confessions

bonnie

1. nesil Yazar - Minnet duyulası

  1. toplam entry 2092
  2. takipçi 42
  3. puan 40900

sergey yesenin

quares
Sergey Aleksandrovich Yesenin,Rusya'nın Ryazan bölgesinde Konstantinovo (bugün Yesenino) köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğdu.

Dokuz yaşındayken şiir yazmaya başladı. 1912'de düzeltmen olarak çalıştığı yayınevi tarafından Moskova'ya gönderildi.

Ertesi yıl Moskova Devlet Üniversitesinde dışardan öğrenci olarak katıldı ve birbuçuk yıl boyunca orada çalıştı. 1915'te Alexander Blok, Sergei Gorodetsky, Nikolai Klyuev ve Andrey Bely gibi şairlerle tanışmak için St. Petersburg'a gitti. Alexander Blok'tan şairlik kariyeri açısından büyük destek aldı.

1916-1917'de, askere çağrıldı. Ekim Devriminden sonra I. Dünya Savaşının patlak vermesiyle devrimin daha iyi bir yaşam sağlayacağına inandı ve devrimi destekledi.

Fakat daha sonra Bolşevizmin kurallarını kritize ederek bunları şiirlerine yansıttı. Ağustos 1917'de, daha sonra Vsevolod Meyerhold'un eşi olan aktris Zinaida Raikh ile evlendi evlendi. Eylül 1918'de kendi yayınevini kurdu.(Трудовая Артель Художников Слова)

1921'in sonuna doğru ressam Alexei Yakovlev'i ziyaret ettiği sırada, henüz 17 yaşında olan dansçı Isadora Duncan ile tanıştı. 1922 yılında evlendiler. Birlikte Avrupa ve Amerika seyahatleri yaptılar. Yesenin'in içki sorunu; onu otel ve lokanta gibi yerlerde taşkınlık yapmasına sebep oldu. Mayıs 1923'de Duncan'den ayrılıp Moskova'ya döndü. 1924'te Tavern Moscow ve Confessions of a Hooligan, 1925'te ise Desolate and Pale Moonlight ve The Black Man'i yayınladı.

Hoşçakal, dostum, hoşçakal, mutluluklar.
Sevgili dostum, yüreğimde yaşayacak anın,
Sonunda ayrılık yazgısı olsa da insanın.
Hoşçakal dediğimiz gibi buluşmak da var.

Hoşçakal, dostum, el sıkışmadan, suskunlukla
Sakın üzülme, nedir bu gözlerindeki hüzün?
Şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm,
Ama pek öyle yeni sayılmaz yaşamak da.

İntiharı
Sergey Yesenin, psikolojik bir rahatsızlık yaşadı ve hastaneye yatırıldı. Kısa bir süre sonra hastaneden çıktı. 27 Aralık 1925'te İngiltere Oteli'ndeki odasında bileklerini keserek intihar etti. Cesedinin yanında Mayakovski'ye yazdığı bir not bulundu. Sergei Yesenin, Moskova'nın Vagankovskoye mezarlığına defnedildi.

Rusya'nın en popüler şairlerinden birisi olmasına rağmen, onun için devlet töreni düzenlenmedi. Joseph Stalin ve Nikita Khrushchev'in başkanlığı esnasında Kremlin tarafından yasaklandı. Nikolay Bukharin'in Esenin'i eleştirisi, önemli şekilde yasaklamaya katkıda bulundu. 1966'da eserlerinin çoğu tekrar yayınlandı.

güne bir şiir bırak

quares
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı,
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür.

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
– Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
– Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek

Ece ayhan

genaralim tankınız ne güçlü

quares
Bir Bertolt Brecht şiiri:

Tankınız ne güçlü generalim,
Siler süpürür bir ormanı,
Yüz insanı ezer geçer.
Ama bir kusurcuğu var;
İster bir sürücü.

