confessions

avni

1. nesil Düzeltmen - sevinçli

  1. toplam entry 1862
  2. takipçi 28
  3. puan 47175

cinsellik

magic mushroom
Tabu olmasının sebeplerinden biri de bu konuyu yok saymamız ve üzerine konuşmaktan çekinmemiz. oysa ki temel bir ihtiyaç ve ilkel bir dürtü. dolayısıyla yok sayamayacağımız kadar gerçek ve hayatlarımızın içinde.

mesela bizim toplumumuzda çıplaklık da tabu ama almanlarda son derece doğal. ya da eşcinsellik bizde homofobik bir ötekileştirme olarak karşılık bulurken hollanda ya da meksika'da devlet onayıyla meşru. dolayısıyla bizim için tu kaka olan şey bir diğeri için son derece sıradan. tabi bunu etkileyen pek çok farklı parametre mevcut. genelde toplumun muhafazakarlığı arttıkça hoşgörü ve saygının azaldığı da bir gerçek. cennet ve cehenneme odaklanmış bencil bireylerin, kendi hayatlarını yaşarken başkalarının da onların konforuna hizmet etmelerini bekledikleri aşikar. dolayısıyla saygı göstermekten öte görmek üzerine bir anlayışı benimserlerken, kendileri gibi olmayanı dışlamaları da son derece normal. ayrıca ahlak kavramını kadın cinselliği üzerinden tanımlayan, namus diye bir kavram uydurup onu da kadının bacak arasına indirgeyen bir zihniyetin bu anlamda cinselliği tabulaştırması çok yadırganacak bir davranış değil.

ancak dünyanın en medeni(!) coğrafyalarında bile cinselliğin yeterince konuşulmuyor olmasının bir sebebi olmalı. temelde bunun kapitalizmin doğal bir sonucu olduğunu düşünüyorum. kapitalizm insanları ihtiyaçlar hiyerarşisinin ilk basamağına hapsetmeyi hedeflediğinden öncelikle bireysel sonra da genele yayılmış bir mutluluk halinden hoşnut olmaz. cinsellik, ahlak, din gibi tabulaşmaya en yatkın konularda bireyleri esir almayı ve bu kavramlar üzerinden toplumu uyuşturmayı hedefler. çünkü kendi vicdan ve ahlak muhakemelerini yapabilen insanlar dinin boyunduruğundan sıyrılmış, ahlak ve cinsellik konularına yaklaşımları üst boyutta olan mutlu insanlardır. cinselliği özgürce ve sağlıklı bir şekilde yaşayabilen birey için bu, uğruna suçlar işleyebileceği, başkalarının bedenleri üzerinde hak iddia edebileceği hastalıklı bir kavram olmaktan çok uzaktır.

o yüzden bu konu üzerine konuşan insanları özellikle de kadınları yadırgamaktan, eleştirmekten vazgeçmek çok önemli. bir erkek cinsellik üzerine sayfalarca ahkam kestiğinde ayakta alkışlanırken bir kadın bunu yaptığında bunu yadırgamak ve yargılamak hangi ikiyüzlü anlayışın sonucu? kadının cinsellik konusunda bilgili ve deneyimli olması hangi hastalıklı beyinleri, neden rahatsız ediyor?

temel bir ihtiyacın böylesine büyük bir mesele haline dönüştürülmesi hiç sağlıklı değil. O yüzden cinsellikten ve onu konuşmaktan değil, başkalarının bedenlerine rızası dışında dokunanlardan korkmak ve bunu çözmek gerek.

bir sözlük nasıl yönetilmez

icgqhs
yazarların problemlerini ve isteklerini görmezden gelerek yönetilmez.
yazarların mesajlarını cevapsız bırakarak yönetilmez.
moderatör ve diğer yöneticilerden daha az sözlükte bulunarak yönetilmez.
gelen yeni yazarlar sırf kendini ve sözlüğünü eleştirdiği zaman sözlükten uzaklaştırarak yönetilmez.
eleştiri ve önerileri okumadan ve hiçbir şey yapmadan yönetilmez.

