confessions

indolentexistence

2. nesil Yazar - Tatlı

  1. toplam entry 296
  2. takipçi 8
  3. puan 3310

devletin bekası

indolentexistence
Devlet Bahçeli'den inciler.
Huni mi fes mi yakışır bilemedim.

“Beka dediğimiz zamanlar üstü gerçek aslında tarihle ilgilidir. Tarih olmak, tarihi olmak, tarihe gömülmek, tarihe yön vermek, tarihi inşa etmek farklı farklı anlamlar ihtiva etmektedir. Tarih cahilleri bekayı bilmez, ecdadı özümsememiş köksüzler bekayı itiraf edemez.”

berat vermek

indolentexistence
Vatandaşa verecek hiç bir şeyi kalmayan mevcut yönetim, düşündü taşındı ahirette geçerli berat vermeye karar verdi.
Bu garip halk inanır mı ? İnanır.
Yeni trend şöyle;
Evet herşey çok kötü, enflasyon yüksek, maaşlar yetmiyor, borç gırtlakta, iflaslar artıyor ama boşverin bunları, şükredin ve ahiret için yatırım yapın, orada mutlu ve zengin olacaksınız.
Çok da kolay, akp li belediye başkanlarına oy verin.
Gerisini merak etmeyin.

mansur yavaş

indolentexistence
Mansur Yavaş suçlu ise dosya seçimden sonraya ertelenip, kazanması halinde işlem yapılarak yerine kayyum atanmalıydı.
Birileri ciddi yanlışlar yaptırıyor akepeye.Adam mağdur oldu.
Cb.Erdoğan'a iki çift lafım var şimdi;
Bu şartlarda belediyeleri diyelim ki kazandın.
Bir iki yıl daha kavga döğüş bu düzeni sürdürdün.
Sonra ne olacak?
Toplumun barışacağına, ekonominin düzeleceğine, terörün biteceğine, abd ile onbeş yıl önceki müttefiklik günlerinin geleceğine inanıyormusun?
De ki inanıyorsun;
Bu işleri hangi ekip ile yapacaksın?
Yapayanlızsın.
İşin zor reis. Başka bir yol bulunmalı.

johann wolfgang von goethe

indolentexistence
edebiyatin her alaninda eserler vermis aydinlanma doneminin onde gelen isimlerinden Goethe 187 yil once bugun olurken son sozlerinin "isik daha fazla isik" oldugu soylenmektedir.

"osmanli sairleri lale devri yasarken, biz nelerle ugrasiyoruz arkadas:/" Goethe.

faust mu yoksa genc werther'in acilari mi ?

kaos içinde düzen

indolentexistence
'' kaos içinde düzen'' biraz teleoloji biraz edebiyat barındırırken bir de masonlar varmış. ekleme yapalım madem bir de Prigogine'in Kaostan Düzene (Order out of Chaos) teorisi var. Açıklamaya çalıştığı teorisi de basitce kaotik sistemlerin nasıl yeni karmaşık sistemler ortaya çıkardığı (dissipative structures). Evrim karşıtları bu herifi hiç sevmezler çünkü evrim ile entropiyi birleştirip evrime çalıştığını düşünürler. Halbuki dediği şudur: kaos teorisi bağlamında evrenin determinist değil, ontolojik indeterminist olduğu. Heisenberg'de kuantum teorisiyle, indeterminist sonuca ulaşır. Einstein kabul etmez. deterministtir.

Burdan çok güzel özgür irade (Kant), bağdaşabilircilik (Spinoza), teizm falan gider.

Prigonine'nin Türkçe'ye Çevrilmiş Kitapları
Ilya Prigogine & Isabelle Stengers, Kaostan Düzene İnsanın Tabiatla Yeni Diyaloğu, Kelepir Kitaplar 4, 1996
Ilya Prigogine, Kesinliklerin Sonu Zaman, Kaos ve Doğa Yasaları, Sarmal Yayınevi, Ağustos 1999 / 2. baskı: İzdüşüm Yayınları, Şubat 2004

mutlak gerçek

indolentexistence
einstein'da gelmiş demiş ki : izafiyet teorisi
mutlak demiş bir şeyden bahsedeceksek bu olsa olsa ışığın hızıdır demiş. şimdi gel de bunu ''Varlığı Duyularımızda hiçbir Yanılsama, yanılgı kuşkusu yaratmayan.'' nesne gibi algıla sen:)
19.yy newtoncu mutlak determinizmi bile böyle bir şey dememişken 21.yy:'a ayıp etmeyelim. einstein'da mezarında ters dönmesin.

