confessions

azrailin regl donemi

1. nesil Jurnalci - becerikli

  1. toplam entry 837
  2. takipçi 31
  3. puan 12964

zengin sözlük

azrailin regl donemi
isyan çıkarmamız gereken mekan. yeter artık yether! maaşlarımız neden yatmıyor sayın icgqhs!

ben bi esnafım ben bi esnafııım! açıyorum her sabah dükkanı, azrailin regl donemi yazarlık, yardım ve yataklık l.t.d. ş.t.i.'yi, akşama kadar işler kesat. ne bir kız düşürebiliyorum ne de maaşımı alıyorum yahu! kız varmış herhalde burada' diyerek geldim ama o da yok. ayın 11i oldu ve halen maaşlar yatmadı. yahu zaten sigorta yatmıyor, yemek de verilmiyor bari maaşımızı verin, evde çoluk çocuk aç. gece işe mi çıkayım ille de ayol?

darbe planları dönüyor sözlükte sayın icgqhs, indireceğiz seni.

tamam ya sinirlenme, anamı da alır giderim ıq ne kızıyon.

lan mı? canın sağolsun.

uludağ sözlük

azrailin regl donemi
tamamen çöp olmuş site.
aslında birkaç yıl önce ekşiden de süperdi. troll kaliteli, yazarlar okunmaya değerdi ve okunurdu da. artık öyle değil ne yazık ki! herkes yazıyor ama kimse okumuyor. 3-4 kelimeden oluşan tek cümlelik entryler yazıp geçiyorlar. felanca yazar atomu parçalama potansiyeli olan bir yazı mı yazmış.. kimsenin umurunda değil. herkes felanca kızın memeleri başlığında..
işte bu yüzdendir ki kaybedecek sözlük. çünkü artık dışarıdan da okunmuyor. tık sayısı düşmeye başladı. yakında dükkanı kapatıp giderler. o günü 5 kilo çekirdekle bekliyorum. izlemek zevk verecek.

merhaba zengin sözlük. yıldızın parlasın..

ince düşünen insan

azrailin regl donemi
günümüz sisteminde kaybetmeye mahkumdur. hep kaybetti yine kaybediyor. önünde bir duvar var aşamıyor. bir aşsa bir atlayıp geçse bu inceliği bütün evrene yayacak cinsten bir yüreği var. güçlü de pezevenk, pes etmiyor.

bir arkadaşımdan bahsediyorum elbette. biraz aveldir de kendisi.
siz de kendimden mi söz ettiğimi mi sandınız? ben odunun tekiyimdir kimse umurumda değil. bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. canınız cehenneme!

zengin sözlük aşure toplanma yeri

azrailin regl donemi
işte tam da burasıdır. yardımsever yazarlarımızı göreve davet ediyorum..

bu bünye ki yıllarca bırakın aşureyi o aşurenin içindeki nohut, yarma, ceviz, uzum, fasulyaa parçacıklarını ayrı ayrı bile görmemiş, bu fakir bünye, bu 1.93 boyunda ve 45 kilo ağırlığındaki hafifi rüzgarlarda şehir değiştiren bu dostunuz, bir kase aşureye açtır. aç!! azrail aç aç!

bir kase yetmez! siz bana tencereyi getirin. arkanızdan nazar duası okurum dolar yüzü görmeyeyim ki.

hülasa bebeğim bu nickin ardında bir fakir var! azrail'e sahip çıkalım!

bir sözlük nasıl yönetilmez

azrailin regl donemi
kozmos ukdesi.

cevabı zengin sözlükte olan soru.

öncelikle yönetimden icgqhs dışında kimseyi tanımam. kendisine de saygım büyüktür, abi dediğim sevdiğim bir adamdır. yönetim kelimesi bir semboldür, kişisel algılamasın lütfen.

öncelikle geleni gideni iplememekle başlar her şey; moderatörler bihaberdir kim ne girmiş kime ne demiş, hiç bilmezler. kendileri de girmeye tenezül etmezler sözlüğe. şşşt! diye bir duyuru vardır ama sadece bayramlarda seyranlarda kullanılır, asla yazarlara yeni gelişmeler, yeni eklenen özellikler hakkında bilgi vermek ya da yazarları önemsendiğine dair veya yönetimin ölü olmadığı, sözlüğün oldukça aktif olduğunu hatırlatmak adına kullanılmaz.

birkaç yazar yükselişe hizmet adına operasyonlar planlar fakat bu operasyonları yazarlara uygulatmak için bir lider konumunda olan yönetim sessiz kalır ve birçok şey başlamadan biter. yazar olarak ben, kendi adıma bu tarz gerçekleştirilemeyen operasyonlar için özür diliyorum bütün sözlükten. keşke admin ya da moderatör olsaydım. değildim maalesef ve ciddi atılımlar sağlayamadım.

farkındasınız da, bir kaç yazar hiç yılmadan giriyor ve yazıyor. elinden geleni yapıyor. başka sözlüklerde yazmadıkları kadar yazıyorlar belki de. ciddi anlamda gelişim göstermesi için yazıyorlar bu ortama. ellerinden geldiğince. neden bu bir türlü değerlendirilip, direnen bir ortamı şahlandırmak için harekete geçilmiyor?

