confessions

frante

1. nesil Yazar - Alışmaya çalışıyor

  1. toplam entry 195
  2. takipçi 8
  3. puan 1934

16 kasım 2005 türkiye isviçre maçı

frante
fatih terim'in futbolla ilişiğini kesmek için türkiye'nin eline geçen çok büyük bir fırsattı. ama türkiye fatih terim'i spordan uzaklaştırmak yerine maaşına zam yapılmasını ve isviçre'nin düşman ilan edilmesini tercih etti.

uzun vadede bedeline bakalım.

isviçre 2006 da dahil olmak üzere son 4 dünya kupasına katıldı. 3 tanesinde gruptan çıktı. 2006 dünya kupasında 4 maçta da gol yemedi. son yıllarda juventus, arsenal, borussia dortmund gibi top seviye takımlarda direkt ilk 11 oyuncusu olacak oyuncular yetiştirdiler. basel gibi son birkaç yılı saymazsan avrupa'nın en başa bela takımlarından birini ortaya çıkardılar. şimdi de young boys geliyor. şu anki milli takımlarında 25 kişilik kadroda 4 oyuncu hariç herkes yurt dışında oynuyor. öyle osuruktan takımlarda da değil çoğunluğu ve düzenli oynuyorlar. afrika kökenli çok sayıda futbolcuyu erken yaşlarda keşfedip milli takımlarına hazırlıyorlar.

2016'da isviçre teknik direktörü (bir dönem türkiye'de de görev yaptı) petkovic'in maaşı: 750 bin euro.

hemen sahte kabadayının yüceltildiği türkiye'ye bakalım.

son dünya kupası: 2002
top seviyelerde son yıllarda oynamış oyuncu sayısı: 2 (cengiz ve arda) şu anki milli takımda avrupa'da oynayanlardan 2 ya da 3 futbolcu takımlarında düzenli şans bulabiliyor. gerisi yedek ya da rotasyon.
2016'da adanalının maaşı: 3 milyon 500 bin euro.

isviçre'nin katıldığı son 4 dünya kupasından 3 tanesine katılamamamızın direkt sorumlusu: fatih terim.

bugün medyada şakşakçıları bitmeyen ve önüne kendini siper edenlerin bitmek tükenmek bilmediği kişi: fatih terim.

nasıl iyi mi böyle?

8 kasım 2018 pfdk kararları

frante
90'lı yıllardan bu yana hükümetler ve fetö başta olmak üzere türkiye'deki pek çok kurum/örgüt/kuruluş tarafından pişkinlik, yüzsüzlük, arsızlık katılan ve bunlar karakterine hiç çıkmayacak şekilde işlenen galatasaray taraftarının harun tekin'in beline arkadan uçarak diz atan donk'un, jailson'un 10 saniye kadar boğazını sıkan rodrigues'in cezasını çok bulduğu kararlar.

rakiplerinin arkadan boğazını sıkan serdar aziz, tekme ve yumruklar atan belhanda ve yumruk savuran maicon ise hiç ceza almadı.

ama galatasaray taraftarı yine mağdur olmuş.

bu kadar yüz verirsen bu halıya böyle sıçarlar.

fatih terim, hasan şaş başta olmak üzere 90'lı yıllardan bu yana bu karakterin ürünü olan her galatasaraylı çok acil, yarını falan beklemeden bugün spordan uzaklaştırılmalı. galatasaray'a da eşine ender rastlanan bir ceza -minimum 10 maç seyircisiz ve minimum 5 milyon tl para cezası- verilmelidir.

skrtel'i sokakta görse korkudan altına işeyecek fatih'in çocuğuna 7 maç ceza vermek futbola, insanlığa ihanettir.

keskin nisanci

frante
33 yaşındayım. işe gitmek üzere her gün 07:33'te uyanıyorum. enflasyon ve de yakıt fiyatlarının önlenemez yükselişine istinaden 6 aydır işe atla gidip geliyorum. bekarım. bulaşık makinemi hala tam olarak kullanmayı öğrenebilmiş değilim. elimde yıkıyorum her şeyi. az önce soğuk bulgur pilavı yedim.

şartlar bu iken ben mesela neden laçka, lakayıt ve de lalettayin takılamıyorum sözlükte?

monster degree

frante
eski yazarlara bi göz gezdireyim dedim de.. vay anam vay neler dönmüş serhat ya! bir kişi de gelip "frante ağabeyim şu kavganın ucundan tutuver" demedi.

yalnız ontolojik sancılar'ın "bizi şöyle rahatsız ediyorsun sözlükten mi soğutuyorsun napıyorsun seni çılgın" diye veryansın edip monster degree gittikten sonra 1 yılda 5 entry falan yazması müthiş olmuş gerçekten.

demek ki sorun o değilmiş. üzgüncük.