michelangelo

indolentexistence
Bu şiiri de kim çevirdiyse tebrik ederim. Yani herhalde çevirinin çevirisinin çeviricisinden çeviri:)
Ergo proxy izlesen, orda daha güzel çevirisi. Bu kadar mantık hatalı bir çeviri kozmolojinin black merceğinden olsa gerek:)

düzgün çevrilmiş halini ekleyelim:
"bana sevgili olan uykudur,bir taştan daha fazlası olan...
bu kadar acı ve utanç doluyken içim,
ne büyük şans kapanması kulaklarımın ve gözlerimin,
bu yüzden fısıltıyla konuşun,huzurumu bozmayın benim."

entropi

indolentexistence
ontolojik tartışma açısından entropi yasası özel bir önem taşıyor. başlatalım:)

“kainatta mevcut bulunan enerji hiçbir şekilde azalmaz ve yok olmaz sadece şekil değiştirir.” Zaman Yolcusu Hızır By Serhat Ahmet Tan (aa pardon ontolojik kırıntılarımınmış:p 8 artı ile size zenginsözlük bilim ödülünü layık gördük. bir edit yapsanız da şenlense biraz ortalık. Bu amca'yı da tanımıyorum. çok mu çekici cidden? bence kesin Serhat bey, ontolojik merheminden aldı da koydu.)

zamanı, entropinin bir fonksiyonu olarak görmek hatalıdır. bunu da düzeltelim. artarak dediğin entropinin toplamıdır. zaman ise, bir yerde zaman ilerlerken başka yerde geriye çekilemez. hepsi bir kenara, entropi ve zamanın yönünün aynı olması demek, zamanın ontolojisini ve yönünün belirleyisinin entropi yasası oldupu anlamına gelmez. entropi sayesinde zaman var oldu diye düşünmek sanki biraz zihne bağlı zamanla yorumlanmış gibi. antroposentrik olmaktan kaçınmak lazım.

''geleceğin bilinmesinin tek engeli''midir yoksa bize evrenin sonu vardır mı der:) bildiğin bağırıyor yasa, ne engeli.

(bkz:everthing happens for a reason)
(bkz:kaos teorisi)
(bkz:butterfly effect)
(bkz:Serhat Ahmet Tan)
(bkz:Zaman Yolcusu Hızır)
(bkz:kehf suresi)

wignerin arkadaşı

indolentexistence
1961'de fizikçi Eugene Wigner, kuantum mekaniği paradokslarından birini gösteren bir düşünce deneyinin ana hatlarını çizdi. Deney, evrenin garip doğasının iki gözlemcinin Wigner ve Wigner'in arkadaşının farklı gerçekleri deneyimlemesine nasıl izin verdiğini gösteriyor.

Fizikçiler uzun süredir kuantum mekaniğinin iki gözlemcinin farklı, çelişkili gerçekleri deneyimlemesine izin verdiğinden şüpheleniyorlar. Şimdi bunu ispatlayan ilk deneyi gerçekleştirmişler. “Wigner'in Arkadaşı” adlı düşünce deneyini, ölçümün doğasını araştırmak ve nesnel gerçeklerin var olup olmadığını tartışmak için kullanıyorlar. Bu önemlidir, çünkü bilim insanları nesnel gerçekleri ortaya çıkarmak için deneyler yaparlar. Fakat farklı gerçekliklerle karşılaşırlarsa, tartışma devam eder, bu gerçeklerin ne olabileceği konusunda nasıl hemfikir olabilirler?

Ve bugün, Edinburgh'daki Heriot-Watt Üniversitesi'ndeki Massimiliano Proietti ve birkaç meslektaşı bu deneyi yapmışlar: farklı gerçeklikler yarattılar ve karşılaştırdılar. Kararları Wigner'ın haklı olduğu yönünde; bu gerçekler uzlaştırılamaz hale getirilebilir, böylece bir deneyle ilgili nesnel gerçekler üzerinde anlaşmaya varılamaz.

Yani iki gerçek birbiriyle çelişiyor. Proietti ve arkadaşları “Bu, iki gözlemci tarafından kurulan gerçeklerin nesnel durumunu sorgulamaktadır” diyor. Deney kesin bir sonuç veriyor. Her iki gerçekliğin de, Wigner'ın tahmin ettiği gibi uzlaşmaz sonuçlar üretmesine rağmen bir arada var olabileceği ortaya çıkarmış oluyorlar. Bu da şu demek, fizikçileri gerçekliğin doğasını yeniden gözden geçirmeye davettir.

nihayetinde bir çeşit temel gerçeklik ölçümlerini uzlaştırabilecekleri fikri çeşitli varsayımlara dayandırırsak : evrensel gerçeklerin var olduğu ve gözlemcilerin kendileri üzerinde hemfikir olabileceğidir.

