stresör

yevgeni onegin
strese neden olan ve stres durumunu arttıran bir ajan, faktör ya da organizmanın uyumunu gerektiren durumlardır.

stresörler farklı kişileri farklı etkiler. bu farklılık stresörden kaynaklanır.

örneğin güçlü fakat kısa süreli strese, az etkili fakat kronik bir durumun yaratacağı stresden daha iyi uyum sağlanır. çünkü kronik stres sürekli uyum gerektirir.

kişide fizyolojik ve psikolojik değişikliklere neden olur ve kişi diğer stresörlerle kolaylıkla zedelenebilir.

stresöre farklı reaksiyon verme, bireyin gücü ve sınırlılığından kaynaklanır. bu konuda bireyin geçmiş deneyimleri ve aile yapısı etkilidir.

stresöre farklı reaksiyon verme birey için bazı stresörlerin daha önemli oluşundan kaynaklanır.

bu durum bireyin aile yapısına, çevresine ve bireyin değer yargılarına bağlıdır. örneğin çocuğun okuldaki başarısızlığı ya da hastalığı toplumun her kesiminde aynı etkiyi yaratmayabilir.

son olarak stresör hangi yapıda olursa olsun bireyi etkisi altına alabilir.

le trio joubran

yevgeni onegin

adından anlaşılacağı üzere joubran kardeşler tarafından oluşturulmuş müzik grubudur.

ki burada soydan gelme müzisyenlik olduğu için aile diye anlatmamızda bir sakınca yoktur. grup 2004 yılında filistinli üç kardeş samir, wissam ve adnan joubran tarafından oluşturulmuştur.

aileden gelme olan udi özelliklerini yetenekleriyle birleştirmelerinden sonra müziklerini yayıyorlar. ilk albümleri randana diğer albümlerine görece çok basit olmuş bundan sonra yayınladıkları majaz ile büyük bir çıkış yakalamışlardır.

daha sonra asfar ve the first 10 years albümlerini yayınlamışlardır.

sadece konser kaydından oluşan a l'ombre des mots adında albümleri de bulunur.

başarılı üçlü ayrıca fransız sinemasıyla iç içe olup, çoğu filmin müziklerini yapmışlardır

entamoeba histolytica

yevgeni onegin
patojenliği laboratuvar ortamında kanıtlanmış ilk amiptir.

tek olduğunu da söyleyebiliriz.


insana 4 çekirdekli gelişmiş kistlerin ağız yolu ile alınmasıyla bulaşır, bağırsaklara yerleşir ve amipli dizanteriye sebep olur.

bağırsak dışında karaciğer başta olmak üzere pek çok organa yerleşebilir. ardından apse yapar.


bulaşma şekli fekal-oral'dır. kistler kalın bağırsakta açılır ve trofozoid biçimine dönerler. e. histolytica anaerob metabolizmaya sahiptir.. en temel konağı olan canlı insandır. en sık görülen parazitlerden biridir. bulaşmasında sanitasyon ve kişisel hijyen oldukça önemli etkenlerdir. parazitin kistleri dış ortam şartları ve suyun klorlanması gibi durumlara karşı direnç sahibidir.

yaptığı dizanteri'de gaita'da gizli kan pozitiftir fakat lökosit yoktur. bu durum basillerden ayrılmasını sağlar.

yaptığı karaciğer apsesi; sağ üst kadranda ağrı,kilo kaybı, ateş ve hepatomegali ile kendini gösterir.

diğer amiplerden;

- kistinin boyutunun küçük olması.
-4 çekirdekli olması
- ve çekirdek yapısıyla ayrılır.

çekirdek yapısında; küçük santral çekirdeği ile hücre çekirdeğinin çeperinde ince kromatin ağ bulunur.

tedavisinde sıklıkla metronidazol tercih edilir. trofozoid'lere karşı çok güçlü bir ilaç olduğu ve kolay öldürdüğü için.

notting hill

yevgeni onegin
99 yapımı bir roger michell eseri.

bizim klişe senaryolarımıza benzeyen bir senaryoya sahip romantik komedi filmidir. zengin kız ve fakir oğlan ortada bir yerde çarpışır. ardından güzel kızımız cevval delikanlıya tutulur. tam da buna benzer bir filmdir.

julia roberts filmde karşımıza varlıklı bir oyuncu olarak çıkıyor. yanında ise efsane aktör hugh grant tüm yakışıklılığı ile yer alıyor. anna ve william .

william bir kitapçı, anna bir gün oraya geliyor ve işin ilginci türkiye ile ilgili bir kitap isterken ilk göz teması gerçekleşiyor. sonrası zaten çorap söküğü..

izledim, ama tekrar tekrar izleyebileceğim, izleyebileceğiniz çok sıcak ve tatlı bir filmdir. filmin verdiği sıcaklığa harika soundtrackleri de eklenince vazgeçilmez bir yapım oluyor.

konya teknik üniversitesi

hunyadi
An itibariyle öğrencisi olduğum üniversite. Oraya geçirildiğimden benim haberim yok. Fakültemin bağlı olduğu üniversitenin rektörlüğü yok, kurumu yok, binası yok.

