sosyal medya

cihan yandi kanli nigar
İnteraktif iletişim aracı ve bilgi kaynağıdır.
Affedersiniz ancak boku çıkmış paylaşım ve arkadaşlık sitelerini içermektedir. Herkes mutsuzluktan yakınırken bu sosyal medyada ki mutlu insanlar nerden geliyor merak etmemek elde değil. Evet efendim böyle konuşuyorum. Ve hiç bir sosyal medya ağını kullanmıyorum. Bir kaç sözlükte hesabım var canım sıkıldıkça onlarla vakit geçiriyorum. Öyle dudaklarımı büzüp elimde kahve bardağı yanımda berkecan'la fotoğraf çekip atmıyorum. Bilgilerinize..
mia
sahte mutluluk ve kokuşmuş sevgi ile dolup taşan mecraların tamamı. bütün hesapları kökten silip kurtulmak, huzurlu bir ömür için kafidir.

edit: umut sarıkaya'dan ilgili karikatür;

pasaj
sosyal mecraların ismini genel anlamıyla tanımlayan ifadedir... günümüzde etkisi bir hayli yüksektir. sosyal medya üzerinden gerçek hayatta harekete geçen, fikrini değiştiren, nitelikli bilgi sahibi olanlar mevcuttur. nitekim kitleleri harekete geçiren bir vasfının olduğunu birçok olayda göstermiştir.
indim derelerine
Akıllı telefon kullanma sebebi.
Normalde nokia 3310 yetip de artacakken , facebook , instagram twitterda iki fotoğraf koymak için deli paraların uçuşmasına sebeptir.
Yani birinin fotoğrafına tıklayıp , iki dudak büzmek için ortalama iki yılda bir yaklaşık 2000 tl masrafa giren bir milletiz.
fiorabella
dozunda kullanılmayınca rahatsızlığa neden olan platformlardır. evet internet çağın mucizesi ancak doğru kullanıldığında faydalıdır. sosyal medya, tablet, akıllı telefon sürekli kullanıldığında kişiyi yalnızlaştırıyor. insanlar kendilerine sanal bir dünya kuruyor. dijital oyunların, instagram, swam, foursquare gibi sitelerin, like butonlarının esiri olan büyük bir kesim de var.
wc ye gitse fotoğraf paylaşıp, yedikleri, içtikleri, giydikleri, her özel halleri belgelenmek zorundaymış gibi yazısız kurallar geliştirip, elektrik kesildiğinde ya da şarj bittiğinde ruh hallari endişe ve paniğe sürüklenir hale gelmişler.

kaliforniya üniversitesinin yapmış olduğu bir araştırmaya göre sosyal medya ve interneti sürekli kullanlarda
dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukuluğu
narsist kişilik bozukluğu
depresyon
beden dismorfik bozukluğu
şizoafektif ve şizotipal bozukluklar
obsesif konpulsif bozukluk
hipokondri
özel hayatı ihlal alışkanlığı
bağımlılık
gibi durumlar tespit edilmiş.
bonnie
televizyon izlemeyi bırakabilen kişinin yapması gereken 2. önemli bırakma işlemidir. uzun bir süreç gerektirse dahi sonuçlarının en azından kişisel olarak olumlu olacağını düşündürüyor.
yapmak istediğimdir. ama sanki çok zor. fakat bırakırsam bir türlü özgürlük hissi gelecekmiş gibi geliyor.
singur
Malumun ilanı olmuş.

----Özü kayıp sözler---

İçimiz ferah değil...
Emin değiliz halimizden tavrımızdan...
Eylemlerimizin rutininden, seçimlerimizin hakikiliğinden şüphedeyiz...
Ve güzel sözlerin imdadımıza yetişeceğini sanıyoruz.
Teselliyi onlarda arıyoruz.
Özü çoktan kayıp özlü sözler...
Gündelik hayata dair kolay bir reçete sunuyormuş gibi yapan ama kimseye temas etmeyen anlamlı öneriler...
Birbirinden veciz sosyal medya paylaşımları...
Aslında bensiz, sensiz, bizsiz, sizsiz...
Sonuç?..
Aforizmalar anaforunda boğulan milyonlar...
***
Mesela mesaiden eve döndükleri anda terliklerini giymeden facebook ya da instagrama giren ve oraya "aptal insanlar kişileri, akıllı insanlar olayları konuşur" sözünü koyanların hastasıyım.
Nasıl da farkındalar kendilerinin ve çevrelerinin!
Günün "aptalca" geçtiğini nasıl da biliyorlar!
Ama mesaj saçmaya doyamıyorlar.
Oysa gecenin bir vakti whatsapp mesaj gruplarında konuşulacaklar da belli.
Ahmet, Necdet, Leyla, Necla...
Kim, kimle ne yapmış; kim iyiymiş, kim kötüymüş...
Böyle yapmayanlar mı?
Onlar ya sıkıcı bulunuyor ya da tuhaf.
***
Zaten "olay" denilen şeyin tarifi değişeli çok oldu.
Muazzam egosantrik (benmerkezci) bir hayat kültürü ürettik. Herkes çaktırarak ya da çaktırmadan "benim varlığım olay, yokluğum koyar" iddiasında.
Eh, bu ortamda...
Gel de kişileri geri itip meseleleri öne çıkar!
Zor, çok zor.
Yine sosyal medyadan biliyorsunuzdur; biraz olsun maneviyattan nasibini almış olanlar bu ortama karşı "dervişane sözler"le direnmeye çalışıyor.
Oluyor mu? Genellikle olmuyor.
Nihayetinde söz işte!
"Hal" değil...
Tekrarlandıkça naylonlaşıyor, sakız gibi çiğnendikçe tatsızlaşıyor.
Dahası, bu yolla insanlar birbirine derviş gibi görünüp içinde yaşadığı hırs, haset dünyasının üzerini örtüyor.
Sanırım, en fenası da bu!
Haşmet Babaoğlu.

