zengin itiraf

turuncu gemi
karnımda henüz cuma günü olduğum ameliyattan kalma 15 dikiş olduğunu unutup hayvan gibi tatlı yedim. şu an sancıdan gebermekteyim. az önce şuurumu o kadar kaybettim ki annene kızdım neden bana ameliyatlı olduğumu hatırlatmadı diye.

bu ağrıdan ölürsem mezarıma, bu vahşi ve tatlı antakyalı tatlıdan öldü yazılsın.

bulamıyasın

turuncu gemi
neşet babanın az bilinen muhteşem eseridir. bedduadır ama yani bu kadar naif bir sesle edilen bedduadan zarar gelmez. bir şans verin dinleyin derum.

ey sevgilim benden ayrı gezersen
gönlünün yarini bulamayasın
benden gayrısına gönül verirsen
kırılsın kolların saramayasın

saçların ağarsın, belin bükülsün
birer birer hep dişlerin dökülsün
gönlünde parlayan ışığın sönsün
görmeyi gözlerin, göremeyesin

bir garibim yar olarak bilmezsin
akar, gözüm yaşını silmezsin
gelip yar yarama, derman olmazsın
şu yalan dünyada gülemeyesin...

mutlu ol yeter

turuncu gemi
neden herkes bu muhteşem eseri ibrahim tatlıses şarkısı biliyor anlamak güçtür. oysa fevkalade bir piyano armonisiyle ilk söyleyen usta müslüm babadır.

armonik veya sözsel olarak hiç bir benzerliği olmasa da bu şarkı hissiyatında 2 şarkıyla çağrışım olur kanar içimde bir şeyler. neşet ertaş'ın az bilinen eseri ''bulamayasın'' vardır. o türküsünde neşet baba sevdiğine beddua eder durur. oysa içinden hiç de öyle şeyler geçmiyor gibi gelir bana.
bir de nilüfer'in ''erkekler ağlamaz, kaçırma gözlerini benden suçlu suçlu'' malumunuzdur terk edilme anında bir kadının sevdiği adamı tesellisini anlatır. burada da nilüfer sanki ''ağla orospu çocuğu ağla aq, tohumuna para mı saydım'' diye haykırmaktadır.

mutlu ol yeter şarkısında da müslüm baba içinden başka şeyler dese de dışından aşkının onuruna uygun bir lisanla konuşur.

belkide dilinden bu şarkı düşmez
dilin söylesede gönlün hissetmez
bilsen bile benim için farketmez
bir tek dileğim var mutlu ol yeter.
bunu sana yazdığımı bilmezsin
bir yabancı şarkı gibi dinlersin
benim için önce tanrı sonra sensin
bir tek dileğim var mutlu yeter.

evde kedi beslemek

turuncu gemi
iki günlük bir kedi babasıyım artık. başta kendim olmak üzere bütün hayvanları çok severim aslında. ama evde beslenmelerine her zaman karşı çıkmışımdır. evde hayvan besleme işini onların doğasına aykırı bulmaktayım. sağolsun mersin belediyesi son yıllarda benim evimden daha güzel ve konforlu kedi evleri yaptı kentin her yerine. bu tür girişimlere güç vererek sevimli dostlarımızla dayanışmamızı büyütebiliriz.
fakat dün asla kıramayacağım ortanca yeğenim elinde bir yaşındaki kedisiyle geldi. dükkanını devir etmiş orada bakıyordu bir yıldır kedisine. annesi babası evde istememiş. ver bana lan dedim elime mi yapışacak. muhtemelen yapıştı.
kap kara sevimsiz bir şey bu kedi. adı gece. ben iki gündür ''kedi'' diye sesleniyorum kendisine adını öğrendi. iki günlük kedi babası olmaktan çıkarttığım sonuç kesinlikle bizimle nefret veya sevgi ilişkileri yok. sadece kendilerine daha fazla yemek vermemiz için türlü numaralar geliştirmişler. daha önce uzun yıllar köpek de beslemiş biri olarak söyleyebilirim ki köpekler bizi severler.

bundan yıllar evvel en büyük yeğenim golden cinsi bir köpek almıştı. yine 1 hafta baktıktan sonra annesi isyan bayrağını çekti. onun için de ''ver kızım bana elime mi yapışacak'' demiştim. elime değil, kalbimin ve ciğerimin her yerine yapışmıştı. uzun bir uykuya dalalı yıllar oldu, hala etimden, tenimden çıkmadı acısı.
evde bir de kuşum var. onu da 6 yaşındaki yeğenim itelemişti. fakat hala evin en ilginç hayvanı benim. girişler biletsiz, herkesi beklerim.

