confessions

azrailin regl donemi

1. nesil Jurnalci - becerikli

  1. toplam entry 837
  2. takipçi 31
  3. puan 12968

kirklarelili lili

adini yavsak koydum taylan in yolu
Konuştuğum ilk andan beri 'bu kadar iyi bir insan gerçekten olabilir mi' diye kendimi sorguladığım çiçeği burnunda zengin sözlü yazarı. Ayaküstü de olsa kendisini tanımak çok güzeldi.

Güzel ruhi amcamızın şarkıyı söylemeye başlamadan o duru sesiyle söylediği gibi 'beraber söyleyelim öyleyse'...

keloğlan ak ülke masal kitabındaki rezalet

kadin kismisi cok yazmaz
erotizmin ve pornografinin hükümet politikası doğrultusunda yeniden tanımlanması için tüm yetkilerin tek elde toplanması. düşünsenize erotizm bir hükümet politikası artık.
ve bu tür düzenlemeleri yapma yetkisini elinde bulundurdukça, karşısında durduğunuz her saniye onun işine yarayacak ve onu besleyecek.
çok köşeye sıkıştırıcı...
bir sonraki hamle ne olacak?

yaran olaylar

zengin sozlugun fakir yazari
Zamanın birinde anadolunun küçük şehirlerinden birisinde milletvekilliğine aday olmuş bir adam, heyetiyle birlikte seçim çalışması için bir köye gider.

Kapısının önünde iş gören teyzeye yaklaşarak "teyze ben adalet ve kalkınma partisi'nden milletvekili adayıyım oyunu bana verir misin? Reyine talibim" der. Teyze şöyle kafasını kaldırır ve " Yok oğlum, ben tayyibe vereceğim" diyerek işine döner.

zengin sözlük anketleri

icgqhs
son yapılan "yönetim nasıl" sorusunun verilerini paylaşayım ;

katılım 52 kişi:

berbat, hepsi gitsin. 13%
yönetim ne ki? 17%
berbat admin dahi hepsi gitsin. 9%
hatalı başlık ve hatalı entry görmüyorum bence iyi 30%
pek ihtiyacım olmuyor yönetime 32%

soyun

icgqhs
kelime olarak cinsel çağrışımlar yapıyor olsa bile öyle değil.

hayatım boyunca tek taraflı uçak bileti hayali kurdum hiç kimseye hiçbir şeye ait olmadan.
soyadımla aynı olanlar, lise vesaire okullardan, sokaklardan her dostluklardan kim varsa...

mahallenin muhtarları

sos
birkaç lahza olarak hatırladığım dizi.

birkaç lahza veya birkaç anekdot şeklinde hatırladıklarım;
kaygısızlar
bizimkiler
çılgın bediş
çarli iş başında

epey hatırladıklarım (en azından üç aşağı beş yukarı oyuncuları ve rollerini söyleyebileceğim);
yılan hikayesi
beşik kertmesi
bücür cadı
yedi numara
deli yürek

tam olarak hatırladıklarım;
çocuklar duymasın
ekmek teknesi

quares

fiorabella
aktivist ve militarist ruhlu yazardır. ileriyi gören, adımlarını ona göre atan, duruşunu hiç bir şekilde bozmayan ender kişilerden biridir. siyasi olarak aynı çizgide buluştuğum, siyaseti, devrimi, insnlığı, evreni, ağacı, çiçeği böceği, edebiyatı, sinemayı daha bir çok konuyu tartışırken kendisinden pek çok şey öğrenmişliğim vardır. arada özellikle hayvana vahşet konularında bıktıracak şekilde dert yandığım oluyor. sağolsun desteğini esirgemiyor. ülkenin böyle insanlara ihtiyacı var.

hayat sert ritimlidir. yaşanılan ömrü anlamlı kılan her alanda hakkını vererek yaşamaktır. bu yüzden hayatı flemenkoya benzetirim. inişli, çıkışlı, hırçın, öfkeli, huzurlu, güçlü, sert notaları ve şarkıların sonundaki oleyy nidasıyla gelen başarı. sayın quares eminim sonu "oleyyy" ile bitecek anlamlı başarılara imza atacak.
madem flemanko dedim, o zaman buraya bir adet, pepe romero "farruca" bırakayım.keyifli dinlemeler.

fiorabella

quares
İtalo calvino şöyle diyor:
“biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. iki yolu var acı çekmemenin: birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. ikinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.”

