confessions

kutadgu bilig

1. nesil Çaylak - Alışmaya çalışıyor

  1. toplam entry 1
  2. takipçi 14
  3. puan 1872

taekwondo

fag
TAE; Ayak, KWON; El anlamına gelmektedir. DO ise, ahlak ve fazilete ulaşmak için takip edilmesi gereken düşünce ve davranış biçimidir.
Taekwondo kelime anlamıyla el ve ayaklarla uygulanan savunma ve vuruş tekniklerinden oluşan, sporcuda ahlaki değerlerin yüceltilmesine katkıda bulunan bir spor dalıdır.
Taekwondo, uzak doğu ülkelerinden KORE' nin Milli sporu olup, bu ülkede doğmuş, gelişmiş ve zamanla Dünya'ya yayılmıştır. Geçmişi 13 Asır öncelerine dayanmaktadır. Nitekim o çağlarda KORE'de yaşayan insanlar doğaya, vahşi hayvanlara ve haydutlara karşı kendilerini savunmak için tamamiyle ayak tekniklerini içeren bir savunma sistemi geliştirmişler ve buna “TAEGYON” yani “Ayak Sistemi” adını vermişlerdir. Yine aynı çağlarda KORE' de uygulanmakta olan “KWONPOP” yani “Yumruk Metodu” olarak isimlendirilen sadece el tekniklerini içeren bir sistem daha bulunmaktaydı. Bu arada 600'lü yıllarda KORE Yarımadası 3 Krallığa bölünmüş ve bu krallıkların en küçüğü olan SİLLA Krallığının genç asilleri ve savaşçıları kullandıkları çeşitli savaş silahlarının yanısıra yukarıdaki el ve ayak tekniklerini geliştirerek bir savaş aracı olarak kullanmak suretiyle silahsız savaş çalışmalarına da önem verip kendilerini düşmanlara karşı daha güçlü duruma getirmişlerdir. İşte bu insanlar el ve ayakla yaptıkları savunma tekniklerini, zamanla sistemleştirerek adına Taek-Kyon demişlerdir. Böylece de Taekwondo' nun ilk temelleri oluşmuştur. Sertliği,kuralları ve sakatlıklara karşı alınan önlemlerinden dolayı en elit dövüş sporu olarak bilinmesi olimpiyatlarda da fazla rağbet görmesine neden olmaktadır.
Türkiye'de futbol ve satrançtan sonra en fazla lisanslı sporcu sayısına sahip olan branştır.Dünya genelinde düzenli başarılara sahibiz ve dünya sıralamasında 2. sıradayız.
Bugüne kadar 16 yılımı adadığım ve hayatımı kazandığım olimpik bir spor branşıdır Taekwondo.

güvenli internet günü

keskin nisanci
btk'nın mesajı ile var olduğunu öğrendiğimiz gün.

"2004 yılına geldiğimizde INSAFE (Avrupa Güvenli İnternet Ağı) isminde bir sistem kuruldu. Bu sistem, internetin daha bilinçli ve güvenli kullanımı çerçevesinde faaliyetlerine başladı. Türkiye dahil toplam 31 ülkenin dahil olduğu Güvenli İnternet Merkezi, INSAFE organizasyonunun koordinasyonunda faliyet göstermeye devam ediyor.

INSAFE organizasyonunun kurulduğu 2004 yılından bu yana, her yılın Şubat ayında Güvenli İnternet Günü (GİG) organize ediliyor. Yaklaşık 130 ülkede geçerliliği olan bu gün, internet güvenliği konusunda bir kamuoyu oluşturma amacı taşıyor."

bu gün bizden eksik kalsa iyiydi de neyse, yılın 365 gününü doldurmak için ne kadar abidik gubidik şey varsa kullanıyorlar.

beyin

sos
(ulan) az önce düşündüm de beyin muhteşem bir organ aslında.

beyin görüntüleri, görselleri, yazıları hatta tatları, sesleri ve kokuları içine alan devasa bir disk.

