can yücel

quares
1926 yılında İstanbul`da doğdu. Türkiye'nin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in oğlu olan Can Yücel, orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü'nde okudu. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi`nde eğitimini sürdüren Yücel, bir süre Londra'da BBC Radyosu'nda çalıştı. Türkiye'ye dönüşünde Bodrum'da turist rehberliği yapan Yücel, daha sonra İstanbul'a yerleşti ve bağımsız çevirici olarak yaşamını sürdürdü.

Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında "Yenilikler", "Beraber", "Seçilmiş Hikayeler", "Dost", "Sosyal Adalet", "Şiir Sanatı", "Dönem", "Yöne", "Ant", "İmece", "Papirus" adlı dergilerde yazdı. "Yeni Dergi", Birikim", "Sanat Emeği", "Yazko Edebiyat" ve "Yeni Düşün" dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965"ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. İlk şiirlerini 1950 yılında "Yazma" adlı kitapta toplayan Can Yücel, "toplumsal sorunların yarattığı izlenimlerin ağırlığından kurtulmak istermiş gibi" kimi taşlama, kimi bıçak ile işleyen duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti.

Ünlü dünya şairlerinden çevirdiği şiirleri biraraya getirdiği "Her Boydan" adlı kitabı 1959 yılında yayımlanan Yücel, yapıtlarını "Yazma" (1950), "Sevgi Duvarı" (1973), "Bir Siyasinin Şiirleri" (1974), "Ölüm ve Oğlum" (1976), "Şiir Alayı" (1981), "Rengarenk" (1982), "Gökyokuş" (1984), "Canfeda" (1987), "Çok bi Çocuk" (1988), "Kısadevre" (1990) ve "Kuzgunun Yavrusu" (1990) adlı kitaplarda topladı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. Yücel, 12 Ağustos 1999'da öldü.
quares
"küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur... küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir!"
can yücel

Saygı ve sevgiyle...
pestenkerani
İsmini altın harflerle yazdıran türkiye'nin ilk milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlu: şair. İsmini duyduğumda aklıma 'g.t' gelir. Varsa yoksa, g.t aşağı, g.t yukarı. Ne kadar ağzı kokuşmuş adam varsa, edebiyat budalalığın eseri olarak bu şairin sözüne ve ağız çirkinliğine sığınıyor! Okuduğum bir şair değil ve okumayı da düşünmüyorum. Ben ağzı temiz olan insanları seviyorum. Hoş, ben de küfrediyorum, konak çocuğu değilim ama sövmeyi meşru kılmayı, hoşnut saymayı aklım almıyor. Can yücel ne yazmış bilmiyorum ama iyi bir örnek olmadığı aşikar. Bunun ecnebi ismi Charles bukowski'dir. İkisi de ilgimi çekmiyor . Bu g.t taifesi biraz da bu şairin babacığızı ile ilgilensin. Ki Hasan ali yücel gibi bir milli eğitim bakanı yüzyılda bir gelir.
number eleven
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici-hep, hep acele işi!
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezberledim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40'ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul'a
Bir helalleşmek ister elbet, diğ'mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim...

miyesmikcih
tarih 3 haziran 1963'tü...
o gün nazım hikmet ölmüştü...
can yücel bbc türkçe radyosunda spikerdi..
nazım'ın ölümünü duyurma görevi ondaydı...
"ben bunu okuyamam.. ben nazım'ın ölümünü kabul edemem' dedi..
haberi okumadı...
o gün hiç çalışmadı..
radyo da yayın yapmadı..
ertesi gün görevinden istifa ederek yurda döndü..
* * *
bakan çocuğuydu..
cumhuriyetin en önemli bakanlarından birinin hem de..
çok bakan çocuğundan farklıydı..
çünkü hep geçim sıkıntısı çekti..
basit yaşamayı seçti..
mal varlığını şöyle açıkladı..
1-avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen..
2-gökyüzünde bir bulut
3-bitlis'te beş minare..
4-biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili..
5-ıslıkla çalınabilen beş anonim tğrkü..
6-büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı..
7-palandöken'de bir palan, bir döken..
8-kastamonu'da üç kasto..
9-bir fay hattı..
10-bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma..
11-dünyada mekan..
12-ahirette iman..
13-denizde kum..
14-bir çuval da gazoz kapağı..
15-bir kibrit kutusu sigara izmariti..
16-biri ingilizce altı adet küfür..
17-sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht..
18-anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür..
* * *
"şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz.
lan bu kadar orospu çocuğu varken nasıl anlatayım küfürsüz."
daha nasıl anlatalım cumhuriyetin ilk milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlunu, eğitim hakkını ünlü bir bilim insanına veren kocaman yürekli küfürbaz şairi.
cemal süreya onun için"can yücel kadar değişik teknikler kullanmış bir başka şairimiz yok" diyormuş.

12 ağustos 1999 yılında yitirdiğimiz usta kuzusu 19 yıldır datça'nın bağrında yatıyor. mezarlık için de, daha doğrusu hayatın her anı için yazılmış dizeleri olan ustayı saygıyla anıyorum.
bonnie
bir sevgi duvarı inşa etmiş şair. ve bağlamış bu duvarı ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi