akar'ın beyni akmış

turuncu gemi
f-35'ler daha hiç bir ülkeye teslim edilmedi bildiğim kadarıyla. hele ki bu uçaklar yine bildiğim kadarıyla salt nato ülkeleri için geliştirildi. israil bir nato devleti olmadığı için f-35'lerle ne ilgisi var. yok hayır bu uçaklar israil'e fişsiz, faturasız, kdv'siz satıldıysa dünyayı ayağa kaldıralım.

fakat s-300 savunma sistemlerinin bir diğer nato devleti yunanistan'da bulunmaktadır. hatta bu da bizim yüzümüzdendir. 10 yıl kadar önce, güney kıbrıs devleti rusya'dan bu savunma sistemlerini aldı. biz de bir nato devleti olarak haliyle ortalığı ayağa kaldırdık. sonradan bu savunma sistemleri girit adasına yerleştirildi ve ortası bulundu.
s300 savunma sistemleri, s400 sistemlerinin bir altıdır. f-35 sistemlerinin wi-fi şifrelerinin amına koyacak kadar bir teknolojisi yoktur. fakat olsa bile nato'daki diğer ortaklarımız bu sistemleri bize zinhar güvenmediklerinden ülkemize sokmamızı istemiyor. işin en korkunç ve can alıcı kısmı işte buradadır.
bu sistemleri almamamız için hükümeti dostça uyaran eski deneyimleri diplomatlar vatan haini ilan edilmektedir. daha başka bir anlatımla itin götüne sokulup çıkartılmaktadır.

neyse. buradan sayın cumhurbaşkanıma seslenmek istiyorum. akar'ı kovun beni alın.

60 milyon uzaylı nordik ve nefilim savaşa hazır

turuncu gemi
halime abla başta ismi bile hasebiyle çok fazla iftar vakti evine gidilecek, bayramında eli öpülüp harçlık alınacak iyi bir ablamıza benziyor. hatta gençlere ''olaylara karışmayın, uslu uslu dersinizi çalışın büyük adam olun'' cinsinden nasihatlerde bulunacak bir abla hali var.

torbacısı kim falan diyeceğim de yani yok bu ablamızın narkotiklerle tek ilgisi haşhaşlı kektir.

60 milyon uzaylı nordik ve nefilim savaşa hazır

esdemirei

zenginsozluk.com/foto
Halime Lafçıoğlu adlı bir Facebook kullanıcısının 18 Mayıs 2019 tarihli bir paylaşımında kullandığı bir ifade. İddialara göre paylaşım sahibi, ABD'nın önceden istediği savaşa karşı Akdeniz'e ve Ortadoğu'ya yerleşmesine karşı kendisinin toplam altmış milyon uzaylı nordik ve nefilini bölgeye indirdiğini, savaşa hazır beklediklerini, gerekirse tüm galaksi ve takım yıldızlarını savaşa katacağını söylemiş.

türkü

esdemirei
Halkın ruh halini, derdini, neşesini, zevkini, dünya görüşünü, inancını, karşılaştığı olayları yansıtan; hece ölçüsüyle ve bir veya dört mısralı ana bölümlere çoğu defa bağlantıların getirilmesiyle söylenen; manzum ve ezgili anonim ürünler.

Oluşum aşaması ise şu şekilde ifade edilmiştir: Sözü hikmetli kılan nasıl şiirse, şiiri de kanatlandıran musikinin o efsunkâr ritmidir... İç dünyamızdaki ilhamların bir tezahürü olan şiir, müziğin büyülü atmosferinde emsalsiz bir güzelliğe erişir. Şiirdeki letafete, mızrabın tellerle vuslatı eklenince; perde perde dokunan mısralar, dokunaklı bir ezgi hâline gelir. Duygulardan dile yansıyan dizeler, notaların o esrarlı kanatlarını taktığı zaman; gönül semalarımızda şehbal açarak canlılık kazanır. Kalbimizdeki en içli duyguları ifade eden bu güzelim ezgiler, kültür dünyamızda şekillenip, gönül gergefimizde nakışlandıktan sonra, zamanın sinesinde demlenerek bir muammanın sırrıyla hemhâl olduğunda son hâlini alır.

