confessions

bonnie

1. nesil Yazar - kararlı

  1. toplam entry 0
  2. takipçi 45
  3. puan 39939

nezaket

icgqhs
insan kişisine en çok yakışan durumdur.
nezaketli olunca, kibar olunca birşey kaybetmezsiniz aksine kazanırsınız.
kibar olmak ve insanlarla kibar davranmak dünyadaki en asil duygulardan biridir, deneyin çalışıyor.

devrim

quares
Temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek için
asıldığı çividen indirilmelidir
yaprakları biten takvim

Zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir halı

İçinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve topluiğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek için zulmüne
makas denilen patronun

Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının

Kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında

Kim bilir kaç yunus görmüş
kaç deniz gezmiş...

Sunay akın

1 dakikalık kapı açmaya 50 lira alan çilingir

ruzgara karsi iseyen adam
picasso'nun meşhur hikayesini akla getiren çilingirdir.

Picasso bir lokantada otururken onu tanıyan garson, picasso'ya kağıt uzatıp üzerine bir resim çizmesini ister.
Picasso tamam der ve hemen bir resim çizer. 5 dakika içinde kağıdı garsona verir ve bin dolar ister. 
Garson istenen parayı çok bulur, “Ama 5 dakikada çizdiniz. Bunun için bin dolar mı istiyorsunuz?” diye tepki gösterir.
Picasso'nun cevabı: "Sadece 5 dakika değil, 40 yıl artı 5 dakika..." olur.

Entry konusu olan çilingirimiz için de benzer bir durum söz konusu.

attila ilhan

magic mushroom
O Güzel atlara binip gitmiş, izmirli bir güzel adam.

İlk okuduğum şairdir kendisi ki şanslıyım bu yüzden, şiiri gerçek bir şairin dizeleriyle tanımış olduğum için. Bu yüzden de hep sevdim şiiri.

Sevmemek mümkün mü şu dizeleri:
"Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum..."

attila ilhan

quares
Yaşayan mısraların kalem tutan adamı 1925 yılının Haziran ayında Menemen'de dünyaya geldi. İzmir'in okul sıralarından babasının memuriyeti sebebiyle gezip dolaştığı şehirlerdeki sıralarda ilk ve orta eğitimini tamamladı. İlhan'ın şiirle tanışması da çocukluğuna rastlar. '' Benim şiirle ilgilenmem de romanla ilgilenmem de ailemin aydın insanlar olmasına bağlıydı. Çünkü evde babam mütemadiyen şiir okurdu, annem birçok şiiri ezbere bilirdi.'' ( Nâm-ı diğer kaptan - söyleşi Selim İleri s.11 ) diyerek ailesinin onun şiir serüvenine başlamasında etkin rol oynadığını dile getirir. Adı ''ilkbahar'' olan ilk şiirini de ilkokul üçüncü sınıftayken yazmıştır. Babasına ''ben şiir yazdım'' diyerek şiirini gösteren Attila İlhan, babasından '' çok güzel '' iltifatını almasına rağmen babasının, annesine dönüp '' hiçbir şeye benzemiyor '' dediğine de kulak misafiri olur.. Bu zamanlar küçük İlhan'ın içinde futbol merakı uyanıyor ama henüz hangi takımın taraftarı olması gerektiğini bile bilmiyordu. Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye 6-1 yenilmesinin ardından Galatasaray taraftarı olduğunu söyler. Mağlup tarafta olmaya o yıllarda başlar Attila ilhan ve bütün hayatı boyunca bu tutumunu sürdürür. Yine öğrencilik yıllarında kendisini etkileyen şiirleri şöyle sıralar: Faruk Nafız Çamlıbel'in '' han duvarları '', Necip Fazıl Kısakürek'in '' otel odaları '' ve son olarak Mehmet Akif Ersoy''un bir şiiri... (Nâm-ı diğer kaptan - söyleşi Selim İleri s.33)