ben moderatör olsaydım her gün yaptığım gibi sürekli sözlükte olurdum. şşşt!'den sürekli olarak gerek makara olsun gerekse ciddi konular; sözlüğün vaziyeti, gündemden sözlüğe taşan haberler ve benzeri konularda haftada birkaç kez bildirim ile yazarlara "yaşadığımızı" gösterirdim. sözlüğün gelişmesi adına yapılan istekleri ve planları dikkate alır sözlüğü sürekli olarak kordine ederdim. herhangi bir yazar sürekli olarak şunu bunu yapalım dese de faydasız. lider konumundaki kişilerin bu işte yetkin ve aktif olması dikkate alınır ancak, azrail'i ya da kozmos'u bilmez felanca yazar.

nihayetinde bu sözlük "yazarlarını önemseyen sözlük" mottosuyla kuruldu. en azından bunun hakkı verilmeli.

dikkate alınmasını sözlük adına tavsiye ediyorum.

lc waikiki

azrailin regl donemi
siyah tişörtleri favorimdir. bu markayı beğenmeyen de aşırı cahil ve kendini elit sanan bir budaladır. siyah tişörtleri yılın mart-nisan dolaylarında satılmaya başlar ve ben bunlardan en az 8-10 tane alırım. bilenler bilir ki siyah kıyafetin kalitelisi zamanla rengini lacivertimsi siyaha atar. dandik olanları kahve rengi olur eskidikçe. defacto bu yüzden lcw'den sonra gelir. defacto'dan tişört alınmaz, ceket alınır. lcw'den her türlü tişört alınır. ceketleri de süperdir.

dağılın ya. nerde benim siyah tişörtlerim uleyn!

not: Polo'dan giyinen zevksizler eksiyelebilir. ama bilin ki polo çok dandik. oley beybi!

ölüm kötü müdür

azrailin regl donemi
muhtemelen tüm insanlığın aynı cevabı vererek aslında yanıldığı sorudur.
çoğumuz ölmenin kötü bir şey olduğunu düşünüyoruz. yakın zamanda ölmek istemediğimden eminim. muhtemelen siz de böyle düşünüyorsunuzdur. eğer bugün ölseydim sevdiğim insanları üzerdim. onların iyiliğini düşündüğüm gibi, hayatta kalmak için kendi bencil nedenlerime de sahibim ve bu bana özgü bir şey değil. insanlar öldüklerinde onlar için üzülürüz ve bunu yalnızca kendimiz için, onları kaybettiğimizden dolayı yapmayız. özellikle ölüm onları gençken ve gelecek vaat ettikleri sırada aldıysa üzülürüz.

ardından berbat bir öteki dünya bizi bekliyor olsaydı eğer, ölümü anlamak kolay olurdu. ölüm bizim için bir son olmazdı. yalnızca bir varoluştan başka bir varoluşa geçiş olurdu. mezarda gerçekleşen çözünmenin ve çürümenin haricinde bilinçli halimizi bir şekilde ölümden sonrasına taşıyabilirdik. cehennemde ebedi ıstırapla lanetlenebilirdim. bu benim için kötü olurdu, şu an olduğumdan çok fena bir halde olurdum.

fakat ya öteki dünya yoksa? ya ölüm sadece bir son anlamına geliyorsa, bir yok oluşsa, geldiğimiz toprağa döneceksek ve her şey bundan ibaretse? o halde cehennemde yanacağımız halimizden daha kötü bir halde olmazdık. bu durumda ölmüş olmak tümüyle var olmamaktır ve tümüyle var olmamanın kötü bir yanı yoktur. sağlığımızın kötüleşmesinden, acılı ve onur kırıcı olan ve sonu ölümle sonuçlanan ölme sürecinden korkuyor olabiliriz. fakat ölümün kendisinden, hiçlikten korkmak bir hataymış gibi görünüyor. öldüğümüzde tohumlarımız atılmadan önce olduğumuz yerde olmalıyız ve birinci elden biliyoruz ki bunda herhangi bir sorun yoktur. ölmüş olmak rüyasız bir uykuda olmaktan daha fena bir şeymiş gibi görünmüyor.

eğer ölüm gerçekten bir yok oluşsa, o zaman ölmek nasıl olur da kötü bir şey olabilir ki? kötü bir şey olduğu oldukça açık gibi duruyor fakat niçin?
bana kalırsa ölüme duyduğumuz korku ve nefret tümüyle hatadır; ölüm geldiğinde, biz olanları anlamlandırma çabasına girişemeden varlık yerini hiçliğe bırakır ve biz bunu fark etmeyiz. bu yüzden yaşadığımız sürece ölümümüz bizi etkilemez(ölüme varan acı dolu hastalıklar bile). ölüm korkusu veya beklentisi bizi etkileyebilir fakat ölümün kendisi etkilemez. aynı şekilde öldüğümüzde de etkilemez. o zaman bizi hiç bir şey etkileyemez.

ölmek hiç bir zaman kötü olamaz. bunun nedeni ölümün faydalarının zararlarından fazla olması değildir. bunun nedeni ölümün bize herhangi bir zarar verecek güce sahip olmamasıdır.

ne kadar mükemmel de olsa hayatım, başarı ve sevgiyle dolu halde böyle sürecekmiş gibi görünse bile, eğer şu an bitecek olsa, herhangi bir açıdan benim için kötü olmazdı. bu konudaki tutum, ölümden korkmamak veya olabildiğince uzun yaşama arzusu değildir. kişinin yaşamının uzunluğu ve kişinin ölüm vakti ile ilgili olarak bütünüyle kayıtsız olmaktır.