Bombardıman uzağınız ne güçlü generalim,
Fırtınadan tez gider, filden zorlu.
Ama bir kusurcuğu var;
Usta ister yapacak.

İnsan dediğin nice işler görür, generalim,
Bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin.
Ama bir kusurcuğu var;
Bilir düşünmesini de.

21. yy'da sarayda yaşayan insanların olması

kozmos
bir gün hz. ali'nin taraftarlarının yoğun olduğu küfe'den, bir arap, devesiyle şam'a gelmiş. şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
- ver o dişi deveyi bana! demiş. tartışma büyümüş, küfe'den gelen adam, "bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir" diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. konu muaviye'ye yansımış.
halk meydanda toplanmış... muaviye, küfe'den gelenle şam'da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
- bu dişi deve şamlınındır!
sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
- ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
cemaat hep birlikte bağırmış:
- şamlınındır!
küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, muaviye onu yanına çağırmış:
- ey küfeli, dinle! sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. ama sen küfe'ye dönünce gördüklerini ali'ye anlat ve de ki: "ey ali, muaviye'nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! ayağını denk al!"

zengin sözlük

kozmos
güzel insanlar barındıran sözlük. çekirdek kadro diye tabir ettiğim 8-9 güzel yazar var, birebir sohbette de bulunduğum kişiler. yönetim tarafından, yazarların başlattığı kampanyalara destek verilmeli. zira yazarların yazma kampanyası başlattığı başka sözlük görmedim yazmaya başladım başlayalı. bu kadroyu yönetim korumalı, desteklemeli, sevmeli, pamuklara sarmalı. aksini iddia eden her kimse arazi olmalı, işi bırakmalı, hatay sınırından suriyeye geçiş yapmalı, kendi üzerine kızgın yağ falan dökmeli.

zengin sözlük

sos
yanlış anlaşılmayacağımı umarak değerli yazarlara tavsiyede bulunmak istediğim sözlük. rahatsız edici görüntüleri eklerken görseli doğrudan değil de görsel linki vererek eklemenin daha doğru olacağı kanaatindeyim. hızlı resim, imgbox, resmim gibi siteler bu iş için uygun gibi.

tatanka

kozmos
necip fazıl gibi bir yıkığa üstat diyenlerin yazdığı şiirlerden haberi yok zaar...
ulan, ne günler ya...

üstad kadın bacağına ayrı bir sevgi beslerdi, ah üstadım, tüten bacalar, evler ve odalar... ve o uzun, süt bacaklar, bacaklar..
link

her gün 10 entry giriyoruz kampanyası

kozmos
kampanyaya katılıyor olmanın yanı sıra, favlamaktan çekinilmemesini de tenzih ediyorum. yani nasıl bir burun kıvırmaktır bu kardeşim, artıladıgına göre okudun demektir. 20 tane artı veriyorsan minimum 3-4 tanesini de favlaman gerekir kafadan. hiçbiri hoşuna gitmediyse zaten baştan artılamazsın. 20 kere artıladığına göre de illa ki 3-4 tane favlarsın. favlanmıyor ama. neden bunu söyledim zira favlanmak, okunduğunu düşündürür yazara. bir değer göstergesidir. bak ben bunu okudum artıladım ve beğendim, güzel yazmışsın kıvamında yazısız bir sözleşme gibidir. elinizi korkak alıştırmayın. zira zengin sözlük bu lükse sahip değil...

her gün 10 entry giriyoruz kampanyası

ontolojik sancilarimin merhemi
Bugün itibariyle fırsat buldukça elimden geleni yapacağım kampanya. Fakat bence; her gün 10 entry giremiyorsanız bile, entry girenlerin başlıklarına iştirak etmek ( en azından bir giri yazabilmek) de faydalı olacaktır. Ama nedense burada kimse, kimsenin açtığı başlığa yazmak istemiyor. Tek girilik o kadar çok başlık var ki, beklenen etkiyi yaratamamış. bu hâliyle üzücü görünüyor.

her gün 10 entry giriyoruz kampanyası

hamlet
Çok hoş bir kampanya ama katılabileceğimi düşünmüyorum. Yine de Elimden geldiğince destek olmaya çalışırım.

