confessions

frante

1. nesil Yazar - Hevesli

  1. toplam entry 219
  2. takipçi 8
  3. puan 2148

akp'nin seçimde usulsüzlük yalanı

frante
ne olursak olalım nasıl biri olmamamız gerektiğini tekrar hatırlatan yalan zinciridir. tüm gazeteleri, tüm sahte ve gerçek hesapları, tüm televizyonlarıyla yalan söylüyorlar. hiç de rahatsız değiller bu durumdan. dün gece saatlerce sessiz kaldıktan sonra ekrem imamoğlu'nun kazandığı kesinleştikten sonra bir süre daha düşünüp kısıtlı iq'larıyla böyle bir yola başvurmaya başladılar.

şurada daha net anlatım var:

https://eksisozluk.com/entry/88419982

dünya tarihi çok fazla vahşi, cani, ahlaksız topluluk görmüştür. bundan sonra da illa ki görecektir. bosna'da, ırak'ta, filistin'de, vietnam'da, çin'de, polonya'da vs vs. dünya çok katliam gördü, çok insanın bir hiç uğruna organize ve seri şekilde öldürülüşünü izledi. bunu yapanların bir ideolojisi, bir amacı vardı. bu amaç uğruna milyonları gözlerini kırpmadan öldürdüler.

şükür ki türkiye'de -henüz- böyle cani bir topluluk yok.

ama inanın bana şu son 24 saatte yaşananlardan sonra -akp istanbul ve ankara'yı kaybetse bile- insanın midesi bulanıyor. biraz rahatsızdım bugün. burnum tıkanmış, başım ağrıyor, kafamı kaldıramıyorum. geldim eve ahaber'i açtım. izlerken iyileştim. çünkü dedim ki "ulan frante azcık hasta oldun diye sızlanıyorsun. ya bunlar gibi haysiyetini şerefini üç kuruşa satsaydın? o zaman ne yapacaktın ha benim güzel yavrum? mesela baban seni böyle görse kalp krizinden ölmesi mi daha iyi olurdu yoksa yüzüne tüküre tüküre kahrından ölmesi mi?" ve bu düşünce beni iyileştirdi. ahaber'e teşekkür ederim.

küstüğüm, kızdığım arkadaşlarımın da aslında iyi insanlar olduklarını sayelerinde hatırladım. gerçekten teşekkür ederim size akp ve yandaşları. farkında olmadan ve ilk kez iyi bir şeye vesile oldunuz.

mine koraş

frante
bugün gündem olmuş iyi partili bir kadın.

senin, benim cebimdeki paralarla çay, kahve dağıtıp oy isteyen bir yapıya karşı yapılması gerekeni yapmıştır. bütün televizyonlar, gazeteler emirlerinde neredeyse. her gün diğer partilerin adayları hakkında iftiralar, rezil sözler sarf ediyorlar.

ve nasıl oluyorsa "deh" diyen bu kadın "suçlu" olmuş bugün.
çankaya köşkünden abdullah öcalan'ın mektubunu okuyan, barzani'yi ağlayarak karşılayan bir akp'nin seçimle, minnoş minnoş gideceğini mi zannediyorsunuz lan sahiden? "hmm demek kaybettik. peki" diyecek tıyneti yok bunların. ancak böyle tekmeleyerek uzaklaştırabilirsin bunları.

genç masum bakıyormuş da bilmem ne. çocuk naziler de varmış zamanında. hitler'in özel askerleri. onları da görseniz hepsi çok masum görünüyordur kesin. hatta böyle kara kuru da değil hepsi altın sarısı, beyaz tenlidir hem de.

ben türk milliyetçisi değilim ama mine koraş yapılması gerekeni yapmıştır. bu kadar basit.

lionel messi

frante
1 saat kadar önce real betis'e attığı golü FIFA'da atsam maçı durdurup evin içinde tur atarım.

