uyku terörü

cisi gelen sanat tarihcisi
önce, dar bir mağarada sıkıştığımı gördüm. burnumun ucuna kayalar değiyordu, burada ölebileceğimi düşünmek bile beni öylesine korkuttu ki, "annee!" diye bağrınışlarımı kimsenin duymaması beni daha da çıldırttı.

sonrasında o mağara su doldu ve boğulmaya başladım, gözümün önüne tuhaf imgeler geliyordu, önce gözümün önüne bir kelebek geldi, sonra tuhaf bir el.

gözümü açtığımda artık mağaranın üst kısmındaydım. ortalık ferahtı, rüzgar esiyor ve seyrek saçlarımı dalgalandırıyordu. yürümeye başladım, attığım her adımda, duvarda tuhaf işaretler belirip kayboluyordu.

bir piyano sesi eşlik etmeye başladı bu duruma, sonra da bir kadının sesi.

"erkan..." diye fısıldıyordu bu kadın bana. "dilara!" diye bağırdım. "yardım et!" çığlığını duydum sonra onun, ve mağaranın çıkışına koşmaya başladım.

mağaranın tam çıkışına geldiğimde, mağaranın ağzında kocaman örümcekler ve o örümceklerin ağlarını gördüm.

dışarıda, sevdiğim kadına yardım etmem gerekiyordu. ben de düşünmedim, o ağların üstüne atlayıp dışarıya çıkmayı denedim; olmadı!

yapamadım! her kısmımda kocaman örümcekler geziniyordu, bağırıyordum, yardım eden birileri olmalıydı, birazdan bayılacaktım.

örümcekler kollarıma zehirlerini boşaltıyor, boynumda adeta koşuyorlardı

sonra o sevdiğim kadını gördüm, bana bakıp gülümsedi, önce çok çirkin bir yaratığa dönüştü, sonra da karanlık bir meczuba...

lucifer olduğunu anladım onun orada, üzerime geliyordu karanlığın prensi, gerçi prensesi demek gerekiyordu, değil mi?!

üzerime her gelişinde, örümcekler üzerimden kaçıyor, toz bulutları gözlerimi kör ediyordu.

aklıma, davut gelmişti, golyat olamaz mıydı sahi bu yaratık? lucifer olmakta ısrarcı mıydı?!

yerimden kalkıp sol elime taşımı aldım, önce karşımdaki yaratığa baktım.
sonra taşı ona fırlattım.

taş, onun önündeki fırtınada kayboldu! korkuyordum, geri geri adımlar atıyor ve sevdiğim kadının eski haline gelmesini istiyordum.
dahası da... yaşamak istiyordum, ölmemeliydim!

nedendir bilmem, aklıma, "mikail, yardım et" gibi bir şey geldi ve onu fısıldadım.

ismini söyler söylemez, karanlık gökyüzü kırmızı bir hal aldı, sonra da sarıya döndü ve içerisinden sarı saçlı, tuhaf kılıçlı, beyaz giysili bir varlık önüme doğru iniyordu.


mikail yardımıma geliyordu, tanrı beni yalnız bırakmamıştı. cehennemden birazdan çıkacak ve buradan kurtulacaktım.

mikail yere inmek üzereyken, tuhaf varlığın kahkahasını duydum. sonra da mikail'e bir kez bakmasıyla, mikail'in yirmi parçaya ayrılmasını, gökyüzünün kapanıp siyaha dönmesini seyrederken yine bağırdım, ağladım.

ne ara rüyadan uyandım, ne ara "imdaaat! annee!" diye ortalıgı kaldırıp ev arkadaşımı uyandırdım ve ne ara dairenin kapısının koluna sarılıp dışarıya kaçmaya kalktıgımı bilmiyorum.

yaklaşık 1 haftadır buna benzer şeyler kabuslar ve bol bağırmalı uyanışlar yaşıyorum.

stres? ohho.

allah belanızı versin üzmeyin bizi.
enjoythequiet
parasomnia olarak tanımlanan anormal uyku bozukluğu örneklerinden biridir. genellikle çocukluk döneminde (ilk 5 yaş) yaşanan bu uyku bozukluğunun 12 yaşından sonra azaldığı gözlemlenmiştir. erişkinlerde görülme olasılığı %2'dir.
uykuya daldıktan 2-3 saat içinde, rem uykusu sırasında yaşanır. uyku terörü yaşayan çocuk çığlıklar içinde yataktan kalkar, gözleri açık bir şekilde korkuyla etrafına bakar ancak uykusuna devam ediyordur. yaklaşık 5 ila 15 dakika arasında çocuk sakinleşerek uykusuna devam edecek ya da uyanacaktır.
psikologlar uyku terörü sırasında çocuğun uyandırılmadan uzaktan izlenmesi, ertesi gün bununla ilgili bir şey sorulmasının sakıncalı olabileceğini söylemektedir. haftada 2'den fazla yaşanması hâlinde uzman yardımı alınması gerekmektedir.