ölmek hiç var olmamaktır ve var olmamakla ilgili kötü bir şey olmadığı gibi hoş olan bir şey de yoktur. kimse ölü olmaktan keyif almaz veya var olma yükünü üzerinden attığı için rahatlamış hissetmez. ölüler hiç bir zaman yakınmaz fakat keyif de almazlar ve aynı nedenden dolayı artık yoklardır. eğer bu, ölümün bize herhangi bir zarar vermeyeceği anlamına geliyorsa ve ondan kaçınmamız gerekmediği anlamına geliyorsa, aynı zamanda ölümün bize herhangi bir iyiliğinin de dokunmayacağı ve onu amaçlamak için herhangi bir iyi nedenimizin hiç bir zaman olmayacağı anlamına da geliyor.
peki ölüm kötü müdür? bana kalırsa kötü olan sonuçlarıdır. yanlış zamanda uyuyakalmak iyi değildir. en huzurlu uyku bile partiyi kaçırmanıza neden olarak kötü olabilir. ölüm yaşamımızın geri kalanını kaçırmanıza neden olarak kötü olabilir.

ölüm günlük yaşamda her ne kadar insanlarca görülüp duyulsa da onu başkaları üzerinden anlamak oldukça güçtür. insanın kendisi bu olayı tecrübe etse de anlayamaz. geldiği anda sonsuz bir yokluğa ansızın geçiş yapar. artık olmamaya geçeceğimiz bilinmezlik eşiği halen orada ve bizi bekliyor. işte asıl korku da bundan kaynaklanır ki bir başka hayat yok ise bu basit bir olaydır. bir "an öncesi" ve bir "an sonrası" vardır. fakat sonrası bir bilinmez, bir hiçliktir. buradan da anlamalıyız ki korkulacak bir olay da yoktur ortada. zira korkmak için var olmak gerekir.

ölümlü olma farkındalığı yaşamı yaşanabilir yapar. insanın hayatta oradan oraya savrulmasını önleyen bir çeşit koruyucu gibidir. bu bilinç, bir gün öleceğini bilen insanın varoluşunun anlamını sorgulayabilmesini, bu hayattaki amacının ne olduğunu ortaya koyabilmesini ve bir yol çizmesini sağlar. eğer ölümsüzlük olsaydı hayat içinden çıkılmaz bir distopyadan başka bir şey olmazdı. çünkü doğadaki tüm düzen ve insan yaşamının işleyişi insanın ölümlülüğü üzerine kurulmuştur. ölüm yaşamı toparlar, yaşama ve yaşamaya anlam katar. aslında ölümlü olduğumuz için varız da diyebiliriz. evrende ve insan bedeninde bir hiç olma durumu olduğundan varlık vardır. bu iki kavram birbirini besler ve birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. bu ilişki varlığın anlamlandırılması için gereklidir. varlık geri çekildiği anda hiçlik yüzünü gösterir, ortama hakim olur, dolayısıyla ölüm kapısından geçmiş oluruz. artık varlık ve ölüm değil, hiçlik ve ölü vardır.

sonuca gelirsek ölüm yakınlarımız ve diğerinin ölümüne tanıklık edip üzüldüğümüz sürece kötüdür. fakat bizim kendi ölümüz ise söz konusu, kötü değildir. iyi olmadığını da biliyoruz. ölüm geldiğinde bir hiç olacağımızı ve " bu muymuş?" bile diyemeyeceğimizi, bir hiç olacağımız gerçeğini kavrayabildiysek eğer; ölüm yoktur!

ölüm sadece yaşadığımız süre boyunca vardır. geldiğinde de olmayacak. o ana dek tadını çıkarın yaşamın. elbette ölümü de anarak.

iğrençsin ve korkunç bir erkeksin

azrailin regl donemi
yaptığınız iş yüzünden bir kadın tarafından söylenendir.

-ne iş yapıyorsun?
+alım-satım yapıyorum.
-ne alıp satıyorsun?
+at alıp satıyorum.
-ya atlar satılır mı hiç! en sevdiğim hayvan.
+napiyim kızım çok para ediyor.
-iğrençsin ve korkunç bir erkeksin!

olay 10 dakika önce gerçekten de yaşanmıştır.

sanırım izdivaç teklifimi kabul etmeyecek. beyaz kadın ticaretine mi başlasam acaba.. o zaman sever mi beni?

edit: bir at sever eksiledi. ben de severim atları öyle önyargılı olmayın canım.

keloğlan ak ülke masal kitabındaki rezalet

azrailin regl donemi
gündeme cuk diye oturmuş rezalettir. nasıl bir saçmalıktır ki yıllarca piyasada olmayan bir kitabı, teee 1980lerde basılan ve yok olup gitmiş bir saçmalığı 2009da yeniden meb komisyonuna sunup bir de üstüne onaylatılıp bastırılıyor? kitapta hızır adında bir cin küçük bir çocuğa tecavüz ediyor ve bu podefik bir olaydan ziyade pornografi izleri taşıyan bir kitap olarak çocuklara sunuluyor?

neden???

sırf ismi "ak ülke" diye mi?

bizim zamanımızda bile böyle saçma kitaplar yoktu

keloğlan ne amk! ak ülke ne lan?

küçük prens neyinize yetmedi? çocukların ufkunu 10 katına çıkarabilecek güçte olan alice harikalar diyarında gibi mükemmel bir kitap neyinize yetmedi? 80 günde devri alem? pinokyo? polyanna vereyim abime? sol ayağım var bak çok güzel? robin hood var bak işte ne güzel, çocuklar en azından insan olmanın özüne inerdi de daha kaliteli nesiller olurdu?

olmaz mı? niçin?

