confessions

fiorabella

1. nesil Jurnalci - hassas

  1. toplam entry 1199
  2. takipçi 65
  3. puan 36179

bağışlamak

fiorabella
affetmek olarak da kullanılan kelime.
tüm inanç sistemleri, kutsal kitaplar, mistik öğretiler, insan denen canlının doğasına ne kadar da ters olsa bağışlayıcı olmayı öğütlüyor. buna uyan insan sayısı çok az. bağışlamak büyük emek ve uğraş istiyor. üstelik insan doğası kin ve intikam almaya meyilliyken, bunu ne kadarımız başarıyor?

"ben nazi jozeph mengele'yi çoktan bağışladım" der eva mozes kor. eva mozes ve ikiz kardeşi, nazi doktor mengelenin auschwitz toplama kampında denekleri olmuş ve eva canlı olarak kurtulmayı başarmıştır.

cani doktor, rengini beğenmeyince, gözlerine mavi boya şırınga etmiş, bedenlerindeki tüm kanı boşaltıp ölüm sınırına geldiklerinde geri vermiş. gece boyunca çırılçıplak buz kalıpları üstünde yatırmış. tırnaklarını söküp, kemiklerini kırdıktan sonra yeniden kaynatmak için uğraşmış. ve canice bir çok deney daha. bunlardan canlı kurtulan eva mozes aradan geçen uzun yıllardan sonra mengele'yi bağışladığını söylüyor, çünki diyor

"ben mengele'yi, bir katili bağışladım, bunu yapmasaydım, bu kinle, bu duyguyla yaşayamazdım. yaşamak için bağışladım. onu tarih yargılasın!"

her nedense en küçücük bir hatayı büyütmek, tepki ve düşmanlığımızı, kin duygumuzu sürdürmek için elimizden geleni yapıyoruz. kinimiz, öfkemiz, sinirimiz büyüdükce hepsi kemirgen fareler gibi beynimizi, düşünce sistemimizi kemiriyor ve affetmediğimiz insanlar daha çok beynimizde var oluyor.

küçük ya da büyük hataları affetmek evet erdemdir, duruştur kolay değildir tam tersine çok zordur. "bu seni affettim ayy gel canım ciğerim " anlamnda değildir." seni afettim çünkü artık senin için, kin ve nefret dahil kötü duygular beslemeyecek kadar yoksun. seni affettim çünkü ruhumu kemirgen farelerden kurtardım. affettim seni artık vijdanın yargılasın ben ruhumu özgür kıldım, seni kendi hapishanene ve oradaki kemirgenlere bıraktım. beni saran kin ve öfke duygularımın beni esir almaması, ruh ve fiziksel sağlığımı bozmaması için seni affettim" demektir.

afetmenin ruhsal ve fiziksel yararları üzerine araştırmalar yapılıyor psikiyatrlar, sosyologlar bu konu üzerinde yıllardır çalışıyorlar. kendi araştırmasını yapan harvard üniversitesi'nden psikiyatrist dr. edward m. hallowell "eğer yaşamınız boyunca intikam peşinde koşarsanız, iki mezar kazmanız gerekir." der.
araştırmacılar, doktorlar evet affedin diyor ama sanırım en güzelini eva mozes kor söylüyor.
"yaşamak için bağışladım"

cover

fiorabella
aynı sound ve vokallerden dinlemeye alışılmış şarkıların olduğumuz şarkıların farklı sesler ve tınılarla icra edilmesidir. şuraya bir kaç örnek bırakalaım.

80'li yılların efsane kadın vokallerinden bonnie tyler'dan dinlemeye alışık olduğumuz " Total Eclipse of the Heart " şarkısının metallica yorumu



poul simon ve art garfunkel ikilisinin soft ve dingin şarkısı " The Sound of Silence " şarkısının "Disturbed" sert ritimli ve baskın gırtlak vokallli coveri.



tom jones'un baskın sesinden dinlemeye alışık olduğumuz "sex bomb" şarkısının max raabe tarafından bariton tonda ve soft ve eğlenceli hali.



bob marly'in reggy tarzında olan şarkısı " no women no cray " şarkısının joan baez yorumu.



ve buraya bir adet rashid taha koymasak olmaz. elvis presyley'den dinlediğimiz " now or never" şarkısının rashid taha'nın rai müziği ritimleriyle kulaklarda lezzet bırakan hali.


