confessions

belgarion

1. nesil Yazar - Lamba cini

  1. toplam entry 1014
  2. takipçi 16
  3. puan 11000

ateizmin en büyük hatası

feminen
agnostik bir insan olarak katılmadığım hatadır!

ateist bir arkadaşım bir keresinde şöyle söylemişti; tanrı denilen varlık ezeli ve ebedidir, bir noktada insanları yaratmıştır; dolayısıyla bu yarattığı noktada fikir değiştirmiştir! oysaki tanrı kusursuzdur, fikir değiştirmemelidir! aslında anlamlı gelmişti, bu!

fakat söylediğim gibi, ben agnostiğim! allah denilen varlığın varlığına inanmıyorum; tanrı konusunda ise, varlığının ya da yokluğunun insan zihninin çok üstünde olduğunu düşünüyorum, insan zihninin asla bu konuda bir bilgi sahibi olamayacağının! tanrı, su da olabilir, atom da olabilir, krem peynir de olabilir, olmayabilir de! ama, kastedilen allah'ın kesinlikle varlığına inanmıyorum, varsa da eğer reddediyorum, istediği yerimi yakabilir!

kozmos

moviebird
Kendisini ilk başta çıkartamamıştım ama ilginç bir şekilde yine karşılaştık. Bayağıdır birbirimizi tanıyoruz ve çok şey paylaştık. O bana kardeşlik etti ben de ona ablalık sonra üzücü bir olay gerçekleşti ve koptuk ama beni bırakmadı ve hep takip etti.
2018 ikimiz için de hayırlı olsun, eski günlerimiz gibi olsun hatta...

yootöbe

sos
türlü türlü saçmalıklarıyla içerik oluşturucuları bezdiren youtube için yaptığım yeni imaj.
bulaşan pişman olup "yoo tövbe bir daha yapmam" diyor çünkü.

edit: çok kötü espri oldu sanki. çok sorry...

yazmak

monster degree
Günde en az bir miktar yapmadığımda ağzına kadar dolmuş, taşması ufak bir dürtüklemeye bakan bardak gibi hissettiğim eylem.

Bir gün yetilerimi kaybedersem ne yaparım bilemiyorum.

twitter'a yeni flood özelliği

monster degree
Twitter'ın bir tweetin maksimum karakter sayısını 140'tan 280'e çıkarmasından sonra gerçekleştireceğini duyurduğu yenilik.

Özellikle uzun bir metni karakter sınırına göre birden fazla tweete bölerek paylaşan kullanıcıların işlerini epey kolaylaştıracak olan özellikte tweet atarken yanlızca "+" butonuna basarak birbirine bağlı tweetler yazılabilecek. Yayınla dendiğinde ise, tüm tweetler hep birlikte ve sırasıyla yayınlanacak.

-> Kaynak <-

başkası için akbil basıp parasını almayan insan

monster degree
Ben değilim bu insan. Kötü biri miyim peki? Paragöz müyüm? Canavarın teki miyim? Hayır. Birinin akbil'inde yeterli bakiye olmayışını fakirlikle ve muhtaçlıkla karıştırmıyorum da ondan. Okuyun açıklıyorum.

Akbil'in boş olması demek, kişinin cebindeki parayı bir sebepten akbil bakiyesine çevirememiş olması demek, hepsi bu. Kapalı bir döviz bürosunun önünde cebindeki euro'yu tl'ye çevirememiş bir turist sizden euro'suna karşılık gelen tl tutarı vermenizi rica etse onun parasını almayıp cebinizdeki parayı adama hibe mi edersiniz? Neden edesiniz ki? Benim gözümde bu da tamamen aynı hesap.

