confessions

kadin kismisi cok yazmaz

1. nesil Yazar - Harika

  1. toplam entry 406
  2. takipçi 21
  3. puan 5847

işte gidiyorum çeşm-i siyahım

kadin kismisi cok yazmaz
yazarımız keskin nişancının eline sağlık, mahzuniyi çok içten anmış, bize de hatırlattı, ancak söylemeden edemiycem ilk gördüğümde
-işe gidiyorum çektim siyahımı diye okudum iyi mi?
te allaam ya elf gözlerime baktırsam iyi olacak galiba

aşık mahzuninin en sevilen ve bilinen türküsüdür.
ama ben daha çok , bilmem ağlasam mı türküsünü seviyorum , halkının sesi olduğu için. sözleri aşağıda ki gibidir.
Mevlam gül diyerek iki göz vermiş
Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı
Dura dura bir sel oldum erenler
Bilmem çağlasam mı çağlamasam mı

Yoksulun sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi

Mahzuni Şerifim dindir acını
Bazı acılardan al ilacını
Pir Sultanlar gibi darağacını
Bilmem boylasam mı boylamasam mı.

Haa bir de nedense aşık ali nurşaninin oğlu engin nurşaniyi , söylerken tavır olarak aşık mahzuniye benzetiyorum.

regl diye eve alınmayan kadının yaşamını yitirmesi

kadin kismisi cok yazmaz
Nepalde gerçekleşen olay.
Nepal'de eski bir Hinduizm inancı olan “chhupadi” geleneğine dayandırılarak, regl olduğu gerekçesiyle evin dışında uyumak zorunda bırakılan bir kadın, ısınmak için yaktığı ateşin dumanından zehirlenerek yaşamını yitirdi. Jinnews'in haberine göre; sıcaklığın 0 derecenin altında olduğu ülkede yaşanan olayla ilgili açıklama yapan hükümet yetkilisi Tul Bahadur Kawcha, 21 yaşındaki bir kadının ısınmak için ateş yaktıktan sonra dumandan kaynaklı yaşamını yitirdiğini açıkladı. Tul Bahadur Kawcha, 3 ay hapis cezasına ve yasağa rağmen, uygulamanın halen kırsal kesimlerde çok yaygın olduğunu söyledi.

Eski bir Hinduizm inancı olan “chhaupadi”ye göre regl olan ya da yeni doğum yapmış kadınlar “kirli” olarak nitelendiriliyor. Regl döneminde kadınların evde kalmasının tanrıları kızdıracağı ve evlerini kirleteceği iddia ediliyor. Bazı toplumlar regl olan kadınların tecrit edilmemesi halinde bir doğal afetin gerçekleşebileceğini düşünüyor. Kapatılan kadınlara yemek ve süt verilmiyor. Kadınların bir barakayı paylaşmasına izin verilmiyor. Köyden uzağa kurulan barakalar, kışın dondurucu soğuklara, yazın ise çok sıcağa maruz kalabiliyor. Yine regl döneminde kadınların kimlerle görüşeceği, kime dokunabileceği ve nerede uyuyabileceğine sınırlamalar getiriliyor. Bu uygulama nedeniyle şimdiye kadar birçok kadın yaşamını yitirdi. Kadın ölümleri vahşi hayvan saldırıları ve genelde kadınların ısınmak için yaktığı ateşin dumanından zehirlenmesinden kaynaklanıyor. Nepal hükümetinin 2005 yılında yasaklamasına rağmen ülkenin batısındaki kırsal kesimlerde hâlâ bu uygulamanın gerçekleştirildiği biliniyor. Nepal hükümeti ise, uygulamanın tamamen ortadan kaldırılması için çaba göstermemekle suçlanıyor.

filipinler

kadin kismisi cok yazmaz
fakirliğin hakim olduğu, ahlakı yozlaşmanın ise tavan yaptığı(10 dolara 18 altı kadın ticareti yapılıyor, çocuk istismarı almış yürümüş) bir ülkede elbette emek-sermaye çelişkisi derinleşmiştir. elbette hükümet, iktidarı olmasa da kontrolü kaybetmiştir.
filipinler böyle bir ülke. filipin halkı genel olarak iyiliği felsefe edinmiş olmasına rağmen tarihsel olarak sömürünün getirdiği yıkımdan paylarına düşeni almış durumda.istatistik verilere göre dünyanın 39. büyük ekonomisine sahipler ama ekonomi bilişim ve elektroniğe dayalı olunca yabancı sermayeli şirketler ülkede konuşlanıyor ve bu turizmi beraberinde getiriyor, turizm ise fuhuşu.. ne yazık ki asya genel olarak ekonomide güçlenirken(!) toplumsal yaşamda gerileyen unsurlarla dolu bir kıta.