sevilmediğini anlamak

azrailin regl donemi
ilk tecrübe edişte bir zerzeniş yaşanır. sonraları zaten sen ciddiye almazsın. öyle ki sevilip sevilmediğine bakmazsın bile. sadece insanları yaşarsın, su akar yolunu bulur.

ama her seferinde sevilmediğini anlamak' olayını şoke halinde yaşıyorsanız siz büyümeyen bir aptalsınız! bu denli basit bir konuda bile gelişim gösteremeyen birinin sevgisinin gerçekliği ve yüceliği sorgulanmaya açıktır. bana göre bu tip birinin sevgisi fostur, geçer zamanla. çünkü her yeni kişiye aynı duyguları besler ve her yeni kişinin diğerlerinden daha yüce olduğunu ve diğerlerinin aslında gerçek aşk olmadığını dile getirip durur. bu eylemler her yeni kişide tekraralanmaya devam eder.

nereden mi biliyorum. erkek olsun kadın olsun çok kez denk geldim buna;

bir kız arkadaş vardı, 2015 eylülünde tanışmıştık. ilk tanıştığımızda sevgili ile problemleri vardı. çok da sevdiğini söylüyordu. ayrıldı kısa bir süre sonra ve ben de dahil 2 arkadaşa flört devrinde yaklaşmaktaydı. birkaç ay sonra yeni biriyle tanıştı ve bir önceki sevgilisine aslında sevgi beslemediğini ve bu yeni kişiye karşı gerçek aşkı yaşadığını söylüyordu. sevgilisi olunca ben ve diğer 2 arkadaşla arasını açtı komik bir şekilde. 1 yıl sonra ondan ayrıldı, bana ulaşarak sonuçlardan bahsetti. 2 ay geçti ya da geçmedi yeni biriyle daha tanıştı. bu olay da tam 1 yıl önce oldu. ve yine asdfg eski sevgililerini gerçekten sevmediğini bu yeni erkeğin hayatının kahramanı olduğu söylüyordu. askere gitti sonra bu yeni "kahraman". geçenlerde aradım, kahramanımız bu kızcağızı terk etmiş. hiç şaşırmadım yahu. şimdi de 2 gün önce bir yerdeki yazısından gördüm, yeni biriyle tanışmış. önceleriyle böyle derin şeyler hissetmemişmiş! bak sen bizim aşık kızımıza. masmavi gözleri varmış, bakarken kendini alamıyormuş ve dış dünya flu gözüküyormuş ona bakarken, odak noktası oymuş. hayatının aşkıymış mış mış.

işte böyle böyle harcar insan kendini. sonra bir bakar ki arkasına, zilyon tane insan sokup çıkarmış o şanlı kişisel tarihine.

bu kızımızın durumu elbette basit bir kimya. onun her boşta kaldığı dönemde yeni birilerine aşık olması onun buna açık olması ile alakalıdır. bu tip kadınlar kendilerini öyle belli eder ki manüpile ederek kendinize aşık etmek hiç de zor olmaz. son 2 sevgilim bunu çok iyi bilir. tabi ben onlara sevgili gözüyle baktıysam eğer, sadece bir kobaydı her ikisi de.

yaa serhat, neler dönmüş lan.

insaf et anna

icgqhs
tarık tufan'ın harikulade şiiri ezel roz manaz ile can bulmuş resmen.


Biz her şeye,
esirgeyen ve bağışlayan,
çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan,
hep esirgeyen ve hep bağışlayan rabbin adıyla başlayan adamlarız anna.

büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.

sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.

piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında.

işte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.

insaf et anna!

gidelim buradan.

senin masumiyetini,
bilgelik zamanlarından kalma sırları,
dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.

hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.

