confessions

indolentexistence

2. nesil Yazar - Havayı kokluyor

  1. toplam entry 262
  2. takipçi 9
  3. puan 2863

filmler bana kadın olma konusunda ne öğretti

indolentexistence
öğrenmek veya görmezden gelmek zorunda kaldığım kadın ve erkeklerle ilgili şeyler de dahil olmak üzere ekranı izlemekten çok şey öğrendim.
Filmler bize her türlü şeyi öğretiyor: nasıl arzulanacağınızı, kimin hayal edeceğini (tüm bu prensler gelecek), nasıl sigara içileceğini, giyileceğini, bir odaya gireceğini (Bette Davis gibi). Bize kimin nasıl sevileceğini ve bunun yanı sıra sevgiyi kariyerlerle birlikte feda etmenin gerekliliği de öğretiliyor. Ayrıca, duş almanın, bebek bakıcılığının, yer altı otoparklarının içinde olmanın ya da sadece kadın olmanın sizi öldürebileceğini öğretiyorlar. İzleyici davranışı ile ekran arasında nedensel bir ilişki yoktur. Olmak zorunda değil. Çünkü filmler bedenlerimizin içine giriyor, anlatı ve görsel kalıpları, fikirleri ve ideolojileri izlerini bırakıyorlar. alınan ders notları ve örnek filmler:

Ders 1: Kadınlar Öpülmeli – Gone With the Wind , The Quiet Man, Baby Boom, Blade Runner (1982)
Ders 2: Kadınlar şaplak atılmaya ihtiyaç duyar – Every Man for Himself (1980), Fifty Shades of Grey (2015) Every Man for Himself (1980)
Ders 3: Kadınlar Erkekleri Desteklemek için Yaşar – The Lost City of Z, In the Heart of the Sea, First Man
Ders 4: Kadınlar Klişeleri Aşabilir – Pretty in Pink , Real Women Have Curves , Ghostbusters , Contact (1997), The Devil Wears Prada
Ders 5: Kadınlar Kahraman Olabilir –The Poseidon Adventure, Chocolat, Daughters of the Dust, Blue Steel, Thelma & Louise (1991)
Ders 6: Kadınlar Tehlikeli Olabilir— Fatal Attraction (1987) Thelma & Louise (1991) Out of the Past (1947)
Ders 7: Kadınlar Karışık Olabilir – Gone With the Wind
Ders 8: Kadınlar seslerini çıkarabilir

golan tepeleri

indolentexistence
Golan ilhak edildi. Suriye toprağıydı. Arap israil savaşının en önemli anlaşmazlığı İsrail lehine ABD tarafından halledildi. Kırım toprağı da Rusya tarafından aynı akibete uğrayarak ilhak edilmişti.
Benzer bir karar bir gün bizim güneydoğumuz için verilirse; Devletimizin ulusal güvenlik politikasını merak ediyorum.
Nasıl öğrenebiliriz?Bilen var mı?

milada horokova

indolentexistence
Siyasetçi ve insan hakları savunucu milada, komünist rejim tarafından yönetilen Çekoslavakya'da tüm zorluklara rağmen inançlarını savunma mücadelesini idamına karar verilene kadar sürdürür.
İdam edilmeden önce son yazdığı mektup:

''Hayat zor. Kimseyi şimartmaz. Ve insana her vurduğunda on darbe indirir. İnsan bu dünyada yalnız yaşamaz. Burada hem büyük bir mutluluk hem de muazzam bir sorumluluk vardır. Zorunluluğumuz bencilce davranmak yerine başkalarının ihtiyaçları ve hedefleriyle kaynaşmaktır. mütevazi olmayı öğrenin. Sahip olmadığınız maddi şeylerden ötürü mutsuz olmayacaksınız. Bir şeyi adil olarak gördüğünüzde uğruna savaşabilek ve ölebilecek kadar cesur olun. Bana acımayın. Güzel bir hayat yaşadım. Cezamı tevazuyla kabul ediyorum. Vicdanım rahat ve daha yüksek mahkemenin , Tanrı'nın sınavını da geçeceğime inanıyor, bunun için dua ediyorum. Çayırlara, tarlalara ve ormanlara gidin. orada açan çiçeklerin kokusunda benden bir parça bulacaksınız.''

seni öldürmeyen şey güçlü kılar

indolentexistence
-''Hayatın anahtarı tehlikeli yaşamaktır.'' Sils Maria
Bir şeytan kulağınıza yaşadığınız hayatı ve yine sonsuza kadar tüm acıları ve güzel anlarıyla birlikte yaşamak zorunda olduğunuzu fısıldasa, yere düşüp öfkeden dişlerimizi gıcırdatır ve bu şeytanı lanetler miydiniz? yoksa onun bir tanrı ve söylediklerinin kutsal olduğunu mu söylerdiniz?

