confessions

fiorabella

1. nesil Jurnalci - Ben senin lafınla şekil alamam

  1. toplam entry 1826
  2. takipçi 80
  3. puan 53349

aids

fiorabella
aids (edinsel bağışıklık yetmezliği sendromu) hiv adındaki virüsün neden olduğu, kan yolu ve korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalıktır. hastalık eliza testi yapılarak teşhis edilir.
hiv virüsü bağışıklık sistemini zayıflatır ve korumasız hale getirir basit bir gribal enfeksiyon dahi ölümcül olur.

1980'li yıllarda abd'li aktör rock hudson'ın ölümüyle tanınan hastalık, şarkıcı eazy-e, queen grubunun solisti freddie mercury, ünlü balet rudolf nureyev, aktör anthony perkins, ünlü tenisci arthur robert ashe gibi ünlülerin ölümleriyle gündeme gelmişti.

aids vakaları türkiye'de abd ve avrupa'ya göre daha azdı. ancak ülkemize arka bahçeleri gibi koşarak gelen rus, romen, vs uyruklu kadınlarla, onları büyük bir centilmenlikle karşılayan yurdum erkekleri sayesinde "stranger in the night aids in the morning'le koğuş kalk" durumu var ortalıkta. aids'li vaka sayımızda oldukça artış gözlenmekte tabii bu artış sağlık kurumlarına başvuranlara göre belirlenmiş. aids'li olduğunu bilmeyen hastalar ve hiv virüsü taşıyıcıları düşünülürse aids'li sayımız resmi sayısal verilerimizin en az iki katı eder.

iz bırakan kitap cümleleri

fiorabella
“yoruldum patron. yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri.. insanların birbirine kötü davranmasından bıktım. her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor.”

anlıyormusun?

stephan king - yeşil yol

sis

fiorabella
görüş mesafesini azaltan doğa olayıdır.
ayrıca 1988 yılı yapımı yönetmenliğini zülfü lavaneli'nin yaptığı başrollerini rutkay aziz ve uğur polat'ın paylaştığı filmin adıdır.

kuş dili

fiorabella
çocuklar arasında şifreli konuşulan kelimelerden oluşan konuşma şeklidir. ancak karadeniz yöresinde ıslıkla iletişim sağlamaya da kuş dili denir.

bu konuda türk bilim adamı onur güntürk'ün yaptığı bir çalışma geçtiğimiz yıl "current biology" adlı dergide yer aldı.

ıslık aracılığıyla iletişim kurmayı amaçlayan “kuş dili” karadeniz'de 10.000'e yakın insan tarafından kullanılmaktadır. bu yöntem ile 5 km'lik uzaklıktan bile iletişim kurulabilmektedir. onur güntürk “kuş dilini” iyi bilen 31 kişi (1 kadın, 30 erkek) üzerinde bir çalışma yaparak bu iletişim şeklinin beyinde nasıl gerçekleştiğini araştırmıştır.

araştırma sonucu kelimeler aracılığıyla iletişim kurulan tüm dillerde beynin sol yarı küresi baskın bir şekilde kullanırken, kuş dili ile iletişim kuran kişilerde beynin her iki yarı küresinin eş baskınlıkta kullanıldığı tespit edilmiş.

araştırmayla ilgili detaylı incelemeye ve ses kayıtlarına linkten ulaşılabilir.
https://soundcloud.com/newyorker/taze-ekmek-var-mi-do-you-have-fresh-bread

ideal kadın

fiorabella
"supervenus", modern toplumda kadına dayatılan 'kusursuz olma zorunluluğu'na dikkat çeken kısa bir video. ideal kadını görsellikte arayanlar ve ideal kadın olmak için estetik cerrahiyi seçenler için güzel bir video olmuş.
demek ki neymiş güzellik hiç bir şey, akıl ve bilgi herşey.

om mani padme hum

fiorabella
dört kelimeden oluşan budizm mantrasıdır. budizm inancına göre bu kelimelerin bir arada kullanıldığı cümle kutsal arınmayı getirir ve budist rahiplerinin günlük ibadet ritüelidir. bu cümleyi tekrarlayarak evrene merhamet ve sevgi olumlamasını yaydıklarına inanırlar. budizm' e göre dalai lama'lık mertebesi sevginin ve merhametin birleştiği aydınlanmanın beden bulmuş halidir. om mani padme hum ise bu bedenleşmenin ses formudur.

