confessions

indolentexistence

2. nesil Yazar - Geleceği parlak

  1. toplam entry 138
  2. takipçi 5
  3. puan 1114

hakikat

indolentexistence
Ingilizce 'truth' kelimesi Turkce'ye iki farkli anlamla karsilanmaya calisilir. Birincisi, gerceklik; ikincisi, hakikat. Gerceklik maalesef 'truth' kelimesinin karsiligi degildir. Truth, hakikat ya da yeni kelimeyle 'dogruluk' a karsilik gelir. Hakikat ile gerceklik arasinda onemli fark var. Gerceklik var olmasi icin bize gereksinim duymaz. Bizim disimizda var oldugu var sayilir. Hakikat ise zihnimizin gerceklige atilmasi ve onu zihnimizin Icine dusurmesi ama gerceklikle uyumlu oldugu iddiasiyla. Bunu orneklendirelim; hakikatte her zaman gercekligin ustune bir de onerme vardir. Gercek olan kardir. Kar beyazdir.

Hakikat ve gerceklik modernizm kavramlaridir. her sey herkese gore degismeye baslamasiyla kavramlar post-truth ve postmodernizm kavramlarina donusmustur. Posmodernistlere gore gercekligin olusu kuskulu bir durumdur. belki de disimizda hicbir sey yoktur; varsa bile bizim zihnimiz gercekligi algilamaya yetmiyordur; yetiyosa bile bunu baskasina bildirmeye yetkimiz veya kabiliyetimiz yoktur. Dolayisiyla postmodernizme gore gerceklik zaten kuskulu oldugu icin onemsizdir ama asil gerceklige atilim yapan zihin yani hakikatte onemsizdir. Bu da siyaseten post-truth demektir.

'post-' sadece sonra/sonrasi anlamina da gelmez. ayni zamanda bir donemin veya bir kavramin onemsizlestirilmesi ya da alakasizlasmasi anlami da tasir.

Beni rasyonel olmakla suclayan postmodernistlere selam olsun.
Edit: Turkce karakter kullanmadigim icin uzgunum, an itibariyle sartlarim bu yonde.

bilimsel bakış açısıyla kendi içini deşarj eden in

indolentexistence
İnsanlar her türlü sebepten dolayı bilime ilgi duyabilirler. Tercihsel sebebi belki de en yaygın ve belirgin olarak, bazı indirgeyici ya da ontolojik naturalizm biçimlerinin felsefi sonuçlarından derin bir memnuniyetsizlik olarak tanımladığım durum üzerine odaklanmış gibi görünmektedir.

Gerçeklikle olan tek kavgamız nedensel açıklamalar ise, o zaman ajan olma duygumuzu, norm ve değerlere olan bağlılığımızı, hakikatin normatif kuvvetine olan inancımızı ve kendimizi olma şeklimizi nasıl hesaba katacağız? kavramları uygularken ve inançları gerekçelendirirken rasyonel davranmak? Bilim açıkça dünyayı anlamak için inanılmaz güçlü bir araçtır. Ancak hiçbir insan girişimi, en azından dolaylı olarak, bir insan hayatını bundan daha etkili bir şekilde yönlendirmenin ne olduğu konusundaki algımızı sorgulamak için görünmemektedir.

tez

indolentexistence
Tez mi yazsam Şaban Askerde mi izlesem karar veremiyorum. Lanet bi ikilem.

edit: Neden ben de İngiliz edebiyatı falan okuyup Bridget Jones'un Günlüğü üzerine ponçik bi tez yazmadım ki?

recep tayyip erdoğan

indolentexistence
Zamanında Bush için anlatılan fıkranın RTE versiyonu
Amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra arabasının yan camına birisinin tıkladığını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmuş acaba ??
-Teröristler Recep Tayyip Erdoğan'ı yakaladılar… Eğer 1 milyar dolar verilmezse, üzerine benzin döküp yakacaklarmış.
-Haa şimdi anladım bu trafiği…
-Ya işte onun için, herkesten biraz yardım topluyoruz
-İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?
-Valla yaklaşık olarak 5 'er litre

platon

indolentexistence
Whitehead'in ünlü sözüdür, felsefe tarihi Platon'a verilen dipnotlardan ibarettir. Oysa sadece felsefe tarihi değil, iktisat tarihi, hatta ve hatta dijital ekonomi tarihi de Platon'a verilen bir dipnottur. Bıktım platon.