''Bengi dönüş'', hayatın hayat dolu ve pozitif bir şekilde karşılanmasıdır. Acı kabul edilmeli ve öğrenilmeli. Hayatı dolu dolu yaşamak için acı çekme riskine girilmeli ve bu atlatılmalı. Nietzsche'nin en ikonik sözlerinden biri olan ''seni öldürmeyen şey güçlü kılar'' da bunun tarifidir.

tragedyanın doğuşu

indolentexistence
Nietzsche, Tragedyanın Doğuşu'nu Wagner'la yaptığı yoğun konuşmalar sonucu yazdı. Wagner, sanatın toplumu dönüştürebileceği devrim niteliğinde bir sanat teorisi geliştiriyordu. Nietzsche, bunun için felsefeyi sağlamak istedi. Bu düşünce için Yunan tragedyası, anlaşmazlık, acı ve yıkım içindeki insanların olağanüstü derecede içgüdüsel hikayelerini anlatır. Yine de bu, Yunanistan'ın görkemi hakkında dominant bir düşünce türüydü. Sonuç olarak, Yunan tragedyasında insanın bugününü, acılarını, hayatın anlamını ve doğruyu bulma hakkında bir konuşma yolu bulmuş oldu.

Kitabını iki yunan tanrısı olan apollo ve Dionysus arasındaki bir zıtlaşma etrafında yapılandırdı. Apollo, ışığı, mantığın gerçekliğini ve kontrolü temsil ediyordu. Almanların Yunan sevgisinin başlangıcından bu yana, Yunanistan'ı rasyonalizmle, felsefenin başlangıcıyla ilişkilendirmişlerdi. Ancak, Nietzsche, sınırları karıştıran ve kendinden geçirici grup aktivitesini, dans etmeyi, çılgınlığı ve içgüdüsel duyguları keşfeden karakter olan Dionysus'a daha çok odaklanmak istediğine karar vermişti. Onu, tagedyasının merkezi yaptı. Yani felsefeye, kendi insanlarına, mantığın gerçeğe giden yol olduğu düşüncesine karşı çıkıyordu.

Nietzsche, Oedepus gibi bireysel kahramana odaklanan dominant alman entelektüel geleneğine tepki gösteriyordu. ve acı çeken bir bireyin bir şekilde acı yoluyla kendi sınırlarını geçtiğini gördüler. (oldukça hristiyan bir mesaj) Nietzsche bunu tersine çevirdi. Bireylerin bir şekilde kendilerini toplulukta kaybettiklerini ve kendinden geçirici, dönüştürücü bir deneyimde, bir grup deneyiminde bulduklarını gösterdi. Wagner'in müziğinde ve tragedyada gördüğü buydu. Böylece herkesin yaşadığı acı, bir şekilde bu keyif verici deneyim yoluyla hayatın teyidine, bu hayata, bu ana dönüştürmüştü. Bu biraz rock konseri gibi. Nietzsche kolektif deneyim duygusu yoluyla toplumun dönüşebileceğine inanıyordu.

üstün insan

indolentexistence
Ubermensch, Superman (böyle buyurdu Zerdüşt)
Bu biyolojik bir kavram değil. Bu bir çeşit daha üstün bir insan ırkı da değil. Ubermensch, toplumun, ebeveynlerin ve dinlerin kişiye verdiği yapay dışı hedeflere artık itimat etmeyen kişidir. Kendi kendisinin belirlediği hedeflere adayabilen kişidir. Siz insanlık hedefleri sunarsınız ve Nietzsche bunun korkunç derecede zor bir görev olduğunu düşünür. Çünkü kılavuz yoktur. Kendi belirlediğiniz görevlerin evrensel olmadığını, herkes için iyi olmadığını bilseniz de yine de bu, kendinizi adadığınız şeydir.
Ubermensch, kendini değiştirip hayat yaratma sorumluluğu ve mutluluğun insan bilincini aşan bir Tanrı'da değil, kendimizde yattığını görebilen kişidir.
Geleneksel olarak mutluluğu acının, uğraşının, kederin vb.olarak görürüz. Bu, bir şey için uğraşmak, kendiniz için belirlediğimiz o büyük görev yolunda acı çekmektir.
O hedefi elde etmenize engel olan zorlukların üstesinden gelmek, mutluluğu yaşamanın bir parçasıdır. Acıyı, mutluluk için neredeyse sağlayıcı bir durumdur.
(bkz:friedrich wilhelm nietzsche)
(bkz:böyle buyurdu Zerdüşt)
(bkz:eudaimonia)