tibet, bhutan gibi budist ülkelerde om mani padme hum mantrası evlere, tapınaklara, yollara, asılır. om'un mantradaki anlamı evren zamandır önceyi, sonrayı ve şimdiyi temsil eder. mani kelimesinin mücevver anlamı, değerli bir mücevver gibi içsel huzuru ve dinginliğe sahip olmak isteyenlerin arzusunu, padmenin anlamı lotus bilgeliği ve farkındalığı temsil eder ve hum kelimesindeki bütünlüğe erişilir.

tanrılar yeni yaratıklar

fiorabella
the doors grubunun efsane vokalisti jim morison'un şiirsel kitabi. tam bir şiir kitabı değil aslında. müzisyen kimliğinden öteye hayranı olduğu nietszche'nin etkileri görülen bir kitap. bir şiiri okurken o an başka bir şeyi sorgulatıyor.

“modern yaşam trenle bir yolculuktur. yolcular pis kokulu koltuklarında alabildiğine dönüşüme uğrar ya da vagondan vagona sallanarak dolanırlar; bitmeyen bir dönüşümün esiri olarak. parçalanmış arka yüzünün, hareketli bir vitrinler, tabelalar, sokaklar, binalar görüntüsü sunduğu kentleri yardığımızda, kaçınılmaz gelişme başlangıca doğrudur (istasyonların hepsi bir örnektir). kimi zaman başka araçlar, kapalı dünyalar, vakumlar öne geçmek ya da kesinkes geride kalmak üzere yanıbaşlarında seyahat ederler"

sıfır noktasındaki kadın

fiorabella
mısır'lı yazar neval el seddavi'nin idam mahkumu firdevs'in hayat hikayesini kaleme aldığı kitabıdır.
ortadoğu gibi bir coğrafyada kadın olmayı anlatır kitap. ezilen, hakir görülen sadece ihtiyac giderilen bir obje gibi bakılan kadının dramıdır satırlara dökülen.

okumaya başladığınız ilk dakikada akıcı bir anlatımı ve çok yerinde tespitlerle dolu hayat dersi veren hikaye size tanıdık geliyor. uzağa gitmeye gerek yok ülkemizde çoğu kadının yaşadıkları geliyor akla. "isimlerin önemi yok" diyorsunuz hayatlar aynı. kimbilir kaç kadın aynı cinsel tacize maruz kalarak, aynı muameleleri görerek yaşama savaşı veriyordur diye içiniz sızlıyor.
ben bu kitabı erkeklerinde okumasını isterim. erkek okuyucu için empati yapma açısından faydalı olacağı düşüncesindeyim.

"geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. bu yüzden benim söylediğim her şey gele­cekle ilgiliydi. çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hala benimdi. özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hala benim."

hiçbir şey beklemiyorum
hiçbir şey istemiyorum
hiçbir şeyden korkmuyorum
özgürüm.



boks

fiorabella
ring adı verilen alanda karşılıklı iki kişinin hakem gözetiminde yumruklaşarak rakibin kafasına gelen her darbede puan aldıkları spordur.
tarihi eski yunan ve roma'ya dayansada 1700 yıllarında ingiltere'de orataya çıkmıştır.
spordan ziyade aparkart, kroşe, yumruk terimleri adı altında insan döğüştürmedir.
eski dönemlerden gelen bu spor (aslında spor dememek lazım kanlı spor mu olur) boksörlerden biri ölünceye kadar devam edermiş.

iki insanın ring denilen alanda birbirlerini hunharca yumruklaması "kan isterüükkk kan isterüüük" diye bahisler yatıran taraftarlar, kırık burunlar, kafaya alınan darbeler sonucu ileriki dönemlerde mental problomler yaşayan, saflaşan boksörler diye uzar gider.
kısacası vahşiliktir.

ayrıca spor müsabakalarının dışında illegal olarak garajlarda, metruk binalarda, büyük bahislerle illegal olarak yapılanlarıda vardır.

