confessions

avni

1. nesil Düzeltmen - Soğuktan kızaran burun

  1. toplam entry 1906
  2. takipçi 30
  3. puan 48102

jorge luis borges

morunontonu
Arjantinli öykü, deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.En bilindik şiirlerinden olan anlar şiirinin bir kısmını yol ayrımı filminde şener şen seslendirmiştir.



ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...

sek

fall
* Türkiye'de süt üretiminin gelişmesini sağlamak ve tüketiciye en kaliteli, sağlıklı, hijyenik doğal ürünler sunmak amacıyla 1963 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan, 1968 yılında ülkenin ilk pastörize sütünü üreten, 1995'te özelleştirme kapsamında 164 kişilik bir ortaklığa satılan, 1997'de çoğunluk hisseleri koç tarafından alınan süt endüstrisi kurumu kelimelerinin kısaltması marka.

* içine su, bir başka içki ya da herhangi bir sıvı karıştırılmamış olan (içki).

twitter

sos
az önce 2010 yılında açtığım hesabımı şakkadanak 25 TL'den sattığım site. yahu ne kadar güvenilir adamım. twitter hesabımı letgo'da satılığa çıkarmıştım. az önce birisi almak istiyorum dedi. adam tanımadığı bana sorgusuz sualsiz parayı şakkadanak gönderdi. tabii ben de dürüst bir insan olarak anında hesap şifresini e-postaladım.

twitter hesabı sattığıma mı? bunu letgo'dan sattığıma mı şaşırayım? bilemedim...

iq testi

sos
bireyin zekasını ölçmenin bir yoludur.

zekayı stratejik bakımdan test eder. kimileri böyle bir testin saçma olduğunu hatta iq diye bir şeyin yalan, boş bir şey olduğunu söylüyor. neymiş efendim. belli bir standardı olmadığı için geçersiz bir test yöntemiymiş. zeka bu şekilde test edilemezmiş. hadi ordan! bence bireylerin sınavlardan sonra son test olarak bir de iq testinden geçmesi gerekiyor. iq testini geçemeyen kalsın. göreve gelemesin, atanamasın veya diplomasını alamasın.

mesela 2 + 2 kaç eder? diye sorsak birine. beynindeki mevcut toplama işleminden yararlanarak 4 sonucuna ulaşır. bu bireydeki mevcut bilgidir. farklı bir şey yapmaz. mevcudu kullanır. hazırdan yer.

fakat iq testi öyle değil ki... iq sorusu somut değil. bireyin bilmediği, hazır olmadığı, daha önce öğrenmediği yerden geliyor. daha doğrusu mevcut bilgi ile yeni bir şey icat etmesi bekleniyor. iq sorusunu gören bireyin doğru sonuca ulaşması için bugüne kadar öğrendiği tüm bilgileri, edindiği tecrübeleri ve algıladıklarını tümüyle kullanıp bir sonuca varması isteniyor. mevcudun dışına çıkıp bir şey yaratması isteniyor.

istanbul havalimanı

frante
yaklaşık 2 yıl boyunca belli aralıklarla şantiyelerden bir kısmında dolaylı olarak çalıştığım havalimanı. gelip giderken "burası bitmez" diyordum sürekli. bitirmişler.

her gidişimde birilerinin öldüğünü/yaralandığını duydum. "bu kadar riskli bir iş ise siz neden çalışıyorsunuz?" diye sorduklarım genelde işsizlikten, maaşların yüksekliğinden, kalacak yerlerinin bile olmadığından bahsediyordu. inanılmaz bir personel sirkülasyonu vardı zaten. yabana atılmayacak miktarda arap, gürcü de çalışıyordu şantiyelerde. hatta zaman zaman konuşup anlaşabileceğim birini bulmakta zorlanıyordum. o derece.

askerde o yaratığımsıları dahi yemiş pis boğaz bir insan olarak ben bile buradaki yemekhanelerin kokusu, pisliği ve yemeklerin kötülüğünden dolayı yemekhanede doğru düzgün yemek yemedim. ha şimdi diyeceksin ki "ulan adamlar ölmüş sen iki tas çorbanın peşindesin!!" öyle değil. buradaki çalışma şartlarının elle tutulur hiçbir tarafı yoktu. hiçbir insanın mecbur kalmadıkça çalışacağı bir yer değildi.

keskin bir doğal katliam da yaşandı havalimanı inşaatında. karadeniz'e uzanan köylerin çevresinde tıraşlanmış araziler, kaderine terk edilmiş köpekler.. korku filmi gibiydi. şimdi düşündükçe aklıma çakıyor teker teker. hani kimsenin ölmediğini bilsen ve bu tabloyu görsen dahi "yere batsın uçağı da dünyanın en büyük havalimanı da kapatın gidelim burayı" dersin.

konumu zaten istanbul'da yaşadığını iddia eden insanların yüzde doksanının gitmek istemeyeceği bir uzaklıkta.

