zengin sözlük

hak yeme hell yeah
Hâlâ buralara bakıyorsunuz biliyorum. Yazmadığınız halde.

Bu yazı buranın kemik kadrosu olan 1. Nesle bir çağrıdır. Yuvaya dönün. Kırgınlıkları bir kenara bırakın, öpüşün ve barışın. Gelin şurada adam gibi yazın.

Kış yaklaşıyor. Dünyanın en asosyal varlıkları olan bizler için kış demek sözlük demektir. Sözlük ise zengin sözlüktür. Zamanında ne olduysa oldu. Yeniden doluşma vakti geldi.

Bu sözlüğün kemik kadrosu yemin ederim ki başka yerde yoktur. İlk açıldığı günü bilirim ki şampiyonlar ligi gibi kadrosu vardı.

Haydi şampiyonlar. Göreve.

hafta sonu boşluğu

kombiwankenobi
yapılabilecek her şeyi yaptıktan sonraki gelen rehavet durumu. sabah sıcak ekmek ile yapılan açık havada kahvaltıdan sonra biraz yorulduk. eve vardım. dünden beri başına uğrayamadığım bilgisayarım ile hal hatır şarkı, türkü derken papatya çayım için suyumun kaynamasını bekliyorum. öyle bir boşluk doldu ki içime sanki her şey tamam bir eksik var. yıldım.