radyoaktif silahlar

fiorabella
radyoaktif bir element olan talyum, polonyum ve türevleridir. arkalarında iz bırakmadıkları için özellikle cia, eski adıyla kgb yeni adıyla fsb, mı6 gibi gizli örgütlerin suikast silahları olarak kullanılmaktadır.
talyum ve polonyum gibi zehirler kullanıldığında bulantı, kusma, ishal, sinir uçlarında ağrılı duyarlılık, vücutta kızarıklıklar ve saç dökülmesi ile kendini gösterdiğinden ve yavaş yavaş ölüme götürdüğünden zehirlenme bulgularının başka hastalıklarla karıştırılması ilk bakışta suikast olduğunun tespitini hayli zorlaştırır. talyum ve türevlerinin panzehiri prusya mavisidir.
bu maddeler halen susturulmak istenen kilit noktalardaki insanların, bürokratların, ajanların, devlet adamlarının. gazetecilerin, komutanların vs korkulu rüyası olmaya devam etmektedir.

derviş ve ölüm

fiorabella
meşa selimoviç'in meb'in tavsiye ettiği 100 temel eser listesinde de yer alan ve otuz değişik dile çevrilen eseri.
kitabı okurken ahmed nureddin'in korkunç yanlızlığına ve bir insanın nasıl sınırlarının üstüne çıktığına tanıklık ediyorsunuz.
kısaca insanın ruhunda olup bitenleri akıcı bir sekilde ortaya koyan ve okuyunca sizi size teslim eden bir kitap.

"huzuru arıyorsan küçük görülmeye, savaşı kabul ediyorsan nefret etmeye alışmalısın."

"muhatabını yeneceğinden emin olmadıkça çatışmaya girme."

hamile kadına tecavüz edip öldürmek

fiorabella
uçan kuşun kuyruk altını gözleyen sapıklar yüzünden bu haberleri okuyunca artık kıyamet kopsun diyorum. nasıl caniler barındırıyoruz aramızda. idam cezasına karşıydım ama artık pedofili, ensest ve tecavüz olaylarında artık idam gelmeli. sallandır iki sapık katili bak bir daha yapıyorlar mı?

pedofili

fiorabella
ergenlik çağına girmeyen çocuklara cinsel açıdan ilgi duyma eylemidir. psikoseksüel bir hastalıktır.
pedofilikler yetişkinlere ilgi duymazlar. ( bu tanımı yazarken kendi iç sesime mani olamıyorum gebersin pislikler demekten kendimi alamıyorum)

türkiye'de cinsel içerikli eylemlerin, hele çocuklara yönelik olanların sayısında büyük bir artış var. tabii bu veriler adli makamlara yansıyan şikayetlerle, tutuklamalarla, cinayetlerle, mahkumiyetlerle sınırlı kaldığı için gerçeğin küçük bir bölümünü yansıtıyor. hal böyle olunca buzdağının görünmeyen kısmını düşünmek dahi istemiyorum.

sen bilirsin

fiorabella
söyleyene göre anlamı değişen cümledir.

kadın söylüyorsa. "istediğini yap nasılsa sonra burnundan getireceğim"

erkek söylüyorsa."ben sen bilirsin diyorum sen yapma olarak algıla"

taş bebek

fiorabella
kireçleşen cenin olarak da bilinen, tıp literatürüne giren ender vakalardan biridir.
fas'da yaşayan zahra ebutalib 1955 yılında doğum için hastaneye gider. doğumhanede ölmek üzere olan bir kadın görünce korkar ve doğum yapmadan evine döner. yaşadığı korkudan sancıları kesilir. ülkede mistik bir inanışa göre bazı bebeklerin kadınların onurunu kurtarmak için ana rahminde uyuyup yaşadıklarına inanıldığından zahra'da hastaneden döndükten sonra bebeğinin uyuyan bebek olduğunu düşünür.

zahra 75 yaşına gelince tekrar sancılanır ve çekilen ultrasonda ölü bebek görülür.
işin mucizevi tarafı zahra nın vücudu 50 yıl boyunca karındaki ölü bebeği bir organ gibi kabul edip fonksiyonlarına devam eder ama 50 yıl sonra cenin dayanılmayacak derecede büyür rahmi çevreleyen organlara zarar verir. 5 saatlik bir operasyon sonucunda kireçleşen cenin alınır.

tatar çölü

fiorabella
italyan yazar dino buzzati'nin herkesin kendinden bir şeyler bulacağı, kendini aldatmanın ve bir ömrü hiç uğruna tüketmenin güzel bir örneği olan kitabıdır. buzzati, varolmanın nedenlerini, amaçlarını sorgulayan bir ömrün hangi hayallerle tükendiğini ve düşülen o elim noktayı eserin kahramanı giovanni drogo ile okuyucuya birebir iletir.

