corona virüs

hak yeme hell yeah
Evet gençler. Aylar sonra bu entrymle herkese, başta evim zengin sözlük'e merhaba diyorum. 1 aydır hayatım laboratuvarda ve hastanede geçiyor... Bu hastalıkla savaşın yılmaz fedailerinden biri olarak sizinle paylaşmak istediğim birkaç şey var. Çoğu bildiğiniz şeyler, ama bilmediğiniz şeyler de olabilir yazımda.

1) Bu virüsten gerçekten korkun. İnanılmaz ötesi bir hızlı bulaş gücü var. Hele ki gırtlak mukozasına yerleşti mi ciğerlere inmesi çok ama çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor.

2) sanıldığı gibi sadece yaşlıları vurmuyor. Türkiye'deki genç ölümler insanı hayrete düşüren cinsten. 20-30 yaş arası çok entübe hasta var.

3) kronik rahatsızlıkların bir dezavantaj olduğu doğru. Lakin kronik rahatsızlığım yoksa ölmem veya entübe olmam derseniz, hayatınızın hatasını yaparsınız.

4) virüsün havada asılı kaldığı veya sıçradığı ise tamamen safsatadan ibaret. Virüsler asılı kalmaz ya da sıçramaz. Pire deği ya bu.

5) bir hastadan virüsü direkt almak ile hastanın dokunduğu veya virüsünü bir şekilde bulaştırdığı yerden almanız arasında fark var. İnsan bünyesindeki virüs inanılmaz güçlü ve yaşam formları çok aktiftir. Lakin virüsün dışarıdaki canlılığı zaman geçtikçe azalır ve zayıflar. Tabii bu demek değil ki gidin dokunduğu yere dokunun. Siz her türlü bu virüsten uzak durun.

6) virüsler aslında bizi öldürmek istemezler. Çünkü bizim ölümümüz demek, onların ölümü demektir. Peki o zaman neden ölüyoruz? Çünkü, bu virüsü tanımıyoruz... Virüs de bizi tanımıyor. Muhtemelen bizi hâlâ yarasa zannediyor. Biliyorsunuz. Yarasa bu virüsü taşıdığı halde bu virüsten ölmeyen bir canlı. Virüs insandan insana yayıldıkça muhtemelen öldürücü özelliğini kaybedecek.

Peki ne yapmalıyız?

1) öncelikle evde bile kalsak elleri dirseklere kadar 20-30 saniye boyunca sabunla yıkıyoruz. Tırnak içlerini ve aralarını güzelce sabunluyoruz. Sabun virüse ne yapar? Öldürür. Virüslerin dış katmanı yağdır. Bildiğiniz yağ. Zeytinyağı neyse virüsteki yağ da odur. Biliyorsunuz ki yağlar suda çözünmez, sabun bir tuzdur ve tuz yağı çözer. Dış katmanı yok olan virüsün de tabiri caizse içi dışına çıkar.


2) dışarı asla çıkmıyoruz. Tabii bu pek mümkün değil. Çünkü dünya lideri ve Avrupa'nın kıskandığı ülkemizin vatandaşları olarak erzak almak, fatura ödemek, kredi kartına para yüklemek, para çekmek zorundayız.

3) sosyal mesafeyi iyi ayarlıyoruz. Gerçi bu da imkansıza yakın bir şey. Az buçuk türk insanının profilini ve kültürel kapasitesini biliyorsunuz. Geçen gün para çekerken dallama ve hatta afedersiniz dalyarağın teki o pis elleriyle maskesini boğazına kadar indirip, sigarasını içip, yüzüme yüzüme üfleyip maskesini tekrar taktı. Şimdi ben senin takacağın maskeyi sikeyim demek isterdim ama diyemiyorum çünkü RTÜK ceza kesiyor. Neyse siz elinizden geldiği kadar 2 metre uzak olun insanlardan. Hâlâ yere tükürmek için maskesini açıp, tükürdükten sonra maskesini geri takan hoşaf kazanları ile dolu ortalık. Siz onu 3 metre yapın.


4) maske takmadan asla ve kat'a dışarı çıkmayın. Maskeyi taktıktan sonra, burun kısmını yanlardan kapatın ki hava girmesin. Maskeyi ikide bir ellemeyin. Çıkarırken bez kısmından değil, ip kısmından çıkartın. Hatta gerekirse güneş gözlüğü falan bile takın. Göz de bulaşma yollarından biri.