ben herşeye rağmen filipinler deyince , dostum mark ve ailesinin misafirperverliğini, olumlu düşünce yapılarıni ve gülen yüzlerini aklıma getirmeye çalışıyorum.

çomu öğretim görevlisi abdullah akın

kadin kismisi cok yazmaz
çanakkale onsekiz mart üniversitesi ilahiyat fakültesi öğretim görevlisi. öyle öğretim görevlisi deyince bişi sanmayın daha yardımcı doşent.hayır yanlış yazmadım ablası daha doçent olmadı, fekat olmak için ne yapması gerektiğini çabuk öğrenmiş, ve de elinden geleni yapıyor.bakınız mesela oda büyüklerinin izinden gidiyor ve ne kadar omurgasız olduğunu kanıtlamak için asılsız beyanlarda bulunuyor. yeni dönem tarihimizi, daha doğrusu düşman oldukları cumhuriyet dönemi tarihini çarpıtmak için çanakkale'de ve bursa'da genelev ve ahır olarak kullanılan camiler var diyor!!!
benim içimdende bu tür haberleri okuyunca
-lan bir bitmediniz hee!! demek geliyor . bitmediniz gerçekten.

haber aşağıda ahahttp://www.abcgazetesi.com/canakkalede-yaralilarimizi-canli-canli-gomduler-camileri-genelev-yaptilar-80200h.htm

müziğin insan psikolojisine olan etkisi

kadin kismisi cok yazmaz
Adorno demiş ki;
müziğin adları saf ses olarak kurtardığını söyleyebiliriz.
Bense şöyle düşünüyorum;
notalar doğa kadar doğurgan ve eşsiz, birleştiklerinde sadece bir eser ortaya çıkmıyor, onun çarptığı yüzeyde bir başka esere dönüşüyor, sonra onun yarattığı etki bir başka sanata dönüşüyor ve böylece sanat hakikat olma yalanından kurtarılmış bir sihir oluyor.

Muazzam!

eşek şakası

kadin kismisi cok yazmaz
Ben hiç şaka yapan eşek görmedim, o nedenle neden bu kategorideki şakalara bu ad verilmiş bilmiyorum, sanırım insanın tüm canlıların superioru olduğu algısını her alanda yerleştirmek için, bu beni kızdırıyor onçün.

Fakat ilkokuldayken ağabeyim ve halamın oğlu bir akşam ben ders çalışırken evdeki pompalı tüfekle( saçma ile) beni alnımdan vurmuştu. Buna da çok kızmıştım.

Böylesi zararlı ve gülmekte zorlanacağımız şakaları yapan özne olmak ve mahçup duruma düşmek kime fayda sağlar? işte bu da beni üçüncü kızdıran şey...

Ne? Haa evet alnımda küçük bir iz kaldı ehuhe!!

sir anthony hopkins

kadin kismisi cok yazmaz
Şu aşağıda ki videoyu izledikten sonra kendisine büyük saygı duyacağınızı umut ettiğim güzel insan.
evet bir insanı sevmekle başlayacak her şey ama müziği ve sanatı unutmamak gerek derim hep, müzik çok önemli, müzik hayatın kaynağı, müzik kitlesel ve niteliksel değişim. Anthony Hopkins elli yıl önce henüz müzisyenken yazdığı bu waltzi kimseyle paylaşmadığı gibi kendisi de hiç duymamış..taa ki bir gün andre rieu yu dinleyip benim yazdığım waltzi bu adam çalmalı diyene kadar....
sonrası video da, izleyin ama daha çok da dinleyin..