ölelim diyecektim az kalsın. ölmeyelim. hiç ölmeyelim anna.

sarılalım diyecektim az kalsın. içimden böyle şeyler de geçiyor işte. sarılalım, dudakların...

tamam sustum.

Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.
Şiir kalsın istersen, sadece otursak. oturmasan da olur benimle,
Sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
Yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. gözlerime bak, gözlerimin içine bak.

gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, turgutlar, edipler, sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.

gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler...

bekleyişler anna. köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.

hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. ama geçecek hepsi, geçecek. şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.

gözlerimin içine bakmaktan korkma anna.

sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık.

tanrı bizimle de konuşur belki.

yerde para bulmak

azrailin regl donemi
fakirliktir. yerde para buluyorsanız fakirsiniz. he bir de para bulmak önemli değil. önemli olan miktarıdır. bir çanta para bulmak varken 20 veya 100 lira bulmak nedir azizim. sen milyonlarca insan arasında yaşıyorsun bulmuşken 1 milyon dolar bulsana be dolarıma koyim? hayalleriniz bile fakir ayol. para bunların neyine yahu.

not: paran yok ise iban ver birkaç milyon dolar göndereyim. akşama iskender yersin.

1 ekim 2018 elektrik ve doğalgaz zammı

fiorabella
ticari yüzde 18, meskende yüzde 9 ile faturalarımıza yansıyacak zamdır. cüzdanda bayağı bir hafifleme söz konusudur. hem biz sefiller zaten sarayın ve doğu bölgesinin kaçak elektrik faturasını ödemeye alışkınız. mum yakarız ne güzel öyle romantik, romantik takılırz.
doğalgaza gelince kombiyi sökün gitsin. koıydumcular veriyorum mehteri.
kaynak


ince düşünen insan

quares
Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp kapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler

"Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
Fındıklarımızı basıyor
Neyleriz kararan tomurcukları
Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz
Tecimenlere yalvarıyoruz:
Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
Bir banka az çiziniz bir yalvarma
Bizden size ve sizden dışardakilere

Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
-Evet efendim-
Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
Yazların motorlu çingeneleri

Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
Toprağa tutku, kendinden dolayı
Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para
Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga
Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-Bilmiyoruz neden kavga.


Sonra kasabanın cezaevinde
Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
Günlerimiz iterek genişletiyoruz
Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye

Durup ince şeyleri anlatmaya
Kimselerin vakti olmasa da
Okulların kadın öğretmencikleri
Tatil günlerini çoğaltsalar da
Kutsal nemiz varsa onun adına
Gözlerimiz için bağlar dokusalar da
Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
Açmaya ilkyaz çiçekleri

Bir gün birileri öte geçelerden
Islık çalar yanıt veririz

Gülten AKIN

ince düşünen insan

azrailin regl donemi
günümüz sisteminde kaybetmeye mahkumdur. hep kaybetti yine kaybediyor. önünde bir duvar var aşamıyor. bir aşsa bir atlayıp geçse bu inceliği bütün evrene yayacak cinsten bir yüreği var. güçlü de pezevenk, pes etmiyor.

bir arkadaşımdan bahsediyorum elbette. biraz aveldir de kendisi.
siz de kendimden mi söz ettiğimi mi sandınız? ben odunun tekiyimdir kimse umurumda değil. bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. canınız cehenneme!

bonnie

quares
Beş kardeş diye bir dizi vardır bilen bilir, orada ki kardesler başları sıkışınca canannn yengeee diye bağırırlardı ve canan yenge onları kurtarırdı.