On çok değil fakat sözlüğe ayırabildiğim vakit kısıtlı ve bu kısıtlı vakitte arka arkaya on entry girmeye kalksam kesinlikle çok saçmalarım. Değerli vakitlerinizi çalarım ve üzülürüm.

zengin sözlük nostaljik müzik saatleri

fiorabella
70'li yıllara yolculuk yapmaya başlıyoruz. ilk olarak bir lübnan halk şarkısı " El Bint El Shalabiya"( fairuz'un mükemmel sesiyle dinlemeye doyamaz insan) şarkısının türkeçe aranjesi gönül akkor'dan gelsin.
böyle gelmiş böyle geçer diyelim ve dinlemeye başlayallım.

.

bir azeri halk şarkısı olan "laleler" kamuran akkor'dan gelsin.


selçuk alagöz'den "malabadi köprüsü" ile bitirelim.

yağmurda şemsiyesiz gezen çift

azrailin regl donemi
ruh hastası çifttir. ulan yağmur yağıyor basıp gitsenize evinize. olmadı bir yerde pinekleyin kuzum nedir bu romantizm?

zaten bu saçmalıkların hepsi de kadınlardan çıkıyor. erkek de "ehehehühe" diyerek halinden mutluymuş gibi poz atıyor. gerizekalı. ulan ben nefret ediyorum yağmura yakalanmaktan. kaçmama rağmen en olmadık zamanlarda yakalar beni lanet giresice yağmur.

buradan beni yağmurda yürümek için ikna etmeye çalışmış ama becerememiş bütün kadınların çabasını takdir ediyorum ve canınız cehenneme diyorum. evet.

babalar günü

azrailin regl donemi
baba olmasam da içimi burkan gündür. babam da hayatta halbuki. nedir bu hal?

babalar "haberim yokmuş gibi davranayım" havalarında olsalar da onlar bu günde çok özel hissediyorlar. baba olmak başka bir şey. baba olmak istesen de dışa yansıtamayacağın acıma ve şefkat hissi ile evladına içten içe sevgi duymaktır. markette veya pazarda evladı bir şey istediğinde gönülden alan, alamadığında ise içi burkulan aile reisidir. eşini ve çocuklarını bir arada sevgi dolu görünce dünyaları verseniz de o kareyi değişmeyecek bir mutluluk yaşayan koca yürektir. üzüldüğünde istemsizce sizin de üzüldüğünüz, güçsüz bir vaziyete düştüğünde kahrolduğunuz.. onu kral konumuna getirip gururlandırma ve gururlanma arzusuyla yanıp tutuştuğunuz hayatınızdaki en önemli adamdır. babalar kraldır lan!

buradaki dostlarımın vefat etmiş o "koca yürek"lerinin de ellerinden öpüyorum. ve rahmet diliyorum.

bütün babalara selam olsun.. iyi ki varsınız güzel insanlar.

kavgalı olsanız bile yapın.. şimdi gidin ve güzel bir hediye alın lan! çok istediği ne ise onu ona alın. sevindirin lan o adamı. böylesine mutlu olmayı hayatınızdaki başka hangi adam hak ediyor ki?

zengin itiraf

fiorabella
çok sinirliyim sözlük. şiddete dibine kadar karşı olan ben artık hayvana şiddet ve tecavüz olaylarına artık dayanamıyorum. içimdeki insan sevgisini yok etti bu caniler. içimden bir canavar çıkarttılar. asla ve asla küfür eden biri değilim. iki gündür küfür ediyorum. kendimden utandırdılar beni. artık o yaratıkları dövüp video atana ödül verecek hale geldim. iki gündür uyumadım. telefonuma gelen bayram mesajlarına cevap vermedim. merk ile maya'nın yüzüne bakamıyorum. bir toplum nasıl canileşir? çocuk nasıl can yetişir? bir halka ne kadar vurdumduymaz olabilir? sorularına cevap aradım.

