confessions

avni

1. nesil Düzeltmen - etkileyici

  1. toplam entry 2316
  2. takipçi 34
  3. puan 55592

duvar

adreanna
yılmaz güney'in benim için en etkileyici filmi. cezaevinde geçmektedir. fransa'da zor şartlar altında çekilmiştir. zazaca ilk kez bir filmde az da olsa kullanılmıştır.

ve şu müzik en unutulmazıdır filmin.
https://youtu.be/TQME0PiZXTc

charles baudelaire

ontolojik sancilarimin merhemi
"Aşkın yüce cinsel zevki, onun kötülük yapmak gerçekliğinde yatar ve erkek de, kadın da, her cinsel arzunun kötülükte bulunduğunu daha doğuştan bilir."

“bu sözler, sevişmeYi "işkence ya da ameliyata" benzeten charles baudelaire'in gençlik yıllarında bir fahişeden kendisine bulaşmış olan frengi nedeniyle, sevişmenin kötülükle bir noktada buluştuğunu düşünerek sarf ettiği sözlerdir.


baudelaire'in gözünde kadınlar, "yanlış yapan, yalnız bırakan, ne zaman terk edip gideceği belli olmayan mahluklardır." baudelaire'in kadınlara bakışı, daha çocuk yıllarında babasını ( o 60 yaşındayken) 6 yaşında kaybettikten sonra, annesinin kısa bir süre sonra (26 yaşındayken) general aupick'le evlenmesi, baudelaire'in "sanırım yaşantım başından beri lanetlendi ve hep lanetli kalacak." sözlerine karşılık gelir. annesinin evlenmesi, bunu sindiremeyen baudelaire'de aşka ve cinselliğe dair ketlenmeLere sebep olmuştur ("benim gibi oğlu olan bir kadın bir daha evlenmemeliydi."). “ baudelaire, tıpkı arthur schopenhauer gibi, annesinden kalan bu kötü mirası, kadınları aşağılamak için kullanır (vakt-i zamanında goethe'yle fingirdeşen annesi johanna schopenhauer, arthur'da görülmemiş çocukluk travmaları bırakacaktı.

fakat söz konusu aşk ise çocukluk travmaları da, gençlik yıllarında hedefine ulaşmayan ilişki arayışlarının bıraktığı izler de, düşük yoğunlukta cinsellikte, kadınları dışarılayan hastalıklı mekanizmalar da sisli bir okyanus manzarası gibi açılıverir önümüze. onlar, aşk var olduğunda, bu okyanusta kimi zaman kanatları güçlü bir albatros gibi uçmayı denerler, kimi zaman da kanat alıştırmaları yapan bir yavru martı gibi, ufkun sınırlarını aşamazlar.

Sevgilinin notre dame katedrali'ne bağış yapması

mızrabımda ızdırap
Henüz birkaç gün önce notre dame katedrali'nde çıkan yangın üzerine gerek whatsapp durum paylaşımları, gerek diğer sosyal medyalar, sözlükler ve haberlerde okuduklarımdan sonra anladım ki; hoşgörü merkezli İslam, bu vasfını yitirmeye başlamış. Bir Müslüman olarak bu yangına sevinenlerden değilim. Sevinenleri de anlamış değilim. Hangi din olursa olsun, yaratıcı kavramına ibadet edilen bir mabedin felaketine sevinmek, etik ve insancıl değildir. Bu yüzden böyle bir felakette katedrale bağışta bulunan sevgiliye ben saygı duyarım...

mutlu son

chivalric
Mutlu son amaçlanan asıl şey gibi yansıtılıyor edebiyatta sinemada vs ama mutlu son tıpkı duygusallık sosuyla kalitesizliğin bastırılması gibi bir şey. Mutlu sonu değil süreci hedeflememiz gerekiyor. Çünkü mutlu son neticede bir başka şeyin başlangıcıdır ve başlangıcı olan her şeyin de bir sonu vardır demişti mr Anderson.

devrim

quares
Temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek için
asıldığı çividen indirilmelidir
yaprakları biten takvim

Zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir halı

İçinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve topluiğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek için zulmüne
makas denilen patronun

Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının

Kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında

Kim bilir kaç yunus görmüş
kaç deniz gezmiş...

