babalar günü

bonnie
haziran ayının 3. pazar günü kutlanan gün. sanıyorum.

-acı simit-

çocuk öyle bir ağlıyordu ki gözyaşları sıra takip etmek istemeden, sağanak şekilde, damlaları yanaklarında birbirini dövercesine ağlıyordu. o ağlarken, çevresinde bulunanlardan bir kısmı ona bakıyor, bir kısmı da başı önde sessizce bekliyordu. Ona bakanlardan bazıları ağlarken bazıları da acınası gözlerle bakıyorlardı suratına. -Bu gözlerle bakışı bir daha hangi durumda ve hangi koşulda olursa olsun nerede olsa tanıyacaktı. -

Ve nihayet biri dayanamadı buna. Çocuğu omzuna aldı. İşte şimdi gördü onu. Ordaydı işte. Bir kutunun içinde uyuyordu sadece. Kutu onun boyunda ve sanki çok dardı. Bu kadar gürültünün içinde nasıl uyuyordu ki? Yüzü ne kadar da beyazdı. Bunca kalabalığa anlam veremiyor, gürültünün içinde neler olduğunu çözemiyordu.

Sonra biri geldi onu sıktı ve “baban öldü baban öldü” dedi ağlayarak. Bebeğinin kolu çıktığında ve bir daha takamadıklarında çok ağlamıştı. Kardeşi olduğunda ve herkes onu severken çok ağlamıştı. Annesinin pazardan ona aldığı civcivi bir sabah kanatlarında siyah benekli olarak bulduğunda çok ağlamıştı. -Bazı zamanları ve bazı olanları geri almak mümkün değildi.-

Bu ölüm kötü bir şey olmalıydı ki herkes ağlıyor ve bağırıyordu.

Kalabalıktan biri bir simit tutuşturdu eline. Ne zamandır karnı açtı. Simitten bir parça attı ağzına. Hem ağlıyor hem yiyordu. Yemek istemiyordu o an. ama karnının açlığı ona ye diyordu ısrarla. Sonrasını çocuk hiç hatırlamadı. Babasına neler olduğunu görmedi. -Hayat devam ediyordu.-

Çocukluk döneminde sorduklarında ukalaca ve çok bilmiş bir ifade takınarak, aile büyüklerinin ona öğrettiği gibi “babam vefat etti “ dedi her sorana.

Uzun eğitim hayatında öğretmenlerinin “kendini ve aileni tanıt” cümlesini, küçük bir şehirde kendisine sorulan “baban kim, kimlerdensin” sorusunu ve resmi makamların “ölü” ifadesini duymazdan, görmezden, anlamamazlıktan gelmek, hiç yaşamamak istedi.

Hayata başlarken bu hayatta yol almak diye bir şey varsa eğer, babasını yitirmiş çocuklar o yolun uzun bir bölümünü aşmıştır. Ellerinde şekerler, balonlar, uçurtmalar, oyuncaklar ve hatta simitler olsa bile. Çünkü bu toplumda o kadar çok bunu kullanmak, yüzüne vurmak, ısrarla acıma duygusuyla eşleştirmek isteyenler varken.

Babasını kaybetmiş, onlar için babası yaşayan ölü ve ölü olanlara yazılmıştır.
“bazı şeyleri bir çırpıda silemezsin, çırpınarak silersin”
buna sebep olanlardan biri olmayın.
blackandwhitememories
Ne hediye alsam diye düşünürken ya t-shirt ya gömlek ya da saat gibi standart hediyelerle sonuçlanan gündür. Yani arkadaşlara olsa bi kilo kıyma al ver gitsin, köfte yapar yeriz ama baba olunca işte şişme bebek alacak hâlimiz yok ya.
keskin nisanci
UNUTMAYIN Kİ;
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur...
Ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz, işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz.
Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde.
Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.
Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz, sizin de gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.
Babanız öldüğünde büyüyorsunuz..
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız, takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz, korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen, sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...
Büyüyorsunuz o zaman işte.
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur.

dipnot: yazının kaynağı ile ilgili net bir bilgi yok, nette dolaşan bir yazı kaynağı bilen varsa söylesin eklerim.
alanguva
Sırf bu ve benzeri başlıklardan dolayı iki gün sözlüğe girmeyeceğim. Televizyon izlemeyeceğim.