Nazım Hikmet Ran'ın bir şiiri sebebiyle İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıf öğrencisiyken 1941 yılında tutuklandı çocuk Attila İlhan. Sevdiği kıza gönderdiği mektubun arasında yıllar sonra kurtarmak için memleketini terk edeceği şairin şiiri bulunmuştu çünkü ve bu şiir okuldan uzaklaştırılmasına neden olmuş üç hafta gözaltı, iki ay hapis hayatını tattırmıştı 16 yaşındaki Attila İlhan'a. Tutuklanma sürecini şöyle anlatır Attila İlhan:
'' Öğleye doğruydu ve matematik dersiydi. Kırık notu düzeltmek için matematiğe çalışıyorum. Sınıfa matematik hocamız girdi, arkasından da müdür muavini girdi. Müdür muavini hocaya bir şeyler söyledi, konuştular. Hoca bana döndü, '' 146 Attila '' dedi. Ayağa kalktım. Müdür muavini '' seni biri görmek istiyor '' dedi ama adamın yüzünden düşen bin parça. Gittik, odasında bir adam oturuyor. '' Seninle gideceğiz '' dedi. '' Nereye gideceğiz ?'' dedim ben. '' Gidince görürsün '' dedi. Döndüm müdür muavinine, '' gideyim mi ? '' diye sordum. '' tabii tabii gitmen lazım '' dedi. Okuldan çıktık. Hiçbir şey söylemiyor adam. Adam sivil, polis olduğunu vapura binerken bilet almadı, o zaman anladım. Benim paso vardı. Kafamdan kuruyorum, ne hata yaptım diye düşünüyorum...Beni Karşıyaka komiserliğine götürdü. Orada beni sorguya çektiler, bazı şeyler sordular. Sordukları şeyler öyle vahim görünmedi bana. '' ( Nâm-ı diğer kaptan - söyleşi Selim İleri s.42-43 )

Tutuklanmasına sebep olan şiiri mektup içinde yolladığı kızın adı '' Vacide ''ydi. O gün, o polislerle birlikte Vacide'yi ilk defa adam akıllı görüyordu ve ona şemsiyesini vererek kodesin yolunu tutuyorlardı beraber. İlhan'ın edebi hayatında sürekli yer işgal edecek '' sevgili - hapis - polis '' üçgenin temelleri de o yağmurlu günde İzmir'de atılmış oluyordu böylece. Eğitim hayatı devlet tarafından yasaklı hale getirilmişti. Hapisten çıktıktan bir kaç yıl sonra yine devlet tarafından mahkeme kararıyla aldığı eğitim hakkını İstanbul Işık Lisesi'nde kullandı. İşte o lise yılları Attila İlhan'ın şiirlerine de konu olan dönemin meşhur Sansaryan Hanı'yla tanışma vaktine denk düşüyordu. '' Yeniden. O gün ,cumartesi günü, sinemaya gidecektim, cebimde sinema bileti. Sinema yerine tramvaya bindik, Sirkeci'de indik. Ve ilk defa Sansaryan Hanı'yla tanışmış oldum. Götürdüler, bir hücreye koydular. Gözlüklerimi aldılar.'' ( Nâm-ı diğer kaptan - söyleşi Selim İleri s.72)