görselleri anımsıyor. bir kişiyi hatırladığımızda hemen o kişinin görüntüsü beliriyor beynimizde. bir olayı anımsadığımızda olay anından beynimizde hemen görüntüler, görseller beliriyor. o görseller bir gif gibi akıyor beynimizde. veya olayı daha net hatırlıyorsak nerdeyse video gibi izliyoruz anılarımızı beynimizden. ezberleme özelliği var ve okuduğumuz yazıları hatırlıyoruz.

yediğimiz bir şeyi o an yemediğimiz halde tadını az veya çok anımsayabiliyoruz.
sesleri anımsıyor. daha önceden duyduğumuz bir şarkıyı aklımıza getirdiğimizde hemen beyin onu çalmaya başlıyor.
kokuyu anımsayabiliyoruz. bu koku anımsama olayı diğerlerine göre çok yüzeysel gerçekleşiyor tabii... belki de bir şeyin tadını anımsamaya bağlı olarak daha önce aldığımız bir kokuyu beynimiz bize anımsatıyor.

yani bütün bunların hepsini oturduğumuz yerden gerçekleştirebiliyoruz. yani görmeden görebiliyoruz, işitmeden işitiyoruz, koklamadan kokluyoruz, tatmadan tadıyoruz...

beynini burada mı sikeyim paket mi istersin

azrailin regl donemi
kafası tamamen boş insanlara söylemek istediğimdir. ama karşımdakinin bunu bile anlayamayacağını fark edince sustum.. bazı insanlar var böyle kafası boş zeytinyağı tenekesi gibi boş olan. 2 gün önce dolaylı yoldan ne hikmetse akraba olduğum bir çocukla iş muhabbetine girdik. belediyeye kapak atsam, temizlik işçisi olsam böyle süpürgeci felan çok iyi olur' dedi resmen. ulan yuh arkadaşım be. arzuladığı işi küçümsemiyorum. vazgeçtim küçümsüyorum. bu mudur ulan? garanti bir iş bulayım yeter' midir? ulan öyle yapacaksak hiç bir şey yapmayalım. sokakta yaşayıp hiç bir boka sahip olmamakla eş değer bu benim için.

bunun gibi insanları iyi bilirim. hiç bir hobisi yoktur. hayata dair hiç bir fikri hiç bir ideolojisi yoktur.
böyle bir insanla oturup mantıklı bir şey konuşamazsın.
yahu arzulanan bu tip bir hayat yemek yiyeyim, yatayım, uyanayım, yıkanayım, sıçayım, sevişeyim hayatıdır. eee?
ne anlamı var o zaman dünyaya gelmemizin? neden yaşıyoruz. böyle insanlar evlenip çocuk yapıyor ve çocuklarına da aynı hayatı iteliyor. eee? ulan ne anlamı var o zaman çocuk yapmanın yaşamanın üremenin felan? hepimiz farklı şeyler yapmayacaksak ne anlamı var ulan yaşamamızın.
25imi geçiyorum.. çalışmadığım iş kalmadı neredeyse. en bokundan en güzeline. ama asla bu kafada olamadım olmam da. halen kendi hayatıma anlam katma çabasındayım. başaramasam bile çabam yeter diyen biriyim. saçma sapan bir masa başı işine kapağı atma zikrine sahip olmaktansa aylak bir birey olmayı tercih ediyorum.

belki yeri gelir param olmaz, sigara da içemem. ama oturur müzik dinlerim.
bazan da param olur, gider yeni bir gitar alırım. param biterse canımız sağolsun. satarım.

ama düz ve zevksiz bir adam olup saçma sapan bir işte çalışıp kuş kadar maaş alıp bir de üzerine 2-3 çocuk yapıp o boktan hayatıma o altın gibi işlenebilecek çocukları dahil edip, onları istemeyecekleri bir hayata mahkum edemem.

zengin sözlük

kutadgu bilig
tanım : sıradışı bir moderasyona sahip sözlük

06.02.2018 - 16:25

sonuncuyu siz silin diye yazıyorum bunu, kolum koptu la teeek teeek, insan bi toplu silme şeysi koyar yaa... hayvan gibi şeediosunuz.. yahu sevgili moderasyon, veya beni sefil eden kardeş; aman diyim sen ik filan olma la, valla olm. milletin iflahını sökersin. çocuğun eline ışın kılıcı vermek gibi, önüne gelene sallıo eleman ya. paylaştığım şarkı şuydu işte al.


