confessions

magic mushroom

2. nesil Yazar - Alışmaya çalışıyor

  1. toplam entry 152
  2. takipçi 6
  3. puan 1747

mizansen

magic mushroom
fransızca "mise - en - scène" den gelir.

sinemada kadraj içerisindeki oyuncu ve dekorun düzenini yani sahne düzenini ifade eder.

tiyatroda ise önceden kurgulanmış bir oyunu sahnelemek anlamına gelir.

todo sobre mi madre

magic mushroom
pedro almodovar'a ait 1999 yapımı dram. ingilizce ismiyle all about my mother , türkçe ismiyle annem hakkında her şey .


lgbti ve aids ile ilgili çok etkileyici ve hüzünlü bir hikayedir. almodovar'ın en iyilerinden olan filmde, alışık olmadığımız eşcinsel ve trans bireylerin dünyasında bir yolculuğa çıkar ve homofobi üzerine uzun uzun düşünme fırsatı buluruz.

izlenesi bir almodovar harikasıdır.

paylaşılmış psikotik bozukluk

magic mushroom
(folie à deux) genellikle iki, nadiren de daha fazla kişiyi etkileyen psikotik bir bozukluktur.

en önemli özelliği sanrıları paylaşan birden fazla hastanın olmasıdır. asıl hasta diğer sağlıklı birey/bireyleri de etkisi altına alarak onların da hastalanmalarına sebep olur. çoğunlukla aynı ailede ya da birbirleriyle duygusal ve fiziksel bağlılıkları olan bireyler arasında görülür. asıl psikotik bozukluğu olan hasta için "aktif", etkilenen birey için ise "pasif" ya da "yalancı hasta" tanımları kullanılır.

hastalık 1860 yılında baillarger tarafından "bulaştırılan delilik", daha sonra da maret tarafından "çift taraflı sanrı" olarak tanımlanmıştır.

bu bozuklukta; psikoz ve hezeyanlar yaşayan hasta gerçeklik algısını yitirir. kendisiyle yakın ilişki içinde olan diğer kişi ya da kişiler eğer yatkınlıkları da varsa zamanla aktif hastanın sanrılarını paylaşmaya ve gerçeklikten kopmaya başlarlar. sonrasında olmayan ve yaşanmamış bir takım olaylara birlikte inanmaya ve olmayan bir yaşamı paylaşmaya başlarlar. bazen hem hastalar hem de çevrelerindeki insanlar için çok tehlikeli sonuçları olabilmektedir.

tedavi sürecinde pasif hasta, baskın hastadan ayrıldığında genellikle kısa süre içinde iyileşme görülmeye başlanır. ancak etkileri geniş bir alana yayıldığından tedavisi özen isteyen bir bozukluktur.

siyasetçilerde sıklıkla yaşandığını düşünüyorum. sanrılar, paranoyalar, mitomani halleri falan çok zor, bir de bulaşıyor işin kötüsü. sonra körler sağırlar birbirlerini ağırlıyorlar.

Edit: son cümle mübalağa içermekte olup, gerçekçi bir tespit değildir.

bir sözlük nasıl yönetilmez

magic mushroom
Uzaktan yönetilmez mesela. Halka inmek lazım. Ve demokrasi şart. Her dikta yönetimi sonlanmaya mahkumdur çünkü.

Kısacası bir sözlük önemsemeden yönetilmez. Sahip çıkmak şart.

Çiçeği burnunda bir yazar olarak açıkçası daha aktif bir yönetim beklerdim. Yazarlığımı onaylayan icgqhs dışında başka bir moderatör de görmedim henüz.

