confessions

indolentexistence

2. nesil Yazar - Tatlı

  1. toplam entry 296
  2. takipçi 8
  3. puan 3311

göreli yoksunluk

indolentexistence
Göreli yoksunluk teorisi nedir, biliyor musunuz? Göreli yoksunluk topluma devrim yaptıran şeydir. Adam, kadın der ki, "Onda var, bende neden yok?" Aynı Bahçeli gibi, "Bizde niye yok?" der. 3 çeşit göreli yoksunluk vardır. Bizim şu an yaşadığımız azalan göreli yoksunluk, yani en haşini, yani isteklerimiz, arzularımız yerinde sayarken yaşam şartlarımız kötüye gidiyor. Aristo'dan Marx'a kadar birçok düşünüre göre, toplumsal şiddetin birincil sebebi (tabii onlar bu şekilde isimlendirmemişler).

Ama olay şu, bir şeylerin marksist okumasını yaparken bizden iyisi yok. "Devrimlerin temelinde iktisadi buhranlar vardır." ya da "Devrimler iktisadi değişiklikler meydana getirir." Çok güzel, süper. Bakınız birkaç yıl önce komşuda da bir ekonomik kriz vardı, onlar ayaklandı. Neden biz ayaklanmadık? Ya da Ecevit'e yazar kasa atıldı, neden şimdi kimsenin sesi soluğu çıkmıyor? Eee demek ki neymiş, su her yerde 100 derecede kaynamıyormuş. Bir de hava basıncına bakmak lazımmış. Sadece sebep sonuç ilişkisi yetmiyormuş. Olayların bir de zaman uzamsal analizini yapmak gerekiyormuş.

Neden her göreli yoksunluk ayaklanmayla karşılık bulacak diye bir kaide yok? Çünkü önce birilerinin o göreli yoksunluğu siyasallaştırması gerekiyor. Bunu yapabiliyor muyuz? Tabii ki yapamıyoruz. Ayaklanıp daha fazlasını istemektense kanaat etmeyi erdem zanneden bir psikokültürde bu ne kadar mümkün? Buradan Gramsciye bağlamayacağım. "Gerekirse kuru ekmek yer Erdoğan'a sahip çıkarız"cı kitleye stratejik (molar) değil, taktiksel (moleküler) yaklaşılabilir.

Nasıl yaklaşılabileceğine dair fikir belirtmeyeceğim. Zira siyasetten hoşlanmam.

gig ekonomisi

indolentexistence
paylaşım ekonomisini oluşturan geçinme modeli. Kapsamı bilinen, süresi bilinen iş parçaları diyelim. Gelirinizin, hatta iktisadi yapınızın buna dayanması. Geçmişte örnekleri de olan parça başına iş yapma, hizmet sunanın emeğini tamamen kontrolünde. Mesela, gündelikçiler, yemek dağıtımı yapan motorlu bisikletli insanlar.

çiko

indolentexistence
kedi olduğunun yeni yeni farkına varan kedim. Biricik can yoldaşım. onu da anmadan geçemem. Saate ayarlı sanki. Gece nöbette. Sabah altı olmadan söylenmeye başlıyor, hadi kalk kapıyı aç diye. Saat dokuz on arası temas istiyor, oturulacak yan yana. O istediği kadar gelecek ve sonra gidecek. Kalkarsan yine yanına gelmek isteyecek. Sonra saat on altıya kadar derin uykuda. Hem de horlaya horlaya! Arada panikle kalkıp, söylene söylene tasına gidip yemek yiyip ya da su içip ama yine örtünün altına dönerek. On altıdan sonra kıyı köşe koklamaca, nöbet tutmaca ve arada yatağa çıkıp göbek açık cilve yapmaca… kurulu düzeni var. Tık sekmiyor!

sözde bilim

indolentexistence
gasteci velet dedi ki: 'burası bilgi yuvası' Bilgi de bilimden geçer. Madem öyle. Önceliğimizi bilime verelim dedim ve size Bilim (Science )ve Sözdebilim (Pseudoscience) arasındaki farkı anlatan bunu da destekleyen kitaptan bahsedelim ve görüşümüzü yazalım.

