confessions

indolentexistence

2. nesil Yazar - Seviyor ve seviliyor

  1. toplam entry 340
  2. takipçi 9
  3. puan 3504

rüştü onur

olacak o kadar
1920 yılında doğup henüz 22 yaşındayken 4 yıldır mücadele ettiği vereme yenik düşerek -yaşayarak ölen garipçi şair.

Hastanede tifodan yatan bir kızla tanışıp nişanlanır lakin aynı senenin kasım ayında mediha hanım vefat eder ve 1 ay sonra beşiktaş şair leyla sokakta hayata elveda der. Hayatını ve eserlerini okuyunca türk edebiyatı için gerçekten büyük bir kayıp olmuş.

Yılmaz erdoğan, kelebeğin rüyası filminde, rüştü onur ve yine kendisi gibi veremden ölen yakın dostu muzaffer tayyip uslu'nun yaşamlarından esinlenmiştir.

hülasa
cahit sıtkı tarancı'ya
ben ölsem be anacığım
nem var ki sana kalacak.
ceketimi kasap alacak,
pardösümü bakkal
borcuma mahsuben…
ya aşklarım
ya şiirlerin n'olacak
ya sen ele güne karşı
nasıl bakacaksın insanların yüzüne.
hulasa anacığım
ne ambarda darım
ne evde karım var.
çıplak doğurdun beni
çıplak gideceğim…

inovasyon

leonidass
Değişen dünya düzeninde yeni gelişen ihtiyaçları öngörüp arz oluşturmak.

Genel olarak ticari değeri olan alanlarda gerekli görülse de, temelde fikir olarak daha fazla inovasyona ihtiyacımız olduğu açık ve nettir.

cehalet mutluluktur

indolentexistence
cehalletten keyif almak mümkündür. cehaletimiz – söylenegeldiği gibi- “bilinçlenme”yle ilgilidir. hiçbir şey bilmediğini bildiğini itiraf eden - eşyanın hakikatine ilişkin bilgisizliğinin farkında olandır. bilgi çoğunluk tarafından ezici bir silah niteliğini göğüslemiş gibi ortada dolansa da, aslında cehalet bilgiden sonra gelir.

önemli olan iyi sorular sorabilimektir. sorun da buradan kaynaklanır; doğru soruyu bilmemekten kaynaklanır. bulduğumuz cevaplarla beyni köreltip kenara çekilmek, eziyettir.

Cehalet' tercihini iki taraflı da karanlık odalarda kaybetmiştir. Bugün eşyanın hakikatini bilmeyen cahiller ve bir de kendini bilmeyen gafiller dualizminde bakınca din ve bilim çatışmasını önümüze koyduklarında bilmediğini itiraf eden bulamazsınız.

Cehalet telafi edilebilinir. gaflet ise haysiyeti kaybetmektir. haysiyetini kaybeden hayretini de kaybetmiştir. Telafi edilebilinirlik adına mutlu olmak gayret ve hayranlığı kaybetmemek demektir.

Mutlu musun? en az acı kadar.

kurmaca

indolentexistence
olumsuz anlamda tanımlarsak: zihni çatlamış akıl yürütme iştigali, insan uydurma simgeselliklerini saçarak dağa taşa güneşe, namevcut ilişkilerle düzmece mistikler doğurur oldu, yok-bağıntılar kurarak bilmem neyle bilmem ne arasında palavra kozmolojiler üfürüklüyor. post apokaliptik kıyamet filmleri gibi.

olumlu anlamda tanımlarsak: gerçekliği taklit ederek yeniden oluşturmak, daha katlanılabilir sinematografik bir düşünüm. belgesel gibi.

“Dünya kafamın içinde, bedenim dünyanın içinde”
—Paul Auster, İç Dünyamdan Notlar

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

indolentexistence
tek başına çalışmaya gücü yetmeyen, bir ummana dalmak için yanına yoldaş arayan bir budalanın gözümüzü “zahir”e değil “batın”a dikmeliyiz çağrısıdır. neden niçün nasıl? sorularından nasıl sorusunu sormalı. zahiri alemde ise sansür artarak devam ediyor. Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Her şeyin ahengi bozuldu. Uyum yok artık, birlik yok, güzellik yok. Yazıyor, çiziyor, üretiyoruz! Önemli olan sadece hayatta kalmak. Bunu nasıl yaptığının bir önemi yok.
''siz ha iseniz biz de hayız, siz hu iseniz biz de huyuz.''

