confessions

kozmos

1. nesil Yazar - Alırım bir dal insanı

  1. toplam entry 2257
  2. takipçi 59
  3. puan 31518

azrailin regl donemi

azrailin regl donemi
çok üstüne geldiler yazarı. bu sözlükte moderatör yok mu kardeşim resmen silkdiler beni burada. vallahi 155i ararun içeri aldururun. kürtaj yapıyeah burda.

yeah!

elbette fm'siz queen çöp. ama meselemiz fm'siz queen değil, fm'li queen panpa. pink Floyd'un felsefesi asla boşa atılacak bir şey değil fakat müzikal anlamda queen bu işin damına koydu affedersin. fred sayesinde diğer üyeler de başarılıydı o dönem. red special handikapı da var tabi.
yazsam uzun bir liste olur, biliyorsun o teknik açıdan karmaşık şarkıları işte. yether.

kozmos

icgqhs
Kesin şu aralar mankenlik ajansları kapılarında çürüyordur ömrü.
Ee herkes ben mi, direkt olarak film teklifi sunsun!?

Yeni film uzun metrajlı olacak.
Bu kadar istikrarlı insanın, hiç kopmadan sözlüğü benimsemesini anlatacak.
"Aşkım" kelimesi yerine "bebeyyim" kelimesi vurgulanacak daha çok.

Şaka bi yana, gel kamu spotu çekelim senle.

d'hondt sistemi

sos
seçimlerde milletvekillerini hesaplamak için kullanılan yöntem. bir ilde hangi partinin kaç milletvekili çıkaracağı bu yöntemle belirleniyor.

partilerin o ilde aldıkları oy sayısı 1'e, 2'ye, 3'e, 4'e bölünüyor. bu işlem ilin çıkaracağı toplam milletvekili sayısına kadar devam ediyor. her periyotta en yüksek sayı hangi partininse o milletvekili çıkarıyor.

ben de anlatamadım. şöyle bişi.

6 mayıs 2018 zengin sözlük 1. yıl dönümü

kaptonur
1 (bir) yıl önce beni pezevenklerin elinden kurtaran sözlüktür. Şaka yapmıyorum! İşi gücü am, göt meme olan insanların elinden kurtardı bu sözlük beni. Artık off çekmemeye başladığımda anladım ki burası benim sözlüğüm. Kötü zamanlarımız da oldu tabiki ama biz yine doğrulamasını bildik. En güzeli de en baştaki sloganını bozmadı "bilgi en büyük zenginliktir". Kalitesini hiçbir zaman bozmadı. Sözlük yazarı artsın diye hiçbir zaman toplu alım yapılmadı. Hiçbir zaman kontrol edilmeden yazar alınmadı. Bazen ben bile şaşırdım bu kadar az yazar olmasına rağmen neden kemer genişletilmedi diye ama şimdi çok daha iyi anladım şurada diğer sözlüklere göre daha az yazar var ama en azından kaliteli insanlar. Kalitesizler zaten barınamadı. Velhasıl kelam iyiki varsın zengin sözlük ailesi. Sevirem la sizi mucuk...

hayvana şiddet

fiorabella
şiddete şiddetle karşılık vermek şiddet uygulayanla aynı kefeye girmektir lakin bu şımarık bebeyi kulağından aynı şekilde sallandırmak istiyorum.
kedinin sahibi nöroloji uzmanı dr. timur yılmaz'ın kızı. insanlara şifa veren bir meslek mensubunun kızına bunu yaptırması, caniliğin ilk adımı değil midir?

bebe küçük yaşta şiddeti öğreniyor. bu doktora tedavi olmaya giden hastalara acıdım şimdi. adam kızına bunu yaptırıp fotoğraf çektiriyorsa hastalarına neler yapıyordur. sağlık bakanlığınada yazdım. bir baksınlar bakalım tedavi ettiği hastaların kaçı hayatta?

