mustafa kemal atatürk

shaman
türk halkının en büyük kahramanı, karizmasıyla herkesi kendine hayran bıraktıran eşsiz lider, bu ülkenin çimentosu, türk halkının ortak paydası...

bu güzel insanı her şekilde anlatmak, o'nun düşüncelerini ilgi duyanlara anlatmak çok hoşuma gidiyor. şimdi de anlatacağım. bu defa türk devriminin müzik ile ilgili bölümlerine değinmek istiyorum.

müzik her insanın hayatında şöyle veya böyle oldukça fazla yer tutar. mustafa kemal atatürk'ün müziğe olan bağlılığı ve sevgisi oldukça iyi bilinmektedir. kendisi dikkatli bir müziksever, bilinçli bir dinleyici ve tutarlı bir değerlendiricidir. müzikle ve sanatla ilgili olan hatıraları ve görüşleri bir çok defa karşımıza çıkar. aranması durumunda bulunur bu düşünceler. benim değineceğim husus, atatürk'ün başlattığı türk devriminin müzikle ilgili bölümüdür.

atatürk'ün müzik alanındaki çağdaş ve yenilikçi kişiliği;
1. fransız devriminin osmanlı aydınları üzerinde etki göstermesi ve 1908 yılındaki ikinci meşrutiyetin ulusalcı niteliğiyle,
2. atatürk'ün aydınlanma felsefesine dayanan fransız devriminin ilkelerini benimsemesiyle,
3. ziya gökalp'in ulusal müziğimiz üzerine ileri sürdüğü görüşlerden etkilenmesiyle tanımlanabilir, açıklanabilir.

ilk iki maddeyi uzun uzadıya açıklamak yerine, o dönemde fransız devriminin okuma-yazma bilen herkesi (okuma-yazma bilenlerin aydınlandığı varsayımıyla) etkilediğini, devrimin fikirlerinin avrupa'daki bir çok ülke gibi osmanlı devletinde de büyük etki gösterdiğini söylemekle yetineceğim. ancak, üçüncü maddeyi biraz açmak ve ziya gökalp'in atatürk'ü nasıl etkilediğini belirtmek isterim.

türkçülüğün esasları adlı kitabı 1923 yılında yayınlandığında, ziya gökalp büyük bir sansasyon yaratmıştı. ulusalcılık akımının etkisindeki yeni yönetimin, ulusalcılığı destekleyen bu düşüncelerden etkilenmemesi imkansız gibi bir şeydi. ulusal türk müziği ziya gökalp'in kitabında şu görüşle açıklanmıştı: "ulusal müziğimiz, ülkedeki halk müziği ile batı müziğinin kaynaşmasından doğacaktır. halk müziğimizin bize verdiği ezgileri toplar ve batı müziği yöntemleriyle armonize edersek hem ulusal hem asri ve garbi bir müziğe sahip oluruz."

mükerrem kamil su ve ahmet mumcu'nun, türkiye cumhuriyeti inkılap tarihi ve atatürkçülük isimli kitabında, atatürk'ün yurdumuzda müzik sanatının gelişimine ve geleceğine ilişkin görüşlerine rastlamak mümkündür ve kanımca çok dikkat çekicidir. "doğu müzikleri olan osmanlı müzikleri bizans'tan kalmadır. bizim gerçek müziğimiz anadolu halkından işitilebilir. türk toplumu, büyün bir hızla oluşan bir evrim içindedir. osmanlı müziği, türkiye cumhuriyeti'ndeki büyük devrimleri anlatabilecek güçte değildir. bize yeni bir müzik gereklidir. yeni müzik, özünü ulusal müziğimizin gerçek temelini oluşturan halk müziğimizden alan armonik bir müzik olacaktır. bunun için ulusal ince duyguları ve düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce son müzik kurallarına göre işlemek gerekir. türk ulusal müziği ancak bu yolla yükselebilir, uluslararası müzikte yerini alabililir."

görüldüğü üzere, ziya gökalp ve mustafa kemal atatürk müzik devrimi konusunda hemfikir durumdadırlar. elbette, bu düşünceler ışığında bir çok çalışma yapılmıştır. son yıllarda yapılan bir çalışmayı da örnek göstererek yazımı kapatayım. hasan niyazi tura, genç bir keman sanatçısı ve şu anda cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasında birinci kemancılar grubunda çalıyor. kendisinin anadolu ezgilerininden esinlenerek senfoni orkestraları için yazdığı anadolu dansları isimli besteleri var. mustafa kemal atatürk'ün belirttiği çalışma yöntemi tam da budur. anadolu ezgilerini batılı enstrümanlar ve formlarla yeniden düzenlemek...