Şahsen benim izmirim kart'ımda yeterli bakiye olmadığı zaman, yakınlarda dolum noktası da yoksa ya da dolduracak zaman yoksa, durakta bekleyenlerden benim yerime basmalarını rica ediyorum. Parasını almayı reddedenlerin ise bana dilenci muamelesi yaptıklarını düşünüyorum. Ben para dilenmiyorum çünkü, paramın izmirim kart bakiyesi cinsinden karşılığını rica ediyorum. Kendime yapılmasını münasebetsizlik saydığım şeyi bir başkasına neden yapayım ki? Geçerli birimden paraya sahip olmamak eşit değildir hiç paraya sahip olmamak. İlle de iyilik yapmak istiyorsanız yerine akbil bastığınız kişiden parasını çatır çatır alıp o parayı olduğu gibi bir sokak çocuğuna verirsiniz. Gerçek iyilik bu değil çünkü.

venüs

fiorabella
zühre ve çoban yıldızı isimleriyle de bilinen gezegendir. güneş sisteminde ikinci sırada yer alan venüs, farklı dönen tek gezegendir. güneş etrafında dönüşü 224 gündür. yüzey sıcaklığının diğer gezegenlerden yüksek olması, çıplak gözle görülen tek gezegen olması venüsü diğer gezegenlerden farklı kılar.
eski babil yazıtlarına göre M.Ö 1700'lü yıllarda gezegenin varlığının bilinmektedir. eski yunan medeniyetinde özel bir yere sahiptir. tanrıça aphrodite ile ilişkilendirilir. astrolojide gençliği, güzelliği, dişiliği, tutkuyu ve isteği sembolize eder.

feminen

keskin nisanci
öncelikle şunu söyleyeyim derdim tartışma çıkarmak değil ama hakkında bir iki kelam etmeden duramayacağım yazar.

kendisi islam dini'ne inanmıyor olabilir, islam dini'ni ve müslümanları sevmiyor olabilir, hiçbir sıkıntı yok bunlarda ve bu konudaki görüşlerini de özgürce söyleyebilir ama tavrı düşmanca olmamalı. taarruza geçerek derdini anlatmaya çalışmamalı.

islam dini ile ilgili istediği konuda fikir alışverişinde bulunmaya hazırız, konuşalım varsa eleştirelim ama tekrarlıyorum düşmanca bir tavır olmamalı. biz misyoner değiliz, burada kimseyi müslüman yapmaya çalışmıyoruz ya da islam çok süper gelsene demiyoruz. sadece inandığımız dine fütursuzca saldırılmasını kabul etmiyoruz. dediğim gibi saygı çerçevesi içinde her türlü fikir alışverişine hazırız.

şeytan diyor ki

monster degree
Akıldan geçen kötü fikirlerin dile gelirkenki girizgâh kalıbı. Hani bakın bunu söylüyorum ki birazdan ağzımdan çıkacakları ben söylüyorum sanmayın sakın. İşim olmaz benim.

Çünkü bizler hepimiz birer pirüpak orkideyiz, cennetten düşen pamuk parçalarıyız. Aklımızdan geçen ne kadar pislik varsa hep o şeytanın suçu, hep o diyor onları. Aaa olur mu hiç, biz düşünür müyüz hiç öyle şeyler? Pis şeytan, kaka şeytan, eh sana şeytan.

ukteydim doldum

monster degree
Zamanında mutasyona uğratılmış bir kalıp. Taaa başlıca eğlenceleri sözcüklerin doğru yazımlarının ağızlarını yüzlerini bükmek olan işsiz gençlerin zamanından kalma. Yoksa elbette ki bunun doğrusu buz gibi 'ukdeydim doldum'.

"Sözlük jargonu uğruna ya râb, ne diller çürüyor!
O diller çürürken ya râb, ne insanlar yalnızca mel mel izlemekle yetiniyor!"

zengin sözlük

adini yavsak koydum taylan in yolu
YouTube'a yüklediği video ile beni duygulandıran canım sözlüğüm. Kendi entrymi görünce çok mutlu oldum lan.

