confessions

avni

1. nesil Jurnalci - kararlı

  1. toplam entry 1524
  2. takipçi 28
  3. puan 39053

ah bir ataş ver

warmhole
trajik bir hikayesi olan ege türküsü. 4 nisan 1953'te çanakkale boğazı'nda dumlupınar denizaltısı ile isveç bandıralı naboland adlı yük gemisi çatışır. o sırada güvertede 8 kişi bulunmaktadır. bu kişilerden ikisi pervaneye takılıp , bir kişi ise boğularak can verir. denizaltının içinde ise 81 kişi bulunmaktadır. dumlupınar çatışmanın etkisiyle sulara gömülmeye başlar. 81 kişiden sadece 22 kişi kıç torpido dairesine kaçabilir. burdan deniz yüzeyine içinde telefonun bulunan ve içeriyle iletişim kurabilecek bir şamandıra gönderilir.şamandırayı gören balıkçılar hemen yetkililere haber verir. bir gümrük motoru şamandıranın başına gelir ve ikinçi çarkçı selim yoludüz tarafından askerlerle iletişim kurulur. Denizaltıdan cevap veren Astsubay Selami Özben elektriğin kesik olduğunu, geminin sancak tarafına 15 derece yatık olduğunu, kıç torpido dairesinde 22 kişi olduklarını bildirir. selim yoludüz kurtaran gemisinin geleceğini söyler. askerlere oksijenin yetmesi için gerekmedikçe konuşulmaması ve sigara içilmemesi gerektiğini söyler. saat 11 sularında kurtaran gemisi gelir. kurtarma çalışmaları 72 saat sürer ancak bir sonuç alınamaz. umutlar tükenince askerlere telefon açılır ve artık konuşabilir ve sigara içebilirsiniz denir. 7 Nisan'da 3 gün süren çalışmalar sonucunda Milli Savunma Bakanlığı artık kurtarma çalışmalarını durdurduğunu ve umutların kesildiğini bildirir. maalesef 22 askerimiz ölüme terkedilir. her yıl 4 nisan'da şehitlerimiz anılır. bu türkü de onlar için söylenir.

sürekli kavga eden çift

icgqhs
dışarıdan çok kötü bir görüntü olur ve çiftler arasında neredeyse sıfır saygı kalmıştır. Ağza alınmayan kötü söz kalmamıştır.
Böyle durumlarda en mantıklısı bitirmektir.
Diğer türlü kişinin kendine olan saygısı bile azalır.

askerde sarhoşken nöbet tutmak

icgqhs
Nöbet askerliğin en zor ve en asil görevidir. Bu göreve sarhoş gitmek pek mantıksız gelebilir tavsiye edilmez fakat nöbetim nasıl geçtiğini anlamazsınız.
Üstelik sarhoşken algılar daha açıktır abartmadıysanız tabii.
Algılar açık olduğu için geleni gideni daha iyi analiz edebilirsiniz.
Askerde nöbette uyumak daha kötüdür.
Sipariş bkz alınır ;).

en iyi türk ölü türk'tür

quares
'bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! burada bir dost vatanın toprağındasınız. huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. sizler, mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar! gözyaşlarınızı dindiriniz. evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.'

ulu önder gazi mustafa kemal atatürk

e-devlet alt-üst soy bilgisi sorgulama

bonnie
üşenmek ve meraksızlıktan dolayı "son mohikan" olarak çıkacağımı düşündüğüm sorgulama. ahaha. vatana millete hayırlı olsun. bundan sonraki sosyolojik etkilerini düşünmek istemiyorum.

müstakbel gelinin müstakbel damattan istekleri; 4 burgulu bilezik, beşi bir yerde, tüm aile bireylerine nişan bohçası ve e devlet alt- üst soy bilgisi aslı veya fotokopisi.
müstakbel damadın müstakbel gelinden istekleri; yatak odası takımı, ıvır zıvır ve e devlet alt- üst soy bilgisi aslı veya fotokopisi.

elbet işin şakası. ama valla yapacak olanlar çıkacaktır. çıkar mı ki!

