confessions

ihtiras limani

1. nesil Yazar - Harikulade

  1. toplam entry 121
  2. takipçi 27
  3. puan 18241

severek ayrılmak

ihtiras limani
"Kadın ve adam oturuyorlardı
Uzakta beyaz dağlar vardı
Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni

Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
Adam düşündü, düşündü, düşündü
Aşkımız bitmesin isterim dedi

Biralar içildi ve başka içkiler
Kadın ve adam kederliydiler
Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri

Neden, neden sönüp gider bir aşk
Acının silinmez tortusunu bırakarak
Onulmazca inciterek yürekleri

Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
Gözyaşları içinde gülümsedi

Kadın ve adam oturuyorlardı
Aralarında bir masa vardı
Ve hüznün aşılmaz engelleri"
(bkz:HEMİNGWAY' İN BİR HİKAYESİNDEN
ÇAĞRIŞIMLARLA
)

küfran

ihtiras limani
kemal varol şiiri. babayı, babasını anlatır şiir. güçlüdür, derinliklerimizden geçer gider. bir parça :

"
bir nasihatin başlangıcındaki parmağı hep tehdit,
bütün oğulları kaçgöç,
herkesin yalnız klarnet çalarken duyduğu
kendinin öksüzü ıslak bir adam.
benzemem diye düşünürken
müsvedde oldum ona."

zengin sözlük yazarlarından şiirler

ihtiras limani
kendine uzak kalmışsın
bedenin ruhuna daralan parmaklık
yorgunsun güz yaprakları kadar
dudakların rüzgar soluğu
gözlerinin kainat karanlığında
ruhun titriyor mumlar gibi


öldürüp tüm sancılarını
soysam parmak uçlarından bu bıkkın hissizliği
yaşayamamanın verdiği
mor ve sıcak "sen"inle dokunsan bahara
sular akıp gitse gözlerinden yüzünden
saçlarını savursa rüzgar
uykusuz yastık izleri dökülse gecelerinden
hiç kimse ne olduğunu bilmeden
bir masal tılsımını mırıldanıp
tac etsem saçlarına
erguvanlarla dolu deniz yamaçlarına
uçursam ruhunu ansızın
gözlerin aralanır da okursan
kalbinde çiçek kokuları anımsarsan
şiir şükür olur o zaman
kelimeler ruhunun rengiyle bulur kendini
bir özlem bakışıyla sana
kırpıştırma uğraşıyla yorgun gözlerini
düşler korusun karanlıklardan seni.

mona rosa

ihtiras limani
sezai karakoç şiiri. ben aşıkları kadar etkilenmem bu şiirden ama garip bir kendine haslığı vardır bu şiirin. kendi atmosferine çeker okuyucuyu. çok yoğun hislerle yazıldığını belli eder. gücü şiirin hikayesinden de gelir.

"Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak."

kısa öykü denemeleri

ihtiras limani
Dikkatimi en baştan beri çektikleri için artık kitap okuyor, camdan dışarıyı izliyor gibi olsam da onları takip ediyordum. her nereye gidiyorlarsa beraber gitmek için bilet almışlar, planlamışlar ama anladığım kadarıyla sonra darılmışlardı. Fakat ikisi de gitmekten vazgeçmemişti. Nedeninin izlerini yüzlerinde aradım durdum. Çocuk kızı görmek istiyordu, bu gelmeyeceğini düşündüğünde yüzündeki halden belliydi. Ama kızgındı, çatık kaşları ve suskunluğu bunu söylüyordu. Kız da geldiğine göre, en azından planlanan şeye sadık kalmış veya onu görmek istemişti. Gittikleri yer belki ikisinin de hislerinden üstteydi. Sevgililer miydi, arkadaşlar mıydı bunu çözemedim. Ama kızgın ve yakınlardı.

Ne zaman birinin bakışı koridordan geçen birine dönse, ne zaman biri elini çantasına atsa, diğerinin tetikte olan bakışları harekete geçiyor, karşısındakinin hareketinin nesnesini yakalamaya çalışıyordu. göz ucuyla izliyorlardı birbirlerini. Ufak tefek bunu belli eden şeyler olmaya başladı tabi. Çocuk kızın düşen kalemini aldı, kız güneşten kitabına bakamadığını anlayınca çocuğun, perdeyi çekti.

-otel değiştirilmiş, herkes önceden adı geçen otelde kalacakmış. Dedi çocuk.