çocuk susar sen susma

kadin kismisi cok yazmaz
çocuk istismarına karşı farkındalık yaratmaya ve çocukları her türlü istismardan korumaya yönelik oluşturulan platforma ait slogan.
-vatanı korumak çocukları korumakla başlar di mi?- koruyoruz he hee
-haksızlık ve adaletsizliklere alışmayacağız!! di mi? -alışmıyoruz he hee

ideolojilerin eksik kaldığı tek konu sanırım çocuk istismarı... insanoğlunun bir yanının her duruma müsait olduğu gerçeği karşısında ne kadar naif kalmışız ki bu konuda düzgün bir politikamız , yasamız ve ceza uygulamamız dahi yok.

illa başka türlü mü olmalı?

kardak krizi

kadin kismisi cok yazmaz
Bindokuzyüzdoksanbeş yılında yaşanan askeri ve diplomatik kriz.ehuhe böyle tanımlayınca komik oluyor. O dönem yavuz fırkateyninde çalışan sevgilime surduyduk
-Nooldu olm?
- Hiç işte gittik karaya oturan gemiye müdahale eden gazala müdahale ettik.
-Eee sonra nooldu?
- Gazalı ikiye bölmüşler işte gaz ve al olarak, aldık getirdik!!

burçak tarlası

kadin kismisi cok yazmaz
1899-1963 yılları arasında yaşamış bir türk halk müziği sanatçısı ve derlemecisi olan Muzaffer Sarısözen'e ait türkü.Muzaffer hoca Sivaslı ancak türkümüz tokat türküsü.
Sözleri şöyle ;
Sabahtan kalktım ki ezan sesi var
Ezan da sesi değil yar yar burçak yası var
Bakın şu adamın kaç tarlası var

Amanın kızlar ne zorumuş burçak yolması
Burçak tarlasında yar yar gelin olması
Eğdirme fesini yar yar kalkar da giderim
Evini başına yar yar yıkar da giderim

Sabahtan kalktım da sütler pişirdim
Sütün de köpüğünü yar yar yere taşırdım
Burçak tarlasında aklım şaşırdım

Amanın kızlar ne zorumuş burçak yolması
Burçak tarlasında yar yar gelin olması
Eğdirme fesini yar yar kalkar da giderim
Evini başına yar yar yıkar da giderim

Elimi salladım değdi dikene
İntizar eylerim burçak ekene
İlahi kaynana ömrün tükene

Amanın kızlar ne zorumuş burçak yolması
Burçak tarlasında yar yar gelin olması
Eğdirme fesini yar yar kalkar da giderim
Evini başına yar yar yıkar da giderim

türkünün kardeş türküler tarafından yorumlanmış versiyonunu da buraya bırakalım;


Burçak tarlası ne menem bişeydir diyenler için de şuaraya bir burçak tarlası görüntüsü bırakalım

zenginsozluk.com/foto

ukdeyi veren: sos

kitsch

kadin kismisi cok yazmaz
Kitsch'in sözlük tanımı ;
var olan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak, ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir. Bu terim ayrıca, kibirli ve bayağı bir tada sahip şeylere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal, rüküş ve sıkıcı ürünlere gönderme yaparken de kullanılır.
Bana göre kitsch tatlı bir günahtır.
kitsch çirkinin içinde ki şiiri görebilmektir.
kitsch çocukça zevkler alabilmektir.
kitsch yerleşik zevke ve sıradanlığa cevaptır.
teyzelerin ev oturmasına giderken götürdüğü rugan terliktir.
beylerbeyi tünelinin beyaz fayansla kaplı duvarlarıdır.
kitsch kenarları yakılmış kraft kağıdına yazılmış özdemir asaf şiiridir.
kitsch asla vazgeçilmeyen ve gelecek yüzyıla da varlığı laz müteahhitler tarafından baki kılınacak olan kartonpiyer tavandır.
kitsch televizyon üzerine konulan dantel örtüdür.
kitsch renkli camdan yapılmış meyve tabağında duran bal mumu meyvelerdir, her zaman ısırmak istemişsindir.
kistch dayanamayarak ısırdığın o meyvenin ağzında bıraktığı kekremsi tattır.
balkonda annen getirip astığı için duran makrome çiçekliktir.
kimbilir hangi deniz kıyısında bulduğun ve sana eski bir hikayeyi anlatan tuzlu deniz kabuğudur.
kitsch sana birşeyleri hatırlattığı için giymeye devam ettiğin kilim desenli kazaktır.

queen

kadin kismisi cok yazmaz

ingilizlerin sanatın kitleleri en kolay etkisi altına alabilen dalı olan müzikte ne kadar ileri olduğunun kanıtı bir müzik grubu. tarihçesini yazmayacağım , zaten herkes biliyordur.