okcupid

indolentexistence
arkadaşlık ve flört büyükbaş sitelerinden biri. bünyesinde muazzam bir big data da barındırdığı aşikar. alıcıları biz fakirler olmuyoruz elbette. kendilerinden toplumun hizmetine sunmasını istesek, yüzsüzlüğümüze karşılık eminim kullanıcı adımızı istemekle başlayacaklardır.

postmodernizm

indolentexistence
Postmodernizm bir hareket, tür, biçimselleştirilebilen bir stil değildir, tutarlı bir inanç veya manifesto bildirmez; sadece bulantıdan istifade edilmiş gevşek bir tropik birlikteliktir. (ironi, öz-bilinç, özyineleme, epistemik çelişkiler).

Beğenin ya da beğenmeyin, bizim devrimiz artık iyice postmodern ve olmayacağı zamanları da tasavvur etmek oldukça güç. Bu kısmen işlerin sona erdiğine inanmakla şartlandırılırsak veya, bu işler çoktan sona erdi, bitiş çizgisi çoktan geçti ve sadece pistte koşuyoruz gibi haklılık payı da var çünkü gidecek başka bir yerimiz yok.

Bu entropik geri sayımın anlamı; modernden “sonra” yaşamanın ne anlama geldiğinin bir parçasıdır.

Evet, işler uzun zamandır ölü gibi görünüyor. Çoğu sanatçı bugünle ilgili aynı karamsarlığı paylaşıyor: formun düşüşe geçtiği, en iyi günlerin gerisinde olunduğu, izleyicinin standartlarının trajik biçimde düşürüldüğü ve şimdi ana akım etrafında toplananların hepsinin saçma olduğu. Müzisyenler, film yapımcıları, fotoğrafçılar, hepsi bu şekilde konuşur. Ancak kurgu yazarları bu inanca eşsiz bir şekilde takıntılı görünüyor. Nitekim, edebiyat aktif olarak nevrotik bir şekilde kendi eskimesi konusunda ısrar eden tek araç.

cinsiyetçiliğin ekmeğine yağ süren davranışlar

indolentexistence
İdeolojinin şemsiye terim olarak kullanılması anlam bakımından çok yönlüdür. Kullanımlarından biri - neomarksizm gibi, gerçeğe dayalı bir tanım olmadan - yaşam için zorlu bir neoliberal mücadelede zayıf bir konumda olan insanlar için hayali bir düşman yaratmaktır. Bu bağlamda kadınların, cinsel azınlıkların veya göçmenlerin korunması hakkında, kendi marjinalleşmelerini vurgulamak için hiçbir şey duymak istememektedirler. Bu nedenle, cinsiyet ideolojisi, asıl nedeni neoliberalizm olan beladan suçlanan iyi bir dayak torbasıdır. Pazar lideri ekonomik model, insanların büyük bir kısmını topluma dahil etmekten alıkoyuyor, çünkü işten sonra çok yorgunlar ya da tekneyi sallamak için kendilerini güvensiz hissediyorlar.

suriyeli mülteciler

indolentexistence
Dayanışma, misafirperverlik, yardım etme isteği - tüm bu değerler sıradan insanların hayatında var. Bu yüzden bireysel haklar sorusunu, mültecilerin ve bu değerlerin etrafındaki diğer konuların sorusu içim çerçeve gerekiyor...

Hediyeler dilinde konuşmamız gerekir.... Hoşgörü sadece bir yabancının bir vatandaşı hediye olarak kabul ettiği zaman teklif edilir. ... mesela kanada mülteci politikası başarılı olduğunu kanıtladı, Kanada Hükümeti ' nin dilini kullandığı gibi, bireysel aileleri mültecilere yardım etmeye, ailelere sponsor olmaya teşvik etmeye teşvik ediyor. Bir misafirperverlik dili ve iyi bir arzu dili, ama aynı zamanda bir vatandaşın hediye sunan ve onu alan bir yabancı arasında belirli bir mesafe gerektiren bir dil.

göreli yoksunluk

indolentexistence
Göreli yoksunluk teorisi nedir, biliyor musunuz? Göreli yoksunluk topluma devrim yaptıran şeydir. Adam, kadın der ki, "Onda var, bende neden yok?" Aynı Bahçeli gibi, "Bizde niye yok?" der. 3 çeşit göreli yoksunluk vardır. Bizim şu an yaşadığımız azalan göreli yoksunluk, yani en haşini, yani isteklerimiz, arzularımız yerinde sayarken yaşam şartlarımız kötüye gidiyor. Aristo'dan Marx'a kadar birçok düşünüre göre, toplumsal şiddetin birincil sebebi (tabii onlar bu şekilde isimlendirmemişler).