çünkü onların ismi "ak" diil abisi..

ulan süper klasikler var, empati yeteneğini geliştiren, zekanın daha nitelikli kullanılmasına etki eden süper kitaplar var!

ama biz sığır gibi çocuklarımıza keloğlan okutacağız!

bezdim..

zengin sözlük yazarlarının yeni yıl mesajları

azrailin regl donemi
zengin sözlük yazarlarının yeni yıl dilekleridir.

ben de tüm dünya halkının mümkünse 2018de savaşsız bir Dünya'da yaşamasını diliyorum. çünkü niye olmasın.

ama asıl isteğim en azından bu ortam adına iyi bir yıl olması. 2018de çıkışa geçen bir zengin sözlük olsun istiyorum. diğer bütün içi boş sözlükleri geride bırakmasını ve haksızlıklara tek yumruk olup tepki gösteren bir zengin sözlük.

ay hadi inş bebeğim.



azrailin regl donemi

azrailin regl donemi
yazacak başlık bulamadım kafama göre karalamak için.. burası evim olduğuna göre istediğim gibi park edebilirim diye düşünüyorum..

yılların eskitemediği sadece olgunlaştırdığı, hayalleri umutları ölmeyen; sadece yatalak olan adam.

dışarıdan enerjik ya da çok boş çocuksu tavırları olan biri olarak biliniyorum belki ama içimde yaşlı bir adam var. direnmiyor, savaş açıyor! anlatsam anlayamazsınız demeyeceğim. anlarsınız elbet ama ben anlatmam. şöyle bir bakıyorum da eskilerin çok da önemi yokmuş. an bu anmış! inanın bana eskisi yenisi önemsiz. kararsızlıklar da öyle. siz kararsız kalırken hiç düşünmezsiniz aslında geçmişte bir şekilde karar verip ya da kararsız kalarak şu duruma geldiğinizi. eskilere bakarsanız yanılırsınız da.. geçmiş kararlarınız hep pişmanlıkla doludur. hem de hepinizin. bu durum insanoğlunun mutsuzluktan beslendiği teorisine tekabül eder. mutlu anlarınızı hatırlamazsınız çünkü mutluluk zaten hep olması gereken bir şeydir sizin için. mutsuzluk kötüdür, tercih edilmez. ve hep hatırlanır. çünkü istenmeyenler anımsanır. aşkınızı derinden hissederek hatırlamazsınız mesela. kazık atışını ise bir ömür unutmazsınız. ömrünüzün 365 gün olduğunu varsaysak mutlu anlarınız sadece birkaç saate sığardı. birkaç ufak mutluluk için bir ömür harcıyoruz. ve yaşayabildiğimiz kadar yaşamak istiyoruz. mesela ben şimdi hemen şurada ölsem çok da mühim bir kaybımın olacağını sanmıyorum. çünkü ölüm yoktur. ölüm ne yaşayan ne de ölü ben için yoktur. ölüler ağlamaz, hissetmez. bu bir gün mutlaka gelecek ve ne zaman gelirse gelsin yaşama içgüdüm buna karşı koyacak anlamsız bir şekilde; her yeni dönem ve her yeni yaşta hep yapacak işlerimiz ve hedeflerimiz olacak. insanoğlu cidden çok aptal bir yaratık.

özetle işte bu bilinç insana hiç bir acının gerçek olmadığını ve her ne olursa olsun en fazla basit bir "an" ile bütün bunların son bulacağını bilerek imkansızları dahi olabilitesi yüksek kılıyor. sonra insanlara bakıyorum ve diyorum;

"ne dertler var ya rab!"

aşk acınıza, para sıkıntınıza, işlerinizin kötü gidişatına olan isyanınıza çarpayım!

gerekirse binlerce kadın eskiyecek belki bu bedende ama sevginin şerefi asla yerden kaldırılmayacak!

önceleri bir düştü aşk, gülümserdik uyurken;
sonra bir düştü aşk, dudağından kaldırdık kahpelerin.

önceleri bir düştün güzel kız, ağlayarak uyandım;
sonra bir düştün gözümden, şimdi kupkuru gözlerim.

önceleri bir düştüm, hayat bana imrendi;
sonra bir düştüm, anladım: böyle büyürdü her düş...




çok güzel seven insan

azrailin regl donemi
yoktur. uzun uzun yazmaya değer ne bir konu ne de kafa var. sevmek bir ilişki için söylendiyse eğer, aşk 2 kişiliktir, asla çok güzel sevilmez; tutkulu sevgi ya savaşa ya sevişe varır. o ince çizgiyi korumak adına savaş verecek kişi, ipte oynayan cambazın becerilerine sahip olmalı.

bu cambazlığı çok sefer yaptım. ama patlayacaksa patlıyor işte. cambazlığı bir an olsun bırakınca halat kopuyor.

ben cambaz değilim. ben basit bir profesyonel deliyim.

fiorabella

azrailin regl donemi
(bkz:#82171)
insanlar geç kaldıkları randevularına, işlerine, kendince bencil sebeplerine ulaşmak için sağa sola, öteye beriye bakmadan duyarsızca koşuştururken "vaktim yok, işim var!" demeden dünyayı minik bir damla da olsa güzelleştirebilen bir insan. evren için bir hiç bu yaptığın belki. ama o canlı için büyük önem taşıyor. işte senin gibi düşünen ve senin gibi yaşayan insanlar sayesinde türlü olumsuzluklara rağmen dünya bir nebze de olsa güzel. iyi ki varsın.

