ayrılık

avni
Ayrılık ne biliyor musun?

Ne araya yolların girmesi,
Ne kapanan kapılar,

Ne yıldız kayması gecede,
Ne ceplerde tren tarifesi,
Ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,

Duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.

şükrü erbaş
avni
şiirlerde saklıdır sızısı.

GİDERKEN
Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur.

Sunay AKIN Giderken
ontolojik sancilarimin merhemi
Hüzne yakın. Acaba gerçekten var mı şöyle, aynı anda hem ağlayan hem gülen iki insanın dudak dudağa, Shakespeare'in Ayrılık sonesini birlikte okuyarak ayrıldığı ve bir daha da birbirlerinden haber almadığı durumlar..
ontolojik sancilarimin merhemi
"Ayrılıkların bir rengi vardır, susuşların
Bekleyişlerin, yalnızlıkların da öyle
Şehrin görüntüsü unutmanın rengine benzer
İstasyonlarsa özleme dönüktür nedense
Ve bir köşesinde mutlaka taşra kokusu
Kokunun rengi nasıl yayılır bilirsin
Güllerden, fesleğenlerden ve acılardan.."
kozmos
“Sevdaya dahil” diyorlar.
Ne tür bir “sevda” kavramı etrafında toplanıp böyle bir cümle düşünülmüş, başka bir konu.

Ama sikerler, o sevdayı o sevgiyi rulo yapar adamın götüne sokarlar. Acımadı kiii diye dolansan da boş.

Akıllanma vakti güzel kardeşim, akıllanma vakti.
nalbantyani bezirgan
Nazım ne iyi demiş.
yitirdim seni ansızın Mayakovski Alanı'nda yitirdim ansızın seni oysa
ansızın değil çünkü önce yitirdim avucumda elinin sıcaklığını senin
sonra elinin yumuşak ağırlığını yitirdim avucumda sonra elini
ve ayrılık parmaklarımızın birbirine ilk değişinde başlamıştı çoktan
ama yine de ansızın yitirdim seni

Sevgili sözlükçüler,
eski eşim ile gün itibariyle ayrılmış bulunuyoruz.
Ayvalıktaki yazlık ve Etilerdeki stüdyo daire ile bilikte 2 yılımı da aldı mahkeme kararıyla.
turuncu gemi
bir süredir evde amatör olarak solucan deliği yapıyorum. cern bu işe benden 2-3 yıl önce başladı. ha bir de yaklaşık 300 milyar dolar gibi bir bütçeyle başladı ama olsun. neden zaman makinası yapmaya çalışmadığımı soranlara söyleyeyim. zaman makinası demode birşey. şöyle de bir paradoks içerir. zaman makinasıyla şimdinin geçmişine gidemezssin. ancak icat ettiğin an'ın geleceğine ve geçmişine gidebilirsin. yani son vidayı taktıktan sonra, ''gelmişini geçmişini sikeim böyle işin'' demek istemiyorum. tabii ki, uzayda bizden başka medeniyetler zaman makinasını bizden önce icat etmişlerse şimdinin geçmişine gitmek mümkündür. ama ibinalar kesin şifre koymuşlardır, bu yaştan sonra uzaylı götü yalamak bize yakışmaz. hem zaman makinasıyla paralel evrenler arası yolculuk da yapılmaz.