Fiorabella'da ikinci yolu seçerek dünya cehennemine tepkisiz kalmamış ve dünya cehenneminde elinden ne geliyorsa sonuna kadar yapmış ve yapmaya devam eden, tebrik edilesi iyi bir yazar.

İyi insanların lenin'i... :)

ersin turhan

fiorabella
bir türkiye dramı daha. allah nurlar içinde yatırsın. torpilli leş kargalarından atama sırası gelmiyor. duygularımı yazacak kelime bulamıyorum. üzüntümü, öfkemi dile getirecek cümleler kuramıyorum. intihar değil, bu bir cinayet. evet cinayet. hem de en kanlısından. milletvekli çocuğu olsaydı sınavsız atanacaktı. haksızlık diye yırtınsak bile çığlığımızı duymuyorlar, duymak istemiyorlar.
üzügünüm öğretmenim.

keloğlan ak ülke masal kitabındaki rezalet

fiorabella
duran yılmaz'ın çocuklar için yazdığı masal kitabıdır. bu yaştaki çocukların okumaması gereken cümlelerle doludur. yazarı artık hayatta değil. ölünün arkasından konuşulmaz ama bu nasıl nasıl masaldır? bunu yazarak masum bebelerin ruhlarını kirletmek büyük vebal.
çocukların okuyacağı kitapları önce biz okumalıyız başka yolu yok.


zenginsozluk.com/foto

zenginsozluk.com/foto

zenginsozluk.com/foto

yeni nesil

kozmos
sürekli gündemde olacaktır, çünkü 'yeni' sürekli olacaktır. beraberinde, 'yeni nesil yaldır yaldır geliyor' 'yeni nesil yükseliyor' tarzı cümleler fazlaca bayağı. öyle bir topallıyorlar ki, yüzlerinden akıyor bu sekme işi. acıyorum, haddim olmasa da. akranlarım da nisbeten, 'yeni' sayılır 'eski' olma yolunda emin adımlarla yürüyedurmak şöyle dursun.

fakat kafa yapısının oluşması sürecinde, o kendilik, bilinç inşaası sürecinde öyle sakat faktörler var ki, öncelikle ailede başlayan ve koca bir ömrü etkileyecek olan, üzülmemek, insanın haddine olmsa da hi müdahele etmek istemek elde değil.

(bkz:evlilik endeksli mutluluk)
örneğin, mutluluğu, evlilik endeksli bir yapı olarak gören insanların, çocuklarının, hayattan alabileceği maksimum fayda, iktisadi boyutundan psikolojik boyutuna kadar oran 0'a sürekli yakın olacaktır veya hep, bu yönde eğilim gösterecektir.

ortalama bir türk yaşlısı ile veya bir akraba sohbetinde geçen cümleler, yaş aralıklarına göre yalnızca ve genellikle şunlardır:
''okul nasıl gidiyor?'' (hiçbir yere çıkmaz sorulardan seçmeler)
''matematik nasıl?'' (kötü de olsa yardım edemeyecek insan sorusu)
''askerlik ne zaman'' (laf olsun torba dolsun)
''kaçıncı sene?'' (yaşıyoruz gönlümüzce, üzdün bizi muharrem ince)
''senin bölümün neydi?'' (leeeet the sun shineeeee, leet the sun shiineee)
''kpss'ye girdin mi?'' ( biz napıyoruz ki, kendimize gelelim lütfen)
''evlilik var mı?'' (belediyeden sevişmek için alınan yazlı izin belgesini kastediyor)
''çocuk ne zaman?'' (yatak odasındaki komidinin dekora, hormonlara olan katkısından dem vuruyor olabilir)
''2. çocuk ne zaman?'' (jesus christ it's jason bourne)
''çocuklar nasıl?'' (***)

hem uzattım hem saçmaladım, kısaca yeni nesil, dünki yeni nesilden hep daha şanssız olacaktır, şanslı olmasının yanı sıra, şanssızlığı göz dolduracaktır..

yeni nesil

sos
"Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar"
[aristoteles]
m.ö 384 - 322

dağınık gazel

magic mushroom
Yılmaz odabaşı'nın muhteşem şiiri.

