confessions

kozmos

1. nesil Yazar - Ben buna değerim insanı

  1. toplam entry 1229
  2. takipçi 57
  3. puan 32982

ontolojik sancilarimin merhemi

kozmos
çaylak olduğu için girdi giremiyor. paylaşmamı istediği cümlelerini şöyle bırakayım;

uçurulmamı talep etmiş fakat uçurulmamışım. uçurulmayı bizzat talep ettim ve evet uçurulmadım. ortaya yazılan bir giri için “ sözlüğün seks alimi de geldi” diyerek beni refere edip, nickaltında anladığın türden cevap alınca ağlamayacaksın. mahkemeye mi vermek istiyorsun? buyur ver. instela'da da en son mahkemeye veriyordun milleti, özür dileyip, ağlayan ve ardından kovulan sen olmuştun hatırla. gittiğin her yerde kaos sebebisin. sadece inandığın fikirleri savunmuyorsun, insanların hassas noktalarına, kutsal saydığı değerlerine dokunup, bam teli sınırlarında dolaşıyorsun. şurada tartışma yaşayıp çirkinleşmek zorunda kaldığım ikinci yazarsın. diğerini de tanımazdım etmezdim özelden anneme küfredene kadar. her neyse eğitimimden bahsetmişsin, iki üniversite bitirdim. ciddi bir eğitim aldım, burada paylaştıklarım da çerez. laf olsun torba dolsun diye. yani edebi yönümden bahsetmeni isteseydim, buna cesaret edemezdin.

eğer sana “s.kme” iması yaptıysam, sözlüğe geldiğin günden beri hepimizi teker teker “s.k.yorsun” ne yapalım, toplanıp mahkemeye mi verelim seni. burada durmayacağım zira çifte standart yapıldı. dilediğin gibi at koşturabilirsin.

ontolojik sancilarimin merhemi

kozmos
bazen sırf o yazsın diye, yazacağını tahmin ettiğim konuda başlık açıyorum. konuşsun istiyorum. klavyeye tükürse favoriye alıp ekranı öptürecek girdiler bırakır. tüm potansiyelini zengin sözlük'te kullanmıyor. kendince çok haklı sebepleri var. o potansiyeli çıkarttığı/gösterdiği/göstermek istediği veya anlaşıldığı gün ontonun jean baptiste grenouille gibi ışıklara boğulduğu gün olacak.
iyi ki varsınlar.

un kurabiyesi

kozmos
Malzemeler

- 1 su bardağı pudra sekeri
- 250 gr margarin, oda sıcaklığında yumusak
- 1 cay bardağı sıvı yağ
- 2 su bardağı nişasta
- ½ su bardağı un
- Üzerine serpmek için 1 cay bardağı pudra sekeri
- 1 paket/1 tatlı kaşığı vanilya

nasıl yapılır?
1: Derin ve geniş bir kâsede seker, sıvıyağ ve margarini karıştırın. Sonra nişastayı ilave edip yoğurun. Son olarak vanilya ve unu yavas yavas yedirerek ilave edin. Pürüzsüz ve yumuşak bir kurabiye hamuru elde edin.

2: Hamurdan ceviz büyüklüğünde ya da daha küçük parçalar koparıp, avuç içinizde yuvarlayın. Yuvarlak toplar elde edin ve hafifçe üzerinden bastırın. Yağlı kâğıt serilmiş tepsi üzerine ya da yağlanmış fırın tepsisine 2-3 cm aralıklarla dizin.

3. adım: Önceden ısıtılmış 170-180 C fırında kurabiyeler hafif sararıncaya dek yaklaşık 25-30 dakika pişirin. Fazla pişirirseniz kurabiyeler kahverengiye döner.

Fırından çıkarın ve soğuduktan sonra üzerlerine pudra sekeri serperek servis yapın.

where did you sleep last night

kozmos
kurt cobain'in ağır meriç olduğunu düşündüren şarkı.
dün gece nerede uyudun denir mi lan allahın merici sığırto. bir de şarkısını yapmış ya ajxhhxhs...

“çocuk napıyor? yemekte ne var diyeceksin, Geliyorum çayı koy, üstünde ne var?” diyeceksin.