Sunay akın

cesaret

ontolojik sancilarimin merhemi
cesareti güdü olmaktan çıkaran neydi? insanlar doğuştan gelen pek az güdüye ( emme, yakalama) sahiptir ve elbette cesaret bunlardan biri değildir. beceriyi kapsamaz. cesaret, korkuYla ( cesaret korkuyu içine soktuğu için) var olur. korku, cesareti harekete geçirmeye ya da geçirmemeye, kimi zaman ondan zevk almaya olanak verendir. bir yetiden ziyade bir işlev, bir içgüdüden ziyade bir itkidir. bir kez cesaret edersen, devam ettirmek bir haz almaya ya da vermeye dönüşür. cesaret erotikTir, seks yapmadan ( fantezilerimizin çoğunun birleşmeyle ilgisi yoktur) çocuk yapabilmektir. cesaret, derin bağı olan korkudan kurtulabilmek için didinir; korku mağlup olduğunda cesaret; tanrı'ya en çok benzeyendir.

şimdi

chivalric
Şimdide yaşanabilmenin iki yolu var. Birincisi, hayata öyle hazırlıklı olmalısınız ki geçmişe karşı da geleceğe karşı da güçlü bir pozisyonda olmalı, geçmişi telafi edecek geleceği domine edecek güvende olmalısınız. O zaman şimdi sizin için avlanması gereken bir av haline geliyor. Kafa rahatlığı denen şey bu. Diğeri ise, lan naparsam yapayım olmuyor, sikmişim alayını deyip gelecekteki yaralarına ve geçmişteki güçsüzlüklerine gözünü yumup şimdiyi yaşamak. Yani bu zaten sarhoş olmakla aynı şey. Madde bağımlılarının yaptığı da kendini şimdiye zincirlemeye çalışmak değil mi?

köy enstitüleri bayramı

olacak o kadar
Başlığı açmak için gelmiştim ki, sağ olsunlar unutulmamış bir gündür.

Son büyük türk devriminin kanımca toprak reformu ve üretim toplumuna geçmekle beraber en önde gelen icraatlerindendir.

1945 demokrat parti döneminde kapatılmışlardır. Açılması ne kadar doğru ise kapatılması da bir o kadar, memleketin aziz gençlerine yapılmış bir ihanettir.

Her şeye rağmen kutlu olsundur.

şimdi

ontolojik sancilarimin merhemi
zamanın dışlanmış üvey evladı; zamanın bağrından uç veren, geçmiş ve gelecek arasındaki tereddüt. geçmiş-gelecek arasındaki girift ilişki. Varlaşım ve varlaşmanın temsil edildiği senkroni. anın kendisi, geçmişe yakılan ağıt. geleceğe uzanan ip.



şimdide yaşananlar, görünürün alanındaki bir boşluğa, bakışımızın boyutuna girmeyen bir menzile işaret eder. gelecekle arasındaki ilişki geçmişle dolayımlanır. şimdinin sesi, geleceğin dilsizliği, boğazda takılıdır. anın içindeki özneyi yakalar, yaşanır ve ölür. başka bir deyişle, şimdiyi (yaşananı) geleceğin hükümsüzlüğünün karşısına koymak mümkündür. bu, namevt bir canavarın tekinsiz yaşamıdır. şimdi, her türlü dirençten azade fakat geçmişle boğulmaya hazırmış gibi yaşanır. tatlıdır aynı zamanda üzgündür. Gerçekliğin üzerine devrildiğinde; devrilmemek için çizdiği gayretleri, düşerken çizdiği parabol olacaktır. orası; şimdinin, geçmiş olduğu ilk olay yeridir!