özlenen yazarlar

azrailin regl donemi
zengin sözlük gibi yeni bir ortamda bile sözlükten uzaklaştıkları için özlenen yazarlardır.

fiorabella mesela. sözlüğün annesi o. saygı duyduğum bir insan. artık eskisi gibi aktif olmaması buraları fena ıssızlaştırıyor. ayrıca beni evlatlık alsın, valla su ve ekmek dışında bir şey istemiyjem, söz. annem olsana fio.

bonnie'nin yokluğu da fena halde hissediliyor. bütün sözlük bir yana bu yazar bir yana, alenen söylüyorum. o varken sözlük çok güzel be.

ontolojik sancilarimin merhemi de ayrı bir galaksi. nedenini tam olarak bilmiyorum uzaklaştı buralardan.. dönersen çıtlat.

aklıma gelenler bu kadardı. hatırlayamadıklarım için hafızam adına özür diliyorum.

ödünç verilen kitabın sırra kadem basması

azrailin regl donemi
kaybolan pena gibidir. o kitap bir gider pir gider. 2014 aralık ayında flört ettiğim bir kıza benim için her açıdan değerli olan bir kitabı vermiştim. 2 hafta sonra aradı ve kitabı kaybettiğini söyledi. inanmadım elbette. o kızda kitap kaybedecek göz yok. vermiştir birilerine..

sadece bir kez verdiğim kitap geri gelmedi ve ben hayatımda sadece bir kez pena kaybettim. keşke diğer birçok kaybedişim de bu iki şey gibi bir kez olsaydı.

kadehlerde yaşlanıyorum..







dostluk

azrailin regl donemi
çoğuna göre ne denli gerçek olduğu kestirilemez olan. iyi gününüzde kötü gününüzde, güldüğünüzde ağladığınızda arayıp sıkıntınıza ortak edebileceğiniz, 10 defa 10 verme/alma durumlarının laf edilmediği anneden beri sevgiliden öte insandır bana göre.

kendimce dostluk adına öğrendiğim.. dostunu tanımak istiyorsan bir şey başarmasını izle.

çocukluğumu beraber geçirdiğim sözde bir aile dostum daha üniversiteye başlamasıyla bile kendini kaybetti. güya kendisi çok idealist! halen iyiliğini isterim ama kendi de bilir ki o sözde idealleri benim gözümde basit ve sıradan şeyler. sadece parayı hedeflemek bizi ne idealist ne de nitelikli bir insan yapar. kendini öyle başarılı gördü ki bu egosunu saçmalarcasına şişirdi fakat içi boş. tek benimle değil, diğer dostları ve ailesiyle de görüşmüyor.

20 yaş civarına kadar "bu yaştan sonra dost edinmem. bu saatten sonra benimle dostluk kuranlar çıkar peşinde olurlar" gibi yanlış bir düşünceye sahiptim. sonraları zamanla fark ettim ki 1 ay ya da 1 sene bir insanın dost olup olmayacağını anlayabiliyormuşum artık. ne istediğinizden
tam anlamıyla emin olunca artık istemsizce karar veriyorsunuz insanlar hakkında. tanıyorsun kalıplaşmış insanları da..


laiklik elden gidiyeah

azrailin regl donemi
olum bu bizim halk ne kadar mal lan!!!

aha evet. öncelikle tanım;


bir mall herifin taklit etme şekli!


lan önce bu tipler en çok şundan bahsediyor.. efenim 20 yıl önce hastanelerde eczanelerde sıra vardı blaa blaa blaa.. ulan amk malı! o dönemler w98 vardı. bilgisayarlar henüz hastanelere ve eczanelere girmiş olsa da bu alana uygun kullanışlı uygulamalar yoktu. eh normal ki sıra olsun!

sokun lan bunu beyninize! anlata anlata sokamadık kafanıza bıktık usandık!

doğru yahu.. akp ile beraber türkiye gelişti... akıllı telefonlar girdi cebimize.. w10 çıktı piyasaya ve hemencecik uyum sağladık teknolojiye eheheh. yeni yollar yapıldı. havalimanları yapıldı yahu. soy geçmişimizi dakika içinde öğrenir olduk kardeşiyeahüloogggakpliyik!

amına koduklarım ya. vallahi delirdim.


ulan gerizekalılar.. teknoloji gelişti, elbette hastanelerde eczanelerde işler artık daha kolaylaştı. yeni yollar ve havalimanları yapılmak zorundaydı ki nüfus artmaktaydı. yapılmasaydı da bak gör; ülke karınca yuvasına dönerdi. çüküm boy strateji bilgisine sahip insan bile bunu bilir e be kafasına sıçtıklarım!

akp hükümetinin açık ara en iyi avantajı ve can simidi milenyumda hızla gelişen teknolojidir. sağlam ekmek yediler bundan. bu yüzden inmiyorlar ya bir türlü.

bu bunak! en fazla 65 ya da 70 yaşında. 1940 ve üzeri doğumlu olanlara yaşlı deyip de itimat etmeyin. hep yaptığım şeydir; 90 yaş ve üzeri denk geldiğim yaşlı amcalara hep sorarım şimdiki hükümet hakkında ne düşünüyorsunuz? hep bir nefret var! Atatürk dönemine övgü var bu insanlardan. o adam ülkeyi sıfırdan yarattı diyorlar hep. tarihe inanmam çünkü kaynakların büyük bir kısmı taraflı yazılmış ama bu amcalar önemli bir bilgi kaynağı. ama bu videodakiler değil.

ya gelir gelmez delirdim yine. offfs.

edit: eksileyen kim? ben kim olduğunu biliyorum ama delikanlı gibi karşıma çıkmasını isterim.

zengin sözlük 1 yaşında

azrailin regl donemi
bir avuç sabırlı ve fedakar yazarıyla 1. yılını doldurmasıdır. yazarlık konusunda hemen hemen aynı zihniyette bir grup yazar 1 yıldır burada. elinden gelenin en iyisini yapanlar da var. bu yüzden kendi adıma bir yetersizlik duyuyorum..

