dünyayı koruma vakfı

fiorabella
kısa adı wwf'dir. 1961 yılında kurulan vakfın amacı doğayı korumak, nesli tükenmekte olan hayvanları koruma altına almak, doğanın ve hayvanların uğradığı zararları onarmaktır.
vakfın türkiye ayağında gönüllü ya da çalışan olabildiğiniz gibi global olarak dünyanın

herhangi bir köşesinde de nesli tükenmekte olan hayvanları kurtarmak adına evlat edinebilir, bağış yapabilirsiniz. özellikle doğum günü, kutlamalar, nikah şekerleri, vs gibi hediye durumlarında sertifika, plaket karşılığında hediye olarak bir canlının kurtulmasına da vesile olabilirsiniz.

yakın dostum, merk ile bana bana bir kaplan hediye etti. ben de iki tane yunus evlat edindim. evet hiç dokunup sevemeyeceğim ama onun denizlerde özgürce yüzmesi en büyük mutluluk benim için. bağış ve evlat edinme ücretleri tamamen onlar için kullanılıyor. ilgilenen arkadaşlar için linki buraya koyalım.
http://www.wwf.org.tr/

instela itü sözlük olsun kampanyası

keskin nisanci
hakikaten en büyük problemimiz instela itü olsun mu olmasın mı. bu mesele yüzünden rüyalarımız kaçıyor artık. ben anlamıyorum bu işleri, uzun zamandır girmesem de ben de bir instela yazarıyım ama aklıma hiç lan burası itü olsun diye bir şey gelmedi. begenirsiniz ya da beğenmezsiniz insanlar bu işlere zaman, para ve emek harcıyorlar. instela adıyla reklam yapıyorlar. sonra birkaç tane romantik çıkıp burası itü olsun diyerek, bugüne kadar hiçbir derde deva olmamış change.org'ta imza sayfası açıyor. gerçek anlamda son derece anlamsız bir hareket.

çocuk susar sen susma

keskin nisanci
çocuk istismarına dikkat çekmek için sosyal medyada birkaç gündür başlayan ayaklanmanın diyeyim sloganı.

sloganlar, farkındalık yaratma çabaları iyi hoş ve samimi bir çaba ama olayların çözümü adına bir şeye yaramadığını birçok kere gördük. elle tutulur adımlar atılması gerekiyor. gerekirse sadece bu konu ile ilgili yasalar yapılmalı ve en üst seviyeden cezaların verileceği yeni maddeler oluşturulmalı. taciz ve tecavüz hiçbir şekilde kabul edilemez onda hemfikiriz ama çocuk istismarı dünyanın en aşağılık şeyi. yani artık ne yapılacaksa yapılsın ve bunun önüne geçilsin.

çocuk susar sen susma

fiorabella
sosyal medya kullanan hemen herkesin dikkat çekmek adına paylaştığı tepkidir. malesef çözüm odaklı değil. paylaşıp geçiliyor, altına yazılar yazılıyor vs. halk olarak bazı devletlerde olduğu gibi sosyal medya üzerinden bir yaptırmı, etki mekanizması görevi görmeyi istesek bile malesef bu mümkün değil. milyon tane reel imza kampanyalarına imza atmış biri olarak diyorum ki sadece ses çıkartıyoruz. sesimiz duyulmuyor. pedofiliye toplumsal eylemler gerekiyor. milyonlarca sosyal medya ve internet kullanıcı hükümetlerin ve bakanların hesaplarına bu paylaşımları yapsalar tıpki üst soy merakımız gibi hesaplarını kitleseler belki dikkat çekebilir. ya da devletin bimer, cimer gibi şikayet birimlerini şikayet yağmutuna tutsalar. belki dikkat çekilir. lakin kişisel hesaplardan paylaşmak daha kolay geliyor.

suç ve şiddet patlaması yaşayan bir toplumuz. endişeli olmaktan ziyade uyanık olmak zorundayız. pedofili ve zoofili için kanunları değiştirmeyi başaramıyoruz toplum olarak bu bir bütünde buluşamadığımız için oluyor. şiddeti yazıyoruz evet yazmalıyız, insanlara bunları unutturmamalıyız ama insanımız da biraz boş vermiş değil mi?

