the lighthouse

ruzgara karsi iseyen adam
Yönetmenliğini Robert Eggers'in yaptığı gerilim filmi. Hikaye 20.yüzyılın başlarında, küçük bir kayalıkta yaşayan iki deniz feneri görevlisinin hayatlarına odaklanıyor. Başrollerde alacakaranlık serilerinin parlak vampiri Robert Pattinson ve her ne kadar oyunculugunu kanıtlamış olsa da, daha çok b sınıfı aksiyon filmleri ile hatırlanan Willem Dafoe yer alıyor.

Eski bir denizci olan Thomas Wake, uzak ve küçük bir adada deniz feneri bekçiliği yapmaktadır. Bir gün Thomas'ın yanına Ephraim Winslow adında genç bir yardımcı gönderilir. thomas'ın, ephraim üzerinde baskı kurmaya çalışması ile birlikte karakterler arasında yaşanan çatışma, adadaki gizemli olayların da etkisiyle büyür. karakterlerin bilinçaltında yatan korkuların gün yüzüne çıkması ve insan ruhunun karanlık tarafa olan yakınlaşması ile işler iyice karışır. Sonrasında, mitolojik göndermeler ve türlü imgeler ile deliliğe giden yolu ibretle izleriz.

The lighthouse günümüz sinema anlayışının aksine çok farklı bir deneyim sunuyor. Yönetmen bilinçli olarak eski model ekipmanlar kullanmış, filmi de siyah beyaz çekmiş ki zaten izlerken her anlamda 1940'larda çekilen bir film izlenimine kapılıyorsunuz.

Film sinematografi anlamında çok başarılı. Bazı sahneleri fotoğraf karesi kıvamında, siyah beyaz dengesi çok iyi ayarlanmış. Özellikle karakterlerin birbirlerine karşılıklı olarak "what, what, what?" diye çıkıştıkları bir sahne var ki, bernie wrightson çizgi romanlarından çıkmış bir kare gibi.

Neyse efendim yine çok uzattım! The lighthouse, izleyenler tarafından ya çok sevilecek ya da "ne biçim film lan bu!" denilerek yarıda kapatılabilecek bir film. Sinemanın ilk dönem filmlerine karşı ilginiz varsa, David Lynch ya da Kubrick gibi yönetmenlerin filmleri ilginizi çekiyorsa, Edgar Allan Poe ya da Lovecraft'ın öykülerini okuyor ve mitolojiye merakınız varsa tavsiye ederim. Aksi halde izlenmese de olur!

ankara üniversitesi

peho
öğrencisiyle iletişim konusunda daha katedecek çok yolu olan üniversitemdir.

o değil de eczacılık fakültesindeki dans gösterisini mesaj atıyorsun da ilber ortaylı'nın konferansını neden kimseye haber vermiyorsun sayın ankara üniversitesi? latin halklarının danslarından daha mı az önemli ilber ortaylı'nın fakülteye gelişi?

gereksiz bir bilgi ver

peho
''apandis'' organın bizzat adıdır.
''apandisit'' ise bu organın iltihaplanmış hâline verilen isimdir.

yani neden işimize yarasın bu bilgi, nerede yarasın, hadi bilgiyi geçtim zaten bu apandis ne işimize yarıyor ki bilgisi işimize yarasın. başlık-entry uyumu işte.

trans kadının belediyede şoför olarak göreve başlaması

miyesmikcih
chp eski milletvekili adayı trans kadın niler albayrak avcılar belediyesinde şoför olarak göreve başlamış.
bilindiği üzere avcılar belediyesini chp kazanmıştı. cumhuriyet tarihinde bir ilk olduğu söyleniyor.
aklıma bizim chp üyesi gökkuşağı başkanı sevgili trans birey öykü özen geliyor. az buz mücadele vermemişti öykü.
artık bazı tabular yıkılmalı.
bülent ersoy vb translar ünlüyüm diye televizyonları işgal ediyorsa, bırakın emekçi transalar da çalışarak hizmet etsinler.
başkan turan hançerli'ye bravo diyoruz.

triple crown

diko
bizdeki muadili şöyle;
3 ve yukarı yaşlı ingiliz atları için ; erkek ya da dişi tay deneme koşularından herhangi biri, gazi veya kısrak koşularından biri ve ankara koşusu
4 yaşlı arap atları için ise; tbmm koşusu, niğbolu koşusu ve veliefendi koşusu.

yukarıda saydığım koşuların üçünü de kazanan at triple crown yapmış sayılıyor ve sahibine ekstradan para kazandırmış oluyor.
yakın tarihimizde bu başarıya ulaşan 2 tay var. biri efsanevi ingiliz atı rahmetli bold pilot diğeri ise özellikle yalçın akağaçla başarılı koşular çıkartmış grand ekinoks isimli tay.

laz kit

miyesmikcih
birgün gazetesinin haberine göre 28 kişinin oynadığı "laz kit" filmini 27 kişi izlemiş ve 454 ₺ hasılat yapmış.
tam aziz nesin'lik hikaye.
lan utanmazlar bari kendi oynadığınız, yönettiğiniz, ışıkçılığını, taşımacılığını, kateringciliğini yaptığınız filmi izleseydiniz.
fotoğraflarında izlediğim kadarıyla tuğba özay da oynuyor.
film sektörü bitmiş dedirtiyor insana. yapmayın ulan kendinizin dahi izlemediği ütfen püften filmleri duyuşlar.

