confessions

fiorabella

1. nesil Jurnalci - güven verici

  1. toplam entry 1987
  2. takipçi 82
  3. puan 56574

keloğlan ak ülke masal kitabındaki rezalet

oblomov
tecavüz edilen kadınların tecavüzcüsüyle evlenmesi gerektiğini düşünen zihniyetin dökülen son salyalarından bir damla. bir toplumu daha kolay nasıl yönetiriz sorusunun cevabını bir sorgularsak böyle şeyler çok da garip gelmeyecektir. eğitim seviyesinin düşük olduğu yerlerde daha fazla tercih edildiklerini ağızlarıyla söyleyenler, bugün toplumu daha ne kadar cehalete boğarız, daha nasıl soyarız, daha nasıl itaat etmeyi öğretirizin peşindeler. ama sorsan bütün bunlar hep "dış miiiirraaaak" derler. güneşi balçıkla sıvamaya çalışanların zamanından geçiyoruz. bizim de sınavımız bu olsa gerek.

keloğlan ak ülke masal kitabındaki rezalet

kadin kismisi cok yazmaz
erotizmin ve pornografinin hükümet politikası doğrultusunda yeniden tanımlanması için tüm yetkilerin tek elde toplanması. düşünsenize erotizm bir hükümet politikası artık.
ve bu tür düzenlemeleri yapma yetkisini elinde bulundurdukça, karşısında durduğunuz her saniye onun işine yarayacak ve onu besleyecek.
çok köşeye sıkıştırıcı...
bir sonraki hamle ne olacak?

keloğlan ak ülke masal kitabındaki rezalet

azrailin regl donemi
gündeme cuk diye oturmuş rezalettir. nasıl bir saçmalıktır ki yıllarca piyasada olmayan bir kitabı, teee 1980lerde basılan ve yok olup gitmiş bir saçmalığı 2009da yeniden meb komisyonuna sunup bir de üstüne onaylatılıp bastırılıyor? kitapta hızır adında bir cin küçük bir çocuğa tecavüz ediyor ve bu podefik bir olaydan ziyade pornografi izleri taşıyan bir kitap olarak çocuklara sunuluyor?

neden???

sırf ismi "ak ülke" diye mi?

bizim zamanımızda bile böyle saçma kitaplar yoktu

keloğlan ne amk! ak ülke ne lan?

küçük prens neyinize yetmedi? çocukların ufkunu 10 katına çıkarabilecek güçte olan alice harikalar diyarında gibi mükemmel bir kitap neyinize yetmedi? 80 günde devri alem? pinokyo? polyanna vereyim abime? sol ayağım var bak çok güzel? robin hood var bak işte ne güzel, çocuklar en azından insan olmanın özüne inerdi de daha kaliteli nesiller olurdu?

olmaz mı? niçin?

çünkü onların ismi "ak" diil abisi..

ulan süper klasikler var, empati yeteneğini geliştiren, zekanın daha nitelikli kullanılmasına etki eden süper kitaplar var!

ama biz sığır gibi çocuklarımıza keloğlan okutacağız!

bezdim..

mahallenin muhtarları

sos
birkaç lahza olarak hatırladığım dizi.

birkaç lahza veya birkaç anekdot şeklinde hatırladıklarım;
kaygısızlar
bizimkiler
çılgın bediş
çarli iş başında

epey hatırladıklarım (en azından üç aşağı beş yukarı oyuncuları ve rollerini söyleyebileceğim);
yılan hikayesi
beşik kertmesi
bücür cadı
yedi numara
deli yürek

tam olarak hatırladıklarım;
çocuklar duymasın
ekmek teknesi

ersin turhan

zengin sozlugun fakir yazari
öncelikle Allah ailesine sabır versin. Başı sağ olsun bütün sevdiklerinin. intihar zor bir karar çok farklı bir psikoloji onun hakkında yazmayacağım. elbet intihar edenin kendince haklı sebepleri vardır fakat bu olayı atanamayan öğretmen intihar etti, cebinde 10 lirası vardı şeklinde servis etmek art niyettir. küçük çaplı hesaplardır, ortalığı karıştırmaktır yıllardır olduğu gibi kaos ortamı yaratıp birilerine menfaat sağlamak amacıyla yapılır.