Ama olay şu, bir şeylerin marksist okumasını yaparken bizden iyisi yok. "Devrimlerin temelinde iktisadi buhranlar vardır." ya da "Devrimler iktisadi değişiklikler meydana getirir." Çok güzel, süper. Bakınız birkaç yıl önce komşuda da bir ekonomik kriz vardı, onlar ayaklandı. Neden biz ayaklanmadık? Ya da Ecevit'e yazar kasa atıldı, neden şimdi kimsenin sesi soluğu çıkmıyor? Eee demek ki neymiş, su her yerde 100 derecede kaynamıyormuş. Bir de hava basıncına bakmak lazımmış. Sadece sebep sonuç ilişkisi yetmiyormuş. Olayların bir de zaman uzamsal analizini yapmak gerekiyormuş.

Neden her göreli yoksunluk ayaklanmayla karşılık bulacak diye bir kaide yok? Çünkü önce birilerinin o göreli yoksunluğu siyasallaştırması gerekiyor. Bunu yapabiliyor muyuz? Tabii ki yapamıyoruz. Ayaklanıp daha fazlasını istemektense kanaat etmeyi erdem zanneden bir psikokültürde bu ne kadar mümkün? Buradan Gramsciye bağlamayacağım. "Gerekirse kuru ekmek yer Erdoğan'a sahip çıkarız"cı kitleye stratejik (molar) değil, taktiksel (moleküler) yaklaşılabilir.

Nasıl yaklaşılabileceğine dair fikir belirtmeyeceğim. Zira siyasetten hoşlanmam.

firarın serbest olduğu hapishane

indolentexistence
Devlete teklifim şu;

İş fikri.
Ücretsiz hapishane

Cezaevi bakımı çok pahalı. Devlete, kuracağım şirketim sayesinde devletin yönettiği en ucuz hapishaneleri teklif ediyorum.
Bazı şeyler geleneksel hapishanelere benzer, bazıları farklı. Benzer şekilde, bu cezaevinde ücretsiz barınak ve yiyecek de vardır. Fakat fark şu ki oraya gitmeden önce herhangi bir suç işlemeniz gerekmiyor ve buraya tamamen özgürce gidebilirsiniz. Ve bu tür insanların sıkı bir gözetim altında tutulmasına gerek olmadığından, koruma, yüksek duvar, ağır demir, kafes, dikenli tel, güvenlik önlemleri vb. gerek yok. Mahkumlar istedikleri gibi girip çıkabilirler. Doğru; ısıtma ve yemek hala çok pahalıya mal olacak, ancak geleneksel cezaevleriyle karşılaştırıldığında, böyle bir kurumun bakımı birkaç kat daha ucuz. Ek olarak, ortak alanların bakımı - koridorlar, hapishane mahalleleri, vs. - mahpuslara bırakılabilir, daha sonra kendileri veya kiralık bir temizlikçi tarafından silinebilir. Kazan-kazan.

diyalog

indolentexistence
Meselaaa Platon diyaloglar yazarak felsefe yapan bir filozof. Sonucu nereye bağlıyor biliyorsunuz değil mi? Artık ben de ne dediğimiz bilmiyorum Socratescim... tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir. :) Diyalogları da filozofumuz Sokrates'in ağzından yazar. Mantıklı:) Ben de erdem bey üzerinden tanrıya laf edeceğim. Müsadesini henüz almaya erişemedik. Mış gibi yapalım.

Sokrates sorular soruyor, yanıtları eleştiriyor, savunabilecek fikirlerin zayıflıklarını gösteriyor, ama kendi adına bir tez öne süremiyor. Hiçbir yere varmayan diyaloglar sonra gelişe gelişee kapsayıcı bir araştırmaya dönüşüyor. Ama sonucu olmayınca sıkılıp boşverebilirsiniz. Tavisyem yöntem olarak incelemenizdir. Yani nasıl felsefe yaparızın cevabını öğretirler.

diyalog iyidir. Monolog da kötü. çünkü zorlama yok, çürütebilirlik yok. diyalogda kalalım genşleeer.
4 /