bir ayrılık bir yoksulluk

keskin nisanci
bir karacaoğlan şiiri.

Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
fiorabella
karacaoğlan'ın gurbeti, ayrılığı ve ölümün hüznünü anlattığı şiiri. şiir 1970'li yıllarda neşet ertaş tarafından bestelenmiştir ersen ve dadaşlar tarafından bestelenmiştir. bir şiir notalarda ancak bu kadar hayat bulabilirdi.
bonnie
çaresizliği anımsatan, insanın başına bu dünyada gelebilecek en kötü üçlüden ikisidir; ayrılık, ve yoksulluk ki burada yoksuzluk olarak geçer. diğeri ise ölümdür elbette. ayrılık ve yoksulluk yaşarken süründürür insanı, ölmüşten beter eder. ölüm ise kişi için bazen kurtuluş olsa da ardındakiler için gözden ve gönülden akan bitmeyen yaştır. en ümitsizi de budur. insan ne oldum dememeli ne olacağım demeli ve hayatın bu acı üçlüsü kişiden sanki çok uzakmış gibi duran oysa bu dünyada her an eli ensemizde olandır. neşet ertaş bambaşkadır hepimiz için. farklı yorumlarını da dinleyip efkarlanmak isteyenler için ;

bu rubato'dan



bu ismail tunçbilek' ten