geceye bir söz bırak

pasaklikontes

Sigmund Freud'un Kızına Mektubu
Sevgili Anna,
En güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. Fizik kurallarına göre: Sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok.
(bkz:sigmund freud)

antonine vebası

olacak o kadar
antik roma'da 5 milyon kişinin ölümüne sebebiyet veren felaket.

sadece sağlık ile ilgili bir felaket olmayıp, dönemin roma ekonomisinde de tarihin bilinen en yüksek enflasyonlu ekonomisine sebebiyet vermiştir. nüfusunun büyük bir kısmının yok olması, işçilerin ücretlerinin hızlı bir şekilde artmasına ve bu da mal fiyatlarında artışa neden olmuştur. tabi, o zamanlar akit, takvim, sabah, akşam, güneş gibi garip yayın organları olmadığı için bu halka bir lütuf olarak değil bir felaket olarak aksettirilmiştir.

ahlak

ontolojik sancilarimin merhemi
“Komşu komşuyu hiçbir zaman anlamadı, ruhu hep komşusunun vesvesesine ve kötülüğüne hayret etti.
Her halkın üstünde bir erdemler levhası asılıdır. Bak bu, o halkın zaferinin levhasıdır; işte! Bu, o ulusun güç isteminin sesidir.”

Nietzsche.


Ahlâk yoktur. Sihirli bir performansa katıldınız ve ilaçtan bir doz aldınız gibi saçmalıklardan söz etmeyeceğim size. Nietzsche, ahlâkı, burada güç içgüdüsüne bağlamış. Doğru da yapmış. Ulusların ve bireylerin ahlâkının esas olarak adaptasyon yönünden yoksun olduğunu dile getirmiş. Bir halkın önde gelen fikirleri, başlıca değerleri, psikolojik niteliği de temsil eder. Bir ulus belli bir düşünceye sahipse ( ahlâki olarak ) tezahürü olarak istediği şekilde yönetilmesini ister. Nietzsche, türkiye'nin ahlâki yönünü iki cümle ile yüzyıl önce özetlemiş. Ahlâkı ve değerleri olmadan toplumlar, varlıklarını sürdüremezler. Ve bu da komşu ulusların değerlerinden farklı olmalıdır, yoksa farklılaşamazlar. Bir diğerinden ayırt edilemez toplumlar birbirine karışır. Önder bir fikri olmayan toplumda ortaya karışık türkiye-suriye tablosu çıkar.

susmak

ontolojik sancilarimin merhemi
“ insan susmakta usta olmalı” yani İnsan susması gerektiğini önceden bilmelidir. Ya bu insan, aşılması gereken bir şey. Anima tarafı esas olan duygusuz, farklılaşmamış, seçilmemiş, duygu ile nitelendirilmemiş bir gerçekliğe sahip olabiliriz aslında. Gerçi bizden oraya az yol kaldı.

bjk

pasaklikontes
"Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar. Güneş yalnız da olsa etrafına ışık saçar. Üzülme, doğruların kaderidir yalnızlık. Kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar"
Jimnastik hareketleriyle çalışırken; futbol oynadıkları sanılıp karakolluk olan 22 oyuncu, daha sonra gerçek anlaşılıp serbest kalmıştır. Daha sonra desteklerle çalışmalara boks ve güreşte dahil olmuştur. 1903 mart ayında 'bereket jimnastik klubü' adıyla resmileşmişlerdir. O dönemlerde siyasi olaylar hat safhadadır. Zamanla yatıştıktan sonra desteklerle spor hareketlerini ilerletmiş ve ' beşiktaş osmanlı jimnastik klubü ' adını almıştır. 1911 yılında da tescilli ilk türk spor klubü olmuştur. Asıl renkleri hep kırmızı-beyaz sanılsa da doğrusu siyah-beyazdır. Rozetler basılırkende en başa arap harfleriyle beşiktaş , hemen sağ ve soluna j k yazılmıştır. Doğuşu olarak 1906 yılı kabul edilmiştir. Fransızlardan esinlenerek yapılan 6 köşeli rozatimizi kesinleşmesiyle serüven başlamıştır.
Beşiktaş diye yazılır beşikte aşk diye okunur ;)