18 mart 2019 hollanda'da yaşanan silahlı saldırı

indolentexistence
Bunca gaddarlığa rağmen, hayat normal ölçüsünce nasıl devam ediyor: ideoloji mi, söylem mi, çıkarlar mı, yalanlar mı, kayıtsızlık mı, ölümü kanıksama mı, hangisi etkili bunda…

Bir kez daha, yine yine ve yeniden. Ne kısır döngü ama. tercümesi şudur: ''şiddet şiddet doğurur.''
Zamanımızın ölme ve öldürme, güvenlik ve özgürlük gibi ikiliklerini şekillendiren esas kelime, savaştan ziyade “mücadele” kelimesidir. Savaş değil, “mücadele hukuku” söz konusudur burada. Hal böyle olunca sevimsiz bir mesele duyuruyor kendini:

Recep Tayyip Erdoğan:'' Dedeleriniz geldi, kimi ayaklarının üzerinde kimi tabutla geri döndü. Aynı niyetle gelecekseniz bekleriz. Sizi de dedeleriniz gibi uğurlayacağız. - İstanbul'u Konstantinapol yapamayacaksınız.''

Bu sözlerin muhatabı bir terörist
Sözün sahibi bir ulusun cumhurbaşkanı.

katliamı öven ekşi sözlük yazarının tutuklanması

keskin nisanci
suçu övme de suç olduğu için normal bir durum.

ama benim başlıkta yazılanlarla ilgili şikayetlerim var. mesela fransa'daki terör saldırı için yapılan saygı duruşunu ıslıklamak insanlık adına utançtır ama suç değildir. orada olan suça destek vermek değil, fransa'ya karşı gösterilen hassasiyete yapılan protestodur. biz onlarca yıldır terör saldırılarında binlerce insamızı kaybettik ama kimse bize hassasiyet göstermedi hatta birçok avrupa ülkesi ülkemizde birçok kanlı eyleme imza atan teröristleri himaye etti, terör gruplarını finanse etti. belki de protesto yapılan ikiyüzlülüğedir.

haftasonu avrupa liglerinden birçok maç izledim, yeni zelanda'daki saldırı için saygı duruşu yapıldığını görmedim. fransa'da hayatını kaybedenler insan da yeni zelanda'dakiler değil mi? ikiyüzlü olmamak lazım ama ölen müslüman olunca ortada bir tepki olmuyor. daha arap baharı denen saçmalık sırasında her gün ölen yüzlerce insanı saymıyorum bile. burdakiler bile insanlar arasında ayrım yapıp, görüşlerini ona göre belirliyorsa söyleyecek bir şey yok demek.

katliamı öven ekşi sözlük yazarının tutuklanması

indolentexistence
237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 215: “İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

Madde Gerekçesi: “Madde metninde, suçu veya suçluyu övme suçu tanımı yapılmıştır. Buna göre suçun oluşması için, failin işlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmesi gerekmektedir. İşlenmiş olan bir suçun failinin veya kanuna uymayan kişiliğinin, sırf suç işlemesi sebebiyle övme hali de cezalandırılmaktadır. Suç işlemiş olan kişinin övülmesi halinde, aslında bu kişi aracılığıyla işlenmiş olan suç övülmektedir”.

Prof. Dr. Ersan Şen'in ifade ettiği şekilde: ''herkes için geçerli ve herkes tarafından uyulması gereken Türk Ceza Kanunu'nun açık hükmüdür. Bir hukuk devletinde olması gereken de, kanunun emrine uymak ve ihlal eden hakkında kanun tarafından öngörülen yaptırımı tatbik etmektir. Hukuk devletinde, ne saik ve maksatla olursa olsun çifte standart, yani birisi yönünden uygulananın bir başkası için uygulanmaması gibi bir yöntemin izlenmesi mümkün ve kabul edilebilir değildir.''

