confessions

avni

1. nesil Jurnalci - kararlı

  1. toplam entry 1524
  2. takipçi 28
  3. puan 39051

sonsuzluk

avni
realitede tam olarak kavrayamadığımızı düşünüyorum. matematiksel olarak daha kolay anlaşılabilmesine rağmen mesela pi sayısının virgülden sonraki basamaklarındaki sınırsızlığı hayal edebilmek gerçekten imkansız bir şey. keza evrenin sonsuzluğu da muamma ve basit bir fasit daire imiş gibi düşünmek zorunda kalıyor insanoğlu.

mahalle baskısı

avni
sokakta yemek yiyen dayağı hak eder mentalisinin mini etek giyen tecavüze davetiye çıkarır minvalli düşünüş tarzından hiçbir farkı yoktur. eğer bir toplumda veya cemaatte kendi yaşam tarzını, inançlarını, düşünüş tarzını diğerlerine dayatanlar çoğunlukta ise bunun adı mahalle baskısıdır. ittihat ve terakki hareketiyle birlikte ilk defa siyasi literatüre giren bu kavramın batıdaki karşılığı fundamentalizmdir.

düğün davetiyesi

avni
eskiden oku derlermiş buna, yazılı davet nadirmiş. davetlinin yakınlık derecesine göre çorap, mendil, mintan, yazma vs verilir, verilen hediye okuya münasip hediye beklentisi de muhakkak.
mesela hiç unutmam birinci dereceden akrabam düğünü için takım elbiseyi oku olarak vermiş karşılığında çeyrek altın takınca surat yapmıştı.
ha düğün mü bence gereksiz şamata ve gereksiz masraf kapısı.

dıgıl dıgıl yani.

ramazan'da sokakta yemek yiyen dayak yer

avni
"islamiyet hoş görü dinidir", "gerçek islam bu değildir" minvalinde düşünenlere zilyonuncu kez kapak olmuş buram buram islamiyet kokan aba altından sopa gösterme serzenişti..
hasılı her zaman her yerde sıkça duyduğumuz "mini etekle dolaşana tecavüz revadır" demek gibi bir şey.
bütün dinler ona inanmayanlara, itikat edemeyenlere göre abestir. insani olarak aslolan inandığını başkalarına dayatmak değil nefsine hakim olabilmektir. oruç falan sıradan ritüeldir. nefsine hakim olamadıktan sonra ömür boyu oruç tutmak neye yarar.

bir insanı sahiplenmek

avni
türümüz dahil pek çok canlı türünde çoğunlukla öznesi erkek, nesnesi dişi olan eylem. tür olarak bize benzeyen canlı türlerinin çoğunda erkek haremindeki dişi ve onlar üzerindeki hakimiyeti ile erkekliğini kanıtlar. dişiler de kendilerini en iyi sahiplenen erkek yönünde tavır sergilerler. bu minvalde doğal ya da içgüdüsel olarak sahiplenen erkek, sahiplenilen de kadın cinsidir.

diğer taraftan kapitalist yaşam tarzı zaten her şeye sahip olmak ve tüketmek üzerine kurulu ve insan ilişkilerinde de kaçınılmaz olarak güçlü olan zayıf olana sahip oluyor. iş ilişkilerinden sıradan arkadaşlıklara, evliliklerden en iyi dostluklara bir taraf sahiplenirken diğer taraf sahiplenilmiş oluyor.

hasılı fazla abartmamak lazım eşyanın tabiatına aykırı bir şey yok.

hadi
dıgıl dıgıl...

anti kahraman

avni
aslında hepimizin içinde bir yerlerde, karanlıklarımızda saklı kalarak nadiren dışa vurduğumuz bir olgudur anti kahramanlık. hatta kim söylemiş şimdi hatırlamıyorum da "kahramanlar masallarda olur, roman ve gerçek hayatlar anti kahramanlara uygundur." cümlesi oldukça naif ve özgün bir şekilde açıklıyor bu kavramı.
yakınlarımızı sürekli severek koruyamıyoruz mesela. sevgi kadar hem maddi hem de manevi güce, korkuya hatta zaman zaman nefrete bile ihtiyacımız olabiliyor ki en naiflerimizin bile sevdiklerimizi tehlikede olduğunu hissettiğimiz anda yapmayacağımız şey yoktur.

aklımdayken;
james dean'in şu cümlesi anti kahramanların tümü için geçerli hayat felsefesi gibi sanki.
"sonsuza dek yaşayacakmıış gibi hayal kur bugün ölecekmiş gibi yaşa."

hasılı hepimizin hayranı olduğu bir anti kahraman mutlaka vardır. diyorum. itiraf etsek de, kendimize saklasak da.

benimkisi malumunuz

dıgıl dıgıl
61 /