sildiğim entry'leri geri yayına al

ontolojik sancilarimin merhemi
Gün geçtikçe okuyup-araştıran insanın düşünceleri değişebilir. Dün düşündüğüm gibi bugün düşünmüyorum diyebilir. Malumunuz bilgi ve düşünceler zaman geçtikçe olgunlaşır; Entryleri gözüne küçülmüş, büyümemiş gelebilir. Yani bunu “sevgiliden ayrılınca fotoğrafları kaldırmak” gibi düşünmek biraz olmadı sanki. (: hem neden anlamsız olsun ki? ilişkide olmanın dezavantajı, avantaja çevrilir ki yeni bir hayat inşa etmek mümkün olsun. Kaldır resimleri!

böyle buyurdu zerdüşt

bouii
tam adı 'böyle buyurdu zerdüşt : herkes ve hiç kimse için bir kitap' friedrich nietzsche'nin en derinlik taşıyan eseridir. ortaya çıkan kitaba sadece edebi bir değer biçmek felsefi yönüne, sadece felsefe içerdiğini söylemek de edebi yönüne haksızlık olur. ilk sayfalarında anlamak zor gibi geliyor ama otuzuncu sayfadan sonra her sayfada o konuşuyor siz dünyaya yepyeni bir pencere açıyorsunuz.
zerdüşt gezgin ve sürgün bir kişidir ki kendisi tanrı'nın varlığını haber vermez insanlara, aksine ölümünü haber verir. bu kitapla birlikte yepyeni bir görüşte bir çeşit üstinsan yaratmıştır. boş zamanlarınızda roman okuyor gibi sayfaları rahatça geçip, konunun özünü kavradım diyebileceğiniz bir eser değildir. tam da kendisinin bahsettiği gibi onun gününe ait değil gelecek yüzyıl ve nesiller için bırakılmıştır.

"şiir yazanlar ve tanrıya düşkün olanlar arasında birçok hastalıklı kişi olmuştur her zaman; nefret ederler farkına varanlardan ve dürüstlük denen son erdemden.

hep geçmişteki karanlık çağlara bakarlar. o zamanlar gerçekten de kuruntu ve inanç başka türlü bir şeydi. tanrıya benzemek bir çıldırma nedeniydi ve şüphe bir günahtı.

tanrıya benzeyenleri çok iyi tanırım. kendilerine inanılması için ısrar ederler ve şüpheyi günah sayarlar. kendilerinin en çok neye inandıklarını da en çok ben iyi bilirim.

gerçekten de öbür dünyalar ve hayat kurtarıcı kan damlaları değildir inandıkları. bunlar da en çok bedene inanırlar ve kendi bedenleri kendindeki şeydir onlar için.

ama hastalıklı bir şeydir bedenleri onların gözünde ve kurtulmak isterler ondan. bu nedenle kulak verirler ölüm vaazlarına ve kendileri de öbür dünyalar hakkında vaaz verirler."

aynı anda iki kişiyi sevmek

chivalric
Burada kastedilen sen de paşasın ben de paşayım hepimiz paşayız gibisinden genel bir sevgi değil. Bu arada nazım hikmet'ten bahsedilmiş onun bir öyküsünde iki adamı da seven bir kadını hatırlıyorum. Komünist de olsa adam kıskanıyor falan sonra mülkiyet tartışmaları giriyordu devreye. Satır arası olsun.