Kaynaklar:
1- Doğan Kaya'nın 2004 yılı basımlı Anonim Halk Şiiri kitabı, sayfa 148
2- Mehmet Güneş'in 2001 yılı basımlı Türkülerimize Dair (Yozgat Dîvan) kitabı, sayfa 89

kvelertak

hak yeme hell yeah
2007 yılında kurulan, black metal - punk - rock müzik türlerini karıştırıp ortaya mükemmel şeyler çıkartmış norveçli manyak herifler topluluğu.

baykuş simgesine karşı olan takıntım adeta bu grupta vücut bulmuş. her kliplerinde mutlaka kullanıyorlar.

özellikle blodtørst şarkıları insan aklının iplerini zorlar.

grup üyeleri :
vokal: erlend hjelvik
gitar: vidar landa
gitar: bjarte lund rolland
gitar: maciek ofstad
bas: marvin nygaard
davul: marvin nygaard kjetil gjermundrød

60 milyon uzaylı nordik ve nefilim savaşa hazır

miyesmikcih
hep bu manyak bilimkurgu filmlerinin etkileri. daha arabın petrolünü süzmemişin, dünyayı tam anlamıyla ele geçirememişsin ne diye uzay savaşlarına giriyorsun.
sonra hepimiz uzaylı değilmiyiz?
merak etmeyin, uzaylı savaşları olmaz, din savaşları hala sıcaklığını koruyor.
yok efendim uzaydan gelen yaratıklar insanlığa savaş açacak diyorsanız incil'in vahiy bölümünü çok güzel okuyun. o kıyameti anlatıyor.
zaten filmlerin çoğu kutsal kitap metinleri. ne güzel de yiyorsunuz. afiyet olsun.

erlend hjelvik

hak yeme hell yeah
17 ocak 1985 norveç doğumlu ruh hastası adam. kvelertak grubunun vokalisti.

dünya'nın en iyi metal vokallerinden biridir. ses aralığı o kadar geniştir ki black metal, trash metal ve punk vokallerini tek seste toplayabilir. canlı performanslarıyla da stüdyo vokalisti olmadığını kanıtlamıştır.

sahneye tepesinde baykuşla çıkması ile bilinir genelde.

ayrıca panik atak ve obsesif kompülsif bozukluk hastasıdır. sahnede sık sık atak geçirir. ama atak geçirdiği anlardaki performansı, normal performansından bile muhteşemdir.

19 mayıs 100.yılı kutlu olsun

miyesmikcih
100 yıl önce bugün mavi gözlü bir dev anadolu'nun makus talihini yenmek için samsun'a çıktı.
7 düvel yenildi, padişah kalıntısı yobazlar içimizde hala faaliyetlerini gösteriyorlar.
hamasi nutukların atıldığı gün değil, gazi'nin tam bağımsız, laik cumhuriyeti için mücadele günü olsun.
19 mayıs 100. şeref yılı kutlu olsun.

instagram

bonnie
uzun zaman sonra zorla ve baskıyla hesap açtım. günlerce aynı şeyleri okuyup, aynı fotoğraflara baktım. sonra bir arkadaşım uyardı dedi ki sevdiğin kim varsa ünlü ünsüz takip et. ünlülerden fırat tanış aklıma geldi o an. lan 3 aydır bakıyorum bakıyorum ortada bir şey yok. anca reklam anca foto. öğrendiğim, öğrenebileceğim hiç bir şey yok. bu ne lan deyip kapattım.

ziya'nın ağıdı

esdemirei
Ziya Türküsü, Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün, Ziya'nın Atı, Ham Meyveyi Kopardılar Dalından gibi isimlerle anılan ve Yozgat yöresinin en önemli türkülerinden birisi olan bir ağıt, türkü.

