lev nikolayeviç tolstoy

berlinetta
en başarılı rus yazarlardan, düşünürlerden biridir.
kitaplarının okuması gerekir.

"Bir insan acı duyarsa canlıdır. Başkasının acısını duyarsa insandır."
"Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir."
olacak o kadar
82 yaşındaki tolstoy, evden kaçışının üçüncüsünde geri dönmemeye kararlı olarak bir daha görmek istemediği karısına bir veda mektubu yazar;

“gidişim sana acı verecek, üzgünüm, bana inan ve başka türlü yapamayacağımı anla. benim evdeki durumum çekilmezdi ve çekilmez oldu. öteki nedenlerin yanısıra, şatafatlı koşullar içinde, eskiden olduğu gibi, yaşamayı sürdüremedim ve benim yaşımdaki ihtiyarların göreneğine uyarak, dünyayı terkedip, yaşantımın son günlerini sessizlik ve yalnızlık içinde geçirmek istedim.

“bunu anlamanı ve nerede olduğumu öğrenecek olursan gelip beni aramamanı yalvararak rica ediyorum. senin gelişin sadece ikimizin de durumunu kötüleştirir ama benim kararımı değiştiremez.
“benimle birlikte namusluca geçirdiğin kırksekiz yıllık yaşam için sana teşekkür ederim ve sana yapılan ve bana yüklenen suçlamalar için beni bağışlamanı dilerim, senin bana karşı yaptığın haksızlıkları da benim bağışladığımı bilmeni isterim. benim gidişimle, senin için oluşacak değişiklikleri kabullenmeni öğütlerim. bana bir haber iletecek olursan saşa'ya söyle, o beni nerede bulacağını bilecek ve gerekeni iletecektir. ama benim nerede olduğumu açıklayamaz, çünkü bulunduğum yeri hiç kimseye söylememek konusunda bana söz verdi.”
leon tolstoy
olacak o kadar
vol2

''savaşta adam öldürdüm, düelloda karşımdakiyle dövüştüm, iskambilde kaybettim, köylünün alın teriyle ürettiği malı heba ettim, köylüyü zalimce cezalandırdım, havai kadınlarla alemler yaptım ve insanları kandırdım. yalan dolan, soygunculuk, her türlü aldatma, içki , şiddet, cinayet… işlemediğim tek bir suç olmadı.''

hizmetkârlarına ölesiye eziyet eden ve geride kalan dulları sekse zorlayan bir adamın vicdani yükünü hafifletmeye çalışmasıydı belki de güncesine yazdığı bu satırlar. bu adam besbelli hayatı hızlı yaşamasının bir sonucu olan orta yaş krizinin ortasındaydı. bu kriz sonunda kökten bir ruhsal dönüşüm yaşayarak seksi, alkolü, tütünü ve et tüketmeyi bıraktı. hizmetkârlarını özgür bıraktı ve onlara muazzam bir servet bağışladı. ancak yazarın orta yaş bunalımı yaşamasına sebep olanlar neydi?

tolstoy birlikte olduğu kadınları güncesine ayrıntılarıyla yazmaktan zevk alan bir adamdı. sevgili karısı sonya'yı düğün gecelerinde bu günceyi okumaya zorladı. bu güncede hizmetkârları ile yaşadığı cinsel ilişkiyi bile yazmıştı. ancak sonya'ya göre yazarın bu açıklık ve dürüstlüğü fazlaydı. sonya ertesi gün kendi güncesine bu yaşadığı olayın iğrenç bir durum olduğunu ve bundan dolayı büyük bir tiksinti duyduğunu yazdı.

ilk kült yazarlardan biri olan tolstoy'un yaşamının sonlarında, yazarın evinin çevresine yüz kadar insan kamp kurup tolstoy'un pelerinine dokunmaya çalıştı.

tolstoy'un son sözleri şöyle oldu: “peki ya köylüler… köylüler nasıl ölür?”
kutadgu bilig
ibrahim (a.s.) a indirilen ayetlerde geçen bir temsili kitabına taşımış, hayattan keyf almadığını ve her lezzette bir elem hissettiği gerçeğini harika bir tarzda ifade etmiş bir yazar. aynen şöyledir;

Seyyah, çöldeki yırtıcı bir hayvandan kurtulmak için susuz bir kuyuya atar kendini. Kuyunun içine düşerken can havliyle bir dala yapışır. Orada, kuyunun dibinde bir ejderha görür, onu yutmak için ağzını açmıştır. Yırtıcı hayvan tarafından parçalanmamak için yukarı çıkmaya cesaret edemeyen, ama ejderha tarafından da yutulmamak için aşağıya atlayamayan bu zavallı, kuyunun duvar taşları arasında yetişen bir dalı yakalar ve ona sımsıkı tutunur. Elleri uyuşur... O sırada biri beyaz diğeri kara iki farenin, onun tutunduğu dalın çevresinde dolaşıp, dalı kemirmekte olduklarını görür. Havada debelendiği sürece, çevresine de bakınmaktadır. Çalının yapraklarında bal damlaları görür, dilini uzatıp bunları yalamaya koyulur... İşte ben de aynen öyleyim...; ölüm ejderhasının kaçınılmaz bir şekilde beni beklediğini, beni parçalamaya hazır olduğunu bildiğim halde, hayatın dallarına tutunuyorum ve bu azaba niye düştüğümü bir türlü aklım almıyor. Ve şimdiye kadar bana teselli vermiş olan balı emmeyi deniyorum.

LEV TOLSTOY - Confessions 1880 (İtiraflarım) adlı kitaptan...