Sezgi, sağduyu ve sahte haberlerin genellikle bilimsel kanıtlara tercih edildiği ve sözdebilimin sıklıkla geçerli bilim olarak sunulduğu bir post-truth (nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu), anti-entelektüel dünyada yaşıyoruz. Hakikatin var olduğunu ve aramaya değer olduğunu varsayarsak, bu araştırmada bilim bizim en güvenilir aracımız ise , sözdebilimi nasıl tanımlayabiliriz ve etkin bir şekilde nasıl mücadele edebiliriz?

Yazarları Allison B. Kaufman ve James C. Kaufman, Pseudoscience: The Conspiracy Science adlı kitabı okuma fırsatım olmuşken burayada kitapla ilgili incelememden bir kesit aktarmak isterim. Kısaca, sözdebilime yönelten bilişsel önyargılar, yalan söylem bilgisi, geniş kabulünün nedenlerini, toplumumuzu nasıl tehlikeye soktuğunu, nasıl fark edileceğini ve etkisini nasıl azaltabileceğimizi inceleyen paha biçilmez bir kitap.

Kitap, sahte haberlere ve kullanışlı bir referansa karşı mükemmel bir panzehir. Bunlarla zaman harcamak kolay değil, ama kesinlikle çabaya değer.

bilimsel bakış açısıyla içini deşarj eden insan

indolentexistence
İnsanlar her türlü sebepten dolayı bilime ilgi duyabilirler. Tercihsel sebebi belki de en yaygın ve belirgin olarak, bazı indirgeyici ya da ontolojik naturalizm biçimlerinin felsefi sonuçlarından derin bir memnuniyetsizlik olarak tanımladığım durum üzerine odaklanmış gibi görünmektedir.

Gerçeklikle olan tek kavgamız nedensel açıklamalar ise, o zaman ajan olma duygumuzu, norm ve değerlere olan bağlılığımızı, hakikatin normatif kuvvetine olan inancımızı ve kendimizi olma şeklimizi nasıl hesaba katacağız? kavramları uygularken ve inançları gerekçelendirirken rasyonel davranmak? Bilim açıkça dünyayı açıklamak için inanılmaz güçlü bir araçtır. Ancak hiçbir insan girişimi, en azından dolaylı olarak, bir insan hayatını bundan daha etkili bir şekilde yönlendirmenin ne olduğu konusundaki algımızı sorgulamak için görünmemektedir.

hakikat

indolentexistence
Ingilizce 'truth' kelimesi Turkce'ye iki farkli anlamla karsilanmaya calisilir. Birincisi, gerceklik; ikincisi, hakikat. Gerceklik maalesef 'truth' kelimesinin karsiligi degildir. Truth, hakikat ya da yeni kelimeyle 'dogruluk' a karsilik gelir. Hakikat ile gerceklik arasinda onemli fark var. Gerceklik var olmasi icin bize gereksinim duymaz. Bizim disimizda var oldugu var sayilir. Hakikat ise zihnimizin gerceklige atilmasi ve onu zihnimizin Icine dusurmesi ama gerceklikle uyumlu oldugu iddiasiyla. Bunu orneklendirelim; hakikatte her zaman gercekligin ustune bir de onerme vardir. Gercek olan kardir. Kar beyazdir.

Hakikat ve gerceklik modernizm kavramlaridir. her sey herkese gore degismeye baslamasiyla kavramlar post-truth ve postmodernizm kavramlarina donusmustur. Posmodernistlere gore gercekligin olusu kuskulu bir durumdur. belki de disimizda hicbir sey yoktur; varsa bile bizim zihnimiz gercekligi algilamaya yetmiyordur; yetiyosa bile bunu baskasina bildirmeye yetkimiz veya kabiliyetimiz yoktur. Dolayisiyla postmodernizme gore gerceklik zaten kuskulu oldugu icin onemsizdir ama asil gerceklige atilim yapan zihin yani hakikatte onemsizdir. Bu da siyaseten post-truth demektir.