laikliğin dinsizlik sanılması

rene
devletin dini olursa vatandaş zarar görür, insanların dini inançları olur, herkes neye inanacağı noktasında özgürdür buna kimse karışamaz karışmamalı. Ama devletin dini olursa yozlaşma baş gösterir, sansür gelir, adam kayırma had safhaya çıkar. dinler cemaatlet, tarikatlar vb. oluşumlarla kendi içerisinde öbek öbek örgütlenmeye açık bir yapıdadır. Çünkü kutsal kitaplar anayasa veya kanun gibi net değildir, yoruma açıktır, farklı anlamlar çıkartılabilir. İşte bu belirsizlik hali devletin karakteri olduğu zaman din adı altında farklı yorumlanan ve yorumlayan milyon tane uygulamayla boğuşursunuz, din adı altında afyonlanmış kitlelerin baskıları ve ötekileştirmeleriyle mücadele etmek zorunda kalırsınız. Yeri gelir en temel özgürlükleriniz elinizden alınır ses çıkaramazsınız. Bu dincilerin yıllardır ağladığı bir kaç başlık vardır

baş örtülü kızlarımız üniversiteye giremedi

Ezanı türkçe okuttular

bunlar dışında hepsi boş beleş iddialar. Dincilerin kafası böyle çalışır arkadaşlar. yobazlar sadece Türkiye de değil dünyanın hemen hemen bütün ülkelerinde o ülkeye sıkıntıdırlar. Bugün Fransa'dan isviçre'ye tarikatlarla, yobazlarla sıkıntı yaşayan onlarca ülke var. Çünkü her zaman fazlasını isterler, ne yapar ederler kendisi gibi olmayanlara öfke kusacak bir şeyler bulurlar bunlar, kendileri gibi düşünmeden sorgulamadan yaşamayan insanlara karşı her zaman baskıcı olurlar. işte laiklik bu insanları topluma tahakküm kurmaktan uzak tutar, cehaleti bir ülke politikası haline getirmelerine engel olur.

Hepsini bırakın şöyle bir dünya'ya bakın. Bu yobazların hakim olduğu bir tane ülke gösterin ki bilim de sanat da, bilimi sanatı geçiyorum emek de üretim de ilk sıralarda olsun? Bulamazsınız. Hepsinde acı var, katliam var, baskı var, zulüm var ve tüm bunları Allah ın adıyla yaptıklarını iddia etme var. Dünya tarihine şöyle bir bakmanız bile yeter bunu görmek için, dindar olun veya olmayın bu açık ve nettir.

birde bunların gerçek din bu değil zırvaları vardır, nerede bu gerçek dini yaşayan ülke gösterirmisin dediğinde de insanlar yüzünden böyle oluyor derler. O zaman insanda sıkıntı var, sende sıkıntı var. Sende sıkıntı varsa neden diretiyorsun yozlaşacağın bir inancı devlet politikası haline getirmekte? Bırak kanunlar, yasalar olsun, özgürlükler kısıtlanmasın kimseye karışma hakkını kendinde görme?
Olmaz, çünkü onun da kendisini göstermesi lazım. Çok gezdi sohbetlerde, çok konuştu, bunu kalabalıklarla paylaşması lazım, dışa vurması lazım, herkes onun gibi olmak zorunda, herkes onun gibi ot olmak zorunda yoksa tatmin olmaz.

Siz siz olun özgürlüklerinize sımsıkı sahip çıkın. Atamızın en büyük mücadelesi bunlarla olmuştur, sarıklılar sadece türkiye nin değil dünya'nın başına derttir

zengin sözlük projesinin battığı gerçeği

icgqhs
Günlük 10k entry girilmeyince mi batıyor yoksa anlık 100 online olmayınca mı?
Bilgi edinmek değil, magazin ya da ilgi çekmek, özel mesajlarla yürümekse evet. Battık.
Bunları sağlayamıyoruz. Çok mesaj atacağınız ya da eleme yapacağınız insan yok. Az ve öz insan barınıyor ve bilgi aktarmak ya da edinmek için buradalar.