Bir de arkaya koyduğu müzik muhteşemdi. Öyle bir gaza geldim ki sanki sayıca üstün olan bir orduya karşı savaşacakmışız da ben birliğin lideriymişim gibi hissettim. Videonun ortalarına doğru savaş konuşması bile yaptım kendi kendime:

- Sayıca bizden üstün olabilirler. Ama bizim uğruna savaşacak bir özgürlüğümüz var! Bugün bu savaşta hepimiz ölebiliriz ama bizden sonra gelecek çocuklarımıza bizim kahramanlık destanımızla büyüme fırsatı vermiş oluruz! Haydi! Onlara cesaretin sayı ve silahta olmadığını kanımızla kanıtlayalım!

Benimle misiniz?!

+ Heeeyy!

- Saldırın!

İşte şu an tam bu kafadayım.

meiguo

mia
çince'de (美國) tane tane çevirildiğinde 'güzel ülke' anlamına gelen ama bir bütün olarak 'amerika' manasını taşıyan sözcük. düşman oldukları diyara böyle bir isim koymaları insanı hayret ettirmiyor değil.

bitcoin

avni
takas aracı olarak kullanılır mı? güvenilir yatırım aracı mıdır? ihtiyat saikiyle mi elde tutulur? ya da her üçü birden midir? bilmem. benim bildiğim ya da sistemin bana öğrettiği anamalcı bu sistemde bir şeyin uzun vadeli değerini belirleyen sunum ve istem dengesidir. bu bağlamda bir şeyin uzun vadede değeri şu olacak falan demek tamamen spekülatiftir. diğer bir ifade ile kurguya dayanır. bir şeyin bundan bir yıl sonra alacağı değerini kestirmek kuru tahminden ibarettir. bu şeyin değeri için elinizdeki doneler ne denli inanılır, güvenilir ve kıymetli olursa olsun tahminin kesinliği de yoktur yaklaşıklılığı da. amerikadan başlayıp dünyaya yayılan emlak krizinin üzerinden henüz 10 yıl geçmedi ve kapitalist sistem bu tür krizleiri tarihi boyunca sürekli yaşıyor. durum buyken uzun vadeli fiyatını tahmin etmek kuru bir hayaldir. lotodan büyük ikramiye kazandığını, pokerde floş ruayel bulduğunu hayal etmek gibidir. at yarışında doğru ata oynadığından, iddaada maç sonucunu doğru tahmin ettiğinden emin olmaktan farkı yoktur gelecekteki fiyatını doğru tahmin ettiğini sanmanın.
spekülatif olmasa da bir kullanım değeri olan yüzlerce, binlerce seçenek varken ne idüğü belirsiz sanal bir şeye yatırım yapmak pek mantıkla bağdaşmaz. kumarı seven ya da kısa yoldan zengin olmak gibi hayalleri olan ve pek tabi buna ayıracağı parası olan için cazip bir seçenek olabilir.
kaldı ki değerini belirleyen reel paranın değerinin gelecekte ne olacağı da meçhul. kızılderili reisin dediği gibi beyaz adamın yeşil dolarları yemek zorunda kalacağı günlerin pek uzakta olmadığını da düşünmek gerek bu gibi durumlarda.

zengin sözlük tanıtım filmi

kozmos
hayatında bırak kamera önüne geçmeyi, eline text almamış şahsımın oynadığı tanıtım filmidir. bu yüzden de gelen eleştirilere 'haklılar abi' demekten başka seçeneğim kalmıyor. fakat tabii istenilse daha profesyonel bir ekiple çalışılabilirdi. mesela benim içinde olmadığım bir ekip. ancak gönüllülük esas olduğundan dolayı 'lan grammy'e oynamıyoruz ya' deyip daldık bir defa. yine de şahsım adına amatörlüğümün mazur görülmesini diliyorum. beğenenlere de gerçekten teşekkür ederim.

karşılık beklemeden yapılan iyilik

monster degree
Eş anlamlı sözlerin bir arada kullanılması kaynaklı anlatım bozukluğu örneğidir, zira iyiliğin sözlük anlamı hâlihazırda 'karşılık beklemeden yapılan yardım'dır.

