modern insanın yalnızlığı

olacak o kadar
insanoğlunun varoluşundan beri süregelen tanımlanamayan hastalıktır.
bu sorunun altında yatan birçok problem sıralanabilmesine rağmen işte şudur denilemez. yıllar ilerledikçe ve tek dünya hedefine doğru emin adımlarla gidilirken kaçınılmazdır.
insanın doyumsuzluğu ,kaygısı, hiç ölümü tadmayacakmış gibi bir hayat sürmeye çalışması, ruhsal boşluk duygusu bu yalnızlığı temellendirir. sınırlar kalkıp, insanlar arası iletişime girilmesi kolaylaştıkça aynı oranda insanların birbirlerinden kopması da kolaylaştı ve böyle de devam edecek. çünkü kabul edelim ya da etmeyelim zaman zaman da olsa her birimiz bu duyguyu yaşar. kimi bunu kabullenirken kimi ise bunun instegram, tivitır ve türevleriyle üstlerini örter. bunu yüzyıllar önce yaşamış bir arkadaş çok güzel özetlemiş.
'nasıl ki amerika'nın ormanlarında vahşi hayvanları uzak tutmak için meşaleler, çığlıklar ve zil sesleri gibi araçlara başvuruluyorsa insanlar da yalnızlığa dair düşünceleri uzaklaştırmak için
çeşitli oyalayıcılar ve gürültülü teşebbüslere başvurmaktadır.'

son söz: 'gözden geçirilmemiş bir hayat yaşamaya değmez'
ırvin y.
john overmars
Onca iletişim aygıtı var ama iletişim asgari düzeyde.eskiden apartman sakinleri birbirine selam verir birbirinden kaçmazdı.çöpü bırakırken karşı daire kapıyı açmışsa çöpü bırakmak için karşı daire kapısının kapanmasını beklemek modern insan ritüeli oldu artık.öyle bir yalnızlıktır.insanlar sosyal medyada ne kadar sosyal hayat dolu olduğunı gösterir ama gerçek yaşamda somurturlar.
kozmos
Hatırı sayılır düzeyde acıdır.

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu,
tirende üçüncü mevki..
şosede yayan, büyük insanlık.

Büyük insanlık sekizinde işe gider,
yirmisinde evlenir,
kırkında ölür, büyük insanlık.

Ekmek,
büyük insanlıktan başka herkese yeter.
pirinç de öyle,
şeker de öyle,
kumaş da öyle,
kitap da öyle,
büyük insanlıktan başka, herkese yeter.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok,
sokağında fener,
penceresinde cam,
ama umudu var, büyük insanlığın...
umutsuz yaşanmıyor.