confessions

bonnie

1. nesil Yazar - Soğuktan kızaran burun

  1. toplam entry 2654
  2. takipçi 46
  3. puan 48569

neşet ertaş

quares
not: başlığını açtığım için onur duyduğum insan .

Kırşehir'de 1938'de doğan Neşet Ertaş, Çiçekdağı'ndan Türkiye'ye açılan bir halk ozanıdır. Babası kendisi gibi bir saz üstadı olan Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş'tır.

Çocukluğu köyde geçen Neşet Ertaş, ilkokulda keman ve bağlama çalmaya başlamıştır. Babasının ondaki yeteneği görmesi sonucu düğünlerde saz çalarak müzik hayatına 1950'lerin başında başlamıştır.

İlk plak çalışmasını İstanbul'a geldikten sonra 1957'de Şen Çalar Plak'tan çıkartan Neşet Ertaş, bir anda şöhret olmuş ve tüm Anadolu'da dinlenen bir halk ozanı olarak geniş kitlelere ulaşmıştır. Takip eden yıllarda kariyerini Ankara'da sürdüren Neşet Ertaş, burada eşi olacak olan Leyla Hanım'la tanışıp evlenmiş ve üç çocuk sahibi olmuştur.

1978'de ellerinde oluşan bir rahatsızlık sonucu, enstrüman çalamaz hale gelen Neşet Ertaş, müzisyenlik dışında başka bir meslek sahibi olmadığı için işsiz kalmıştır. Neşet Ertaş bu dönemde tedavi için Almanya'ya ailesiyle birlikte taşınmıştır. Almanya'da tedavi olduktan sonra Türklerin uğrak yeri haline gelen mekanlarda çalarak yeniden müziğe dönen Ertaş, yıllar sonra Türkiye'de yeniden Türk Halk Müziği'nin popülerleşmesiyle yurda dönüş yapmıştır.

Süleyman Demirel tarafından kendisine teklif edilen Devlet Sanatçılığı'nı , halkın sanatçısı olmayı daha çok önemsediği için reddeden Neşet Ertaş, abdallık kültürünün son büyük efsanesi olarak bilinir. Unesco, hayatta olduğu dönemde Neşet Ertaş'ı "Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi" ne bağlı olarak, Türkiye envanterinde "Ulusal yaşayan insan hazinesi" olarak kabul etmiştir. 2011 yılında İTÜ Devlet Konservatuarı, Ertaş'a Fahri Doktora ödülünü takdim etmiştir. Eserleri ders olarak okutulmuştur.

Neşet Ertaş, 2012'de İzmir'de tedavi görmekte olduğu hastanede prostat kanseri sebebiyle hayata gözlerini yummuştur.

Neşet Ertaş albümleri:

1957 - Neden garip garip ötersin bülbül
1960 – Gitme Leylam
1979 – Türküler Yolcu
1985 - Sazlı Oyun Havaları
1987 - Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
1988 – Kibar Kız
1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
1990 – Gel Gayri Gel
1992 - Şirin Kırşehir
1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
1995 – Seçmeler 2
1995 – Seçmeler 3
1995 – Seher Vakti
1995 – Altın Ezgiler 3
1995 – Benim Yurdum
1997 - Nostalji 1
1998 - Ölmeyen Türküler 2
1999 - Ölmeyen Türküler 3
1998 – Gönül Yarası

banka

azrailin regl donemi
para sirkülasyonunun olduğu dükkanlar. ve bir azrail atasözü der ki;

"hırsızdan çalmak hırsızlık değildir"

bu bakış açısı tarafımca banka soymayı meşru kılar. evet! banka soymak asla hırsızlık sayılmamalı. yasal olarak suçtur ama etik olarak suç değildir.

bankalar soyulmalı ama ne için? bankalardan alıp bankaların pençesine düşmüş ya da kapitalizm çarkında ezilmekte olan çarktan atlamayı başaramamış vatandaşlara verilmeli.

ben büyük adam olsaydım en sonunda robin hood olurdum. insanlara zarar verenlerden alıp zarar görenlere vermek güzel şey. bence robin hood bu dünyadaki en büyük zevk sahibi kişiliktir.

arka dortluyu dagitmayan hoca

azrailin regl donemi
kasımda askere gideceğini resmen bildiren yazar. dur bakiyim.. kasım, aralık, ocak.. eheheh mart civarında geri dönecek galiba. döner dönmez kendisine meksikada türk mutfağı konseptli dev bir lokanta açacağım. parayı kıracağız moruk. öyle zengin olacağız ki aya gidip malgal bile yakacağız. hayal et.. türk usulü beyaz atlet dizgili donları giymişiz.. ağzımızda da uzun marlboro mangal yelliyoruz. ahahaha süper olur.

vay anasını lan sözlük!

zengin sözlük

quares
değerli romalı dostlar, uyku faşizmine direnen güzel insanlar, ohaldeyiz diye sevgiliye name yerine kararname gönderen memurlar ( ohal kalktı yuppi xd) ve saygıdeğer papua yeni gineliler ve çok sayın cibutililer hepinize iyi geceler

geceye bir şiir bırak

quares
Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?
Seni, anlatabilmek seni