zengin sözlük yazarlarının karalama defteri

kombiwankenobi
Ne annemden ne de babamdan hiçbir zaman abartılı bir sevgi görmedim. Hiçbir zaman öyle durup dururken sarılmalar, güzel sıfatlar duymadım. Suçlamadım da neden böyle diye neden diğer aileler gibi bir ilişkimiz yok. Çünkü onlarda öyle görmüşler. Mesela babamdan hiç duymadım ben doğum günümü kutladığını. Sırf biz onunkini de kutlamayalım diye doğum tarihini kabul etmez, gerçek tarihini de bizden saklar. Annemden çok babam daha duygusaldır, cömerttir, eli açıktır, elinden çıkan para ailesine gidiyorsa asla acımaz, aileye her şeyden çok önem verir. Bende oldukça babacı biriyim. Onun bir iç dökmesine, gözlerinin dolmasına tüm savunmalarım iner, ellerim titrer, tutunamam. O an ne gelirse gelsin ben yıkılırım. Bir o kadar da serttir. Benim de sertliğim belki de biraz babam yüzünden. Şu ana kadar onu kötü hissettirecek hiçbir şey yapmadım. Şu okula gidersen iyi olur dedi gittim. Lisede şu alanı seçersen iyi olur dedi seçtim. Şuraya gitme dedi gitmedim. Arkadaşlarımı hiç sevmez. Hep ailenden başka hiç kimseye güvenme der. Belki de benim güvensizliğim yine babam yüzünden. Bir tek arkadaşlarıma karıştırmam babamı. Nedense birçok zaman o konuda da haklı çıktı. Sadece bir kötü huyu, ön yargıdır. Onu da şu aralar kırma aşamasında. Hiç yüzüne söylemedim ama yazarken bile gözlerimi doldurtuyor, çok seviyorum onu. Ben de çok seviliyorum herkes tarafından. Ailemden kimseyi kırmam herkesin dediğini bir şekilde yapmaya çalışırım. Sevgisiz büyümedim ailem oldukça kalabalık ve hep sevgi gösterdiler. Ama bende babamdan bana kalan bir sertlik var. Sevdiğim kişilere tam olarak direkt onları sevdiğimi söyleyemem. Davranışlarımla da belli edemem. Daha çok onlara yardım ederim elimden geldiğince. Yalnız kalırım sarılırım. Sürekli düşünürüm. Kıyafet alacağım zaman beğendiğim bir şeyi bu ona çok yakışır diye alırım. Ama bunu bir şeyler satın alarak onların sevgisini kazanacağım gibi saçma bir şey doğurmasın. Yeri gelir onlar bana maddi değil manevi bir şey hediye ederler havalara uçarım. Bir şiir gönderirler, bir şarkı gönderirler "bak bu şarkı seni hatırlattı"; diye ne kadar sevip sevmesem de ben o şarkıya aşık olurum.
İçimde sonsuz bir vefa var. Kocaman bir kazanın içinde kaynıyor sanki hiç bitmeyecek. Ve ben bu hayatta olduğum sürece o vefa çevremdekilere hediye edilecek. Ben dünyaya bu yüzden gelmişim. Benim görevim bu. Elimde, avucumda ne varsa sevdiklerime vermek. Ama o bir yanımı susturamıyorum. O güvensizliği durduramıyorum. Kim olursa olsun ister beş yıllık arkadaşım ister on-beş yıllık arkadaşım. Bırak git diyor içimde bir şey. Hiçbiri hiçbir şeyi hak etmiyor, senin kadar düşünmüyor, seni salak yerine koyuyor farkında değil misin? Uğraşma, bırak git. Herkes ihtiyaç halinde arıyor, canı sıkıldığında soruyor. Ben buna hiç inanmak istemiyorum ama bir yandan da gözlerim görüyor gerçeği.
Keşke biraz salak olsaydım biraz bir şeyleri görmeseydim. Tüm yakın arkadaşlarım tüm ailemden dediğim insanları birbirinden asla ayırmam bence büyük haksızlıktır bu. Onların bana yaptığı sevindirici şeyleri de tüm arkadaşlarım yapmış gibi hissederim yine onların beni üzmesini de. Her yapılan, arkamdan çevrilen gizli iş karşıma çıkmasaydı, öğrenmeseydim. Öyle bir şans ki öyle bir aklım var ki hiçbir şey gözümden kaçmıyor. Keşke kaçsaydı. Bu yüzden hep bir vazgeçiş tutuyorum içimde bir bomba gibi. Okul hayatımın son yılındayım. Seneye artık zamanımın çoğunu bir iş ile meşgul edeceğim. Aklımda o zaman kaçmak var. O zaman herkesten her şeyden kaçmak. Kimseye zaman ayırmamak en azından beş yıl kadar bir süre ot gibi yaşamak. Para pul gibi şeyler şu ana kadar hep en sondadır. Gözüm hiçbir şeyde yoktur. Dışlamak istiyorum kendimi her şeyden. Paradan bile. Hak etmiyorum çünkü kimseyi, her şeyi. Yok öyle değil diyenler bile artık öyle samimiyetsiz geliyor ki. O kadar midem bulanıyor ki. Gidip kaçacağım her şeyden. İlla yine birileriyle tanışacağım ama yeni insanlar olacak illa ki oturup bir şeyler yiyeceğim onlarla, bir şeyler içeceğim, paylaşacağım ama asla öncekiler gibi bu kadar kalbime almayacağım. İlk bir yıl üzüleceğim farkındayım. Ama böyle sürekli üzülüyorum. Tüm o yalanları, gizli işleri duydukça gördükçe inanın ki etimden et kopuyor sanki. Bunlar gerçekten büyük şeyler değil sadece birikmiş ufak detaylar. Davranışlarım, sözlerim dışarıya ne gösteriyor bilmiyorum ama ben çok duygusalım çok gereksiz duygusalım. Bu sözlerimin dışında sevdiklerim için ölürüm. Bu çok basit geliyor belki kim ne yapar bilmiyorum ama ben ölürüm. Bana babamdan mirastır bu sertlik bu duygusallık bu değer. Büyük konuşmayayım yine de belki bu kaçmak seneye olmasa bile hayatımın bir döneminde olacak. O yüzden çoğu yakınıma "bana güvenmeyin çünkü ben de sizlere güvenmiyorum"derim. Hayatıma yanlış kişiler mi aldım yoksa ben mi çok yanlış kişiyim diye bazen düşünüyorum ama hiç o kadar teferruatım olmadı ki. Hiç o kadar kişiliğimi bölmedim ki. Hep olduğum gibiydim. Değiştirmedim ki kendimi. Belki çok düşünüyorum çok abartıyorum ama benim için küçük bir konu olmadı hiçbir zaman çevremdeki insanlar. Ve bu çevremdekileri her zaman onların beni düşündüğünden daha fazla düşünüyorum oldukça da eminim. Kimse bana bunun tersi bir durum olduğunu kanıtlayamaz. İnsanların hayatında olmuşum veya olmamışım arasında bir fark olacağını zannetmiyorum. Çünkü artık buna inanıyorum tersini inandırmaya çalışanları da samimiyetsiz buluyorum. Yine yeri gelince yardım edeyim ama sadece maddi. Çünkü manevi yardım ettikçe ve yardım aldıkça ben de azalıyorum, kalmıyorum. Rol yapamıyorum, yoruluyorum. Gerçekten inanması güç ama kendimi 40 yaşında bir insan gibi hissediyorum. Belki salt bir acı yaşamadığım için bu duygu bu kadar dallanıp budaklanıyor. bunu erken hissetmem de güzel. Zamanımı kurtardım en azından. Hayatıma bir gün biri girecek ve benim hayatım olacak. O kişiyi de bulmak biraz da bu yüzden zamanımı alacak. Belki hayatımla kumar oynuyorum bilmiyorum ama umarım o kişi olmak zorunda olduğu için olmaz. neyse kim olursa olsun o da vefamdan hak ettiğini alır illa. kimlere boş yere vermemişim ki o vefadan ona vermeyeyim.
--
savaşım kendimle onu bunu alet ediyorum saçma sapan duygularıma. uzaklaşmalarını istiyorum. yüzüme tükürüp uzaklaşmalarını. soğumaya çalışıyorum ama o kadar güzel insanlar almışım ki hayatıma. bazıları gavat biliyorum ama neyse.