zengin sözlük mottoları

indolentexistence
“Yalnız üstün gelmiş şeylere saldırırım, gerekirse üstün gelmelerini beklerim. İkincisi: Hiçbir bağlaşık bulmayacağım, tek başıma kalacağım ve yalnız kendi adımı tehlikeye atacağım şeylere saldırırım… (…) Üçüncüsü: Kişilere saldırmam hiç; onları genel, ama usul usul yayılan ve yakalanması güç bir tehlike durumunu görünür kılmak için bir büyüteç gibi kullanırım.” Ecce Homo, Friedrich Nietzche. YKY

kötülük gördüğü insandan intikam almayan insan

indolentexistence
etik ahlak karşıtlığından yola çıkarak değerlendirdiğimizde bu kişi kendisini ahlak düzlemi üzerine değil; etik düzlemine yerleştirmiş demektir. Çünkü ahlak düzleminden bakıldığında size şunu diyecektir: 'İntikam almaya gücü yetmeyenler kendilerini böyle kandırıyorlar.' Başka bir deyişle belirleyici olan, intikam almanın hafifletici, arındırıcı bir etkisi olduğuna inanıyor olmaktır. ''Gecenin Sonuna yolculuk'' kitabında Ferdinand Celine der ki: '' Her alanda, asıl yenilgi, unutmaktır; özellikle de sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak, insanların ne derece hırt olduklarını anlayamadan gebermektir.'' bunun karşıtlığında duran etik düzleminden bakıldığında ise, ahlakın kışkırttığı tepkisel kuvvetlerin yerini etkin kuvvetler alır ve mesajı açıktır: intikam, hınca yenik düşmek demektir. bu ağırlıklardan kurtulmanın yolu, deleuzcü perspektifinden bakıldığında Nietzsche okumalarında ''olumlayıcı unutma'' yani yeniye yer açma, geçmişten kurtulup başka şeyler yapabilme gücü olarak unutmaktır.

aporetik diyaloglar

indolentexistence
platon'un, sokrates'in ağzından tartıştığı çıkmaz sokakla sonuçlanan, bir nevi paradokslar diyaloğu etrafında dönüyor.
diyaloglar Olumsuz bir cevap lehine güçlü bir argüman öncülü ile kontra atağa geçmeyi, haliyle bir zorlanmaya/zorlamaya dayanıyor.
tanımların muğlaklık boyutunda kalıp, karşılıksız çeke dönüşmesi durumunda, ''tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir'' sonucuna varılıyor. felsefenin temellerini atıcaz derken arafta kalma durumu, mazallah çarpar insanı. tanım yapıcam derken tanımla birlikte gümlemek.

(bkz:sokratesin savunması)

çekiçle felsefe yapmak

indolentexistence
Nassim'in cümlesi kötü anlamda akademizme hapsolunmuşluğun dışavurumu. Ayrıntılara hakim olabilmek için ciddi bir yavaşlılıkta satırların derinlerimesine işlenmesi gerekir. Kurosava'nın Dersu Uzala diye bir filmi var. Dersu, ormanı ezbere bilen bir adam. Akademi Dersu olmayı kaldıramaz. Dersu olanın da akademi de işi olmaz.

''zamanın ruhu'' moderndir. bu modernlik yavaşlılıktan değil; hızdan yanadır. Günümüzün zamanıdır. Bu hız ve yavaşlık birbiriyle çelişiyor. Çıkan 'yapma işi' tatminsizlikse, günümüzün viral sorunu.