Ahmed ARİF

bonnie

cedric
Berrak gök yüzünden yıldızlar kayar
Oyalı yazmaların kenarına
Nihavent makamı şarkılar
Nazlı Bonniemin bir bakışına dalar
İlkbaharda açılır kırmızı güller
En güzel yerinde kalbimin

zengin sözlük bayram kutlama meydanı

azrailin regl donemi
hepinizin memelerinde.. öhhmm yani ellerinden öperim arkadaşlar. güzel güzel gezin tozun adam akıllı durun. adam olun lan! herkes gittiği misafirlikte civciv gibi dursun. yoksa insanların gözünde kötü çucuk olursunuz.

he bu arada bayram traşını yeni olmuş arkadaşların misafirlikte yüzüne çalınan kolonyanın verdiği acıyı inim inim inleyerek yaşayanlar için 1 dakikalık saygı duruşu lütfen.

bonnie

azrailin regl donemi
Elim kolum bağlandı
Yüzüm gülmedi ağladım
Ciğerlerim dağlandı
Sana gelen yollar kapandı

Ah bonnie ahhh!!

Ömrüm keder içinde
Gülmek istedim gönlümce
Ama ne çare hayat
Kalmadı artık rahat

Ah bonnie ahh!

neredesin gönlümün efendisi neredesiiin?

bonnie

azrailin regl donemi
minnoş kalbini yesinler senin neredesin sen?
nerdesin sevdiğim neredesin! Mouse ile nickini okşamaktan Mouse pad aşındı halen sen yoksun? sanal aşklarımın en güzeli. gel artık.

gözünün yağına çift sarılı yumurta kırayım da yedireyim, lütfen gel.

bonnie

keskin nisanci
azizim burayı böyle körler sağırlar birbirini ağırlar modunda takılacak bir yer yapmak istiyorsanız, ben zaten bu işin kralının döndüğü bir yerden buraya geldim. aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamanın bir mantığı yok. farklılıklar her ortamı zenginleştirir ama burada tam tersi bir gaye var gibi.

bonnie

hamlet
Gitti mi?
Daha neler. Gitmiş olmamalı. Geri gelirse onun clyde barrow'u olmaya hazırım. Tam da evlenme teklifi edecektim. :/

Şaka bir yana gerçekten üzer gitmesi.

bonnie

miyesmikcih
sözlükte hakkında kırıcı sözler yazılmayan, yazılamayan güzel yürekli güzel dost.
"gel desen gelemem ki" demedim davetine icabeti görev bilip geldim.
bakalım nereye kadar. bakarsın göklerden bir el "yeter" der, fişimizi çeker.
ömür bunun adı, başlamadan bitiveriyor.
mutlu kal bayram güzeli, güzel günler hocam.

kars'ta eşeklere uygulanan vahşet

keskin nisanci
kars'ta iki çoban başlarına poşet geçirdikleri eşekleri bayıltana kadar sopa ile dövmüşler. yanlarındaki kişilerden biri de olayı videoya çekmiş.

bu insan görünümlü yaratıklar nasıl bu kadar canileşebiliyorlar anlamıyorum. bu hasta ruhlu yaratıklar yüzünden hepimizin psikolojisi bozuldu.


https://m.mynet.com/kars-ta-buyuk-vahset-basina-poset-gecirdikleri-esekleri-muzik-esliginde-sopayla-bayiltana-kadar-dovduler-yasam-4289542

nazım hikmet ran

miyesmikcih
ben nazım'ın gözden kaçırılan, pek dillendirilmeyen dizelerini çekip çıkarmayı çok ama çok severim.
karıcığım şiirinden iki satır gözönüne pek gelmese de çoğumuza aşina gelecektir.
bir cumartesi gününü,
hapishane çeşmesiyle ıslanan
bir ikindi vaktini hatırlıyor musun?
bir türkü söylediydi kalaycı şaban usta hatırlıyor musun?
"beypazarı meskenimiz, ilimiz,
kim bilir nerde kalır ölümüz...?"
tarihsiz yazmış büyük usta.
size bu iki dize çukur dizisindeki "çukur evimiz" söylemini hatırlatmıyor mu?
dizi film çekenler bu işleri iyi araştırıyor.
nazım ile piraye'den.
zenginsozluk.com/foto

kibariye

miyesmikcih
annesinin kara kuru haliyle "şöfeeer, şöferr" diye haykırdığını hiç unutamıyorum.
kibariye'nin ilk kocası aynı zamanda şoförü ve okuma yazma ve hesap kitap bilmeyen kibariye'nin paralarının tek sorumlusuydu, annsinin feryadi bu yüzdendir.
kocayı bir şekilde boşadı yerine annesinin evlatlığı aliyi eş olarak aldı. anne yine paraya oturamadı.
yaşlı kibariye evlatlık ali'yi elde tutamadı ve ali paralarla birlikte uçtu.
sesin ne kadar güzel olursa olsun, eğitim noksanlığı kadının bir yanını, en önemli tarafını eksik bırakıyor.
yaş da kemale erdi, artık yeni aliler bulmak pek kolay olmayacak.
tanrı yardımcın olsun bahriye tokmak.