Bonnie'de sözlüğümüzün canan yengesi gibi. :)

mine geçili

zengin sozlugun fakir yazari
1980 doğumlu, Türk sanat müziği ses sanatçısı.
------------------------------
- Samsun Belediye Konservatuvarı ve Samsun Musiki Cemiyeti'nde keman ve ses eğitimi aldı.
- 2004 yılında Bursa Belediye Konservatuvarı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlemiş olduğu Zeki Müren Ses Yarışması'nda birinci oldu.
- Ayışığı grubunun vokalisti olarak birçok ülkede başarılı konserlere imza attı.
- 2010 yılında yayınladığı ''Gece Kirpikli Kadın'" isimli albümü en çok satanlar arasında yerini aldı.
- 2013 yılında ''Bir Ömrün Şarkıları'' adlı ikinci albümü piyasaya çıktı.

bu kısım karnaval.comdan alınmıştır.
--------------------------------


Türk sanat müziğine ilgi duymamı sağlayan muhteşem sesli kadın. Rakı masalarının yeni prensesi olmaya aday billur sesli sanatçı. yine karanlık geceye güneş gibi doğdu sesiyle.

kenevir

codeboss
Dünyanın En Önemli Üretim Bitkisiyken Yasaklanan Kenevir Hakkında İlginç Bilgiler.


zenginsozluk.com/foto

1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaça eş kağıt üretilebilir.

3.Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.

4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda…

5.Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.

7.Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.

8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “kanvas” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir.
Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.

9.Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.

10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.

11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.

12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.

13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.

14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.

15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.

16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur.


Sayısız faydası olan kenevir, bir zamanlar dünyanın en önemli üretim bitkilerinden biriydi ama bugün, üretimi yasak.
Nedenini ise, şu bilgiler ışığında anlamak hiç de zor değil:

-W. R. Hearst, 1900'lü yıllarda Amerika'da gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu. Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi.

-Rockefeller, dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı.

-Mellon, Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu.

-Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover'in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda, kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler. Ve onu ortadan kaldırdılar. Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar. Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimnyasal ilaçlar aldı. Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi. Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı.
Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık…

doğu ekspresi

sos
son zamanlarda popülaritesi artan ekspres. bir ara ben de mi deneyimlesem ki? gerçi burada tren bile yok... swh yani trene binebilmek için önce otobüse binmem lazım. ki bu eksprese binebilmek için ankara'ya eskişehir'e falan gitmem lazım. çile gibi bişi olur bana.

kars sen de bir hayalden ibaretmişsin... bu arada kars gravyeri diye bir peynir var. bir gün migros'tan almıştım. çok sevmiştim. muhteşem bir tadı var. bu çizgi filmlerdeki meşhur delikli peynirden bahsediyorum. sonra da düşündüm ulan bu peynir nasıl kars'ta üretilir lan? dedim. helal olsun bu karslılara gerçekten damak tadı varmış adamlarda dedim. şaşırdım. sonra bir de ne öğreneyim? meğer bu peynir isviçre'ninmiş. taa bir zamanlar oraya savaştan mı ne kaçan isviçreli bir aile bir topluluk mu ne gelmiş. o aileden öğrenmişler bu peyniri... şaşırmadım pek.

ciao

kaptonur
İtalyancada merhaba demektir. Kulağa çok hoş gelen bir dile sahip olan italyanlar hoşçakal yerine de anlamadığım bir şekilde "ciao ciao" derler. Çok güzel dilleri var namussuzların insan dinlemeyle sıkılmıyor.

türkiye'nin en büyük sorunu

kadin kismisi cok yazmaz
özerkliğin kazanılamaması üzerine teorilendirilen kavramlardan biri de soyutlamadır, ve soyutlama çaresizliği zayıflığa eşdeğer tutan anlayıştır. Bizi içten içe utandıran zayıflıkla yargılar.dolayısı ile de sadece soyutlama yoluyla kendi zayıflıklarımızdan korkmayız.Bir örnek verecek olursak ;
Yer amerika birleşik devletleri
dönem ekonomik krizin ilk yılları, başkan nixon dönemi.
Washington eyaletinin spokane kentinde uçak sanayiindeki işlerini kaybeden çoğunluğunu mühendislerin oluşturduğu işsizlerle söyleşi yapılır.kuyrukta işsizlik parasının ödenmesini beklerken, en büyük sorunlarının ne olduğu sorulur.Neredeyse tümü "busing" yanıtını verir. Busingin anlamı siyah çocukların otobüslerle beyaz mahallelerdeki okullara ulaştırılmasıdır.
Böylesi zayıf durumda olan işsizlerin kendi çaresizliklerini itiraf edememeleri ve başka yerde kurban aramaları kaçınılmazdır.