Babası olanlar için "kutlu olsun."

keskin nisanci
başta canım babam olmak üzere tüm babaların, babalar günü kutlu olsun. babanızın gölgesi eksilmesin üzerinden. babaları ahiret'e intikal etmiş arkadaşlara da yaradan sabır versin.
bonnie
gerçekten evlatlarını düşünen, onları çok seven anne ve babayla birlikte büyümek bir çocuk için çok değerli olmalı.

şu an dünyada ve ülkemizde öksüz, yetim olarak büyüyen o kadar çok çocuk var ki. her ikisine ve onların sevgisine sahip olarak büyümüş çocuklar çok şanslı.

evlatlarını koruyan, kollayan, sevgiyle büyüten aramızda olan tüm babaların günü kutlu olsun.

aramız da olmayanları da sevgi ve özlemle anıyoruz. ben öyle yapıyorum. umarım ona ölmüş olsa bile hayırlı bir evlat olmuşumdur.

azrailin regl donemi
baba olmasam da içimi burkan gündür. babam da hayatta halbuki. nedir bu hal?

babalar "haberim yokmuş gibi davranayım" havalarında olsalar da onlar bu günde çok özel hissediyorlar. baba olmak başka bir şey. baba olmak istesen de dışa yansıtamayacağın acıma ve şefkat hissi ile evladına içten içe sevgi duymaktır. markette veya pazarda evladı bir şey istediğinde gönülden alan, alamadığında ise içi burkulan aile reisidir. eşini ve çocuklarını bir arada sevgi dolu görünce dünyaları verseniz de o kareyi değişmeyecek bir mutluluk yaşayan koca yürektir. üzüldüğünde istemsizce sizin de üzüldüğünüz, güçsüz bir vaziyete düştüğünde kahrolduğunuz.. onu kral konumuna getirip gururlandırma ve gururlanma arzusuyla yanıp tutuştuğunuz hayatınızdaki en önemli adamdır. babalar kraldır lan!

buradaki dostlarımın vefat etmiş o "koca yürek"lerinin de ellerinden öpüyorum. ve rahmet diliyorum.

bütün babalara selam olsun.. iyi ki varsınız güzel insanlar.

kavgalı olsanız bile yapın.. şimdi gidin ve güzel bir hediye alın lan! çok istediği ne ise onu ona alın. sevindirin lan o adamı. böylesine mutlu olmayı hayatınızdaki başka hangi adam hak ediyor ki?
fiorabella
babam bir banka memuru idi. işinden evine evinden işine bir adam. rahmetli annemle el ele verip bizim için en iyisini yapmaya çalışırlardı.
10-11 yaşlarındayken "baba sana dünyanın en güzel hediyesini almak istiyorum dünyanın en güzel şeyi ney?" diye sormuştum. "kalp"dedi babam" yürek sevgi" dedi. ben de o zaman anlamadım tabi. gittim babama beyaz, üzerinde kocaman kırmızı kalp resmi olan tişört aldım* babalar gününde hediye paketi yapıp verdim. babam açtı hediyesini güldü sarıldı. gönlüm olsun diye giydi evde. annem abimler gülmeye başladı ki babam çok otoriterdir. öyle bir giysiyi kafasına silah dayasan giymez.
sonra oturdu saatlerce kalbin, sevginin ne demek olduğunu anlattı. ergenlik dönemimde bu konuyu tekrar konuştuk.
"baba ya insanlar kötü" dedim. "olabilir kızım kötü yönleri fazla diye tüm insanları aynı değerlendirme sen iyi olmaya çalış kendine iyiyi örnek almalısın ki kötüyle mücadele etmeye gücün olsun"
"kalp bu muydu baba" dedim "evet tam olarak buydu" dedi.
o kalpli tişörtü rahmetli annem çok istediği halde toz bezi yapamadı. 16 yıldır halen babamın dolabında durur.

babam rahmetli annemden sonra rahatsızlandı. 4. evre kanser hastası. gözünün içine bakıyorum. beni bırakıp gitme diye sessiz çığlıklar atıyorum. abime soruyorum bazen "abi bizi bırakmaz di mi? diye. ama biliyorum bırakmayacak beni.
güçlüdür o. ben gücümü ondan alıyorum. gitme baba.

hayat güzeldir filminde de dediği gibi
babalar çocukları için her şeyi yapar" yap baba benim için hayata tutun baba. bırakma elimi olur mu?
tüm babaların ve baba adaylarının babalar günü kutlu olsun. ebediyete intikal eden tüm babalar sizin de ruhunuz şad olsun.