5) eldiven takın. Atm, asansör, para vb. gibi şeylere eldivenle dokunun. Hatta asansör kapılarını dirseğinizle açın.

6) dışarı çıkarken tişört gibi şeyler değil, gömlek gibi yanlardan çıkacak şeyler giyin. Tişörtü çıkarırken ağzınıza, burnunuza değiyor illaki.

7) eve geldiğinizde derhal banyoya girin ve kıyafetlerinizi kirli sepetine atın. Ellerinizi, hiçbir yere dokunmadan 20-30 saniye yıkadıktan ve duruladıktan sonra. Gözlerinizin altını, burun ve dudak arasını (bıyık) sabunlayın. Telefon ve ev anahtarını da kolonya ile silin.

8) evinizi 2 saate bir olmak üzere 20 dakika havalandırın.

9) saat 12-7 arasında muhakkak uykuda olun. Geceler boyu İnternet, televizyonda kalmayın. Bu bir tatil değil. Ortada doğa ile ciddi bir savaş var. Doğa ana homo sapiensi yok etmeye ant içmiş şekilde saldırıyor. Önce doğa ananın virüs silahını yok edip sonra onunla masaya oturmamız lazım. Sizin bu saatler arası uykuda kalmanız virüse karşı bir silah. Bu işin şakası yok.

10) sigara kesinlikle içmeyin. Gerekirse krizden geberin, eliniz ayağınız titresin. Yoğun bakımda bir tek nefes için çırpınan hastaları görseniz, sigara krizinin hiçbir şey olmadığını anlarsınız.

11) su tüketimini arttırın. Günde içtiğiniz su miktarını en az 4-5 bardak arttırın. Öyle ki çişiniz su renginde olsun.

12) marketten aldığınız her ambalajlı şeyi su ve sabunla yıkayın.

13) elleriniz yokmuş gibi yaşayın. Sakın ola ki dalgınlıkla ağzınıza, burnunuza dokunmayın.

14. Ve son madde) bu virüsü hafife almayın ama saçma sapan paranoyalar geliştirmeyin. Psikoloji bağışıklık sistemi üzerinde çok etkili. Korkmak iyidir. Ama fazlası zarardır.

Umarım bu kabusu en az zararla atlatırız. Sağlık ve sevgi dileklerimle...

jojo rabbit

ruzgara karsi iseyen adam
2019 yapımı Taika Waititi filmi. jojo Betzler isimli fanatik bir çocuğun gözünden, nazi almanyası dönemine ışık tutuyor. Bunu naif, zaman zaman komik ve biraz da duygusal bir tad bırakarak yapıyor.

Biraz Wes anderson esintisi var. Waititi'nin, ragnarok filmindeki abartı mizahi kurgusunu düşününce, iyi ki anderson'a meğillenmiş demekten kendimi alamıyorum.
Jojo rabbit güzel bir film. Hatta tamamen öznel nedenlerden dolayı, 2019'un en iyi filmi olduğunu bile iddia edebilirim. Kısaca izleyin derim.

corona günlükleri

kombiwankenobi
hazirana kadar sabredelim diyorum ben. belki yılın ilk yarısı olan bütün bu puştlukları yılın diğer altı ayı bertaraf eder de rahat bir oh çekeriz. yaz gelir çiçekler açar biz yine neşelenir dertleniriz.

eski yazarlar

kombiwankenobi
geleli bir sene kadar oldu eski miyim neyim bilmiyorum ama bana da birkaç sözlükten(2) davet, teklif geldi. peki ben ne yaptım? tabii ki sözlüklere üye oldum ama burayı da bırakmadım. sadece akmayan bir sol frame olduğundan dolayı yazdıklarım azaldı. neticede buraya da başka bir sözlükten gelen bir davet vesilesiyle üye olmuştum. bu döngü böyle sürer gider ancak ufak minicik birazcık tefecik önem verilmesi gerekiyor. şimdilik bu kadar. teşekkürler.

eski yazarlar

bonnie
bir kısmının nerede olduğunu bildiğim yazarlar. o sözlük bu sözlük sürünmektedirler tıpkı benim gibi. hatta bir kısmı "yok lan oğlum o kadar da berbat yerlerde yazılır mı allasen" şeklinde sürünmektedir. yapmayın kendinize saygınız olsun azcık.