Ancak Proietti'nin sonucu, nesnel gerçekliğin var olmadığını ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, deney varsayımlardan bir veya daha fazlasının - üzerinde anlaşabileceğimiz bir gerçeklik olduğu fikrinin, seçim özgürlüğümüzün olduğu fikrinin veya yerellik fikrinin - yanlış olması gerektiğini ileri sürmektedir.

Elbette, geleneksel gerçeklik görüşüne bağlı olanlar için başka bir çıkış yolu var. Bu, deneycilerin görmezden geldiği başka bir boşluk daha var. Nitekim, fizikçiler yıllardır benzer deneylerde boşlukları kapatmaya çalışmış olsalar da, hepsini kapatmanın asla mümkün olamayacağına karar verdiler.

Bununla birlikte, eserin bilim adamlarının çalışmaları için önemli etkileri vardır. Proietti ve Co, “Bilimsel yöntem, tekrarlanan ölçümlerle oluşturulan gerçeklere dayanır ve bunları evrensel olarak gözlemleyenlerden bağımsız olarak kabul edilir” diyor.

Bir sonraki adım daha ileriye gitmek: uzlaştırılamayan giderek tuhaf alternatif gerçeklikler yaratan deneyler oluşturmak. Bunun bizi nereye götüreceğini kimse tahmin edemez. Ancak Wigner ve arkadaşı kesinlikle şaşırmayacaktır.
ehe.:)))
https://arxiv.org/abs/1902.05080
(bkz:mutlak gerçekçi zavallılığı)
(bkz:mutlak gerçek)
(bkz:flat earth society)

slavoj zizek

indolentexistence
21 Mart 1949, Melania Trump'ın gelinceye kadar tartışmasız en ünlü yaşayan Sloven “rock yıldızı filozof” ve ljubljana-yerlisi Slavoj Zizek olan adamın doğum tarihi. apartman dairesinde sıkışmadığı zamanlarda ya da dünyadaki pek çok konferans, tartışma, röportaj ya da diğer kamuya açık alanlarından birine seyahat ederken şehrin sokaklarında yürürken görülebilir. Bu yüzden memleketini ve ülkesini uluslararası entelektüel haritaya koymak için çok şey yapan insanın 70. doğum gününü onurlandırıyorum. Vse najboljse, Bay Zizek ve geri kalanınız için - semptomlarınızın tadını çıkarın! 生日快乐。

at üzerinde kadın kütüphaneciler

indolentexistence
1930'larda, izole edilmiş topluluklarda yaşayan birçok insanın, çocuklarına iyi bir eğitim alması için mesleklere çok az erişimi vardı. Kentucky'de, kitaplarını ve okuma malzemelerini tek bir erişimden okuyabilecekleri dağcı topluluklar, at sırtındaki kadın kütüphaneciler.
Başkan Franklin Roosevelt, 1930'ların Büyük Buhranı çözmenin bir yolunu bulmaya çalışıyordu. Amerikalıların daha fazla okuryazar olmaları için daha fazla iş bulma şansına sahip olmaları için Pack Horse Library Initiative'i yarattı.
Bu kütüphaneciler çamurlu derelerden ve karlı tepelerden geçerek sadece bu izole edilmiş alanlardaki insanlara kitap sunmak için maceraya gireceklerdi.
At sırtındaki kütüphanecileri çoğunlukla kadınlardan oluşuyordu. Bu kadınlar da halk tarafından yerel olarak tanınmak zorundaydı, yoksa dağlarda yaşayanlar onlara güvenmezdi.
Kural, kitapların teslim edileceği ilçelerde kütüphanelerin bulunması gerektiğiydi. Yerel okulların birçoğu, gazete, dergi ve kitap gibi literatürü bağışlayarak bu çabaya katkıda bulundu.
At sırtındaki bu maceracı kadınlar, arazi veya hava koşullarına bakılmaksızın, belirli bir hafta içinde 120 mil kadar süreceklerdi. Bazen, hedefleri çok uzak ve atların gitmesi için zor bir yerdeyse, seyahatlerini yürüyerek bitirmek zorunda kalacaklardı.