çok tuhaf. bununla övünülmesi nasıl bir sirkin içinde yaşadığımızı gösteriyor. normal bir adalet düzeninde cumhurbaşkanı falan götürürdü şurada dönen işler.

bonnie

bonnie
bir zamanlar çok sevdiği delüüü dediği yazara dert olmuş, kendi halinde yazar.

profil fotosuna karışılır, teker teker entry silmesine karışılır. üstüme iyilik sağlık bir de mütevazı (!) şekilde akıl verilir.

işsizliğe bak!

"iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum."

cinsellik

magic mushroom
Tabu olmasının sebeplerinden biri de bu konuyu yok saymamız ve üzerine konuşmaktan çekinmemiz. oysa ki temel bir ihtiyaç ve ilkel bir dürtü. dolayısıyla yok sayamayacağımız kadar gerçek ve hayatlarımızın içinde.

mesela bizim toplumumuzda çıplaklık da tabu ama almanlarda son derece doğal. ya da eşcinsellik bizde homofobik bir ötekileştirme olarak karşılık bulurken hollanda ya da meksika'da devlet onayıyla meşru. dolayısıyla bizim için tu kaka olan şey bir diğeri için son derece sıradan. tabi bunu etkileyen pek çok farklı parametre mevcut. genelde toplumun muhafazakarlığı arttıkça hoşgörü ve saygının azaldığı da bir gerçek. cennet ve cehenneme odaklanmış bencil bireylerin, kendi hayatlarını yaşarken başkalarının da onların konforuna hizmet etmelerini bekledikleri aşikar. dolayısıyla saygı göstermekten öte görmek üzerine bir anlayışı benimserlerken, kendileri gibi olmayanı dışlamaları da son derece normal. ayrıca ahlak kavramını kadın cinselliği üzerinden tanımlayan, namus diye bir kavram uydurup onu da kadının bacak arasına indirgeyen bir zihniyetin bu anlamda cinselliği tabulaştırması çok yadırganacak bir davranış değil.

ancak dünyanın en medeni(!) coğrafyalarında bile cinselliğin yeterince konuşulmuyor olmasının bir sebebi olmalı. temelde bunun kapitalizmin doğal bir sonucu olduğunu düşünüyorum. kapitalizm insanları ihtiyaçlar hiyerarşisinin ilk basamağına hapsetmeyi hedeflediğinden öncelikle bireysel sonra da genele yayılmış bir mutluluk halinden hoşnut olmaz. cinsellik, ahlak, din gibi tabulaşmaya en yatkın konularda bireyleri esir almayı ve bu kavramlar üzerinden toplumu uyuşturmayı hedefler. çünkü kendi vicdan ve ahlak muhakemelerini yapabilen insanlar dinin boyunduruğundan sıyrılmış, ahlak ve cinsellik konularına yaklaşımları üst boyutta olan mutlu insanlardır. cinselliği özgürce ve sağlıklı bir şekilde yaşayabilen birey için bu, uğruna suçlar işleyebileceği, başkalarının bedenleri üzerinde hak iddia edebileceği hastalıklı bir kavram olmaktan çok uzaktır.

o yüzden bu konu üzerine konuşan insanları özellikle de kadınları yadırgamaktan, eleştirmekten vazgeçmek çok önemli. bir erkek cinsellik üzerine sayfalarca ahkam kestiğinde ayakta alkışlanırken bir kadın bunu yaptığında bunu yadırgamak ve yargılamak hangi ikiyüzlü anlayışın sonucu? kadının cinsellik konusunda bilgili ve deneyimli olması hangi hastalıklı beyinleri, neden rahatsız ediyor?

temel bir ihtiyacın böylesine büyük bir mesele haline dönüştürülmesi hiç sağlıklı değil. O yüzden cinsellikten ve onu konuşmaktan değil, başkalarının bedenlerine rızası dışında dokunanlardan korkmak ve bunu çözmek gerek.

bir sözlük nasıl yönetilmez

icgqhs
yazarların problemlerini ve isteklerini görmezden gelerek yönetilmez.
yazarların mesajlarını cevapsız bırakarak yönetilmez.
moderatör ve diğer yöneticilerden daha az sözlükte bulunarak yönetilmez.
gelen yeni yazarlar sırf kendini ve sözlüğünü eleştirdiği zaman sözlükten uzaklaştırarak yönetilmez.
eleştiri ve önerileri okumadan ve hiçbir şey yapmadan yönetilmez.

insaf et anna

icgqhs
tarık tufan'ın harikulade şiiri ezel roz manaz ile can bulmuş resmen.


