işte gidiyorum çeşm-i siyahım

keskin nisanci
ruhu şad olsun aşık mahzuni şerif'in çok çok güzel bir türküsü.

İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüzde dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da

Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa (sıralansa) da

Bağladım canımı (ömrümü) zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline (gurbet eline)
Güldün Mahzuni'nin berbat haline
Mervan'ın elinden parelense de

kadin kismisi cok yazmaz
yazarımız keskin nişancının eline sağlık, mahzuniyi çok içten anmış, bize de hatırlattı, ancak söylemeden edemiycem ilk gördüğümde
-işe gidiyorum çektim siyahımı diye okudum iyi mi?
te allaam ya elf gözlerime baktırsam iyi olacak galiba

aşık mahzuninin en sevilen ve bilinen türküsüdür.
ama ben daha çok , bilmem ağlasam mı türküsünü seviyorum , halkının sesi olduğu için. sözleri aşağıda ki gibidir.
Mevlam gül diyerek iki göz vermiş
Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı
Dura dura bir sel oldum erenler
Bilmem çağlasam mı çağlamasam mı

Yoksulun sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi

Mahzuni Şerifim dindir acını
Bazı acılardan al ilacını
Pir Sultanlar gibi darağacını
Bilmem boylasam mı boylamasam mı.

Haa bir de nedense aşık ali nurşaninin oğlu engin nurşaniyi , söylerken tavır olarak aşık mahzuniye benzetiyorum.
iyiler iyidir
bağladım canımı zülfün teline!

yani diyor ki; canımı, yarimin saçının teline bağladım. saçının teline zarar gelirse ben ölürüm,sevdiğim! diyor

ben de mahzuni babanın, doktor bey ve mehmet emmi türkülerini çok severim. hepsini dinlerim ama onların yeri ayrıdır bende! çocukluğuma götürür beni, avluda çay içerken babam sesini açardı ve bana baka baka dinlerdi!