5 yıldır bu devlete hizmet ediyorum. akşama kadar suçla uğraşıyorum. eskiden cinayetler farklıydı. öfke, husumet, namus, töre adı altında işleniyordu. iki el ateş edilip bıçak saplanan ölüler yok artık. önce kesip biçip öldürüp sonra parçalamaya bıraktılar yerlerini. bu bile toplumun artık canavarlaştığını gösteriyor. dünün kedi, köpek kesenleri bugünün insan keseni oldular. bugün hayvana zarar veren 5 yıl sonra insana zarar verecek. ama bazı ahmaklar bunu düşünmüyor ve malesef sayı olarak bir hayli fazlalar.

son günlerde çok düşünür oldum sözlük. ülkemi çok seven ben, asla gitmem diyen ben artık beyin göçü yapıp bu lanet yeri terk etsem diyorum. ulan ben kime çalışıyorum? verdiği ibibik maaşla anca kendime yetiyorum. yurtdışına gitsem burada aldığımın 10 katını alırım. kaçmıyorum. mücadele ediyorum ama artık bu ikdidar başa gelirse bu ülkeden çekip gideceğim. bari gözüm görmez bu kadar vahşete karşı duyarsız döl israflarını.

hayvan hakları yasa tasarısını sırf muhalefet verdi diye onaylamayan partiyi tanımıyorum ben. toplumu ayrıştırmayı başardılar. bize göre onlar "makarnacı", onlara biz "gavur"uz. abi ben gavur olayım, şeytan olayım, gideyim bir yerlerde ağaç olayım yeterki siz artık bu milletin ayarı ile oynamayın.

islamı kendi yaptıklarına kılıf olarak kullanan zihniyeti artık kabul etmiyorum. allah " hayvanlar benim sessiz kullarım" diye buyurmuş. hani siz dindarsınız ya niye uygulamıyorsunuz? hadi oradan sizin anlayışınızdaki cennete gitmektense cehennemde locam olsun anasını satayım be.

insanları siyasi görüşlerine göre kesinlikle bu zamana kadar yargılamadım. siyasi tartışmalara girmedim. siyasi haklarına saygı duydum. ama yeter. hayvan hakları kanunu senin partin tarafından red ediliyorsa ben de seni red ederim. artık istemiyorum bu zihniyetteki insanlarla bir arada olmayı.

bu benim suçum değil. bu ayrıştırmayı yapan siyasi ayağın ve halen liderine tapınanların suçu.

cezayı fazla bulmuş bunlara oy verenler ne diyorsunuz ha?




nohutlu pilav

sos
nohutlu pilavdır. (nohutlu pilavın tanımı bu kadar olur )

3 öğündür bunu yiyorum. yapmayı öğrendim. dün yaptım iki öğün yedim. bugün de bir öğün yedim. yanında turşu iyi gidiyor. nohutsuz pilavdan daha güzel bence.

nohutlu pilav yemekten nohut oldum. eğer sözlüğe bir hafta uğramazsam bilin ki nohutlu pilav komasına girmişimdir.

son edit:
hayır ben böyle tanım yapmazdım normalde fakat nohutlu pilav kafa mı bıraktı?

enjeksiyon

sos
enjektör ile vücuda ilaç enjekte etme olayıdır.

halk arasında eli hafif-ağır derler. halbuki kuralına göre yapılan enjeksiyon acı-ağrı hissettirmez. yani en az seviyede hissettirir. eli hafif olayı da enjeksiyonu usülüne uygun yapmak sonucu olur.