şeytan

turuncu gemi
ara sıra uyulması gereken kalu beladaki diyalektik kişisi. fakat tabii bu uymanın dozu şeytanı veresiye siken insanoğlu tarafından çok iyi ayarlanmalıdır.

şeytan bireyinin bu denli haksız şekilde bir nefret objesi haline getirilmesi hususunda kutsal kitaplara ben de çok kırgınım. onu da yarattığı iddia olunan varlığın hiç mi günahı yok?

asıl itibarıyla tanrıyı'da şeytanı da yaratan insandır ya, gece gece nöbetten çıkmış yorgun argın halimle felsefe kasıyorum idare edin.
bir de kamyoncu dayılardan işittiğim benim için söylenmiş ''bu çocuk şeytanı veresiye siker allahıma'' sözü aklıma geldikçe istemsiz gülüyorum.

drej ali

miyesmikcih
Drej ali'yi anlatıp pas tutmuş mafya pisligini cilalamak gibi bir derdim yok. beni rahatsuz eden bu mafya bozuntusunun çocuğunun düğününde akp ve mhp üst düzeyinin ne işi oldugudur.
anlaşılan mafya yasalarıyla yönetiliyoruz.
Yazıklar olsun bu ülkenin siyasetine.

süleyman turan

ruzgara karsi iseyen adam
Bugün yaşama veda eden sinema oyuncusu. Yeşilçam filmlerinde, esas oğlanın en yakın dostu olarak ortaya çıkar; güvenilir, iyi, samimi adamı oynardı. Ekranda belirdiği an izleyicide tarif edilemez bir güven duygusu oluşurdu.

Bugün ölüm haberini okuyunca özgeçmişine bir göz atayım dedim. Meğer süleyman turan oyuncu kimliğinin yanı sıra çok iyi bir çizer, karikatürcüymüş. Yıllarca gazetelerde kısa çizgi romanlar resimlemiş, akbaba dergisinde karikatürler çizmiş.

Diyeceğim şudur ki, Bugün aslında sadece emektar bir sinema oyuncusunu değil, çok yönlü bir sanatçıyı kaybettik.

sözlük yazarlarının hayalleri

hak yeme hell yeah
Bir gün bu boktan ruh halinden kurtulmak.

Yok abi... Başlamasın kimse her şey senin elinde diye. Değil işte. Ruhum net 80 yaşında. Çorabımı bile yarım saate çıkarıyorum. 4 gün oldu duşa girmedim üşengeçlikten. Tek yaptığım müzik dinleyip, sigara yakmak ve geçmişe lanet okumak.

süleyman turan

miyesmikcih
"erken öl cesedin yakışıklı olsun."
bu sokak jargonuna inat, yazar,çizer, karikatürist, tiyatro ve sinema sanatçısı süleyman turan 83 yaşında ebediyete intikal ettiğinde hala yakışıklıydı.
belki ikinci adam rollerinde oynadı ama süleyman Turan'ı hiç kötü rolde görmedik.
onun başrol oyunculuğu kendi çizmiş olduğu cep fotoromanlardi.
o çizgi cep romanlarda süleyman turan hep başroldeydi.
güle güle yakışıklı karakter, çirkin kral da, kral da seni bekliyor.

