confessions

indolentexistence

2. nesil Yazar - Seviyor ve seviliyor

  1. toplam entry 339
  2. takipçi 9
  3. puan 3504

seabreacher

indolentexistence
Yarı denizaltı deniz kayığıdır. Köpek balığı, yunus, penguen, balina gibi deniz canlılarına hem benzeyip hem de ilham alınmış tasarımları da mevcut. 30 sn içinde 5 feet (1.5m) dalış, 20 feet (6m) yüksekliğinde sudan fırlama özelliği mevcut. 300 beygir gücünde. bir balığın hemen hemen deniz içinde ve dışında yapabileceği bütün performansları bu kayıkla siz de deneyimleyebiliyorsunuz. Bir avustralya markası.
https://seabreacher.com/

carl sagan

indolentexistence
"Kozmos" yazarı olarak ünlenen bilim adamı. benim dikkatimi daha çok "Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim." adlı 1986'da yayınlanmış kitabıdır. bize çevirisi 2017'de geldi. geçtiğimiz günlerde ajanslardan bir haber düşmüştü hani, uzaydan radyo sinyalleri alındı diye. Carl Sagan, bunların alınabileceğini ta 1986 yılında yazmış. Ve bu mesajların nasıl bir şey olacağına dair bilimsel akıl yürütmeler yapmış sayfalarca...

Sagan'ın kitabını da alın okuyun. Sagan'a ayrica katılmamak elde değil, bilime tapınmak konusunda. Katıldığımı da Nietzche'nin alıntısıyla desteklemek isterim. Diyor ki: "Bilimin nihai gayelere uygun izani yoktur." Ona göre sorun, birçok insanın bu sınır farketmemesi ve bu sebeple tanrısız çağın objektif değeri olarak görüp tıpkı bir din gibi ona tapınmalarıdır. Nietzche'den çıkarımım şu ki; bilginin kendisine de karşı eleştirel düşünmeye cesaretlendirmiştir. Dediği gibi "insanlık bilgiye hizmet etmemelidir! Bilgi insanlığa hizmet etmelidir." Bilim dünyayı açıkladığını söyler, oysa sadece tanımlar. Açıklasa bile bunun arkasındaki nedenler konusunda hala bilgisiziz. Amacım elbette din lehine bilimi eleştirmek değildir. Boşalan alanları bilim ile doldururken bilimi de ayrıca kendi içinde didiklemek gerek.

balut

indolentexistence
ördek embriyosu. filipinlere ait özel bir yemek. canlanmasına yakın yumurta içindeki ördek embriyosu pişirilir. yumurtanın kabuğunu bir kırarsınız, gözünüzün önünde yolunmuş tavuk gibi duran bir ördek yavrusu. Malezya'da amcanın biri pişmemiş balut alıp eve götürmüş, ışık altında ısı sağlayarak embiyoyu yumurtadan çıkıp battik battik yürüyen ördek yavrusu haline getirmeyi başarmıştır. yedim mi? hayır. yanımda yediler ben baktım:)

yerel seçimler

indolentexistence
Yerel seçimde; pkk gelecek korkusu yayarak kaç oy alınabilir.
Beka meselesi pkk gelecek meselesine dönüştü.
Nasıl olacak bu?
Belediyeler hendek kazılmasına müsaade edecek,
Dağdakilere yemek, para ve iş makinası gönderecek,
Kadrolarına militanları yerleştirecek.
Bu filimi bu millet sanki hatırlıyor hem de son birkaç yıl içinde.
Ne dersiniz?
Valilere görmezden gelin talimatını da belediye başkanları mı verecek.

thy qatarairway dev ortaklık

indolentexistence

zenginsozluk.com/foto25 yıl sonra Katar toprakları su altında kalacak. Uzmanlar onlara yeni topraklar arayın dediler. Katar'ın Türkiye'den satın aldığı topraklar şimdiden o ülkenin yüzölçümünden daha fazla. Katarın tüm varlığını Türkiye'ye çekmek milli bir politika olabilir açıkca tartışılmalı hatta referanduma sunulmalıdır. Thy ve TankPalet gibi milli varlıkların onlara pazarlanması güven verici uygulamalar olabilir. 3 milyon Suriyeliyi yolcu edip 3 milyon nüfuslu Katara vatandaşlık vermek akla uzak gelmiyor.

ismet özel

indolentexistence
öncelikle kendisine geçmiş olsun dilerim. evet bazı şiirleri güzel lakin fikirlerini onaylamıyorum. arap sever derler de bakmayın. sağı solu da pek belli değildir. şiir yeteneğine şapka çıkartanları anlayabiliyorum.

delilik

indolentexistence
Deliliğin, adını koydukça, sınırlarını çizdikçe, kategorize ettikçe kaçan bir yanı olduğunu düşünüyorum. Michel Foucault'nun ipuçlarını takip ederek memleketin kolektif belleğinde delilerin izini sürülebilinir. 'Deli kimdir?' gibi basit bir sorudan yola çıktığımda aklıma ilk düşen çocukluğumdaki sokaklardan hayal meyal hatırladığım 'mahallenin delisi' figürüdür.