3 kuralı vardır.
- enjektör vücuda 90 derece açıyla hızlıca sokulur
- ilaç yavaş enjekte edilir
- enjektör vücuttan yine 90 derece açıyla hızlıca çıkarılır

verilen ilaçta yağ oranı yüksekse veya yoğun maddeler varsa enjeksiyon doğru yapılsa bile ilacın özelliğinden dolayı ilaç enjekte olurken vücutta ağrı-acı yapabilir.

aslında anlık bir olaydır bu enjeksiyon olayı. bu usül çerçevesinde yapılsa dahi acı-ağrı yapabilir.

mesela serviste staj yaparken hastanede artık emekliliği gelmiş eli ağır hemşire vardı. bıkmış artık batırıp geçiyordu iğneyi. insanlar da aksine stajyerler bilemez diye ona yaptırırlardı enjeksiyonu. halbuki bilmiyorlar ki stajyer daha taze kan daha titiz yapar. allah hastalık vermesin ama enjeksiyon olayında siz siz olun stajyerlere yönelin.

zengin itiraf

quares
Küçükken mahallede ki tanju abinin oyun kartlarını çalıp mahallede ki çocuklara dağıtarak ilk devrimimi gerçekleştirmiştim. Resmen Mahallede ki mutlak gücün özel mülkiyetini alıp, fakir insanlara eşit bir şekilde paylaştırmışım. Söyleyin a dostlar lenin'den ne farkım var hem de daha 5 yaşımda.

toplumsal çürüme

fiorabella
türkiye'de sevgi kavramının sona ermesiyle oluşan kokuşmadır. türkiye'de insanların sevgisizlikten birbirlerine duydukları kin ve acımasızlık hayvanlara ve doğaya yansıyarak nirvanaya ulaşmıştır. insanların aslında kendilerine olan nefretidir bu.
bu yüzden bu toplum artık çürümüştür. günlerce kalmış bir insan leşi gibi kokmuştur, kurtlanmıştır, kokuşmuştur.

ağrı'da kayıp olan kız çocuğu

fiorabella
sosyal medyada verilen ilanda rastladığım 3 yaşında bebedir. yavrum ne kadar da güzel ve masum. fotoğrafını buraya koyarak çorbada tuzum bulunsun istedim.
meslek icabı malesef kritik eşiğin geçtiğini söyleyebilirim. çocuk kayıplarında ilk 6 saat çok önemlidir. kaybolan çocuklar genelde ilk 6 saatte bulunur. 12 saat diliminden sonra malesef iyi bir netice alınmıyor.

bu masum melek 3 yaşında ismi leyla aydemir. dün sabah ağrı bezirhane köyünde kayboluyor. umarım tüm evler, samanlıklar aranmıştır. lütfen bu küçük melek yaşasın. pedofilik bir cinayete kurban gitmesin.
teyzesinin hesabı


bayramınız kutlu olsun

fiorabella
bayram en çok çocuklara yakışıyor. ne biz bayramın tadını alan masum çocuklarız ne de bayramlar bizim çocukluğumuzdaki gibi. nerede o eski bayramlar polemiğine girmeyeceğim. bayramlar aynı biz büyüdük.. özlediğimiz çocukluğumuzun bayramlarındaki kendimiz aslında.
bu kadar hayvana şiddet olaylarının olduğu ülkede bayram yaşamıyorum. annemsiz bayramları sevmiyorum.
hepinizin bayramı kutlu olsun.

zengin sözlük

keskin nisanci
son zamanlarda ne zaman sözlüğe girsem online listesinde hemen hemen aynı kişileri görüyorum ama sol çerçeve akmaya devam ediyor. demek aynı kişiler sürekli üretkenlik halindeler, hepsine sözlük adına teşekkürü borç biliyorum, var olsunlar.

bonnie

kaptonur
Kafasına göre takılan yazardır. Kimseyle alakası yok yazıyor sadece. İşten eve evden işe gidiyor delillerim var doğru söylüyor xhsjhsjsjs. Şaka bir yana kimseyle alakası olamayan kafasına göre takılan yazardır. İşten eve evden işe gidiyor delillerim var doğru söylüyor shxhshshh nasıl yedirdim ama ikinciyi ahahahha