Türkünün hikâyesinde iki kahraman vardır: Ziya (Bey), Yozgat'ın Karacalar Köyü'ndendir. Babasının adı Ömer'dir. Altı kardeştirler. Ziya, ailesinin tek erkek evladıdır. Yiğitliği ve mertliği ile nam salmış bir delikanlıdır. Ziya'nın atlara çok meraklı olduğu bilinir. Cirit oyununda usta olduğu, at yarışlarında ise yöresinin en gözdesi olduğu söylenmektedir. Fikriye (Hanım), Yozgat'ın Kızıltepe Köyü'ndendir. Babası imamdır. Ziya ile nişanlanmıştır. Ziya öldükten sonra kuma üzerine evlenmiş ve çocukları olmuştur.

Türkünün hikâyesi hakkında birçok söylenti mevcuttur. Türkünün hikâyesi, Fikriye Hanım'ın ağzıyla Necati Şahin adlı kişi tarafından şu şekilde aktarmıştır: Ziya, Yozgat'ın Kızıltepe köyünde oturan Fikriye'ye sevdalanmıştır. Birbirine sevdalanan bu iki genç, her iki ailenin de rızasıyla nişanlanırlar. Eskiden malum olduğu üzere nişanlılar pek sık görüşemezmiş. Ziya ile Fikriye de bu durumu yaşamışlar ve köylerine gelip gidenlerden birbirlerini sormuşlardır. Ziya bir gün tarlada ekin sulayan ırgatlara(çalışan, işçi) yemek getirir. Gittiği sırada ırgatlar, pantolonlarının paçalarını katlamış bir şekilde ekin sulamaktadırlar. Ziya da ırgatlar getirdiği yemekleri yiyip karınlarını doyurana kadar onlara yardım etmek ister. O da ayakkabılarını çıkarıp, pantolonunun paçalarını katlayarak ekin sulamaya başlar. Ziya o gün çok rahatsızlanır. Bir karın ağrısına tutulur. Aradan zaman geçmesine rağmen bu karın ağrısından kurtulamaz. Doktorlara götürülür ama derdine bir türlü çare bulunamaz. Ziya artık iyice fenalaşıp yatağa düşmüştür. Bu sırada da tabii ki sevdiği hiç aklından çıkmamaktadır. Hep onun hayaliyle yaşar, hep onu düşünür. Sevdiğini görmek istemektedir. Ziya sevdiğini, Fikriye'yi son bir kez olsun göremeden hayata veda eder. Fikriye, Ziya'nın hastalığını duymuştur, bilmektedir. Ama babası, Fikriye'yi, Ziya'yı görmek için bir kere bile yanına yollamamıştır. Fikriye ancak Ziya'nın köyünden gelip gidenler vasıtasıyla haber alabilmektedir. Bir akşam Fikriye ailesi ile birlikte otururlarken, Karacalar köyünden, sevdiğinin köyünden bir misafirleri gelir. Uzun bir sohbetin ardından, Fikriye'nin sabırsızlıkla beklediği o soru çıkar babasının ağzından. Gelen misafire, babası, Ziya'nın nasıl olduğunu sorar. Misafir ise damdan düşercesine, Ziya'nın öldüğünü söyler. Fikriye o sırada elinde iğne, dikiş dikmektedir. Sevdiğinin Hakk'ın rahmetine kavuştuğunu duyduğu an, elindeki iğne yüksüğü düşer ve iğneyi parmağına batırır. Sevdiğinin bu ani ölüm haberi ile yıkılan Fikriye o an gönlüne gelen duygularla, gözyaşları içinde, sözler söylemeye başlar.