Evet insan okuduğu, uzmanlaştığı bölümde çalışmak ister ama olmuyorsa ya daha çok çalışmalı ya çalışma yöntemini değiştirmeli ya da geçici süreliğine farklı alana razı olmalı. Kimse açlıktan ölmez bu ülkede ama tembellik ve kolaya kaçmak milletimizin damarlarına öyle bir işlemiş ki biraz dişimizi sıkmayı, biraz ezilmeyi kabul etmiyoruz. 4 yıl boyunca hiçbir şey yapmayıp 4 senenin sonunda burnumuzdan kıl aldırmıyoruz. Sonra vay efendim niye böyle bu ülke, bu gençler ne yapacak, işsizlik nereye gidiyor vs. neyse konumuza dönersek.

Şimdi bu arkadaş 31 yaşında sınıf öğretmeniymiş 5-6 yıldır mezun demek ki. yani sınıf öğretmenlerinin havada kapıldığı, 20 günlük eğitimle özel öğretim öğretmeni kadrosu aldıkları döneme yetişiyor. son 5 yılda 20000 sınıf öğretmeni ataması yapılmış hem de o dönemler fetö, mülakat, torpil gibi Kulla Rızkın arasına kulun girdiği bir dönemde değildi yani. bir sınıf öğretmeni atanamıyoruz diye şikayet edemez. Atanamıyoruz şikayeti branşçıların ve bölüm dışı atama yapılan bölümlerin hakkıdır(açıköğretim mezunlarının öğretmen olarak atandığı okul öncesi öğretmenliği, felsefecilerin ve sosyolojicilerin pdr ve zihin engelli öğretmeni olarak atanması vb.). kimse kusura bakmasın ama bir sınıfçı sistem yüzünden değil kendi beceriksizliği yüzünden atanamıyordur. söylemek istediğim bu intiharı öğretmen ataması üzerinden değerlendirmek ve birilerini suçlamak yanlıştır. atama sadece bir etkendir ama tek etken oymuş gibi algı yaratılmaya çalışılması haksızlıktır.

Allah rahmet eylesin. Umarım gittiği yerde aradığını bulur.

not : bir öğretmen olarak hem de atanamayan bir öğretmen olarak yazılmış bir entrydir.

fiorabella

quares
İtalo calvino şöyle diyor:
“biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. iki yolu var acı çekmemenin: birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. ikinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.”

Fiorabella'da ikinci yolu seçerek dünya cehennemine tepkisiz kalmamış ve dünya cehenneminde elinden ne geliyorsa sonuna kadar yapmış ve yapmaya devam eden, tebrik edilesi iyi bir yazar.

İyi insanların lenin'i... :)

mehmet ali erbil

sos
twitter'da gezerken kalp krizi geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı haberini aldım. hani normalde bu tür haberleri duyunca insanda bir üzüntü hali peydah olur, hani en kötü bir iç kıpırdaması falan olur... fakat bu haberi alınca hiçbir değişiklik olmadı bende. kısa süre bir düşündüm. bir kritik yaptım. bir mehmet ali eksik veya bir mehmet ali fazla olması durumunda değişen bir şeyin olmayacağını farkettim. bu olayın üzerinde bile durmayarak ekranı kaydırmaya devam ettim.

tecavüzcü anne ve baba

diko
Ben hep soylerim abi bunları öyle bir oldureceksin ki bizi biran once öldürün diye yalvaracaklar. Burada suçun sahsiligini de ortadan kaldiracaksin. Bunlarin analarini babalarini da kodese tikacaksin. Bizim suçumuz ne diye sorduklarinda bu iki pislik sizin eseriniz veremediginiz terbiyenin ahlakın ürünü bu diyeksin. Ağzimi doldura doldura sövüyorum bu iki pisliğe. Buradaki kadinlara ayip olmasin diye de yazmiyorum ettiğim küfürleri.