(bkz:mahallenin delisi)
https://monoskop.org/File:Foucault_Michel_Power_2000.pdf

deneyimlemek

indolentexistence
Beliren her şey zaman ve mekânın koşulları altında ve kategorilerin koşulları altında belirir. Sadece bununla bile bir tarafta mekân ile zaman, öte taraftan kategoriler mümkün bütün deneyimin biçimidirler ve kendilerinde şeylere ait değildirler ama hem fenomenin biçimleri olarak, hem belirişin biçimleri olarak bir taraftan mekân ile zaman öte taraftan kategoriler transandantal öznenin boyutlarıdırlar. Zaman daha şimdiden tümüyle oradadır.

örneklendirelim ne demek istiyorum. Sanallaşan odalar, medyanın çanak tuttuğu, hızlıca gerçekleşen boş bir bilgi aktarımı mekanına dönüşürken, diğer taraftan, yani, faydacı bir araç olarak, sanallıktan realiteye geçerek insanları hala gerçek tutabilir. Sanallaşan insan kavramı belki bir sonraki yüzyılın sonucu olacak ama sanallaşan insanın sürecini şu an deneyimliyoruz

txt.fyi

indolentexistence
karşınızda txt.fyi var. kendilerini en aptalca platform olarak tanımlıyorlar ama bizce gayet akıllı. paylaşmak istediğiniz metni yazıyor ve paylaş butonuna basıyorsunuz. akabinde linkiniz hazır ve paylaşabilirsiniz. herhangi bir takip, reklam teknolojisi, web fontları, javascript, çerez, database, kullanıcı hesabı, yorum, arkadaş ekleme, “like etme” takip etme, herhangi bir sosyal kapital sayacı mevcut değil. yazının tek bulunma şansı ise yazarın herhangi bir yerde paylaşması.

yani harika. yani kullanın.
https://txt.fyi/

müziğin gücü

indolentexistence
Müziğin gücü denilip tek kelime edilmemiş başlık oluvermiş.
Müziğin altyapısı, derinliği, tarihi ve coğrafyası, giderek fiziği, biyolojisi özellikle de kimyası vardır. Hatırlarsanız, Mendeleyev'in elementler tablosu tam anlamıyla “müzikal” uyum varsayımları üzerine inşa edilmiştir.

''Ortada dönen, müzik diye dinlediğimiz şeylerin pek müzikle alakası yok. Pardon. Hiç alakası yok. Ticari manada birtakım gelişmeler olduğu doğru. Ama o iş dünyasını ilgilendiren bir gelişme. Müzik başka bir şey. Onunla alakası yok. Radyoyu açtığımızda veya televizyon izlerken rastladığımız şeyler başka. Müzik başka. Onlar müzik değil yani. Şimdi rüzgarın ağacın dallarına değdiğinde yaprakların çıkardığı ses, kuşun öterken çıkardığı ses veya bir çocuğun ağlarken, gülerken çıkardığı sesler, bunlar. Bunun gibi şeyler. Yani neredeyse müzik olarak elimizde kalan bunlar var. Biz müzik konuşamayız daha. Ben diyorum ki, ülkemizde Hakkari'den İstanbul'a kadar kaldırımların seviyesi her yerde yedi santim olduğu gün, işte o zaman yavaş yavaş müzik üzerine konuşmaya başlayabiliriz artık.''
(bkz:erkan oğur)

Erkan Oğur'un müzik dediği :rüzgarın ağacın dallarına değdiğinde yaprakların çıkardığı ses, kuşun öterken çıkardığı ses veya bir çocuğun ağlarken, gülerken çıkardığı sesler, diyerek tanımladığı müziğin üstüne bir ton felsefeyi de Ulus Baker yapmıştır. Der ki:''her müzik bir tekilliktir. Duygulara öykünmez, onları dosdoğru yaşar, hissettirir, yaşatır… Zaten müzik yaşamıyor ise hiçbir yerde değildir.''
(bkz:ulus baker)

fall

indolentexistence
omurga başlığında ''biyolojide hayvan sınıflandırmasındaki en üst basamak.'' bir tarif vererek beni gülme krizine sokan yazar. ben gülünce çok sinirleniyorum. bir de okuyup artılayanlar var, size de kucak dolusu sevgiler:(

hevesli

indolentexistence
aslında amaç beyaz yakalı olmaktı da ''mavi yakalı mı o, yo almayayım'' demek için hevesli oluverdim. bu kutlu yakıştırmayı yükselemediğim irtifayı hedefleyerek devam edeyim diyorum. kıps, kıps gülücüklü emoji, floresan ışıkları altında insana en uygun tasarım üzerine beyin fırtınaları, o la la.
ey hevesli sana sesleniyorum: sen bilginin çekirdeğinde konuşlanmış olan deneyime dokunmadan yaşlanmaktasın, bu yüzden kendine ait bir dünya büyütemiyorsun zihninin kıvrımlarında. ayrıksı görünüyorsun. biliyorum, itiraz etmek istiyorsun fakat ne yazık ki gerçek bu, üzgünüm, ben de öyle olsun istemezdim, ne yaparsın, bunlar hep distopya.
4 /