"eski güzel şeylerden değil,
yeni kötü şeylerden başlamak gerekir."

-walter benjamin-

göç
geçer...

geçer ayrılıklar baladı.
siyah bir orman olur gençliğimiz.
bize böyle pay kalır.
bize böyle pay kalır...

ağla sömürgem,
belki dönemem.
oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır;
kış yanar, düş üşür yüreğimde.
ağlarım, gözyaşım beyaz kalır...

sonra askerler yeniden kuşatırlar aşınmış kaleleri.
bin "hawar" parçalar gecenin döşeğini.
ocaklar iniler, yas büyür, orta yerde kan kalır.
dıngılava'da peştamallı çocuklar havuzlara işerler;
gözlerinde bir mahmur özlem kalır...

derken bir ankara, bir poyraz beni döve döve içeri alır.
yollar da giderek uzaklaşır...
giderek uzaklaşır.
fahişeler terli kasıklarıyla sabaha uğurlanır,
kuşlar inkâr edilir, gökyüzü yağmalanır;
ben büyürüm bu kederle kalbim uslanır...

ağla sömürgem!
ağla ve kucakla kumral delikanlını.
buralarda çatılmış bir tüfeğim böğrümde taflan kalır.
şimdi kızılay'da oturmuşum hasretin kancasında;
geçer zaman, geçer yıllar, günlere bir yeni hazan kalır...

ağla sömürgem...
sen hep mağlup bir ağlayışta,
ben uzak susarım bu mağlubiyet için hep anlayışta.
bak, çöpçüler bu geceyi de piç edip süpürdüler.
ben ise haber değeri bile olmayan bir haykırışta,
özleminle hâlâ bir yakarışta!

ağla...
ben de ağlarım gözyaşlarım özlemine az kalır.
buralarda nem var; nem varsa sende kalır.
daha çağırırken beni dağ dorukları,
sömürgem yaslar durur sesime kırgın ayrılıkları.

ben gittim
ve yittim!
oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır,
yaslarım günleri yüzüme gözyaşım beyaz kalır.

burada yıllar küfürle uğurlanır;
ben büyürüm içindeki haylaz çocuk uslanır?

ve günler geçer, herkes gider, pistler boşalır;
sahnede bir kurtlar, bir ben, bir klasik dans kalır.

ağla sömürgem...
buralarda döne döne-
mem!
artık bir yeşile dolmasak da anılardan haz kalır.
sen de bir zaman duyarsın
bir gün bir taze mezar kazılır:
ardında bir dağınık gazel ile
kül ile
ankara'da bir ölü yılmaz kalır.

5 yıl sonraki kendine mektup

diko
Eski zamanin birinde antep taraflarinda bir köyde çoban ali derler bir garip yaşarmış biliyor musun 5 yıl sonraki ben. Bu garip coban nerden bulmussa bir jilet bulmuş böyle yepyeni. O zamanlar jilet bulmak zor. Dağda koyunların başında beklerken "dur len ben bi etek tıraşı olayım" demiş başlamış tiraja. Başlamış baslamasina da bu arada sürüye kurt dadaniyor. Kurt sürüden bi kuzuyu kapıyor goturuyor coban ali tirasa devam ediyor. Ardindan bir koyun bir kuzu daha derken coban ali tirası bitiriyor şöyle bir dalgaya bakıyor ve diyor ki; koyunu kuzuyu kurt kapti ama mal da mal oldu ha.
Evet 5 yil sonraki ben. Koyunu kuzuyu kurt kapti ama mal da mal oldu ha diyecegimden adim gibi eminim sana.