'post-' sadece sonra/sonrasi anlamina da gelmez. ayni zamanda bir donemin veya bir kavramin onemsizlestirilmesi ya da alakasizlasmasi anlami da tasir.

Beni rasyonel olmakla suclayan postmodernistlere selam olsun.
Edit: Turkce karakter kullanmadigim icin uzgunum, an itibariyle sartlarim bu yonde.

ad hominem

indolentexistence
yazalım. hazır açılmış içi boş iken.
rasyonel bütünlüğü bırakıp, savı söyleyen kişiye yönelik itibarsızlaştırma safsatası. Seeennnn!diye başlayan! aslında öyle başlamıyo mu seeennn! daha az entelektüel belirtisi gösterir. mesela burada başıma geldi sanırım. ''çekil başımdan ayten, emineciğim gibi! :))) şaka şaka

sinemada mesela vardır bu, çatışmalar kurulurken entelektüel anlamda olabilecek en düşük çatışma türü. kişiyle toplum kişiyle gelenekler arası gibi ruhsal çatışmalar.

çeşitlerine girem mi bilemedim.

bohemian rhapsody

indolentexistence
bugünki son etrymi de burada yazarak sonlandırıyorum.

müslüm müslüm konuşulurken, 'bakın adamlar da aynısını yapmış' diyen angutlar vardı. bense şöyle diyorum. muhteşem bir konu velhasıl altından kalkamamışlar. ezilmişler altında. müslümle arasında dağlar kadar fark var. küçük dağ :) benzerlik olarak, ikisi de dışarda kalanların müziğini yapıyor diye görüyorum.

filmin yapım aşamasındaki sürüncemesi konusunda kaderlerini benzetebildim sadece. mustafa uslu'da hollywood tarzı çekmeye çalışmış olabilir tabii. öncelikle aslında biyografik sinema (biyopik) çekmek zordur. milyonlarca hayranı olan insanlar. herkes farklı bakıyor. herkes başka tarafından tutuyor hikayeyi. elbette çok zor mükemmel bir şey çıkarmak. melodramatik hayatlar ve yeterince de güçlü değil. bir adam şarkı söylemeye başlar ünlü olur, aids olup ölür. bir filmi götürebilecek dramatik bir çatışma yok burada. dolayısıyla müslüm'de de aynı sorundan muzdaribiz. müslüm aids de olmamıştı üstelik. biz hikayeleştirme de biraz sakatız. onların iyi yaptığı şey bu.

kendimizi zeki hissetmekten vazgeçsek. masal dinlemeyi sevmeyiz. bilimkurguya zaten kafa olarak uzağız. kuklagiller vardı bir zamanlar. sinema diye bir bölümünü izlemiştim. aradım taradım bulamadım. nereye gittiyse youtube'da yok. geriye işte ağlatan filmler kalıyor, onu da yaşadığımız acıyla bağdaştırıp bitiyo gidiyo. filmi değerlendiremeden buraya geldim. gidiyorum ben.

sanal dünya

indolentexistence
Her ne kadar dijital genellikle sanalla karıştırılıyorsa da eş anlamlı değiller. Sanal, bir şeyin aslında olmadan bir şeye çok yakın olduğu anlamına gelir. Dijital, diğer taraftan, miktarı sıfır ve bir olarak temsil eden bir yöntemdir. Dijital bilgi sanal bilgileri temsil edebilirken, Dijital teknolojiler gerçek yer kaplar. Örneğin, bu makaleyi bir bilgisayara yazıyorum, metin dosyası hem kişisel bilgisayarımda hem de başka bir yerde bir veri merkezinde küçük bir alanı kaplıyor.