tecavüzcü anne ve baba

miyesmikcih
babayı anladık içerde gösterirler babayı da.. anne nasıl tecavüz ediyor evlatlarına?
kocasına yardım ve yataklık mı etmiş, tecavüz mü?
tecavüz etmişse nasıl etmiş?
bazı yörelerde ensest gizleniyor, çok dikkatli olunması gerek.
bu konuda çocukları bilgilendirmek için dersler verilmeli diyeceğim ama, evde canından can anne baba bu işi beceriyor okuldaki maaşlı öğretmene nasıl güvenebiliriz?
ensar ve sair yurt ve okullarında olanları gazetelerde, televizyonlarda, internette görüp okuyoruz.
memleketin ve insanların çivisi çıkmış.

tecavüzcü anne ve baba

kozmos
ne desem laf değil, ne yazsam havada kalacak yazıp siliyorum. sadece şu koyduğumun kıyameti bir an önce kopsun, geçtik çünkü kıyamet alametleri kısmını, sıçradık yani reklamı geç tuşuna bastık hızlandırılmış şekilde yani. amına koyim.

tecavüzcü anne ve baba

zengin sozlugun fakir yazari
insanoğlu denilen mahlukat israfil meleğin işini kolaylaştırmak için elinden geleni ardına koymuyor. Her seferinde daha fazla bir şey olamaz daha kötüsünü görmeyiz diyoruz ama her defasında şaşırtıyor bizi. eyy israfillll biz üstümüze düşeni yaptık kardeş neyi bekliyorsun Allah aşkına üflesene. daha ne kadar sapıtabiliriz daha ne yapabiliriz amk iki tarafta da cehennemi hak edecek ne yaptım ben üfle yeter artık s*keyim dünyasını üfle yıkılsın gök kubbe.

yeni nesil

sos
"Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar"
[aristoteles]
m.ö 384 - 322

çamaşır suyu

sos
şişenin hepsini boca etmemek gerekiyormuş. şişede durduğu gibi durmuyormuş. bir şişeyi olduğu gibi boca ettim. mükemmel derecede çamaşır suyu koktu ev. pencereleri açtık. kokunun gitmesini bekliyoruz.

ben ne yapayım kardeşim? suç bende mi? suç üreticide. şişenin üstüne şişede durduğu gibi durmaz diye bir uyarı yazısı yazmamışlar.

kokusu yaşam sevincini arttıran şeyler

azrailin regl donemi
bilmiyorum.. eğer sigarayı bırakırsam buna karar vereceğim. şuan burnum gerçek bir burun gibi çalışmıyor. bu da bana çok koyuyor.

ne burun varmış ulan sizde de? biri yağmur demiş öteki deniz. çok mu zordu en güzel koku olan bebek kokusunu yazmak?

bebek kokusudur.

dağılın!

not: evet çok sinirliyim. ayrıca bir bebek kokusuna hiç bir zaman sahip olamayacağım için de üzgünüm.

cemal kaşıkçı

keskin nisanci
yaklaşık iki hafta önce istanbul'daki suudi arabistan büyükelçiliğinde kaybolan suudi arabistanlı muhalif yazar.

iki haftadır cemal kaşıkçı ile yatıp cemal kaşıkçı ile kalkıyoruz. sanki yeterince derdimiz yokmuş gibi bir de bunlarla uğraşıyoruz. üçüncü dünya ülkesi olduğumuzu her olay biraz daha yüzümüze vuruyor.

paris sendromu

sos
bir yerde okumuştum. kabaca şöyle bir tanımı var bu sendromun: "paris'e ilk kez giden turistin, paris'i umduğu gibi bulamaması sonucu yaşadığı travma"

sendromu tetikleyen semptomlardan biri de bireyin paris'e seyahati sırasında yaşadığı jet-lag veya kaba tabirle "yol yorgunluğu" sonrası bir de paris'i hayal ettiği gibi bulamamanın verdiği hayalkırıklığı ve neticesinde travma yaşıyor birey.

peki neden en çok japon turistler yaşıyor bu sendromu? bana soracak olursanız; japon oldukları için... yani japonlarda mükemmeliyetçilik hat safhadadır. mesela senin için basit bir şeyi, en mükemmel şekilde yapabilmek için belki bir ömür harcar adamlar. hem içeriğe hem de şekle çok önem verirler. mesela çiftçilerin katılabildiği bir yarışma var japonya'da. en kusursuz şekilde ve en lezzetli meyveyi üreten çiftçi ödüllendiriliyor. çiftçi bir adet kusursuz meyve üretip, adını altın harflerle listeye yazdırabilmek için aylarca bakıyor o meyveye. "gözüm gibi bakarım" derler ya. o çiftçi belki gözünden daha iyi bakıyor. belki aralarında "gözüme bir şey olsun ama o meyveye olmasın" diyen kafayı kırmış çiftçiler bile olabilir.

