confessions

azrailin regl donemi

1. nesil Yazar - Yorulmak bilmez

  1. toplam entry 668
  2. takipçi 22
  3. puan 9319

bir kadına sevgiden bahsedememek

azrailin regl donemi
artık istesem de yapamadığımdır. şifreleri çözdüysen ve acı gerçeği gördüysen olayı daha yalın ve bitik görüyorsun.

cem karacanın sen de başını alıp gitme isimli harika eserinden,

"hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, Hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar."

kısmını her dinlediğimde bu kısmı sevdiğim bir kadına(herhangi bir aday işte)söyleyesim gelir. ama söylemem. içimde tutarım. içimden bile söylemem. öldürdünüz be güzelim o içimdeki adamı. böyle bir adam ki sevdiği kadının tekerlekli sandalyeye mahkum kalsın ister sırf ona bakabilmek, içindeki o engin sevgiyi bir ömür yetmeyeceği halde verebilmek için.

ama yok. yaparsam insan değilim. hem ne gerek var be güzelim. sana erkek mi yok?

öyle bir gittiler ki benden uzun bir zamanımı kadınlara ve insan davranışları üzerine yoğunlaşmama sebep oldu. yani bu şahıs boşa bir şey demiyor. istese de yapamıyor.

içimden gelmiyor inanın bir kadına içten bir çift güzel söz söyleyesim gelmiyor.
zaten son zamanlarda aşkın da bir yanılsama olduğuna ve sırf üremek için üretilmiş basit bir basamak olduğuna doyumsayarak karar verdim. aşkın bile bir matematiği var bana göre. ve çizgileri keskindir. öyle istemsiz de olmaz. sonsuza dek sürmez. irademiz ile sündürmezsek aslında birkaç saatliktir. o aşk dediğiniz aç olan hormonlarınızın olmasından ötürü size karşınızdaki ile daha fazla yakınlaşmanız için oluşturulmuş heyecan duygusudur.

yakınlaştıkça heyecan azalır, sevişmek ister beden. daha fazlasını ister. en daha fazlası ise ortak üretiminiz olan bir bebektir. dahası yok. sonrası ya ayrılık ya aldatmalar ya da katlanma mecburiyetini maskeleyen vıcık romantizm içerikli bahaneler.

vazgeçtim. sigarayı bırakmıştım ya hani. ondan vazgeçtim. yoksa sevmemekten dönüş yok. sevinme yani.

hadi eyvallah.

bana iyi geliyorsun diyen kız

azrailin regl donemi
kısa bir süre sonra unutacak kızdır. her ilk tanışma ve flört tarzı kaynaşmalar aslında başından bellidir biteceği. tecrübe.. öyle ki şimdi tam da burada birisi ile sohbete başlasam ilk günden ne şekilde gelişeceğini ve son bulacaksa nasıl son bulabileceğini tahmin edebiliyorum. ki bu tahminden ziyade keyif verici; sonunu bildiğim bir deneye dönüşüyor. evet tüm eski tanışıklıklarımda aynı şey geçerliydi. ama ben normal davranıyorum. olayların akışına engel olmuyorum. hatta karşımdaki kişi ile konuşurken keyif alıyorsam bunu açıkça da belli ediyorum.

karşı taraf beni saf delikanlı sanırken aslında içgüdüsel olarak ihtiyaç duyduğu için benimle konuşan ve yoksun olduğu şeye doyduğu giden ve evet yeniden diyorum ki bunların hepsini doğası gereği yapan ve bunların hiç mi hiç farkında olmayan kızımızdır saf ve aptal olan.

insanlar yoksun hissettiklerini arzular. duyguları doyuma ulaştığından diğer yoksun olandan mahrum hissederler. asla anlayamazlar aslında hep bir "b" noktasına koşmakta olan yarış atı olduklarını.

insanlar çok basit. tamamen içgüdüsel yaşayan zayıf canlılar. kadınlar özellikle. anne, abla, bacı ve toplumların değerlerinin mihenk taşı oldukları önemli bir ayrıntı olmaları haricinde ruhlarındaki o zayıf kırılganlık ile kendinde olmayanı bulmak adına diğer sevdiği insanları çiğnemeleri nasıl da çelişkili bir canlı olduklarını ortaya koyar.

aşık bir kadın tehlikelidir. çünkü aşkı tatmıştır ve biraz olsun eksilirse o eksikliği tamamlayana koşmaları kaçınılmazdır.