can yücel

miyesmikcih
tarih 3 haziran 1963'tü...
o gün nazım hikmet ölmüştü...
can yücel bbc türkçe radyosunda spikerdi..
nazım'ın ölümünü duyurma görevi ondaydı...
"ben bunu okuyamam.. ben nazım'ın ölümünü kabul edemem' dedi..
haberi okumadı...
o gün hiç çalışmadı..
radyo da yayın yapmadı..
ertesi gün görevinden istifa ederek yurda döndü..
* * *
bakan çocuğuydu..
cumhuriyetin en önemli bakanlarından birinin hem de..
çok bakan çocuğundan farklıydı..
çünkü hep geçim sıkıntısı çekti..
basit yaşamayı seçti..
mal varlığını şöyle açıkladı..
1-avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen..
2-gökyüzünde bir bulut
3-bitlis'te beş minare..
4-biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili..
5-ıslıkla çalınabilen beş anonim tğrkü..
6-büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı..
7-palandöken'de bir palan, bir döken..
8-kastamonu'da üç kasto..
9-bir fay hattı..
10-bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma..
11-dünyada mekan..
12-ahirette iman..
13-denizde kum..
14-bir çuval da gazoz kapağı..
15-bir kibrit kutusu sigara izmariti..
16-biri ingilizce altı adet küfür..
17-sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht..
18-anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür..
* * *
"şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz.
lan bu kadar orospu çocuğu varken nasıl anlatayım küfürsüz."
daha nasıl anlatalım cumhuriyetin ilk milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlunu, eğitim hakkını ünlü bir bilim insanına veren kocaman yürekli küfürbaz şairi.
cemal süreya onun için"can yücel kadar değişik teknikler kullanmış bir başka şairimiz yok" diyormuş.

12 ağustos 1999 yılında yitirdiğimiz usta kuzusu 19 yıldır datça'nın bağrında yatıyor. mezarlık için de, daha doğrusu hayatın her anı için yazılmış dizeleri olan ustayı saygıyla anıyorum.

işsiz adam

sipraleks
siz yine de işsiz adam diye hor görmeyin dediğim tanımlamadır. 1 yıl işsiz kaldım çevremdeki herkes gitti, sevgilim aldattı, arkadaş çevrem dağıldı, psikolojim bozuldu, ereksiyon bile yaşamadım bırakın cinselliği. tek ailem vardı. sonradan iyi bir iş iyi bir gelir yolum açıldı ama o işsizlik ve parasızlık korkusu hep içimde var.

kapıcı

miyesmikcih
yeni adıyla apartman görevlisi.
son zamanlarda yani modern zamanlarda bunlara gereksinim duyulmuyor. oysa bir zamanlar bu emek insanları kazan yakma kurslarına gidiyorlardı ve gayet revaçta bir iş dalıydı, eski başkanlardan biri disk genel iş sendikasında örgütlüydü.
şimdilerde kazan yakma kalorifer olayı kalktı bu iş kolunu teknoloji sildi süpürdü. çöpler tünellerden direkt olarak konteynera dökülüyor, öyle bakkal market işi de yok. her sitede profesyonel güvenlik be temizlik şirketleri iş görüyor.
nerde o kemal sunal filmlerindeki kapıcı karakteri?
nostalji olmak üzere.

apartman aidatı

cedric
Sigortası yapılan bir kapıcı varsa minimum gideri 2.029,50 TL
Üstüne ortak giderleri de ekleyelim
Elektrik, su, temizlik vs gerekli malzemeler.
2150 tl civarı bir tutar. Ev sayısına bölüyoruz bu tutarı ve ödeyeceğimiz rakam çıkıyor.
Kapıcı komple gereksiz bir oluşum ve meslek. insan evinin önüne bir paspas atamayacak kadar aciz mi? Diyelim ki aciz yada yapmak istemiyor o zaman da haftada bir apartmana temizlikçi çağırırsın olur biter. Kapıcıya 2000 lira verip de boşuna masraf etmeye hiç gerek yok.

futbol

warmhole
Insanların neden takımların ekonomik durumuyla ilgilendiklerini anlamadığım spor. Seyirlik, eğlencelik bir etkinlik. Izle keyif al bu kadar. Yok onlar milyonları kazanırken sen fakirlikten kırılıyorsun. Sinemaya da gitme o zaman artistler milyonları kazanıyor diye. Yok çok borçları varmis kulüplerin. Yav sana ne ? Sen mi ödeyeceksin. Bazı manyaklar da birbirlerini kesiyor yok şu takım daha iyi yok bu takım daha köklü. Futbolu bir haftasonu etkinliği olarak görmek bu kadar zor mu gerçekten?