1943'te atlı kitap teslim programı sona ermişti, çünkü istihdam II. Dünya Savaşı sırasında fırladı.

zenginsozluk.com/foto

yeni zelanda'da gerçekleşen cami saldırısı

indolentexistence
Yeni Zellanda'da bir terörist tarafından yapılan çirkin saldırıdan sonra, bizim devletimizin gösterdiği tepki;
Teröristi asın, yapamazsanız biz cezasını veririz,
İstanbulu Konstantinopolis yaptırmayız,
Dedeleriniz gibi sizi de tabutla geri göndeririz şeklinde oldu.
Onlar ise ;
Radyo ve televizyonlarından ezan yayını,
Namaz kılanlarınn arkasında insandan koruma duvarı oluşturma,
Başbakanın ölen müslüman ailelerinden gözyaşları ile özür dilemesi ile cevap verdiler.

soy ağacı

indolentexistence
neden atalarımızı bulmak zorunda hissederiz? soy ağacımızdaki isimler, yalnızca isimden ibarettir. buna rağmen, onlara karşı hissettiğimiz yakınlık çok güçlüdür. köklü bir geçmiş bizi daha mı güvende hissettirir? ya soy ağaçlarımız asmalar gibi çağlar boyu amaçsızca sarmalanmışsa? doğrusu, hepimiz akrabayız. aile ağacınızın geçmişine ne kadar inmenize bağlı. aslında, hepimizin damarındaki kan ortak.

carl sagan

indolentexistence
"Kozmos" yazarı olarak ünlenen bilim adamı. benim dikkatimi daha çok "Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim." adlı 1986'da yayınlanmış kitabıdır. bize çevirisi 2017'de geldi. geçtiğimiz günlerde ajanslardan bir haber düşmüştü hani, uzaydan radyo sinyalleri alındı diye. Carl Sagan, bunların alınabileceğini ta 1986 yılında yazmış. Ve bu mesajların nasıl bir şey olacağına dair bilimsel akıl yürütmeler yapmış sayfalarca...

Sagan'ın kitabını da alın okuyun. Sagan'a ayrica katılmamak elde değil, bilime tapınmak konusunda. Katıldığımı da Nietzche'nin alıntısıyla desteklemek isterim. Diyor ki: "Bilimin nihai gayelere uygun izani yoktur." Ona göre sorun, birçok insanın bu sınır farketmemesi ve bu sebeple tanrısız çağın objektif değeri olarak görüp tıpkı bir din gibi ona tapınmalarıdır. Nietzche'den çıkarımım şu ki; bilginin kendisine de karşı eleştirel düşünmeye cesaretlendirmiştir. Dediği gibi "insanlık bilgiye hizmet etmemelidir! Bilgi insanlığa hizmet etmelidir." Bilim dünyayı açıkladığını söyler, oysa sadece tanımlar. Açıklasa bile bunun arkasındaki nedenler konusunda hala bilgisiziz. Amacım elbette din lehine bilimi eleştirmek değildir. Boşalan alanları bilim ile doldururken bilimi de ayrıca kendi içinde didiklemek gerek.

balut

indolentexistence
ördek embriyosu. filipinlere ait özel bir yemek. canlanmasına yakın yumurta içindeki ördek embriyosu pişirilir. yumurtanın kabuğunu bir kırarsınız, gözünüzün önünde yolunmuş tavuk gibi duran bir ördek yavrusu. Malezya'da amcanın biri pişmemiş balut alıp eve götürmüş, ışık altında ısı sağlayarak embiyoyu yumurtadan çıkıp battik battik yürüyen ördek yavrusu haline getirmeyi başarmıştır. yedim mi? hayır. yanımda yediler ben baktım:)

thy qatarairway dev ortaklık

indolentexistence

zenginsozluk.com/foto25 yıl sonra Katar toprakları su altında kalacak. Uzmanlar onlara yeni topraklar arayın dediler. Katar'ın Türkiye'den satın aldığı topraklar şimdiden o ülkenin yüzölçümünden daha fazla. Katarın tüm varlığını Türkiye'ye çekmek milli bir politika olabilir açıkca tartışılmalı hatta referanduma sunulmalıdır. Thy ve TankPalet gibi milli varlıkların onlara pazarlanması güven verici uygulamalar olabilir. 3 milyon Suriyeliyi yolcu edip 3 milyon nüfuslu Katara vatandaşlık vermek akla uzak gelmiyor.

fall

indolentexistence
omurga başlığında ''biyolojide hayvan sınıflandırmasındaki en üst basamak.'' bir tarif vererek beni gülme krizine sokan yazar. ben gülünce çok sinirleniyorum. bir de okuyup artılayanlar var, size de kucak dolusu sevgiler:(
4 /