Kız bir kaşını kaldırdı, onun sesiyle irkilmiş, gözlerini tam olarak gözlerine dikmiş, alnında dalgaları andıran çizgilerle rahatsız, katı bir halde çocuğa bakıyordu. Bu şok, dalga dalga bir iç yumuşaklığına döner gibi karşılıklı kesik özet cümlelerle yayıldı içlerine. Sonra kafalarını tekrar indirdiler, biri kitabına, biri müziğine ve camdan görünen manzaraya gömüldü. İç dünyaları iki denizin ilk kez karşılaşması gibi dalgalarla birbirine hakim olmaya çalışıyordu adeta. Bu halleriyle, yapay duvarların ardında, bekliyorlardı aslında duvarın yıkılmasını.
Öğlen çocuk yemeğe gitmek için kalktı, durdu, pek kıza bakmadan
- Yemek yiyecek misin ?
- olur geleyim.. Oldu kızın cevabı.

Bu garip mecburiyet halini anlamadım. Hiçbiri yemek yemek için birbirine ihtiyaç duymadığı halde gizli bir şeye sadık kalır gibi, hislerinin üstünde bir bağla birbirlerini sürüklüyorlardı. Yemekten döndüklerinde, ellerinde sıcak çay vardı, gülümsediler birbirlerine, kız sonra neşeyle elindeki kitaptan bir şeyler anlatmaya başladı. Çocuk gözleri parlayarak dinledi. Her şeylerine dokunuyor gibi bir halleri vardı. Manevi bir sarılma hali. Son istasyona varıp herkes dağıldığında, istasyondan çıkarken gördüm onları son kez. Tek bir kişi yürüyormuş gibi yürüyorlardı. Bir bedenin iki bacağı gibiydiler.

güvenmek

ihtiras limani
güven hissini kırıp güvenilmez biri olmaya evrilmenin asıl kötü yanı insanların inanma isteğini öldürmektir. kimse tamamen güvenilir değildir. hatalar yapılır. insan, özüne " inandığı" insanın temizlendiğine inanmak ister, inançlarını kuvvetlendirdiği argümanlar, özürler, bahanelerle inancını ve güvenini tazeler. ama eğer inanmak istemeyecek hale gelirse ki bunun sebebi de her inanıldığında yenen kazıklarsa güvenilmez olursunuz. yani yalan söylediğinize dair hiçbir emare olmasa da size güvenilemez. sürekli kendiyle çelişenin guvenilmezliği ise en acı olanı, güvenemeyen için. ve güvenilemeyen, kaybettiği şeyi kavradığında, o yanık geçmek bilmez. dönüşümler geçirilmediği sürece vesika gibi taşır boynunda.

susmak

ihtiras limani
insan kirlenir, şiir susar. anlamsızlaşır güç gösterileri, beni başkasına cazip kılan şekillerin içini doldurma hevesleri susar. içinde uyanır insanın, yüzüne tutulan ve tutulacak bütün ışıklardan kaçma dürtüleri. susmak kendine çıplak kalmak gibi. bütün apoletleri sökülmüş bir ruh, çırılçıplak.

yanlış

ihtiras limani
bize yapılmadığında ne kadar da kolay anlarız, analiz ederiz, sindirir, küçümser, insanın fıtratına bağlarız. hiç midemiz bulunmaz sevgilisini aldatmış, patronuna kazık atmış birinin aşk acısına dair teselli sözcükleri söylemek. " canım bilerek yapmadın ya, kötü düşünmedin ki, olsun bu da sana ders oldu " sözcükleri nasıl da dökülür ağzımızdan.

başkasına yaptığımız kötülüğü, yanlışı ne kadar da kolay unuturuz, ayda yılda bir aklımıza gelirse nasıl da vicdanlı insan sayarız kendimizi?

oysa, verdiğimiz acının ne kadarını telafi eder özür ?

sevmenin ön şartının gelecek muhtemel darbelere hazırlıklı olmak, güçlü kalmak, hassaslaşmamak, sahiplenmeden sevmeye dönüştüğü bir zamanda sevmemeye mahkum olmanın hesabını geçirilmiş kaç güzel gün kurtarır?

ey ben, gerçekten içten bir özeleştiri yaptın mı ?

hata yapmak

ihtiras limani
hata yapmaktan korkalım ama korkmaktan öte hataları önemseyelim salak salak dolaşmayalım etrafta. hata yapmaktan değil denemekten korkmamak gerekir. bilinmeyene, karanlığa yürümekten, ama doğru bildiğine yürümekten. riske girmekten korkmamalı ama hataya karşı duyarsız yaklaşmak, sanki dünya sadece sizin etrafınızda dönüyor da diğer insanlar, şeyler sizin öğrenme sahneniz olan dünyada birer figüran gibi davranmak ancak bencilliğin sonsuz ve bir boka varmayan denizine açılmak anlamına gelir. ondan sonra saçmalamaktan, aldatmaktan, kalp kırmaktan çekinmeyen bir dolu narsist ile dolup taşıyor dünya. amaçsız kalp turistleri.