çocuklar duymasın

azrailin regl donemi
özelikler 2002-2003 yılındaki hayat karşı çok çocuk kalan zihnimde güzel anılar barındıran dizi.

vay anasını lan sözlük!

16 yıl olmuş. eskiler güzeldi yeaaa! şaka lan şaka bize güzeldi amk aslında çok da kötüymüş. vazgeçtim güzelmiş.

2002-2003 okul sezonu. çocuklar duymasın dizisine özel dizideki karakterlerin fotoğraflarının bulunduğu çıkartmalı sakız satılıyor. bir de bunları yapıştırmak için bir kağıt veriliyor yanında. listeyi tamamlayana ve Haluk'u bulana(Haluk'tu sanırım) bisiklet felan veriliyor. tüm okul bu kağıtlar üzerine değiş tokuş için pazarlığa tutuşurdu.

neyse efenim dizi bitti. zaten takip de etmiyordum. huyum kurusun ben aslında hiç dizi takip edemedim. bu yüzden tük televizyonculuğundan özür diliyorum. ya da vazgeçtim lan siz benden dileyin. beynimizi yakıyorsunuz aptalca yayınlarınızla.

yıllar geçti tekrar yayınlandı sonra kalktı sonra yeniden girdi felan. ara sıra denk gelirdim sosyal mesaj ile duyar kasma itemleri ile vuruyorlardı izleyiciyi mesajına çarptıklarım. kısa mesaj yazamadığımız dönemlerde neredeydiniz yavrum? siz sosyal mesaj verme seviyesine geldiğinizde o çok çok duyarlı facebook ergenlerimiz o işi yıllar önce yapmıştı zaten. sonuç olarak çok geriden geldiniz beybi.

1 ay önce felan denk geldim. yok böyle bir evrim. cep telefonu bile daha kısa sürede evriminin tamamladı ulan siz kim köpek yıllarca aynı modda ilerlerken aniden konsept değiştiriyorsunuz?
bu dizi de konsept olarak günümüz dizi tarzına evrilmiş. karı koca arasındaki entrika, kıskançlık ve ayrılık modu vb.

çok geriden geldi ve bu yüzden türk televizyon tarihinin en aptal ama ne hikmetse para getiren ürünüydü. aptalca bulmamın sebebi dizinin konsepti değil. bilirsiniz ki televizyonculukta popüler dizi klişelerine göre yeni diziler konseptini ayarlar ve sistemleri böyle gelişir. bu dizi de konsept olarak günümüz dizi tarzına evrilmiş. karı koca arasındaki entrika, kıskançlık ve ayrılık modu felan. neye talep varsa o tarzda yayın artar. örnek vermek gerekirsek son birkaç yılın dizi konseptinin öncüsü aşkı memnu dur. 2010dan öncesinde diziler hep aile, okul ve mahalle üçgeninde dönüp duruyordu. şimdiki dizilerde herkes holding sahibi. ama ne iş yaptıkları belli değil. düşünsenize olum adam holding sahibi fakat bir kadın peşinde ve hiç çalıştığını görmüyoruz. aksine gerçek bir iş adamı 25 saat dolu iken!

ne diyorduk? heh çocuklar duymasın.. dizi komedi olarak başladı. sosyal mesaj veren kamu spotu modunda ufak bir detay olarak devam etti ve en sonunda günümüz saçma dizilerin konseptine uyum sağlama çabasına girdi.

ulan bu dizi 16 senelik. yapımcıları ve yönetmeni ileri derecede geri zekalı olmalı ki güncel televizyonculuğa yıllarca aykırı ilerleyip aniden pozisyon değiştirdiler. dizinin ilk haliyle alakası yok; dizinin ilk çıkış noktasına çok uzak. kim izler ulan bu diziyi?

paçalı donuna sıçmaktayken dizinin ilk bölümünü izleyenler şimdi üniversiteli. benim gibiler de evlendi de ikinci çocuğu bekliyor. bunlar da halen çocuklar duymasın diyor.

lan o değil de çocuklar bile yok artık siz nerenin köyüsünüz abijim ya?

neyse ya uzun ettim çok.

iyi diziydi. ama bozdu'^+%&/()=?

pardon. sıçtı.