grubun tüm şarkıları içinde bohemian rhapsody benim için en anlamlı şarkıdır.ne zaman dinlesem aklıma hep uyuşturucudan vazgeçiremediğim için umumi bir tuvalette altın vuruşla hayatını sonlandıran kadim dostum serra gelir...bizim dışımızda birileri daha sesini duymak isteseydi onun için de her şey çok güzel olabilir , bağımlılığından kurtulabilir ve daha farklı bir hayat yaşayabilirdi.

sHe's just a poor girl from a poor family,
Spare her life from this monstrosity
Easy come, easy go,will you let me go
Bismillah! No, we will not let you go

Ona hep şarkının bu kısmını söyler ve seni hiç bırakmayacağım derdim... Oysa O beni bıraktı!

Bunları okuduktan sonra şarkıyı dinlemek isteyen için;

sigarayı bırakmak

kadin kismisi cok yazmaz
Dayım sigaraya bağlı şiddetli üç damar hastalığı nedeniyle iki kez kalp krizi geçirdiğinde doktor dedi ki;
-ameliyat olmanız gerek
hiç unutmam dayım cebindeki sigara paketine vurarak dedi ki;
-bu mereti içebileceksem ameliyat edin beni yoksa hiç uğraşmayın
Ameliyat oldu.sigaraya yeniden başladı.sadece beş yıl yaşadı. beş yaşındaki oğlu ölümüne tanık oldu.

Sigarayı bırakmak size birden fazla fayda sağlar.

müslüm gürses

kadin kismisi cok yazmaz
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilüfer
Sevgisizliğine bir kalp verdim

Böyle sözleri olan bir şarkıya ses olmuş, şarkının kendisi olmuş, belki siz olmuş,belki biz olmuştur.

Hakkında tek kötü söz söylemem, günahı da sevabı da onundur ama ayda bir şarkılarının tozunu alırım.

lizz wright

kadin kismisi cok yazmaz
Abd li 1980 doğumlu, jazz,r&b ve gospel şarkıcısı.evet o da kiliseden gelme.
İlk albümünü 2003 yılında "salt" ismiyle çıkardı.

Liz wright o gün bugündür bıkmadan dinlediğim kadın vokallerin başında gelir. Çünkü hem beste hem yorumculuk konusunda asla yerinde saymadı ve hep en samimi haliyle şarkı söyledi.
Salt albümü bence tüm şarkıları çok güzel olan albümlerden .merak edenler için ;

hasan hüseyin korkmazgil

kadin kismisi cok yazmaz
ahhh en sevdiğim şair!!
güzeller güzeli eşi azime hanımın ısrarı ile yazdığı aşk şiiri ile bende kimsenin erişemediği bir yere ulaşmış en samimi en komik şair

Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Çünkü aşk şiirden önce gelir sende
Oysa şiir önünde gitmelidir herşeyin

Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Çünkü aşk kavganın içindedir
Çünkü sen içindesin kavganın

Elmayı kokusundan
Güvercini biçiminden soyutlamaktır
Yaşamak denilen kavagyı aşksız düşünmek

Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Çünkü sen
Gagasından tutup kuşu
Öt kuşum öt kuşum demiyorsun
Çünkü sen
Yedirip çiçekleri ineğe
Koklayıp gerisini ineğin
Kok çiçeğim kok çiçeğim demiyorsun

Öpüşmek başka şeydir yiğidim
Öpüşmeyi düşünmek başka
Sevişmek başka şeydir güzelim
Sevişmeyi düşünmek başka

Sende yaprak -iki gözüm-
Sende yıldız -yürek sızım-
Sende su
Sende bu dört boyutlu kaçma tutkusu
atlıkarıncadan geceleyin
Bakmaktır lunaparka

Sen aşk şiiri yazamazın Hasan Hüseyin
Çünkü sen ilkyaz yağmurlarında çırılçıplak
Dolaşır gibi sıcak morlarda
İçer gibi morları
Düşer gibi morlara
Yaşarsın aşkı iliklerinde

Çünkü sen iki düşman ucun bileşkesisin
Acısısın kavuşmanın
Ayrılmanın sevincisin
Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin

Çünkü aşkın kendisidir şiirin
Oysa sen
Oysa aşk
Oysa sen
Sen
Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin

damacana

kadin kismisi cok yazmaz
Tam da çay demlemek istediğimde dibinde kalan az miktarda ki suyu pompalayamadığım için, düzeneği kapaktan ayırarak çaydanlığa doğru eğdiğim ve o az miktarda ki suyun bir kısmını illa dışarıya döktüğüm su kabı.