Şiirler yazıp çiziyor ama bunları pek ciddiye almıyordu İlhan, nihayet lise talebeliğinin son yılında amcasının kendisinden habersiz olarak '' Cebbaroğlu Mehemmed '' şiirini bir yarışmaya göndermesiyle Attila İlhan o yılların en prestijli yarışmalarından birinde ikincilik ödülünün sahibi olmuş bir şair haline gelmişti. Babası ve amcasının kendi deyimiyle ''kumpas'' kurarak haberi olmadan şiirini gönderdikleri bu yarışmanın sonucunu Behçet Kemal Bey'in mektubundan öğrenen Attila İlhan büyük şaşkınlık yaşar ve önce reddetmeyi düşündüğü bu ödülü, amcasının, babasının ve yakın arkadaşı Faruk'un ısrarı sonucu kabul eder. O yıl kendisini ''şair'' yapan bu yarışmanın birincisi Cahit Sıtkı Tarancı, üçüncüsü Fazıl Hüsnü Dağlarca ve ikincisi ise henüz lise talebesi olan Attila İlhan'dır. Jüriyi de önemli isimler oluşturuyordur: Tanpınar, Behçet Kemal Çağlar, Ahmet Kutsi Tecer, Nurullah Ataç.. Ne gariptir ki onu Nazım şiirinden 16 yaşında hapse atan CHP yönetimi yine aynı Attila İlhan'a yazdığı şiir dolayısıyla bu ödülü vermiştir. 1946 yılında sonuçlanan bu yarışma sebebiyle tanınırlığı artmıştı Attila İlhan'ın. Oysa A. İ. Beteroğlu takma adıyla ''Gün'' dergisinde şiirleri yayımlanıyordu bu genç şairin ama çevresi solculardan ibaretti sadece.

özlenen yazarlar

quares
benzemez kimse sana,
onun içindir sana olan bu sevda,
ne desem boş, her şey senin uğruna,
neden ellere attın bizi,
iç mi merak etmeyceksin şimdi bizi bea? (yazarın anlayacağı bir vurgu)
eyyyy bonnie

sonu sanki "malum zatın" avrupalı devletlere olan bir seslenişi gibi oldu ama olsun, umarım beğenirsin xd

bonnie

quares
Beş kardeş diye bir dizi vardır bilen bilir, orada ki kardesler başları sıkışınca canannn yengeee diye bağırırlardı ve canan yenge onları kurtarırdı.

Bonnie'de sözlüğümüzün canan yengesi gibi. :)

mahalle bakkalı

quares
Mahalle bakkalınız sağlık takıntısı olan biriyse garip olayların yaşanması muhtemeldir. Akşam yemegine eşlik etsin diye Kola almak için evden çıkıyorum, Bakkal şevki amca "kola mı aman diyiimm quares, kola kısır yapar mazallah, al sen şu 1 kilo yoğurdu su katıp ayran yaparsınız diyor, ve 1 kilo yoğurt alıp geri dönüyorum.
Çok yaşlı biri olduğundan mahallede kimse kıramıyor şevki amcayı.
Lan mahallede çocuklar cips yer, çikolata yer, ne bileyim bisküvü falan yer yahu bizim mahallenin çocukları keçiboynuzu yiyor, abi çocuklara yapma bari bunu.

neşet ertaş

quares
not: başlığını açtığım için onur duyduğum insan .

Kırşehir'de 1938'de doğan Neşet Ertaş, Çiçekdağı'ndan Türkiye'ye açılan bir halk ozanıdır. Babası kendisi gibi bir saz üstadı olan Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş'tır.

Çocukluğu köyde geçen Neşet Ertaş, ilkokulda keman ve bağlama çalmaya başlamıştır. Babasının ondaki yeteneği görmesi sonucu düğünlerde saz çalarak müzik hayatına 1950'lerin başında başlamıştır.

İlk plak çalışmasını İstanbul'a geldikten sonra 1957'de Şen Çalar Plak'tan çıkartan Neşet Ertaş, bir anda şöhret olmuş ve tüm Anadolu'da dinlenen bir halk ozanı olarak geniş kitlelere ulaşmıştır. Takip eden yıllarda kariyerini Ankara'da sürdüren Neşet Ertaş, burada eşi olacak olan Leyla Hanım'la tanışıp evlenmiş ve üç çocuk sahibi olmuştur.