şimdi kedi besleyen dostlarıma bazı sorularım var. bu hayvan bana yemek yedirmiyor. dün gece masama ve kucağıma atladı defalarca. kendisini mutfaktan çıkartıp kapıyı kapadım. sinirinden halıyı ve kapıyı tırmalıyordu. bu hal normal bir hal midir?
bir de kedi maması yemiyor bu hayvan doğru dürüst. bugün ona bim'den salam ve sosis aldım verdim. zararı olur mu bu tür yiyeceklerin?

mithat bereket

turuncu gemi
biz antakyalılar her ne kadar kendi içimizde yetenekli, iyi ve hatta muhteşem insanlar olsak da ulusal anlamda bir numaramız olmamıştır. memleketimden çıkan en ünlü iki kişi, hamdi alkan ve sadullah ergindir. ikisinden de, avusturyalıların hitler'den utandıkları kadar çok utanıyorum.

oysa mithat abi işte benim has toprağım olarak göstereceğim harika bir insandır. yaşayan en usta gazetecilerdendir. uzun zamandır çok hastaydı. sağlığına kavuşmasına çok sevindim. yakında ülkemizde tekrar sağlığına kavuşacak.

tam zamanında ve hoş geldin mithat abi.

oğuz haksever

turuncu gemi
ortaokul ve lise yıllarımın saat 17 den itibaren ntv'de özgün ve güzel tarzda haber anlatan güzel abisidir. evet biz 90 lı yıllarda ortaokul ve liseye giderken de haber izleyen çocuklardık. olaya, habere ve hatta reji'ye olan hakimiyetiyle hatırlayacağım onu hep. ve ara ara hissetirdiği entelektüel derinliği.

sonraları kendisini mehmet barlas müptezeliyle program yaparken gördüm. hayal kırıklığına uğradım. gezi olaylarındaki tavrı beni öz abimden kazzık yemişim gibi hissetirmişti.

kötüler nasıl bir formül acı şurubu geliştirdi bu yüz yılda anlayamamaktayım. kaliteyi bile paramparça edip çirkinleştiren bir şurup bu.

hokkabaz

turuncu gemi
türk sinemasının, 21. yüzyılın ilk yarısındaki yüz akı yapımıdır. cem yılmaz üzerinde 80 li ve 90 lı yılların özgün kumaşını taşıyan değerli bir anlatıcıdır benim için. o yıllardaki çocuklar pek bir içine kapanık görünürdü. fakat açıp dinleyecek decoderin şifresini kırdığınızda muhteşem bir evrenle karşılaşırdınız. yılmaz'ın bu filmdeki usta anlatımında ömer vargı'dan da öğrendiklerini atlamamak gerekir. yerel bütünselliğe şahaser kurgular ekleyip, kaybeden ama yeniden kalkan insanların öyküsüdür hokkabaz. bu şahaser film neden avrupa'nın en değerli festivallerinden eli kolu ödüllerle dönmedi uzun uzun düşündüğüm olmuştur.

yukarıda sanki film vizyona gireli iki hafta olmuş gibi övmüşüm. içimizden çıkan bir şeyi övmeye çok hasret kalmışım. malumdur ki uzun zamandır içimizden övülecek bir şey çıkmıyor.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

esdemirei
bugün gene babamın stres topuymuşum gibi muamelesine kapıldım. bu muameleye kapılmamdaki olay şu: benden köydeki eve seneye yapacağımız alışverişe orada olup da bir daha götürmeyelim de liste oluşturmamı istemişti. bunu köydeyken beraber oluşturmuştuk. kendisi kendi ifadesiyle kuralcı birisi. bir de yaptığım şeyleri beğenmeme, üzerine konma ve kendi emeği geçmiş gibi oynama yapma gibi bir hastalık var. herneyse, listeyi oluşturdum. bu da kendince geçen cumartesi (19 ekim 2019) oynamalar falan yaptı. bu akşam gelmiş bana köy dışında şehir merkezinde kalan evde bıraktığımız malzemeleri neden o listeye eklememişim gibi bir soru sordu. be gtk, kendin evde sözde yük oluyor diye bırakmışsın, köye daha götürmemişsin, liste oluşturulurken kendi eklememişsin, yapın da öyleyken ne diye böyle aptal bir soru soruyorsun? cevap verirsen yine kendini haklı çıkaracak. bir de anneme gelmiş şey diyor: bu kâğıt israf değil mi? insanı sınayacak şeyler var derler ya. benimki kesinlikle babam. sayesinde tepki gösteremiyorum. sonumuz ne olacak onu bile bilmiyorum.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

azrailin regl donemi
ben ne olduğumun ve olmadığımın bilincinde, insanların acizliğinin farkında, mutsuz tarafım ile sarılmış ve onu kabul etmiş bir biçimde bu sik gibi dünyada kendimi mutlu hissedebiliyorum.

lakin bir çoğunuz, sosyal kültürün pompaladıkları ile dolmuş beyninizle, küçük hesaplarınızla, gelip geçen ilişkilerinizle insan olmaktan çok uzakta mutlusunuz.
takındığınız maskelerinin düşmesi için biraz sarhoş yada kafanızın azıcık güzel olması yetiyor. gördüğüm en korkunç şeylersiniz.