Çeşitli kaynaklarda türkünün sözlerinde değişiklik gösterir. Türkünün çıkış kaynağı Fikriye Hanım türküyü kendi ağzından şu şekilde okuduğu ve iki kıta eksik okuduğu söylenilir:
Uzun olur gemilerin direği,
Yanık olur anaların yüreği,
Ne sen gelin oldun ne ben güveyi,
Onun için açık gider gözlerim.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Benim yârim yaylalarda oturur,
Ak ellerin soğuk suya batırır.
Demedim mi nazlı yârim ben sana,
Sık muhabbet tez ayrılık getirir.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Çamlığın başında tüter bir tütün,
Acı çekmeyenin yüreği bütün.
Ziya'nın atını pazara tutun,
Gelen geçen Ziya'm ölmüş desinler,
Adını da hayırsıza koysunlar.

Ata binmiş de başı tuvalet,
Gel otur yanıma bir akıl öğret,
Senin nazlı yârin kime emanet.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Sürün cezveleri, sürün kaynasın,
Ziya gelsin ciridini oynasın,
Kahpe felek muradına doymasın.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Ziya'm ciritte de asla yenilmez,
Öyle yiğide de öldü denilmez,
Hasret gidenin de gözü yumulmaz.
Yuman gözlerini yâr gelmeyince,
Yumman cenazeyi yâr gelmeyince.

Evlerine vardım horantası çok,
İçlerine vardım nazlı yârim yok.
Etraf köylerde de hiç emsali yok,
Öyle yiğide de öldü denilmez,
Hasret gidenin de gözü yumulmaz.

Pembe pembe güldün, yanağın soldu,
Karın ağrısı da bahane oldu,
Hayırsız elbisen, bohçada kaldı.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Keten gömlek giyer kolu kırmalı,
Tekbir alıp namazına durmalı,
Nişanlına Mevla'm sabır vermeli.
Öyle yiğide de öldü denilmez,
Hasret gidenin gözü yumulmaz.

Hayal hayal eder elâ gözleri,
Unutulmaz o yiğidin sözleri,
Düşmanların gelmiş tebdil yüzleri.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Emmin gitmiş nişanlını getirir,
Beş bacı da başucunda oturur,
Annen baban eksiğini yetirir.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Ziya'yı sorarsan yiğitler başı,
Felek beğendin mi yaptığın işi?
Ölüm yakışmıyor küçüktür yaşı.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Sarı çiğdem, mor menekşe bitince,
Kırmızı gül için bülbül ötünce,
Eller yâriyle de zevke çıkınca,
Ararım bulamam nazlı yâr seni,
Nerede bulayım nazlı yâr seni.

Duman almış şu Soğluk'un başını,
Anan eyleyemez gözün yaşını,
Nişanlın çatlattı sabır taşını.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Kırmızı gül gibi ne tez uyandın,
Düşman derdin acısına hep yandın,
Nazlı yârini de kime inandın.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Yozgat'ın dağı da bir kara tepe,
Yârin istediği bir altın küpe,
Yozgat'ta gezmedim ben sere serpe.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Hastane derler de yedi köşeli,
Doktorlar geliyor eli şişeli,
Ziya'yı sorarsan yerde döşeli.
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Eşmeyi ellemeyin, eşme durulsun,
Ziya'mın ölüsü orda yumulsun,
Nazlı yârim acep kime verilsin?
At üstünde kuşlar gibi dönen yâr,
Kendi gidip ahbapları kalan yâr.

Kaynaklar:
1- Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi: Ziya'nın Ağıdı Üzerine (2012)

feryal öney

turuncu gemi
bir insanın hem gözlerinin güzelliği, hem gülüşü bu kadar mı güzel olabilir. fakat ben kendisine bundan 14 sene önce gittiğim ilk konserinde henüz 22 yaşımdayken saçlarından büyülenip aşık olmuştum. sesinin muhteşemliğini övecek ne kürtçe ne de türkçe cümle oluşturamadığımın kusuruna bakmasın.