O nedenle bu çok güzel sorulardan birine kendinize uyarlamanızı ve kendinize denk gelen gerçek gereksinimleriniz-düşünceleriniz çerçevesinde cevap vermenizi çok isterim.

türkiye'nin en büyük sorunu

nalbantyani bezirgan
ak parti hükümeti yüzünden oluşan sermaye kaymasını sonucu ortaya çıkan muhafazakar yapma beyaz türkler.
Hani böyle deli gibi abartılı bir tesettür yapan, bunun üstüne de güneş gözlüğü takan iPhone X'li kızları tanıdın mı?
Bak işte bunlar onlar. Her ihale yandaşa, ona, buna gittikçe bunlar da türemeye başladı. Bunları anneleri kuran kursuna göndermişti, kendileri parayı bulunca çocuklarını piyano kursuna götürüyorlar. Bir şey nasıl en ithal olursa o kadar ithal bir şekilde hiçbir elitist değerden eksik kalmama vizyonuyla virüs gibi yayılıyorlar. Ama kafa aynı kafa hiç merak etme,ötekileştirme yapmıyorum.

Ha Bir de bunların abileri var, onlar da seri köz getir kardeşimcilerdir.

alayının canına tüküreyim. sermayeyle birlikte ben de onlara kayayım. (affedin)

24 haziran 2018 seçimi

azrailin regl donemi
ülkenin iyi ya da kötü olan son virajı alacağı seçimdir. 2 adet pusula kullanılacak iyi güzel de evet-hayır nedir lan?

suç sayılır diye tırsıp basımında çalıştığımı alenen söyleyemedim ama sorun olacağını artık sanmıyorum..cumhurbaşkanı ve milletvekili pusulaları haricinde evet-hayır pusulası da basıldı lan sözlük. ysk görevlilerinden birini tutup sordum bunlar ne alaka diye. "onlar aslında pek işe yaramayacak. her ihtimale karşı basılıyor, depoya atıp saklanacak öylece" dedi ya la.

olum para fazla mı geldi lan devlete? ulan 2014 seçiminde de basılmıştı kullanılmamasına rağmen.

o değil de güney afrikada yaşayan türkiye vatandaşının da beynine sıçayım. ne işiniz var ulan orada? yurtdışı pusulalarını paketlerken etiketlerin üstünde en olmadık ülkelerin isimleri yazıyordu la. iyi ki fildişine denk gelmedim.

akp

sos
arka bahçesini çok merak ettiğim partidir. görünen kirli yüzünü biliyoruz. bir de saklanan, görünmeyen kirli tarafı var. ara ara bu kirli tarafın bazı kısımlarını, saklamak istemeyen veya saklayamayanlar sayesinde görüyoruz. şu an saklanmakta ama illaki bir gün açığa çıkacak. tüm gerçekler ortaya dökülecek. işte o zaman seyreyin cümbüşü.

her gün haberler bültenlerine ilk sıradan konu olacak.

euroleague final four 2018

olacak o kadar
Fenerbahçe-zalgiris kaunas maçının başlama düdüğünde bir ara ciddi ciddi turnuva İstanbul'da falan düzenleniyor sandım. Fenerbahçe zaman zaman zora soksa da makina gibi işleyen zalgiris'i hem saha içinde hem de tribünde resmen boğdu ve hak ettiği finale yükseldi. Maçtan önceki yorumum ise yüzde 90 tuttu, sadece Bobby faktörünü atlamışım.

