confessions

hak yeme hell yeah

2. nesil Yazar - Alıştı gibi sanki

  1. toplam entry 509
  2. takipçi 3
  3. puan 4682

corona virüs

hak yeme hell yeah
Evet gençler. Aylar sonra bu entrymle herkese, başta evim zengin sözlük'e merhaba diyorum. 1 aydır hayatım laboratuvarda ve hastanede geçiyor... Bu hastalıkla savaşın yılmaz fedailerinden biri olarak sizinle paylaşmak istediğim birkaç şey var. Çoğu bildiğiniz şeyler, ama bilmediğiniz şeyler de olabilir yazımda.

1) Bu virüsten gerçekten korkun. İnanılmaz ötesi bir hızlı bulaş gücü var. Hele ki gırtlak mukozasına yerleşti mi ciğerlere inmesi çok ama çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor.

2) sanıldığı gibi sadece yaşlıları vurmuyor. Türkiye'deki genç ölümler insanı hayrete düşüren cinsten. 20-30 yaş arası çok entübe hasta var.

3) kronik rahatsızlıkların bir dezavantaj olduğu doğru. Lakin kronik rahatsızlığım yoksa ölmem veya entübe olmam derseniz, hayatınızın hatasını yaparsınız.

4) virüsün havada asılı kaldığı veya sıçradığı ise tamamen safsatadan ibaret. Virüsler asılı kalmaz ya da sıçramaz. Pire deği ya bu.

5) bir hastadan virüsü direkt almak ile hastanın dokunduğu veya virüsünü bir şekilde bulaştırdığı yerden almanız arasında fark var. İnsan bünyesindeki virüs inanılmaz güçlü ve yaşam formları çok aktiftir. Lakin virüsün dışarıdaki canlılığı zaman geçtikçe azalır ve zayıflar. Tabii bu demek değil ki gidin dokunduğu yere dokunun. Siz her türlü bu virüsten uzak durun.

6) virüsler aslında bizi öldürmek istemezler. Çünkü bizim ölümümüz demek, onların ölümü demektir. Peki o zaman neden ölüyoruz? Çünkü, bu virüsü tanımıyoruz... Virüs de bizi tanımıyor. Muhtemelen bizi hâlâ yarasa zannediyor. Biliyorsunuz. Yarasa bu virüsü taşıdığı halde bu virüsten ölmeyen bir canlı. Virüs insandan insana yayıldıkça muhtemelen öldürücü özelliğini kaybedecek.

Peki ne yapmalıyız?

1) öncelikle evde bile kalsak elleri dirseklere kadar 20-30 saniye boyunca sabunla yıkıyoruz. Tırnak içlerini ve aralarını güzelce sabunluyoruz. Sabun virüse ne yapar? Öldürür. Virüslerin dış katmanı yağdır. Bildiğiniz yağ. Zeytinyağı neyse virüsteki yağ da odur. Biliyorsunuz ki yağlar suda çözünmez, sabun bir tuzdur ve tuz yağı çözer. Dış katmanı yok olan virüsün de tabiri caizse içi dışına çıkar.


2) dışarı asla çıkmıyoruz. Tabii bu pek mümkün değil. Çünkü dünya lideri ve Avrupa'nın kıskandığı ülkemizin vatandaşları olarak erzak almak, fatura ödemek, kredi kartına para yüklemek, para çekmek zorundayız.

3) sosyal mesafeyi iyi ayarlıyoruz. Gerçi bu da imkansıza yakın bir şey. Az buçuk türk insanının profilini ve kültürel kapasitesini biliyorsunuz. Geçen gün para çekerken dallama ve hatta afedersiniz dalyarağın teki o pis elleriyle maskesini boğazına kadar indirip, sigarasını içip, yüzüme yüzüme üfleyip maskesini tekrar taktı. Şimdi ben senin takacağın maskeyi sikeyim demek isterdim ama diyemiyorum çünkü RTÜK ceza kesiyor. Neyse siz elinizden geldiği kadar 2 metre uzak olun insanlardan. Hâlâ yere tükürmek için maskesini açıp, tükürdükten sonra maskesini geri takan hoşaf kazanları ile dolu ortalık. Siz onu 3 metre yapın.