Burada kastedilen aşktır, aşk da kıskançlık ve bencillk getirir. Getirmediği pek görülmemiştir. Aşık olamayan, kendinden başkasını aslında sevemeyen ya da kendinden fazla hiç kimseyi sevmeyen, kendine aşık ve veya birinin gözünde en kıymetli olmak gibi dertleri olmadığı gibi ona bambaşka dokunan birinin olması ile sorunu olmayan dokunabildiğim kaderi bana kafi diyen için aşık olunan kişiler artabilir ya da sevilenin birden fazla aşkı olması sorun olmayabilir.

Gittikçe çok eşli bir düzene doğru kayıyoruz fakat bunun sebebi sadece tarım toplumu ahlakından kopmak değil. Çünkü her şey bize her şeye sahip olabilirsin ve olmalısın da çünkü neden olmasın amına koyim? Diyor. Birinin sevmemezliğinden zarar görmemek ille de aynı anda birkaç kişiyi sevebilmek ya da sevilen birkaç kişiden biri olmayı içselleştirmeyi gerektirmiyor. Aynı anda birçok dostumuz olabilir ama gerçek anlamda aşkımız olamaz. Orada mutlaka bir tür kendini kandırmaca vardır. Ha kimse o seviyede aşık olmaz aslında o başka. Çoğu kişide o olmasa öbürü olur hissi var. Olur olmasına da onunla bambaşka olur hissi asıl aşk oluyor. Zaten mesele olamaması değil olsun istenmemesi.

bu seçim başlı başına mundar edilmiş bir seçimdir

hamlet
Katılıyorum.

çok afedersiniz ama anasını siktiler seçimin. Yani bu kadar ağır konuşmak istemezdim ama bu nedir kardeşim ya? İnsanlarla dalga geçmenin binbir çeşit yolu var. haftalardır sayım yapmak nasıl bi cinslik alameti, nasıl bir hayal gücüdür? Hiç de komik değil ki.

Bu seçimlere kadar devamlı başka başka ülkelere demokrasi dersi veriyorduk hani? n'oldu da şimdi sınıfta kaldık anlamadım.

whatsapp’ta son görülmeyi kapatan insan

mızrabımda ızdırap
Ya çapkındır ya da yine çapkındır. Dur dur sakin ol, işin şakası bir yana çoğunlukla özellikle geç saatlerde bile çevrim içi olunca kimseye hesap vermek istemeyen insandır. Uyku tutmaz, dostla konuşmak istenir yani olabilir. Kalkıp da hesap mı versin şimdi? Yaw işin ucu sanki yine çapkınlığa çıkıyor ama yok yok, hüsnü zan etmek istiyorum.

Dipnot: kime ne bundan...

ölmüş birini özlemek

pasaklikontes
-Dermansız dert dedikleri olayın en hasıdır. uçurumdan düşüyorsun ama hiç yere çakılmıyorsun. Öyle (bkz:boşluk)ta sallanıyosun. Çarpmıyosun , değmiyosun . Ama o (bkz:boşluk) öyle bir yerine değiyor ki ; beyninin açık tüm kapıları cereyan ederken birden çakıyor şimşekler yıldırımlar. Bir menekşe kokusunda , bir bebek özleminde , bir mavzer çığlığında onu aramak var ya , bu hep böyle böyle gider mi ?
- ....
-Bende öyle düşünmüştüm... !

hayat

icgqhs
Bazen bir sınav, bazen keyif alanı, bazen ise dramlar silsilesi.
Bazen aşk, bazen hüzün, bazen başlangıç.
Bunların tamamı hayat.

tüm bu yazılanların, anlatılanların ve dramların sonucu insan yaşıyor...
bu kadar zor olan ve güzel olan bir yer daha olabilir mi acaba, kim bilir...

notalar gibiydi hayat, bir melodi gibiydi...
ve hayat kendini tekrar eden bir döngüydü, çoğalmanın aslında kendini yeniden keşfetmek olduğunu göstermişti ve evrenin sana en büyük oyunuydu çoğalmak...
iki bedenin meşru bir birleşmesi sonucu ortaya çıkan o güzellik!