suudi arabistan'da türk mallarına boykot çağrısı

fiorabella
ekşi sözlükte açılan başlığı görünce ki ( bu başlık ekşi sözlükten alıntıdır) ne menem bi şey miş acaba türk hacılarını mı boykot ediyorlar diyerekten başlığa bodosloma daldığım konu.
https://twitter.com/…2010/status/872616418205995008
https://twitter.com/…edya/status/872711238429573120
boykotu görüyorum ve suudi hükümetini türk hacılarını boykot etme etkinliği olarak arttırıyorum( random gülme efekti )

olası bi boykot yapacaksanız haç ve ümre organizasyonlarında yapın daha anlamlı olur. böylece arabistan rejim yetkililerine ve dünyaya sesinizi duyurmuş olursunuz.



yol arkadaşı

fiorabella
yol somut anlamda bir yerden bir yere gidebilmek için kadedilen mesafedir. soyut anlamda ise başarıya götüren yollar, mutluluğa götüren yollar, zayıflamanın yolları, ders çalışmanın yolları, korkuyu yenmenin yolları vs. vs. zilyon tane kalıpla hayatımızın her anında karşımıza çıkar.

somut anlamda otoyollar bana hep hayatı anımsatır. bir farkla. yola çıktığımızda yolumuzun çıkış ve varış noktalarını biliriz. peki ya hayat yolumuz? başlangıç noktamız ve varış noktamızı seçemiyoruz malesef. hayat yolumuza çıktığımızda o yolda nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz aslında. ne engeller, ne dinlenme durakları, ne kazalar, ne güzel manzaralar, ne... ne... ne... bilinmezlik içinde bir yol. sadece dünde kalan katettiğimiz mesafeler. ileride ulaşmak istediğimiz menziller.

bir yol arkadaşı olmalı insanın. hani uzun yolculuklarda yanınıza biri oturur çok iyidir, hoşsohbettir. yol çabucak biter. uzunluğu ya da zorluğunu anlamazsınız. işte hayat yolunda da böyle bir yol arkadaşı olmalı insanın. düştüğünde kaldırmalı, duraksadığında iteklemeli, hatalarını ayna olup sana göstermeli, yorulduğunda yüküne destek vermeli. bilmelisin ki onunla yola çıkarken her şekilde yanında olacaktır. çoğu zaman aile, dostlar, arkadaşlar, eşler, sevgililer yol arkadaşı olur. hayatın belli mesafelerini onlarla yürür insan.

hayat her zaman düz yollar çizmez engebeli, taşlıi tozlu yollardan geçerken elini sıkıca tutabileceğin yol arkadaşı olmalı. hem de en iyisinden.

sıklıkla söylenen yalanlar

fiorabella
bazen kendimize bazen karşımızdakine söylediklerimizdir.

sana yalan söyleyecek değilim ( yakalandı)

sadece sordum. ( meraktan çatladı)

ne halin varsa gör. umurumda değilsin. ( 5 dakikada bir profiline baktı)

sen daha iyilerine layıksın. ( bahane bulamadı )

onun da sana selamı var. ( ağzını bile açmadı )

diye uzar gider.

yalnızlık

fiorabella
bir zavallılık değil, bir başına kendine yeten, kendi seçimiyle yalnız olma durumudur.
okumaktan keyif almak, müzik dinlemek, bir sanat dalıyla ilgilenmek, kimi el becerilerimizi geliştirmek de, yalnızlığın getirebileceği artı değerlerdir.
herkes yanlızlığa kendi penceresinden baktığı için yalnızlık kavramı da kişiye göre değişir.

bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız

fiorabella
kaybedenler kulübü filmden nejat işler'in sorgulatan repliği.
güven duygusunun yok olması, önyargıyla yaklaşım yalnızılığı bir tercih sebebi yapıyor.
duyguların hızlı tüketimi, sosyal medya, yazılı ve görsel basınla reklamlarla yapılan sahte şeylere benzeme çabalarının verdiği sıkışmışlık yalnızlık olarak anlamlandırılıyor. e doğal olarak herkes kendi yalnızlığının derdine düştüğünden diğer yalnızlardan habersiz olamama durumuna geliniyor.

yat sat tat ksanikam

fiorabella
"her şeyin süresi göz kırpmak kadar kısadır" anlamına gelen hintçe bir cümle kalıbı. budist öğretilerinin kurallarından biri.
melih cevdet anday'ın " troya önünde atlar" şiirinde geçen bir söz.