monster degree

ontolojik sancilarimin merhemi
Kendisinden de, etrylerinde de hoşlanmadığım bir yazar. Bir moderatör olarak kunduz modunu kullanması gerekliliğini es geçmesi, zoolojiye olan zaafına veriyorum. Yeni yılda objektif bakış açısı ve görevini kişisel problemlerinin üstünde tutmasını dilerim. Profesyonel olmak şu günlerde çok zor azizim.

tecavüzcü anne ve baba

zengin sozlugun fakir yazari
insanoğlu denilen mahlukat israfil meleğin işini kolaylaştırmak için elinden geleni ardına koymuyor. Her seferinde daha fazla bir şey olamaz daha kötüsünü görmeyiz diyoruz ama her defasında şaşırtıyor bizi. eyy israfillll biz üstümüze düşeni yaptık kardeş neyi bekliyorsun Allah aşkına üflesene. daha ne kadar sapıtabiliriz daha ne yapabiliriz amk iki tarafta da cehennemi hak edecek ne yaptım ben üfle yeter artık s*keyim dünyasını üfle yıkılsın gök kubbe.

çamaşır suyu

sos
şişenin hepsini boca etmemek gerekiyormuş. şişede durduğu gibi durmuyormuş. bir şişeyi olduğu gibi boca ettim. mükemmel derecede çamaşır suyu koktu ev. pencereleri açtık. kokunun gitmesini bekliyoruz.

ben ne yapayım kardeşim? suç bende mi? suç üreticide. şişenin üstüne şişede durduğu gibi durmaz diye bir uyarı yazısı yazmamışlar.

tecavüzcü anne ve baba

fiorabella
üremeyi başarmış iki pisliktir. konuyu aslında başka bir platformda gündeme getirmiştim. buraya yazıp yazmama konusunda kararsızdım. sinir bozucu, kan dondurucu ama bu tip insanların var olduğunu bilmek gerekiyor. olan için bir şey yapamayız ama en azından çevremize karşı daha gözlemci olabiliriz. bu tip travmalar yaşayan çocukları dikkatli bakarsak görebiliriz. şüphelendiğiniz bir durum olursa ve çocuk anlatamıyorsa resim çizdirin bir şekilde. duygularını resimlere aktarabilirler. çocuk istismarına karşı endişeli olmak yerine uyanık olmamız gerekiyor.

olay geçen yıl kastamonu tosya'da yaşanıyor. hasan ve melek k. iki çocuklarına tecavüz etmiştir. görülen dava bugün sonuçlanmış baba denilen pislik 167 yıl, anne denilen kahpe 27 ceza almıştır.
içerde bu iki lağım moronu besleyeceğiz. bizim vergilerimizle semirecekler.
kaynak

adini yavsak koydum taylan in yolu

kirklarelili lili
Faulnis dinlediğini görünce ağzım öyle bir açıldı ki kapatamıyorum. Şu koca ülkede benden başka bilen yok sanırdım.

20li yaşlarımın buhranlı dönemlerinde gizli kahramanımdı faulnis. Şu an hayallerimi yıktınız bunu dinliyor olmakla. Ruh halini o yansıtıyorsa sıkıntı büyüktür.

Diyeceklerim bu kadar.

kadınların adam gibi adamları sevmemesi

kirklarelili lili
adam gibi adam nasıl oluyor bilmiyorum ama bir bakıma katılıyorum.

şahsen, biz kadınlar ağzımızdan ne kadar bilgili,kibar,nazik erkekleri düşürmesek de gidip kaba saba, aklı afedersiniz şeyinde adamlara yeşil ışık yakıyoruz. Bu açıdan haklısınız beyler. Galiba ilkel içgüdülerimiz evrimsel süreçte çok körelmemiş.

paris sendromu

sos
bir yerde okumuştum. kabaca şöyle bir tanımı var bu sendromun: "paris'e ilk kez giden turistin, paris'i umduğu gibi bulamaması sonucu yaşadığı travma"

sendromu tetikleyen semptomlardan biri de bireyin paris'e seyahati sırasında yaşadığı jet-lag veya kaba tabirle "yol yorgunluğu" sonrası bir de paris'i hayal ettiği gibi bulamamanın verdiği hayalkırıklığı ve neticesinde travma yaşıyor birey.