kafa kağıdı

pasaj
Nüfus cüzdanının halk ağzına yerleşmiş biçimi. Eski topraklar bu ifadeyi sıklıkla kullanır, jenerasyon farkından müzdarip gençlikte ise bu kullanım kafa karıştırma görevi üstlenir.

corona günlükleri

ruzgara karsi iseyen adam
Geçenlerde The Guardian'ın bir manşeti vardı. "Şimdi hepimiz Edward Hopper resimleriyiz." diyordu. içinde bulunduğumuz corona günleri için ne de güzel bir ifade!

Hopper, hüznün ve yalnızlığın resmini çizen bir sanatcı. Resimlerindeki renk seçimi ve durağanlık ile bunu vurucu bir şekilde başarıyor. Belki absürt bir karşılaştırma olacak ama bizde de yalnızlık konusunu en iyi sait faik'in işlediğini düşünüyorum. Zaman zaman mizahi dokunuşlar ile surrealist bir anlatımı seçmesine rağmen!

Yıllar sonra bugünleri andığımızda, rutin yaşamdan nasıl soyutlandığımızı, koca dünyada nasıl yalnız kaldığımızı hatırlayacağız. Tabi yarınları görebilirsek!

1 nisan

miyesmikcih
abimin doğum günü, londra'da olduğundan telefonla kutladım.
eskiden olsaydı şakalar yapardık, geyikler döndürürdük, bu coranavirus hepimizi kıçımızın üzerine oturduk.

80 derece kolonya

rene
Şimdi bu korona denen virüsün dış kısmında koruyucu bir dış tabaka varmış. Bu dış tabakayı margarine benzetebiliriz. O yüzden 20 saniye veya daha uzun elleri yıkayın diyorlar. Hani eliniz tamamen yağ olduğunda burger köftesi falan hazırlarken sabunla yıkadığınızda hemen geçmez ve elinizdeki kaygan tabaka uzun süre durulama sabunlama gerektirir. İşte o hesap

İbu yağ benzeri tabaka alkole maruz kalınca yapısı bozulup dağılıyormuş bu da virüse zarar veriyormuş o yüzden virüse karşı 80 derece artı olan kolonyalar etkiliy-miş.

Bak aklıma eski kolonyacılar geldi, dedemle ara sıra giderdik. çocukken kolonya doldurdukları o ilginç doldurma sistemlerine bakar şaşırırdım. Ah nerede o eski kolonyacılar diyelim ve konuyu kapatalım.

rüyalar gerçek olsa

pasaj
Kendi adıma gerçek olmasına pek gerek yok, gördüğüm rüyayı ertesi gün yaşıyorum. Hayat bana spoiler veriyor resmen. Ama düşük ölçekli rüyalarda oynatıp yaşatıyor. Yok öyle havuzlu koca bahçeli villalar, küba puroları, iskoç viskileri, range rover'lar falan.

corona günlükleri

bonnie
selam zengin sözlük halkı
bir insan hayatı boyunca yapmadığı, yapamayacağını düşündüğü hamur işlerini nasıl yaparmış bunu öğrendim bu süreçte. süreç başlarken 3-5 kilo un almıştım. lan ben nasıl yetenekli biriymişim ki epmek yapıyom, pişi yapıyom, lokma yapıyom. yeminle kendimden korktum ha.

o değil de bu corona belası bize elbet çok şey kaybettirdi de kazandırdıkları da oldu. mesele ekmek yapmak değil elbette. mesele bir insan zor zamanlarda hayatta kalmak için mucizeler yaratabilir. hep filmlerden izliyorduk ya. nasıl yani diyorduk. doğruymuş. bir insanın zorda kalırsa başarabileceği pek çok şeyi var.

corona günlükleri

rene
Bir kaç senedir yazlar dışında home ofis ve izole yaşadığım halde, meğer ne kadar çok dışarı çıkıyormuşum dedim bu pandemi patlak verdikten sonra. İnsanın bilinçli bir şekilde kendi isteyerek sosyal izolasyona girmesi ile kurum ve kuruluşların belirli nedenlerle sizi evde tutmak istemesi çok bambaşkaymış. Az insan çok huzur mottosu ile geçirdiğim günlerin ardından bu evdekal düzeni bende strese yol açtı. Kendi isteğim dışında zoraki bir şeyleri hayatım boyunca çok kısa dönemler yaptım belki ondan.