kardeş sen bunun neyine alındın monitoru filan parçalamışsın duyduğuma göre? olm iyi misin? ah canım sen rtük den daha mı hassas çıktın he bebeğim? oy kıyamam... tamam konuştum ben ebeveyninle aldıracağım seni sokaklardan, esenyurt ilköğretim okuluna serhat hocanın yanına verecem merak etme. hem internet de varmış okulda, youtubea filan girersin.

ben bu yazıyı sana yazdım

gubali
bu yazacaklarımı sadece sana yazmak isterdim, neden buradakiler ya da buraya bakanlar okusun ki! sadece sen okusan hatta yanında olabilseydim seni özlediğimi okurken. ama araya mesafe koymak, uzaklaşmak istedin benden ve ben bunu senden duyduğumda değil hissetmeye başladığımdan beri üzgünüm. içim buruşturulup kenara atılmış kağıt gibi.

zengin sözlük

keskin nisanci
hatırla gönülle entry girilen bir mekana dönmüş, sol çerçeve yerinden kıpırdamıyor, dün geceki entryler hala ana sayfada kendine yer buluyor. böyle olmaz, başta yönetim üyelerinin -yönetimin her kademesindeki- ellerini taşın altına koyup sözlüğü canlandırmaları gerekir. nerede hareket, orada bereket demişler atalar, nur içinde yatalar. üstelik yeni sayılabilecek bir sözlük daha yazılmayı bekleyen milyonlarca şey var.

mesaj fasilitesi

hamlet
Burası çok dandik, whatsapp'a mı geçsek? Teklifi için ideal ortam oluşturulmuş e biz de Faydalanıyoruz ne var bunda?

Şaka bir yana hakikatten çok boktan. Neyse ki pek kullanmıyorum. Kadınları hemen whatsapp'a yönlendiriyorum erkeklerle de kısa kesiyorum.

koca ordunun köy ele geçirmesine sevinmek

keskin nisanci
olayların bu kadar basite indirgenmesine ve insanların hangi şartlarda mücadele ettiğini bilmeden ya da umursamadan sıcacık evlerinde, mabatlarının üzerine yayılıp işkembe-i kübradan sallayanlara anlam veremiyorum. evet belki bahsedilen büyük bir askeri başarı değil ama karşıdakiler de sapanla savaşan tipler değil. hepsinin elinde abd'nin son teknoloji silahları var, uçaksavarları var vs.

uzun lafın bücürü bu işler kolay işler değil, öyle boş beleş sallanacak işler hiç değil.

nefret etmek

keskin nisanci
insani bir duygudur ama aynı zamanda insanı yıpratan da bir duygudur. her şeyin fazlası zararlıdır, doğal olarak nefretin de fazlası zararlıdır. bu yüzden nefret duygusunu dizginlemek gerekiyor. anlık şeyleri kan davasına dönüştürmemek gerekiyor. çünkü nefret duygusu uzatıldıkça duygu en çok sahibine zarar veriyor.

sevgili için yapılabilecek en büyük fedakarlık

hamlet
Bir çoğu saçmalık olan fedakarlıklar. Sevgiliniz için kendinizden taviz vermeye başladığınızda onu kaybetmeye başlıyorsunuz demektir.

Bunu bir kenara yazın. Kaybettiğinizde oradan okur, hatayı nerede yaptığınızı anlarsınız.

Kafanızı duvarlara vurmadan önce ister elinizin tersiyle itin isterseniz hayat felsefesi yapın bunu. Fakat kendinizden taviz vermeyin. Benliğini koruyabilmek bütün insanları en güçlü gösteren şeydir. Ve güçlü görünmeniz karşınızdakinin bilinçaltına hoş mesajlar bırakır.

Size yapabileceğim en büyük iyilik buydu muhtemelen. Sözlükte yazmamın bile bir anlamı kalmadı artık. Yani benden daha faydalı bir şey beklemeyin.

Ben karla kaplı bir sokakta, soğuktan titreyerek bir sokak köpeğine sarılarak uyudum sevgilim için. Değer miydi? Hayır. Hiçkimse için değmezdi çünkü. Değmesin. Sakın değeceğine inanmayın.