hyper loop

indolentexistence
manyetik tüneller. elektrikli arabaların platformların üzerine konuşlandırılarak, tünelin içine bırakılır. hızlı bir şekilde iki nokta arasında manyetik alan farkından dolayı ulaşım sağlanır. elon musk san francisco-los angeles, newyork-washingtondc arasında düşünüyor.

fantezi

indolentexistence
Fantezi nedir? Doğası gereği fanteziler nasıl olmalıdır? İstenilen ''şey'' e gerçekten ihtiyaç mı duyuyoruz yoksa onun fantezisi mi bizi cezbediyor? Lacan'ın fanteziler argümanını
(Film: The Life of David Gale) ile anlamak mumkundur. Filmin tamamini izleseniz daha iyi.

mutluluk

indolentexistence
Mihaly Csikszentmihalyi bir filozof, flow teorisini ortaya atmıs, 90 larda yazmıs kitabi var flow dıye. Diyor ki; mutluluk bır akısa girmeyi gerektirir. Sen bir sey yaparken, kaybolursun. Icine girersin ve butun konsantrasyonun ordadır ve dusunce durur dyor. Bu hale de flow diyor. Devam ediyor, insanın tek mutlu oldugu an flow da oldugu andır, hep girmeye calıstıgı sey de o flow anıdır. Fakat soyle bır ayrım koyuyo, bizim icin biraz kotu ama, dizi film oyun internet flow gibi gorunuyor, ama onlar flow degil cunku sen orada tuketiyorsun.
Mutluluk sandigimiz seylere bi ara samimiyetle bakmak gerek. Belki de tam olarak ne oldugunu bilmiyoruzdur.

abel ödülü

indolentexistence
Norveç Bilim ve Edebiyat Akademisi tarafından verilen ödül, matematik kategorisi olmayan Nobel Ödülü'ndeki boşluğu kapatmak için kuruldu.
Abel Ödülü, 2002'den beri devam ediyor ve 6 milyon NOK'luk (yaklaşık 704.000 ABD Doları) para ödülü eşlik ediyor.

kucaklama makinası

indolentexistence
Temple Grandin, kendine de otizm tanısı konmuş, başkalarına dokunamamak gibi özel bir durumu olanlar için kucaklama/sarılma makinası icat eden bilim kadınıdır. Bu makinanın icadına sebep, teyzesinin çiftliğinde hayvanlara olan ilgisiydi. Duyusal hassasiyeti, hayvanları daha iyi anlayabilmesine olanak sağlamıştır. Temple Grandin adlı filmi de seyredilmeye değer.
edit: japonların sarılma yastıklarıyla karıştırılmasın lütfen. sıkıştırma mekanizması en önemli fark.
(bkz:Mars'taki Antropolog)
(bkz:Oliver Sacks)
(bkz:otizm)

soy ağacı

indolentexistence
neden atalarımızı bulmak zorunda hissederiz? soy ağacımızdaki isimler, yalnızca isimden ibarettir. buna rağmen, onlara karşı hissettiğimiz yakınlık çok güçlüdür. köklü bir geçmiş bizi daha mı güvende hissettirir? ya soy ağaçlarımız asmalar gibi çağlar boyu amaçsızca sarmalanmışsa? doğrusu, hepimiz akrabayız. aile ağacınızın geçmişine ne kadar inmenize bağlı. aslında, hepimizin damarındaki kan ortak.

yeni zelanda'da gerçekleşen cami saldırısı

indolentexistence
Yeni Zellanda'da bir terörist tarafından yapılan çirkin saldırıdan sonra, bizim devletimizin gösterdiği tepki;
Teröristi asın, yapamazsanız biz cezasını veririz,
İstanbulu Konstantinopolis yaptırmayız,
Dedeleriniz gibi sizi de tabutla geri göndeririz şeklinde oldu.
Onlar ise ;
Radyo ve televizyonlarından ezan yayını,
Namaz kılanlarınn arkasında insandan koruma duvarı oluşturma,
Başbakanın ölen müslüman ailelerinden gözyaşları ile özür dilemesi ile cevap verdiler.

