baobab ağacı

fiorabella
maymun ekmeği de denilen anavatanı madagaskar olan Asya ve Afrika'da yetişen farklı bir ağaçtır. gölgesi olmayan ağacın dalları kök gibidir. katmanlı bir gövdeye sahip olduğu için ağaç sanayisinde kullanılmaz. meyveleri portakal büyüklüğündedir. meyvelerindeki unlu ve etli kısmı eczacılıkta, yağı ise kozmetik sanayisinde kullanılır.
afrika'lılar bu ağacı kutsal sayarlar. efsaneye göre baobab ağacı isa'nın doğumundan önce dikilen bir ağaçtır. isa doğduğunda şeytan çok kızar ve ağacı yerinden söküp ters diker.

koşmak

kozmos
bir tür hediye. iki adet sağlam bacağa sahip her insanın ücretsiz olarak gerçekleştirebileceği bir etkinlik. kalbe olan sayısız faydasını bilmeyeni taşlarlar zaten.

samurai

fiorabella
hoş gelen yazarımız.
buralarda görmekten mutlu olduğum samurai insanı. film, müzik ve oyun bilgisi konusunda ayaklı vikipedidir. kendisi her ne kadar fransızca şarkıları sevse bile ben ona italyanca bir şarkıyla gıcıklık yapmak istiyorum o zaman gabriella ferri samurai için "remedios" desin bakalım.



aşk-ı memnu

fiorabella
halid ziya uşaklıgil'in aşk, yalnızlık ve hayal kırıklığı gibi olguları işlediği romanıdır. gerek roman kahramanlarının psikolojik analizleri, gerekse yazarın her kahramanı objektif olarak ele alması romanı daha gerçeksel kurguda okuyucuya sunuyor. aslında o yıllarda başlayan toplumsal dejenerasyonu gözler önüne seriyor. 70'li ve 2000'li yıllarda çekilen dizilerinin de halen tekrarlarının izlenmesi, işlenen konuyla verilen mesajın farklı anlaşıldığı da belli oluyor.

yaşını almış pedofilik adnan bey'in çocuğu yaşında bihter'e aşık olması ve evlenmesi, behlül'ün önce yengesi bihter'e, sonra kuzeni nihal'e ensestvari duygularla yaklaşması, firdevs hanımın ve matmezalin adnan bey'e, beşir'in nihale'le, cemile'nin beşir'e aşkı derken aşk fırtınaları yaşanan dizi kitabın gerçek güzelliğini sunamadı. bu yüzden kitabı okurken ayrı, diziyi izlerken ayrı pencerelerden konuya bakıldı.

bence bu konuda en güzel yorumu yıllar önce oğuz atay yapmış.

zengin sözlük yazarlarından şiirler

ihtiras limani
denizin diğer kıyısında
sevilmişliğinin aynalarında
görüyorsun sahneleneni
ışığı beni kendinden iyi bilişin olan
ne çaresizlik ipinde oynayan kukla
ne bir tiyatro sahnesi
bir ruh cehennemini bırakıp suya
uzaklığın kanatlarına binip gittiğin
bir sessizlik zindanıdır

insan sevdiğiyle olmalıdır
imkansızımsa uyandığımız dünya
kendimizi esas var ettiğimiz
gönülde kurulan rüya
bizi bir öykünün kahramanı kılmalıdır

yıldızların da bir şarkısı vardır
bir sevdalını gözünde ezberlediği
duyar bilirim kulakların
yaz rüzgarları tenine dokununca
düşlerinde bulursun beni
bütün sahillerde yeniden sevişiriz
anlamını yeniden doğurur tutkular
dansımız başlar bir kez daha..





yokuş

samurai
dik ve çıkılması sancı veren yoldur. ayrıca sokak ağzında "işi yokuşa sürmek" tabiri vardır. bir işi uzatmak veya yapmamak için bahaneler uydurmak anlamına gelir.

hırsız

bonnie
kişi veya kişilere ait maddi ya da manevi değerlerini izin almadan alan kişi.

bu dünyada en korktuğum şeylerden biridir evde bir hırsızla karşılaşmak. düşüncesi bile tutulmama neden oluyor.