Devamlı olarak, zengin sözlük bitmiş, sol frame akmıyor, modlar şöyle, diye ağlamak yerine, Sol framenin aktığı sözlüklere gidebilirsiniz. Tek derdiniz sol frame ve entry ise inanın bana, inci sözlük ekşi sözlük ötesinde, hızlı entry girişi ve bolca insan var. Lütfen 3 aylık süre zarfıda uğramadığınız yere gelip de, s.a sözlük bitmiş minvalinde şeyler yazmayın.
Evet bittik hatta perişan olduk. Allah bizi kahretsin diye bekliyoruz böylece.
;) mutlu yazmalar diliyorum.

evde bira yapımı

oblomov
4733 Sayılı TAPDK Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca yılda 350 litreyi aşmama ve satış amaçlı değil yalnızca kendi tüketimin için olması kaydıyla evde bira yapman tamamiyle yasaldır.. lan ne güzel şeymiş dedirten, evde kendi imkanlarında yapıyorsun, fıçıyı da koyuyorsun yanı başına, daha ne ister bir insan evladı.

zengin sözlük

icgqhs
Herkesin unuttuğu ya da işine gelmediği o gerçek sözlük kelimesini ve format kelimesini hak etmek için yazarları tarafından desteklenen ve bilgiler katılan sözlük.
Burası 3 kişi olur 5 kişi olur fark etmez. Bir kalite ve kurallar çerçevesinde olacak bütün yazılanlar ve bilgiler.
Açıldığımız günden şu zamana kadar "kalite" ve "yazara verilen değer" sloganı ile yola çıktı zengin sözlük.
Asla binlerce yazarı olsun kaygısına düşmedik ve görüyorüm ki, birbirinden değerli yazarlara sahip olmuşuz.
zengin sözlük'ü benimseyip kaliteli bilgiler katan yazarlarımıza sonsuz teşekkürler.
Sözlüğü sözlük yapan yazarlarıdır.

uzak mesafe ilişkisi

ontolojik sancilarimin merhemi
isteyerek veya istemeden, elektronik harflerle aksettirebildiğimiz duygu durumları sınırlı. Bu açıdan bilmediğimiz bir yerdeyiz ilişki alanın içinde. böyle dokunmaya çalışmak, bir klavye başından bu kadar anlamak istemek ve arzulamak; Birbirimizi arama çabamızın ürünleri bunlar. El yordamımızla çarptığımız şeyler..

gecenin şiiri

bonnie
_öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı_

öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı.
fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım.
kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya.
manzaraysa ayrılığa sıfır! işte her şey hazır..
acılarımla iki lafın belini kırdık.
yokluğunda bir kuş sütü eksik..
yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik...

(bkz:Cemal süreya)

tanrı zar atmaz

hamlet
Kuantum tartışmaları üzerine ünlü fizikçi albert einstein 'ın, niels bohr 'a kurduğu cümle.

Niels bohr dostu einstein'a, "tanrıya ne yapması gerektiğini söylemeyi bırak." Diyerek cevap vermiştir.

Bir süre sonra einstein'da kuantum belirsizliğinin büyülü dünyasında bir takım gerçeklerle yüzleşmiş ve tanrının bazen zar atabileceğine inanmıştır.

call me by your name

keskin nisanci
en iyi film dalında oscar'a aday olan film.

yönetmenliğini Luca Guadagnino'nun yaptığı, 2017 yapımı dram türündeki filmin oyuncu kadrosunda Armie Hammer, Timothée Chalamet, Michael Stuhlbarg, amira kasar gibi isimler bulunuyor.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da, özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

dil

ontolojik sancilarimin merhemi
dildir, söyler derler.

dedemin bir arkadaşı vardı, yaşlı bir adam. 81 yaşındaydı ben onunla ve karısıyla konuşurken. karısı da 79 idi. o yaşlarında kalkıp birlikte kahve yaptılar dedemle bana. baş başa yaşıyorlar. oğulları, kızları hep uzaklarda. yan yana, ama ayrı koltukları vardı. o yan yana koltuklara oturup el ele tutuşurlarmış hep. ben oradayken de böyleydi. benimle konuşurken bir an değişmedi bu manzara. onlara insanın kaybetmek istemediği bir insanı hep kaybettiğini, hep böyle olduğunu söyledikten sonra, bir insanı kaybetmemek için ne yapmalı diye sordum. kadın çok tatlı güldü. adam karısına baktı, bana dönüp, "dildir, söyler." dedi. dilin bir yılana benzediğini söyledi. kavga edin dedi, ama söylenenleri de unutun dedi. ben bunları zaten sezgisel olarak biliyordum, hissediyordum ama hiç bu kadar gerçekçi hissetmemiştim.