Edit: eksi oy veren arkadaşım. Eğer bir mesaj atarsan gerçekten sana faydası olabilecek bir şeyler söyleyebilirim. Oy umurumda değil. Tek derdim, şu lanet hataya düşmeyin. Kadınlar için belki işe yaramayabilir bu söylediklerim, onlar fedakarlık yaparak kaybetmeyebilirler sevdiklerini. Fakat erkeklerin uzun yıllar süren harika ikişkilerinin ardından aldatılmaya kadar varan sarsıcı ayrılıklarının sebebi bu küçük fedakarlıklarla alakalı olabiliyor.

ilk müftü nikahının kıyılması

zeitgeist
islama dair her şeyin korkutucu göründüğü bir cumhuriyet tarihi bir takım odakların güç kazanmasının asıl sebebi, tıpkı diğer bir takım şeylerin de öcü olarak gösterilmesi gibi. 38, kürtler, solcular vs... bu zihniyet kaç öcüyü canavar yaptı hala öğrenilmedi, hala koftiden muhaliflik.

adet değil bu, gelenek de değil, bizzat emir! nikah için müslümansan bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor, bunun yanı sıra da resmiyet. ikisinin tek kalemde olması bu kadar da anormal değil, yaşadığın coğrafyanın şartlarında bir şımarıklık olmadığı da kesin. isteyen istediği yerde gider kıyar nikahını, fişlenmek için müftü nikahı en son seçenek olur aldığınız nefes bile biliniyorken.

regl sancısı

kadin kismisi cok yazmaz
herşey beyindeki hipofiz bezinde başlıyor arkadaş.bu lanet olası bez lanet olası fsh hormonunu üretiyor tamam mı?
bu fsh da yumurtalıklarda ki yumurta hücresini naber kız? diye dürtüyo, e dürtülen foleküldeki yumurta hücresi de östrogen hormonunu kalk kız!! diyo ve zincirleme reaksiyon başlıyo anasını satiim. çünkü bilyo namussuz östrojen artmaya başlayınca uterus(rahim) durmaz, der ki;
-lan!!?? bu artıoysa benimde kendime çeki düzen vermem lazım misafir geliyo demek ki ve kalınlaşmaya daha fazla kanlanmaya başlıyo.
peki olay fhs-östrojen-uterusla kalıyo mu? tabi ki hayır!neden ? çünkü göt östrojen artmaya devam ediyo, bu kez lh hormonu diyo ki benim neyim eksik bu zilliden bende yükselirim diyo, çünkü lh yükselince olgunlaşan yumruta hücresinin hasetinden çatlayacağını biliyo , bu hasetten çatlayan yumurta hücresi yollara düşüyo fallopa varıyor, peki o zaman nooluyor ? evveeet bildiniz kızlar ilk buluşmaya az kaldı !! fallopta dinlenip tekrar yola çıkan yumurtanız yolda progesterona rastlıyo, progesteronun kız nereye böyle? diye sormasına kalmadan bizim yumurtamız durur mu uyan güzelim mevzuya uyan diyo progesteronu uyarıyo, işte en kötüsü bu!! çünkü progesteron yükseldi mi uterus daha bi kalınlaşıyo, ayy yetişemiycem diye stresleniyo , sinirli sinirli konuşuyo falan , hiç çekilmiyo!! bu böyle sinirli olunca folekül yazık daha yenide yumurtasını yollamış olgunlaşmaya hasretlik çekiyo zavallım bi üzülüyo bi üzülüyo başlıyo olduğu yerde pısmaya... e o pısınca nooluyo östrojen bi afallıyo,morali bozuluyo ve ilk buluşmaya gidemiyoooo progesteron onu görünce kız allah cezanı yine mi olmadı diye oda gerisin geri dönüyo ve zavallı uterus yeaaa bu kadar hazırlık yaptım kimse gelmedi, gitmedi sıçarım böyle işe diyo ve tüm yaptıklarını söküp atıyo...
hah işe o söküp attığı uterusun içini saran endometrium um kalınlaşan üst tabakası ..sökülürken kanıyo...sökülürken ağrı yapıyo...bu uterusun histerik temizliği 3 ile 7 gün falan sürüyo...
sonra ne mi oluyo? herşey beyinde ki hipofiz bezinde yeniden başlıyor...
off beee kadınların regl sancısı ne beter bişiii her ay her ay çekilir mi bu hormonlar-organlar arası çekişme!!!

