confessions

kadin kismisi cok yazmaz

1. nesil Yazar - Tatlı

  1. toplam entry 248
  2. takipçi 15
  3. puan 3095

ahmet faruk özdemir

kadin kismisi cok yazmaz
işte bir annenin kendi esas duygularını fiilen bastırması sonucu iletişim kuramadığı ve gereksinimlerine karşılık veremediği çocuğunun varoluşunu daha en başında nasıl engellediğini gösteren en güzel örnek; var olamayışından gelen korkularını şiddet, kadını ezerek güç sağlama ve sapkın cinsel eğilim benzeri zulümle bastırarak hayatta kalmaya çalışan bir zavallı.
toplum böyle erkekler yetiştiren anneleri yetiştirmeye devam ediyor, ne acı...

kendini fark etmek

kadin kismisi cok yazmaz
arno gruenin kitaplar dolusu açıklamaktan bıkmadığı konu.kendisini öleceğim güne kadar aralıksız seveceğim bu denli açık yürekli olduğu için.
İnsanın kendilik entegrasyonunun temelini oluşturan iki unsur;sevgi ve güç ile ilişkisinin, kendinin farkına varma/kendini gerçekleştirme yolculuğunda ne kadar önemli olduğunu kavramak sanırım iyi bir başlangıç olur.
Kendinin farkına varmak, önce gerçek duygu dünyamızla, sonra başkaları ile duygudaşlık kurmayı tecrübe etmekten geçer.

türkiye'nin en büyük sorunu

kadin kismisi cok yazmaz
özerkliğin kazanılamaması üzerine teorilendirilen kavramlardan biri de soyutlamadır, ve soyutlama çaresizliği zayıflığa eşdeğer tutan anlayıştır. Bizi içten içe utandıran zayıflıkla yargılar.dolayısı ile de sadece soyutlama yoluyla kendi zayıflıklarımızdan korkmayız.Bir örnek verecek olursak ;
Yer amerika birleşik devletleri
dönem ekonomik krizin ilk yılları, başkan nixon dönemi.
Washington eyaletinin spokane kentinde uçak sanayiindeki işlerini kaybeden çoğunluğunu mühendislerin oluşturduğu işsizlerle söyleşi yapılır.kuyrukta işsizlik parasının ödenmesini beklerken, en büyük sorunlarının ne olduğu sorulur.Neredeyse tümü "busing" yanıtını verir. Busingin anlamı siyah çocukların otobüslerle beyaz mahallelerdeki okullara ulaştırılmasıdır.
Böylesi zayıf durumda olan işsizlerin kendi çaresizliklerini itiraf edememeleri ve başka yerde kurban aramaları kaçınılmazdır.

O nedenle bu çok güzel sorulardan birine kendinize uyarlamanızı ve kendinize denk gelen gerçek gereksinimleriniz-düşünceleriniz çerçevesinde cevap vermenizi çok isterim.

nihat zeybekçi

kadin kismisi cok yazmaz
üniversitelilerin ucuz iş gücü haline gelmemesini “büyük bir yanlışlık” olarak niteleyen ekonomi bakanı.
hemen ardından müjdeyi vermiş:
Yok kardeşim devlette böyle bir kadro. Bu milletin kaynaklarının ve imkanlarının emanetçisi olarak söylüyorum, devlette böyle bir kadro yok. Bu ülke Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği o muasır medeniyetler seviyesine yürüyecek ise bırak namerde, merde dahi muhtaç olmayacak günlere yürüyecek ise bunu özel sektör eli ile yapacak, devlet eliyle değil.

çukur

kadin kismisi cok yazmaz
Giderek enteresanlaşan bir dizi.
Felsefi açıdan her akımı görebiliyorsun karakterlerde. kimi faydacı,kimi varoluşçu, kimi kaderci, kimi hedonist,
Kimi öznelci fakat her biri ayrı hikaye.
Psikolojik açıdan ise kurban-kurtarıcı-zorba üçgeni, geçmişin kefaretini şimdiye ödetme, bağımlılıklar, zaaflar, arayışlar havada uçuşuyor.
Ahlak,yaşam,çelişki,aşk,mücadele,erdem,hayatta kalmak... Tüm konular incelikli olmasa bile gerçekliğin tozunu alıp daha görünür kılmak için trajediye çok saplanmadan işleniyor.

