köy hayatına özenen insan

mirkut
yolda giderken inek görünce "ohaaa ineklere bak nasıl tatlı bunlar" diyen, tatil yerindeki çiftliğe gitmek isteyip, "ya atlar varmış dokunuyorsun ata. inekler elini yalıyor falan" diyen, yolculuğumuz sırasında gördüğü her tarla için, "bu ayçiçekler neden sararmış? şu tarladaki şey ne?" diyen, kenarda duran bir pulluk gördüğü zaman "çapaya bak, kocamanmış. büyük bir geminin galiba" diyen, arabada giderken çığlık çığlığa bağırmaya başlayıp bizi korkudan öldüren ve noldu deyince de "arı girdi içeri" diyen 22 yaşında bir kadın tanıyorum. bir dostumun sevgilisi kendisi. inanılmaz derecede köy hayatıma özendiğini söylüyor. seneye de liverpool'a eğitim için gideceğinden falan bahsediyor sonra. hayatında hiç diyarbakır'a gitmemiş mesela. ama bir arkadaşı ona oralı bir sevgilisini anlatmış. bu sebepten dolayı diyarbakır'lı herkesin cahil ve bağnaz insanlar olduğunu sanıyor. islam inancına sahip olduğunu belirtip kesinlikle ırkçı değilim dedikten sonra "yahudiler kadınlara hiç değer vermiyor. onlar çok leş bir topluluk" diyor.

şarkılarda en önem verdiği şeyin şive (aksan demek istiyor sanırım) olduğunu belirtip bütün gün yabancı pop dinliyor.

deniz suyu çok soğuk diye ağlayabiliyor.

bakkalda saç kurutma makinesi satılmadığı için burası ne biçim saçma yer diye kızabiliyor.

sahilin bakirliğini övüp sahile çöp atıyor. "git onu al" diye kızdığım da ayaklarıma bir şeyler batar diyor.

bandırma'nın içinden geçerken "ne kadar sevimli bir köy hayatı" diyor.

sonra tekrar tekrar söylüyor. "ben kesinlikle köyde yaşamak istiyorum."


bu şekilde özeniyorsanız, özenmeyin lütfen.
sos
tezek kokusunu alır almaz gerisin geriye topukları poposuna vura vura kaçacak insandır.

köye ara sıra giderim. biraz ziyaret edip dönerim. ziyaret için tercih edin tabii dinlenirsiniz.

köy topraktır. toprakla yakın temas insanı dinlendirir. ee topraktan gelmişiz zaten... tertemiz hava ile ağaç ve toprak bir araya geliyor daha ne olsun...

köy iyidir ya. rahat rahat mangal da yaparsınız oh mis.
sos
herkes köye, ağaca, toprağa heves eder fakat tecrübe etmediği için orda yaşamanın zorluğunu bilemez. o ineklerin bakımına 1 hafta şahitlik etse anlar olayı.
indim derelerine
Küçük bir karşılaştırma yapalım ama iş bu entrideki köy kırsaldaki değil , denize kıyısı olan bir şehirde olan köydür. Kırsal hakkında fikrim yok. Karşılaştırma ise istanbul ile yapılmıştır.

Köyde ekin varsa kalkış saati sabah beş. İstanbulda'da işin evine uzaksa kalkış saatin beş buçuk

Köyde tezek kokusu var ama şehirde de egsoz kokusu ve hava kirliliği var

Köyde dedikodu var , beyaz yakalı personelde mobbing ve dedikodu.

Köyde herşeyi kendin ekmesen bile taze yeme şansın vardır , şehirde sütü bim'den alırsın

Köyde hayat ucuzdur ve akşamları en azından kafa dağıtmak için 10 dk'da varabileceğin bir deniz bulunur. İstanbul'da o denizi anca serviste yarı uyur uyanıkken görürsün.

Köyde soba yakarsın doğrudur , ama şehirde ısınamadığın halde minimum 300 tl doğalgaz parası verirsin.

Köyde muhtemelen ev senindir , büyükşehirde evin yoksa zaten köydeki bir aylık yetecek paraya ev kirası ödersin.

Köy veya küçük şehir hayatı ( bir de dibinde kıyısında deniz varsa ) kesinlikle İstanbul'dan evladır. En azından geçinirsin.

Yorumlamam da bu kadar.
bonnie
şehirdeki karmaşa, trafik, kalabalık, koşturmaca, pahalılık, kimsesizlik, doğadan ve doğal olandan uzak kalma ve sıkışmışlık duygusunun hissettirdiklerinden dolayı özenilen hayat biçimi.

hayalimdir ve özeniyorum evet, bir balıkçı köyü olacak. arkası da mutlaka orman olacak. bunun dışında kabul etmem.
icgqhs
gezen tavuk yumurtası yemeden önce nerelerde gezdiğini görmek istemez miydiniz?
ya da horozların hangi şartlar altında sabahları öttüğünü?
ya da ineklerin hangi şartlar altında süt verdiklerini ve bu verdikleri sütü size ne kadar helal ettiklerini?

güzel olurdu, gezen tavuk çıkmıyor aklımdan.