her şey mükemmeliyetçilik üzerine. yani burada 95 alan öğrenci hocam niye 100 değil? der. bu soruyu sorarken öylesine sorar. öğretmen için de ve öğrenci için de pek bir ciddiyet arz etmez bu soru. fakat orada 99 alan öğrenci neden 100 değil diye sorar. bu durum da buradaki gibi hiç alay konusu olmaz. bu soru bir ciddiyet arz eder. burada 95 alan ile 100 alanı aynı kefeye koyarlar. fakat orada 100 alan, 95 alandan da 99 alandan da üstündür.

çiftçi örneği sadece bir adet örnekti. belki bilmediğimiz pek çok yarışma vardır. olay yarışmanın olup olmaması değil. özetle; hayat, kültür, düzen mükemmeliyetçilik üzerine japonya'da.

velhasıl kelam, japonlar garip insanlar. paris sendromu gibi saçma sapan bir sendroma yakalanabilirler. bir serum neyin bağlayın bir şeycikleri kalmaz.

kek

zengin sozlugun fakir yazari
Makarna'nın ayağını kaydırarak bir ülkenin geleceğinde söz sahibi olmayı başarmış yiyecek çeşididir. Tek başına iktidara getirdiklerini tek başına dünya liderliğine taşımak için tek rakibi olarak para kalmıştır. Önümüzdeki seçimlerde Trump ve putin reis de tamam derse yerli, milli havuçlu ve muzlu kekimiz cuppcake'in hanedanlığına son vererek dünya liderliğine talip olacakmış.

Yatırım tavsiyesidir.

ahir zaman

oblomov
dünyevi canlıların yaşamlarının son zamanlarıdır. ahiret öncesi de sayılır. bir çok dinde kıyamet kopmadan önceki zaman olarak geçer. yaşılar eşlerine eskiden "ahirliğim" gibi bir kelime kullanırdı. sanırım bu dünyada tek sahip olduğum anlamına geliyor.

der siebente kontinent

magic mushroom

gerçekle yüzleşmek ya da yüzleşmenin yaratacağı ağır travmayı yaşamak için haneke sinemasını izlemek yeterli sanırım.

gerçekler sarsıcıdır ve herkes gerçeği kabullenecek kadar cesur değildir. gerçekten cesur olanlar ise bu dünyanın farkında olanları ve kazananlarıdır aslında. her şey oradan göründüğü gibi değildir çoğu zaman. ve haneke'nin ilk sinema filmi "yedinci kıta" tam da bu gerçekle yüzleştiren depresif bir film. "neyin ne kadar farkındayız?" sorusunun yanıtını haneke'nin sert üslubuyla izleyiciye sunan ve her sahnede aydınlanma yaşatan ama bu sırada psikolojik zaaflarımızla kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan bir başyapıttır. ikinci kez izlemek istememe rağmen başarabilir miyim bilmiyorum. filmin sonunu tahmin etmeye başladığımdan sonrası ise benim için biraz zorlayıcıydı çünkü yaşananları hiç yadırgamadım.

en çok "çocuklarının geleceği" için karar vermek zorunda kaldıkları bölümden etkilendim. bir ebeveynin hayatı boyunca alacağı daha zor bir karar olabileceğini sanmıyorum. :(



özetle travmatik, izlemesi güç ve konusu gerçek bir hikayeye dayanan haneke eseridir. ayrıca duygusal buzlanma (kent) üçlemesinin de ilk filmidir.

üçlemenin (vergletscherungs trilogie) diğer iki filmi de "71 fragmente einer chronologie des zufalls" ve "benny's video"dur. Ancak üçlemenin benim için en etkileyici ve sarsıcı filmidir.