Kesinlikle bu adamın incelenmesi lazım. Futbol adı altında uzaylılar aramızda! Bi de ronaldo demezler mi ahahaha. Ronaldo Şu golü atsın sonra gelsin ikinciyi de bana atsın.



gülse birsel

frante
gag'daki video arası geyikleri güzeldi. kendini izletiyordu. o dönemde cenk ve erdem beylerle birlikte tv'de az izlenen ama sivrilen bir mizah üretiyordu.

daha sonra avrupa yakası gibi ucube bir dizi yarattı. şive komikliklerini ve gülme efektini türkiye'ye getirdi. yeterince midemizin bulanmadığını düşünmüş olmalı ki daha sonra yalan dünya, jet sosyete isimli iki kopya dandik dizi daha yaptı. üstelik dizilerinde vasat oyunculuğunu sergilemekten de çekinmedi.

dolayısıyla anlıyoruz ki gag kendisinin projesi değilmiş. aynı programı bülent ersoy sunsa da aynı tadı alacakmışız.

18 mart çanakkale zaferi ve şehitleri anma günü

frante
hristiyan teröristlerin birkaç gün öncesinden yaptıkları katliam ve verdikleri mesajlarla uzun yıllardır iki tarafın barış içinde andığı günden rahatsız oldukları anlaşılıyor.

olayın yeni zelanda'da yaşanması tesadüf değil.
özellikle türklere verilen mesajlar tesadüf değil.
türklerin uğradığı katliamlardan bahsetmek için 500 yıl öncesine bile gidilmesi tesadüf değil.
bu tarihte yapılması tesadüf değil.

şu noktada yapılması gereken ilk şey türkiye'ye gelecek/anma etkinliklerine katılacak hiç kimseye bir zarar gelmemesi, tepki gösterilmemesini sağlamaktır. dünya tarihinin gördüğü en "insanca" savaşa gölge düşürmemeliyiz.

yeni zelanda ve avustralya'yı kavgadan önce gönderilen çocuk gibi kullanan avrupalı katillerin ekmeğine yağ sürülmesin.

hala ve her şeye rağmen dünyada islam'ın öncüsü türkiye'dir ve türklerdir. bunu biliyorlar. kudurmaları ve köpekleşmeleri bu yüzdendir.

islamofobi

frante
yeni bir şeymiş gibi, yüzlerce insana mermiler yağarken çok tatlı bir huymuş gibi gözümüze sokulan şey.

islamofobi yumuşatma terimidir. afganistan'da, filistin'de, bosna'da, ırak'ta, azerbaycan'da katledilen milyonlarca müslümanın ardından "islamofobi işte ehe" demek köpekliktir.

ezana terbiyesizlik ettiler

frante
AKP'nin Her seçim öncesi yaşanan herhangi bir olaydan oy devşirme ve hatta son dönemde yasanmayan olaylardan da oy devşirme projesi vardır. Bunu iyi uygularlar. rte sonrası bocalayacakları konulardan biri bu. sudan çıkmış balığa dönecekler. aval aval etrafa bakıp "ama onlar pkklı" diye sümkürmeye devam edecekler sadece.

Hatta dün mü ne akp genel başkan yardımcısı mahir Ünal pkk telsizlerinde "mhp ve ak parti'nin kaybetmesi için chp, hdp, iyi parti ve saadet ittifak kurmalıdır" söylendiğini iddia etmişti.

Her şeyden önce gerzek olmamak lazım. pkklıların telsizde bunu konuştuğuna inanmak için ciddi şekilde gerzek olmak gerekir. normal bir gerzeklik kurtarmaz.

ezanın ıslıklandığını düşünmek de bunun bir parçasıdır. türkiye'de islam karşıtlığı internet ile sınırlıdır. hiçbir zaman sokağa inmemiştir, inmesi mümkün değildir. namaz kılan ninelerinin pişirdiği poğaçaları yerken en fazla internetten yapabiliyorlar. daha fazlasına yüzleri yok.

yerel seçimler

frante
90'lardan itibaren çoğu seçimi hatırlıyorum.

rejim değişikliği ve tek adam rte'nin cumhurbaşkanı olmasının ardından yerel seçimlerin geldiği nokta tek kelimeyle iğrençtir.

tek kelime dedim ama iyice açacağım. merak etmeyin. istanbul'da yaşayan biri olarak şu rezil yollarda, metrobüste dayıların koltuk altlarını koklayarak, su birikintileri içinde kolbastı oynayarak yaşamaktan sıkıldım. ve bunlarla alakalı tek kelime eden yok. kim ne kadar pkklı bu konuşuluyor sadece. bu kadar pespaye bir seçim ortamını türkiye ilk kez görüyor.

