confessions

kadin kismisi cok yazmaz

1. nesil Yazar - Harika

  1. toplam entry 406
  2. takipçi 21
  3. puan 5847

hang massive

kadin kismisi cok yazmaz
Danny Cudd ve Markus Offbeat'ın 2011 yılında kurduğu hang drum muzik grubu.
once again, beats for your feet, distant light gibi albümleri olan grup aslında bu başarıyı pek beklemediklerini itiraf ediyorlar.
İlk singleları once again internette tüm dünyaya yayılıp 60 milyon kez dinleninde devam etme ihtiyacı hissetmişler .Bence iyi de yapmışlar, hatta artık hangdrum denince akla ilk onlar geliyor.
Haa bi de şu var, albümlerini almak çin sitelerine girdiğinizde albüme vereceğiniz ücreti siz belirliyorsunuz, böyle de krallar...
ilk single ları once again ve son albümleri luminous emptiness 'iten ilk videosu yayınlanan şarkılarını şöyle bırakıyorum , belki bu güzel abileri dinleyip takibe almak isteyen çıkar

once again:
the secret kissing of the sun and moon:

hayata dair gülümseten detaylar

kadin kismisi cok yazmaz
Deniz kenarında balık tutan bir adamın kovasının yanında oturan sabırlı kedi.

Otobüste gözgöze geldiğin çocuğun utangaç bir ifadeyle annesinin koynuna saklanması.

Gece geç vakitte eve dönerken köşedeki binanın bahçesindeki hanımelinin kokusunun burun deliklerini istilası.

Kış güneşine yüzünü dönüp bir kaç dakikalığına, kıpırtısız ve anda kalmayı başarabilmek.

keloğlan ak ülke masal kitabındaki rezalet

kadin kismisi cok yazmaz
erotizmin ve pornografinin hükümet politikası doğrultusunda yeniden tanımlanması için tüm yetkilerin tek elde toplanması. düşünsenize erotizm bir hükümet politikası artık.
ve bu tür düzenlemeleri yapma yetkisini elinde bulundurdukça, karşısında durduğunuz her saniye onun işine yarayacak ve onu besleyecek.
çok köşeye sıkıştırıcı...
bir sonraki hamle ne olacak?

yağmur

kadin kismisi cok yazmaz
Sen içinde sana ait tek bir iz bile olmayan bir yağmur videosu çekip gönderdin “Neden uğramayı hiç düşünmedim ki?” Sokağının köşesinde ki kafeden. Kısa, mezarlık kadar az konuşan bir video. Kısa, senin aldığın nefesleri benim kalp atımlarıma denk getirip, sağırlaştıran bir video. Oysa her atışında ismini pompalıyor bedenime o kalp, bu nedenle ölmüyorum ben. Çünkü reddedilişimin beni insanlaştırdığı hesaplaşmada gördüm ki aşk hep böyle budala olmalı ve öyle kalmalı.
Yine de loopa alıp izliyorum videoyu; Cadde tenha, dükkânların tabelaları okunabiliyor. Sadece simitçi tezgâhının önünde bir kalabalık var. Sabahın erken saati, hani o, kaldırımların aslında o kadar da dar olmadığını düşündüğümüz... Yurtdışında yaşayan akrabasından tek kuruş miras kalmamış gibi küskün, yağmurdan kaçan insanlar tenha dediğim caddenin bütünlüğünü bozup ekrana giriyor.

Bir tanesini durdurup soruyorum ne istersin? diye, duraksamadan yağmurun dinmesi diyor. Sanki yangılı bir ağrı yağmur, sanki yüz buruşturan bir acı, dinsin ki yürümeye devam etsin. Senin edebiyatla ilişkin bu kadar mı vicdansız be adam! Omuzundan hızla itiyorum videonun içine doğru, caddeden aşağı yuvarlanarak gözden kayboluyor. Öfkeden boğulur gibi oluyorum, ağlamak geliyor içimden. Ağlıyorum.

ersin turhan

kadin kismisi cok yazmaz
atanamadığı için intihar eden bir öğretmen daha...
gazetede yer alan haberi şöyle;

ErsiN Turhan… 31 yaşındaydı. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde sınıf öğretmenliği okumuş, atanmayı bekliyordu. Evrensel Gazetesi'nin haberine göre ataması yapılmadı ve geçen pazar İstanbul Gazi Kent Ormanı'nda bir ağaca kendini asarak intihar etti. Ataması yapılmadığından dolayı bunalıma giren Turhan'ın sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptığı ortaya çıktı.
Paylaşımında hayata ilişkin mesajlar yazan Turhan şu ifadeleri kullanmış: “Gelip karşıma pis pis sırıtma hayat. Ben sana yenilmedim. Sonsuz bir uykuya hasretim. Ve asla sevinme ilk rauntta nakavt ettim diye. İkinci raunt Azrail ile hadi gel zaman geldi. Ertelemenin anlamı yok.” Turhan son paylaşımında “Sabah beni bir ağaçta asılı bulacaklar” diye yazdı. Turhan'ın paylaşımlarından sonra ona ulaşamayan ailesi karakola başvurdu. Acı haber pazartesi sabahı aileye ulaştı, Gazi Kent Ormanı'nda bir ağaca asılı bulunan Turhan'ın cebinden 10 TL para çıktı.

