dostluk

fiorabella
dostluk kavramını bilmeyen, bu kavramı tanımayan insanlara inat gerçek dostluğun hakkını veren canlıların varlığıdır.
onla tanıştığımda o bana baktı ben ona. uzunca yoldan gelmişti. ellerimi uzattım patilerini tuttum gözlerine bakarak "hoşgeldin yeni yuvana demiştim." bana gelene kadar 2 ev değiştirmişti. mutsuzdu zayıftı. 7 aylıktı daha. iyi geldik birbirimize.
yeni geldiği zaman mide problemi yaşadım. o gece yastığımda yattı. hissetti bir tuhaflık olduğunu. sabaha kadar yastığımın üzerinde bana baktı. ne zaman gözümü kapatsam burnunla dokundu bana. iyi olduğumdan emin olmak istiyordu. mide sorunum artığında annemlerin kapısına giderek miyavlamış ve onları uyandırmıştı.

ağladığım bir zamanda saatlerce bana baktı gözyaşlarımı yalamaya çalıştı. beni teselli etmeye çalıştı. mutsuz oldu kedim. üzüntümü hissetti.
kedimi üzmeye hakkım yok benim. böyle karşılıksız, koşulsuz dostluk örneği gösteren kedimi, duyguların anlamını bilmeyen insancıklar için üzmeye hakkım yok.

evet dostluklar anlamını yitirdiğinde, sevgiler bittiğinde, insanlar bu duyguları unutmaya yüz tuttuğunda neyseki hatırlatacak dostlarımız var konuşamasalar bile onların kelimeleri bakışlarında tabii anlayana.
fiorabella
geriye dönüp kazançlarıma ve kayıplarıma, yaşanmışlıklarıma baktığımda, mutlu mutsuz anılarımı düşündüğümde en büyük kazanımım dost biriktirmek olmuş. en hakikisinden, en iyisinden, en bulunmazından. dostluk kavramının içini dolduran yegane dostum en büyük kazancım olmuş. zaten dost denilen nedir? bir elin parmaklarını geçmez. gerisi sadece arkadaştır. kurulması çok zor ama bir kere o bağ kuruldumu yıkılması çok çok zor. öyle her arkadaş ile sevgili ile kurulmayan bir bağ. gerçek dostluğu yaşayanlar çok şanslı azınlıktadırlar ki ben de bu şanslı azınlığın içindeyim.
bu yazımı iyi ve kötü günümde ama en çok kötü günümde, tüm acılarımda beni yalnız bırakmayan sevgili safa için yazıyorum.
zordur dostluk ama bir kavrandımı, kenetlendimi eller yürekler yıkılması imkansızdır. düşme diye çok tuttun beni. düşünce de hep kaldırdın. her hatamda beni silkeledin kendime getirdin. değiştirmeye çalışmadın, olduğum gibi kabul ettin. beni boşver dediğimde "hayır seni boşveremem" dedin. bana hatalarımı söyledin. hatalarını söyleyince arkanı dönüp gitmedin. elimi hiç bırakmadın, en çok senin yanında ağladım, en çok seninle güldüm.
bazen tartışmalar yaşadık. senin deyiminle sana çok tirreklik yaptım. bazen de sen bana. ama hep mutlu bitti tartışmalarımız. bana dünyanın en güzel varlığını merk'imi hediye ettin. ve tabiiki senden dinlediğim, benim için çaldığın gitar sololarını. müzik otoriteleri David Gilmour'un Comfortably numb solosunu en iyi solo olarak kabul eder ama senin solon benim için gilmour reisten daha iyiydi. çünkü benim içindi.
ve evet seninle tanıştığımda tıp fakültesi öğrencisiydin, şimdi bir hekim oldun ama benim için halen tepesine zumzuk attığım ve hergün bolca zumzuk yediğim can dostumsun. tus sınavına çalıştığın için buraya kayıt olmadın. ben seninle aynı yerde yazmaya alışkınım tez zamanda seni burada da görmek isterim. şarkımızı da buraya koyalım. iyi ki varsın safa. güzel yürekli ve maaşının yarısını hayvanlara harcayan iyi insan.


azrailin regl donemi
çoğuna göre ne denli gerçek olduğu kestirilemez olan. iyi gününüzde kötü gününüzde, güldüğünüzde ağladığınızda arayıp sıkıntınıza ortak edebileceğiniz, 10 defa 10 verme/alma durumlarının laf edilmediği anneden beri sevgiliden öte insandır bana göre.

kendimce dostluk adına öğrendiğim.. dostunu tanımak istiyorsan bir şey başarmasını izle.

çocukluğumu beraber geçirdiğim sözde bir aile dostum daha üniversiteye başlamasıyla bile kendini kaybetti. güya kendisi çok idealist! halen iyiliğini isterim ama kendi de bilir ki o sözde idealleri benim gözümde basit ve sıradan şeyler. sadece parayı hedeflemek bizi ne idealist ne de nitelikli bir insan yapar. kendini öyle başarılı gördü ki bu egosunu saçmalarcasına şişirdi fakat içi boş. tek benimle değil, diğer dostları ve ailesiyle de görüşmüyor.

20 yaş civarına kadar "bu yaştan sonra dost edinmem. bu saatten sonra benimle dostluk kuranlar çıkar peşinde olurlar" gibi yanlış bir düşünceye sahiptim. sonraları zamanla fark ettim ki 1 ay ya da 1 sene bir insanın dost olup olmayacağını anlayabiliyormuşum artık. ne istediğinizden
tam anlamıyla emin olunca artık istemsizce karar veriyorsunuz insanlar hakkında. tanıyorsun kalıplaşmış insanları da..