Gecenin ikinci maçı ise nedense pek bir tatsız tuzsuz geldi, veteran maçlarından hallice. Muhtemelen fb'nin bizde yarattığı rehavet bunun sebebi. Real çok iyi yüzde ile oynadı ve resmen uyuta uyuta aldı maçı. Lull cidden büyük oyuncu. Finalde muhtemelen kalinic ve guduric ile sinir harbine sokacağız kendisini. Yine ilk yorumumda dediğim gibi de colo ile Rodriguez olmadı ve itoudis denen loser coach ile 45 milyon dolar bütçe bile iş yapmıyor.

Gönül cska dedi ama mantık real. umarım finalde İspanyol aşığı la monica denen hakem maçta görev almaz. Bu da bence önemli bir husus.

Son söz yine Fenerbahçe taraftarına, ikinci maçta bile yanlış gormediysem sayıları, cska ve real taraftarından çoktu. Malum ülke ekonomisi belli muhtemelen o paranın hakkını sonuna kadar almak istemişler.

yavuz bingöl

sos
bazı insanlar var ki yandaşlığın, yağcılığın sınırlarını ciddi anlamda zorluyorlar. yaptığı yağcılığın tutar bir yanı yok. ancak ot içip yapılabilecek bir açıklama. tartışmaya bile gerek yok. neresinden bakarsan bak ofsayt. ne içiyorsa onu acilen bırakmalı. hiç olmazsa bir açıklama öncesi içmemeli.

ben, bana yağ çekilen biri olsa, yavuz gibi açıklama yapan birini derhal ocak dışı ilan ederdim. "bu ne biçim yağcılık lan, sen beni mi trollüyon amk?" derim. fakat akp'den yavuz'a "kardeş sen ne diyon? kafan mı güzel?" diyen olmamıştır. çünkü pek farklı düşündüklerini sanmıyorum. hatta plaket bile göndermişlerdir.

14 mayıs 2018 akp iyi parti seçmen kavgası

keskin nisanci
bilenler bilir ben oldum olası siyaset konuşmayı severim ve herkesle de konuşurum. hiçbir zaman da siyasi görüşümü saklama gereği duymadım, fislenmek gibi bir kaygı gütmedim ama son zamanlarda konuşma sırasında tayyip diyen akpliler ile siyaset konuşmamaya gayret ediyorum. çünkü fark ettim ki ne söylersen söyle kendini yorduğunla kalıyorsun, karşıdakini zerre inandiramiyorsun. adam veya kadın tayyip güçlü o yüzden bize kimse saldırmıyor, tayyip giderse bütün dünya bize saldıracak tezine inanıyor. böyle düşünen birine bir şey anlatamazsınız.

laiklik elden gidiyeah

azrailin regl donemi
olum bu bizim halk ne kadar mal lan!!!

aha evet. öncelikle tanım;


bir mall herifin taklit etme şekli!


lan önce bu tipler en çok şundan bahsediyor.. efenim 20 yıl önce hastanelerde eczanelerde sıra vardı blaa blaa blaa.. ulan amk malı! o dönemler w98 vardı. bilgisayarlar henüz hastanelere ve eczanelere girmiş olsa da bu alana uygun kullanışlı uygulamalar yoktu. eh normal ki sıra olsun!

sokun lan bunu beyninize! anlata anlata sokamadık kafanıza bıktık usandık!

doğru yahu.. akp ile beraber türkiye gelişti... akıllı telefonlar girdi cebimize.. w10 çıktı piyasaya ve hemencecik uyum sağladık teknolojiye eheheh. yeni yollar yapıldı. havalimanları yapıldı yahu. soy geçmişimizi dakika içinde öğrenir olduk kardeşiyeahüloogggakpliyik!

amına koduklarım ya. vallahi delirdim.


