat. Kill the Noise, Fatman Scoop and Michael Angelakos)

03. "Stranger" (KillaGraham'la, feat. Sam Dew)

04. "Try It Out" (Alvin Risk'le) (Neon Mix)

05. "Coast Is Clear" (feat. Chance the Rapper ve The Social Experiment)

06. "Dirty Vibe" (Diplo'yla, feat. G-Dragon ve CL)

07. "Ragga Bomb" (feat. Ragga Twins)

08. "Doompy Poomp"

09. "Fuck That"

10. "Ease My Mind" (feat. Niki and the Dove)

11. "Fire Away" (feat. Kid Harpoon)

Kaynaklar:
1- Wikipedia: Recess (Album) - https://www.wikiwand.com/en/Recess_(album)

kafa karışıklığı

avni
Zihin bulanıklığından Mütevellit düşüncelerin bir nevi Hadron çarpışması yarışına girerek insanın karar vermekte ya da almakta zorlanmasına neden olan haleti ruhiye.
Psikiyatristler özellikle dikkat ederler.

another brick in the wall

avni
"Eğitime ihtiyacımız yok" diye başlayan pink Floyd efsanelerinden. Şarkının korosunda yer alan bebelerin okullarınan atılmaları yapıtın efsaneleşmesindeki ironilerden biridir.

Meraklısına sözlerinin tamamı;

We don't need no education
We don't need no thought control
No dark sarcasm in the classroom
Teachers leave them kids alone
Hey, teachers, leave them kids alone
All in all it's just another brick in the wall
All in all you're just another brick in the wall

We don't need no education
We don't need no thought control
No dark sarcasm in the classroom
Teachers leave those kids alone
Hey teachers, leave those kids alone
All in all you're just another brick in the wall
All in all you're just another brick in the wall

"Wrong, do it again! Wrong, do it again!"
"If you don't eat yer meat, you can't have any pudding
How can you have any pudding if you don't eat yer meat?"
"You, yes, you behind the bike sheds, stand still, laddy"