"yavaş yavaş güveni azalıyordu. insanin, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konusmadığı zaman bir şeye inanması çok zordur. birisi acı çektiginde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiginde diğerlerinin, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu farketti"
(kitaptan alıntı)

uçan halı

fiorabella
sinbad, şehrazat gibi masallarda karşımıza çıkan ulaşım aracı.
halılar masallardan çıktı ve uçmaya başladı. bazı illegal oluşumlar halıları uçurmayı başardı. hani derler ya yeraltı dünyasında yaşayanların hayal gücü, yerüstünde yaşayanlarınkinden daha geniştir. işte bunlar sayesinde uçan halılar artık kaçakcılık yöntemi olarak kullanılmaya başlandı.

çin özellikle bu tip yöntemlerin icat edilmesinde başı çekiyor. çin'e uyuşturucu madde girişi daha önce "altın üçgen" adı verilen laos, myanmar (burma) ve tayland'dan yapılırdı. ancak "altın ücgen" bölgesinde yürütülen yasadışı afyon ekimi ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele sayesinde, yolun kullanımı azaldı. uyuşturucu tacirleri rotayı iran'ın dağlık bölgelerini, pakistan ve afganistan'ı içine alan "altın hilal"e çevirdi ve uyuşturucu maddeleri buradan dünyaya pazarlamaya başladılar.
ve akla hayale gelmeyen yöntemle urumçi'de karşılaşıldı. urumçi'nin divopu havaalanında pakistan'a gidecek ticari yükler içinde halılar vardı. yetkililer narkotik köpeklerin halıları işaret etmesiyle uyuşturucu zulasına ulaşmışlar. inceledikleri 100 halıdan 32'i uçuyordu. kaçakçılar 48 kilogram eroini 1-2 milimetre çapında plastik tüplere doldurmuşlar, daha sonra etraflarını renkli iplikle sarmışlar ve bunları, normal ipliklerle birlikte halıları dokumakta kullanmışlar.

yüz oranı

fiorabella
insan yüzünün yüz genişliği ve yüz oaranıyla ilgili yapılan meta-analiz çalışmasında yüz oranları, genişliği, uzunluğu enine boyuna incelenmiş. çıkan sonuçlara göre,
yüz oranları yüksek yani yüzü daha geniş kişilerin daha tehlikeli olduğu belirtilmiş. çalışmanın kriminal analizi amerika'da 742 mahkum üzerinde yapılmış. incelemeye göre idam cezasına çarptırılan mahkumların diğer mahkumlara göre daha geniş yüze sahip oldukları gözlemlenmiş.

hem kadın hem de erkeklerde yüz oranının artması baskınlığıda arttırmaktadır. bu kişilerin daha dominant oldukları gözlemlenmiştir.
çalışmanın birinde 29 amerikan başkanının resmi analiz edildiğinde baskın karakterli başkanların yüzlerinin yüksek oranlı oldukları görülmüş. ayrıca bu oranı yüksek olan kişilerde testosteron seviyelerinin daha yüksek olduğu, iş ve spor alanlarında ise daha başarılı oldukları raporlanmış.
plos one adlı dergide yayımlanan çalışmanın orjinaline şuradan ulaşılabilinir.
http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371%2Fjournal.pone.0132726






tektaş yüzük gerçeği

fiorabella
tek taş, sert karbon olan elmasın 57 fasetli özel kesilmiş hali olan pırlantadır. evlenme teklifleri bu yüzükle yapılır. özel günlerde hediye olarak tercih edilir. vuhhuuu pırlanta tek taş diye bazılarının gözleri parlar. oysa işlenen her pırlantanın arkasında bir karanlık vardır.

Yahudi asıllı Alman olan Oppenheimer ailesi 1890'lı yıllarda elmas işinde çalışmak üzere İngiltere'ye gittiğinde afrika kıtasının kara talihi başlamış oldu. o yıllarda sömürgeleştirme faaliyetlerinde başı çeken ingiltere gözünü yeraltı zengini olan afrika'ya dikmişti. baba Oppenheimer kraliçe victoria nın desteğini alarak afrika'ya gitti ve elmasın kan dolu serüveni başlamış oldu.