bastırılmış şeyler

azrailin regl donemi
demişler ama.. türkiye'de yaşayan kadınlar için bastırılmış cinselliktir. cinsellik öyle ayıp ve korkunç bir şeymiş gibi gösterilmişki herkes o içindeki seks canavarını dibine kadar yaşayacağı günü sabırla beklemekte. tamam kabul bazı şeylerin yanlış olduğu doğrudur ve bunlar çocuklarımıza öğretilmelidir; belli bir yaşa gelmeden hatta belki evlenmeden seks yapılmayacağı konusunda uyarırsınız anlarım da bunun "öğğhhk kaka" şeklinde betimlemeniz o kız çocuğunda cinselliği mazoşist bir halde yaşama isteğine itiyor. öyle bir büyütüyor ki o yasak şeyi zamanla diğer tüm acı verici şeylerin cinsellikle bütünleştiğinde zevk verici şeyler olduğuna bile inanabiliyor.

bir kadın neden mazoşist seksten hoşlanır ve nasıl mazoşist olur? bana göre bir sebebi var.

gözlemlerime dayanarak anladığımdır ki cinsel merakı bastırılmış küçük kız çocukları üst bilinçte bu mevzuya baya bir uzak kalıyor büyüyene kadar. fakat alt bilinç bunu yaşamak için uygun vakti bekliyor ve bu bölümde merak giderek artıyor..

kimse kırbaçlanmak, boğazının sıkılmasını ve tokat yemeyi istemez. fakat cinselliği gerek aile eğitimi gerekse dini sebeplerden ötürü kötü bir şeymiş gibi öğrenen çocukların alt bilincinde cinsellikle birlikte bu diğer fiziksel şiddet içeren her olay da kötü algılandığından bu tarz travmaları cinsellikle beraber haliyle kötü sayarak alt bilincinde topluyor.

günü geldiğinde, cinselliği yaşama fırsatı geldiğinde, bir erkeğe özgürce dokunabildiğinde genç kızımızın içindeki o seks canavarı serbest kalıyor ve bununla beraber o şiddet içerikli travmaları bir kez daha yaşama arzusu daha doğrusu cinsellik açlık kötü ve acı verici ne varsa cinsellikle birleştirmek istenebiliyor. aslında bu genellikle aşık olunan erkeğe tek bir kişiye karşı oluyor. ben buna kişiye özel mazoşizm diyorum. başka birinin uyguladığı sert davranışlar itici gelirken, sevilen erkeğin uyguladığı sadist ya da biraz daha basit olan sert tavırlar hoş geliyor kadına.

bastırılmış cinselliğin zararları devamında hiperseksüellik olarak kendini gösteriyor. ki bu aldatmaya, açık ilişki yaşamaya daha da kötüsü cinsel doyumsuzluğa sebep oluyor.

sonuç olarak kişi için günün 25 saati seks oluyor.

cinselliği hayatınızın merkezine koymayın. doğanız gereği hayattaki varış noktanız ama hayatınızın tamamı değil gençler.


tükenmiş olduğunu fark etmek

azrailin regl donemi
gün içinde tarafımca yaşanandır.

cidden tükeniyorum be sözlük. yazayım desem sayfalarca yazar, müzik dinlemek istesem korkunç bir iştahla dinlerdim. konuşmaya başlayınca çenem düşer de susturamazlardı. boş da konuşmam ya zaten. laf hep gediğine oturur ben konuşunca. bilinçsizce içgüdüsel olarak. sözde duygularımı mantığımla yöneten insanım ya ben. hani? nerede? olmuyor amk.

ezberlemek istediğim çok şarkı var ama içimden elmiyor. yeni İngilizce kelimeler öğrenmek felan. hayata karşı iştahım kalmamış sanki. şu ortamda bile aynı mevzu geçerli. sırf başlık açmak olsun diye 2 cümlelik bilgiler bile yazamıyorum. kendimi o kadar boş hissediyorum ki.

ulan bendim kendimce tezler üretip üzerine saatlerce konuşan ve sayfalarca yazan. ne oldu la o adama? nereye soktum?

kafası boş bir ben hiç çekilmiyormuş ya en büyük acı da bu şuan. sebebi de belli aslında. yaşadığım tecrübelerin, aşkın, insan ilişkilerinde insanlara karşı duygularımızın değişimine sebep olan olaylarının gelişiminin hatta anne sevgisinin bile matematiğini çıkarmaya çalışmam hatta yazıp çizip çözmem yaşam enerjimi yok etti. yüzde yüz mantık daha doğrusu duyguların bile mantığına vakıf olmak ilk başta bir aydınlanma gibi gözükse de sonrasında ruhun kuruyor, olayların özellikle de duyguların nasıl olduğunu ve olacağını bilmen sonu belli bir filmi izlemekten daha sıkıcı ve daha donuk bir hayat sunuyormuş.