elbise

indolentexistence
Tek parça kavramını yerle yeksan eden MetGala'da boy gösteren Celvin Klein tasarımlı Emma Watson'ın elbisesi şimdiye kadar gördüğüm, sürdürülebilirliği sadece kumaşında değil; birbirinden ayrı olarak da kullanılabilecek parçalardan oluşmasıyla, birden fazla kere kullanılabilir özellikli, dünyanın en ihtiyacı olan tekstil teknoloji elbisesiyle boy göstermiş olması.
Elbisesini mutluluk, tutku, heyecan, cesaret ve merak olarak tanımlayabilirim. tamamıyla geri dönüştürülmüş plastik şişelerden dokunan bir kumaştan oluşmuş bu elbise, teknolojik bir çağrışım yapmasa da içerik olarak gizli bir hazine barındırmakta.
zenginsozluk.com/foto
dikiş makinesinin icadından beri teknolojinin tekstil ve moda sektöründeki yerini, insan faktörünün yaratıcılığı ile bir araya gelerek nasıl işlediğini gösteren güzel bir elbise.
https://www.facebook.com/emmawatson/posts/1255195171166037:0#

vazgeçtim

ontolojik sancilarimin merhemi
mühim bir mevzudur. hatta denebilir ki insanoğlunun yegane problemidir. bunu bir çözersek önümüz açık inşaallah. (: şaka bir yana...

İçinizde yürüyerek, onu gövdenizden çıkan görünür, hastalığına dikkat çeken bir yumru gibi taşıdığınız oldu mu hiç? Usulca ya da çarparak bırak gitmenin olanaksızlığıyla baş başa kaldınız mı? İnsan, evindeki saksının bile bıraktığı boşluğuna üzülebiliyor. Boşlukta hafif hafif sallanan bir şeye bakıyor gibi oluyorum ben. Sessizlik sonra, sessizlik doldurmaya başlıyor boşlukları; vücudunuzda küçük dağınık boşluklar da doluyor, içinde ses kalmamacasına... heykelin yüzünün üstüne yere devrilişine benzer bir anın içinde sonsuzca şişmiş ve şiddetle yüce bir alter egoya dönüşerek boşalır bedeniniz. Ego kendisini bir varlık olarak tanımlamaya başladığı anda gergin huzur, acı veren ahenk, benliğin narsisizmi arasında geçen sürede duyguların arasında bölünmüş özne-ben, acıyı sökün etmenin bir yolunu bulur. Kutlarım. Evet, Vazgeçtiniz.

troçkizm

ontolojik sancilarimin merhemi
saç şeklinde bile türsel ayrım bulan insan için sınıfsız toplum hayali gerçeğe dönüşmeye hiç gönüllü değildir. hoş sınıf muhabbeti artık felsefi bir mevzu olmaktan çıktı ama her paradigmayı bir asır geriden takip eden toplumumuz için bir süre daha motiv olmaya devam edecektir.
beni asıl ilgilendiren kısım devrim. idealize edilen şey kurmak olmalıydı. eğer devrim meşru ise ve marksist devrim bir sebepten ötürü başarılı olup hâkim düzen hâline gelmişse ben de o düzeni devirme hakkına sahibimdir. “buyur gücün yetiyorsa devir” diyecektir letafet ve nezaket sahibi marksist. o zaman da su katılmamış bir primitivizm çıkıyor karşımıza. 21. yüzyılda hâlâ doğa-insan düalizmiyle uğraşacaksak sınıfsız toplum olup olmamanın bir önemi yok çünkü açık ki beyinsiz bir toplum olacağız.

fazla tevazu kibirdendir

ulduz
doğruluğu tartışılır bir söz. her ne kadar kimisi buna köpeksilik dese de ben onu da doğru bulmuyorum gerçi. mesela diyojen, iskender'e gölge etme... derken tevazu sahibi miydi? ki bence evet, fakat bu onun kibrinden dolayı değildi. kendini bir yerden soyutlamak ve kendi düzenini kurmak niçin kibir olsun? hele ki öyle bir yaşantıda.

indolentexistence

ontolojik sancilarimin merhemi
O giriden bu giriye, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan, bir göz buğulanması ve parmak yorgunluğu fark ettiriyor bana devrilen saatleri. Yani diyorum ki güzel yazıyor, hakkını veriyor. Ortak ilgi alanlarımızın olması Bu karşılaşmanın bir epifani olduğunu fısıldıyor bana hırıltılı (: bir sesle. Mozart'ın son anlarında mırıldandığı gibi “ bu dünyadan olmayan bir tat hissediyorum.”

İştirak ediniz başlıklarına yazarımızın. Her şeyi benden beklemeyin. Sokratik diyaloglar içinde bırakılması hoş değil, lütfen.