whatsapp grubu

ihtiras limani
whatsapp kişileri ile oluşturulan gruplar.( olmuyor değil mi )

bunların resmiyetle kurulanları çok tatsız olur, iş, proje, servis, okul şu bu.. arkadaşlarla olanlarda muhakkak bir tane neden yazmıyorsunuz diyen adam olur. hiç sekmez. sen olmasan gruba ölüm sessizliği düşer neden yazmıyorsunuz diyen adam..

zengin sözlük

ontolojik sancilarimin merhemi
Tanım zorunluluğunun kaldırılması gerektiğini düşündüğüm sözlük. ( zorlama tanım) Sevgi vs nefret diye başlık açıyorum hikaye içinde anlatmaya çalışıyorum ille de tanım diye tutturulup siliniyor. X sözlüklerde istediğimiz başlık altında dilediğimiz gibi ( tanım yapma zorunluluğu olmadan forumsal takılmadan, yazının içeriğinden başlığın tanımlandığı anlaşılan) yazabiliyoruz. Kırmızı başlığına gidip “bir renk” demek yerine fikir yeşertmek varken neden okura geri zekalı muamelesi yapılmak isteniyor anlamıyorum. Kısaca; Yukarıdaki giriye katılıyorum (monster dışında) (refere etti, fiziksel temas var) diyeceğim. Dedim silin.

zengin sözlük

ihtiras limani
girilerin tanım taşıma özelliği konusunda tutucu olan sözlük. bence de bu durum fazlasıyla zorluyor. öyle metinler olur ki bahsi geçen ifade hiç geçmez metinde. ama her cümlesi anlatmak istediğiyle doludur. bu noktada biraz daha anlayışlı olunmalı. üstelik burası da görsel olarak da kenarında harf olan ajanda gibi bir şey değili videolar, görseller profiller.. sosyal medyaya bu kadar uyum sağlamış bir yapının bu konuda da daha anlayışlı olması lazım.

savaş bir halk sağlığı sorunudur

keskin nisanci
türk tabipler birliği'nin resmi twitter hesabından yapılan açıklama. açıklamada her çatışmanın ve her savaşın sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açıp, insanı bir dramı beraberinde getirdiği belirtilmiş.

aslında doğru bir söylem ama twit'in neden şimdi atıldığı düşündürücü. afrin'de devam eden zeytin dalı harekatı esnasında bu twit'in atılmış olması ilginç. herkes bir şekilde safını belli ediyor sanıyorum.

pulp fiction

zeitgeist
kakül kesilmiş saçları ve elinde sigarasıyla uma thurman'a tapabilirsiniz bu filmde, you never can tell eşliğinde john travolta ile harika dansederler ki çok az filmde bu kadar keyif alırsınız dans edenleri izlerken. bruce wills'in saat hikayesi, marcellius'u kurtarmak için silah ararken katana bulması, harvey keitel'ın sakinliği... muhteşem sahneler barındırır. soundtrack için söylenecek o kadar çok şey var ki neyse tekrar tekrrar dinlemek en doğrusu olacak sanırım.

bad motherfucker yazılı cüzdanın tarantino'nun cüzdanı olması, fuck ve türevi kelimelerin filmde 246 defa kullanılması ve çekimler devam ederken arabanın çalınması gibi ayrıntıları da es geçmemek gerek.

kısaca özetlemek gerekirse başyapıt, tarantino'ya hayranlık sebebi.

yer yatağında yatmış efsane nesil

bonnie
efsane olmayı hak eden nesildir. bilmem kaç ton gibi ağırlığında sanılan o yer yatağını yere sermek sonra tüm kuzenler, kardeşler enlemesine dizi dizi serilip yatmak, sonra onu el birliğiyle kaldırmaya çalışırken, içindeki yünlerin bazı bölgelerde daha çok toplanmasından dolayı tekrar serilerek parmak uçlarıyla eşit dağıtılmasına uğraşmak. cidden ne zormuş ama ne zevkli ve unutulmazmış.

müslüm gürses

kadin kismisi cok yazmaz
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilüfer
Sevgisizliğine bir kalp verdim

Böyle sözleri olan bir şarkıya ses olmuş, şarkının kendisi olmuş, belki siz olmuş,belki biz olmuştur.