şu hayatta herkes bir şey oldu. ben de azrailin regl donemi oldum.
onu da tam olamadım zira ben hiç o kadar sevilmedim ki başımı yerden kaldıramıyorum.
ve beni çaresi olmayan bir hastalığa yakalamış gibi sevin. sonra da serin bir sonbahar akşamında balkonda sigara içerken, yıllar geçmiş gibi unutun.

nefret ediyorum sizden. ve bunu söylemek için en uygun günü bekliyorum.

trafi

esdemirei
türkiye için konuşursak istanbul, ankara, izmir ve bursa illerine yabancı olan kişilere bu türde yayınlanan uygulamalara kıyasla yardımcı olabilecek bir platform ve platforma ait çoklu ortamlı uygulama. ancak (olmasaydı şaşıracaktınız) bu yardım konusunda kullanıcıların sunabileceği bir güzergâh sistemi olması gerekirdi. neden derseniz bazı güzergâh önerileriyle benim kendi kurcalamamla çıkardığım güzergâhla fark çıkabiliyor.

örneğin diyelim ki gaziosmanpaşa'daki avrupa konutları'ndan bahçelievler'deki sanayi caddesi'ne gitmek istediniz diyelim. burası şu ikisini öneriyor:
1- 38B (Vezneciler) > Edirnekapı Sur Dışı > 94Y (Bakırköy) > Kocatepe > 97KZ (İmam Mustafa Cami) > Molla Gurani Cami > Sanayi Caddesi'ne (Yürüyüş)
2- 38B > Şehitli > Edirnekapı Metro İstasyonuna Yürüyüş > 34G (Beylikdüzü)/34AS (Söğütlüçeşme) > Yenibosna > Kuleli Otobüs Durağına Yürüyüş > 73F (Florya) > Kültür Üniversitesi > 36AY (Arnavutköy) > Yenibosna Köyaltı > Sanayi Caddesine Yürüyüş

bu üsttekiler hem fiziksel hem zihinsel zaman kaybı. bunun yerine şu çıkardığım güzergâhı önerebilirdi, öneremese bile kullanıcılardan isteyebilirdi:
1- 88A (Yenikapı) > Edirnekapı Kaleboyu > 31E (Yenibosna Kuyumcukent) > Altınyıldız İlköğretim Okulu

kadın

azrailin regl donemi
anne olabilmesi sayesinde kutsallığı haricinde erkeğe kıyasla olabildiğine yüzeysel, pragmatist, ayrıntıdaki mükemmeliğe değil de yüzeysellikteki yanıltıcı karizmaya aldanan; işe yaramaz şeylerin peşinden koşan zayıf olduğu yetmezmiş gibi bir de suçlu olsa bile haklı çıkmayı başarabilen, pozitif ayrımcılığın esas alınan ham maddesi, iğrençliğin mihenk taşı, ürkekliği ve noksanlığıyla birlikte kusursuzluğun yerle yeksanlığıdır. (anlayamazsınız çünkü henüz o derece gelişemediniz)

aşık olmak kadar aşık olunmayı da dibine kadar hak etsin benim sevdiğim insan istedim. lanet olsun bu kusursuzluğu aklıma ve kalbime yerleştirenlere. demek kendini sıkarak bana iyi oldu. sonra yanardağ gibi patladı kül oldu. defo defo defo. her yanında defolar. artık görebiliyorum çok şükür. birine dokunmadan, sarılmadan, öpmeden onu sev de yıllarca göreyim hadi! yapamazsın. sözümona sen enayi değilsin. vaktin ve yüzün kıymetli değil mi? bence susun ve kendinize benzettiğiniz kolayda adamlarla gömülün yerin dibine. onları hak ediyorsunuz. duygularınızın ve zihninizin dibi bomboş.

ne aşkı ne sevgisi? olur da bir kadına acıyacak olursam kurşunlara boğun beni.

sen çok iyi bir insansın

azrailin regl donemi
yukarıdaki klişeleri tekrarlamayacağım.. özetle; hesap veren, paylaşan, hayatından kesitler anlatan, kazanova tarzında yaklaşmayan insan kaybeder! siz bir hiçsiniz amk!

bütün bunların aksini yapan insan karizmatik, karakterli, üstün bir yaratıkmış gibi görünür karşı tarafa. özellikle de kadınlara. bunun sırrını çözdüğüm an sanırım kendi adıma insan hakkında çözüme kavuşmamış son ve en esrarengiz şeyi de öğrenmiş olacağım.

o yüzden back in black amk!

abandoned toys

hak yeme hell yeah
Dünya'nın tartışmasız ennn başarılı dark ambient grubu. Ulan bir insan nasıl aklın karanlık dehlizlerine bu kadar net girebilir. Nasıl bu kadar genel hisler üzerine sanat icra eder.

Yeni albüm çıkarıyorlarmış. Jiletlerim, mumlarım falan hep hazır.