confessions

bonnie

1. nesil Yazar - şaşırtıcı

  1. toplam entry 3520
  2. takipçi 49
  3. puan 65770

dud

bonnie
bu sözlükte ne yapıp etsekte kendisine bir türlü "bir tatlı huzur" sunamadığımız yazar.
bu tatlı huzuru alamayışından olsa gerek ya sözlüğe saldırır ya yazarlara. geçen yıl tam da bu zamanlarda o zamanki mahlası delri ile de minnak bir kalkışması olmuştu.

pozitif olmayan ve yapıcı eleştiriler yerine yıkıcılığı tercih eden her yazar gibi bu yazar da aslında bu sözlüğe layık değildir. zaten ne kendisinin bu sözlükte yazma amacını ne de ilgili yazarı bu sözlükte tutanı anlamış değilim.

o kadar sabırlıyımdır aslında ama inanın ben bile dayanamadım.

zengin sözlük’e yazmak istememe nedenleri

bonnie
online listesinde pek çok yazar görüyorum ve bunların çoğu yazmıyor pek çoğu en fazla 2 entry giriyor, kimisi de epey bir zamanını burada online şekilde geçirse de tek kelime bile yazmıyor.

hatta inanamadığım şekilde bazı yazarlar gitmiş en ipe sapa gelmez, benim anlamadığım bir dilde yazılan sözlüklerde yazmış- yazıyor- ki bunlardan şimdilik 3 tanesini tespit edebildim. nedenini cidden merak ediyorum.

neyse sadede gelirsek benim için sözlüğün başı boş olmasıdır. sahibinin bile sahiplenmediği, yazmadığı, yazarların sebep belirtmeden sinsice çekip gittiği bir sözlükte yazmak benim bu sözlüğe dair tüm umutlarımı tüketmiştir.

iş bu entry benim son entrymdir. sağlıcakla kalın.

30 yaş genç midir yaşlı mıdır

bonnie
şairinin kim olduğuna emin olamadığım bir şiirle cevap vermek gerekirse;
DAVET …

“şunları bir araya toplayayım.
Bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm.

Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.

Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.

Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erick Satie severdi.
Hatırladım.
Müziği de ayarladım.

Geldiler.

20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.

Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim.
“Sen karışma moruk” dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

Evin de içine ettiler.

Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine …

diyeceğim o ki insanına, yerine, zamanına ve yaşanan her türlü olaya göre değişebilecek bir hissetme durumudur.

ağlamamak için kendini zor tutmak

bonnie
gerektiği yerde kendini tutma becerisini geliştirmeye çalıştırmaktır.

evet her yerde ağlanmamalı. mesela bir budala ile tartıştığınızda, amiriniz azarladığında, arkadaşınız söylendiğinde, hatta günlük hayatımızdaki pek çok insanın çirkin davranış ve sözlerinden etkilendiğinizde ağlamamak için kendimizi zor da olsa tutmalıyız. bana göre. artık.

denize girmek

bonnie
güneşin bırakın başınıza geçmesini tüm vücudunuzu kızdırması sonucu önce dakikalarca size buz gibi gelen suyun içinde en fazla dizlere kadar bekleyip, denizin içinde oynayanlardan sıçrayan sulardan korunmaya ve içinizden terbiyesizler, düşüncesizler şeklinde sonradan sizin için de kurulabilecek cümleleri geçirmenizden bir müddet sonra kendinizi denize bırakmak.

sonrası özgürlük gibi bir şey.

edit: bu da böyle bir tanımdır.

hal hal

bonnie
barış manço'nun yazdığı ve nazan şoray'ı bir dönem ünlüler sınıfına sokan şarkısı.

"nazo gelin ayağına takar hal hallll"

edit: o dönem albümde böyle kullanıldığı için ayrı bir başlık açmak durumunda kaldım.

halhal

bonnie
kadınların ayak bileklerini süsleyen bir takı.

ince ayak bilekleri olan kadınlar taksınmış da yoksa kötü duruyormuş da... gibi eleştirilere neden olan takıdır aynı zamanda. zaten ben takı takmayı sevmem. hem pahalıdır halhallar şimdi. ince ayak bilekleri olan kadınları kıskanmam söz konusu bile olamaz.

mekansız

bonnie
youtube'de tesadüfen rastladığım mini belgesel dizi. çimen's yapım tarafından hazırlanmış. müziklerini mazlum çimen, kurgu ve yönetmenliğini mahir karayazı yapmış. tamı tamına şu ana kadar 11 belgesel yapılmış. ne anlatıyor derseniz; yaşanılan şehir, semt, mahalle ve buralardaki mekanlar ile orayı sahiplenmiş insanlar arasındaki ilişki.

ilki ahmet telli ve ankara mesela. şurda;

https://www.youtube.com/user/cimensyapim

gece tuvalete kalkmak

bonnie
uyku açılmasın diye genellikle gözler kapalı gidilir ve yatağa da gözler kapalı girilir. sadece gereken yerlerde hafifçe açılır. nasıl bir kendini kandırmacadır bu bilmiyorum ama öyle yapmasan olmazmış gibi gelir. bir ara sürekli sabah 5 te gelirdi tuvaletim. biyolojik saat olayına bağlamıştı. neyse ki güçlükle terbiye ettim.

karışık kızartma

bonnie
az önce bir daha ocak batmasın mantığıyla kilolarca sebzeyle yaptığım kızartma. yatıp kalkıp yersem 10 günde tüketebilirim.
karışık kızartmada sıralama yağın verimli kullanılması açısından önemlidir. önce patatesler, sonra kabak kızartılır. patlıcan ve biberlerden aslında yağı oldukça çeken patlıcana öncelik verilir çünkü biberler yağa fazlasıyla koku bırakır.
rendelenmiş domates minik doğranmış sarımsaklar eşliğinde kaynatılır ve sos olarak kullanılır. bu gece bu sosla yedim. yarın sarımsaklı yoğurtlu sos ile, öbür gün domatesli... allaım ben ne yaptım.

ordu'nun dereleri

bonnie
nerede şimdi "dereler tersine aksa" dahi senden vazgeçmeyecek sevgili.

bende de şu geçmiş olayı, geçmişe saygı duyma çok fazla var sanki. beni bu hale türküler getirmiş olabilir.

her "orduluyum" diyeni duyar duymaz akla gelen ilk türküdür.

o saatte barda içki içerse başına her şey gelir

bonnie
bugün çocuk, hayvan sonra kadın en sonda da erkek. bu işin cinsiyeti, türü ve yaşı gittikçe genişliyor.

bu durumda otobüste, metroda, sokakta, evde, işte, bakkalda, markette, piknikte, denizde, kuran kursunda ... başına bir ton şey gelmiş; tacize uğramış, tecavüze uğramış -cinsiyet fark etmeksizin - başına her şey değil de neler gelebilir? neler gelmiş? biz habire neler duyuyor ve neler okuyoruz?

hadi oradan.
0 /