Hakkında tek kötü söz söylemem, günahı da sevabı da onundur ama ayda bir şarkılarının tozunu alırım.

kar taneleri

zeitgeist
her farklı tanesinin hayranlık bıraktıran bir görseli barındırması ve birlikteliklerindeki muazzam düzen, her seferinde katlanarak artan yaratıcıya saygı sebebidir. eşsiz olmanın içindeki tek başınalık ve özgürlüğün tanınan kadarının zirvesi, kendi yolunda ilerlemenin lügat karşılığı..

şehzade mustafa

poseidon
en meshuru kanuni'nin ogludur...
mustafa neden çok önemliydi?

* fatih kadar zekiydi
* yavuz kadar cesur
* yıldırım kadar cengaverdi
* osmanbey ve orhanbey'den sonra annesi ve babası türkmen olan en fazla türk kanı taşıyan tek şehzadeydi
* kılıcını islam dünyası üzerine değil planlarını roma'yı fethetmek üzerine yapmıştı
* çok adil, çok iyi bir idareciydi, halkını hiçbir yerde mutsuz etmedi
* tüm ordunun kendisine çooook büyük bir desteği vardı
* yüzyıllarca göz ardı edilen ikinci sınıf insan kabul edilen türkmenlerin en büyük umuduydu...
* osmanlı tarihinde bir padişah fetih dalgası, ardından gelen padişah ise babasının fethettiği yerleri iskan ile geçmiştir. bu yüzyıllarca böyle olmuştur. yavuz'un fethettiği topraklarda sivilizasyonu çok iyi kuran süleyman'dan sonra mustafa'dan beklenen çoook büyük bir fetih dalgasıydı... mustafa doğduğu günden bu güne bu gaye ile yetiştirilmiştir.
* kendisi ile ilgili olarak tarihi kayıtlarda yabancı elçilerin ve ajanların dahi methiyeleri ve çoook büyük korkuları yer almaktadır. ölümünde bu ajanların da parmağı vardır...
* şehzadenin ölümü ile osmanlı derin devleti enderun (en derin * fitneci hürrem'e karşı kaybetmiştir. bu savaş en derun tarafından bir daha asla kazanılamadı.
* tüm türk dünyasını birleştirmeye onun kadar yakın bir başka şahıs daha gelmedi dünyaya
* dürüsttü, güvenilir sözünün eriydi... babasını devirebilecek onlarca fırsatı olmasına rağmen hiçbirine itibar etmedi...

muhtemelen tüm osmanlı tarihinin gördüğü en büyük hükümdar olabilecek potansiyeli vardı mustafa'nın... babası acımasızca katletti onu...

türkmenlerin de umudu kalmadı tabi, mustafa ölünce hürremin ispanyol bir ressam'dan olan çocuğu sarı selim geçti tahta... hanedanda bir daha asla türkmen kanı dolaşmadı....

sonrası malum... gelsin hakkı yenen türkmenlerin celali isyanları gitsin yeniçeri'nin istemezükü işte... osmanlı'nın çöküşü şehzadenin ölümü ile başlar...

ama tüm bunlara rağmen;

kritik bir noktayı göz ardı ediyoruz a dostlar. mustafa, fatih, yavuz, süleyman veyahut her kim hükümdar olursa olsun osmanlı’nın çöküşü durdurulamayacak, önüne geçilemeyecek bir olaydır.