Üniversitelerin bölünmesi, başka üniversiteler oluşturulması tek bir adamın ağzına bakıyor olması ne kadar acı. Bu konuda bir çalışma yapılmadan, hazırlık yapılmadan “yaptık oldu” kafası kadar saçma zihniyet yok.

kadınların çiçeğe hayır diyememesi

azrailin regl donemi
her sistemde bir açık olduğu gibi kadınların doğasında olan güzel bir açıktır.

50 kez terk etseniz de bir demet çiçek alıp uzatınca o çiçeği şöyle bir alıp göğsüne bastırır, yüzünde saf bir gülümseme ve mutluluk..

hele bir de çiçek kasımpatı ise. bu mevsimde papatya vardı da biz mi almadık ulan!

vay anasını lan sözlük.

sos

fiorabella
yazarımız iyi ki doğmuş, iyi ki var.

Bu gün dünyayı istediğin bir renge boya
Rengârenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikâye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana.
can yücel

amritsar katliamı

yevgeni onegin
hindistan'ın amritsar kentinde, sömürgeci ingiliz birliklerinin hintli göstericilere ateş açarak 400'e yakın insanı öldürdüğü katliamdır.

bu olaya aslında soykırım demek daha doğrudur. fakat ingiliz merciler bunun bir isyan girişimi olduğunu söyleyip, müdahale edildiğini söylemişlerdir.

olay da bir ingiliz kadının; amritsar sokaklarında gezerken birkaç kişinin sözlü sarkıntılık yaşadığını iddia edip, o dönem oralarda bulunan general reginald harry dyer'a şikayet eder. o da amritsar sokaklarındaki tüm insanları toplayıp kırbaç cezası verdirir.

ardından birkaç gün sonra hintliler geleneksel bir festivallerinde bunu protesto etmek isterler. silahsız bir şekilde , kimseye herhangi bir zarar vermeyecek biçimde bu olayı protesto etmek isterler . bu durumdan hoşnut olmayan dyer protestoculara ateş açtırır.

ve olay gerçekleşir. tarihe bir katliam olarak değil de kalkışma girişimine müdahale olarak geçer.

13 nisan 1919, amritsar/ hindistan

karanfil deste gider

avni
kilis yöremize ait bu türkü dinlenmeye başlandığında ilk akla gelen nanay ve halay tabi ki.
hahhahha nanay.

karanfil deste gider (hah hah ha nanay)
kokusu dosta gider (hah hah ha nanay)
benim kalbimde sensin (hah hah ha nanay)
senin kalbinde kimler (hah hah ha nanay)

nanay nanay
nanay ellerin malı
çürük bellerin bağı
gün olur devran döner
ben de sararım yari
nanay nanay nanay nanay

kuru kastel akmıyor (hah hah ha nanay)
yar yüzüme bakmıyor (hah hah ha nanay)
üç deste gül topladım (hah hah ha nanay)
yarim gibi kokmuyor (hah hah ha nanay)

nanay nanay
nanay ellerin malı
çürük bellerin bağı
gün olur devran döner
ben de sararım yari
nanay nanay nanay nanay.

kardeş türkülerden dinleyebilirsiniz.

bilge karasu

yevgeni onegin
postmodern edebiyatın ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden biri olan, 1930'da istanbul'da dünyaya gelmiş ve 1995'de ankara'da hayatını kaybetmiş olan büyük yazar.

yazmak nedir yazmak diye kendimize sorarız ve kendimizi o kadar zor ifade ederiz ki her şey birbirine dolaşır. kelimeleri kullanma gücünü kaybederiz. işte bu olay bilge karasu'da yoktur, türkçe'yi kullanma gücü, yeteneğinden gelir; kusursuzdur.

istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi felsefe bölümünden mezun olmuştur. zaten romanlarında, denemelerinde ve öykülerinde bu hissedilir. oluşturulduğu karakterler hep bir varoluş mücadelesi verir. benliğini bulmaya çalışmak için uğraşır.

anlattıkları her zaman kapalıdır. kapalı cümlelerle insanların zihinlere inip ışığı yakmaya çalışır.

okurken gerçekten haz almak istiyorsanız , başucunuza almanız gereken bir insan ve yazardır.

sait faik en iyi öykü armağanı kazandığı uzun sürmüş günün bir akşamını okurken bunu doya doya hissedeceksiniz .


ne kitapsız ne kedisiz'de zirvelere ulaştığını da belirtmek gerekir. özellikle hayvanların öldürülmesi ile ilgili bir yazısı vardır ki; muazzamdır.



öyküleri:

troya'da ölüm vardı
uzun sürmüş bir günün akşamı
göçmüş kediler bahçesi
kısmet büfesi
lağımlaranası ya da beyoğlu
susanlar

romanları:

gece
kılavuz

denemeleri;

ne kitapsız ne kedisiz
narla incire gazel
altı ay bir güz

"kitaplardan ve ayraçlardan ve bardak altlarından ve kedilerden ve gündüzlerden ve gecelerden ve yerlerden ve göklerden başka kimimiz kaldı?" ( ne kitapsız ne kedisiz'den)