kura ile hacca gitmek

miyesmikcih
acaba başka islam ülkelerinde kura var mıdır? diye düşünmeden edemiyorum.
kura veya kurra bir nevi kumar, şans oyunu.
böyle kura ile unvanlar dağıtıldığı sürece iktidar hiç değişmez, en az yüz (rakamla 100) yıl sürer gider.

laz kit

ruzgara karsi iseyen adam
Çok kişi bile izlemiş! Laz kit'in az izlenmesi, Recep ivedik'in gişe rekorları kırdığı, the lighthouse gibi bir filmin vizyona bile giremediği bir ülke adına olumlu bir gelişmedir. Belki bu başarısızlık bazılarına ibret olur da azalarak biter bu tarz filmler!

sinan aygün

diko
bazı tipler vardır yüzüne bakınca anlarsın ne menen bi adam olduğunu. bu da onlardan biriç hiç güven telkin etmeyen bir tip. yüzünden anlaşılıyor işgüzarlığı, iki yüzlülüğü.

kudret şandra

miyesmikcih
türk sinema ve sahnelerinin ilk şantörü ,artist ,sonradan cinci hoca lakabiyla gazetelerde dini sohbetler yapan kudret şandra 10 ocak 2020 cuma günü befat etmiş, aynı gün kurtköy camiinden kaldirilmistir.
kesinlikle benim diyen dansözden daha iyi dans ediyordu. zaten ünlülerin dans hocası diye nam salmıştı.
yattığı yerde dinlensin.

poşet zammı

miyesmikcih
2019 yılında paralı hale gelen poşete 2020 yılının ilk günü 5 krş'luk zamla 30 krş'a çıkarıldı. yıl içinde ekmekle aynı fiyata çıkarsa hiç şaşırmayacağız.
ben bu poşet işinde hangi yandaş sanayicinin parmağı olduğunu çok merak ediyorum. bunun altında mutlaka yandaş birileri vardır, yumurta işinde unakıtan'ı gördükten sonra poşette üçkağıda hiç şaşırmam.
bütün market ürünleri plastik ve naylonlarla ambalaj olurken poşete neyin parası.

puslu kıtalar atlası

ruzgara karsi iseyen adam
ihsan oktay anar'ın tarihi, fantastik romanı. Burada romandan ziyade ilban ertem tarafından çizilen, iletişim yayınları tarafından basılan çizgi roman uyarlamasından bahsetmek istiyorum.

ilban ertem yıllar öncesinin meşhur gırgır çizerlerinden. Yıllarca karikatür dergilerinde yüzlerce sayfa çizmiş, onlarca karakter yaratmış. Oguz aral'ı bir kenara ayırırsak, bülent arabacıoğlu ile birlikte uzun süre derginin lokomotifi olmuşlar. Neyse efendim, aradan yıllar geçmiş ve bir gün nasıl olduysa ihsan oktay anar'ın meşhur romanı puslu kıtalar atlası'nı çizmeyi aklına koymuş. Ve belki de türkiye'de hiç bir çizerin gösteremeyeceği bir sabırla, beş yıllık bir emekle puslu kıtalar atlası'nı yeniden ele almış.

Kolay değil, her bir karesi nakış gibi ince ince işlenmiş 320 sayfadan oluşan bir eser var karşımızda. Her bir sayfayı, her bir kareyi Öyle güzel çizmiş ve renklendirmiş ki insan sayfalara gömülüyor, ortaya konulan ustalığı hayranlıkla inceliyor. Kendinizi istanbul'un daracık sokaklarında, yeniçerilerin gölgesinde, doğa üstü olaylarla bezeli bir gizemi çözmeye çalışırken buluyorsunuz.

ilban ertem' in bu eseri türkiye çizgi romancılığı özelinde dönüm noktası olabilir. Ülkemizde karikatür ve çizgi romanın her ne kadar kendine has tarzı ve bir kalitesi olsa da; Haftalık, aylık dergi ya da gazete derlemelerinden oluşan ciltler dışında albüm, kitap ya da cilt kültürü gelişmiş durumda değil. Bu noktada tüm ihtişamı ile puslu kıtalar atlası önemli bir yerde duruyor. Ardından gelebilecek büyük projelere cesaret veriyor.

Kitaba dair küçük bir tanıtım videosunu bırakıp, kaçayım.

ankara üniversitesi

avni
Cumhuriyetin ilk üniversitesi.
siyasal bilgiler fakültesiyle, ziraat fakültesiyle, veterinerlik fakültesiyle, dil tarih-coğrafya fakültesiyle kendinden sonra kurulan pek çok fakültenin, üniversitenin altyapısına yardımcı olmuştur.
Bu aralar yeniden açılan sözlüğü ile sosyal mecraya yeniden merhaba demiştir.

rahşan ecevit

miyesmikcih
dsp genel başkanı bülent ecevit'in eşi, dsp genel başkanı, ressam yazar siyaset kadını rahşan ecevit bugün aramızdan ayrılmış.
son selanikliler de gidiyor, biz çocuk ve torunlar izlerinden ne kadar gidebiliyoruz tartışılır.
kendini bilmezler onun hümanist yanını "rahşan affı" diye eleştirerek hafife alırlar. oysa darbeler sonrası zindanlar devrimci tutsaklarla doluydu. ve dahi kader mahkumlarıyla.
biz genel başkanla akarsudaki aksaraydaki parti genel merkezinde tanıştık. basamağın şişli ilçe başkanıydı, ben sendikal örgütlenme için orada bulunuyordum. seyfettin gürsel ve asaf savaş akad hocaların bulunduğu güzel ortam da.
rahşan hanım tam bir örgütçüydü.
ruhun şad olsun sayın genel başkan.