confessions

fiorabella

1. nesil Yazar - olgun

  1. toplam entry 2137
  2. takipçi 84
  3. puan 62717

venüs

fiorabella
zühre ve çoban yıldızı isimleriyle de bilinen gezegendir. güneş sisteminde ikinci sırada yer alan venüs, farklı dönen tek gezegendir. güneş etrafında dönüşü 224 gündür. yüzey sıcaklığının diğer gezegenlerden yüksek olması, çıplak gözle görülen tek gezegen olması venüsü diğer gezegenlerden farklı kılar.
eski babil yazıtlarına göre M.Ö 1700'lü yıllarda gezegenin varlığının bilinmektedir. eski yunan medeniyetinde özel bir yere sahiptir. tanrıça aphrodite ile ilişkilendirilir. astrolojide gençliği, güzelliği, dişiliği, tutkuyu ve isteği sembolize eder.

aşk

fiorabella
günümüzdekilerin yaşadıkları aşk değil. boş zamanların değerlendirildiği bir aktivite.
giderek aşk degerini de yitirdik birçok şeyi yitirdigimiz gibi. artık aşkı iki öpücük ve ele ele tutuşmak zanneden insanlarla beraber yaşıyoruz ve bu insanlara siz gerçekten birbirinizi sevmiyorsunuz dediğinizde "yok ya biz sevişiyoruz" ya da "seviyorum işte ne olsun" diyorlar eee onlara göre aşk bu.

aşkın sakız olduğu bir devirdeyiz. milletin ağzında şak şakk şakk çiğneyip patlattığı bir kaç dakika sonra aromasının geçip, fırlatıp attığı ve yerine başkasını çiğnediği bir sakız.

erdem, saygı sevgı, sadakat vs. gıbı kavramlarının içini boşaltanlar yüzünden değerini yitirdi aşk'lar. ne gariptir ki bu satırları yazarken richard clayderman ın piyanosundan my way' i dinliyorum. bu nasıl tezattır? aşk sanırım artık şarkılarda, filimlerde, kitaplarda kaldı.
.

aldatmak

fiorabella
nedeni olmayıp, bedeli olan eylemdir. ister tensel, ister duygusal olsun hiç kimse aldatılmayı hak etmez. anlık bir zevkler, çıkarlar için, hayat boyunca keşkelerle yaşamaya değmez.
aldatmak karaktersizliktir. aldatılmak bir karakter sınavıdır. kişinin sonucunu kendi belirleyeceği belki de en büyük sınavdır.

dedirten

fiorabella
inceleme fırsatı bulduğum güzel bir oluşum. bu tür sitelerin çoğalması taraftarıyım. zira internet kullanıcıların hedef kitlesi farklı konulara evrilmeye başladı. ortalık günlük alışverişini yapan, aldığı makyaj malzemelerini atomu parçalamış Albert Einstein edasıyla anlatan, ya da taklit yapıyorum diye böğüen, küfür etmeyi sanat sanan bir sürü gereksiz youtuber ile doldu. o saçmalıkları izleyip vakit harcayacaklarına bu tür sitelere girsinler.
yapanların emeklerine sağlık. daha çok yeni anladığım kadarı ile zamanla büyüyecektir. bilgi adına güzel bir adım atmışlar. başarılar.

zengin itiraf

fiorabella
unutmak istediğim ve unuttuğumu sandığım bir yaşanmışlığım doğrusu yanlışı nedir bilemediğim bir hatıra öylece çıkıverdi günyüzüne. unutulmaya terkedilmiş bir anı sadece yakın bir dostuma anlattığım olay. yaşadığım 3 aylık bir süreç. ( şimdi herkes öğrenecek )

başka bir platformda sevgi üzerine bir entry yazdım. bir kullanıcıdan "bahsedilen kitabı nasıl bulabilirim" minvalinde bir mesaj geldi. cevap verip mesajlaşmayı uzatmadım. derken bir mesaj daha geldi "kendimi iyi hissetmiyoum erkek arkadaşımla sorunlarım var" dedi böylece başladı arkadaşlığımız.