Hep mi bana denk gelirsin arkadaş yahu!!!

ince hastalık

kadin kismisi cok yazmaz
Ülkemizde görülen endemik( yaygın bulaşıcı) hastalık listesinden kısa bir dönem çıkarttığımız hastalık..sonra işte bu tarikatlar çıktı aşı günahtır dedi birileri çıktı aşıyla genetiğimizi bozuyolar dedi çocuklara aşı yaptırmayı bıraktı anneler, tedaviyi yarım bıraktı hasta olanlar vs derken yeniden listeye alındı.

Halbuki tedavisi o kadar kolay ki

orta yaş sendromu

kadin kismisi cok yazmaz
İki yaş sendromu bronz
onüç yaş (puberte) sendromu gümüşse
orta yaş sendromu altın bence.
iki yaşta anneden ve onun güven dolu dünyasından, en önemlisi memesinden ayrılıyorsun.
onüç yaşta dış dünya olmadan bir hiç gibi hissediyorsun.aidiyete geri dönmek istiyorsun
orta yaş ise dış dünyayı siktiretdip iç dünyana yöneldiğin bir dönem.

iki yaşta annenin dünyasından ayrılıp babayı, eşyaları, odaları, sokakları keşfediyorsun.
onüç yaşta erkekleri,kızları, öpüşmeyi keşfediyorsun
orta yaşta ise kendi ihtiyaçların ve duyguların olmadan , dengeni bulmadan bir adım bile atılmayacağını görüyorsun.


keşke orta yaş sendromunu ilk önce yaşasak...

zengin sözlük

kadin kismisi cok yazmaz
An itibariyle sadece benim online olduğum sözlük.
İtibariyle sadece benim online olduğum sözlük.
Bariyle sadece benim online olduğum sözlük.
Yle sadece benim online olduğum sözlük.
Sadece benim online olduğum sözlük.
Dece benim online olduğum sözlük.
Benim online olduğum sözlük.
Nim online olduğum sözlük.
Online olduğum sözlük.
Line olduğum sözlük.
Oldugum sözlük.
Luğum sözlük.
Ğum sözlük.
Sözlük.
Lük.
Lükh.
Lükhh.
Bomboş olunca eko yaptıysa demek,

pavyon

kadin kismisi cok yazmaz
Fransısçadan dilimize girmiş bir kelime.
Mimari de Köşk ya da bir yapının aynı bahçe içinde yer alan binalarından her biri,
Tıp biliminde fallop borusunun karın zarı peritona açılan ağzı
Toplumsal alanda ise müzikhol, müzikli eğlence yeri
Gibi pek çok anlamı olan kelime.

haşlanmış yumurta

kadin kismisi cok yazmaz
kediler için çok önemlidir, onların yiyebilmeleri için yumurtanın muhakkak haşlanmış olması gerekir, rafadan ya da çok katı farketmez. çiğ yumurta vermeyin yeter zira çiğ yumurta demirin tutulmasını engelliyor ve kedilerde çok ciddi rahatsızlıklara zemin olabilecek kansızlığın gelişmesine sebep oluyor.

hamileyken çok çiğ yumurta yedirilen bir anneden olan şu üç güzel yavrumu bu yüzden kaybettim...

zenginsozluk.com/foto

albert camus

kadin kismisi cok yazmaz
kendisini varoluşçu bir filozof olarak görmediğini aşağıda ki ifadesinden çok net anlıyoruz;

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: İntihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir"

edip cansever

kadin kismisi cok yazmaz
Çağrılmayan yakup şiiri var ki yalnızlığa adını unutturur.

İlk kısmı burada bak;

Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım
Ben, yani Yakup, her türlü çagrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun "Yakup!" diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım
Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
Sonra bir güzel yıkanayım da.
Ben size demedim mi.