ibn-i haldun’un meşhur lafıdır; “devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.” herhangi bir üretimi olmayan, ekonomisi yayılmacı ganimet ekonomisi üzerinden ilerleyen ve dönemin global ekonomik yapısına katkıda bulunmayan her türlü ekonomi ve devlet de ölmek zorundadır. örneğin, fatih istanbul’u fethetti, osmanlı’nın ise imparatorluk olduğu dönemde avrupa coğrafi keşifleri ve aydınlanmayı yaşıyordu. neden? neden coğrafi keşifleri yaptılar, türkler'in kontrolüne giren ipek yolu üzerinden ticaret yapmamak için, bizimle ticaret yapmamak için… rönesans’ın sebebi istanbul’dan kaçan alimlerdir… tarihlere bakın yıl yıl, biz en büyük dönemimizi yaşarken, her şey yolunda gibi görünürken, batı bir hareket bir devinim, bir silkinme içinde. avrupa’da aydınlanma 15. yüzyılda başlıyor… neden? fatih yüzünden…

zaman zaman biz türkler olarak hala problemin neden kaynaklandığını ve nerede olduğunu tam olarak çözemediğimizi düşünüyorum. yok osmanlı bilimde geride kaldı, yok arka arkaya kötü padişahlar geldi, öyle oldu böyle oldu… alakası yok azizim alakası yok! osmanlı’nın elinde döneminin en ileri imkanları vardı zaten, tüm ilmi gelişmeler yakinen takip ediliyordu, zaten böyle büyük bir devlet için aksi eşyanın tabiatına aykırıdır. sorun ekonomik konjonktürdedir. sorun herhangi bir şekilde ticari olmayan, nakde çevrilemeyen ve osmanlı’nın temellerini oturttuğu ganimete dayalı ekonomik yapıdadır. alimlerin de dediği gibi almadan vermek allah’a mahsustur.

öyle yada böyle çökecekti osmanlı; şehzade mustafa’nın tahta geçmesi bu süreci çok çok 50 yıl geciktirebilirdi. viyana’dan değil de belki de roma’dan geriye doğru püskürtülürdük.

ne değişirdi sizce bunu soruyorum?

metin feyzioğlu

oblomov
hukuk ve adalet gömleği altında kendini siyaset sahnesine hazırlayan "cengaver". hukukçu kimliğini karkaterinde değil yalnızca cüzdanında ve diplomasında taşıyor. "adalet" denen kavramla yıllarca haşır neşir olmasına rağmen gram bir şey anlamamış.

uzak mesafe ilişkisi

ontolojik sancilarimin merhemi
şehvetten uzak saf bir aşkla karşındakine bağlanmak. onun dış görünüşünden tamamen bağımsız sendeki aşk da güzel lakin yorucu. sürekli konuşmak yorucu. konuşmak, ilişkide ispat gibi sürekli ispat şart sanki. uzak ilişkinin kaderi bu. ne yapılırsa yapılsın göz göze gelmeden olmuyor ki. susmamak zorunda olmak bu tür ilişkiyi zorluyor. ya gerçi reelde de saygı ve dürüstlük, sevgi ile beraber basitçe yürümüyor. bu çok can sıkıcı. dürüstlük can yakacak şekilde saygısızca kullanılabiliyor. ya da tamamen saygısızca. tutku geliyor saygıyı bir kenara fırlatıyor falan filan. ne biliyim ilişki söz konusu olunca temelinde alışveriş yatan bir şey her haliyle karışık olmaya pek müsait. anlamak namümkün.

bu dünya yalan değildir

siz hepiniz ben tek
Tabi ki boş değildir.
-Dünya bir kitaptır, bir eser. O eserin bir sahibi vardır. O kitaptan öğreniriz her şeyi, o kitaptan sorulur bize sorular.
- Dünya bir tarladır, mahsul ekilen bir tarla, ne ekersen onu biçersin hayatta.
- Dünya fanidir, geçici bir mekandır bizim için. Bakmışsın birden terk etmişiz o yalan değil dediğimiz mekanı aniden yalan olmuş her şey.
- Dünya bir uykudur, bir rüya gibi geçer gider.
“Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyuncak olsun diye yaratmadık.”(Enbiya, 21/16)
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın. (FATIR/5)

sms

ponjigsaw
Yazmak istediklerimizi tek mesaja sığdırıp ikinci mesaja taşmamak için tüm sesli harfleri de kelime arası boşlukları da az yemedik. Şu an böyle geniş geniş yazıyorsak hep o günlerin hıncından, başka bir şeyden değil.