oğuz aral

ruzgara karsi iseyen adam
Başlığı açılmamış bir büyük usta daha! Oğuz aral için karikatürü salondan çıkarıp sokağa indiren, halka yayan adam dersek yalan olmaz herhalde.

Oğuz aral'dan bahsetmeden önce, karikatür sanatının ondan önceki pozisyonu hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu başlık altında türk karikatür tarihi adına uzun uzun yazacak değilim, bu yüzden kısaca bahsedeceğim.

türkiye özelinde karikatür 3 bölüm altında değerlendirilebilir. 19.yüzyıl sonlarında, daha çok resimli fıkra olarak nitelendirilebilecek; gerçekçi figürlerin yer aldığı resimlerin altına yazılan espriler üzerinden yapılan bir karikatür anlayışı vardı. illustrasyon yapılır ve altına diyaloglar tek tek yazılırdı.

Zaman içerisinde karikatür anlayışı da değişti. Özellikle 50'ler kuşağı olarak adlandırılan semih balcıoğlu, turhan selçuk gibi karikatüristlerin başını çektiği bir grup, o yıllardan günümüze kadar grafik mizah denilen bir karikatür dili oluşturdular. Karikatürlerden yazıları, diyalogları atıp salt çizgi ile anlatıma başvurdular. Az çizgi ile çok sey ifade edebilmek, güldürürken düşündürmek bu döneme has bir özellik olarak ortaya çıktı ve özellikle tarama ucu ve fırça kullanarak önemli eserler ürettiler. Karikatürün sanatsal anlamda zirve yaptığı dönemdir.

70'li yıllar ise oğuz aral'ın damga vurduğu yeni bir karikatür anlayışına merhaba dedi. Türkiye'de geçmişte akbaba, markopaşa, aydede vb. bir çok mizah dergisi yayınlansa da, aral'ın gırgır dergisi; gerek çizgi gerekse de içerik olarak bambaşka bir format sunuyordu. Oğuz aral seleflerinin aksine, karikatürü günlük siyasi gazete köşelerinden, sergi salonlarından çıkarıp, evlere sokmayı başardı. Çocukları, gençleri ve yetişkinleri aynı dergide buluşturdu ve gırgır dergisini, amerikan mad ve sovyet krokodil dergilerinden sonra dünya'da en yüksek tiraj yapan üçüncü dergi konumuna getirdi. Günümüz mizah dergileri aslında birer gırgır klonudur. Espri anlayışları jenerasyona göre değişsede, içerik ve görsel olarak gırgır'ın yolunu izlerler.

Oğuz aral editörlüğünü yaptığı gırgır dergisinde sadece çizmiyor, öğretmenlikte yapıyordu. ilban ertem, bülent arabacıoğlu, ergün gündüz, latif demirci, nuri kurtcebe, galip tekin gibi günümüzün cizgi ustalarının hemen hemen hepsi aral'ın tezgahından geçti. Sonra onlar da bu işleri selcuk erdem, erdil yaşaroğlu, mehmet çağ-çağ gibi farklı kuşaklara aktardılar. Günümüzün karikatür anlayışı ve mizah dergiciliği, usta çırak ilişkisi ile; dergilerin bölünüp çoğalması ile devam etti durdu...

Oğuz aral demişken bahsedilmesi gereken önemli bir figür daha var. Avni'den bahsediyorum. aral'ın bir çok tiplemesi oldu ama avni'nin yeri her zaman farklıdır. Avni, aral'ın kendine has kusursuz çizgisi, espri anlayışı ve naif duruşu ile benim için türk karikatürünün ve çizgi romanının simgesidir. Tıpkı hayatını kaybettikten sonra heykeli dikilen oğuz aral gibi, avni'nin de heykeli dikildi ve onun heykelide yaratıcısı oğuz aral'ın heykeli gibi saldırıya uğradı, hırpalandı. Kaderleri daima bir oldu.
bonnie
1936-2004 yılları arasında yaşamış ve dünyanın en fazla satan satan 3. dergisi gırgır ile müthiş bir muhalefet yapmış sanatçı.
gırgırı çıkartmadan önce uzun yıllar pandomim gösterileri yapmış ve trt' ye çizgi filmler hazırlamıştır.

genç karikatüristlere "gereksiz taramalardan kaçın" tavsiyesi veren "huysuz ihtiyar" en çok avanak avni, utanmaz adam, mayk hammer ve vites mahmut tiplemeleriyle tanınıyordu.