bilmiyorum.. belki bu bir süreçtir. bazan enerjimiz azalır ve şarj moduna geçeriz. belki de eşek kadar olmama rağmen bir ağlasam geçer sanki.

neyse. en azından kaybedecek bir şeyim yok. bir de tat alma duyularım hayatın tadını tekrar hissederse potansiyelim belirginleşir.

off neyse ulan. sonuçta yaşamak güzel şey.

münir özkul

azrailin regl donemi
yine birini daha gömdü' diye goygoyunu yaptılar sanıp başlığa geldiğim an vefat ettiğini öğrendiğim büyük üstat.
sözlüklerde yıllarca "birini daha gömdü, bugün de ölmedi" denilerek makarası yapıldı. kına yakın şimdi.

Yeşilçam son asını da verdi. Yeşilçam dosyası kapandı. hadi dağılın.

kadınlar ne ister

azrailin regl donemi
"kadınlar" kelimesindeki genelleme ile baştan sıçan sorudur. derin bir soru bu. elbette genel birkaç madde sayılabilir ama 3-5 taneyi geçmez.
bir de hangi konuda? neyse biz ilişkilerden yürüyelim..

erkekler arzular konusunda stabildir. ama kadınlarda bu durum kişiden kişiye büyük oranda farklılık gösterir.

bu konu hakkında detaylı bir şekilde yazma işini sonraya bırakmak istediğimden şimdilik üstü kapalı bahsedeyim....

erkeklerin kadınlardan beklentileri standarttır. genelleme yapılabilir. erkeklerin kadınlardan istedikleri standart olsa da erkek denen insan yavrusu derinlerde çok duygusaldır. aşkı mantık ile başlar zamanla derinleşir ve yerini yoğun duygular alır. kadını onu sevsin yeterdir onun için.

kadınlarda ise aksine yoğun hislerle başlar aşk ama sonraları mevzular mantık çerçevesinde değerlendirilir. kadın kişisi erkek üzerinde toplumsal mühendislik yapmaya başlar yani değiştirmeye çalışır. devamında kadın erkeğe daha sert yaklaşmaya, materyalist düşünmeye başlar.

genel olarak kadın güçlü erkek ister.. bireylere indirgersek; kimisi çok seks ister, kimisi çok fazla para, öteki tek taş yüzük, beriki özgürlük. çoğunluğu da ağzını açmaz, o söylemeden anlaşılsın ister. anlamak da zor değil aslında bir kadını. sadece karşınızdaki kadını iyi tanıyın yeter. diğer kadınları baz alarak davranmayın. tabii bir kaç genelleme dışında.

kadınlara aşkın mantığından, hayatın amacından, evinizdeki takılma şeklinizden bahsetmeyin.
kadınlar bir şeyleri yaşayarak çözmek ister. ve kendileri zamanla mantığa başvururlar. siz bir şeylerin matematiğinden bahsederseniz eğer, mantık vaktinden önce devreye girer ve kadın sizden soğur.

kadınları tanıdınız. şimdi dağılın sessizce dağılın.

hikaye yazmak

azrailin regl donemi
zor iş. en azından benim için..
hemen hemen her konu hakkında bir gün boyu, gerekirse haftalarca araştırma yapıp yorumumu katarak sayfalarca yazı yazabilirim ama asla hayal ürünü bir yazı oluşturamam. hayal gücüm zevki şahanedir fakat hikaye oluşturmak ve yazmak benim gibi bir dallamaya çok uzak bir mevzu.
bunu sadece bir kez başarabildim. bir dostum hakkında yazı yazmam gerekmişti. basit olsun istemedim ve başladım rasgele bir şeyler yazmaya. yazdıkça kafamda hikaye şekillendi dallandı budaklandı. insanlar beğendi mi bilmiyorum ama kendimi iyi biliyorum. bu konuda tek cümle bile yazamayan ben yapmıştım bunu ve beğenmiştim.

demek ki neymiş. düşünerek hayal ederek yapamıyorsan rasgele yazmaya başla. gözle görünür kelimeler sana yön veriyormuş. ilk çizgiyi çizince devamı geliyormuş.

yazın be gülüm. bakarsınız yeni nesil bir Harry Potter çıkar ortaya. eminim o kitabın yazarı ve bu yazar gibiler böyle başlıyorlardır işe. sonra olaylar gelişiyor felan.

oha beybi felan oldum bak şimdi.

kestirip atmak

azrailin regl donemi
hep bir yarım kalmışlık hissi verdiği için rahatsız etse de genellikle olması gereken. çözümlemeye çalıştıkça dibe batıyor ve iplenmiyorsunuz. öyle bir dünyadayız ki önemsemek düşüklük olarak algılanıyor artık.