1978'de ellerinde oluşan bir rahatsızlık sonucu, enstrüman çalamaz hale gelen Neşet Ertaş, müzisyenlik dışında başka bir meslek sahibi olmadığı için işsiz kalmıştır. Neşet Ertaş bu dönemde tedavi için Almanya'ya ailesiyle birlikte taşınmıştır. Almanya'da tedavi olduktan sonra Türklerin uğrak yeri haline gelen mekanlarda çalarak yeniden müziğe dönen Ertaş, yıllar sonra Türkiye'de yeniden Türk Halk Müziği'nin popülerleşmesiyle yurda dönüş yapmıştır.

Süleyman Demirel tarafından kendisine teklif edilen Devlet Sanatçılığı'nı , halkın sanatçısı olmayı daha çok önemsediği için reddeden Neşet Ertaş, abdallık kültürünün son büyük efsanesi olarak bilinir. Unesco, hayatta olduğu dönemde Neşet Ertaş'ı "Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi" ne bağlı olarak, Türkiye envanterinde "Ulusal yaşayan insan hazinesi" olarak kabul etmiştir. 2011 yılında İTÜ Devlet Konservatuarı, Ertaş'a Fahri Doktora ödülünü takdim etmiştir. Eserleri ders olarak okutulmuştur.

Neşet Ertaş, 2012'de İzmir'de tedavi görmekte olduğu hastanede prostat kanseri sebebiyle hayata gözlerini yummuştur.

Neşet Ertaş albümleri:

1957 - Neden garip garip ötersin bülbül
1960 – Gitme Leylam
1979 – Türküler Yolcu
1985 - Sazlı Oyun Havaları
1987 - Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
1988 – Kibar Kız
1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
1990 – Gel Gayri Gel
1992 - Şirin Kırşehir
1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
1995 – Seçmeler 2
1995 – Seçmeler 3
1995 – Seher Vakti
1995 – Altın Ezgiler 3
1995 – Benim Yurdum
1997 - Nostalji 1
1998 - Ölmeyen Türküler 2
1999 - Ölmeyen Türküler 3
1998 – Gönül Yarası

zengin sözlük

quares
değerli romalı dostlar, uyku faşizmine direnen güzel insanlar, ohaldeyiz diye sevgiliye name yerine kararname gönderen memurlar ( ohal kalktı yuppi xd) ve saygıdeğer papua yeni gineliler ve çok sayın cibutililer hepinize iyi geceler

geceye bir şiir bırak

quares
Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?
Seni, anlatabilmek seni

Ahmed ARİF

bonnie

hamlet
Gitti mi?
Daha neler. Gitmiş olmamalı. Geri gelirse onun clyde barrow'u olmaya hazırım. Tam da evlenme teklifi edecektim. :/

Şaka bir yana gerçekten üzer gitmesi.

bonnie

miyesmikcih
sözlükte hakkında kırıcı sözler yazılmayan, yazılamayan güzel yürekli güzel dost.
"gel desen gelemem ki" demedim davetine icabeti görev bilip geldim.
bakalım nereye kadar. bakarsın göklerden bir el "yeter" der, fişimizi çeker.
ömür bunun adı, başlamadan bitiveriyor.
mutlu kal bayram güzeli, güzel günler hocam.

kars'ta eşeklere uygulanan vahşet

keskin nisanci
kars'ta iki çoban başlarına poşet geçirdikleri eşekleri bayıltana kadar sopa ile dövmüşler. yanlarındaki kişilerden biri de olayı videoya çekmiş.

bu insan görünümlü yaratıklar nasıl bu kadar canileşebiliyorlar anlamıyorum. bu hasta ruhlu yaratıklar yüzünden hepimizin psikolojisi bozuldu.