Ek olarak şu dikkatimi çekiyor; gittiği güzel yerler mekanlarda en güzel haliyle fotoğraf paylaşıp altına yalnızım, geziyorum ama içimi bilmiyorsunuz çok dertliyim, temalı yazılar döşeniyor çok samimiyetsizce. Daha ne yapıcan! Geziyon işte.
kozmos
Elimden geldiği kadarıyla, dilim döndüğünce bir ilaç prospektüsünü okurcasına sosyal medyanın ne olduğuna dair görüşler, fikirler, edinimler paylaşacağım bu girdide. zira bir süredir bu konudan yana yazmayı düşünüyordum, şimdiye kısmetmiş.
*
1) Sosyal medya nedir, ne işe yarar, ne amaçla kullanılır?
2) Sosyal medya'nın Geleneksel medya'dan farkı nedir?
3) Ülkemizde nasıl kullanılıyor?
4) Nasıl Kullanılmalı?
*
1) Nedir, ne işe yarar, ne amaçla kullanılır?
Sosyal medya, zaman, mekan veya kişi kısıtı olmaksızın, ister tek, ister iki veya daha çok kişinin eş zamanlı yazılı, sözlü ya da görsel bilgiler paylaştığı bir medya sistemi, düzenidir. Geleneksel medya'dan çeşitli farkları vardır. Bu farkları bilmek sosyal medyanın ne olduğuna dair daha elle tutulur fikirler edinilmesi açısından çok önemlidir.

2) Sosyal medya-Geleneksel medya farkı nedir?
- Geleneksel medya, bilindiği, gazete, televizyon, radyo gibi yayın araçlarından oluşur. Sosyal medya ise, hemen herkese hitap edebilmesi açısından telefon, tablet, bilgisayar gibi araçlar aracılığıyla varlığını sürdürmekte.
- Geleneksel medyada, yukarıda bahsedilen yayın araçlarından bilgi paylaşımı yapılırken bir takım kaynaklar kullanılır, dolayısıyla bunun da bir gideri olur, zaman alır ve bunu herkes yapamaz. Söz gelimi her insanın gazetede bir köşesi yoktur. Ancak hemen hemen herkesin bir twitter'ı bir instagram'ı, facebook'u muhakkak vardır.
- Geleneksel medya araçlarındaki bir değişiklik, sosyal medyadaki kadar zahmetsiz veya masrafsız değildir. Zira gazetede yer bulan bir köşe yazısı, haber, ya da bir dergide yer bulan deneme, makale düzeltilemez.
- Geleneksel medya, günümüzde genelde ''medya patronu'' diye tabir edilen kişilerin ellerindedir denilebilir. Özellikle de günümüz Türkiye'si için böyle bir şeyi söyleyebilmek için tellak olmaya gerek yok. Dolayısıyla geleneksel medya araçları, bu kimselerin çeşitli ticari veya siyasi kaygı ve planlarına göre şekil alabilir bazen. Söz gelimi bir haber başlığı bile bu doğrultuda değiştirilebilir, düzeltilebilir, hatta öyle bir haber bile olmayabilir. Ancak sosyal medya'da sansür, geleneksel medya kadar zorlayıcı değildir. Zira sosyal medyada hemen herkes bir gazeteci, hemen herkes bir düşünür, hemen herkes bir yazar, hemen herkes bir aktivist.