ben bu tür her olayda tepkimi devlet mercilerine, sosyal medya hesaplarına bildiriyorum ama acı bir gerçek var. bu tür olaylarda devlet erkanının hesaplarına bakıyorsunuz 2-3 kişi tepkisini göstermis, cılız bir kaç ses. toplumsal uyanma gerekiyor. bizim vatandaşımızda bilincin gelişmesi gerekiyor. partilerin il, ilçe başkanlıklarına dahi " siz bu kanunu çıkartmıyorsunuz çıkartana dek size oy vermiyoruz" diyen insanlar gerekiyor. ama olmaz futbol takımı tutar gibi parti tutuyoruz.

kaçımız bizi temsil etmesi için gönderdiğimiz vekillere bu yasalar hakkında baskı yapabiliyoruz? üstelik en doğal hakkımız değil mi? klavyenin arkasından dünyayı kurtarıyoruz gerçek bu.

hayvan hakları için sayısını unuttuğum davalar açtım. karşı taraf bazen beni dava etti. orada duyduğum br cümle kalıbı gerçeği yüzüme vurdu.
"fiorabella hanım bu davalarla bir yere varamazssınız. tek başınıza tepkiniz sadece dosyada kalır" dendi bana. onlar öyle dedi diye tabii ki de vazgeçmedim. daha çok dava açtım. bir bebenin, bir hayvanın canı gülben ve seren polemiğinden daha önemli olamadı.

demem o ki bu paylaşımları sosyal medyalarda kişisel olarak göstermek duyarlılık değildir. modaya uymaktır. acı da olsa gerçek budur.

papirüs

emekli yoda
papirüs aslen bir bitkidir. genellikle su kenarında yetişir ve 2-3 metre boylarındadır. uzun ince yeşil bir pipet şekli düşünebilirsiniz. eski mısır'da hiyeroglif sevdasına tüm duvarlar doldurulduğundan, yazı yazmaya doymayan mısırlılar, bu bitkiden kağıt üretmeye başlamışlardır.

imalat aşaması parşömene göre çok daha kolay ve az maliyetlidir. bu nedenle uzun süre kullanılmıştır.

idama karşı olmak

bonnie
adaletsizliklerle dolu, siyasetin her şeyi etkilediği bir ülkede hatta bir dünyada yaşıyor olmanın bilincinde olan insan davranışıdır.
savunucularını lüzumsuz hümanistlikle suçlayanların geçmişten günümüze mevcut yargı ve hukuk siteminin yaptığı pek çok yanlışı, geri döndürülemez kayıp ve yıkımları gözden geçirmeleri gerekmektedir.

parşömen

emekli yoda
yazı yazabilmek için özel işlemlerden geçirilmiş hayvan derisidir. zahmetli bir hazırlanış işlemi vardır. hayvan derisi önce kireçte bekletilir. üzerindeki kıl, yağ ve varsa et dokusu titizlikle temizlenir. zımparaladıktan sonra kurutulmaya bırakılır. bugün tekstil sektöründe kullanılan timsah derisi gibi aynı işlemlerden geçer. ama o dönemdeki teknolojik imkanlar dahilinde tüm işlemler manuel olarak yapılır.

ortaya çıkan parşömenleri üst üste konulmuş a4 kağıtları gibi düşünmemekte fayda var. çünkü, farklı noktalardan alındığı ve her parçada derinin kendine has bir dokusu olduğundan, birbirine benzeyen parşömen bulmak pek mümkün değildir. her parşömen, kendine özgü izler taşır.

dayanıklı olması, her iki yüzüne de yazılabilir olması ve her ne kadar üretimi biraz zahmet gerektirse de hayvan olan her bölgede üretilebileceği gibi nedenlerle çok uzun süre kullanılmıştır.

dönülmez akşamın ufkundayız

keskin nisanci
bir yahya kemal beyatlı şiiri. münir nurettin selçuk bu ölümsüz şiiri besteleyip, yorumlamıştır. zaten ölümsüz olan şiire daha da ölümsüz bir anlam katmıştır.