Biz her şeye,
esirgeyen ve bağışlayan,
çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan,
hep esirgeyen ve hep bağışlayan rabbin adıyla başlayan adamlarız anna.

büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.

sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.

piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında.

işte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.

insaf et anna!

gidelim buradan.

senin masumiyetini,
bilgelik zamanlarından kalma sırları,
dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.

hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.

ölelim diyecektim az kalsın. ölmeyelim. hiç ölmeyelim anna.

sarılalım diyecektim az kalsın. içimden böyle şeyler de geçiyor işte. sarılalım, dudakların...

tamam sustum.

Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.
Şiir kalsın istersen, sadece otursak. oturmasan da olur benimle,
Sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
Yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. gözlerime bak, gözlerimin içine bak.

gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, turgutlar, edipler, sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.

gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler...

bekleyişler anna. köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.

hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. ama geçecek hepsi, geçecek. şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.

gözlerimin içine bakmaktan korkma anna.

sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık.

tanrı bizimle de konuşur belki.

onlar küçük turgut'la uğraşsınlar

bonnie
gençler bilgilensin. tee 1989 yılında olmuş bir olaydır. dönemin başbakanı turgut özal muhalefette bulunan shp lideri erdal inönü' ye demiştir. her ne kadar turgut özal bu lafla torunu turgut' u kastettiğini söylese de daha sonra muhaliflerden cüneyt canver' in sözü en az kendi sözü kadar ilginçtir. "küçük turgut'la semra hanım uğraşsın. o daha iyi tanır."

bir zamanlar siyaset cidden marjinalmiş ha. hele karşılıklı laflara bak.

ince düşünen insan

quares
Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp kapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler

"Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
Fındıklarımızı basıyor
Neyleriz kararan tomurcukları
Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz
Tecimenlere yalvarıyoruz:
Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
Bir banka az çiziniz bir yalvarma
Bizden size ve sizden dışardakilere

Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
-Evet efendim-
Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
Yazların motorlu çingeneleri

Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
Toprağa tutku, kendinden dolayı
Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para
Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga
Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-Bilmiyoruz neden kavga.


Sonra kasabanın cezaevinde
Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
Günlerimiz iterek genişletiyoruz
Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye

Durup ince şeyleri anlatmaya
Kimselerin vakti olmasa da
Okulların kadın öğretmencikleri
Tatil günlerini çoğaltsalar da
Kutsal nemiz varsa onun adına
Gözlerimiz için bağlar dokusalar da
Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
Açmaya ilkyaz çiçekleri

Bir gün birileri öte geçelerden
Islık çalar yanıt veririz

Gülten AKIN

bonnie

quares
Beş kardeş diye bir dizi vardır bilen bilir, orada ki kardesler başları sıkışınca canannn yengeee diye bağırırlardı ve canan yenge onları kurtarırdı.

Bonnie'de sözlüğümüzün canan yengesi gibi. :)

kenevir

codeboss
Dünyanın En Önemli Üretim Bitkisiyken Yasaklanan Kenevir Hakkında İlginç Bilgiler.


zenginsozluk.com/foto

1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaça eş kağıt üretilebilir.

3.Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.

4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda…

5.Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.

7.Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.

8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “kanvas” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir.
Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.

9.Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.

10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.

11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.

12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.

13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.

14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.

15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.

16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur.


Sayısız faydası olan kenevir, bir zamanlar dünyanın en önemli üretim bitkilerinden biriydi ama bugün, üretimi yasak.
Nedenini ise, şu bilgiler ışığında anlamak hiç de zor değil:

-W. R. Hearst, 1900'lü yıllarda Amerika'da gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu. Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi.

-Rockefeller, dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı.

-Mellon, Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu.

-Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover'in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda, kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler. Ve onu ortadan kaldırdılar. Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar. Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimnyasal ilaçlar aldı. Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi. Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı.
Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık…

doğu ekspresi

sos
son zamanlarda popülaritesi artan ekspres. bir ara ben de mi deneyimlesem ki? gerçi burada tren bile yok... swh yani trene binebilmek için önce otobüse binmem lazım. ki bu eksprese binebilmek için ankara'ya eskişehir'e falan gitmem lazım. çile gibi bişi olur bana.

kars sen de bir hayalden ibaretmişsin... bu arada kars gravyeri diye bir peynir var. bir gün migros'tan almıştım. çok sevmiştim. muhteşem bir tadı var. bu çizgi filmlerdeki meşhur delikli peynirden bahsediyorum. sonra da düşündüm ulan bu peynir nasıl kars'ta üretilir lan? dedim. helal olsun bu karslılara gerçekten damak tadı varmış adamlarda dedim. şaşırdım. sonra bir de ne öğreneyim? meğer bu peynir isviçre'ninmiş. taa bir zamanlar oraya savaştan mı ne kaçan isviçreli bir aile bir topluluk mu ne gelmiş. o aileden öğrenmişler bu peyniri... şaşırmadım pek.

ciao

kaptonur
İtalyancada merhaba demektir. Kulağa çok hoş gelen bir dile sahip olan italyanlar hoşçakal yerine de anlamadığım bir şekilde "ciao ciao" derler. Çok güzel dilleri var namussuzların insan dinlemeyle sıkılmıyor.

moderatör

bonnie
elini taşın altına koymaları gereken insanlardır. sözlüğün durumuna göre hareket etmeleri gereken bir nevi komutanlardır aynı zamanda. sanıyorum iki kişi var; uzun zamandır ne yazmışlar, onu geçtim ne de yazılanları oylamışlar aynı zamanda.

yöneticisinden tut, moderatörlerine kadar elini taşın altına koymayıp seyreden veya uzun zaman boyunca yok olan yöneticisine kadar gayret sarf etmeyen bu sözlükte artık uzun bir zaman yazmayacağım. bu işler sadece yazardan beklemekle olmaz.

türkiye'nin en büyük sorunu

nalbantyani bezirgan
ak parti hükümeti yüzünden oluşan sermaye kaymasını sonucu ortaya çıkan muhafazakar yapma beyaz türkler.
Hani böyle deli gibi abartılı bir tesettür yapan, bunun üstüne de güneş gözlüğü takan iPhone X'li kızları tanıdın mı?
Bak işte bunlar onlar. Her ihale yandaşa, ona, buna gittikçe bunlar da türemeye başladı. Bunları anneleri kuran kursuna göndermişti, kendileri parayı bulunca çocuklarını piyano kursuna götürüyorlar. Bir şey nasıl en ithal olursa o kadar ithal bir şekilde hiçbir elitist değerden eksik kalmama vizyonuyla virüs gibi yayılıyorlar. Ama kafa aynı kafa hiç merak etme,ötekileştirme yapmıyorum.

Ha Bir de bunların abileri var, onlar da seri köz getir kardeşimcilerdir.

alayının canına tüküreyim. sermayeyle birlikte ben de onlara kayayım. (affedin)

akp

sos
arka bahçesini çok merak ettiğim partidir. görünen kirli yüzünü biliyoruz. bir de saklanan, görünmeyen kirli tarafı var. ara ara bu kirli tarafın bazı kısımlarını, saklamak istemeyen veya saklayamayanlar sayesinde görüyoruz. şu an saklanmakta ama illaki bir gün açığa çıkacak. tüm gerçekler ortaya dökülecek. işte o zaman seyreyin cümbüşü.

her gün haberler bültenlerine ilk sıradan konu olacak.

euroleague final four 2018

olacak o kadar
Fenerbahçe-zalgiris kaunas maçının başlama düdüğünde bir ara ciddi ciddi turnuva İstanbul'da falan düzenleniyor sandım. Fenerbahçe zaman zaman zora soksa da makina gibi işleyen zalgiris'i hem saha içinde hem de tribünde resmen boğdu ve hak ettiği finale yükseldi. Maçtan önceki yorumum ise yüzde 90 tuttu, sadece Bobby faktörünü atlamışım.

Gecenin ikinci maçı ise nedense pek bir tatsız tuzsuz geldi, veteran maçlarından hallice. Muhtemelen fb'nin bizde yarattığı rehavet bunun sebebi. Real çok iyi yüzde ile oynadı ve resmen uyuta uyuta aldı maçı. Lull cidden büyük oyuncu. Finalde muhtemelen kalinic ve guduric ile sinir harbine sokacağız kendisini. Yine ilk yorumumda dediğim gibi de colo ile Rodriguez olmadı ve itoudis denen loser coach ile 45 milyon dolar bütçe bile iş yapmıyor.

Gönül cska dedi ama mantık real. umarım finalde İspanyol aşığı la monica denen hakem maçta görev almaz. Bu da bence önemli bir husus.