Ben merakla izliyorum.

edip cansever

kadin kismisi cok yazmaz
Çağrılmayan yakup şiiri var ki yalnızlığa adını unutturur.

İlk kısmı burada bak;

Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım
Ben, yani Yakup, her türlü çagrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun "Yakup!" diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım
Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
Sonra bir güzel yıkanayım da.
Ben size demedim mi.

Evet, kurbağalara bakmaktan geliyorum
Sanki böyle niye ben oradan geliyorum
Telaslı, aç gözlü kurbağalara
Bakmaktan
Bilmiyorum
Bilmiyorum, bilmiyorum
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Bazen karıştırıyorum ya, çok uzun bir gündü
Sonra bu çok uzun günün sıcak bir günü
Kediler kırmızı alevler halinde koşuyordu
Onlar işte hep boyuna koşuyordu
Birileri çıkıyordu ordan burdan

Hiç çıkmamak halinde ve olgun
Birileri çıkıyordu
Geceden kalma bir lamba yanıyordu, açık
Bir pencerenin sokağa doğru içinde
Bu uyum korkunçtur Yakup!
Yakubun olması korkunçluğudur bu
Dünyanın insana doğru içinde
Yakup, Yakup!
Burdayım, yani ben.. evet, geliyorum
Lambayı söndürmesinler, geliyorum
Siz bütün lambaları yakın, evet
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Ve kendine bilinmeyenler yaratan Yakubum ben, iyi ya
Durduğum bir gündü, diyorum, bütün ilgiler sizin olsun
Her türlü bir şeyler sizin olsun, ben artık
Hep böyle istiyorum, ayıp degil ya
Durduğum bir gündü, diyorum, yüzümü göğe doğurduğum
Bir gündü ve yaşar gibi kaldığım bir yaşama içinde
Ve yollarda ölü baykuşlar bulduğum
Bir ölünün günü boyayan renginde
Çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar
Kayalardan dondurmalar sorduğum
Ben, yani Yakup, Yakubun hiç çağrılmamış şekli
Kim bilir ne diyordum
(Kim bilir ne diyordu bir baykuş yaratıldığına
Bir baykuş tarafından
Ve bütün baykuşlar o bütün baykuşların arasında ne oluyordu
Ben ne oluyordum.)

Bütün iskemleler ağır ve hastalıklı
Bir gidip bir geliyordum kendime aptallaşarak
Bunu Yakup söyledi
Dedi ki, çünkü herkes Yakubu yaşıyordu, bense
Çöllerden ve kızgın güneşlerden icatlar yapıyordum
Kızgın kağıtların üstüne
Ve alevler halinde dünya bana dokunuyordu
Ve ayakta soğuk bir bira içmiş kadar bir anlamım oluyordu bazen
Ölüyordu ve bir de
Bir otobüse bindiğim, biletçinin bilet bile kesmek istemediği ben
Kendimi koruyordum
Bunu bana Yakup söyledi
Öyle bir Yakup ki bu, onca din kitaplarının sözünü bile etmediği
Kimsenin sözünü bile etmediği bir Yakup
Ben
Bunu hep biliyorum
Bunu hep biliyorum ve işte
Özgürüm, cezasız duruyorum.

sunay akın

kadin kismisi cok yazmaz
Şair. Yazar. Gazeteci. Tiyatro oyuncusu. Ve daha pek çok gelişmiş yeteneği olan bir er kişi.

Fakat hakkında ben de olan bilgilerin içinde en çok şu hoşuma gidiyor;

Bi arkadaşım onu çok uzun bir süre suna yakın isminde bir kadın sandı.
Gerçeği söylemedik kendisine çünkü bu denli hoş ve masum bir yanılgıyı bünyesinde bir tek o günaha girmeden taşıyabilirdi.