önümüzdeki süreçte daha bilinçli hareket etmeliyiz. sürekli iletişim halinde olup daha ivmeli bir ilerleme kaydetmemiz gerekiyor. hızlı başlandı ama son zamanlarda cidden geriye düştük.

bir inat uğruna buradayım. bu sözlük 2. sıraya yükselene kadar buradayım ve bunu bir şekilde yapacağız. yapılması gerekenler belli ve derhal uygulamaya sokmamız gerekiyor.

benim burası için umudum var. vazgeçmemeliyiz ve burayı kaybetmemeliyiz.

yaşasın zengin sözlük!

bu şarkı da sözlüğün marşı olsun.. sözlüğümüze ve yazarlarına yakışır cinsten.



zengin sözlük

azrailin regl donemi
yönetimin yok olduğu sözlük.

neredesiniz moderatörler? bir avuç yazar elinden geleni yapıyor siz de bir el atın. mesela şşşt! kısmından bize seslenip bir şeyler anlatın yahu. sövseniz de olur kırılmayız.

arka dortluyu dagitmayan hoca aylardır yazıyor ama maaşı yatmamış. kek kurabiye, şerbet bile verilmemiş. yoksa sanıldığı gibi zengin değil mi la buralar?

insan hayret ediyor.

vay anasını lan sözlük!

24 haziran 2018 seçimi

azrailin regl donemi
ülkenin iyi ya da kötü olan son virajı alacağı seçimdir. 2 adet pusula kullanılacak iyi güzel de evet-hayır nedir lan?

suç sayılır diye tırsıp basımında çalıştığımı alenen söyleyemedim ama sorun olacağını artık sanmıyorum..cumhurbaşkanı ve milletvekili pusulaları haricinde evet-hayır pusulası da basıldı lan sözlük. ysk görevlilerinden birini tutup sordum bunlar ne alaka diye. "onlar aslında pek işe yaramayacak. her ihtimale karşı basılıyor, depoya atıp saklanacak öylece" dedi ya la.

olum para fazla mı geldi lan devlete? ulan 2014 seçiminde de basılmıştı kullanılmamasına rağmen.

o değil de güney afrikada yaşayan türkiye vatandaşının da beynine sıçayım. ne işiniz var ulan orada? yurtdışı pusulalarını paketlerken etiketlerin üstünde en olmadık ülkelerin isimleri yazıyordu la. iyi ki fildişine denk gelmedim.

sos

azrailin regl donemi
(bkz:#83558) ne kadar güzel bir entry, yalarım.

çok doğru yazan yazar. haklısın bence de. 25 liraya kahve mi olur yahu? dinlenme tesislerinde bana 8 liraya nescafe kitlemişlerdi de 1 hafta kendime gelememiştim ulan! sanki içine altın suyu katıyor lavuklar!

edit: baristanın teki eksiledi. ehehehe. yok yani başka açıklaması olamaz.

4 ekim 2018 migros da rezalet çıkaran kasiyer

azrailin regl donemi
saygısını evde bırakıp işe çıkmış inanılmaz kasiyerdir. bugün yaşadığım talihsiz olayın kahramanlarındandır ayrıca. yahu sen! aylık maaşı 2000 lira bile etmeyen insan, sen nasıl bana 5 kuruş geri verirsin? ilk önce şaka yapıyor sandım ama 'beyfendi para üstünüz' dediği an beynimden dolar yemişe döndüm. sanki tüm insanlar bana bakıyor, 'acaba o 5 kuruşu alacak mı?' diye söyleniyorlardı, elim bir türlü paraya gitmiyordu, donmuştum...

sonra sıradaki elemanlardan biri;

+ hadisene kardeşim sıra bekliyoruz!
- o kim lan?
+ benim
- gel bakim buraya
+ nolcak?
- ne aldın sen?
+ deterjan, 250 gram kıyma, şeftali..
- fakirsin yani
+ yoo orta halliyim
- yahu bi senin aldıklarına bak bi benim aldıklarıma!
+ oha! reyon görevlilerini niye aldın abi?
- nasıl taşıyayım yahu bu kadar şeyi?

kasiyer ve diğer insanlar ağzını açmış bana bakıyor, yaklaşık 10.000 dolar değerindeki alışverişimin içine düşüyorlardı. hepsine ayarı çektikten sonra boyunları bükük, bilekleri birbirine bağlı bana bakan o saf kalpli reyon görevlilerini tek sıra haline getirmiş, istikamet ümitköy! diyerek üzerimdeki o 5 kuruş endişesinden de kurtulmuştum. yahu zengin bir insan olarak ilk kez alışverişe çıkayım dedim, başıma gelene bak?! ya o 5 kuruşu alsaydım? vallahi rüyalarıma giriyor azizim.

elektronik cihazlara şiddet uygulamak

azrailin regl donemi
misafirliklerde yaramazlık yaparsa gayet de yerinde bir davranıştır. sen laptop kalk koskoca kadının kafasına in! sonra kendini karakolda bul! benden buldular yahu.