1 mayıs 1977

frante
tarihe kanlı 1 mayıs, 1 mayıs katliamı, kanlı pazar gibi isimlerle geçmiş; resmi rakamlara göre taksim'de 34 kişinin öldüğü, olaylar için büyük oranda mhp ve kontrgerillanın sorumlu tutulduğu tarih.

istanbul havalimanı

frante
yaklaşık 2 yıl boyunca belli aralıklarla şantiyelerden bir kısmında dolaylı olarak çalıştığım havalimanı. gelip giderken "burası bitmez" diyordum sürekli. bitirmişler.

her gidişimde birilerinin öldüğünü/yaralandığını duydum. "bu kadar riskli bir iş ise siz neden çalışıyorsunuz?" diye sorduklarım genelde işsizlikten, maaşların yüksekliğinden, kalacak yerlerinin bile olmadığından bahsediyordu. inanılmaz bir personel sirkülasyonu vardı zaten. yabana atılmayacak miktarda arap, gürcü de çalışıyordu şantiyelerde. hatta zaman zaman konuşup anlaşabileceğim birini bulmakta zorlanıyordum. o derece.

askerde o yaratığımsıları dahi yemiş pis boğaz bir insan olarak ben bile buradaki yemekhanelerin kokusu, pisliği ve yemeklerin kötülüğünden dolayı yemekhanede doğru düzgün yemek yemedim. ha şimdi diyeceksin ki "ulan adamlar ölmüş sen iki tas çorbanın peşindesin!!" öyle değil. buradaki çalışma şartlarının elle tutulur hiçbir tarafı yoktu. hiçbir insanın mecbur kalmadıkça çalışacağı bir yer değildi.

keskin bir doğal katliam da yaşandı havalimanı inşaatında. karadeniz'e uzanan köylerin çevresinde tıraşlanmış araziler, kaderine terk edilmiş köpekler.. korku filmi gibiydi. şimdi düşündükçe aklıma çakıyor teker teker. hani kimsenin ölmediğini bilsen ve bu tabloyu görsen dahi "yere batsın uçağı da dünyanın en büyük havalimanı da kapatın gidelim burayı" dersin.

konumu zaten istanbul'da yaşadığını iddia eden insanların yüzde doksanının gitmek istemeyeceği bir uzaklıkta.

çok tuhaf. bununla övünülmesi nasıl bir sirkin içinde yaşadığımızı gösteriyor. normal bir adalet düzeninde cumhurbaşkanı falan götürürdü şurada dönen işler.

vodka

frante
doğal bir ısıtıcı.

bir sonbahar klasiği olarak, havaların da biraz erken soğumasını fırsat bilerek, daha önceden slav ahbaplarım vasıtasıyla edindiğim ne idüğü belirsiz vodka şişelerinden birini geçen hafta açtım. havalar feyk atıp yeniden ısınmaya başlayınca açılmış şişeye saygısızlık olmasın diye içmeye devam ediyorum. terledikçe soyundum, soyundukça terledim. çırılçıplak halde, duvara kiril alfabesiyle "ölümümden davul fırınlar sorumludur" yazıp veda etmeye hazırlanıyorum. baya baya ismail türüt'e çevirdi beni.

insancıklar

frante
okuduğum ilk dostoyevski kitabı. aslında cin ali, ayşe ile karga kardeşin maceraları, tayyip kömürlükte gibi çocuk kitapları sonrasında okuduğum ilk adamakıllı kitaptır.

kitap adamdı evet ama ben ergendim ve de kitap akıllıydı ama ben biraz alıktım sanırım ki kitabı okurken gaza gelip -ilham alıp- ilk aşk mektubumu yazmıştım. lisede boyumdan büyük cümlelerle dolu mektubu laaps diye vermiştim kızcağızın eline. iadeli taahhütlü. okumamıştı bile. hatta yırtmış ve yırtığını çöpe bile değil yere atmıştı. çöpe bile layık görmediği mektubum doğada çözünmüş bile olabilir, aradan öyle de uzun zaman geçti. şu an kızın ismini bile hatırlayamadığımı fark ettim. hiç elle tutulur bir tarafı olmayan tuhaf bir anı.