“zamanı uzatmak da elimde değil,
kısaltmak da. yat sat tat ksanikam.
bak, gözümü kırptım, her şey geçti gitti,
yarın dündür, dünse daha gelmedi.”

insanın kendisine yolculuk yapmasını sağlayan bir cümle kalıbı. koca bir ömrü bir göz kırpma süresi içinde görebiliyoruz. yine bu birkaç saliselik sürede şu koca dünyada kim bilir kaç kişi doğuyor, kaç kişi ölüyor?
dün, bugün, yarından ibarettir hayat. dün yaşandı bitti. bugün yaşanıyor. yarın ise meçhul. hep birlikte göz kırpıyoruz. aslında işin gerçeği o ki, birimizin düşünün sürdüğü yerde, bir diğerimizin gerçeği başlıyor.

rigor mortis

fiorabella
ölüm katılığı denilen ölümden hemen sonra bedenin sertleşmesi durumudur.
önce küçük küçük kas grupları tutulur. daha sonra büyük kas gruplarında katılık başlar ve cesedin kokuşmasına kadar devam eden evreyi kapsar.

sentinel kabilesi

fiorabella
hindistanın kuzey sentinel adasında yaşayan dünyanın en izole kabilesidir. 60 bin yıllık geçmişe sahip oldukları düşünelen kabilenin nüfusu konusunda kesin bir rakam bulunmamaktadır. 50 ile 500 arası diye tahmin edilen yerliler, geçmişten günümüze kadar dış dünya ile iletişime girmemiştir.

adaya en yakın kara parçası binlerce mil uzaktadır ve adaya giriş kesinlikle yasaktır. havadan yapılan çekimlerde yerlilerin avcılık ve toplayıcılık yaptıkları görülmüştür. ateş kültürleri olmadığı için avladıkları her şeyi çiğ yemektedirler.

araştırma ya da merak ettikleri için adaya her yaklaşan gemi ve helikoptere oklarla saldıran yerlilerin en yakın görüntülerini nasa çekmiştir. 2006 yılında iki balıkcı balık avlamak üzere gece denize açılır. içtikleri alkolun etkisiyle uyuyakalırlar. dalagalar tekneyi adaya sürükler. yerliler iki balıkcıyı öldürüp yerler. bu olay üzerine adanın karasularına gemi ve teknelerin yaklaşması yasaklanır.

kol saati

fiorabella
zaman göstergesine daha kolay ulaşabilmek için bileğe takılandır. cep telefonlarının ortaya çıkmasıyla sadece aksesuar olarak kalmıştır. ne cep telefonumun saatine ne de bilgisayarımın saatine bakarım. kolumdaki saatten bakarım zamana. ayrılmaz bir parçam gibidir. öyle rolex olsun, seiko olsun takıntım yoktur. hoşuma giden her modeli alırım. aksesuar işlevselliğinin dışında bana zaman kavramını hatılatır.

murathan mungan
“her şeyi zaman varken yapmak gerek. geciktirilmiş sözler, askıya alınmış hayaller, ertelenmiş itiraflar, gerçekleştirilmeyen buluşmalar; bir gün hepsi size pişmanlık olarak geri dönmeden önce, henüz vakit varken" der ya. her baktıkça periyodik zamandan ötesini gösterir bana.

kol saatinin argo jargonda da bir anlamı vardır neyse orasını karıştırmayayım. (swh)

mutluluk

fiorabella
bulunduğu zaman değil, aramakla geçen süre içindeki farklı anlarda yaşanandır.

ünlü şair walt whitman'nın dediği gibi "mutluluk başka yerde değil, burada. bir saatliğine daha değil, bu saatte.

ad hominem

fiorabella
bir fikri, bir görüşü çürütmek için karşıt tez sunmak yerine o fikri belirten kişiyi hedef alan mantıksal çıkarımdır.

stephen hawking "evreni tanrı yaratmadı"
- allahı inkar ettiği için çarpıldı

günaydın

fiorabella
Günaydın gül yüzlü sevdiğime
Günaydın yeryüzünü aydınlatan yeni güne
Günaydın gün görmek için bekleyene
Günaydın, günaydın, günaydın

nazım hikmet.

tanım: içinde güzel umutlar barındıran kelime.

death is the bitch

fiorabella
başka bir platformda yazdığım zamanlarda takip ettiğim yazarlardandı. sohbetimiz hiç olmadı. özellikle nikaltı savaşlarında kaosları bitirici yorumlar ondan gelirdi. onuncu köyden seslenirdi.

tanım: eğilip bükülmeyen, doğruları ne pahasına olursa olsun savunan yazar.

ayça 22

fiorabella
açılan site sayfalarının köşesinden oturum açıp mesaj yollayan kız. msn erkeklerinin ilk aşkı. e tabi o yıllarda troll kelimesi bilinmiyordu. bu fake ayça yüzünden tüm pcler virüs alıyordu.
48 /