4) maske takmadan asla ve kat'a dışarı çıkmayın. Maskeyi taktıktan sonra, burun kısmını yanlardan kapatın ki hava girmesin. Maskeyi ikide bir ellemeyin. Çıkarırken bez kısmından değil, ip kısmından çıkartın. Hatta gerekirse güneş gözlüğü falan bile takın. Göz de bulaşma yollarından biri.


5) eldiven takın. Atm, asansör, para vb. gibi şeylere eldivenle dokunun. Hatta asansör kapılarını dirseğinizle açın.

6) dışarı çıkarken tişört gibi şeyler değil, gömlek gibi yanlardan çıkacak şeyler giyin. Tişörtü çıkarırken ağzınıza, burnunuza değiyor illaki.

7) eve geldiğinizde derhal banyoya girin ve kıyafetlerinizi kirli sepetine atın. Ellerinizi, hiçbir yere dokunmadan 20-30 saniye yıkadıktan ve duruladıktan sonra. Gözlerinizin altını, burun ve dudak arasını (bıyık) sabunlayın. Telefon ve ev anahtarını da kolonya ile silin.

8) evinizi 2 saate bir olmak üzere 20 dakika havalandırın.

9) saat 12-7 arasında muhakkak uykuda olun. Geceler boyu İnternet, televizyonda kalmayın. Bu bir tatil değil. Ortada doğa ile ciddi bir savaş var. Doğa ana homo sapiensi yok etmeye ant içmiş şekilde saldırıyor. Önce doğa ananın virüs silahını yok edip sonra onunla masaya oturmamız lazım. Sizin bu saatler arası uykuda kalmanız virüse karşı bir silah. Bu işin şakası yok.

10) sigara kesinlikle içmeyin. Gerekirse krizden geberin, eliniz ayağınız titresin. Yoğun bakımda bir tek nefes için çırpınan hastaları görseniz, sigara krizinin hiçbir şey olmadığını anlarsınız.

11) su tüketimini arttırın. Günde içtiğiniz su miktarını en az 4-5 bardak arttırın. Öyle ki çişiniz su renginde olsun.

12) marketten aldığınız her ambalajlı şeyi su ve sabunla yıkayın.

13) elleriniz yokmuş gibi yaşayın. Sakın ola ki dalgınlıkla ağzınıza, burnunuza dokunmayın.

14. Ve son madde) bu virüsü hafife almayın ama saçma sapan paranoyalar geliştirmeyin. Psikoloji bağışıklık sistemi üzerinde çok etkili. Korkmak iyidir. Ama fazlası zarardır.

Umarım bu kabusu en az zararla atlatırız. Sağlık ve sevgi dileklerimle...

mesela yani

hak yeme hell yeah
Hadi 90 neslini lise son sınıfın, son cumasının ince kederine götüreyim...

Vay ulan, dinledikçe üzerimde beyaz gömlek, gri pantolon ve gözlerim bozuk olmadığı halde çekici olduğunu düşündüğüm için taktığım gözlükler beliriyor. Ne dinlerdim o dik okul yokuşunu çıkarken bu şarkıyı.

the virginborn

hak yeme hell yeah
Benimle özdeşleşen bir gorgoroth şarkısı. Oğlum ne güzel oldu lan seneler sonra dinleyip kafaları çizmek.

İnfernus resmen gitar, gaahl resmen vokal dersi vermiştir. Şarkı aşırı karanlıktır ama ben bu şarkıyı dinleyince hiç karanlık hissetmem. 17 yaşımda dinlerkenki hallerim gelir aklıma, böyle gitar çalacağım günlerin hayalini kurarkenki zamanlarım.

Bir de şarkıda çok ince bir ayrıntı var. Gitar riffleri aynı tekrar ederken, bir başka melodiyle geçerken çok ama çok hızlı şekilde incelip kalınlaşıyor ki bu bildiğin ustalık ister. 04:38 anından bahsediyorum.