Dilin yozlaşmasını bir şekilde kanıksamış olsak da bu anlatım bozukluğu dilsel değil tamamen içseldir, leş gibi olmaya çok yaklaşmış kalplerimiz dile geldiklerinde ilk söylediklerindendir.

william blake

ontolojik sancilarimin merhemi
the marriage of heaven and hell'de adeta bilinçdışının manifestolarından birini ilan eden romantique.

şeytan, bu eserde, alışılagelmiş (günahlarla yüklü) görüntüsünün aksine, bizden, arzularımızdan biridir. ağzından baklayı çıkaran her düşünürde olduğu gibi, blake'te de günah keçisi kavramına yönelik örtük bir ilgi söz konusudur; köy halkının günahlarının yüklendiği keçiyi çölün ortasına kadar götürüp bırakmak, blake'in huzurlu hissetmesini sağlamayacaktır (günah keçisi imgesinin aracılığıyla bir öteki kavramına ulaşan, richard kearney'in "strangers, gods and monsters" adlı eseri de bu noktada anılmaya değer). blake, bu sıradışı evlilik eserinde tatminden vazgeçerek, çağlar boyunca tedirginlik konusu olagelen gizli benlik, bastırılmış arzular ve boşalma gibi kavramları içeren, yarı-mistik bir bilinçdışı kavramı kurgular sanki.

bu arada babası çorap imalatçısı olan bir insan eğer şanslıysa, yani babası bu işle zengin olursa bir søren kierkegaard; şanssızsa, yani babası yoksul kalırsa da william blake oluyor galiba. evet, her ikisinin de babası çorapçıymış ve søren'ın da bilinçdışına ilişkin ilginç çağrışımları yok değil.

orgazmdan daha zevkli anlar

ontolojik sancilarimin merhemi
orgazmı kaçınılmaz bir referans olarak almış olan zamanlar.

orgazma veya kelimenin daha geniş anlamıyla cinselliğe karşı aldığımız tavrın sebebi, onu hiçbir zaman yoruma boğamıyor olmamız aslında. o hep bir şekilde bu tip yorgun yorumlara bir avans vererek onların içlerini dolduruyor (başka bir deyişle, anlam da cinsele muhtaç). hem, atmosferde yaşayan hangi canlı doğanın bahşettiği bir tek hazzı geri çevirirdi ki? insan mı? hayır. o bu hazzı geri çevirdiğini düşünse bile, bu vesileyle (yani ısrarla onu -orgazmı veya cinsel olanı- deneyime dökmeyip, her an fantezileştirilmeye müsait tutarak) aslında bu doğal hazdan daha fazlası için atıyor zarlarını. arzu hubrisi yeniden devreye giriyor ve "on adım ötesine" gitmeye zorluyor insanı.


kanımca orgazmdan daha zevkli anılarımız tanımsız; çünkü orgazm bizler için tanımsız. bize de orgazmın ve temsil ettiklerinin daha fazla ileri gitmesini istememek veya bunların bize yapabilecekleri karşısında bunları çekememek kalıyor, o kadar. öyle ya, iş cinsellik hakkında konuşmaya gelince bir aşağılık kompleksini yansıtır şekilde televizyona, halkın gözleri önüne çıkılır ve bir de uzman faktörü eklenir denkleme. o, dehşet verici bilimselliği ve nesnelliğiyle, cinselliğe dair modern bir sirk gösterisi sunar ve kamusal arzu böylelikle tatminin etrafını, irin dolu bir kabarcığın etrafındaki kızarıklık gibi sarar (ancak ona ulaşmaz, onu çürütür ve kokuşturur - kendimizi nelerden mahrum bıraktığımız sorunu biraz çetrefil bir sorundur). sanki cinsellik bilim insanlarına ait bir günahmış gibi... oysa hepimizin rüyaları bu günahtan yapılma.