Yeniyim ve sevdim burayı ve gitmeye niyetim yok ama Dedeye, pardon sözlüğe de sahip çıkalım. Evet.

skyler white

magic mushroom
Çoğu insanın aksine kötü bir karakter olduğunu düşünmüyorum. aslında dizide pek de sevmediğim skyler'a bu noktada haksızlık yapıldığını düşünüyorum ve savunma gereği hissediyorum.


zira kendisi aile kurumunun devamı için elinden geleni yapmıştır. bir kadının belki de en çok desteğe ihtiyacı olduğu dönemde kocası tarafından yapayalnız bırakıldığı halde yine de ailesi için çabalamıştır ancak walter efendi sır küpü olduğu için en sonunda kadıncağızı delirtmiştir. çabaları sonuçsuz kalan çaresiz skyler da "beşer, şaşar" sözünün hakkını vererek bir dönem gerçekten saçmalamış ve hiçbirimizin onaylamadığı şeyler yapmıştır, evet. lakin kendisi yine dürüstçe yediği bu bokları walter'a anlatmış ve yaptığının pişmanlığını da kendi içinde yaşamıştır. amma velakin en kolay yolu seçerek "kadın"a orospu damgasını yapıştırmaya can atan bizler empati yapma gereği hissetmeyiz. çünkü kadın ne kadar femme fatale ise erkek de o kadar "sütten çıkmış ak kaşık"tır bizler için. kimse empati yaparak değerlendirmez kadını, herkes olumsuzluklarına odaklanır. oysa ki yıllarca yalan söyleyen, aslında ailesine ihanet eden, bu sırada eline bir sürü de kan bulaştıran erkek karakter yine ve yeniden seyircinin gözünde aklanmış, kahraman ve fedakar ilan edilmiş, amacından mütevellit yaptığı tüm yanlışlar mazur görülmüştür.

yani eril pencereden bakıldığında kötü, tu kaka bir karakterdir skyler çünkü annedir ve annenin hata yapma lüksü yoktur, anneye yüklenen bütün o kutsal(!) sorumluluk, en ufak yanlışında annenin sonu olur.

oysa babanın hatalarını affetmede daha esnek ve rahatızdır. neden? çünkü yüzyıllardır zihnimize kodlanan alt mesaj bu da ondan.

beyin göçü

magic mushroom
Beynin bedeni terk etmesi durumudur.

Beden ve ruh öylesine saçmadırlardır ki beyin daha fazla tahammül edemez bu birlikteliğe. Sonra beyinsiz bedenlerle dolar sokaklar, ne tarafa dönseniz beyinsizlik. Bize de bu distopyayı yaşamak kalır biçare, olan hep bize olur.

saygı

magic mushroom
bu coğrafyada en eksik olan meziyetlerden ve en dertli olduğum konulardan.

hayır benim için saygı öyle içi boş bir kavram değil. yok efendim büyüklerin yanında düzgün otur, vay efendim yaşlılarla düzgün konuş gibi bir şey değil saygı. ya da birine bey, hanım diye hitap etmek, bizden makamca üstte olan birinin yanında el pençe divan durmak. hayır efendim bunlar saygıyla ilgili değil. evet bir yaşlıya nazik davranmak güzel bir şey ama saygı ile karıştırmamak gerek.

saygı dediğimiz kavram, aslında özgürlüklerle ilgili. "tüm canlıların" yaşam hakkına, tercih hakkına, özgürlüklerine hoşgörülü olmak ve sınırlarımızı, haddimizi bilmek ile ilgili. başkalarının hayatlarına müdahale etmeden, yargılamadan, sorgulamadan kabullenebilmek, herkesin kendimiz gibi olamayacağını kabullenmek ve başkalarının mutlu olduğu hayatlarına burnumuzu sokmadan yaşayabilmek ile ilgili. dünyanın tek sahibinin biz olmadığımızı anlamak ve böyle yaşamak ile ilgili. saygı önemli, çok ama çok önemli.

pedofili

magic mushroom
Sanıldığından daha yaygın bir psikoseksüel bozukluk/hastalık/sapkınlık (çok hassas bir konu olduğu ve uzmanlar arasında da görüş farklılıkları olduğu için tanımı size bırakıyorum).