masal

frante
en azından ben yokken sözlüğe girmemiş. kesin benden ötürüdür. helal olsun.
iyi de 9 takipçi nedir? araba için biriktirdiğin parayı takipçilere mi gömdün n'aptın?

zengin sözlük'e baksana

frante
baktım, yeni gördüm.
reklamda oynayamam abim kızar ama kelime önerim var: lalettayin. çevremde cümle içinde kullanan hiç kimse yok şu sıralar. en son şarapçı edebiyat öğretmenimizden duymuştum. o zamandan beri kendi kendime kullanıyorum. çok yalnızım.

fularlı fm

frante
hakkında yazılan sıradan bir övgü 8-10 artı, sıradan bir eleştiri 8-10 eksi oy alabilen radyo.

bu sözlüğün sahibi geçenlerde bu radyo için dandik dememi de nefret suçu olarak değerlendirmişti. komedi.

e niye sözlük açtınız ki? 5-6 arkadaş bi odaya toplanıp müzik dinleyebilirdiniz. insanları neden uğraştırıyorsunuz?

şiir sevmemek

frante
Konuşmayı ve yazmayı sevmemekle bir farkı yoktur. Okula gidip "Ben alfabeyi öğrenmek istemiyorum" demektir bu. E olabilir tabii. Pekala okumadan, yazmadan, konuşmadan da yaşanabilir.

Şiir sadece romantizm değildir, bununla özdeşleşmiş de değildir. Asıl hakimiyeti dil üzerinedir, duygu değil. Bunu aşkın yanına koyamazsın. Iyı bir şairin duygulanmis halini değil dil becerisini okuyorsun. üzerine kafa yormuyorsan aslında okuduğun şey şiir de değildir.

Pencereyle görmek arasında
Her zaman bir Aralık var

Öncesi ve sonrasında şiir daha yorucu hale geliyor, aklıma kilit kısmı geldi sadece. Buyur. Ikı mısra saatlerce dusundurebilir.


fayton

frante
Birkaç istisnai durum ve vicdansız İnsan ornegiyle yasaklanamayacak kadar kıymetli, anlamlı ve tarihi ulaşım aracı. At üstünde ülke ülke gezilen geçmiş de çok uzak değil. En fazla 200 yıl. O dönemde de şimdiki gibi eve kedi köpek alıp koynunda yatıran İnsan yok. Seviyorsan at seviyorsun işte. Kedinin götünü öpüp twitter'da hayvanseverlik şovu yapma dönemi değil. Atını yıkayıp besliyorsun, Önemli bir arkadaş.

İstanbul'daki Yeni havalimaninin inşaat sürecinde her hafta ortalama bir işçi hayatını kaybetti. Bizzat gidip gördüğüm için, orada çalışanlardan duyduğum için söylüyorum. Şu an bile can cekisenler olabilir. Haber bile olmuyorlar. Uçaklar mi yasaklansın Yoksa sorumluları mi cezalandirilsin? Ha bana kalırsa bir insan öleceğine uçaklar yasaklansın, sorumluları da ceza alsın.

bedia akartürk

frante
izmir doğumlu halk müziği sanatçısı.

"İnanın, çok çalıştım. Radyo dışında kalan zamanımın çoğunu dört duvar arasında türkü çalışarak geçirdim. Bir uzun havaya 6 ay çalıştığımı bilirim. Ehemmiyet vermeden hiçbir türküyü okumadım."

fatih terim

frante
istifa haberleri yayılıp, istifa durumunda tazminat alamayacağı konuşulmaya başlayınca "istifa etmedim ki. kovdular:p" diyen zat.

3.5 milyon euro hayırlı olsun. güle güle harca.

euro 2016 hazırlık maçları dahil son grup maçındaki iddiasız çek cumhuriyeti hariç eli yüzü düzgün bi takıma karşı galibiyeti yok. bir de demez mi dünya kupası hazırlıkları falan:)

hangi aşk adil ki

frante
candan erçetin şarkısı.

candan erçetin'e inanmasam da saygı duyuyorum. bu şarkının klibindeki denemesine de saygım var. mazgaldan kaçırdığı doğru adımlarını, gönüllü korumalarıyla uyumunu -hande yener'in yalanın batsın'daki afrikalı abimizle uyumu kadar olmasa da- takdir ediyorum. ha ne olmalıydı? belli bir yerde durup dans etmeye başlamalılardı.

sadece bir sorun oldu. bu klipteki hareketlilik, candan erçetin'i 20 yıl boyunca oturarak klip çekmeye zorladı.
0 /