Evet, kurbağalara bakmaktan geliyorum
Sanki böyle niye ben oradan geliyorum
Telaslı, aç gözlü kurbağalara
Bakmaktan
Bilmiyorum
Bilmiyorum, bilmiyorum
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Bazen karıştırıyorum ya, çok uzun bir gündü
Sonra bu çok uzun günün sıcak bir günü
Kediler kırmızı alevler halinde koşuyordu
Onlar işte hep boyuna koşuyordu
Birileri çıkıyordu ordan burdan

Hiç çıkmamak halinde ve olgun
Birileri çıkıyordu
Geceden kalma bir lamba yanıyordu, açık
Bir pencerenin sokağa doğru içinde
Bu uyum korkunçtur Yakup!
Yakubun olması korkunçluğudur bu
Dünyanın insana doğru içinde
Yakup, Yakup!
Burdayım, yani ben.. evet, geliyorum
Lambayı söndürmesinler, geliyorum
Siz bütün lambaları yakın, evet
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Ve kendine bilinmeyenler yaratan Yakubum ben, iyi ya
Durduğum bir gündü, diyorum, bütün ilgiler sizin olsun
Her türlü bir şeyler sizin olsun, ben artık
Hep böyle istiyorum, ayıp degil ya
Durduğum bir gündü, diyorum, yüzümü göğe doğurduğum
Bir gündü ve yaşar gibi kaldığım bir yaşama içinde
Ve yollarda ölü baykuşlar bulduğum
Bir ölünün günü boyayan renginde
Çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar
Kayalardan dondurmalar sorduğum
Ben, yani Yakup, Yakubun hiç çağrılmamış şekli
Kim bilir ne diyordum
(Kim bilir ne diyordu bir baykuş yaratıldığına
Bir baykuş tarafından
Ve bütün baykuşlar o bütün baykuşların arasında ne oluyordu
Ben ne oluyordum.)

Bütün iskemleler ağır ve hastalıklı
Bir gidip bir geliyordum kendime aptallaşarak
Bunu Yakup söyledi
Dedi ki, çünkü herkes Yakubu yaşıyordu, bense
Çöllerden ve kızgın güneşlerden icatlar yapıyordum
Kızgın kağıtların üstüne
Ve alevler halinde dünya bana dokunuyordu
Ve ayakta soğuk bir bira içmiş kadar bir anlamım oluyordu bazen
Ölüyordu ve bir de
Bir otobüse bindiğim, biletçinin bilet bile kesmek istemediği ben
Kendimi koruyordum
Bunu bana Yakup söyledi
Öyle bir Yakup ki bu, onca din kitaplarının sözünü bile etmediği
Kimsenin sözünü bile etmediği bir Yakup
Ben
Bunu hep biliyorum
Bunu hep biliyorum ve işte
Özgürüm, cezasız duruyorum.

çukur

kadin kismisi cok yazmaz
Giderek enteresanlaşan bir dizi.
Felsefi açıdan her akımı görebiliyorsun karakterlerde. kimi faydacı,kimi varoluşçu, kimi kaderci, kimi hedonist,
Kimi öznelci fakat her biri ayrı hikaye.
Psikolojik açıdan ise kurban-kurtarıcı-zorba üçgeni, geçmişin kefaretini şimdiye ödetme, bağımlılıklar, zaaflar, arayışlar havada uçuşuyor.
Ahlak,yaşam,çelişki,aşk,mücadele,erdem,hayatta kalmak... Tüm konular incelikli olmasa bile gerçekliğin tozunu alıp daha görünür kılmak için trajediye çok saplanmadan işleniyor.

Ben merakla izliyorum.

marketteki temizlik malzemelerini koklayarak almak

kadin kismisi cok yazmaz
Güzel kokmak- karşımızdaki tarafından beğenilmek endişesi- özellikle kadınlar için arkaik korkulardan değil tam tersi modernizm ile gelişen bir davranış biçimi sanırım.( çelişki burada başlıyor, koku geçince duygu da gidiyor demek) Bu da kokuyla sağlamcı bir ilişki, bir kodlama getiriyor günlük hayata.
Evimizin, bedenimizin ve o çok yatırım yaptığımız için önemli hale getirdiğimiz eşyalarımızın "temiz" kodlanması için güzel kokulu kimyasallar( çelişki derinleşiyor mu ne)arıyoruz.
Marketlerde ki temizlik malzemelerini koklayışımız ondan dolayı sanırım.