wignerin arkadaşı

indolentexistence
1961'de fizikçi Eugene Wigner, kuantum mekaniği paradokslarından birini gösteren bir düşünce deneyinin ana hatlarını çizdi. Deney, evrenin garip doğasının iki gözlemcinin Wigner ve Wigner'in arkadaşının farklı gerçekleri deneyimlemesine nasıl izin verdiğini gösteriyor.

Fizikçiler uzun süredir kuantum mekaniğinin iki gözlemcinin farklı, çelişkili gerçekleri deneyimlemesine izin verdiğinden şüpheleniyorlar. Şimdi bunu ispatlayan ilk deneyi gerçekleştirmişler. “Wigner'in Arkadaşı” adlı düşünce deneyini, ölçümün doğasını araştırmak ve nesnel gerçeklerin var olup olmadığını tartışmak için kullanıyorlar. Bu önemlidir, çünkü bilim insanları nesnel gerçekleri ortaya çıkarmak için deneyler yaparlar. Fakat farklı gerçekliklerle karşılaşırlarsa, tartışma devam eder, bu gerçeklerin ne olabileceği konusunda nasıl hemfikir olabilirler?

Ve bugün, Edinburgh'daki Heriot-Watt Üniversitesi'ndeki Massimiliano Proietti ve birkaç meslektaşı bu deneyi yapmışlar: farklı gerçeklikler yarattılar ve karşılaştırdılar. Kararları Wigner'ın haklı olduğu yönünde; bu gerçekler uzlaştırılamaz hale getirilebilir, böylece bir deneyle ilgili nesnel gerçekler üzerinde anlaşmaya varılamaz.

Yani iki gerçek birbiriyle çelişiyor. Proietti ve arkadaşları “Bu, iki gözlemci tarafından kurulan gerçeklerin nesnel durumunu sorgulamaktadır” diyor. Deney kesin bir sonuç veriyor. Her iki gerçekliğin de, Wigner'ın tahmin ettiği gibi uzlaşmaz sonuçlar üretmesine rağmen bir arada var olabileceği ortaya çıkarmış oluyorlar. Bu da şu demek, fizikçileri gerçekliğin doğasını yeniden gözden geçirmeye davettir.

nihayetinde bir çeşit temel gerçeklik ölçümlerini uzlaştırabilecekleri fikri çeşitli varsayımlara dayandırırsak : evrensel gerçeklerin var olduğu ve gözlemcilerin kendileri üzerinde hemfikir olabileceğidir.

Ancak Proietti'nin sonucu, nesnel gerçekliğin var olmadığını ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, deney varsayımlardan bir veya daha fazlasının - üzerinde anlaşabileceğimiz bir gerçeklik olduğu fikrinin, seçim özgürlüğümüzün olduğu fikrinin veya yerellik fikrinin - yanlış olması gerektiğini ileri sürmektedir.

Elbette, geleneksel gerçeklik görüşüne bağlı olanlar için başka bir çıkış yolu var. Bu, deneycilerin görmezden geldiği başka bir boşluk daha var. Nitekim, fizikçiler yıllardır benzer deneylerde boşlukları kapatmaya çalışmış olsalar da, hepsini kapatmanın asla mümkün olamayacağına karar verdiler.

Bununla birlikte, eserin bilim adamlarının çalışmaları için önemli etkileri vardır. Proietti ve Co, “Bilimsel yöntem, tekrarlanan ölçümlerle oluşturulan gerçeklere dayanır ve bunları evrensel olarak gözlemleyenlerden bağımsız olarak kabul edilir” diyor.