Korona'nın "eşitlik" kavramına getirdiği yeni soluk da ilerleyen günlerde mutlaka tartışılacaktır. Öncelikli, ölümcül derecede Yaşlılara ve kronik hasta olanlara etki etmeyen, genç, yaşlı, at gibi sağlıklı herkeste benzer etkileri yapan bir virüs olsaydı ne olurdu diye soruyorum bazen düşünürken. Gerçi toplumları, devletleri, ülkeleri, milyonları etkileyen bir virüs işin içinde olduğunda bu detaylar ortadan kalkıyor. Şöyle düşünelim, Filipinlerde sokağa çıkanlara vur emri çıkaran bir başkan, başka bir ülkede ailesiyle tatile giderek yasağı bölen bir devlet başkanı, başka bir ülkede, çalışmak zorunda, dışarı çıkmak zorunda olan, paraya ihtiyacı olan fakir nüfusuna evde kalın ve bize sms le yardım edin diyen bir başkan. Başkanlar, başkanlar, devletler. Birbirinin maske kargosuna el koyan devletler. Çalmayı normalleştirmiş, baskı ve çaresizlik timsali koca koca hükümetler.

Kısacası, bunca yıldır besleyip büyüttüğünüz, sofradaki aşınıza, maaşınıza, hemen her şeyinize ortak olan devlet çatısının çatır çatır çatladığı, insanlara "evde kalın" dan başka bir öneri sunamadığı günleri görüyoruz.

Sağlık çalışanlarının pencerelerden alkışlarla motive edildiği, varlıklı insanların 500 m2 evlerinde evde kalın bak biz evde kalıyoruz diye sosyal medya da gündem oluşturduğu. Tüm bu medya baskısına rağmen işe gitmek zorunda olan adamın, para kazanmak zorunda olan minibüsçünün tıka basa doldurduğu minibüse yüzündeki ince bir ameliyat maskesiyle bindiği günler.

Virüsün ülkede patlak vermesinden daha bir kaç gün önce sınırlara yığılan suriyeli mültecileri düşünüyorum. Vatansız, evsiz, parasız, aç ve açıkta. Kocaman medya kuruluşlarının sadece "bir" günde unuttuğu kalabalıklar. Gece gündüz aynı şeyleri söylerken akıllarına yarım saatlik bir mülteci haberi yapmanın gelmediği satılmış ruhlar. Ucuz hayatlarını kendilerine ait hissettikleri o haber kanallarının binalarında üzerlerine giydirilen konum ve mesleklerle kapatan yığınlar.

Tek temennim, bu pandemiden herkes doğru dersi çıkarsın. türümüzün vandallığı en azından halk kitleleri nezdinde etkisini kaybetsin. Devlet, hükümet, siyaset, sınırlar gibi kavramlara daha objektif daha adil milliyetçi, şovenist, yandaş gözlerle bakmayı bıraksınlar.

Rene bilinçli karantinadan bildirdi.

corona günlükleri

pasaj
Araştırma - çalışma, kitap okuma, arada dizi izleme, sosyal medyaya göz atma, bazen televizyona bakma ekseninde gidiyor. Evden çıkmadan geçiriyorum bütün vakti haftalardır. Normalde ev bu kadar sıkmaz belki, ama özellikle kısıtlayıcı ve elzem bir sebepten durulduğundan dolayı insanı psikolojik olarak kötü hissettiriyor. Tuhaf bir duygu, biraz hırçınlaşabiliyor insan. Her ne olursa olsun can sıkmamak, zor da olsa neşeyi olabildiğince yüksek tutabilmek; endişeleri ve bunaltıları en alt düzeye indirgemek gerekiyor

bonnie

ruzgara karsi iseyen adam
Toy story serisi ile karşımıza çıkan minik kız. 3.filmin sonunda andy ile tanışmış ve Woody'nin çetesine kapılarını açmıştı. Serinin 4.filminde biraz daha aktif ve forky ile kurduğu bağ olağanüstü! izlemesi keyifli.