o zamandan beri elmas sektörü De Beers'in elinde. yüzyıllardan beri elmaslar uğruna madenlerin gerçek sahibi afrikalılar köleleştirildiler, öldürüldüler.
afrika kıtasına elmas uğruna devasa çukurlar açtılar. bunlardan en büyüğü ise Kimberley Çukuru denilen maden. Bu maden öylesine derin ve büyük ki yarattığı hava akımı nedeniyle üzerinden uçak bile geçemiyor. afrika halkı halen bu madenlerde zor koşullarda çalıştırılıyor. özellikle çocuklar madenlerin vazgeçilmesi haline geldi. bu bölgelerde günümüzde de bilinçli iç savaşlar çıkarılıyor ve elmas şirketleri tarafından illegal destekleniyor.

afrika tarihine baktığımızda ne zaman değerli bir madde bulunsa yerli halktan çok sayıda kişi acı içinde can vermiştir ve halen vermektedir. fildişi, kauçuk, altın, petrol, elmas gibi.

üzücü olan ölüm ve sömürü demek olan pırlantanın evlilik gibi kutsal bir kurumun simgesi haline gelmesi. tabii bunun için sistemli şekilde görsel medyanın kullanılması, yazılı platformlar, tüketim toplumu çılgınlığı vs vs diyerek bir sürü sebep sıralanabilir.

türkiye elmas tüketimi bakımından dünyanın 12. ülkesiymiş. hoş asgari ücretle kemer sıkarak ıphone alan bir toplum olduğumuz için bana şaşırtıcı gelmiyor. aslında herşey kadın popülasyonun elinde şu tek taş pırlanta tutkusundan vazgeçebilse kadınlar. arz talep meselesi olduğu için talep olmasa mesela.

tabii herkesin kendi seçimi. bazı kadınlar için tutku, simge olabilir. bazı erkekler için sevgisinin göstergesi olabilir. evlilik tekliflerinin vazgeçilmesi olabilir. ama arkasında bu kadar ölüm, acı, sömürü olan madenle yapılan bir teklifi ben kabul etmem. böyle bir hediyeyi de kabul etmem.
hem sevginin simgesi, içinde birbirinizi gördüğünüz bir çift ışıldayan göz ve birbirinle dolu kocaman bir çift yürek oldukatan sonra kim ne yapsın kristal yapılı karbonun ışıltısını.

dental işkence

fiorabella
illegal örgütlerin kullandığı işkence yöntemlerinden biridir.
diş çekme, kırma, elektrik verme biçiminde olandır. korkunç işkence yöntemlerinden biridir. diş ve diş minelerinde şişme, kanama, ağrı, gingivit, stomatit, ile sonuçlanabilir.

yüze alınan darbeler ve verilen elektrik akımına bağlı kas spazmları nedeniyle temporomandibular eklemde ağrı, çene hareketlerinde kısıtlılık ve bazı durumlarda bu eklemde luksasyonla kendini gösterir.
elektrik akımı uygulaması sırasında dil, gingiva ve dudakların ısırılmasına veya bu bölgeye direkt elektodun uygulanmasına bağlı lezyonlar oluşur.

marul

fiorabella
latinca adı lactuca sativa olan, özellikle a vitamini açısından zengin bir sebzedir. besleyici ve iştah açıcı özelliği ile türk mutfağının vazgeçilmez sebzelerinden biridir. bol su içerdiği için idrar söktürme özelliğine sahiptir kanı temizler ve kan şekerini düşürür. sinir sistemine rahatlatıcı etkisi vardır ve uyku düzensizliğini giderir.
içindeki c vitamini ve beta karoten sayesinde kalp kalp rahatsızlıklarına iyi gelir, cildi temizler, kanser hücrelerine karşı bedeni korur. içinde demir olduğu için kansızlığı giderir.

mutfağımızın olmazsa olmazıdır. yoğurdun içine doğra ye, salatasını yap ye, mercimek köftesi ve çiğ köfteyi içine sar dürüm yap ye. özellikle yedikule marulunu tuzla tuzla ye.

la edit: zengin sözlük yazarlarının portakallı ördek ile tüketmesi gerekmektedirswh

katatonik stupor

fiorabella
çevreye yönelik tepkilerin ve normal hareketlerin kendiliğinden belirgin ölçüde azalmasıyla tanımlanan manik şizofrenin bir türü.

resimdeki hasta katatonik stupor hastası. ağzındaki mimik hastalığın belirtilerinden. tıbbi olarak hastalık bulaşıcı değil.

sosyal medya hesaplarında, haber akışında, duvarında, profilinde benzer ağız hareketini gördüğünüz arkadaşınızı hastalığı ile bilgilendirin.







70 /