artık sözlüğe girince önce birbirimize yazmaya başladık nasılsın, günün nasıl geçti diye. artık arkadaş olmuştuk. onun erkek ardaşına çok kızyordum kızı çok üzüyordu o derece samimiyet kurmuştuk. sonra sosyal medya hesaplarından ekledik birbirimizi. bir iki tane fotoğrafı vardı. kendi halinde bir kızcağız. sonra telefon numaramı istedi whatsaptan yazışmaya başladık. "konuşma özürlüyüm kekemeyim takılıyorum konuşurken kuzum bu yüzden yalnızım" falan yazdı. hiç aramadım onu. o da beni. konuşurken takılacak ve stres olacaktı. konuşma engelinden dolayı iş yeri de dahil kimse onunla iletişim kurmadığını yazardı. artık iki ayrı şehirde yaşayan, iki sıkı arkdaş olmuştuk. her yaptığımızı, her şeyimizi ama her şeyimizi birbirimize anlatır olmuştuk.
artık reel çevremdeki en yakın arkadaşlarım bile onu tanıyor olmuştu. adı özlem'di.

çok güzel yemek tarifleri veriyordu. "kuzum bunu yap çok lezzetli olacak" ya da"kuzum kendine bir pembe gömlek almalısın" ' bu gün saçlarını toplamalısın" tarzı önerileri olurdu. bir erkek arkadaşı vardı. ona sürekli giyim tarzında hediyeler alırdı avm ye gittiğinde bana fotoğraf atardı. "kuzum eniştene hangisini alayım" diye. "şu olsun, bu renk gömlek olsun, ya da şu pantolon güzel " diye öneri sunardım benim önerdiklerimi alırdı.

kızsal her türlü konuyu konuşur olduk. işlerimizi, ailelerimizi, her şeyimizi paylaşır olmuştuk. klasik müzik dinlerdi maria callas'a hayrandı. "kuzum bak bu aryayı" dinle diye bana maria callas aryaları yollardı. kitap konusunda bilgiliydi öyle böyle değildi. elinde çok değerli orjinal kitapları vardı. resimlerinden görmüştüm. onlardan bir tanesini doğum günümde hediye etmek istediğini söyledi şiddetle karşı çıktım. "öyle değerli bir hediye kabul edemem dedim."

neyse doğum günümde ki o tarihte izindeydim köye gitmiştik. köyün kasabanın adını biliyor adıma şubeye kargo gelmiş. telefon ettiler gidip aldım. baktım özlem bir kitap bir de müzik kutusu yollamış. açınca bir balerin dönüyor beethoven'dan fur elise müziği eşliğinde.

özlem en yakın arkadaşım olmuştu ki ben rasyonel biriyim sanaldan kimseye değil, reelden kimseye bile kolay güvenemem. ama özlem bu duvarları yıktı. kendi izninde bulunduğum şehire gelecekti. can arkadaşımla sırdaşımla daha çok vakit geçirecektim.

bir gün işyerinden güvenlikten aradılar. "fiorabella hanım biri sizi soruyor kolluk kimliğini aldı aşağı gelseniz iyi olur" dediler. iş yerine ziyaretci ya da kargo kabul edilmiyor bizde." yanlış olmasın ben tanımıyorum verdiğiniz ismi" dedim neyse izin aldım indim bahçeye çıktım güvenlik kulübesinde kolluğun yanında biri var. tanımadığım bir erkek. "fiorabella dedi özlemle ilgili bir konu var" aklıma bin türlü şey geliyor. orada banka oturduk.

ben" özleme bir şey mi oldu daha 2 saat önce yazıştık" dedim. yok dedi. telefonunu uzattı. özlemle whatsap konuşmalarımız , mesajlarımız. anlayamıyordum" ya özleme bir şey mi oldu? siz erkek arkadaşı mısınız diyorum?" sadece bakıyor "özlem yok hiç var olmadı "nasıl yani" dediğimi hatırlıyorum.