hayattaki tek görevi bize hizmet etmek olanlar aldıkları çuval dolusu paranın karşılığında açık açık bizimle taşak geçiyorlar. bırak bize hizmet etmeyi, bizi suçluyorlar lan. inanılmaz bir şey bak bu. siyasilerin halkı suçladığı başka ülke bulamazsın.

incil

frante
matta, markos, yuhanna ve luka olarak 4 ana incil vardır. bunların haricinde ara ara kiliselerin çıkardığı -şaka değil albüm çıkarır gibi yeni kutsal kitaplar çıkarıyorlar- yeni inciller vardır ve tam olarak sayılarını bilmek mümkün değildir. eminim şu saniyelerde dahi yenilerini yazanlar vardır "nasıl olsa inanıyorlar moruk" diyerek. inciller de isimlerini yazarlarından almıştır bu arada. tanrı konusundaki yaratıcılıklarını kitapların isimlerine yansıtamamışlar ne yazık ki. biraz egoist abilerimizmiş sanırım.

yuhanna haricindeki ana incillerde genelde kilisedekilerin hayat hikayeleri, hz isa'nın yakınlarıyla konuşmaları ve hz isa'nın hayatından öyküler yer alır. masal tadındadır. uyumadan önce okunabilir.

yuhanna piyasaya biraz daha sert bir giriş yapmış ve hz isa'nın bizzat tanrı olduğunu belirtmiştir. tabi bu yeni "bilgi" listeleri alt üst etmiş ve yuhanna uzun süre birinci sıradaki yerini kimselere kaptırmamıştır. yuhanna çıkana kadarki tanrılar rafa kaldırılmıştır.

hz isa'nın çarmıha gerilmesi ve bu esnada tanrıya -yani onlara geri kendisine- serzenişleri de yer alan, hz isa'nın kimin oğlu olduğuna bir türlü karar veremeyen bu lirik eserleri keyfiniz kaçıkken okumanız tavsiye olunur.

tanrının kim olduğu konusundaki tartışma ve çelişkilerle abandone olan hristiyanlara ise kolaylıklar diliyorum.

haçlı seferleri

frante
hristiyanların "çok kutsal" bildiği tanrıları -bazılarının iki bazılarının üç tanrısı vardır kendi iddialarına göre hz isa hem tanrı hem de kendi kendinin oğludur- ve tanrılarının sadece kendilerine verdiklerine inandıkları topraklara yaptıkları seferlerdir.

osmanlı'dan önce, selahaddin eyyubi götlerine teneke bağlayıp gönderene kadar yüzlerce yıl boyunca kendilerinden olmayan herkesin evini yağmalamış, kültürel miraslarını talan etmiş, çoluk çocuk demeden herkesi öldürmüşlerdir.

şimdilerde bu seferleri taşeron terör örgütleri ve yarattıkları iç karışıklık-darbeler ile yapmaktadırlar. geçen gün ayasofya'yı teslim etmeye hazır olan gebeşlere göre bunlar son derece masumdur.

çalmayacaksın

frante
incilin üç sayfasında bir yeni bir tanrı yaratan papaz amcalar ve onların cennetten arsa sattığı alıkların geçmişinde çalmak yoktur sahiden de. sadece "haçlı seferleri" adı altında bazı yerlere misafirliğe gitmişlerdir mesela. bir çorba içip kalkmışlardır. di mi?

çalmayacaksın

frante
hristiyan kankaların henüz başlarında mortladığı yazılı eser.

"karşımda başka ilahların olmayacak."

zaten çeşitli incillere bakarsanız "ilahın" ne olduğu konusunda uzun süre anlaşamadıkları ve bir türlü karar veremediklerini görürsünüz.

hz isa'nın hem tanrı hem tanrının oğlu olduğu tuhaf bir yazılı eser bütününe inanan kişilere diyecek pek söz yok tabii ki. bir insan nasıl kendi kendisinin oğlu olabiliyor noktasında yaşanan mizah kalitesini bizzat yaşayanlara sormak gerekir.

müebbet muhabbet

frante
bu hafta bir başka geyik ve mizah üstadı kaan sezyum'u konuk etmişler.