necip fazıl kısakürek

ihtiras limani
güzel şiirlerinin çoğunu abdülhakim arvasi ile tanışmadan önce yazmıştır. sonradan yazdıkları kafiyeli slogan sınıfındandır. üzülerek söylemek gerekir ki, sözlerinin, o doldurmaya çalıştığı manevi kalıbın adamı değildir. dönemin demokrat parti iktidarından büyük doğu için sürekli olarak maddi yardım alırdı. onların ahlaksızlıklarına, yolsuzluklarına ses etmezdi. kumar alışkanlığını çok uzun zaman sürdürdüğü, namazla pek arasının olmadığını duymuştum. kumar alışkanlığını değişmeden önceki hayatı için kendisi de kabul eder ama sonrasında da kumar masasında basılmışlığı vardır. baş örtüsü hakkında çok afilli sözleri vardır, açıklığı ahlaksızlık gibi anlatır ama eşi açıktır.

otel odaları, istasyon gibi şiirlerle türk şiirine konu olarak şehri getiren şairlerden olduğu bu anlamda öncü olduğu söylenir.

peyami safa

ihtiras limani
insan psikolojisine onun kadar hakim türk romancısı azdır, belki de yoktur. türkiye'nin dönüşüm yıllarında doğu batı çatışmasını anlatmıştır. kalbi doğuda aklı batıdadır. kadınları muhafazakar bir refleksle suçlayıp geleneksel kültürün içine çekerken aslında kadınları batının penceresinden sevmiş olduğunu hissettirir size. o da düşmanına gizli aşk duyanlardandır esasında. bu yüzden, her ne kadar kaçınsa da, batılı yaşam tarzını aşırı kötülemekten kurtulamaz. kendine has bir dile sahiptir, sevenleri açısından tüm önemli kitapları okunmadan rahat edilmez. zirvesi ise yalnızıız'dır.

zengin sözlük yazarlarından şiirler

ihtiras limani
keşfedilmiş bir sırrın
koyu sıcak denizindeyim
umutlu suskunluğunda
güneşine aşık bir gezegen gibi
ışığından kendimi sakınmadan
saklarım seni
dağılan ve aşınan dünyadan

tahtaları çürümüş sandallarla
açılmak gibiyken yaşam
sen bana geceler boyu
okyanuslara yelkenler dikmenin
sabrını bahşettin

sakın boynunu soğuk rüzgarlardan
nefesim ısıtır bedeninin saklısını
ellerim ellerine uzanınca
her yanın öpücük tomurcukları
bütün bedenin baharlar giyinir
ince ve yumuşak sarılmalarda birikir
heyecan kıvrılmalarıyla açılır
ruhumuzun yakaları

kucaklamak bir deliliktir
ateş için barutu ama
küllerinden yeniden doğuluyorsa
hüküm sürendir aşk
ve yanmak gerekliliktir.

vatan haini

ihtiras limani
üst not : başlığın orjinali vatan hayini idi. bu haliyle, daha vatan haini yazamadan sağda solda sosyal medyada insanlara hainlikle suçlayan çomarları işaret ediyordu. moderasyonun başlığı düzeltmesi bence gereksiz, aşağıda doğrusunu yazan yazara da ne desem bilemedim.

akpli jargonunda hükümetin güncel politikalarına katılmayan kişi.

2010 yılında fetöyü eleştirenler vatan hayiniydi, 2014 de fetö ayağına muhaliflerin bitirlmesini, sindirilmesini eleştirenler fetöyü temizleyin ama adaletsizlik etmeyin diyenler hayin oldu.

2012 de pkk ve öcalan a, açılım sürecine laf edenler hayindi, 2015 akp en büyük milliyetçi oldu. bu konuda en ufak adalet vurgusu yapan elbette hayin oldu. bu arada önce ypg ile flört edip sonra onları da terörist ilan ettiler.

uçak düşürlmesi olayında hükümeti eleştirenler rusya ya nötr bakanlar suriye yüzünden neden biz rusya ile papaz oluyor çatışmanın eşiğine geliyoruz diyenler hayindi 2015 de rusya yı eleştirenler hayin oldu.