şımarık veledin elindne bu çocuğu kurtarmak için gerekli şikayetleri üyesi olduğum dernek bazında yaptı. bizler de tek tek şikayet ettik. lütfen sizde görsel ile bimere kişisel şikayetlerinizi yapın.

edit: entry'nin hukuksal bir sakıncası yok. iftira, hakaret içermiyor. olay zaten doktorun kişisel sosyal medya hesabından da paylaşıldığı için diğer yerlerde paylaşılmasında sakınca olmuyor ( hukuki yardım alarak yazdım )

zengin sözlük 1 yaşında

fiorabella
nice yaşlara diyerek bir iki kelam etmek istiyorum. kendi adıma güzel insanlarla birlikte olmak, kaliteli vakit geçirmek, yazarlardan farklı şeyler öğrenmek beni çok mutlu ediyor. her insan farklı bir pencere misali farklı dünyaların yansımasını görüyorum. öğrenmek, hayat boyunca bitmeyen ve sürekli ihtiyacımız olan bir olgu. sözlük ortamları da bu olguya yardımcı platformlar. bebek nasıl emeklemeden yürümez ise sözlüklerler de bebe misali emekleme dönemi geçirirler. biz de böyleyiz. yavaş ama kalıcı adımlar atarak varolmayı sürdürüyoruz. umarım sözlüğün 11. 21. .... yaşlarını da görürüz.

zengin sözlük 1 yaşında

sos
yaratıcı yazarlarıyla, okuyucusuyla, iyisiyle kötüsüyle zengin sözlük 1 yaşında.
zengin sözlük, yazar sayısı diğer interaktif sözlüklere kıyasla az sayıda olsa da çok işler yapmayı başarmış, "az çoktur" felsefesinin karşılığını vermiş bir sözlük. "bilgi en büyük zenginliktir" sözünü esas alan zengin sözlük, mevcut ve yeni yazarlarıyla birlikte, umarım gün geçtikçe zenginliğine zenginlik katar.

tunahan'a can ver

adini yavsak koydum taylan in yolu
Sma hastası minik kardeşimiz için başlatılan yardım kampanyası. İlaçlarını alabilmesı için 2 milyon tl toplanması lazım. Hadi pamuk eller cebe!

Yollamayacaksanız bile en azından yayılmasına yardımcı olun.

Tunahan yazıp 1352'ye göndererek 10 TL yardımda bulunabilirsiniz.

Edit: Gereken para an itibariyle toplanmış ve hesap kapanmıştır. Gönderenlerin elleri dert görmesin.

ido'yu kurtaran erdoğan

fiorabella
izmir mitinginde ibrahim tatlıses denen şarkıcının ( dikkat edin sanatçı demiyorum ) erdoğan'ı yağladığı sözlerdir.
ibo kişisi zengin, sevimsiz oğlu ido bebesi 2 aylıkken çok üşüyormuş. " ah ben başımı hangi taşlara vuram leynnn yazıklar olsun benim babalığıma" diyerekten erdoğan'a telefon etmiş. "villada doğalgaz yok. ido bebem çok üşüyor doğalgazı bağlatın" demiş üşüyen ido bebe olunca doğalgaz hemen bağlanmış ve ido bebe kurtulmuş.

bunları yazarken içimden duyduğum, bildiğim tüm sin kaflar aklımdan geçti. ido bebek üşümüş. 40 günlük ayaz bebek donmuştu oysa ki. ya van gürpınardaki baba? kar yolları kapamıştı (haa yollar yapılmıştı bu arada). ateşi çıkan oğlunu hastaneye götüremedi, yardım istedi yardım aracı gelmedi. ölen çocuğu sırtında çuvala koyarak 16 km taşıdı acılı baba.