çabuk tüketmemek için üçer dk üçer dk izliyorum. muhtemelen hayatımın geri kalanında daha yüksek enerjili bir geyik muhabbetine şahit olamam. çok keyifli.

ayasofya kilisesi

frante
oldu olacak istanbul'u komple verelim? valla "buyaşı kilişediy" diye zırlayanlar başta esir verilecekse ben ona varım.

olaya bak. hristiyanların defalarca yağmaladığı, yaktığı, talan ettiği ayasofya; başta mimar sinan olmak üzere osmanlı dönemi ve müslümanlar tarafından adam edildi. eski ev sahiplerinin içine sıçtığı yer; tarihi dokusu korunarak istanbul'un sembollerinden biri oldu.

iyi ki bu "kiliseciler" kurtuluş savaşı döneminde çoğunluk değilmiş. komple topukları götlerine vura vura teslim ederlerdi istanbul'u. "buyrun sizin hakkınız ehe" bile diyemeden kaçarlardı.

erkekler de yanar

frante
çıktığı dönemde uzun süre listelerden inmeyen nefis nazan öncel şarkısı. benimkinden hala inmiyor mesela.
köpekle darbuka çalınan çelik klibinden (ateşteyim) sonra kele darbuka çalınmış olması da güzel bir ayrıntı. çılgın moddaki her klibinde muhakkak absürt bir görüntünün olması şarkıların havasını artırıyor.

eveleme geveleme develeme bitti

frante
nazan öncel'in tekerleme tadında nakaratı olan, kendi stilindeki naiflik, laf sokma ve bitirme sözleriyle güzel bir şarkısı.

Olmadı, kalbim bunu saymadı.
Postadan tek bir mektup çıkmadı,
Gözlerim bir gün uyku tutmadı.

Olmadı, olmadı, olmadı
Annesi doğru bulmadı.
Olmadı, olmadı, olmadı
Telefonu bile açmadı.

Eveleme, geveleme, develeme bitti.
Kitabına uymadı, uymadı gitti.
Jetonu mu yoktu aramadı?
Geçti, velhasıl bitti.

Olmadı, ele güne karşı olmadı.
Verdiği adreslerde çıkmadı,
Uymadı, hesap kitap tutmadı.

Olmadı, olmadı, olmadı
Mum gibi söndü, yanmadı.
Olmadı, olmadı, olmadı
Gürültüye gitti, olmadı.

battlefield 5

frante
team deathmatch algoritmasını pek anlayamadığım güzel oyun.

dün gece şöyle bir vurdurmak için girdim oyuna. girmek zaten 10-15 dakika sürdü. bekle allah bekle. daha sonra iki takımda 3-4 kişiyle takıldık bir süre ve birden kendimi 8-10 düşman askerinin arasında buldum. kimi ağızdan giriyor, kimi burundan giriyor. hemencecik öldürdüler haliyle. ulan ne ara girdiler oyuna ne ara beni görüp çullandılar?

squad ve bu giriş sorunlarının derhal çözülmesi gerekiyor. 15 dakika beklerken "nasıl yani şu an hiç kimse oynamıyor mu lan bu oyunu?" diye kendimi sorgulamaktan yoruldum. fifa'daki gibi bir sayaçla o anki online oyuncu sayısını yazmak da zor olmamalı.

8 mart dünya emekçi kadınlar günü

frante
bir akaryakıt firmasının "bakın şu kadar kadın çalıştırıyoruz ehe" diye reklam yaptığı bir ülkede bahsinin açılmasından dahi utanılması gerekir. reklam panolarını gördüğümde çok güldüm. "aha tam türkiye manzarası" dedim içimden. bunun gerçekten aşağılayıcı bir şey olduğunu en az 100 sene daha anlayamazlar. babadan oğula nesil anlayamazlar.

kadınım, kadınlarım, kadınlarımız da ziyadesiyle aşağılayıcı ifadeler. bir insanın başka birine ait olması, bunu iddia veya ima etmesi normal bir şey değildir. anlaşılma hususunda bunun da var bi 200 senesi.

gasteci velet

frante
Beni tanımadığı halde yeni yılımı kutlayan bir mesaj göndermiş. Boşuna yer kaplamış oldu mail kutumda. Böyle şeylerden hoşlanmam. Engelledim. Mesaj geldiğinde mail gönderilmesini sağlayan özelliği de kapatıp bu tarz gereksizliklerin bir nebze de olsa önüne geçmeyi düşünüyorum.
0 /