Bir sonraki adım daha ileriye gitmek: uzlaştırılamayan giderek tuhaf alternatif gerçeklikler yaratan deneyler oluşturmak. Bunun bizi nereye götüreceğini kimse tahmin edemez. Ancak Wigner ve arkadaşı kesinlikle şaşırmayacaktır.
ehe.:)))
https://arxiv.org/abs/1902.05080
(bkz:mutlak gerçekçi zavallılığı)
(bkz:mutlak gerçek)
(bkz:flat earth society)

johann wolfgang von goethe

indolentexistence
edebiyatin her alaninda eserler vermis aydinlanma doneminin onde gelen isimlerinden Goethe 187 yil once bugun olurken son sozlerinin "isik daha fazla isik" oldugu soylenmektedir.

"osmanli sairleri lale devri yasarken, biz nelerle ugrasiyoruz arkadas:/" Goethe.

faust mu yoksa genc werther'in acilari mi ?

nikos kazancakis

indolentexistence
''hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm.'' Girit'te bulunan mezarında meşhur kitabı ''zorba'' da anılarını paylaştığı cahil ama görmüş geçirmiş, bence biraz fazla geveze arkadaşı Alexei Zorba'nın söylediği iddia edilen yukarıdaki cümle bulunmakta. Yunan yazar nobel ödülünü bir oy farkla Camu'ya kaptırmış ama Camu'ya göre de kendisinden çok daha fazla hak etmiştir. Bana sorsalardı 'ikiniz de benden çok hakettiniz' derdim.

mechanical turk

indolentexistence
Amozon'un gig ekonomide kullandığı platform. Beyaz yaka ya da zihin emeği gerektiren işler için kullanılıyor. Mesela, excel dosyanız var, bunun temizlenmesini, ayıklanmasını istiyorsunuz. Bu iş de emek yoğun iş, vaktinizi alacak. Bu işi mechanicalturk'e ilan ediyorsunuz ve bu bir anda dünyanın her yerinde 'iş ilanı' olarak yayınlanıyor. Bu işi yapabilecek insanlara saat başı ücretini belirtiyorsunuz. Mechanicalturk arkaplanda sayaç kısmını sizin için hallediyor. Türkiye'den ilan verdiniz, Amerika'dan biri bu işi yapabilirim diyor. Para konusunda anlaşıyorsunuz. Her programın yapamayacağı, tek tek elle gözle ayrıntı gerektiren işleri zaman harcamak istemediğiniz de bu platformda sizin için yapabilecek kişiyi bulmanıza yardımcı oluyor. Ücretler elbette rekabetten dolayı çok ama çok cüzi.

kartal'da çöken bina

indolentexistence
Vakit varken yasa iptal edilmeli
İlk depremde yıkılacak binaların altında kalan insanların yakınları ahim'e giderler, büyük tazminatlar kazanırlar. O paraları şimdi harcayıp ölümler engellenebilir. Devlet yapı denetiminden sorumludur. Vatandaşın parasını alıp ölüme mahkum etmemeli. Bina yasalara uygun hale gelince çürük çarık unutulur.
Özellikle İstanbul'da deprem seferberliği başlatılmalı, bu iş için bakanlık kurulmalı hatta.
Kaynak mı yok, alın size kaynak;
-Yatırımları tamamen durdurun,
-Suriyelilerin yükünü azaltın.
-Köprü ve yollara ödediğiniz farkları birkaç yıllığına erteleyin,
-Lüks tüketime deprem vergisi getirin,
-Çok katlı ve riskli binaları vatandaştan satın alın, yıkın, arsa imarlarını değiştirin ve yüksek fiyatlı villa arsası haline getirin.
-Devlet kurumlarının tümünde deprem tasarruf sandıkları kurup yapılan tasarrufları şeffaf olarak yayınlayın.
-Her ibadethaneye cami, cemevi, kilise, havra farketmez deprem tasarrufu sandığı kurdurun ve birikimi yayınlayın.
Kurban zekat ve fitrenin tamamını bu sandıklara yönlendirin.
-Köye dönüş kanunu çıkartın gideni teşvik edip destekleyin, gelene şartlar koyun.
-Tüm sistemin denetimini hakimlere yaptırın.
Bunları yaparsanız , sosyal devlet olursunuz, vatandaşla barışırsınız.
Birkaç bin lira alacağım diye çürük binaya sağlam ruhsat verirseniz vebal altında kalırsınız.
Kartalda olduğu gibi.