3) Ülkemizde nasıl kullanılıyor?
Sosyal medya'nın ülkemizde nasıl kullanıldığı sorusu için on binlerce cevap var esasında. On binlerce birbirinden farklı ve komplike cevap.
Dönem dönem farklı dozlarda kendinden soğuttuğu gerçekliği göz ardı edilemeyecek olan, kavram ve yapı itibariyle bir üst oluşum olan sosyal medya, yapı olarak cıvıklığa meyledebilecek, özünden uzaklaşabilme potansiyeli yüksek bir takım sosyal medya araçlarına sahip. Bu araçlar, kişilerin birbirine olan saygısını, sevgisini yok etmekle kalmıyor, kitlelerin potansiyel üretkenliğine de ket vuruyor.
Ülkemizde sosyal medya araçları kullanım amacından o denli uzaklaştı ki, bu durumu birkaç cümleyle özetlemek, durumun ciddiyetinin kavranması açısından büyük hata olur.

Twitter, Instagram veFacebook başlıca olmak üzere çeşitli varyasyonlardan oluşuyor sosyal medya, kişi veya kişileri ''Bir like uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor!'' dedirtecek duruma getirmiş vaziyette.

Arabada çalan yabancı şarkıyla snap atan erkeklerden hoşlanan, o erkeklerin fotoğraflarına gelmiş olan beğeni sayısından o erkeği ''ideal erkek'' olarak gören veya onları ''cool'' bulan, hoşlanan kadınlar, elindeki iphone 99 ile uğraşırken belediye otobüsü bekleyen insanların, kişilerin kendisine olan saygı veya sevgisini attığı fotoğrafa, paylaştığı cümleye gelen beğeni sayısından çıkaran, Manuş baba dinleyip sigara güzellemesi yapan, rakı içip müslüm gürses affet dinleyen, birini birine tercih etmeyen, birini biriyle özdeşleştirip ona mana atfeden, onu anlamlaştıran, sahte anılar yaratan, okumayan, araştırmayan, merak etmeyen, cehalet güzellemesi yapan, bir düşünüre, yazara ait fikri sadece onun bir sözünden ibaret olan, popülaritesi yüksek popüler kültüre haiz filmleri izlemese ölecek hastalığına yakalanan, izlediğini her fırsatta belirten, gezmek kavramından anladığı avm'ye gidip hamburger yemek, starbucks'da kahve içmek olan, konuşacak bir şey kalmayınca da ceplerinden çıkardıkları aletlere gömülen, mutsuzluğunu, eksikliklerini veya yalnızlığını mizah ile kapatmaya çalışan, bir gün önce aşığı olduğu bir yazıyı, kitabı, şarkıyı, kişiyi bir gün sonra yerin dibine sokan, bir insanın kalitesini kullandığı telefon veya bilgisayardan, üstündeki elbiseden yola çıkarak belirleyen insanlar, mahremiyet kavramından bihaber yetişeşen insanlar, böyle bir nesil var. Samimiyetten bu denli uzak bir neslin, hangi tarih kitabında geçtiğini bilmiyorum. Öylesine büyük bir sırıtış var ki, özlem, aşk, acı gibi en temel duygularda bile samimiyet temelinde devasa eksiklikler mevcut... Çeşitli paylaşım sitelerinde, ''Farklı'' veya ''cool'' görünmek adına yapılanlar hakikaten de öylesine düşük bir profile işaret ediyor ki, ''Kendileriyle nasıl yaşıyorlar'' sorsununu vazife olmasa da sormak durumunda kalıyor insan.

Artık Kendine ''Lifestreaming'' olarak isim edinen bir hastalık var.

Elbette ki, sosyal medyada çeşitli kimlikler edinme marifetiyle ilgi devşirmenin, hayatını buna göre ikame ettirmenin, ilişkilerini buna göre düzenlemenin(!)bir arka planı var.

Türkiye'ye internetin geliş tarihi olan 1993'den bu yana internet kullanımı ve bilgi paylaşımı adına devasa değişiklikler oldu. Sosyal medya araçlarının da dünya'ya uyum sağlaması adına(!) çok hızlı gelişmesi sebebince özellikle 2009-2016 yılları arasında akıl almaz hızda bir değişim rüzgarı başladı.

Facebook ile başladığı geniş çevrelerce tarafından kabul edilen bu süreçte kişiler, 'paylaşma'' adına ilk adımlarını atmış oldu. Sonra twitter ve facebook'un ''biz de buradayız'' demesi ve son olarak 2012 yılında instagramın da sosyal medyaya girişi ile süreç çoktan başlamış da olsa, tam hızını kazandı.

Bireyler artık, adeta hayatını paylaşıyor, etrafında söylemediği, söyleyemeyeceği ve belki söylemeyeceği şeyleri çeşitli sebeplerle gizliliğin de verdiği cesaretle sosyal medyada söylüyor, paylaşıyor, okuyor, beğeniyordu. Gerçekliğin sosyal medyaya kayışı, bu sınırın ne zaman aşıldığı ise tam tarih olarak kesinlik arz etmiyor.