alçak gönüllülük

kozmos
gerektiği düşünülen insana gerektiği anlarda gösterilir. sevgimi ve saygımı göstereceğim diye kendinizi kolay yem diye resmetmeyin insanların gözünde. düşünüldüğünden daha fazla pislikler. kolay kazanılan hiçbir şeyin değeri yoktur. ama bir kalem için 2 yıl çalışan biri o kaleme tanrı muamelesi yapar.
aksini iddaa eden ya salaktır, ya da salaktır.

askere dua eden kemal kılıçdaroğlu'nun yuhalanması

oblomov
lafı götünden anlamanın daniskasıdır sanırım bu başlık. ya da nasıl deniyordu sözlük jargonunda, "başlık sıçmak" evet tam olarak bu. yıllardır muhalefet olarak bir bok beceremeyen kemal beyin yuhalanması, emperyalist bir savaşın ortağı, öncüsü, savaş gücü olan iktidarın karşısında durmayışındandır. kimse bu ülkede insanlar için dua ediliyor diye yuhalanmaz, yandaş medyayı çok okumanın sonuçları sanırım bu çarpıtma çabaları.
kirli bir savaşın başladığı şu günlerde savaş karşıtı olmak bu toplumda "terörröörörröröröörö" olarak nitelendirilmeye başlandı "zeka küpü" insanlarımız tarafından. bu da savaşın diğer ayağı "ayrıştırmak ve taraflaştırmak".chp genel başkanının yapamadığı "savaş karşıtlığı" ve muhalefeti dolayısıyla insanların onu yuhalaması ve kürsüyü terketmesine sebep olması, o partiye gönül vermiş "insanların" en doğal hakkıdır. onu oraya böyle zamanlarda beynini kullanması, partiyi yönetmesi, en azından muhalefet yapabilmesi ki iktidar olmak artık hayalleri süslemekte ve bahsi geçen parti tüzüğünce hareket etmesi için getirmişlerdir.
bir olayı, haberi okuyup anlarken ve yorumlarken lütfen beyninizi kullanınız. zira toplumun koyunlaştırıldığı şu zamanlarda ne olduğu anlamadan kendinizi o sürüye dahil bulabilirsiniz. tanrı hepinizi korusun.

ekleme : okuduğunu da anlayamacak hale gelmişse insan koyver rahvan gitsin abicim.

kendine aşık insan

ontolojik sancilarimin merhemi
Narsistir.

Efsaneye göre: Narkissos adında genç bir adam vardır. Bir çok su perisi ona aşıktır. O ise her şeye rağmen onları küçümser. Perilerden bir tanesi ona lanetler yağdırır. Narkissos kendine aşık olur ve onlar gibi acı çeker. Bir gün narkissos su içmek için berrak bir havuza eğildiği zaman kendi yansımasını görür ve yansımasından büyülenir. Hiçbir şey onu oradan çıkaramaz ve eriyip yok olur. Ölümü üzerine su perileri yas tutar. Onun bedenini aradıkları zaman yerine kendi adını taşıyan bir çiçek bulurlar.

şimdi biz neyiz

kozmos
ortalama insan düşüncesine sahip her türk erkeğinin, hayatında muhakkak bir kere karşısına çıkan bir sorudur.

