confessions

arka dortluyu dagitmayan hoca

1. nesil Yazar - Çiçeği burnunda

  1. toplam entry 49
  2. takipçi 1
  3. puan 635

şair leyla sokağı

yevgeni onegin
bir rüştü onur şiiri.


Payıma düşen toprak parçası
Senin de payına düşer
Ayrılık gayrılık yok
Ölüm nefesinde nasıl olsa
Amma henüz vakit erken
Daha gün
Karşı apartmanın balkonunda
Dur bakalım hele
Ben salata satayım
Şair Leyla Sokağı'nda
Sen gene koş
Bez fabrikasındaki
Tezgahının başına
Ölüm içimde
Ölüm dışımda
Ölüm talihsiz aşımda
Ölüm kuru başımda
Teselli benim gözyaşımda

halil inalcık

olacak o kadar
bugün gerek sözlükte bir eserinin paylaşılması gerekse yazılı basında hakkında çıkan anıt mezar haberiyle kendisini akıllara düşüren, hocaların hocası olarak anılan, türk tarihinin en büyük tarihçisi olarak kabul edilen "geçmişe dairin" duayeni.

dünyanın çoğu önemli üniversitesinde en az bir eserine rastlamak mümkündür. birkaç ay önce, hakkında trt tarafından çekilen belgeseli izlediğimde esasında ne kadar kıymet bilmez olduğumuz tekrar hatırıma düştü. özellikle osmanlı devletinin, saray, kültürel, siyasi ve ekonomik hayatlarının cozumlenmesinde çilingir görevi görmüştür. tabiki kuruluş ve yakın dönem türkiyesi ile ilgili çokça kitap ve makalesi mevcut.

25 temmuz 2016'da 100 yaşında vefat eden inalcik hocanın yarın ölümünün ilk yılı olması sebebiyle, kendi kendime bu girininde zamanlamasını manidar buldum.

ruhu şad mekanı cennet olsundur.

hayvanlardan öğrenilen hayat gerçekleri

number eleven
anı yaşamak. geçmişi ve geleceği düşünmeyip sadece içinde bulunulan o anı yaşamak. jiddi krishnamurti de şöyle bir şey söyler hatta:

"sizce yere düşen bir yaprak ölümden korkar mı? bir kuşun ölümden korkarak yaşadığını düşünür müsünüz ? kuş ölüm ne zaman gelirse ölümle o zaman tanışır. ama ölümden endişe duymaz. böcekleri yakalaması, yuva yapması, şakıması, uçmanın tadını çıkara çıkara uçmasıyla, daha çok yaşamakla ilgilenir. hiç kanatlarını çırpmadan rüzgar tarafından taşınarak gökyüzünde süzülüşünü izlediniz mi ? ne kadar ebedi bir zevk içinde görünüyorlar. ölümden endişe duymuyorlar. ölüm gelirse problem değil, yok olurlar. ne olacağı ile ilgili endişeleri yoktur, bir andan diğerine doğru yaşarlar. değil mi ? biz insanoğlu, bizler her zaman ölümden endişe ederiz. çünkü biz yaşamıyoruz. sorun bu. biz ölüyoruz. yaşamıyoruz..."

mesafeler

azrailin regl donemi
bazan iki güzel insan arasına giren, askerdeki oğula, uzaklardaki sevgiliye duyulan özlemi diri tutan bir yara gibidir.

Mesafeler sorun değilmiş gibi davranırız çoğu zaman. Ama bizi asıl yıpratan mesafelerdir. Özlem gece gibi çöker duygularımızın üstüne, bulamayız karanlıkta sevgimizi, aşkımızı, sevincimizi...

Siyah hep üstündür beyazdan, içine çeker her şeyi beyaz masumdur koruyamaz kendini, siyaha dokunduğu an kirlenir.

Özlemek siyah gibi kirletir içimizdeki bütün beyazı.

Nefesimiz kesilene kadar koşsak da kapatamayız mesafeleri, ulaşamayız ucunda bizi bekleyene. Çünkü siyah araya girmiştir. bu yüzden mesafeler en büyük sorun, o yüzden sımsıkı tutunun yanınızdakine. Hep birlikte olacağınızı umut edin çünkü umut bembeyazdır.

umut sevdanın lokmasıdır..

yine de siyah asildir her daim. çünkü bir insanın her halini içinde barındırır.

14 şubat 2018 sevgililer günü

azrailin regl donemi
yılın kutlanan en saçma günü. en aptalcası. insanların kendisiyle o biçim çeliştiğini kanıtlayan gündür.

yıl boyunca birbirinizi yiyip, her anı süper yaşanmalı dediğiniz o ilişkinizi bok edip, karşınızdakinin değerini karşılıklı olarak bilmeyip ve aranızdaki o kadar özel gün varken, her daim güzel yaşamanız gereken o güzel anları başkalarının belirlediği bir güne sığdırıyorsanız aklı başında bir insan olmadığınızı da bilin isterim.

dağılın.