Sonra öğrendi tâbi...

abc haber

kadin kismisi cok yazmaz
yayınladıkları şu haberi başka bir yerde göremeyeceğiniz haber kanalı.
http://www.abcgazetesi.com/gericiler-bulusmasinin-ayrintilari-ortaya-cikti-iste-tarikatcilarin-yeni-kararlari-83157h.htm
cemaat ve tarikat liderleri bir araya gelerek, gelecek endişelerini paylaşıyorlar.
son zamanlarda iktidarın ağzından "dinde reform" tehlikesi çanları çalıyor ya, halkın sırtından indirilmek istemeyenler nasılda bir çıkar ortaklığına girmişler ...

albert camus

kadin kismisi cok yazmaz
kendisini varoluşçu bir filozof olarak görmediğini aşağıda ki ifadesinden çok net anlıyoruz;

"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: İntihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir"

kötülük problemi

kadin kismisi cok yazmaz
alıntı------------
Hannah Arendt, Yahudi kökenli bir Alman yurttaşı olarak II. Dünya Savaşı sürecinde Nazilerin güttüğü antisemitist siyasete ve Yahudi soykırımına tanıklık etmiş ve bütün bu olup bitene bir anlam verme gayretiyle kötülük problemi üzerine odaklanmıştır. Arendt'e göre, Naziler yalnızca Yahudilere değil bütün insanlığa karşı suç işlemiştir. Bu ise ahlâki anlamda kötülüğün ta kendisidir. Kötülüğün sebebini ortaya koymaya çalışan Arendt, Nazilerin işlediği suçların geleneksel kötülükten farklı olduğunu ve insanca anlaşılabilir sebeplerle açıklanamayacağı sonucuna varmış, bu yeni suç türünü “radikal kötülük” olarak adlandırmıştır. Sonrasında ise eski Nazi subayı Adolf Eichmann'ın işlediği savaş suçları nedeniyle Kudüs'teki yargılanma sürecine gözlemci sıfatıyla katılmış ve bu dava sürecinde kötülüğe ilişkin yeni bir açıklama geliştirerek “kötülüğün sıradanlığı” kavramını ileri sürmüştür. Bu bağlamda, kötülüğün kaynağı “düşünce yoksunluğu” eş deyişiyle “fikirsizlik”tir
alıntı----------

hümeyra

kadin kismisi cok yazmaz
en sevdiğim kadın şarkıcı. iyi ki var, ondan öte yol yok.
bir de vedat sakman'ın şu şarkısı var, hümeyra'nın yorumuyla, hatta sözlerini de ekleyelim :
Odalar koridorlar
dikenler ihanetler
sözcükler öğretiler
yalanlar yanlışlar aldatmalar
elde silahlar bayraklar
günahlar yargıçlar kavramlar
silah sesleri alarm var

bu dünyada bir de benim yüreğim var
Bir de kuşlar renkli çiçekler
Doğan güneş toprak rüzgarlar
Sakin sular göller denizler
Ovalar dağlar ormanlar
Bir de bunlar var
Bu dünyada bir de benim yüreğim var

Odalar koridorlar
Dikenler ihanetler
Sözcükler öğretiler
Yalanlar yanlışlar aldatmalar
Bir de buğday ve tırtıllar
Kuyulardan su çekenler
Yamaçlarda kaval çalanlar
Gençler şarkılar türküler
Birde bunlar var
Bu dünyada bir de benim yüreğim var

muhsin yazıcıoğlu

kadin kismisi cok yazmaz
acaba ideolojiler söylendiği gibi hepimizi körleştirmiş olabilir mi? ya da aşağıda ki şu haber de körleşme ürünü olabilir mi? linki aşağıda, isterseniz bakabilirsiniz, ben metni de kopyaladım hemen okumak istersiniz diye:

Akşam gazetesine konuşan Arif Sağ “Ökkeş Şendiller'e can borcum varmış. Bunu söylemek abes, ayıp. Hayat kurtarmak insanlık görevidir. Benim can borcum varsa Madımak'ta katledilen 37 kişinin canlarını kim ödeyecek? 40 kişi kurtarıldı diye, can veren 37 kişiyi yok mu sayalım?
Şendiller diyor ki, 'Benim talimatımla BBP binasına aldılar'. Kendisi itiraf ediyor. O talimat vermese bizi almayacaklar. Kaldı ki, BBP'nin balkonuna düşünce, eşime ve bana küfürler edildi. 'Ne işiniz var burada' denildi, sonra içeri aldılar. Şimdi sıkılmadan ortaya çıkıp, 'Benim talimatımla canını kurtardı' diyor. İnsanlık görevini yerine getirmek için talimata gerek yoktur. Ben sokakta düşsem gelip yardım etmez misiniz” dedi.
Arif Sağ sözlerini, “Olay ayrıca Şendiler'in anlattığı gibi olmadı. Muhsin Yazıcıoğlu ile bir telefon konuşması da gerçekleşmedi. Sivas'ın bir bölümü canımızı aldı, bir bölümü canımızı kurtardı. Çalıştay, Alevilerin isteklerinin dile geldiği bir yer. O zaman biz de birini çağıralım Maraş'ı, Malatya'yı anlatsın. Şendiller'in orada ne işi var diyorum” diyerek sürdürdü.
https://www.ntv.com.tr/turkiye/arif-sag-sendillere-can-borcum-yok,BMZGK-HbRkK3zKhU6YNvCA