Bu soruya şahit olmamış birisi varsa mağarada yaşıyor demektir.

ayrılığı garantileyen mihenk taşlarından biridir bu soru. hiç şaşmaz. sohbet etmek, dertleşmek, birlikte film izlemek, alışverişe gitmek, yemeğe gitmek, bara gitmek, birlikte içmek, dans etmek, öpüşmek, sevişmek ve hatta birlikte tatile gitmek onun tarafından sevgililik sayılmadığı için soranın kafasını kurcalayan soru.

sen benden gittin gideli

bonnie
mazlum çimen' in babası nesimi çimen' e yazdığı bir tür ağıttır bu şarkı aslında. Nebil Özgentürk'ün Sanatımızın Hatıra Defteri'nin 13. bölümünde oktay kaynarca nesimi çimen' i canlandırmıştır. mazlum çimen o duygularını şöyle anlatır:

"Babamla karşılaşmak, babamla buluşmak bir şey değil, beni çok daha mutlu eden bir olay var o da Oktay'ın olması. Çünkü çok uzun süreye dayanan bir dostluğumuz var ve Nesimi olarak karşıma çıkması müthiş muhteşem bir şey bu yüzden teşekkür ediyorum. Biraz da tedirgin oldum, şimdi ben babama karşı nasıl davranacağım. Çünkü 20 yıldır davranmıyorum, 20 yıldır babamla karşılaşmıyorum. 20 yıldır nasılsın baba dediğim yok. Özlediğim bir şeyi bir anda karşımda canlandırmak dahi olsa tuhaf oluyor. Çünkü ben aşkı babamda yaşadım. Aşkı bana öğreten babamdır. "Aşk öğretilmez, yaşanır", bunu kavratan da babamdır. Biraz Nesimi'yle, biraz Oktay'la buluştuk. Üçümüz şu anda beraberiz aslında. Üçümüzle beraber, yitirdiğimiz bütün dostlarımızla beraber gibi geliyor bana. Ben "Sen Benden Gittin Gideli" diye bir şarkı yapmıştım. O, bir aşkı anlatır ve insanlar genelde bir kadın-erkek arasında ya da sevgililer arasında yaşanan bir aşk şarkısı olarak düşünürler ki bence öyle düşünmelerinde hiçbir mahsuru yok. Ben babama olan aşkımı anlatmıştım."

bizler için şu an ayrılığın yakıcı ve kor hale gelmiş çığlığı olan bir şarkıdır bu.

zengin itiraf

bonnie
-yol veren bir şoföre denk geldiğimde hem başımla teşekkür işareti mi artık minnetarım işareti mi bilmem ondan yapıyorum, hem elle selamlıyorum hem de koşuyormuş gibi bir takım hareketler yapıyorum.
-bana 2 kuruş para üstü vermesi gerekirken 5 kuruş para üstü veren kasiyere aaa, lütfen deyip 5 kuruşu bırakıyorum. bir sürü gülücük suratımda.
-minibüste bana yer veren şahsı psikopat gibi gözlemleyip içimden bir an önce yer bulsun, otursun diye dua edip gözlemlerken, eğer dikildiği koltuğun başına biri hamle yapıp ondan önce oturmuşsa o tanımadığım kişiyi içimden bir güzel kalaylıyorum.
-bana iki lokma getirmiş bir komşunun tabağını, günlerce ne versem diye düşünüp tutarken bir dünya para verip en güzel pastayı alıyor ve yarısını kesip tabağa sığdırmaya çalışarak geri gönderiyorum.
-biri bana bir sır verdiğinde ben ona iki sır veriyorum ki bana olan güveni devam etsin ve birilerine söylerim sanıp, korkmasın diye.
-neyse "bir ben vardır bende benden içeri"


müslüm gürses

bonnie
gelişmelere ve yeniliklere açık bir insanmış. "aşk tesadüfleri sever" albümünde david bowie' den tutun da leonard cohen' e kadar pek çok yabancı parçaya türkçe yazılmış şarkı sözlerini söyleyebilecek kadar aşmış. ilk gençlik yıllarımda nefret ettiğim bu sanatçı sonraki yıllarda ciddi anlamda ilgi odağımda olmuştu.

paramparçayı ondan dinleyelim bir de ;




az gelişmiş ülkelerin ortak özellikleri

indim derelerine
Ayda zibilyon tl kazanan din adamlarının 1600 tl alan vatandaşa şükredin demeleri.
Evlilik programı adı altında bariz ahlaksızlık propagandası yapılması ve buna kimsenin ses çıkarmaması.
Elalem ulan ne yaparız da şu hastalığı yeneriz diye düşünürken , ilacını alamayanların halini kimsenin düşünmemesi.
Fakirlikten çoluk çocuğun donarak ölmesi.
Kuran kursuna emanet edilen çocukların yangın merdiveni kapalı olduğundan boğularak can vermeleri.
İçim şişti yemin ediyorum.