HEY ulan yıllar...

serotonin

hak yeme hell yeah
hormon değildir. mutluluk hormonu hiç değildir. mutluluk hormonunu stimule eden 'nörotransmitter' maddedir. bir çok psikolojik rahatsızlığın temeli bu maddenin miktar dengesizliğidir.

uyuşturucu kullanımından sonra 'düşüş' denilen olayı da bu madde gerçekleştirir. uyarıcı ve uyuşturucu tüketiminde aşırı salgıladığı için bir süre sonra bu maddeyi salgılayan bezler kurur ve serotonin neredeyse hiç salgılanmaz. bu da insana kendini rezalet hissettirir.

işi sadece mutluluk vermek de değildir tabii. uyku hormonunu da bu arkadaş aktive eder.

damla sakızı

hak yeme hell yeah
sakız ağacından üretilen bir reçine olmakla birlikte içine girdiği her şeyin tadını fenafillah seviyesine çıkaran muhteşem ötesi şey.

muhallebiye, kahveye, dondurmaya, liköre vs. aklınıza gelebilecek her şeye yakışır.

zengin sözlük yazarlarının karalama defteri

hak yeme hell yeah
Şimdi efenik, ben müziğin sesini kesinlikle duyanlardanım. Müzik benim her şeyim. Bazen İşkence odam, bazen terapi merkezim.

Hele bir şarkıyı bir olayla ilişkilendirdiysem yanmışım demektir. Zihnimde çalar o şarkı ama hayal gibi değil bildiğiniz çalar.

Balık pazarına pek uygun değil belki ama yolu kısaltmak için saptığım bir ara sokak var ki böyle on dakika envai çeşit ağacın içinden geçiyorsunuz. Tabii aklım hemen eve dönmekte olunca sokağa daldım. Ağaçlar o ana kadar aklımda yok.

Neyse refleks olarak yürüyorum ve sokağı geçtiğim anda lanet şarkı introdan itibaren çaldı. Lan dedim, bu şarkı niye çaldı ki. Sonra etrafıma bir baktım yine o ağaçlık yer. Ama nasıl değişmiş. Sonbahar olunca yapraklar sapsarı, yerler sapsarı... En son mayıs'ta geçmiştim yine eve hızlı dönmek için. Mayıs'ta yemyeşil falandı. Ve kulağımda o şarkı vardı.

Beynim resmen oradasın diye beni uyardı lan.

Neyse... Agalloch. Seni iyi ki tanımışım. Sen gerçekten muhteşem bir şeysin.

mektuplaşmak

hak yeme hell yeah
Galiba dünyanın en güzel şeyidir.

Yani hep böyle hayal etmişimdir. Böyle yolladıktan sonra düzeltme imkanının olmadığı, cevap için heyecanlı heyecanlı beklediğin, el yazını ve o anki hallerini birine sunduğun şey elbette çok güzeldir.

Demin hastaneye giderken ben yaşlarında bir adam oğlum mektup yollamış lan diye arkadaşını itip çekiyordu heyecandan. Öyle mal gibi kaldım.

Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum şeydi lan benim. Birinin ilk mektuplaştığı kişi olmak, karşımdaki için ilk olmak ne bileyim aptal ve çocukça bir hayal. Ne halt etmeye deşiyorsun yaramı sabah sabah amk kertenkelesi. Okuyama inşallah o mektubu.

heves

hak yeme hell yeah
Bir insanın içinde iyiye, güzele dair her şey olsun isterse ama hevesi içinden çıkardığınız zaman kalan tüm güzellikler işlevini yitirir.

Hevesiniz yoksa; şeytan sizin ahbanınız olur. Sizi öyle bir yönlendirir ki hem kendinizi hem de etrafınızı küle çeviren bir ateş kasırgası olursunuz.

Yarım Yıla yakındır istisnasız tek bir şey için hevesim yok ve bu 6 ay boyu evimin kapısını çalan tek şeytan olmuştur. Hevesi olmayan adam şeytanla ahbaplık eder.

çalın davulları

hak yeme hell yeah
Üst komşum rahmetli arif amcam çok severdi bu türküyü. Çok aksi adamdı rahmetli ama iyiydi.

Piyano, gitar sesine tahammül edemez; bastonuyla tak tak vururdu. Ama ne zaman bağlamayı elime alıp bunu çalıp söylesem, bastonla vurmayı keserdi.

Şu son birkaç aydır sanırım hayatla olan tüm bağlarımı kestiğim için daha anlamlı geliyor bu türkü. Bu türkü keisnlikle hayatla olan tüm bağlarını kesmiş bir adamın yazdığı bir türkü çünkü. Eskiden dinlerken nasıl olur da bir insan hayatla bağlarını keser derdim. Şimdi çok iyi anlıyorum...

Sol serçe parmağım hareket etme kabiliyetini yitirmesi sebebi ile artık çalamasam da tolga çandar abime hâlâ eşlik edebiliyorum.
0 /