confessions

magic mushroom

2. nesil Yazar - Harika

  1. toplam entry 367
  2. takipçi 19
  3. puan 5986

tübitak

magic mushroom
Nerde o eski Tübitak. Çok üzülüyorum. Ben küçükken Türkiye'nin en saygın kurumlarından biriydi, şimdilerde inşallah maşallah ile çalışmalarını sürdürmektedir Türkiye'nin bilim üssü(!).

zengin itiraf

magic mushroom
Ben küçükken bi' gün annemle babam çok büyük bi kavga etmişlerdi. İlk kez öyle görmüştüm onları. Boşanacaklarını düşünüp bütün gece ağlamıştım. O zamanlar beni sevdiğini düşündüğüm bir tanrım vardı ve dua etmiştim ona. Hatta kendimce totem bile yapmış Annemle babam boşanmazsa erik yemekten bile vazgeçeceğim demiştim çünkü mevsim henüz kıştı ve ortalıkta erik falan yoktu. Ve erik benim için çok önemliydi.

Ertesi gün annemle babam barıştılar, ben de çok mutluydum artık boşanmadıkları için. Sonra bahar geldi, erikler yeşerdi ağaçlarda, erik yenmez mi hiç, yedim umarsızca, yaptığım totemi aklıma bile getirmedim. Erik yenmez mi hiç? Ve sadece o bahar değil takip eden her baharda tanrıya verdiğim sözü unutarak hatta tanrıyı da unutarak deliler gibi erik yedim. Hiç yenmez mi yahu erik? Ve annemle babam hiç boşanmadılar. Beni önemseyen bir tanrı da yokmuş zaten, onu öğrendim.

Ama o kış verdiğim sözü tutmadım diye evren kızdı sanırım bana. Sanki benim bu büyük şanssızlığım erikle ilgili gibi geliyor. O kış galiba büyük bi hata yaptım ve kırdım bir şeyleri. Ama elimde değil, çok seviyorum eriği, erik sevilmez mi hiç?

öfke

magic mushroom
Bizleri o kadar değiştiriyor ki ya da aslında gerçek yüzlerimizi ortaya çıkarıyor mu demeliyim?

Bazen çok sevdiğimi sandığım insanların aslında ne kadar da hiç olduklarını farketmemi sağladığı için hem içten içe seviyorum öfkenin gücünü, hem de kocaman hayal kırıklıkları bıraktığı için kapıma nefret ediyorum.

Peki ya ben? Ben neye dönüşüyorum öfkelendiğimde? Uzun zamandır, yalnızca ağlak bir dilsize.

haluk bilginer

magic mushroom
Dünyanın en iyi oyuncularından birisidir. Sesi ayrı, tipi ayrı karizmatiktir. Türkiye'de değil de amerika'da, İngiltere'de falan doğmuş olsaydı eğer, şu an dünyaca ünlü bir oyuncu olarak yaşıyor olacaktı. Canım benim.

avuç içinden öpmek

magic mushroom
Yalnızca, Gerçekten sevilen, aşık olunan birinin avuç içi öpülebilir sanırım. Yoksa niye bazen tokalaşmak bile istemediğimiz o bakteri yuvası elleri öpelim ki?

İnsan birini sevince ne yapacağını şaşırıyor zaten, en saçma davranışlar bile sempatikleşiyor.

kış uykusu

magic mushroom
nuri bilge ceylan'a cannes'da altın palmiye'yi getiren sanat eseri.

sanatını icra ederken bir yandan da toplumsal sorumluluklarından ödün vermeyen büyük bir yönetmenin nadide filmidir kış uykusu.

sınıfsal buhranlarımızı karakterler üzerinden irdeleyen, aydın (haluk bilginer) ile küçük burjuvaya, ismail (nejat işler) ve hamdi (serhat mustafa kılıç) ile köylü ve proleteryaya, nihal (melisa sözen) ile kadına, necla (demet akbağ) ile de korkularımıza ayna tutan bir metaforik anlatım kış uykusu.

uzun ve kıymetli diyaloglara, şahane oyuncu performanslarına, her biri de sica hazzı veren karelere sahip bu nbc filmini izlemek ve bir kez daha bu özel adama teşekkür etmek gerek.

müzeyyen senar

magic mushroom
muhteşem sesli güzel kadın.

sesinin, şarkılara kattığı eşsiz ruhun güzelliğinden olacak, benim için yeri bir başkadır. o şarkı söylerken sanki notalar önünde eğiliyormuş gibi hissediyorum, öylesine saygı duyulası.

hippi

magic mushroom
barışçıl ve özgürlükçü, doğayla bütünleşmiş, tüm canlıların yaşam hakkına saygılı, sanatsever ve biraz da kafası güzel bir felsefeyle, 60'lı ve 70'li yıllara damgasını vurmuş, mottosu "not war, make love / savaşma seviş" olan antimilitarist ve apolitik oluşumun destekçileri.

hippiler paraya ne kadar karşıysa günümüz hippileri(!) de bir o kadar tiki maşallah.

not: gerçek hippileri, bu felsefeyle yaşayanları tenzih ediyorum elbette.

baharın azizliği

magic mushroom
can baba'ya ait muhteşem bir şiir. aşkın tanımı gibi.