-komser bey yemin ederim ben atmadım kafasına. kendi uçtu.

donduğunda telefonun kafasına kafasına vurup daha da aptal etmek ve en sonunda bataryayı çıkarmak ülke insanımızın en taktiksel çözümüdür. bunu yapmayanları dövüyorlar lan sanki.

öğrenci evi

azrailin regl donemi
vay anasını lan sözlük! şu wp konuşmasına bak. bok götürüyor.. 1969dan beridir bu sözlükte yazıyorum ben böyle bir şey görmedim!

iğrenç evlerdir. misafir olarak gidilebilir ama sürekli yaşanması tehlikelidir. her an postu deldirme riski var. dikkat!

zengin yazar

azrailin regl donemi
o küçük öğrenci evi muhabbetlerinizi yerim. hatta yalarım ehehe.
bir yerlerden esinlenmeden içerik üretemiyor imişim. imişim dedim ibişim gibi okumayın. 'orijinal' değil imişim. lanet olsun bana o zaman.. gel ben sana asıl 'zengin'liği göstereyim bebeğim.. tanım aşağıda..

hayvan gibi temellere sahip malikanesi olan zengindir. ayol 9.3 şiddetinde deprem olsa duymayacağım arkadaşlar inanır mısınız? o kadar büyük deprem olmasın tabii de, olursa duymam yani. çünkü zenginim, huzurumun kaçması en son isteyeceğim şeylerden biridir. sallanmayı sevmem. ama gel gör ki öğrenci evinde yaşayan fakir ergenlerin hakaret yağmuruna maruz kalmıştır. yahu yıl olmuş 2019a çeyrek kala, siz halen öğrenci evinde mi kalıyorsunuz be fakirim?
acıyorum yahu hallerine. o bir paket makarnayı 2 günlük 7 çeşit yemekte kullanan, evin bir köşesinde unutulmuş elmayı gördükleri anda açlık savaşları veren, memleketten gelen erzak çuvalına ekmek banarak yiyen halleri beni çok üzüyor. parası neyse vereyim de gidin ev alın yahu nedir bu sefalet?

bu fakirler hiç akıllanmıyor azizim, hep benimle uğraşıyorlar yahu! ayağınızı denk almanız için gelin hele size bir fakirle yaşadığım anımı anlatayım.. geçen gün arabamın şarj aleti bozulduğundan şarj aleti almaya çıktım. etraf leş gibi fakir koktuğundan burnuma mandalımı takmış, gerizekalı gibi geziyordum. o sırada bir genç gördüm. tahmini 18-19 yaşlarında, 1.70 gibi kısa ve tam fakirlere uygun boyutlarda, çirkin, sıska bir gençti bu. elinde cips, hatır hutur geziyordu yolda. parmaklarını şlap diye yalaması ilgimi çekmişti. mesela parası neyse verip cips yedikten sonra parmaklarımı yalatabilirdim kendisine. neyse, yanına yaklaşınca kahkaha atmam bir oldu. kutu bildiğin pringles kutusu ama üstünde bıyıklı amcadan eser yok. beni bir gülme tuttu ki anlatamam. genci kıskaca alıp takip ettim ve 20 tane zengin arkadaşımı da çağırıp genci rencide etmek için peşime taktım. ara sokakların birinde kıstırdığımız fakirin suratına suratına gülerek saatlerce rencide ettik. biz her zaman 'orijinal'likten yanaydık...

tıp ve mühendislik okuyanların zeki sanılması

azrailin regl donemi
başlığa girilen 2 entryi eksileyen mühendislik öğrencisi arkadaşın düşüncesi kadar saçma olmayan konudur artık.

eksi almak umurumda değil. hatta siktir edin eksiyi mesele tamamen farklı.

şimdi biz dedik ya hani, zeka demek tıp okumak ya da mühendis olmamak diye hemen bir mühendislik okuyan vatandaş bunu o çok özel gördüğü "ben" kişisine bir hakaret saydı ve bastı eksiyi. kabul et evlat bırak bilinç altını üst bilincinde bu var! kendini çok zeki görüyorsun muhtemelen ve eminim öylesindir de. bunu yargılamak kimseye düşmez. neler başarabileceğini senden başka kimse bilemez ve belirleyemez. bu tartışmaya kapalı bir konudur.

ama sapla samanı ayırmak gerek değil mi?

ne demek istediğimizi salağa anlatır gibi anlatayım..

burada kastedilen çalışarak yapılacağıdır her şeyin her zorluğa ve her koşula rağmen. ineklersin ve odtü makine mühendisliğini bile kazanırsın. fakat o bölümü okurken sadece diplomaya odaklanırsan ve yenilikçi olmazsan sen sadece ezbere eğitim almışsın demektir bu. ki ben bu tarz bir şeye eğitim değil! öğretim derim. çünkü ezbere bilgiyi alır ve mezun olursun. yaptığın sadece budur. işte bu yüzden ben üniversitelere ün-veren-site derim! ezbere bilgi ile bir diploma alırsın ve adın "mühendis" olur. fakat kendini geliştiremediğinden 1-2 yıl iş dilenirsin. çünkü hak ediyorsun evlat!