Son söz yine Fenerbahçe taraftarına, ikinci maçta bile yanlış gormediysem sayıları, cska ve real taraftarından çoktu. Malum ülke ekonomisi belli muhtemelen o paranın hakkını sonuna kadar almak istemişler.

yavuz bingöl

sos
bazı insanlar var ki yandaşlığın, yağcılığın sınırlarını ciddi anlamda zorluyorlar. yaptığı yağcılığın tutar bir yanı yok. ancak ot içip yapılabilecek bir açıklama. tartışmaya bile gerek yok. neresinden bakarsan bak ofsayt. ne içiyorsa onu acilen bırakmalı. hiç olmazsa bir açıklama öncesi içmemeli.

ben, bana yağ çekilen biri olsa, yavuz gibi açıklama yapan birini derhal ocak dışı ilan ederdim. "bu ne biçim yağcılık lan, sen beni mi trollüyon amk?" derim. fakat akp'den yavuz'a "kardeş sen ne diyon? kafan mı güzel?" diyen olmamıştır. çünkü pek farklı düşündüklerini sanmıyorum. hatta plaket bile göndermişlerdir.

14 mayıs 2018 akp iyi parti seçmen kavgası

keskin nisanci
bilenler bilir ben oldum olası siyaset konuşmayı severim ve herkesle de konuşurum. hiçbir zaman da siyasi görüşümü saklama gereği duymadım, fislenmek gibi bir kaygı gütmedim ama son zamanlarda konuşma sırasında tayyip diyen akpliler ile siyaset konuşmamaya gayret ediyorum. çünkü fark ettim ki ne söylersen söyle kendini yorduğunla kalıyorsun, karşıdakini zerre inandiramiyorsun. adam veya kadın tayyip güçlü o yüzden bize kimse saldırmıyor, tayyip giderse bütün dünya bize saldıracak tezine inanıyor. böyle düşünen birine bir şey anlatamazsınız.

cosmote

kaptonur
Hangi ülkenin GSM operatörü olduğunun bilmemekle beraber Yunanistan GSM operatörü olduğunu düşündüğümdür. Çok sağlam bir alt yapısı olduğu belli. 50-60 km de hala 4G internet hızında girebiliyorum. Bizimkiler anca show yapsın. Apartmanda bir kaç aşağıda çekmiyor adamlar nerelere ne internetler veriyor amk!

çocuklar

bonnie
oldukça acımasız olabilen doğal, küçük insanlar. toplumsal normlar, kurallar, roller, sosyalleşmek için öğretilenleri tam olarak idrak edemedikleri için gördüklerini, canlarını sıkan durumları, işine gelmeyenleri direkt yüzünüze söylerler. bu nedenle karşısındakini kırabileceğini, incitebileceğini, zor duruma sokabileceğini düşünemezler.

çocuk sevmeyenleri bir türlü anlayamıyorum ama saygı duymaları gerekir,

çocuklar tek cümle ile sorulsa bana "kral çıplak" derdim.

euroleague final four 2018

olacak o kadar
Fenerbahçe taraftarı olmayan lâkin iyi bir basketbolsever olarak Fenerbahçe doğuş'un kupayı ikinci kez üst üste müzesine götüreceğini düşündüğüm, euroleague son 4 organizasyonu.

Zalgiris kaunas, sarunas jasikevicius yönetiminde muazzam bir iş çıkardı, çok para sacmadan ve her maç dolu salon önünde ufak çaplı bir mucizeye imza attılar. Olympiakos gibi artık turnuvanın ağır abisi olan bir takımı, saha dezavantajları olmasına rağmen 1-3 ile geçtiler. Fb doğuş, ulanovas ve pangos'ü kalinic ve sloukas ile kitleyebliirse, obradovic'in de tecrübesiyle +10 luk farkla kaunas'i geçebilir. Maçın kilidi, kaunas'a yapılacak üçlük savunmasının dozajı.

Real madrid; neredeyse tamamen 17 yaşındaki doncic'in eline bakıyor. Onu kitleyen takım, galibiyet şansını baya baya arttırır. Ayrıca bence turnuvanın en itici takımı. Reyes başta olmak üzere her maç inanılmaz derecede hakeme oynama çabaları ve sürekli göstermelik fauller başrolde oluyor. Randolph, caroll ve bu sezon sakatlıklarla boğuşan llul takımın diğer değerli oyuncuları.

Cska ise bu sezon izleyebildigim kadarıyla geçen sezonki kadar dominant değil. Gerçi khimki'yi 3-0 ile supurduler ama geçen sezonki tadı vermiyorlar. Teodosic sezon başında takımdan ayrıldı ki, kendisi takımın de colo ile birlikte yüzde 70'iydi. Bu sezon de colo, sergio rodriguez ile özellikle final-four'da yüzde 40'ı bile etmeyecektir.