"kibrit çakıyorsun karanlıkta badem çiçeklerini görmek için
ve mart denizlerinde tedirgin bir çift sarnıç gemisi gözlerin
bir iş açacaksın sen başımıza, yangın mı olur artık bahar mı"

yalnızlık

magic mushroom
Can Yücel sevgi duvarı şiirinde güzel betimler yalnızlığı.

"Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi"

"Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi"

"Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi"


bir adam

magic mushroom
şükrü erbaş üstadın yoksulluğu, çaresizliği dolandırmadan ama öyle de incelikli anlattığı dizeleri.

"onu ben bir kahvede gördüm
yüzlerce kahvede, binlerce
işsiz insanlardan biriydi

yeşil masalarda kirli
dumanlar içinde bir ince düşünce
gözleri buğulu/camlarda dalgın

sinmiş silinmiş suskun
içinde kim bilir hangi yüzden
yaprak dökümü bir gün

usunda yüzlerce yüz
sorular sorulara değerek büyür
elleri yüreğinden tedirgin

kapılar açıldıkça gözleri yalım
umuttur çarpar yoksulluğuna
yüreği ellerinden yorgun

dönüşü evlere ölüm
düşleri bir günün eteklerinde
uzanır gecelere bir adam kırgın."

fiziksel temas

magic mushroom
Bir yabancının fiziksel temasından, kişisel alanıma girmesinden nefret ederim. Kimsenin buna hakkı yoktur.

Sırada arkanızdan dürten, poponuza elindeki alışveriş sepetini yapıştıran teyzeler mi ararsınız, kasada ödeme yaptığınız sırada neredeyse kredi kartı şifrenizi sizin yerinize tuşlayacak olanı mı, hepsi var bu ülkede.

Ama en çok çocukların kişisel alanlarının ihlaline sinirleniyorum. Sevimli bir çocuk görmeye görsünler, hemen o pis ellerini yapıştırıyorlar o narin yanaklarına çocukların.

Küçükken kimseye öptürmezdim kendimi, başarırlarsa da doğru banyoya koşar yıkardım elimi yüzümü. Hiç sevmedim, sevmeyeceğim bu hadsizliği.

saçını kırmızıya boyayıp marjinalim demek

magic mushroom
İnsanlar istediklerini yapıp istediklerini söyleyemekte özgürdürler, yoksa değiller mi?

Birincisi bir insanın saçını kırmızıya, yeşile, maviye boyamasının siyah ya da sarıya boyamasından bir farkı yoktur, sonuçta orijinalliği bozuyor muyuz, evet. Neden çoğunluğun tercih etmediği renkler işin içine girince hemen eleştirme hakkı doğuyor ki? Çoğunluğa uymak zorunda mıyız?

Yok eleştirilen renk değil de o kişinin o renkle marjinal olduğunu iddia etmesiyse, bundan da bize ne? Yapsın, ne olacak ki, kime ne zararı var? Biz beğenmiyor ya da itici buluyorsak bakmayız, görmeyiz, olur biter. Bu, kimse için bir sorun haline gelmemeli, geliyorsa bence özeleştiri zamanı gelmiş demektir özgürlükler ve hoşgörü adına.

Diğer bir konu, Sürekli özgürlüklerden bahsederken hepimiz, başkaları bizim hoşumuza gitmeyen şeyler yaptıklarında neden hemen yaftalamaya girişiyoruz ki? Bir insanın saç rengi neden başka bir insanı rahatsız eder, hiç anlamıyorum bunu. Beğenmeyen kafasını çevirip bakmazsa, onun için sorun olan şey de ortadan kalkmış olur, olmaz mı?

Ben de daha genç yaşlarımda saçımı kırmızıya, mora boyattım ya da çoğunluğun tercih etmediği şekilde giyindim ama Bunu kimseye bir şey ispatlamak için de yapmadım farklı görünmek için de. Sevdiğim ve o şekilde mutlu olduğum için yaptım.

Sonuç olarak, büyük bir anadolu filozofunun da dediği gibi, "o o şekil boyar, bu bu şekil boyar, herkesin hayatına kimse karışamaz", söyleyeceklerim şimdilik bu kadar, teşekkürler.
0 /