confessions

espwa

2. nesil Yazar - Taze yazar

  1. toplam entry 0
  2. takipçi 1
  3. puan 434

thor

fiorabella
isveçli Prof. Dr. Sven Lagerbring türkçe ve isveçce dilinin ortak noktalarından ve mitolojilerindeki benzerliklerden yola çıkarak odin ve thor'un türk, isveçlilerin türk kökenli olduğunu söylemektedir. tor, Türkçe TUR kelimesinden, Odin de türkçe OT-İN (inen ateş) kelimesinden türemiştir.

şimşek tanrısı thor iki keçisi ile yolculuk yapar acıktığında keçilerini yer ve kemiklerine dokunarak onları tekrar diriltir. yakışıklı ama oburdur.
yavru kedimin adını thor koymuştum. isminin özelliklerini almış. çok yakışıklı ve bir o kadar da obur.


zenginsozluk.com/foto

bu da benim yakışıklı thor'um.

zenginsozluk.com/foto

la pianiste

magic mushroom
sıkıntılı bir eser. sıkıntılı çünkü izlerken kendinizi acı çekerken buluyorsunuz. film boyunca içinizdeki huzursuzluk geçmiyor. bittiğinde ise iki saat boyunca acıdan kıvranmış olan bedeniniz yorgun, ruhunuz sarsılmış olarak devam ediyor yaşamaya.

isabelle huppert yine döktürüyor, haneke ise her zamanki gibi hayran bırakıyor bu en iyilerinden olan eseriyle. özetle, bir haneke başyapıtı.

kynodontas

magic mushroom
Yorgos lanthimos'un otorite ve başkaldırı üzerine muhteşem filmi.

Haneke rahatsızlığı veren bir başyapıttır benim için. Alt metinleri çok sağlam, kurgusu çok sağlam, yönetmenin yeteneklerini bir bir sıraladığı bir kabulleniş, yüzleşme ve idrak öyküsü. İnsan psikolojisine incelikli bir derinlikle eğilen bir eser.

En sevdiklerimden.

insaf et anna

icgqhs
tarık tufan'ın harikulade şiiri ezel roz manaz ile can bulmuş resmen.


Biz her şeye,
esirgeyen ve bağışlayan,
çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan,
hep esirgeyen ve hep bağışlayan rabbin adıyla başlayan adamlarız anna.

büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.

sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.

piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında.

işte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.

insaf et anna!

gidelim buradan.

senin masumiyetini,
bilgelik zamanlarından kalma sırları,
dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.

hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.

ölelim diyecektim az kalsın. ölmeyelim. hiç ölmeyelim anna.

sarılalım diyecektim az kalsın. içimden böyle şeyler de geçiyor işte. sarılalım, dudakların...

tamam sustum.

Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.
Şiir kalsın istersen, sadece otursak. oturmasan da olur benimle,
Sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
Yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. gözlerime bak, gözlerimin içine bak.

gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, turgutlar, edipler, sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.

gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler...

bekleyişler anna. köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.

hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. ama geçecek hepsi, geçecek. şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.

gözlerimin içine bakmaktan korkma anna.

sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık.

tanrı bizimle de konuşur belki.

çaylak

icgqhs
Çaresiz kalmayıp diğer yaZarlara mesaj atabilsin, kafasına takılanı sorabilsin diye mesaj atma yetkileri açıktı ama her iyi niyet gibi bu da suistimal edildi. Mecburen mesajları kapatacağız...

konformizm

magic mushroom
türkçe'ye "uymacılık" olarak çevrilen sözcük. toplumla ve sistemle uyumlu olma, genel kabul gören kalıplara girme, muhalif ve sivri tavırlar sergilemekten çekinme olarak açıklayabiliriz konformizmi.

çoğu insanın yanlış kullanımının aksine "konforuna, rahatına düşkün" demek değildir.

ben oldum olası sevmem konformist insanları ve de korkarım bu tiplerden.
her şeye "tamam" diyen, herkesle iyi geçinen, her ortama uyum sağlayan bukalemun gibi insanlar tehlikelidir. sistem insanıdırlar. çıkarlarına göre bugün burada yarın diğer tarafta olabilirler. genelde güçlünün yanında yer alırlar. makyavelistlerle aynı soydan gelirler. o yüzden tehlikelidirler.

insanın bi çizgisi, bi tarzı, bi duruşu olur yahu, her kalıba girmek de neyin nesi.