confessions

bonnie

1. nesil Yazar - sakin

  1. toplam entry 3406
  2. takipçi 50
  3. puan 63678

değişik bir şerbet yaptım bir tadın

bonnie
son haftalarda beni en çok etkileyen olaylardan biri. şizofreni üzerine çok film izledim, epey de araştırmıştım vaktinde bu hastalığı. en son hakimin "pişman mısın?" sorusuna "Asla değilim. İşim yarım kaldı. Tamamlayamadım..." cevabını vermiş. burada da siyanürlü içeceği içmeyen 2 kardeşini kastediyor.

şimdi bu insan şizofrense dış dünyayı kendi hezeyanları doğrultusunda algıladığı için giriştiği eyleme karşı sorumlu değil. ancak şizofren tanısı daha önce konulmuşsa ve verilen ilaçları içip içmediği, durumunun ne halde olduğundan sağlık hekiminin sorumlu olması gerekir. böyle bir şey yoksa da benim tavsiyemdir. bu insanlar en az 3 ay, olmadı 6 ayda bir dr takibinden geçmelidir.

ben bugüne kadar 3 şizofren tanıdım. biri kamuda, biri özelde çalışıyor, diğeri de evde iş yapıyor. ve bu insanlar ilaçlarını düzenli aldıkları için onların yanında sadece ne kadar cahilim hissine kapılırsınız.

dondurmanın yanına yakışan tatlılar

bonnie
birincisi benim için çocukluğumdan kalma bir tat olan supangledir. pastaneye gittiğimizde kısaca sup derdik.zamanla "dondurma ister misiniz?" üzerine demeye başlamışlardı. böyle böyle çok sevdim. ancak günümüzde supangle de uyduruktan yapılıyor artık; hazır paket kakaolu pudinglerden.
ikinci favorim de irmik tatlısıdır. o irmik tatlısının lezzetli olması için dakikalarca kavrulması gerekir. irmik tatlısı ılındığında iki top çikolatalı dondurma ile inanılmaz güzel bir tat olur.

oyfşş. özür dilerim valla. oruç tutanlar, tutmayanlar en yakın pastaneye koşsunlar şimdi.

bosch

bonnie
ne bulaşık ne de çamaşır makinesinden memnun kaldığım firma. hele bulaşık makinesi silence plus serisi. serie 6. ayrıca bozulmaya görsün yedek parçaları oldukça pahalı.

instagram

bonnie
uzun zaman sonra zorla ve baskıyla hesap açtım. günlerce aynı şeyleri okuyup, aynı fotoğraflara baktım. sonra bir arkadaşım uyardı dedi ki sevdiğin kim varsa ünlü ünsüz takip et. ünlülerden fırat tanış aklıma geldi o an. lan 3 aydır bakıyorum bakıyorum ortada bir şey yok. anca reklam anca foto. öğrendiğim, öğrenebileceğim hiç bir şey yok. bu ne lan deyip kapattım.

direk

bonnie
annemin izmir'e ilk gidişinde köyden indim şehire gerçekliği sonucu ona buna bakarken kafasını çarptığı ve hastanelik olduğu ağaç kütüğü. hep anlatır kadın anam bunu. yolda yürürken de hep önünüze bakın deyip durur hala.
eskiden ağaç kütüklerinden olan ancak günümüzde betondan olan aydınlatma araçlarının aracı.

izmir marşı'nı okuyan gencin boğazını sıkan adam

bonnie
daha düne kadar herkesin büyük bir gururla söylediği izmir marşı ve onu söyleyenler neye dayanarak dışlanıyor, lanetleniyor anlamış değilim. kaç yılda bu hale geldik. onu da eminim herkes biliyor? 15 temmuz'la 19 mayıs ilişkisi nasıl kuruluyor onu da anlamıyorum zaten. hele de bu tür fiziksel saldırıları hiç de hoş görmüyorum.

yağmurlar dinmeden gel

bonnie
söz ve müziği ferda ereren'e ait şarkı. üç deniz topluluğu olarak da geçer. bu bahar oldukça yağmurlu geçti. mayıs ortası ama hala yağışlı buralar. yağmuru sevmeyen nadirdir elbette hele de hava ılık ise.



nasılsın aşkta

bonnie
"ısındı kalbim senleyken" mısrasından başka kayda değer bir sözü olmadığı gibi ezgide de iş yok. ne kadar soğuk, mekanik ve duygudan uzak. bu arada ilk kez dinledim. bi de bu tür şarkıları yüzlerce binlerce defa dinlediğinde farkında olmadan beğenmeye başlıyorsun. asosyalleşin demiyorum ama kulaklarınızı da kapatın diyemem elbette. ben bi şi demiyorum. naparsanız yapın diyorum.

bütün gün ağlamak

bonnie
hassas bir günün sizi dört bir yandan kuşatması sonucu gerçekleştirilen eylem.

malum bugün anneler günü. güne gözlerimi açtığımda saat 11'di. abovv 99 mesaj var whatsappta. herkes ne kadar güzel şeyler bulmuş vay anasını dedim. daha ben bunları okurken damlalar hazırdı zaten. dedim ben de güzel şeyler bulayım da atayım gruplara. 40 tane grup var anasını satıyım. dedim ne yapsam da değişik bi şi ben de atsam; reklam filmleri hep güzel ve duygusal olur diye youtube a yazdım. ardı ardına anneler günü ile ilgili çıkmaya başladı filmler. milli takıma sürpriz çekimler mi dersin, metroya anne eli değince neler olurun çekimleri mi dersin. ben hüngür hüngür ağlıyorum tabii.

youtube bu bin tane anneler günü videolarından sonra geçti mi babalar günü videolarına. hoppala burnum balon gibi oldu ağlamaktan.
sonra akşamüstü oldu whatsapp grupları çoştu. 2, 5 yaşındaki kızının ses kaydını gönderenden tut, kendi annesiyle çekilen kısa videoları atanlara kadar. allaım ağlamaktan delircem.

dedim biraz uzaklaşayım bu ortamdan. ekşide yararlı web siteleri mi ne öyle bir başlık takibimde. bir film blogu atmış adamın biri. ona tıkladım. bir film izleyeyim dedim. sandra bullock u görünce açtım filmi. film the blind side. anam ağla ağla.

sonra akşam oldu. anneme telefon açtım. olanlar oldu. karşılıklı bir ton ağlaştık işte. buraya kadar okuduysanız diyeceğim şudur ki... bu nasıl bir gündü yahu. uyumak gerek artık.

cami bahçesi

bonnie
teravih namazı boyunca çocukların oyun oynadıkları bahçe. kocaman beton bir alanı var. yeni bir cami bu.

oysa çocukluğumdaki kasaba camisi mezarlık gibiydi. ulu ağaçlar ve eski şapkalı mezar taşları olan mezarlar vardı bahçede. onun için cami içine girmek bizim için daha keyifliydi.
0 /