Lakin bir de elinde çekiç tuttuğunu düşünüp, vurmaya çalışan kesim var. Bunu da es geçmemek gerek. Üretilen done rasyonel olmadıkça, etraflı bir vuruş olmaktan ziyade duygusaldır. Anlamlandırmanın anlamsızlaşması, köhneliğin dışa vurumudur. edebi çıkardır. yerseniz!



tol ve har

indolentexistence
Murat Uyurkulak'ın iki kitabı. birincisi bir intikam romanı, ikincisi bir kıyamet romanı. bu romanlarda “göze göz, dişe diş” mantığı güdüyor. birçok güzel cümle var. Tol, 12 eylül romanı. har, son dönem siyaseti daha baskın. küfürlü olanları eledikten sonra kalanlardan en sevdiğim, '' bir öpücük versene...'' cümlesi.
Önce Tol'dan bir alıntı (s. 96):

“Yaşıyor mu?” dedim, darmadağın, yorgun.
Şair endişeyle bakıyordu bana.
“Yaşıyor mu?” diye sordum tekrar.
“Evet.”
“Nerede şimdi?”
“Bir dağın tepesinde.”
“Hangi dağın?”
“Gabar'ın.”
Titremeye başladım.
Küçük bir çocuğunki gibi çıktı sesim:
“Ne yapıyor orada?”
Şair ciddiydi, heyecanlıydı, duygulanmıştı.
Tanrılar konuştu:
“İntikam alıyor.”

Har'dan bir alıntı (s. 90):
“Yola böyle çıkan, ömrü seyahatinde iflah olur mu?”
“Olmaz mı?”
“Olur elbet Numune, niye olmasın? Kanı kan temizler, çiviyi çivi söker…”

çekiçle felsefe yapmak

indolentexistence
yazar Chivalric'e.
Nietzsche'nin kavramıdır. hızlı davranmak ve aynı zamanda felsefenin şiddet yoluyla somutlaştırılması demek. önemliyi önemsizden ayırma yöntemi. her felsefi düşünce önemli olmadığı gibi her filozof da eşit derecede öneme sahip değildir. siz fikirlere çekiçle vurdukça, darbelere dayanıklı olanlar üzerinden yürüme şansı bulursunuz.
Salt geviş getirerek yapılan felsefe işe yaramayacağı gibi, salt çekiçle felsefe yapmak da bir kandırmacaya dönüşebilir. O zaman soru sorma vakti, gitgide artan yavaşlık ve gitgide artan hız bu durumda çelişmiyor mu? zamana şiddet nasıl uygulanır?

(bkz:Yaşam İşaretleri )
(bkz:Putların Alacakaranlığı)
edit: kavramlar kişilere atfedilebilinir. ifşa et kendini sana da bir kavram hediye ederim. tepkisini eksiyle göstermekten öteye gidemeyen sayın yazar.

ekonomik zarar görebilirlik

indolentexistence
Yeni köprülerde geçiş garantisi tutmadığı için hazine 1,76 milyar TL ödeyecek haberleri çıkıyor.
Şehir hastaneleri, havalimanları, tünel, yollar velhasıl hazine garantili diğer projeler de eklendiğinde bu rakam çok büyüyebilir.
Bu konu ile ilgili geleceğe yönelik yapılmış bir projeksiyon çalışması var mı ?
Yani 10 yıl sonra bu yatırımlar tamamlanıp da umulan gelirler sağlanamazsa devletin üstleneceği miktar ne kadardır ve nereden karşılanacaktır.?
Dikkat: Açıklanması tehlikelidir.

jean paul sartre

indolentexistence
analitik felsefe yapmayan, romantik devrimci filozof.

ünlü makaleleri, oyunları, kısa öyküleri ve romanlarının yanı sıra, filozof Jean Paul Sartre, hayatı boyunca birkaç kez senaryo yazarlığı da yaptı.1950'lerde Crucible'ın Fransız uyarlaması için senaryoyu, karakteristik olarak komünist bir yorumla yazdı.

karen keskulla uhlenbeck

indolentexistence
İlk kez, bir kadın prestijli Abel Ödülü'ne layık görüldü. Austin'deki Texas Üniversitesi'nden Karen Keskulla Uhlenbeck, matematiksel manzarayı çarpıcı bir şekilde değiştiren geometrik analiz ve gösterge teorisi alanındaki temel çalışmaları için 2019 Abel Ödülü'nü alacak.

Ölçüm teorisi, teorik fiziğin dilidir ve Uhlenbeck'in çalışması parçacık fiziği ve genel görelilik için hayati öneme sahip katkı sağlamıştır.

abel ödülü

indolentexistence
Norveç Bilim ve Edebiyat Akademisi tarafından verilen ödül, matematik kategorisi olmayan Nobel Ödülü'ndeki boşluğu kapatmak için kuruldu.
Abel Ödülü, 2002'den beri devam ediyor ve 6 milyon NOK'luk (yaklaşık 704.000 ABD Doları) para ödülü eşlik ediyor.
0 /