çiçek abbas

emekli yoda
senaryosunu yavuz turgul'un, yönetmenliğini ise sinan çetin'in üstlendiği 1982 yılı yapımı türk sinema filmidir.

başrollerde şener şen ve ilyas salman'ı izleriz.

şakir, yalancı ve hileci bir minibüs şoförüdür. nişanlısı nazlı'yı sürekli oyalamaktadır. abbas ise saf bir muavindir ve o da nazlı ile evlenme hayali kurmaktadır.

abbas, şakir'in yanından ayrılınca tefeci ile anlaşarak bir minibüs alır. öncelikle işleri yoluna koyar ve nazlı'yı babasından ister. ama şakir, bu ikilinin evlenmemesi için türlü oyunlara başvurur.

cahit berkay'ın müthiş film müziği ile akılda kalan ve türk sinemasının unutulmaz filmlerinden biridir.

aşık mahzuni şerif

diko
bu coğrafyanın en büyük taşlama üstadıdır. sayılı ozanlarindandir. dünya iyisi bir insandı. karincayi bile incitmezdi. mapushanelerde çok sıkıntılar çekti. tıpkı can dostu neşet baba gibi.

mahzuninin ganadını
kırıp kırıp yolan zalım

nur içinde yat mahzuni baba. devrin daim olsun.

abbas

bonnie
cahit sıtkı tarancı' nın bir şiiridir.

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

aynen

peho
bu lanet kelime tedavülden kaldırılmalı, hayatımızdan çıkarılmalı.
sohbet ne de güzel gidiyor derken kafaya gelen ak-47 mermisi gibi karşımıza çıkan ''aynen'' sohbet muhabbet bırakmıyor.

-kamu spotu-
her yıl milyonlarca sohbet aynen kullanımı yüzünden katliama uğruyor.
gelin bu vahşete sessiz kalmayalım, ''aynen'' kullanma, kullandırma.

mazlum çimen

bonnie
besteci, keman sanatçısı, balet, oyuncu ve ses sanatçısı. 1958 kahramanmaraş elbistan doğumlu sanatçı halk müziği sanatçısı nesimi çimen' in oğludur. istanbul devlet konservatuarı keman bölümünden sonra bale eğitimi alarak 1981 yılı ilk mezunlarından oldu. 20 yıl boyunca pek çok klasik eser ve şan tiyatrosundaki pek çok müzikalde dans etti. daha sonra pek çok film müziği, dizi müziği, belgeseller ve oyun müziklerini yaptı.

seviyorum bu adamın tüm şarkılarını. "gönlüm gönlüm gönlüm, başımın belası..."

sözü ve müziği kendisine ait başımın belası adlı şarkısı;

Haydi artık gidelim bu kapıdan
Işık söndü ayaz bastı gönlüm
Tanıyanlar nerden diye sormadan
Terk edelim sokağını
Gönlüm gönlüm...
Başımın belası..

Yavaş yavaş alışalım geceye ,
Umut etme ne yarına seneye,
İki de bir tutupta pencereye
Dönüp dönüp bakma artık
Gönlüm gönlüm gönlüm
Başımın belası...

Şimdi şurdan çıkacağız caddeye
Yaralıyız belli etme kimseye
Yardan kalan bu ateşi sinede
Yaka yaka kül olalım
Gönlüm gönlüm
Başımın belası....

Yavaş yavaş alışalım geceye ,
Umut etme ne yarına seneye,
İki de bir tutupta pencereye
Dönüp dönüp bakma artık
Gönlüm gönlüm gönlüm
Başımın belası...

hz.muhammed

kemalisthatun
yüzyıllardır büyük bir topluluğun yüceleştirdiği, örnek aldığı sevdiği bir liderdir.
zekidir, akıllıdır. yüzyıllardır insanların bir kısmını kandırmayı ve bunu da güncel tutmayı başarmıştır. ümmeti onun getirdiği dini ve kendisini mutlak olarak görür ve sözde korumaya çalışır. ne denilebilir ki? sahiden büyük adammış.