https://m.mynet.com/kars-ta-buyuk-vahset-basina-poset-gecirdikleri-esekleri-muzik-esliginde-sopayla-bayiltana-kadar-dovduler-yasam-4289542

nazım hikmet ran

miyesmikcih
ben nazım'ın gözden kaçırılan, pek dillendirilmeyen dizelerini çekip çıkarmayı çok ama çok severim.
karıcığım şiirinden iki satır gözönüne pek gelmese de çoğumuza aşina gelecektir.
bir cumartesi gününü,
hapishane çeşmesiyle ıslanan
bir ikindi vaktini hatırlıyor musun?
bir türkü söylediydi kalaycı şaban usta hatırlıyor musun?
"beypazarı meskenimiz, ilimiz,
kim bilir nerde kalır ölümüz...?"
tarihsiz yazmış büyük usta.
size bu iki dize çukur dizisindeki "çukur evimiz" söylemini hatırlatmıyor mu?
dizi film çekenler bu işleri iyi araştırıyor.
nazım ile piraye'den.
zenginsozluk.com/foto

kibariye

miyesmikcih
annesinin kara kuru haliyle "şöfeeer, şöferr" diye haykırdığını hiç unutamıyorum.
kibariye'nin ilk kocası aynı zamanda şoförü ve okuma yazma ve hesap kitap bilmeyen kibariye'nin paralarının tek sorumlusuydu, annsinin feryadi bu yüzdendir.
kocayı bir şekilde boşadı yerine annesinin evlatlığı aliyi eş olarak aldı. anne yine paraya oturamadı.
yaşlı kibariye evlatlık ali'yi elde tutamadı ve ali paralarla birlikte uçtu.
sesin ne kadar güzel olursa olsun, eğitim noksanlığı kadının bir yanını, en önemli tarafını eksik bırakıyor.
yaş da kemale erdi, artık yeni aliler bulmak pek kolay olmayacak.
tanrı yardımcın olsun bahriye tokmak.

can yücel

miyesmikcih
tarih 3 haziran 1963'tü...
o gün nazım hikmet ölmüştü...
can yücel bbc türkçe radyosunda spikerdi..
nazım'ın ölümünü duyurma görevi ondaydı...
"ben bunu okuyamam.. ben nazım'ın ölümünü kabul edemem' dedi..
haberi okumadı...
o gün hiç çalışmadı..
radyo da yayın yapmadı..
ertesi gün görevinden istifa ederek yurda döndü..
* * *
bakan çocuğuydu..
cumhuriyetin en önemli bakanlarından birinin hem de..
çok bakan çocuğundan farklıydı..
çünkü hep geçim sıkıntısı çekti..
basit yaşamayı seçti..
mal varlığını şöyle açıkladı..
1-avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen..
2-gökyüzünde bir bulut
3-bitlis'te beş minare..
4-biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili..
5-ıslıkla çalınabilen beş anonim tğrkü..
6-büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı..
7-palandöken'de bir palan, bir döken..
8-kastamonu'da üç kasto..
9-bir fay hattı..
10-bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma..
11-dünyada mekan..
12-ahirette iman..
13-denizde kum..
14-bir çuval da gazoz kapağı..
15-bir kibrit kutusu sigara izmariti..
16-biri ingilizce altı adet küfür..
17-sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht..
18-anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür..
* * *
"şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz.
lan bu kadar orospu çocuğu varken nasıl anlatayım küfürsüz."
daha nasıl anlatalım cumhuriyetin ilk milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlunu, eğitim hakkını ünlü bir bilim insanına veren kocaman yürekli küfürbaz şairi.
cemal süreya onun için"can yücel kadar değişik teknikler kullanmış bir başka şairimiz yok" diyormuş.

12 ağustos 1999 yılında yitirdiğimiz usta kuzusu 19 yıldır datça'nın bağrında yatıyor. mezarlık için de, daha doğrusu hayatın her anı için yazılmış dizeleri olan ustayı saygıyla anıyorum.

işsiz adam

sipraleks
siz yine de işsiz adam diye hor görmeyin dediğim tanımlamadır. 1 yıl işsiz kaldım çevremdeki herkes gitti, sevgilim aldattı, arkadaş çevrem dağıldı, psikolojim bozuldu, ereksiyon bile yaşamadım bırakın cinselliği. tek ailem vardı. sonradan iyi bir iş iyi bir gelir yolum açıldı ama o işsizlik ve parasızlık korkusu hep içimde var.