onlarda baba bu ibo denen kişide baba. arada minak bir fark var. ölenler tannmış ve zengin babaların çocukları değildi. ido üşümüş başlarım idosuna ağzını kırdığım ibosu seni. insanlık üşüyor, insanlık ölüyor. küfür eder gibi, alay eder gibi söylemlere imza atmaya devam ediyorsun. şam babası seni. sosyal medya hesabından ibo'ya giydiresim var. laflar hazırladım ona ve ona oy vereceklere.



kedicik belgeleri

fiorabella
adnan oktar oluşumundan kurtulan bir elemanın açtığı kedileaks isimli twitter hesabıdır.
adnan denen ruh hastasının cemaatinin içyüzü belgelerle, ses kayıtları ile deşifre ediliyor. bu adama neden yetkili makamlar dur demiyor? tamam ruh hastası ama kadınlara en büyük kötülüğü yapıyor. kadını cinsel meta olarak sunuyor. örgüt içi sapkın ilişkiler, adnan denen cahilin görmek istediği kadın tipleri silikonlu memeler, botokslu dudaklar ve mutlaka genç çıtırlar.
adam iktidarsız olduğu için o kediciklerin hepsini dövüyor, aşağılıyor ve küfür ediyormuş. 30 dan yukarı şişman ve çirkin (kendine göre çirkin ) kadınları yanına yaklaştırmıyormuş. bunları kendi ses kayıtlarıyla deşifre etmişler.
"alan razı satan razı arada gezen benekli tazı" diye bir laf vardır. lakin kadınlara bu muameleyi yapması sinir bozucu. hadi beyinlerini yıkadın, omurgasız yaptın hakaret etme. seni de bir kadın dünyaya getirdi.




yeni nesildeki tırtlığın sebepleri

kozmos
gerçekten var böyle bir şey. kendi yaşıtım olan arkadaşlarıma da sirayet etmiş vaziyette. çok öyle büyük biri değilim. ''ben farklıyım'' imajı da yaratmıyorum, sadece gözlemimden bahsediyorum ve yaşım da daha 23.
ama sanki, 95-96 sonrası bozulmuş bir şeyler. yaptığım çıkarımlar sonucu ''hmm, demek bu tarihten sonra dezenformasyonlar başlamış.'' diyorum.

çoğunluğa yayılabilecek kıvamda bir yüzeysellik, derinlik içermeyen sohbetler, espiriler, muhabbetler, arkadaşlıklar... buna mukabil saniyeler içinde derin mi derin hale gelen nefret, dışlama vs.

kendini sürekli bir espri yapma, onaylanma, ''beğenilme'' ihtiyacı içinde hissetme...

bence bir şeylerin, özellikle yeni şeylerin kültürünü almadan teknolojisini almayı çok seven ve bunu kendini yıprata yıprata yapan türkiye insanları, gençleri kabaca bu ve bu gibi sebeplerle bir tür bunalımda, boşlukta.

yeni nesildeki tırtlığın sebepleri

ruzgara karsi iseyen adam
Aslında yıllardan beri olan bir şey bu. Ailenin büyükten küçüğe tüm bireyleri ile görüşün, hemen hemen benzer eleştirileri duyabilirsiniz. Eminim elli küsür yaşındaki anneniz ya da daha büyük dayınız kendilerinden sonra gelen yetmiş doğumlular için aynı şeyleri söylüyordu. Bende 90'ların başında doğan kişiler için benzer ifadelerde bulunurdum.
Eskiden kuşak farkları olurmuş ama artık teknolojinin ve iletişimin hızlanması ile on yıllık bir süreçte bile insanların hobilerinden, değer yargılarına kadar dünyaya bakış açıları ve yaşam biçimleri değişebiliyor.