muhsin yazıcıoğlundan bir kahraman yaratmaya gerek yok. çünkü onlardan çok var. benimsediği şeyler uğruna öldürülmüş olduğuna inanmak sizin tercihiniz. ya da bir tetikçi olduğu için ölmeyi hak ettiğini düşünmekte serbestsiniz. oysa aslolan hayat ve insanın üretkenliği. aslolan sanat, aslolan insan.

leyla

kadin kismisi cok yazmaz

İbrahim Tenekeci şiirinde leyla şöyle çıkıyor karşımıza

zar tutuyorsun ey hayat bu kacinci sevgili
yanlis ata oynamisim gozlerim oyle dedi.

pir pir diye ses cikardi yururken yuregimden
denizleri sulardim tozmasin diye deniz
sporu cok severdim cicege yem vermeyi
kuslara binerdim ve kacardim basindan
bak buraya yaziyorum diye milyar kelimeyi
ziyan eden de bendim hem de hic sikilmadan.

guzeldim de galiba bunu nasil soylesem:
eline saglik Tanrim leyla cok guzel olmus
Tanrim eline saglik dunya da cok guzel olmus
keske biraz olmesem.

müziğin insan psikolojisine olan etkisi

kadin kismisi cok yazmaz
Adorno demiş ki;
müziğin adları saf ses olarak kurtardığını söyleyebiliriz.
Bense şöyle düşünüyorum;
notalar doğa kadar doğurgan ve eşsiz, birleştiklerinde sadece bir eser ortaya çıkmıyor, onun çarptığı yüzeyde bir başka esere dönüşüyor, sonra onun yarattığı etki bir başka sanata dönüşüyor ve böylece sanat hakikat olma yalanından kurtarılmış bir sihir oluyor.

Muazzam!

22 mart 2018 doğan medyanın satılması

kadin kismisi cok yazmaz
devlet aygıtının doğru işletilmesi neden bu kadar önemlidir görüyoruz:
akp iktidarı cumhuriyet tarihinin türkiye için belirlenen emperyalist politikayı en etkin şekilde yürütmeyi başaran tek hükümeti oldu! kabul etmek gerek...
her alanda örgütlenmesini tamamlayan ve söz hakkı doğan akp iktidarı için mutlak güç olmak an meselesi. o nedenle en özgürlükçü , en demokrat hatta en kemalist , en ulusalcı , en dindar , en üretici, en politik hükümet!

bu konuda marxa da kızgınım politikadan felsefeyi söküp attı.körleşmeye neden oldu ya neyse , o ayrı bir konu!

iktidarların işine gelen her türlü yanılsamanın sözde aydın kesim üzerinden topluma empoze edildiğini bilmemiz bize çok şey anlatabilirdi ancak bu gerçeği görmezden gelerek savrulduk durduk.bu da bizim zaafımız olsun, şimdi bedel ödeme vakti.

bak mesela şimdi yazacağım cümle benim de hala aynı yanılgıyla hareket ettiğimin göstergesi: medya tekelleşmesinden çok merdan yanardağ ve emre kongar gibi sözde aydınların bugün çıkıp : olanları görüyorsunuz, telebirin yaşamasını sağlayın demesi bana daha aşağılık geliyor, çünkü bu sözlerde dirençli olmamanın ezikliği yok, ezici güce eklemlenen bir fırsatçılık var.

doğan,bayraktar, şahenk, koç,sabancı, demirören, ağaoğlu ,altan kardeşler, yanardağ, kongar,selvi, karatay,bahçeli, kılıçdaroğlu ,akşener ve diğerleri biz öyle görmek istemesekte aynı taraftalar.


0 /