bu tür çalışmaların yaygınlaşması ve yazılan beste sayılarının çoğalması gerekirken, zaman içerisinde bu hedeften uzaklaşılmıştır.
olacak o kadar
Atamızın boyu 1.74, kilosu ise 75 civarıydı. 42 numara ayakkabı giyiyordu. Ayakkabıları genelde siyah rugan dı. Atatürk'ün de TC kimlik numası: 10000000146. Aslında bu, birinci sıradaki TC kimlik numarası. Sondaki 46, güvenlik amacıyla, sistem tarafından otomatik konulmuş. Atatürk'ün en sevdiği yemek, etsiz kuru fasulye ile pilavdı. Kahveyi de çok seviyordu. Günde 10-15 fincan Türk kahvesi içiyordu. Atatürk'ün tüm gömlekleri beyazdı. Takım elbiselerinin modelini kendisi çiziyordu. Lacivert rengi sevmezdi. Bu nedenle gardırobunda laciverte yer yoktu. Atatürk'ün “Foks” adında bir köpeği vardı. Atamız Foks'u Yalova kaplıcalarına gittiği bir gün, seyyar bir fotoğrafçıdan 50 liraya satın almış. Foks öldükten sonra doldurulup mumyalanmış. Halen de "Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi"nde sergileniyor. Atatürk spor yapmayı çok severdi. Düzenli ata binerdi, yüzerdi ve bilardo oynardı. Mustafa Kemal, çok kitap okuyan biriydi. Yüzlerce kitabı vardı. Ancak en sevdiği kitap, Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu adlı romanıydı. Öyle ki, kitabı sürekli yanında taşırdı ve zaman zaman rastgele bir sayfa açıp okurdu. Atamız 44 sayfalık bir geometri kitabı yazdı. Bugün kullandığımız üçgen, dörtgen, çap, artı, eksi, bölü, oran gibi Türkçe kelimeleri Atatürk buldu. Atatürk'ün bu kitap dışında 13 kitabı daha var. Mustafa Kemal; Medeni Bilgiler, Karlsbad Hatıraları, Bölüğün Muharebe Eğitimi gibi hem askeri hem de toplumsal konularda kitaplar yazdı. Atatürk isminde bir çiçek vardı. Rivayete göre, Atamız çok seviyor diye bu ismi koymuşlar. Bir başka iddiaya göre ise Meksika kökenli çiçeği Türkiye'de yetiştiren bitkibilimciler çiçeğe Atatürk ismini verdi. Mustafa Kemal Atatürk, son söz olarak, “Aleykümselam” dedi. Anlatılanlara göre, Atatürk, doktoruna dikkatle baktı ve “Aleykümselam” dedi. Ardından girdiği komada 30 saat kaldı. 10 Kasım günü ise maalesef hayatını kaybetti. ..
cümlenin sonuna gelen üç nokta...
keskin nisanci
aramızdan ayrılışın 79. yılında ulu önder gazi mustafa kemal atatürk'ü saygı, minnet ve şükranla anıyoruz, ruhu şad, mekanı cennet olsun.

türk milleti var oldukça, ulu önder'in fikirleri bize rehber olacaktır.
kaptonur
Bir ülke düşünün Mustafa Kemal Atatürk gibi insanların hayran olduğu bir değere sahip ve yine aynı ülkeyi düşünün değerini yok etmeye çalıştıkça batan. Mustafa Kemal Atatürk bir düşünce tarzıdır artık. Onun gibi düşünmeyenin battığı bir düşünce...
son imparator
"Ben manevî miras olarak hiçbir nas-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevî mirasçılarım olurlar."
ölümsüzsün.
hunyadi
''orduya ilk katıldığım günlerde, bir arap binbaşısının 'kavm-i necip evladına sen nasıl kötü muamele yaparsın' diye tokatladığı bir anadolu çocuğunun iki damla gözyaşında türklük şuuruna erdim. onda gördüm ve kuvvetle duydum. ondan sonra türklük benim derin kaynağım, en derin övünç membaım oldu. benim hayatta yegane fahrim, servetim, türklük'ten başka bir şey değildir"

ruhu şad olsun. bıraktığı değerlere sahip çıkmakta bir adım geri kalmayacağız.
iyiler iyidir
Cepheden cepheye koşarken iki dil öğrendi, 4 bin kitap okudu. Geometri kitabı yazdı; üçgen, açı, dikdörtgen gibi 48 tane geometri teriminin isim babasıdır. Türk tarihinde ilk resim sergisini açtı. Dünyada başöğretmen sıfatlı tek liderdir. Minber adında 52 sayfalık bir gazete çıkardı. Cebinden 50 bin lira harcayıp e. hamdi yazır'a kur'an-ı kerim'in türkçe mealini yazdırdı.

dilbilimci, antropolog, tarihci, sosyolog, yazar, asker, devlet adamı, BAŞKOMUTAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK...

Ne senden ne de senin eserlerinden vazgeçeriz!


zenginsozluk.com/foto

iyiler iyidir
Mustafa, vizyon.
kemal, deha.
atatürk, geniş ufuk!

yok abi yok, böyle bir lider daha yok!

atatürk'ü övmeyi bırakıp acilen kemalizm'i ülke yönetimine getirmemiz lazım!
0 /