yeni nesildeki tırtlığın sebepleri

fiorabella
hayat ve olaylara çok yüzeysel bakmalırıdır. buna aşırı boşvermişlik, suni gündemler, muhakeme yeteneği eksikliği ve teknolojinin getirdiği sanal dünya eşlik etmektedir.
malesef boş düşünen, boş yaşayan kendi kendine bir faydası olmayan bir gruh türedi. kendini geliştirmeyi bırakın geleceklerini düşünmek gibi bir çabaları da yok.
"amaannnn ileriki hayatımda bana matematik sorularının ne faydası olacak" diyen bir jenerasyon var. yahu ilerki hayatında sana küme, matris, integral sormayacaklar ama o problemleri çözmeye öğrendiğinde sadece bir işlemin sonucunu bulmayacaksın tırt kardeş. problem nasıl çözülür muhakemesi ile hayatında karşılaştığın problemleri çözeceksin.

john overmars

azrailin regl donemi
yayındaki john bu muymuş? haberim olsaydı dün kendisiyle sohbet ederdim be. hani buradan tanıdığımdan. yani buradan yakınlık şeettim. regl oldum anlayış pls. .s .s

nice yıllara dostum. dün istek attığım şarkıyı buradan, benden sana gelsin.






notting hill

emilio
99 yapımı bir roger michell eseri.

bizim klişe senaryolarımıza benzeyen bir senaryoya sahip romantik komedi filmidir. zengin kız ve fakir oğlan ortada bir yerde çarpışır. ardından güzel kızımız cevval delikanlıya tutulur. tam da buna benzer bir filmdir.

julia roberts filmde karşımıza varlıklı bir oyuncu olarak çıkıyor. yanında ise efsane aktör hugh grant tüm yakışıklılığı ile yer alıyor. anna ve william .

william bir kitapçı, anna bir gün oraya geliyor ve işin ilginci türkiye ile ilgili bir kitap isterken ilk göz teması gerçekleşiyor. sonrası zaten çorap söküğü..

izledim, ama tekrar tekrar izleyebileceğim, izleyebileceğiniz çok sıcak ve tatlı bir filmdir. filmin verdiği sıcaklığa harika soundtrackleri de eklenince vazgeçilmez bir yapım oluyor.

yaşam hakkı-duvar

fiorabella
izev vakfı'nın farkındalık projesidir. pink floyd'un kurucusu Roger Waters“Another Brick in The Wall” şarkısının Türkçe hakkını verdiği ve Selda Bağcan, Funda Arar, Kubat ve Koray Avcı'nın seslendirdiği klip.
farkındalık yaratmak için bundan güzeli olamazdı. umarım toplumumuz bunu anlar.

ersan erdura

fiorabella
702li yılların baby face sanatcısı. yerli elvis dense de elvis presley'den daha cool ve sesi daha güzel. tabii o yıllarda dünyada olmadığımız için böyle değerleri yıllar sonra tanıyoruz.
en sevdiğim şarkısını bu entry'e bırakayım dursun.



endişe

bonnie
her sabah işe geç kalma korkusu. aslında içinde derin endişeleri barındırır.

bilemezsiniz. memur deyip geçersiniz ya işte öyle değil. bu endişe insanı bir kurt gibi kemiriyorsa tüküreyim o maaşa demek isterdim tabii. onu bile diyemiyorum o kadar endişeleniyorum çünkü işimi kaybetmekten.

okumak

ihtiras limani
yazılı simgelerle oluşturulmuş bilginin gözle veya parmak uçlarıyla çözülmesi.

"Ve dolayısıyla öyle olur ki çok fazla yani neredeyse bütün gün okuyan ve arada düşünmeksizin eğlence yahut meşgale ile kendisini eğlendiren kimse , yavaş yavaş kendi kendine düşünme yeteneğini kaybeder , tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi. Bir çok eğitimli insanın durumu bundan pek farklı değildir , okumak onları ahmaklaştırır"

schopenhauer - okumak yazmak ve yaşamak üzerine.

doğru yalan söylemek

bonnie
az önce bir daha düşündüğüm durum. mesela
- seni çok seviyorum.
- ben de seni. çokk.
- sana söz veriyorum, hep yanında olacağım. söz mü?
-söz.