işte bunlar hep kapitalizm.

matematik

azrailin regl donemi
lanet olası şey. hiç bir zaman kendisiyle yakınlaşamadık. bazan sevmeye çalıştım da o benden kaçtı. ne yazık ki şimdilerde planlar değiştiğinden birkaç ay içinde öğrenmek zorundayım. acınası bünyem..
ilk denklemimi çözdüğüm gün parti vereceğim.

evlenmemek

azrailin regl donemi
günümüz şartlarına bakıldığında yapılması doğru olandır. maalesef son 20 yılda dünya kötü yönde çok fazla değişim yaşadı. sorsan çoğunluğa göre bunlar iyi değişimler ama gerçekler acıdır. hızlı gelişimiyle beraber bize öğretilen ihtiyaçlar, arzular ve hedefler giderek arttı. geçmişte b noktası sadece aşık olduğumuz insan iken şimdilerde hedeflerimiz tüm alfabe oldu. sonuç olarak insanlar ilişkilerinde birbirlerine daha az ilgi gösterir oldu, popüler kültürün bize dayattıkları bizi sevdiceğimizden uzaklaştırdı. örnek; istediği zamazingoyu alamadığı için kocasını suçlayan kadın.(cinsiyetçilik içermez, atlamayın)

bir diğer mevzu da kadın haklarını kadınlar baya yanlış anladı. kadın hakları daha doğrusu insan hakları her alanda her koşulda elbette çok elzem fakat insanlara sunulan hakları insanların yanlış kullanması tekel yönetimi aratmıyor değil.
yani demek istediğim bir çok kadın, kocası sorun etsin ya da etmesin ilişkiyi zedeleyecek bir çok sakıncalı eyleme balıklama atlayabiliyor. erkek kıskansa ya da "ne yapıyorsun sen?" diyecek olsa kadın aslan kesiliyor. beni kısıtlıyorsun'a getiriyor mevzuyu. halbuki erkek bir yanlış yapsa kadın müdahale edebiliyor ve erkek de bunu zaten hoş karşılıyor genelde.
kadınlar lütfen. ilgisizlikten yakındığınız günleri hatırlayın ve erkeğinizin bu kıskanmalarını bir sevgi materyali olarak görün. neyse..

erkeklerde de suç var tabi. fakat hemcinsim hakkında bir kadın yorum yapmam zor.

anlayışsızlık da günümüzün vebası. kadın olsun erkek olsun konuşarak sakince dinleyip anlamaktan aciziz.

bir de evlenip ömür boyu kredi borcu ödüyormuş gibi hissederek boşa çalışıp hayatımızı mahvetmek de cabası.

evlenmeyin. gidin bodruma felan yerleşin.


samsung e 250

azrailin regl donemi
2006 nın sonlarında piyasaya sürülen belediye telefonu.
yıl 2007 oldu ve türkiye (bkz:#samsung e 250) oldu. yoldaki dilenciden tutun da 80 yaşındaki dede bile kullanıyordu bu aptal telefonu. bazıları türkiye ilk kameralı telefonla bu model sayesinde tanıştı diye hatırlar ama o işi Nokia 2002 de halletmişti zaten.

ama güzel günlerdi. en azından telefon kullanmanın bir heyecanı vardı. bende de nokia 6670 vardı. aynı şarkıyı açıp ses seviyesi ve kalitesini kapıştırırdık felan. bluetooth ile dosya göndermek bir heyecandı resmen.
eskilerin hatırına bu saçma telefon modelini bile özlüyorum ulan.

vaaaay anasını be sözlük.

windows 10

azrailin regl donemi
leş gibi bir işletim sistemi. klavye başında harıl harıl yazı yazarken bir bakıyorsun ki yazı çubuğu(adına başka ne deniyorsa artık) yazının başka yerine kayıyor ve sende yazıya sürekli bakmazsan eğer yazının bir kısmı çöp olabiliyor. ayrıca özellikle uzun bir yazı yazarken yazı kendiliğinden komple işaretleniyor ve bu adımdan sonra herhangi bir tuşa bastığınızda o uzun aniden çöp oluyor. bu şekilde çok uzun ve güzel bir çok yazım çöp oldu. tekrar yazmaya ne kafa kalıyor ne de ilham ve iştah.

özet olarak sıçarım böyle sisteme.

not: bu yazıyı yazarken bile yukarıdaki sorunları yaşadım.
23 /