popülizm

indolentexistence
gücü elinde bulundurana karsi ortaya çıkan tepkidir. Genel halkın çıkarını savunur. Ama şunu da eklemeliyim ki, popülizmin iki farklı yüzü var. Insanlar kızgın ve bıkkın olduklarında, korktuklarında, ekonomik güvenceleri olmadığında otoriter popülizme çekilirler. Bu da 'güçlü olanı bana verin', demektir. Halk adına her şeyi düzeltecek kişiyi! Ama demokratik değildir ve daha fazla destekçi bulmak içn suçu sıklıkla başkasına atmaya başvurur. Popülizm, alternatif olarak reform biöimini de alabilir. 'Sistemi yeniden kuracağız' derler. Biz daha farklı bir sistem yaratacağız vs. Insanların ihtiyaçlarını daha iyi yansıtacak! Yani popülizm muhakkak iyi bir şey değildir. Bu tamamen, nasıl biçim aldığına bağlı.

geceye şiir bırak başlığına gündüz şiir bırakmak

indolentexistence
gece niyetiyle gündüz vaktine :
Derdim. yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten, kimine gam.

Bırak şehrin iğrenç kalabalığı gitsin

Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

Baudelaire, “İçe Kapanış”
(Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu)

leylim leylim

indolentexistence
Fikret Kızılok 'un 1972 tarihli Leylim Leylim (Kara Tren) / Gözlerinden Bellidir albümüdür. Söz ve müzik de kendisine aittir.
Pek severim.
Kara tren katar katar
Derdime dertleri katar
Kimi alır kimi satar
Senin aşkın bana yeter a leyli leylim
Ayrılık ölümden beter a leyli leylim

İndim pınarın başına
El ettim dudu kuşuna
Dedi uğraşma boşuna
Nazlı yarim ele gitmiş a leyli leylim
Hasan Emmi gelin etmiş a leyli leylim

Çayır çimen koşa koşa
Vardım anamın yanına
Kardeş bacı hep bir olmuş
Hiçbirinin dilleri yok a leylim leylim
Böyle aşkın dermanı yok a leyli leylim

tarihin en kara günlerinden birisi 12 kasım

indolentexistence
-Norveç'te yapılan seçimde monarşi yandaşları galip geldi.
-İspanya başbakanı Jose Canalejas suikaste kurban gitti
-SSCB'de Trotsky Komünist Parti'den ihraç edildi; Stalin partinin başına geçti
-Almanya'da yapılan seçimlerde Naziler %92 ile iktidar oldu.
-Erzincan'da deprem oldu. 33.000 kişi hayatını kaybetti
-Aileden sorumlu Devlet bakanı Cemil Çiçek, ''flört fahişelikten farksız.'' dedi
-Sait Halim Paşa yalısı tamamen yandı.
-Suudi bir yolcu uçağı ile Kazak bir kargo uçağı Yeni Delhi yakınlarında havada çarpıştı: 349 kişi öldü.
-Kaynaşlı'da 7.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi: 894 ölü
-New York JFK havaalanından kalkan birkaç dakika içinde düştü: 260 kişi öldü.
-Ben doğdum:/

indira gandhi

indolentexistence
hindistan'ın eski başbakanlarından birinin kızı olan ilk kadın başbakanı indira gandhi, korumalığını yapan iki sih tarafından suikaste uğrayıp öldürülmüş, yerine geçen oğlu da 7 yıl sonra suikaste uğramış ve partinin başına gelini geçmiştir. Artık ne kadar politize olmuş bir aile siz düşünün. Türkçe argosuna da adını bağışlayan bu pek tanımadığım siyasetçinin Mahatma Gandhi'yle bir akrabalığı bulunmuyormuş.