"erkek olduğumu söyleseydim benle yazışmazdın. sonra da söyleyemedim" dedi. boğazıma bir yumru oturdu. yutkunuyorum gitmiyor. sanki biri boğazıma ip geçirdi sıkıyor ha sıkıyor. beynime bir şey oldu uyuştu elektirk çarpmış gibi her tarafım karıncalandı. o bir şeyler anlatıyor ben duymuyorum algım kapandı kalktım yanından işyerine geri döndüm. ama halen şoktayım. ellerim ayaklarım titriyor. telefonumu aldım." şaka olduğunu söyle" yazdım.

sonra uzun uzun yazdı anlatmış her şeyi. daha cevap vermedim ve engelledim. o suçluydu harun abi olduğunu söylemedi. ben suçluydum çok kolay güvenmiştim. bu olayı olabildiğince çabuk unutmaya çalıştım. özlem ah özlem sanal bir figürdün ama beni en iyi sen anlıyordun. sonrası bunun yaşanmamış olduğunu düşünmeye çalıştım. o kitabı ve müzik kutusunu atmadım para ve emek harcanan hiç bir şeyi çöpe yollama hakkını kendimde bulmam özellikle hediye ise. onları bir kutuya koydum ve dolabımın çok sık kullanmadığım bölümüne bir yerlere sakladım. ne yapacağıma sonra karar veririm diye. öyle unutmuş gitmişim.

üç küçümen yeğenimin dolabımın o bölümünü karıştırasıları tutmuş. bir baktım ortancasının elinde o kutu. kutuyu halen ne yapacağıma karar veremedim. sadece anıları tozlu raflardan çıkardı. çabucak yerine kilitlemeli.

yoo hayır paranoyak olmadım ama daha temkinli yaklaşıyorum. yazılarından erkek olduğunu anlamadım. güvendiğim için irdelemek de aklıma gelmedi. bir gün biri size kekemeyim konuşamıyorum yazarsa mutlaka ve mutlaka teyid edin. skype imiş, whatsap imiş bunlar hikaye.

ave maria

fiorabella
1825 yılında yazdığı bestesi Franz Schubert'e ait bir hristiyan ilahisidir. sözlerinin bir bölümü 1810'da Sir Walter Scott tarafından yazılan"The Lady of the Lake" şiirinden adam storck tarafından tercüme edilmiştir.
ilahi olmasına rağmen dünyanın en sevilen eserleri arasında yer alan ilahinin ruhu dinlendiren, huzur veren bir aurası vardır. bu yüzden dinlerken sadece müziğe odaklanırsınız. bu da Schubert'in sihirli notalarından kaynaklanır.



O sole mio

fiorabella
1898 yılında sözleri Giovanni Capurro tarafından yazılan, Eduardo di Capua ve Alfredo Mazzucch tarafından bestelenen napoliten şarkıdır. italya deyince direkt akla gelir. 1920 yılında Antwerp'te düzenlenen Yaz Olimpiyatları'nda italyan milli marşı olarak kullanılmıştır.

kedi için adam öldüren kafası bozuk

fiorabella
"kafası bozuk" tanımını neye göre, kime göre? olarak değerlendirmemizi sağlayan söylem. o kafası bozuklardan biri de benim. kedi, köpek, çocuk, bebek, hatta süne zararlısı için bile adam öldürebilirim.
oturup ahkam kesmek dışında yapılabilecek her şeyi yapmanın elzem olduğu kanaatindeyim. bunları yapan sevgili "kafası bozuklar" bendensiniz. ya diğerleri mi? bırakın denizanaları gibi bir beyine sahip olmadan yaşasınlar.
bir kedinin tecavüzünü, bir köpeğin katledilmesini normal gören ruha sahip insanlar tehlikelidirler. kendileri de aynı şeyi yapmıştırlar, ya da yapma potonsiyelini taşımaktadırlar. işte ötekileştirme, yalnızlaştırlma bu insanlar için gereklidir.
go in the block.

kedi evi yapıyoruz kampanyası

fiorabella
kampanyanın istanbul ayağı ilk evleri uygun yerlere yerleştirdi. tüm katılımcılar kısıtlı saatlerinde, kısıtlı imkanlar ile bu güzelliğe imza attı. her civisini bu güzel insanlar çaktı.
hayvanlara zarar veren canavar ruhlu insanımsıların varlıkları ile zehirledikleri topluma bir nebze güzellik kattılar. iyi ki varlar.

