ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz

indolentexistence
ahali bu safsatadır. şimdi mesela ben bir üniversiteye gidiyorum. okuldan hocalardan memnun değilim. daha iyi gidebileceğim kentte bir üniversite de yok. ikileme sürüklemiyim şimdi. toparlayım. bu üniversiteye o zaman niye gidiyorsun sorusuyla karşılaşıyorum. ben üniversiteye gitmek zorunda olmam, onu eleştirmeyeceğim anlamına gelmeez. senin yaptıklarınla söylediklerin birbirini tutmuyor demeye getiriliyor yani.

söylem her zaman idealize edilmiş ütopik bir tümcedir. realite ideal ortamdan sıyrılmış ve çeşitli çatışmalarla, engellerle bezenmiş bir jungle. dolayısıyla ideal olanı tasarlayabilirim. dilsel olarak ifade edebilirim. dil de hayatın tamamını kavrayabilecek yüksek kapasiteli bir sistem olmadığından hem ütopik kalır hem de kavramla varlık arasındaki gerginlik yüzünden tam temsil edemez.bu yüzden yaşadığım ve söylediğim her zaman birbirinden farklı gerçekleşir. O zaman şuna mı geliyoruz? Wittgeinstein a mı geldik. Dil felsefesiyle bir bağlantı oluşuyor. Ne diyor hazretleri 'aslında hiçbir şey söyleyemeyiz' konuşulamayan hakkında susmalı. ben burda gezinmeyip sevgili dostum sartre'ye geçeyim.

Sartre varlık ve hiçlik de varlığı üçe ayırır. şimdi ben ilk ikisiyle ilgileneyim. kendinde varlık (olmayan fransızcamla ansuva) kendi için varlık (pursuva) (fr.'dan özürdilerim) bir de başkaları için varlık var işte üçüncüsü.

kendinde varlık: varlığını dıştan gelebilecek herhangi bir etki olmadığı sürece sonsuza dek koruyan ve tamamlanmış bir projedir. ne'lik korunur. burada öz'ü es geçiyorum. sartrecığımın felsefesi özü dışlıyor. var oluş özü önceler diye bir tanımlaması var. (existentialism) yani sen kendini yapıyorsun. doğdun var oldun sonra kendini oluşturuyosun. özetle, insan kendini yapar! diyor.

kendi için varlık: zorunlu olarak bilinçleberaber ortaya çıkabilir. çünkü dostuma göre varlık vardır. yokluk yoktur. bir şey varsa vardır. hussel'i de analım. yani biz onu fenomenolojik olarak biliriz. bilinç işin içine girince , bilinç transparan bir şeydir. yani normalde yok gibidir. bir şeyin dolayımında ortaya çıkar. dil gibi. husserl der ki, bilinç her zaman bir şeyin bilincidir. dostum da buradan yola çıkıyor. bu, şu demek: diyelim ki , kitaba bakıyorum. bilincim kitaba yöneliyo işte o transparan şey içine kitabı dıştan alıyor ve dostum şöyle der: 'her zaman bilinçte bir yokluk vardır' kitabı hiçler sonra benim onun üzerine yazacağım yazılımı ortaya koymamı sağlar. böylece kendi için varlık, dışarıyı bilinci aracılığıyla yok eder sonra onun üzerine bir yazılım yapar. yok etmek için her zaman o nesneye yönelmesi gerekir. (sanırım burada da siz okuyucuları kaybettim :)))) şimdi düzeliyo, arkadaşlar lütfen bırakmayın!!:) bu varlık tamamlanmamıştır, bu yüzden yeni olasılıklara gebedir. şimdi geldim:) ben dilsel olarak bir şey ifade ettiğimde onu tamamlanmış bir proje olarak dışarı atarım ama kendim tamamlanmamış bir projeyim. Yani ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz cümlesi geleceğime şerh koyamaaz.

(bkz:bilinç) (bkz:isyan) (bkz:indolentexistence) (bkz:de evolution)