peki neden en çok japon turistler yaşıyor bu sendromu? bana soracak olursanız; japon oldukları için... yani japonlarda mükemmeliyetçilik hat safhadadır. mesela senin için basit bir şeyi, en mükemmel şekilde yapabilmek için belki bir ömür harcar adamlar. hem içeriğe hem de şekle çok önem verirler. mesela çiftçilerin katılabildiği bir yarışma var japonya'da. en kusursuz şekilde ve en lezzetli meyveyi üreten çiftçi ödüllendiriliyor. çiftçi bir adet kusursuz meyve üretip, adını altın harflerle listeye yazdırabilmek için aylarca bakıyor o meyveye. "gözüm gibi bakarım" derler ya. o çiftçi belki gözünden daha iyi bakıyor. belki aralarında "gözüme bir şey olsun ama o meyveye olmasın" diyen kafayı kırmış çiftçiler bile olabilir.

her şey mükemmeliyetçilik üzerine. yani burada 95 alan öğrenci hocam niye 100 değil? der. bu soruyu sorarken öylesine sorar. öğretmen için de ve öğrenci için de pek bir ciddiyet arz etmez bu soru. fakat orada 99 alan öğrenci neden 100 değil diye sorar. bu durum da buradaki gibi hiç alay konusu olmaz. bu soru bir ciddiyet arz eder. burada 95 alan ile 100 alanı aynı kefeye koyarlar. fakat orada 100 alan, 95 alandan da 99 alandan da üstündür.

çiftçi örneği sadece bir adet örnekti. belki bilmediğimiz pek çok yarışma vardır. olay yarışmanın olup olmaması değil. özetle; hayat, kültür, düzen mükemmeliyetçilik üzerine japonya'da.

velhasıl kelam, japonlar garip insanlar. paris sendromu gibi saçma sapan bir sendroma yakalanabilirler. bir serum neyin bağlayın bir şeycikleri kalmaz.

dünya lideri erdoğan

keskin nisanci
dünyaları erdoğan ile sınırlı olanlar için doğru bir ifade. bunların ki tavşan dağı küsmüş, dağın haberi yok durumu. dünyada kimsenin erdoğan'ı umursadığı yok ama onlara göre, erdoğan yüzünden tüm dünya türkiye'ye düşman ama bu kafa iyi lan. dert yok, tasa yok. erdoğan nefes alın diyor, nefes alıyorlar, almayın diyor almıyorlar, beyne oksijen gidiyor mu gitmiyor mu umursamıyorlar.

facebook'tan soğuma nedenleri

kozmos
60-70-80 doğumlu insanların teknolojiyi keşfiyle orantılı bir soğumadır bu, yeni ve erken dönem yeni neslin facebook'tan soğuması.

facebook, instagram, twitter gibi ana akım sosyal medyanın demirbaşı, en son facebook hesabı gerekiyordu diğerlerinde hesap alabilmek için. ondandır bir de. neyse, abinlere selam söyle oğ lum ben tü lay teyzen. öpüyorum,,

dünya lideri erdoğan

fiorabella
hüloooggh abla, gıl teyze, kürtajcı dede gibi, sevenleri ve biat edenleri tarafından kurulan cümledir. bir sonraki versiyonu galaksinin efendisi olabilir. bilemiyorum şimdi. uluslararası arenada küçüldükce küçüldüğümüzü, sefil böcek gibi görüldüğümüzü, maskara olduğumuzu bildiğimi biliyorum.
bbc bir video hazırlamış izleyelim, izleyelim de ağlanacak halimize gülelim. ben güldüm valla.
tık

donald trump

fiorabella
höyttt dediğinde karşısında selam duran liderler var. kendisine sosyal medyadan mesaj yazıp türkiye'de hayvan hakları kanununu çıkartması için bizimkilere ayar vermesini isteyeceğim. denize düşen yılana sarılır misali. nasılsa ayar yemeye alışık birileri.