eski dönem milli eğitim bakanlarından ömer dinçer'in şu sözleri geliyor aklıma:
"Ben öğretmen olmak isteyenleri, Eminönü'ndeki caminin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum. Bekliyorlar ki biri önlerine yem atsın. Allah'tan çocuklarım memur olmadılar"

geceye bir şiir bırak

kadin kismisi cok yazmaz
courage

it is in the small things we see it.
The child's first step,
as awesome as an earthquake.
The first time you rode a bike,
wallowing up the sidewalk.
The first spanking when your heart
went on a journey all alone.
When they called you crybaby
or poor or fatty or crazy
and made you into an alien,
you drank their acid
and concealed it.

Later,
if you faced the death of bombs and bullets
you did not do it with a banner,
you did it with only a hat to
comver your heart.
You did not fondle the weakness inside you
though it was there.
Your courage was a small coal
that you kept swallowing.
If your buddy saved you
and died himself in so doing,
then his courage was not courage,
it was love; love as simple as shaving soap.

Later,
if you have endured a great despair,
then you did it alone,
getting a transfusion from the fire,
picking the scabs off your heart,
then wringing it out like a sock.
Next, my kinsman, you powdered your sorrow,
you gave it a back rub
and then you covered it with a blanket
and after it had slept a while
it woke to the wings of the roses
and was transformed.

Later,
when you face old age and its natural conclusion
your courage will still be shown in the little ways,
each spring will be a sword you'll sharpen,
those you love will live in a fever of love,
and you'll bargain with the calendar
and at the last moment
when death opens the back door
you'll put on your carpet slippers
and stride out.

anne sexton

*to me love is the courage to jump in!

solipsizm

kadin kismisi cok yazmaz
Solipsizm ya da tekbencilik kavramı “var olan ve var olmakta olan her şey, benim bir tasarımımdır” ya da “var oluş yalnızca 'ben'im var oluşumdur” şeklinde kabaca özetlenebilecek bir argümanı ifade eder. Solipsizme göre, “Varlık” yalnızca ben'in varlığıdır ve geriye kalan her şey, ben'in bir kurgusu, tahayyülü ya da tasarımından ibarettir. Yani varlık alanında deneyimlediğimiz ya da deneyimlediğimizi düşündüğümüz her şey, tek bir varlığın, yani “ben”in açılımı/kurgusu/tasarımı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bahsi geçen “ben” ise şüphesiz; zihinsel bir fenomen (görüngü) olarak ele alınmak durumundadır. “Ben” derken, bedensel/maddi bir şeyden bahsedilmediği ise kendinden açıktır. Söz konusu “ben” apaçık zihinsel bir duruma atıf yapar. “Ben” bir zihin ya da bir zihinsel örgüdür.

duygusal buzlaşma

kadin kismisi cok yazmaz

gerçeğin içinde yaşarken gerçeklik duygusunu kaybetmenin haneke'cesi.
çünkü haneke bu süreci filmlerinde tokat niteliğinde kullanıyor.


Zaten insan dediğin doğada nedir ki? Sonsuzluğun karşısında hiçbir şey, hiçliğin karşısında her şey, hiçbir şey ve her şey arasında bir orta nokta ve ikisini de anlamaktan son derece uzak. Bir şeylerin başlangıcı ve sonu ondan delinmez bir sırla ele geçirilemez bir şekilde saklanmış. İçine sürüklendiği hiçliği de, içinde kaybolduğu sonsuzluğu da görebilmekten eşit derecede aciz.


Sizi çok rahatsız eden ve bitmek bilmeyen bir sahne düşünün. Ne olursa olsun, insana ve insanlığa güvenmek zorunda oluşumuzla hayata devam edebildiğimiz gerçeğine tutunmak isteyerek bu sahnenin devamında sizi mutlu edecek şeyler hayal etmekte serbestsiniz. Hayal etmelisiniz de… Bu hayal, insana yabancılaşmanız karşısında en önemli gücünüz. Hayal gücünüz şuanda meraka dönüşmüş durumda olsa da. Bu sahne sona erdiğinde muhakkak bir nedenle bağdaştırılacaktır, inanıyorsunuz. Yoksa yıkım olabilir, yıkım olmasa da bir şeyler sarsılacak, o güç sizi insandan uzaklaştıran bir alan kazanacak. Bunun kendinize yabancılaşmak olmayacağını nasıl iddia edebilirsiniz ki devamında? Ama o sahne uzun, o sahne yorucu ve o sahne artık bir sonrakini merak ettiremeyecek kadar sarsmış durumda sizi. Michael Haneke, ki sinemanın başına gelen en harikulade varlıklardan birisidir, işte sizi tam olarak buradan yakalamayı amaçlıyor.
2 /