12 eylül 1980 darbesi

turuncu gemi
bugün işçi sınıfının üzerinde bütün pornografisiyle daha şiddetli süren darbedir. gerçi sözlüğümüzde pek işçi yok. genelde asgari ücretin biraz üzerinde çalışan plaza çalışanları var. yahut yarın asgari ücretin biraz üzerinde iş bulabilir miyim korkusuyla çil yavrusu gibi açılan üniversitelerde ömür tüketen gençler var. bu insanlarımızın büyük çoğunluğuna göre işçi, çaylarını kahvelerini getiren asgari ücretle çalışan hüseyin efendidir.
bu tür plaza çalışanlarımız iş çıkışı veya öğlen aralarında starbucks stroyleriyle muhteşem bir hayat yaşıyorlar. o kazık kahveleri de kredi kartıyla alıyorlar. bu nasıl bir veresiye ve yabancı yaşamdır aklım almıyor. bir de aşka yabancı sikiş hayatları var.

darbe demek açlık sınırı 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 7 bin tl'ye ulaşmışken vatandaşın hamasetle uyutulmasıdır. kamu kaynaklarının hortum hortum yandaş mütahhitlere pompalanmasıdır. yaşamın her yerinden korkunç bir yozlaşı ve yabancılaşmadır. cezaevlerinin kapasitesinin 4 katı mahkumla dolup taşmasıdır. sendikasızlığın günümüz boyutlarına ulaşmasıdır.

sokakta tank paleti, çifter çifter jandar göremesek de söylediklerimin eksiği yoktur fazlası vardır.

milliyetçi hareket partisi

turuncu gemi
siyasal islamcıların abd donanması önünde secde ettiği yıllardan kalma gladio elli yapıdır. ülkemizin tertemiz çocukları, vatan toprağı abd askerinin çizmesiyle can bedeller öderken bu partiye mensup kişiler, o komünist çocukları pataklamak için eğitimler alıyordu.

bugün de benzer işlevde partidir. vatanın ciğerleri olan ağaçlar kah yabancı, kah yerli sermaye tarafından sökülürken buna engel olmaya çalışan insanlara darbeci diyorlar.

çığlık çığlığa

turuncu gemi
aslında bütün bülent ortaçgil şarkıları bir sesli düşünme şeklidir. olayların ve yaşamların içinden geçerken bir iç sestir aynı zamanda. bu şarkıda dediğim durumun en güzel metaforlarla bezenmiş halidir. ortaçgil yorumu da çok güzeldir. birsen tezer'den de dinlemenizi mutlaka öneririm.

seni sevdiğimi anladığım günden beri
sesler değişti renkler değişti
yüzümdeki çizgiler başkalaştı
geçmişim değişti oyunlaştı

yeşilin ortasında gelincik gibi
inceleşti yabancılaştı
siste bağıran vapur düdükleri gibi
geliyor muyuz gidecek miyiz
yoksa çığlık çığlığa

seni sevdiğimi anladığım günden beri
hiçlik değişti yokluk değişti
karşılıksızlığım dengeleşti
günler değişti sana dönüştü

nasıl gördüğün düşü yeniden istersen
nasıl bir yılgınlıktır sabah zilleri
zamanı gelince nasıl terkeder kuşlar
kaçıyor muyuz kalacak mıyız
yoksa çığlık çığlığa

seni sevdiğimi anladığım günden beri
yüzler değişti dostlar değişti
yorgun sokaklar bile karşı çıktılar
adresler değişti evler değişti
seni sevdiğimi anladığım günden beri
gökyüzü değişti geceler değişti
çocuklar bile bana çiçek diye baktılar
yaşıyor muyuz unutacak mıyız yoksa
çığlık çığlığa

boğaziçi'ni bırakıp ingiltere'ye okumaya gitmek

nalbantyani bezirgan
Geçenlerde aldığım karardır.

2016'dan beri öğrencisi olduğum güzide kurum boğaziçi üniversitesindeki eğitimimi tamamlamadan ingiltere'ye taşınma kararı aldım.
ilk etapta orada foundation programı yaparak 1 sene üniversiteye hazırlanacağım. Bunu yaparken de öğrenci vizem sayesinde legal olarak çalışabileceğim aynı zamanda.

Tatlı güzel bir hayat kurmak istiyorum kendime.
Sıkıldım tr server'ından.
insanlar sıktı.
maddi manevi zorluklar sıktı.
politik gündem sıktı.

hadi bakalım...

susamam

turuncu gemi
rap müzik beni tiksindiren bir müzik çeşidi olsa da sabahtan beri bu çocukları umuttan ağlayarak dinliyorum. beni umuttan ağlatınız gençler ben size bunun için nasıl teşekkür edebilirim?

özellikle insanların bok çukurunda yaşayıp bok çukuruna yabancılaşmalarını vurguladıkları için şükranlarımı sunuyorum. bir eksiklik kürtçe bir bölümdü. o da artık umarım başka bir çalışmaya olsun.