evet, aslında bu sendin ve yeniden kendini keşfetme fırsatı buldun, ve inanmasan da yıllara yaşlandığını ortaya çıkardı...

bu döngüydü ya da bir sıraydı. zaman geçince sıranı bırakacağın biriydi...
hayat bir şarkı notları gibiydi, bir ağıt gibiydi ya da bir senfoniydi...

herkesin kendi kuralları olduğu ama kimsenin kuralsız olmadığıydı, aslında vardı evrenin kuralları...
sabah güneşi ile herkes mutlu olurdu mesela ya da yağmurda ıslanırken herkes mutlu olurdu.
herkesin kuralları ve kaidelerini bozmak ahmakça gelse de, herkes tek bir kural çevresinde yaşıyordu...

hayat.

bağışlanmadık insan kalmaması için beni affet

mızrabımda ızdırap
Necip Fazıl Kısakürek'in en sevdiğim eserlerinden bi olan reis bey'de, ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz ifadesinden sonra en vurgulu olduğunu düşündüğüm söz. reis bey ki; katı kararlar vermiş, adını hep duyurmuştur bir şekilde. fakat bir gence verdiği idam kararından sonra değişmeye başlamış, merhamet ağızların iğrenç sakızıdır dedikten sonra vicdanını içten içe kemirmiştir hep. ve dadısıyla helalleşme kısmında "beni affet!" dediği dadısı ona "eğer seni affedersem yer yüzünde, suçu bağışlanmadık insan kalmaz!" cevabının üzerine kendisi de bu cevabı vermiştir;

"-yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaması için beni affet..."

35 yaş sendromu

mızrabımda ızdırap
nefesini hissedecek kadar kendisine yakın olduğum kısır döngü. neden kısır döngü ki? şu yaş otuz beş şiiri var ya hani, cahit sıtkı tarancı'nın yazdığı. ona yaklaşmış olmak içten içe bir düğüm oluyor boğazımda. yaş otuz beş olacak, ne yaptın kayda değer mızrap diyorum kendi kendime. hayaller var bir de, yapılmayı bekleyen. hepsi bu dönemde elini ayağını bağlıyor insanın.

"yaş otuz beş! yolun yarısı eder. dante gibi ortasındayız ömrün. delikanlı çağımızdaki cevher, yalvarmak, yakarmak nafile bugün, gözünün yaşına bakmadan gider."

evde zaman geçirmek

ontolojik sancilarimin merhemi
Zaman algınızı yitirmenizle sonuçlanabilir. Zaman hızla akar, sabahlar, geceye karışır. Bugün aslında dündü, dün aslında bugündü karmaşası içinde geçip gidebilir her şey. Bu, zihninizi neye-nasıl entegre ettiğiniz ile de ilgili bir durum aslında. Kendinizi beslemek önemli. Bazen herhangi bir şey olup hayatımıza öyle devam etmek fikri çekici gelmeyebilir. hiçbir şey olmak var; bu aynı zamanda en az her şey olma olasılığı da demektir. keşfi sevmek gerek. sıkılmayı değerli bir meziyet olarak görmek, kişinin kendisine has meditasyonlarının olması gerek.

sinyor can bartu

miyesmikcih
fenerbahçe ve türk futbolunun beyefendi futbolcusu sinyor can bartu aramızdan ayrıldı.
metin oktay, turgay şeren, lefter küçükandonyadis ve nihayet sinyor can bartu da türk futboluna adını derin derin kazıyarak arkadaşlarının yanına gitti.
türk futbolunda beyefendi dönemi böylelikle sona erdi. otomobil hırsızı, fetöcü, pavyon kabadayısı lumpenler ligine döndü futbol dünyası.
efendi futbolcular meleklerin kanatlarında göğe yükseldiler. türkiye ligi futbolcunun piçine kaldı.