annenin ölmesi

fiorabella
yaşarken ölmektir. acıların en büyüğüdür ki katlanamaz insan. zaman falan ilacı değildir. yürekteki ateş yanar ha yanar. sönmek bilmez.
şimdi sen yoksun. hatalarımı kim temize çekecek? kimin göğsüne başımı koyup huzur bulacağım? yaramaz bir çocuktum anne biliyorsun. senin tabak takımlarını kıran, gözün gibi sakladığın gelinliğinin çiçeklerini, dantellerini kesip oyuncak bebeklerine elbiseler yapan, yeni badana yaptırdığın duvarlarına manzara resimleri çizen, gece uyurken senin upuzun saçlarını kesen bir çocuktum ben. yaptığım her şey için çok özür diliyorum. hep afettin beni anne. hep sevdin. ama neden gittin anne nedeenn? seni benden alan o doktor bozuntusuna lanet olsun anne. hakkını yerde bırakmayacağım anne. gerekirse bu yolda canımı vereceğim ama senin davanı ahirete bırakmayacağım.
bana her kızdığında koca kazık olmama rağmen sana o şiiri okurdum ve sen hep bana sarılır afederdin. ışıklar içinde uyu anne. sen sonsuz uykuna yattığın gün benim yarım da o uykuya yattı. seninle bir parçam mezara girdi. bundan sonra hep eksik yaşayacağım. sen öldün ben büyüdüm anne. meğerse sen varken ben cocukmuşum. sana defalarca sevinerek okuduğum bu şiiri gözyaşalrı arasında yazacağım hiç aklıma gelmezdi anne.

anneciğim seni ben çiçeklerden yemişten ,

sarı saçlı bebekten canımdan çok severim.

gitme hep yanımda kal beni kollarına al,

taze gülden daha al yanağından öperim.

oylanmamak

fiorabella
kişisel olarak çok takılmıyorum ancak, yeni kurulan bir sözlük olduğumuz için yazarlarımızın oylanması gerektiğini düşünüyorum. "amaan ne yazıyorum ki zaten kimse takmıyor" izlenimi uyanıyor. sonuçta nobel edebiyat komitesi değiliz. roman, öykü incelemesi yapmıyoruz. okuduğumuzda oylama işlemi saniyeler sürüyor. okuyalım, oylayalım. oylamak okuduğumuzu göstermektir.

bir insanın kendini sevmesi

pemberuganayakkabi
Kendisiyle barışık olan insanın, ilk önceliğidir. Bir insan ilk başta kendisini sevmeli ki, insanlarda onu sevebilsin. Şu dünyanın tozlu yolları, dikenli duvarları karşısında her sabah aynaya bakıp kendini sevdiğini söylemeli insan. Söylemeli ki, daha çok korunmalı, daha çok korumalı kendini tüm kötülüklerden.

annenin ölmesi

ontolojik sancilarimin merhemi
"Hatırlamak deyince annemin öldüğü gün
İçimden bir mürekkep ırmağı akmıştı
Su ve ateş, hava ve toprak ve her şey
Cıvaya dönüşmüştü orada, ikide bir
Gülkurusu yolculuklara çıkışım bundandı
Yön duygumu galiba o zaman yitirdim
Hangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada.."

ölüm

ontolojik sancilarimin merhemi
bana benim kadar yakın olan, ama bir o kadar da uzakta olduğunu hissettiğim. göz çukurlarımın derinliğine dair bir detay ya da yazmak olsun diye yazdığım birkaç satır için ağlamamla ilgili bir nüans. etrafıma çizdiğim çemberle tenim aramda kalan havayı dolduran koku ya da sessizlik olduğunda kulağıma saklanan, yılışık bir ses. bedenime bir tür kötülüğü yayan midemden vurmasını beklediğim bir dost.

dudaklarıma yazık olacak.

iris'in ölümü

ontolojik sancilarimin merhemi
Didem madak şiiri..

bugün kalbimi eski bir plak gibi
öyle çok tersine çevirdim kibazı şarkılar vardır
cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
o zaman bir yavru yengece bakan
insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı


bazı şarkılar vardır
ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır
işte o ellerimle herkese
çamurlu şiirler uzatsaydım
hepsi çok kirli olsaydı tanrımbazı şarkılar vardır
kırmızı akşamsefalarını anlatır
karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını
komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını
geceyi onlar bahçeye taşırdı
ben ne zaman öleceğim tanrım
sabah olunca mı
keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım
irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi
ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi
şu odanın ortasında dursam
saat kuleleri dökülürdü dallarımdan tanrım
artık sarı yaprakların ölü olduğuna inanmıyorum


bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydıherkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım

tek başına tatile çıkmak

pemberuganayakkabi
çok güzel bir tatil olacağının karşılığıdır. Her zaman yapmak istediğim, ailemin panik huyları yüzünden yapamayacağım tatildir, aynı zamanda. Beş dakikada bir arayıp bütün büyüsünü bozarlar. Tek başına tatile çıkmanında bir adabı vardır ya. O telefon ilk önce kapatılacak. Kendinle baş başa deniz dalgası sesi dinlenecek. Efendime söyliyim, canın isterse yeni insanlarla tanışılacak. Kafan nereye, sen oraya yani. Bunlarda işte yattığım yerden kurduğum hayallerim.

delinin yıldızı

vantablack
Vega grubunun 12 yıl aradan sonra çıkarttığı albümün ismi. Yıllar sonra bir arkadaşı görmüş gibi oldum. Aynı sıcaklık aynı tat. Beni lise yıllarıma götürdü.

Albümdeki şarkılar;

1) delinin yıldızı
2) isim-şehir
3) arzuhal
4) sevgilim
5) dertler iri kıyım
6) komşu ışıklar
7) dünyacım
8) sonunu söyleme bana
9) man-yak-lar
10) ve tekrar


dudak

sadic
1 milyondan fazla sinir bulunduğu için parmak ucundan bile hassas bir yapıya sahip. Ter bezleri bulunmadığı için kurur, kadınlar nemlendirici kullandığı için erkeklere göre daha az dudak kanseri riski vardır. Türkler dudakları çeşitli şeylere benzetmeye bayılır. Kiraz,bal, seker, kor, kan kırmızı, köfte. Dudak, dudak sanki değil açık büfe.