zenginsozluk.com/foto

zenginsozluk.com/foto

zenginsozluk.com/foto


istanbul gaziosmanpaşa'da tecavüz edilen kedi

fiorabella
kıyamet kopsun artık dediğim olay. psikopata bağladım artık. 35-40 yaşlarında bir sapıkmış. kameralardan görüntülenmiş. dayanamıyorum artık ya. yeminle elime geçse gözümü kırpmadan öldürürüm. kahretsin ya.
ne ara bu kadar bozuldu bu toplum?
bu kadar mı cinsel organ saplantılı sapık barındırıyoruz bağrımızda? ya bunları ibret için taksim meydanında ilgili organını kesip bir yerine tıkayıp sallandıracaksın. başka türlü çözümü yok.


edit: 6 ay önce yaşanan olayda malesef suçlu korundu. kimliği biz şikayetçilere bildirilmedi. kedinin vajinasından seks kokusu alan döl israfı paçasını kurtardı.. kediciği sahiplenen arkadaş 6 aydır gecesini, gündüzünü müjgan'a ayırdı. müjo tam 3 ameliyat geçirdi. bir ameliyat daha olacak. bu ameliyatlar dünyanın parası onu da geçtim acı cekiyor kedicik. tecavüz eden adam da elini kolunu sallayıp dolaşıyor pislik. kop kıyamet kop artık.

hayvanları koruma kanununda değişiklik

fiorabella
adalet bakanı abdülhamit gül'ün verdiği beyanattır. haberin içeriğini okuyunca dünyam aydınlandı. hayvanların "mal" statüsünden çıkartılıp "can" statüsüne alınmasını öngören düzenleme umarım en kısa sürede biter ve tüm hayvan katilleri ağır cezaları alırlar.
aslında en başından beri yasalarımızda olması gerekiyordu.
umarım tez zamanda meclise sunulur.
kaynak

faouzi jaber

fiorabella
lübnan asıllı, fildişi sahili vatandaşı,FARC ( kolombiya devrimci silahlı güçleri ) örgütü mensubu, uyuşturucu ve silah kaçakcılığı suçlarından cezalandırılmayı bekleyen, Manhattan hapishansinde yatan reza zarrab'ın kod adı "ekselansları" olan hücre arkadaşı.
gündeme zarrab'ın kendisine iki kere tacizde bulunması haberleri ile düştü. jaber'in avukatı Alexei Schacht gazetecilere verdiği demeçte "zarrab'ın fiili gerçekleştirdiğini, kroner sağlık sorunları olan müvekkilinin mağdur olduğunu, davanın siyasi boyutu ile ilgisi olmadığını" söylemiş. ayrıca susmaları için para teklif edildiğini belirtmiş.
insan acaba mı? diyor ancak zarrab gibi artık paranın aşırı tatmin ettiği bir ruh haline bakılırsa hiç uzak bir ihtimal gibi de durmuyor.

jacques offenbach

fiorabella
asıl ismi Jacob Levy Eberst 1819 yılında almanya'da doğan fransız bestecidir. opera ve operet besteleri yapan offenbach aynı zamanda Viyolonsel virtüözü, Tiyatro idarecisi, Orkestra şefiydi.
birçok eseri olan offenbach, hareketli, mizahi yönü kuvvetli, kendine has bir özelliği olan fransız operet'ini de yaratmıştır. özellikle can can dansı ile o dönem paris'inin simgesi haline gelmiştir. operetler ile tanınmasına rağmen en büyük hayali ünlü bir opera bestecisi olmaktı. ölmeden önce başladığı "Les Contes d'Hoffmann" (Hoffmann'ın Masalları) adlı operayı ölümünden sonra E. Giraud tamamladı. eserin sahnelenmesi ile offenbach tüm dünyada tanındı.

zengin sözlük projesinin battığı gerçeği

fiorabella
sözlüklerin sol akışları yazarların kendi zevklerine, bilgi ve ilgi alanlarına göre şekillenir bu bağlamda belki biz boş konularla ilgilenmiyoruzdur. aşk hezeyanları görmek istemiyoruzdur. belki de x kız y erkek konularına ilgi duymuyoruzdur. sakinliği seviyoruzdur belki de kime ne? kaos ve polemik istemiyor olamaz mıyız?


48 /