Haneke huzursuz seyirler diler...

dünya lideri erdoğan

keskin nisanci
dünyaları erdoğan ile sınırlı olanlar için doğru bir ifade. bunların ki tavşan dağı küsmüş, dağın haberi yok durumu. dünyada kimsenin erdoğan'ı umursadığı yok ama onlara göre, erdoğan yüzünden tüm dünya türkiye'ye düşman ama bu kafa iyi lan. dert yok, tasa yok. erdoğan nefes alın diyor, nefes alıyorlar, almayın diyor almıyorlar, beyne oksijen gidiyor mu gitmiyor mu umursamıyorlar.

facebook'tan soğuma nedenleri

kozmos
60-70-80 doğumlu insanların teknolojiyi keşfiyle orantılı bir soğumadır bu, yeni ve erken dönem yeni neslin facebook'tan soğuması.

facebook, instagram, twitter gibi ana akım sosyal medyanın demirbaşı, en son facebook hesabı gerekiyordu diğerlerinde hesap alabilmek için. ondandır bir de. neyse, abinlere selam söyle oğ lum ben tü lay teyzen. öpüyorum,,

zengin itiraf

sos
akrabam dahi olsa, uzun süre irtibat kurmadığım bir insanla eski samimiyetimi kuramıyorum. samimi bir şekilde iletişim kuramıyorum. bugün belki en son 5 yıl önce gördüğüm bir akrabamı (teyzemin kızı ve benden en az 10 yaş büyük) tesadüf eseri gördüm yolda. "nasılsın?" dedi. "iyiyim. siz nasılsınız?" dedim. garipseyerek "i.. i... iyiyim..." dedi. biraz ayaküstü sohbet ettik mesafeli bir şekilde.

bu olaydan bağımsız olarak;
bir akrabanın, bir tanıdığın, bana, hayatımı nasıl planlamayı düşündüğüme dair sorular sorması beni çok yoruyor sözlük. cevap vermek istemiyorum o tür sorulara. çünkü cevap verince de haliyle verdiğim cevap mesafeli, yüzeysel bir cevap oluyor. hatta karşıdakinin yanlış anlayacağı, anlayabileceği bir cevap oluyor. e anlarsa anlasın pek umurumda değil de zaten.

iyi de sos konu nasıl açılacak o zaman? muhabbet nasıl dönecek? açılmasın da dönmesin de kardeşim... ben onlara soruyor muyum? önümüzdeki 10 yıl içinde kendinizi nerede görüyorsunuz? diye. sormuyorum. hatta arayıp sormuyorum...

bir gün dayanamayıp, o meşhur olan fenomen gibi ayağa kalkıp haykıracağım valla;
herkesin hayatına kimse karışamaz! o o şekil yaşar, öteki o şekil yaşar... kimse kimseye karışamaz. herkesin özgürlüğü bi-dir...

zengin itiraf

sos
abime şaka yapmayı düşünüyorum. önce aleyna tilki'nin dipsiz kuyum şarkısını indirip, "misafir çocuğu gibiydin geldin dağıttın gittin" kısmını kırpıp yeni bir mp3 halina getirmeyi, sonra bu mp3'ü telefona indirip gece sinsice abimin telefonuna göndermeyi, abimin telefonuna zil sesi olarak ayarlayıp zil sesi seviyesini de son seviyeye + getirmeyi düşünüyorum.

tamam tamam yapmayacağım. çok çocukça olduğuna karar verdim. neyse bir çay içeyim.

zengin itiraf

diko
Aşağı yukarı 20 gündür Rotterdam da bacımın yanında kalıyorum ve Türkiye de bıraktığım ailem gözümde tütüyor. Karımı ve ogullarimi cok özledim. Buradan geri donmeyecegim. Oturumumu alıp çocuklarımı ve karımı buraya getirip oradan kurtatacagim. Dualarınız benimle olsun.

aleyna tilki

keskin nisanci
söylediği her şarkı video paylaşım sitesinde yüz milyonlarca kere görüntülenmiş, ben de bunu anlamıyorum, kime aleyna tilki desen burun kıvırıyor, o zaman bu elemanı dinleyenler kim? bu da akp gibi kime sorsan oy vermemiş ama onlar da her iki seçmenden birinin oyunu almıştı. memleket yalancı kaynıyor vesselam.