ulan gerizekalılar.. teknoloji gelişti, elbette hastanelerde eczanelerde işler artık daha kolaylaştı. yeni yollar ve havalimanları yapılmak zorundaydı ki nüfus artmaktaydı. yapılmasaydı da bak gör; ülke karınca yuvasına dönerdi. çüküm boy strateji bilgisine sahip insan bile bunu bilir e be kafasına sıçtıklarım!

akp hükümetinin açık ara en iyi avantajı ve can simidi milenyumda hızla gelişen teknolojidir. sağlam ekmek yediler bundan. bu yüzden inmiyorlar ya bir türlü.

bu bunak! en fazla 65 ya da 70 yaşında. 1940 ve üzeri doğumlu olanlara yaşlı deyip de itimat etmeyin. hep yaptığım şeydir; 90 yaş ve üzeri denk geldiğim yaşlı amcalara hep sorarım şimdiki hükümet hakkında ne düşünüyorsunuz? hep bir nefret var! Atatürk dönemine övgü var bu insanlardan. o adam ülkeyi sıfırdan yarattı diyorlar hep. tarihe inanmam çünkü kaynakların büyük bir kısmı taraflı yazılmış ama bu amcalar önemli bir bilgi kaynağı. ama bu videodakiler değil.

ya gelir gelmez delirdim yine. offfs.

edit: eksileyen kim? ben kim olduğunu biliyorum ama delikanlı gibi karşıma çıkmasını isterim.

cosmote

kaptonur
Hangi ülkenin GSM operatörü olduğunun bilmemekle beraber Yunanistan GSM operatörü olduğunu düşündüğümdür. Çok sağlam bir alt yapısı olduğu belli. 50-60 km de hala 4G internet hızında girebiliyorum. Bizimkiler anca show yapsın. Apartmanda bir kaç aşağıda çekmiyor adamlar nerelere ne internetler veriyor amk!

chp çöplüktür

fiorabella
atara atar, gidere gider yapan bir cumhurbaşkanı söylemi. orası çöplük, burası gübrelik, ananı al git, artistlik yapma lan, cümlelerini sarfeden birinden farklı bir cümle beklenmezdi. hepimiz yeri gelince küfür ediyoruz lakin biz kitlelere hitap etmiyoruz. belediye başkanıyken de nikahsız bebelere piç demişti. başbakanken de malatya mitinginde niyazi mısri'ye ait olan "arzularsın" şiirinden de " Nâdânı terk etmeden, yârânı arzularsın" dizesini okumuş. akabinde malatya'lı seçmenine ""Evet, biz, nadanı terk ettik, işte yaranı bulduk. Farkımız bu. Yaran burada ama bunlar bulamıyor. Sıkıntıları orada" demişti.

sonuçta argo jargon kullanan bıçkın bir reisten chp'ye çiçeklik demesi beklenemezdi.

çocuklar

bonnie
oldukça acımasız olabilen doğal, küçük insanlar. toplumsal normlar, kurallar, roller, sosyalleşmek için öğretilenleri tam olarak idrak edemedikleri için gördüklerini, canlarını sıkan durumları, işine gelmeyenleri direkt yüzünüze söylerler. bu nedenle karşısındakini kırabileceğini, incitebileceğini, zor duruma sokabileceğini düşünemezler.

çocuk sevmeyenleri bir türlü anlayamıyorum ama saygı duymaları gerekir,

çocuklar tek cümle ile sorulsa bana "kral çıplak" derdim.

tamam

azrailin regl donemi
ülkenin gündemine oturmuş kelime. buradan da anlaşılıyor ki sandıkta büyük oyunlar dönüyor yıllardır. devam'ın, 1.600.000 tamam karşısında 244.000 olması başka şekilde açıklanamaz!

umarım millet sokaklara dökülür. boktan sisteme dayanamayıp ağaç bahanesiyle milletin meydanları kuşattığı gezi günlerini tekrar yaşamamız gerek diri kalmamız için.