Ancak 2009-2016 arasındaki süreçte değişen ve gelişen(!) şeyler bir yana, bu şeylerin sosyolojik temelde bulduğu anlamlar bir yana. Hangi tarihlerde ne şekillerde olduğu kesin bilinmeyen süreçle kişiler tüketime daha meyletmeye, kalite adı altında markalaşmaya çanak tutmaya başladı. Bireyler olarak birbirini dinlemekten uzaklaşıp ''ben''e odaklanıldı. Herkes kendince bir dünya kurdu. Parkta, kumda oynayan çocuk sayısı azaldı. Manevi fakirlikten muzdarip bir nesil doğdu sonuç olarak.

Esas yanılgı, muhtemelen sosyal medya'nın sadece kağıt üstünde yazan, ya da bilgisayar-telefon ekranında gördüğümüz bir takım yazılar veya görüntüler olduğunu düşünüyor oluşumuzdu. Hayata bu denli nüfuz edeceğini kimse kahin olmadğı sürece kestiremezdi haliyle. Ancak bu denli de fazla nüfuzun yaratacağı sorunları da göremeyecek olmak biri kesin olan iki farklı şeye işaret;

''Ya çok zekiydik de umursamadık, ya çok saftık da göremedik.''

Son olarak kendimize sormamız gerek şu soruya bakalım;
Sosyal medyanın topluma bu denli yanlış nüfuzunun sebebi, varlığı-yapısı itibariyle böyle bir şeye kendisinin mi gebe bırakabilecek potansiyele sahip olmasıydı, yoksa kişilerin mi buna hali hazırda gebe olma hevesi miydi?

4) Nasıl kullanılmalı?
Bir defa ya birey tekelinde, herkes kendi için bir şeyler yapmak adına şapkayı önüne alıp düşünmeli ya da toplum sağlığı merkezi gibi bölgesel iyileştirme adımları sıklaştırılmalı, bunlara daha sık eğilinilmeli. Zira sosyal medyanın artık mutlu etmesi bir yana, mutsuz ettiği gerçekliğiyle karşı karşıyayız.

Bireysel aktivite olarak yapılacaklar, reçete aşağıdadır;

- Aldığınız nefesi paylaşmadığınızdan emin olun. Kendinize ait bir hayatınız olsun.
(bkz:get a life)
-Her fikrinizi, duygunuzu günlük tutarmış gibi, herkesle paylaşmayın. Biraz mahremiyetiniz olsun. Teknik olarak mümkün olan şu klişeyi unutmayın, ''Tüm türkiye bizi izliyor''
-Kendinizi veya çevrenizdekileri küçük düşürebilecek potansiyele sahip şeyler yazmayın. Yarın ne olacağı belli değil. 5 gün önce ak dediğine bugün kara diyen insanları sevmezken sizin yaptığınıza ne derler? El alem ne der korkusu ile yaşayın demiyorum. Ama ''kendin olma'' durumunu da abartmayın.
-Kırık camlar teorisini hatırlayın. Ne şekilde olursa olsun laubali bir üslup takınmanız, insanların da size laubali yaklaşması için yol yapmanız demektir.
kadin kismisi cok yazmaz
İnteraktif iletişim platformlarının tamamına verilen isim.
Tüm olumsuzluklarına rağmen doğru kullanıldığında yarattığı toplumsal baskıyı unutmamak gerekir.
Örneğin bolu gölcük için planlanan imar projesi sosyal medyada yaratılan tepkinin yardımıyla iptal edildi.
Chp liderinin adalet yürüyüşünde hareket çeken goodyear tişörtlü grup yine sosyal medyada ortaya konulan tepkiyle goodyeara açıklama yapma gereksinimi hissettirdi.
Sosyal medyanın önemi toplumsal harekete kazandırdığı ivmedir.
sos
yalan haber yayılımı da olmasa güzel medya aslında. her ne kadar doğru haberler hızlıca yayılıp insanları bilgilendiriyorsa, yalan haberler de aynı hızda yayılıyor. bilinçli olanlar yalan haberleri teyit ediyor fakat çok sayıda insan sazan gibi atlıyor habere.

edit: bir de tweet atıp attığı tweet'i silenler olmasa daha da iyi olacak. gerçi internet arşivi denen bir şey var tweet'ini silse bile orda kayıt altında oluyor fakat bunlar ne eder eder ona da "sahte o, montaj o" falan demeye kalkarlar...
elrond
fazla kullanıldığı zaman psikolojinize yazık edeceğiniz medyadır. ondan az yerde bulunursanız ve özellikle haber için doğru adresleri takip ederseniz sıkıntı olmaz. tek haber değil tabi, sevdiğiniz konularda doğru adresler önemli. gerisi çöp.