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Cihâna bir daha gelmek hayâl edilse bile
Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece
Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince
Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül
Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç


tecavüz mağduru müjgan kediye yardım ediyoruz

fiorabella
bir insanımsı canavar erkek müsvettesinin tecavüz ettiği kedi müjgan için açılan kampanyadır. olayı hatırlarsınız istanbul gaziosmanpaşa'da tecavüz edilen kedi. müjgan'ı kedi evi grubumuzdan bir arkadaş sahiplendi ve bakım altına aldı.
kediden cinsellik kokusu alan bir sapığın yaptığı tahribat yüzünden müjgan bir dizi operasyon geçirdi ve geçirmeye devam ediyor. çok masraf isteyen operasyonlar olduğu için nakit anlamında güçlük yaşanıyor.

yardım etmek isteyen olursa bilgileri mesajla ileteceğim.

filipinler

kadin kismisi cok yazmaz
fakirliğin hakim olduğu, ahlakı yozlaşmanın ise tavan yaptığı(10 dolara 18 altı kadın ticareti yapılıyor, çocuk istismarı almış yürümüş) bir ülkede elbette emek-sermaye çelişkisi derinleşmiştir. elbette hükümet, iktidarı olmasa da kontrolü kaybetmiştir.
filipinler böyle bir ülke. filipin halkı genel olarak iyiliği felsefe edinmiş olmasına rağmen tarihsel olarak sömürünün getirdiği yıkımdan paylarına düşeni almış durumda.istatistik verilere göre dünyanın 39. büyük ekonomisine sahipler ama ekonomi bilişim ve elektroniğe dayalı olunca yabancı sermayeli şirketler ülkede konuşlanıyor ve bu turizmi beraberinde getiriyor, turizm ise fuhuşu.. ne yazık ki asya genel olarak ekonomide güçlenirken(!) toplumsal yaşamda gerileyen unsurlarla dolu bir kıta.

ben herşeye rağmen filipinler deyince , dostum mark ve ailesinin misafirperverliğini, olumlu düşünce yapılarıni ve gülen yüzlerini aklıma getirmeye çalışıyorum.

tacizci öğretmene iyi hal indirimi uygulanması

keskin nisanci
vicdan sızlatan bir haber bu. piçin biri sekiz yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunuyor ama mahkemede takım elbise giydi diye cezası indiriliyor. biz de kendimizi parçalıyoruz, tacizin ve tecavüzün önüne nasıl geçilir diye. iyi hal indirimi, saygın tutum indirimi, rızası vardı indirimi gibi aptalca nedenlerle cezaların indirildiği bir ülkede tacizin ve tecavüzün önüne geçilemez.

"izmir'de Limontepe Sehine Hasan Saray İlkokulunda görevli 58 yaşındaki öğretmen S.S.S'ye derste 8 yaşındaki kız öğrenciye cinsel istismarda bulunmak suçundan dava açıldı.

Savcı, sanığın 39 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada,, sanığa,, cinsel istismar suçunu bakım ve gözetim yükümlülüğü altındaki mağdura karşı işlemekten 22 yıl hapis verildi.

Ancak ceza, sabıkasızlık ve iyi hal gerekçesiyle 18 yıla düşürüldü."

andy warhol

cisi gelen sanat tarihcisi
bu adam var ya bu adam, pop art'ın tanrısıdır benim için!

evinde annesiyle yaşadıgı sade hayatını, dışarıda fabrikasında öyle güzel kapatıyordu ki, insanlar onun sakin ve boşvermiş cevaplarından ilham alıyorlardı.

dahası da, velvet underground gibi bir müzik grubunu piyasaya kazandırmış bir adam bu! bu adamı öylesine seviyorum ki, geçen yıl antalya'da sergisinde çalışıp, sergi kaldırılırken orada bulunmuş ve o günleri asla unutmamak adına önce "ne zaman bir warhol tablosu önünde yuvarlanabilirim ki?!" diyerek bol bol yuvarlanmış, üzerine gecesinde "andy warhol" dövmesi yaptırmıştım.

bu adamı çok seviyorum.