zengin itiraf

sos
abime şaka yapmayı düşünüyorum. önce aleyna tilki'nin dipsiz kuyum şarkısını indirip, "misafir çocuğu gibiydin geldin dağıttın gittin" kısmını kırpıp yeni bir mp3 halina getirmeyi, sonra bu mp3'ü telefona indirip gece sinsice abimin telefonuna göndermeyi, abimin telefonuna zil sesi olarak ayarlayıp zil sesi seviyesini de son seviyeye + getirmeyi düşünüyorum.

tamam tamam yapmayacağım. çok çocukça olduğuna karar verdim. neyse bir çay içeyim.

zengin itiraf

sos
akrabam dahi olsa, uzun süre irtibat kurmadığım bir insanla eski samimiyetimi kuramıyorum. samimi bir şekilde iletişim kuramıyorum. bugün belki en son 5 yıl önce gördüğüm bir akrabamı (teyzemin kızı ve benden en az 10 yaş büyük) tesadüf eseri gördüm yolda. "nasılsın?" dedi. "iyiyim. siz nasılsınız?" dedim. garipseyerek "i.. i... iyiyim..." dedi. biraz ayaküstü sohbet ettik mesafeli bir şekilde.

bu olaydan bağımsız olarak;
bir akrabanın, bir tanıdığın, bana, hayatımı nasıl planlamayı düşündüğüme dair sorular sorması beni çok yoruyor sözlük. cevap vermek istemiyorum o tür sorulara. çünkü cevap verince de haliyle verdiğim cevap mesafeli, yüzeysel bir cevap oluyor. hatta karşıdakinin yanlış anlayacağı, anlayabileceği bir cevap oluyor. e anlarsa anlasın pek umurumda değil de zaten.

iyi de sos konu nasıl açılacak o zaman? muhabbet nasıl dönecek? açılmasın da dönmesin de kardeşim... ben onlara soruyor muyum? önümüzdeki 10 yıl içinde kendinizi nerede görüyorsunuz? diye. sormuyorum. hatta arayıp sormuyorum...

bir gün dayanamayıp, o meşhur olan fenomen gibi ayağa kalkıp haykıracağım valla;
herkesin hayatına kimse karışamaz! o o şekil yaşar, öteki o şekil yaşar... kimse kimseye karışamaz. herkesin özgürlüğü bi-dir...

toplu taşıma araçlarındaki ücret adaletsizliği

zengin sozlugun fakir yazari
Artık dur denmesi gereken ama her haksızlık karşısında olduğu gibi buna da kimsenin ses etmediği hırsızlık. Evet hırsızlıktır. Alenen üreten kesimin parası çalınıyor.

Asgari ücret ile çalışan bir işçinin 8 lira ücret ödediği bir hizmete 6 milyar maaş alan polis memuru, elini kolunu sallayarak biniyor. 2 kuruş fazla kazanmak için saatlerce mesai kasan bir adamın 5 liraya bindiği dolmuşa 65 yaşina kadar bir sikime yaramamış asalak, sikinin keyfine binip iniyor. Ev ekonomisine destek olmak için akşama kadar fabrikada çalışan ablanın 4 lira verdiği dolmuşa günde 3 saat sırf kız görebilmek, sırf ego tatmin etmek, sırf dudak büküp fotoğraf çektirmek için okula giden geriye kalan kısmı cafelerde harcayan israflar 1 lira ödüyor.

Birilerinin nefesini keserken birilerine destek olmak ne demek ya. Bu nasıl bir mantık amk. Herkese 2 lira olsa herkes rahat etse ne olur yani. Ne yapıyor o polis terörist yakalamaya dolmuşla mı gidiyor? O öğrenci artan parayı eğitimine mi harcıyor? O asalak o parayla yararlı bir iş mi yapıyor? Üreten kesime bu kadar yüklenmenin mantıgı nedir ya?

ahir zaman

oblomov
dünyevi canlıların yaşamlarının son zamanlarıdır. ahiret öncesi de sayılır. bir çok dinde kıyamet kopmadan önceki zaman olarak geçer. yaşılar eşlerine eskiden "ahirliğim" gibi bir kelime kullanırdı. sanırım bu dünyada tek sahip olduğum anlamına geliyor.