peki zeka nerede devreye girer? çok çalışarak iyi bir bölüm kazanmış olmanın yanında bir de zeki, yetenekli, hayal gücü yüksek bir insan isen yeni ürünler tasarlarsın. bu gelişmeler okuduğun bilime katkı sağlar ve üniversitelerin ve de senin oradaki bulunma amacın doyuma ulaşır. çünkü üniversitenin amacı oraya gelen öğrencilerin eğitimini aldıkları bilimi edindikleri bilgi ile bir adım ileriye taşımaları sayesinde mezun olmaları ve üniversitenin de o bilimi bu sayede geliştirmesidir. asıl amaç budur!

bakın lan türkiye'ye! ülkede bu bilinç var mı? herkes diplomaya odaklanmış. işte bu yüzden her genç mezun olduğununda mesleği hakkında bir bok bilmediği için elindeki bir halta yaramayan kağıt parçasıyla iş arayıp duruyor. neyse bu konu uzar.

zekaya gelirsek.. bana göre zeka veya ıq diye bir şey yoktur. yetenek vardır. çünkü bakarsın adama temizlik işçisi ya da basit bir güvenlik görevlisidir ama sen onu alıp kendisinin bile bilmediği yeteneği olduğu bir alana koysan belki harikalar yaratacak. kendimden örnek vereyim.. ağır geri zekalı biriyimdir. çoğunluğun zekanın mihenk taşı olarak nitelendirdiği matematiği bu yaşıma kadar bir türlü öğrenemedim anlayamadım. fakat müzik konusunda başarılıyım. bir şarkıyı kırka böler de öyle dinler yalar yutarım ve kulağım keskindir. güzel de gitar çalarım. kısa sürede iyi bir seviyeye gelmişliğim vardır. yıllar matematikten uzakta geçti ve en sonunda 5 ay önce öğretmeyi bilen bir insan bana matematiği öğretti. demek ki ilgili olmak gerekmiş ve öğretenin de büyük payı varmış bu işte. demek ki matematik de zeka gerektirmiyormuş; benim yapabildiğim her şey basittir. eğer ben yapabiliyorsam o iş basittir benim için ve bunu başarı olarak görmem. çünkü mükemmellik yapmış bitirmiş veya yapabiliyor olmakla ilgili değildir. mükemmellik sınırları zorlamaktır. her gün 2 kilo pilav yemek değildir.. her gün 200 gram daha fazla yiyebilme çabasıdır.

zeka zeka diye yeyip bitirmeyin kendinizi. hepimizin aklı var. hepimizin de beyni nöronlara sahip. beyin için yazılım ile piyano çalmak arasında hiç bir fark yok! bu hayata bir kere geliyorsunuz ve gelmişken en iyisini yapın da öyle gidin.

iyi geceler interneti fakir gönlü zengin sözlük yazarları.

zengin sözlük

azrailin regl donemi
dm'de muhabbetin tavan yaptığı sözlük. yani efenim sözlüğe açık olarak entry girilmiyorsa bu kadar online yazar başka ne yapabilir ki?

çocuklar lütfen. lan bakın döverim. hepinizi döverim uleyn. yazın.

tamam sakinim. gidip sevgilimi biraz daha döveyim.

zengin sözlük

azrailin regl donemi
kendimiz hakkında veya başka yazarlar hakkında başlık açınca silinen sözlük.

arkadaşlar zilyon kez anlattım bu işleri. yahu sözlükler artık böyle. özetle sizin o koyduğunuz kurallar esnedi artık. ilk dönemlerinde keskin biçimde geçerliydi.

yahu ben burada sırf makara olsun ortam şenlensin diye yarım saat kafa patlatıp bir yazar hakkında başlık açıp ilanı aşk içerikli nitelikli 3 paragraf yazı yazıyorum ama siliniyor.

kusura bakmayın ama hiç bir sözlük yazarı götünde bir yerlerde cilt cilt ansiklopedi saklamıyor. istediğimiz kadar bilgi içerikli ya da tarafsız başlık açalım. hepsi tek entry ile ertesi gün soldan kayıyor. sözde bilgi doluyor buralar.

bense ortam hareketlensin diye felanca başlıklar silinsin istemiyorum. geçenlerde bir tartışma çıktı ama ertesi gün o entryler silindi. sonra vay efendim aylık girdimiz çok az. ulan uzun uzun emek verilmiş yazılar siliniyor. marsta karınca bulunsa dünyada barış sağlanacak, biz marsta eşek bulmuşuz eşek asdfg bu başka bir şey. evet.
sonuç olarak bu nickin ardında bir fakir var sözlük. ve fakirlere kurşun işlemez.

ulan yine uzun yazdım. kısa yazıp geçeceğim dedim de olmadı. lanet olsun ya.

bir anda gelen kamyon olma isteği

azrailin regl donemi
şüphesiz ki tutkulu bir istektir. hep özendim kamyonlara. tekerine, dorsesine, kupasına, benzin deposuna.. ah o kadar büyük o kaddar ekşın başka bir şey daha olamaz bence.

diyorum ki şöyle büyüğünden bir kamyon olsam.. tekerlerimin lastikleri beyaz olsa cantlarım da kara. dorseme yükümü alsam seksi bir şekilde yollara koyulsam.. otostopçulara fısıldasam felan..

en güzeli de dorseme tıka basa kırmızı gül doldursam ve yavuklumun evinin önüne ya da babasını arabasının üstüne döksem? nasıl olur? nazlı güzel beni sever mi? benim kocaman tatlı kamyonum deyip dikiz aynamdan öper mi?

inş canım ya. çünkü neden olmasın.

not: artık ben bir kamyonum.