(bkz:kendi bunalımını yaratmak)
(bkz:kendini deli filozof sanan arkadaş)
(bkz:depresyon tüccarı)
(bkz:Grunge bir alt kültür abi yaağ)
(bkz:cobain'i kimse anlayamaz dostum o bir idol taam mı)

doğrusu için;

birini hayatının merkezine koymak

kozmos
kendi benliğini geri plana atmaktır.
ne desem gg.

her ne olursa olsun, evlenilse de, çocuk sahibi de olunsa bir insanın en önem verdiği kişi kendisi olmalıdır. İkinci önem verdiği kişi evlendiği kişi/partneri üçüncünün ise çocuğunun olması ruhsal olarak daha sağlıklıdır. Günümüzde anne veya babalar 1 numaraya çocuğunu, 2 numaraya ise kocasını veya karısını yerleştirir.
Kendisi ise 3 numaradır veya kimliği tamamen yok gibidir.
ya da sevgilisini 1 numaraya kendisini 2 numaraya atarlar.

evliliği düşünürsek en basitinden Böyle bir ailede yetişen kız çocuğu giderek evin kadını, baba evin kocası, anne ise evin çocuğu rolüne girebilir. Erkek çocuğunun olduğu ailede de erkek çocuk evin kocası, anne onun karısı, baba ise evin çocuğu rolüne girebilir. uçuk gibi gelse de Böyle bir rol karışıklığında yetişen çocukların ensest ilişkilere ilgisi fazladır. özellikle doğu bölgelerinde resmi kayıtlara geçmemiş ensest ilişki oranlarını tahmin bile edemiyorum.

ya da sevgililik içinde kendini 2. plana partnerini ilk plana koyan biri partnerinin gözünde “kolay lokma” olmasında kimin gözünde olsun?

her şey bir yana, kendini sevmek, kendine saygı duymak ve kendine inanmak nefes almak kadar gerekli, ineklerin ot yemesi kadar doğal. korkmayın yani, ölçüyü kaçırmaktan korkmayacağınız sayılı konulardan biridir bu.

not: ekstrem durumlar haricinde yazdım bunları. kulakları duymaz şekilde doğan bir çocuğa gösterilecek ilginin, standart şekilde doğan bir çocuğa gösterilecek ilgiden daha fazla ve ayırılacak zamandan daha fazla olacağını biliyorum.

yalnızlık

kozmos
esasen böyle bir şey yok.
normal olan bu çünkü. normalde olmayan ama çevresel faktörlerle edinilmiş o kabuğun, o yanılsamanın kırılması sürecinde isimlendirilen bir ruh hali.

tek ve çıplak geldik dünyaya.

kıskandırmak

kozmos
şayet bilinçli yapılıyorsa, “Benim gibi birini kıskanıyor mu acaba? ben onun tek seçeneği miyim, onun bile tek seçeneğiysem, kimlerin seçeneği olurum kim bilir? kendimi ucuz birine mi verdim yoksa? benim gibi güçsüz, tehlike arz etmeyen birini bile kaptırmak istemiyorsa, gerçek tehlikelere karşı ne tür bir cevap verebilir ki?”
anksiyetelerinin tatmini için yapılır.

kıskanmak o kişiye önem verildiğini gösterse de, öyle düşünülse de, karşıdaki kişi, yani kıskandıran kişi, gösterilen değeri veya verilen önemi bilinçli olmasa da küçümser.
(bkz:hipergami)

bdsm

kozmos
her seksin aynı tatmini sağlamadığını fark ettiğim anda merceğime takıldı bu. erkek olmak da içgüdülerle, kendinle başa çıkmayı onları öğrenmeyi, ustalıkla kullanmayı gerektiriyor.

ne kadar ilkelse o kadar güzel o kadar kabalık, acımasız, bencilce ve doyurucu.

birleşme esnasında kadının gözlerindeki tamamlanmışlığı izlemek bile tek başına doyurucu. mümkün olsaydı o anı sonsuza dek yeniden yaşatmak isterdim.

gerçekten bunu bilen ve azınlıkta olan insanlar birbirlerini tanıyabilseler geri kalanlara acımaktan günlük hayatlarını yaşayamazlardı.
0 /