2009 da ergenekon balyoz davalarına muhalif olanlar hayindi 2015 de davaları uyduranlar hayin oldu.

mavi marmara nın öncesi ve sonrasında israil ile girilen yapay gerilimi eleştirenler hayinken bugün mavi marmara davasının şehit başı 9 milyona satılmasını eleştirenler hayin oldu.

velhasıl hayin bitmiyor. hayır diyenler hayin açılıma karşı çıkan hayin çıkmayan da hayin, fetöyle mücadele eden de hayin etmeyen de hayin. dünyanın merkezini bir adamın iki dudağı zannedince öyle oluyor tabii.

gün gelecek ve dünyanın merkezinin kendileri olmadığını anlayacaklar. dışarıdan bakan gözün onları ne kadar oynak, prensipsiz gördüğünü fark edecekler. ayarını bozdukları kantar gün gelecek onları da tartacak.

kürdistan

ihtiras limani
kürdistan'ı hiçbir zaman coğrafi bölge ya da jeokültürel bölge olarak algılamamış, kullanmamış olanların konuşulmasından rahatsız olduğu bölge. kürdistan denen bölge ne kafkaslar balkanlar gibi coğrafya belirtir, ne şii havzası gibi dini bir atfı vardır ne de arap yarımadası gibi ırki temellere dayanır. dayandığı şey, parçalanmak istenen ortadoğu ülkelerinde kimden ne koparılacağı ve kime verileceğidir. 100 yıl geriye gitsin bugün bizimdir dedikleri kimi kuzey ırak şehirlerinde, suriye şehirlerinde nüfusları arapların, türkmenlerin gerisindeydi.

eski böl ve yönetçiler yeni karıştır parçala ve yönetçiler oldular. ve bunların en fazla güvendiği kesim, her ülkede bulunan, sözde doğrucu davut ( yetmez ama evet stayla) özde kullanışlı aptal güruhu. salak olmayan görür ki, kürtler ister azınlık ister çoğunluk olsunlar, ister kültürlerini yaşasınlar ister kültürlerini yaşamasınlar, silahlandırılıyor, isyana teşvik ediliyor ve bulundukları ülkenin otoritesinin zayıflamasında araç olarak kullanıyorlar. emperyal güçler bunlara her hıyarım var dediğinde ellerinde tuzlukla koşuyorlar. sonra ellerine başka bir şey alıyorlar ama geç oluyor. israil, abd bunları çok seviyor. sebebi de anti-emperyalist, marksist leninist devrimci mücadele yürütmeleri asdfghj.

Ortdadoğu'nun faşizmden uzak bir bölge olduğunu kürtlerin güllük gülistanlık hayatlar yaşadığını söyleyemeyeceğim ama kürdistan etrafında dönen tartışmalarda neredeyse tüm kürdistancıların " where is usa air force" kıvamında takılması çok zavallıca.

son bir not da wilson un ulusların kaderi prensibi ile ilgili : balkanlarda türkler çoğunluk oldukları toprakları, musul'u, kerkük'ü öle öle kaybettiler. öle öle. tatavası yapılan ermeni soykırımında konuşulan rakamlar kadar insan öldü balkan göçünde. benim ailemin bir tarafı doğuya, bir tarafı balkanlara dayanır, kimsenin kürdistan tatavasını, mikromilliyetçiliğini çekecek değilim. her ulus egemenlik hakkını kendisi kazanmıştır, kendisi kazanır. türkler orta asya'dan anadolu ya gelirken hiçkimsenin prensibiyle bildirisiyle hareket etmedi. bağımsızlık bir karakter meselesidir. bir arada yaşamak yerine şımarıklık yapmakla olmaz o işler.

zengin sözlük sevgili aranıyor ilanları

ihtiras limani
yazar zenginliği açısından henüz kuraklık mevsimi yaşayan afrika savanı sulağında çamurlu suda oksijen arayan balık popülasyonu gibi iken sözlük, erken verilen ilanlardır. tavsiye : başka bir şekilde sevgili edinin ve sevgilinizi buraya getirin. emin olun eğlenceli bir deneyim olacaktır.

hem ne demişler, insan insanı ya yolculukta ya sözlükte tanırmış.

iyi ve güzel kadınlar hep ağlar

ihtiras limani
" iklmine değil vitrinine" gelen insanları ayırt edemedikleri için ağlarlar önce, sonra da iklimlerinin gerçekten keşfedilmesinin, gerçekten sevilmesinin ne kadar zor olduğunu fark ettiklerinde, oyunu öğrendiklerinde ve beceremediklerini öğrendiklerinde.

insan ilişkileri, yaralı ağızlar bize hep aynı şeyi söylüyor : bencil ol. gerçekçi ol. kendini düşün. sevgiyi boşver, sevilmeye odaklan. günün yaşa.

oysa öğrendiğimiz şudur : bu, bir insan tipini tanımlar, o insan değilsek o insan değilizdir. ister güzel ister yakışıklı ister çirkin ister tipsiz olalım, neysek ve aşkı nasıl seviyorsak öyle yaşarız. ama öğrenmemiz gerek : yağmacılar her zaman vardır ve yaşamak biraz da insanların niyetlerine aşinalık kazanma sürecidir.
2 /