şimdi bu diyalog çoğumuzun yaşadığı bir doğru. o an için, o zaman dilimi için, o hisler için doğru. ama bu duruma bir kaç yıl sonra baktığımızda yalanmış lannn diyebiliyoruz.

demek ki doğru yalan söylemek, insanın o an hissettikleriyle alakalı, geçerliliği uzun sürmeyecek durum. sonradan,yaşanmışlıklarla birlikte yalan diye nitelendiriyoruz biz onu.

şimdi hangisi yalan, hangisi doğru? bu gece de felsefenin dibine vurduk arkadaş...

dil

ontolojik sancilarimin merhemi
dildir, söyler derler.

dedemin bir arkadaşı vardı, yaşlı bir adam. 81 yaşındaydı ben onunla ve karısıyla konuşurken. karısı da 79 idi. o yaşlarında kalkıp birlikte kahve yaptılar dedemle bana. baş başa yaşıyorlar. oğulları, kızları hep uzaklarda. yan yana, ama ayrı koltukları vardı. o yan yana koltuklara oturup el ele tutuşurlarmış hep. ben oradayken de böyleydi. benimle konuşurken bir an değişmedi bu manzara. onlara insanın kaybetmek istemediği bir insanı hep kaybettiğini, hep böyle olduğunu söyledikten sonra, bir insanı kaybetmemek için ne yapmalı diye sordum. kadın çok tatlı güldü. adam karısına baktı, bana dönüp, "dildir, söyler." dedi. dilin bir yılana benzediğini söyledi. kavga edin dedi, ama söylenenleri de unutun dedi. ben bunları zaten sezgisel olarak biliyordum, hissediyordum ama hiç bu kadar gerçekçi hissetmemiştim.

milenyum

bonnie
bin yılın dönümleri. 2000 yılında duyduk biz de. derken 1 ocak 2001 yılı kabul edildi başlangıcı. zaman su gibi akmış 18 yıl mı geçmiş?

her nesle nasip olmayacak bin yılın dönümü. ne kazandık, ne kaybettik kişisel olarak elbette ayrı ayrı ama insanlık adına sanki yerimizde sayıyoruz.

postacı

bonnie
eskiden çantası, bisikleti, samimiyeti, aşina yüzleri ile "sevimli haberler" getiren, şimdilerin çoğunlukla borç ve haciz evraklarını taşıyan resmi ve tanınmayan kişileri.

şimdiki çocukların çoğu " bak postacı geliyor, selam veriyor" şarkısını bilmez. neden bilsinler ki ? artık öğretilmiyor çünkü bu şarkı okullarda. onlar bir zamanların kahraman bakkalı, baloncusu, seyyar dönme salıncakçısı, demir alıyorummmm' cusu gibiydiler. internetle birlikte sanki onlar da çocuk şarkısındaki anlamı ile yani, tarihin tozlu sayfalarında yerlerini almış gibiler.

edit; başlık başa.

günün sözü

bonnie
“şimdiki boş vermişliğim bir zaman çok önemsemişliğimin sonucudur.”

yaş aldıkça doğruluğu geçerli olan ağır cümlelerden biri. zamanla insan ne kadar gereksiz şeyleri önemsediğini ve bunlara ne kadar çok gereksizce üzüldüğünü anlıyor.

sigarayı bırakmak

yek
Dün itibarıyla Allen Carr yöntemiyle benim de gerçekleştirdiğim eylemdir. Yaklaşık 15 yıldır, günde 1 paket sigara içmekteydim. Bu zaman zarfında 3 defa bırakmayı denedim ama başaramadım. Bu sefer motivasyonum çok yüksek. An itibarıyla böceğin ölmesini zevkle bekliyorum. Aklıma geldikçe tecrübelerimi buradan paylaşacağım.