tol ve har

indolentexistence
Murat Uyurkulak'ın iki kitabı. birincisi bir intikam romanı, ikincisi bir kıyamet romanı. bu romanlarda “göze göz, dişe diş” mantığı güdüyor. birçok güzel cümle var. Tol, 12 eylül romanı. har, son dönem siyaseti daha baskın. küfürlü olanları eledikten sonra kalanlardan en sevdiğim, '' bir öpücük versene...'' cümlesi.
Önce Tol'dan bir alıntı (s. 96):

“Yaşıyor mu?” dedim, darmadağın, yorgun.
Şair endişeyle bakıyordu bana.
“Yaşıyor mu?” diye sordum tekrar.
“Evet.”
“Nerede şimdi?”
“Bir dağın tepesinde.”
“Hangi dağın?”
“Gabar'ın.”
Titremeye başladım.
Küçük bir çocuğunki gibi çıktı sesim:
“Ne yapıyor orada?”
Şair ciddiydi, heyecanlıydı, duygulanmıştı.
Tanrılar konuştu:
“İntikam alıyor.”

Har'dan bir alıntı (s. 90):
“Yola böyle çıkan, ömrü seyahatinde iflah olur mu?”
“Olmaz mı?”
“Olur elbet Numune, niye olmasın? Kanı kan temizler, çiviyi çivi söker…”

filmler bana kadın olma konusunda ne öğretti

indolentexistence
öğrenmek veya görmezden gelmek zorunda kaldığım kadın ve erkeklerle ilgili şeyler de dahil olmak üzere ekranı izlemekten çok şey öğrendim.
Filmler bize her türlü şeyi öğretiyor: nasıl arzulanacağınızı, kimin hayal edeceğini (tüm bu prensler gelecek), nasıl sigara içileceğini, giyileceğini, bir odaya gireceğini (Bette Davis gibi). Bize kimin nasıl sevileceğini ve bunun yanı sıra sevgiyi kariyerlerle birlikte feda etmenin gerekliliği de öğretiliyor. Ayrıca, duş almanın, bebek bakıcılığının, yer altı otoparklarının içinde olmanın ya da sadece kadın olmanın sizi öldürebileceğini öğretiyorlar. İzleyici davranışı ile ekran arasında nedensel bir ilişki yoktur. Olmak zorunda değil. Çünkü filmler bedenlerimizin içine giriyor, anlatı ve görsel kalıpları, fikirleri ve ideolojileri izlerini bırakıyorlar. alınan ders notları ve örnek filmler:

Ders 1: Kadınlar Öpülmeli – Gone With the Wind , The Quiet Man, Baby Boom, Blade Runner (1982)
Ders 2: Kadınlar şaplak atılmaya ihtiyaç duyar – Every Man for Himself (1980), Fifty Shades of Grey (2015) Every Man for Himself (1980)
Ders 3: Kadınlar Erkekleri Desteklemek için Yaşar – The Lost City of Z, In the Heart of the Sea, First Man
Ders 4: Kadınlar Klişeleri Aşabilir – Pretty in Pink , Real Women Have Curves , Ghostbusters , Contact (1997), The Devil Wears Prada
Ders 5: Kadınlar Kahraman Olabilir –The Poseidon Adventure, Chocolat, Daughters of the Dust, Blue Steel, Thelma & Louise (1991)
Ders 6: Kadınlar Tehlikeli Olabilir— Fatal Attraction (1987) Thelma & Louise (1991) Out of the Past (1947)
Ders 7: Kadınlar Karışık Olabilir – Gone With the Wind
Ders 8: Kadınlar seslerini çıkarabilir