öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

olacak o kadar
19. yüzyılda yaşayan edward mordrake'nin ensesinde 1 yüzü daha var(imiş). bu ender rastlanan bir yapışık ikiz vakasıymış. bu yüz, yemek yiyemez ama ağlar ve gülebilir(imiş).

insanların psikolojik baskılarına dayanamayan edward mordrake 23 yaşında kendini asarak intihar etmiş.
monster degree
Halk arasında 'karabasan' olarak bilinen vakanın aslı 'uyku felci'ymiş.

Uyku esnasında beynimiz, vücudumuza geçici bir felç hâli yaşatıyormuş. Bu da uykumuzun daha kaliteli ve daha dinlendirici olmasını, uyurken minimum enerji harcamamızı sağlıyormuş. Uyanacağımız zaman da beyin önce organların felç hâllerini kaldırıyor, daha sonra bilincimizi açıyormuş. Dolayısıyla biz bu felç durumunu normal şartlar altında hissedemiyormuşuz. Fakat bazı zamanlarda birtakım sebeplerden dolayı uykudayken bilincimiz, kasların felci açılmadan önce açılıyormuş. Etrafımızdaki olayların farkındayken uzuvlarımızı oynatamadığımızdan bu bize his olarak vücudumuzdaki bir baskı, farklı inançlara göre üzerimizde oturan bir cin ya da bilinen adıyla karabasan gibi geliyormuş.
olacak o kadar
orfoz balıkları yaşadığı her yılda bir kilo alır ve 60 yıl yaşarmış.

hayatının belirli bir dönemini dişi olarak geçirdikten sonra 18. yaşına geldiğinde dişi cinsiyet organları kaybolarak yerine erkek cinsiyet organları gelişir ve hayatının geri kalanını erkek olarak yaşar (imiş).
monster degree
Tuvalete neden '100 numara' denir?

1800lü yılların sonu, 1900lü yılların başlarında Fransa'da tuvaletlerin yeni yeni yaygınlaştığı dönemde yalnızca otellere tuvaletler yapılıyormuş. O da her odaya falan değil her kata bir tane. Kattaki tuvaletlerin odalarla karıştırılmaması için de tuvaletleri '00' ile numaralandırıyorlarmış. Bu numaralandırma, artık her ne sebepleyse o otellerden birinde bulunan bir Türk'ün yanlış anlamasına konu olmuş. Fransızcada '00' (sanz) ve '100' (cent) sayılarının okunuşları aynıymış. Bu yüzden de o dönemden itibaren ülkemizde tuvaletler '100 numara' olarak anılmaya başlamış.
sos
handikap kelimesinin yeni çıkmadığı, hele hele iddaa için türetilen bir kelime kesinlikle olmadığı, eski türkçe kelimelerden olup "engel" manası taşıdığı...
sos
1600'lü yıllara kadar paranın belli bir şeklinin, formunun olmadığı…

Bu sebepten, Gümüşten el işlemeciliği ile üretilen bu madeni paraları; dolandırıcıların parçalayarak (aynı paraları) defalarca kullanmaları ve 1696 yılında İngiltere darphanesi'nin başına geçen newton'un (bildiğin isaac Newton) paraları aynı kalıpta, incelikte ve kenarları tırtıklı şekilde yuvarlak olarak ürettirmesiyle bu olaya son vermesi ve dolandırıcılığın önüne geçmesi.

Bugünkü madeni parayı da ünlü fizikçi, astronom ve aynı zamanda darphane müdürü Newton bulmuş arkadaşlar.
davy jones
Görüntü bozulduğunda ya da yayın kesildiğinde ekranda çıkan siyah beyaz karıncalanma efektinin yaklaşık %1'i, evrenden gelen bigbang dalgalarının fosil kalıntılarıdır.

Yani yaklaşık 14 milyar yıl önce gerçekleşen büyük patlamadan sonra, evrende serbest halde dağılan mikrodalgalar antenden televizyonumuza geliyor.

14 milyar yıl önce gerçekleşen Bigbangi tv'den canlı izleyebilirsiniz yani :)

sos
sinemada film gösterimlerinin nasıl gerçekleştiği teknolojisi bilgisi. (blockchain teknolojisi halt etmiş)

yav arkadaş zaten hangi teknolojiye bakarsan bak temelinde bir imkansızlık, güvensizlik vardır. bunlar olmasa bu teknolojiler nasıl gelişecek?
sos
popüler web sitelerinin yanlış yazılmış alan adlarının domain'lerini satın alan birileri olduğu. (buraya kadar normal) bu domain'lerin günlük/haftalık/aylık bilmem kaç yüz bin milyon baloncuk kadar ziyaretçileri olduğu (buraya kadar da normal... örneğin: insanlar facebook yazacağına fceabook veya fcaebook veya faacbook yazıyor hooop buraya geliyor)

tabii hatrı sayılır ziyaretçileri olunca (insanlar yanlışlıkla da gelseler) siteye google adsense reklamlarını döşüyorlar bu sitelere alan adlarını satın alanlar... gelen ziyaretçilerden hatrı sayılır bir kitle de yanlışlıkla geldiği sitedeki reklama da yanlışlıkla tıklıyor... iyi de ne kadar kişi tıklar ki zaten? diye soracak olursanız, sadece bu yanlış tıklamalardan --toplamda-- son yılların verilerine göre 150 milyon dolar civarında bir para dönmüş bu işte.

yani birileri yanlışlıkla reklamlara tıkladıkça, reklam verenler google'a boş yere para ödemiş. düşünün artık bilinçli tıklayan bile reklam verenlerin hedef kitlesi olamayabiliyorken, bir de yanlışlıkla tıklayanlara para ödüyorlar. tabii hala ödemedikleri anlamına gelmez.

not: yukarıda "facebook" 'u sadece örnek verdim. yoksa facebook yanlış yazılmış tüm alan adlarını da kendi almıştır zaten, google gibi, youtube gibi... ((hatta google doğru yazılmış şekliyle sadece .com değil .net .org .biz vs. derken .xyz'ye kadar tüm uzantıları da almış zaten.))
sos
karıncaların yuvalarında özel bir alan oluşturarak zor zamanlar için mantar yetiştirdikleri gerçeği...

işçisinden kraliçesine, askerinden çiftçisine kadar tam bir sosyal devlet kurmuşlar kendilerine.

aslında her karıncanın bir görevi olduğunu biliyordum ama bu denli ileri gittiklerini yeni öğrendim.

(bkz:şimdi ağustos böceği düşünsün)
sos
ufku iki katına çıkarmaz belki ama;
her balık gibi hafızasının zayıf olduğu, sazan.avi esprisinin kaynağı olan sazanın, kendisinde, beyin fonksiyonlarının çalışmasına yüksek düzeyde katkı sağlayan vitamin ve mineraller olduğu...