komşumuz, akrabamız, iş arkadaşımız hatta ailemizden biri pedofil olabilir. pedofilinin eğitim seviyesi, gelir düzeyi, sosyal statü, cinsiyet ya da başka bir parametreyle bağı yoktur. herkes pedofil olabilir. ancak büyük bir çoğunluğu erkektir ve kadınlarda nadiren görülür. muhtemelen bu durum kadınlardaki annelik içgüdüsüyle açıklanabilir.

dediğim gibi her gün konuştuğumuz, selamlaştığımız insanların içinde pedofillerin olması mümkündür. çünkü pedofili doğuştan gelen ve çocukluk döneminde şekillenen, kişinin istemdışı sahip olduğu seksüel düşünce ve dürtüleri kapsar. kişi elinde olmadan çocuklara karşı cinsel istek duyar. beyinleri, pedofil olmayanlardan farklı olarak, çocukları koruma güdüsüyle çalışmaz, onları cinsel uyaran olarak görürler. çevremizde aslında pedofil olan kişilerin pedofil olduğunu bilmiyor oluşumuzun nedeni, ya henüz eyleme geçmemiş olmalarından ya da henüz eylemlerinin farkedilmemiş olmasından kaynaklanır. çünkü her pedofil cinsel istismar gerçekleştirmez ( çok küçük bir kısmı da olsa). kendini bu anlamda baskılayan, çok zor da olsa eyleme dökmeyen pedofillerin de mevcut olduğu hatta içlerinde tedavi olmayı talep edenlerinin ya da yaşadıkları vicdan azabı ile intihar edenlerin olduğu bilinmektedir.

kişinin böyle bir bozukluğa sahip olmasının bir çok farklı nedeni olabilir. insanın, canlılar içindeki en tehlikeli ve kusurlu tür olarak bir çok farklı sapkınlığa zihinsel olarak açık olduğu zaten bilmediğimiz bir şey değil. ancak burda asıl önemli nokta kişinin bunu eyleme döküp dökmediğidir. bu demek değildir ki pedofiliyi mazur görelim. söylemek istediğim kişinin elinde olmayan sebeplerle sahip olduğu bazı bozuklukların onların suçu olmadığıdır ancak bu sebeplerle bir canlıya zarar verirse o zaman durum psikolojik, sosyal ve yasal olarak mutlaka değerlendirilmeli ve gereken ceza, yaptırım, tedavi vs. uygulanmalıdır. sonuçta bir takım bahanelerin arkasına sığınarak ahlaki ve legal olmayan eylemlerimizi meşrulaştıramayız.

peki pedofilinin tedavisi var mı? bu konuda da farklı görüş ve yöntemler var. genel görüş tam olarak tedavisinin olmadığıdır ancak kısırlaştırma ( cerrahi ya da kimyasal kastrasyon) yöntemiyle kişinin zararsız hale getirilmesi sağlanabiliyor.

sonuç olarak, her ne kadar bizler bu durumdan tiksinerek, kahrolarak bahsetsek de pedofil olmak suç değil, bu düşüncelerin eylemselleştirilmesi suçtur. öyle ki dünyanın en ağır suçudur ve cezası da en ağır ceza olmalıdır. hatta idam karşıtı olmama rağmen bu suç için istisna olabileceğini de düşünenlerdenim. çünkü bir kez bu suçu işleyenlerin fırsat bulduklarında tekrar yapacaklarını ve davranışlarını kontrol edemeyen bu insanların yaşama herhangi bir katkı sağlayamayacaklarını, yokluklarının varlıklarından daha iyi olacağını düşünenlerdenim. korunmaya muhtaç, kendisini tam olarak ifade edemeyen bu masum canlıların zarar görmesindense bir pedofilin zarar görmesini tercih ederim elbette.

yazımın sonunda pedofiliye ve diğer istismar suçlarına karşı çocukları nasıl koruyabileceğimizle ilgili bir kaç tavsiye paylaşmak istiyorum.

- öncelikle çocuklarımızla iletişimimiz çok sağlam olmalı. her şeyi bizimle konuşabileceklerini, onlara güvendiğimizi ve bizden korkmamaları gerektiğini bilmeliler. onlara bakmakla yükümlü kişiler olarak her koşulda destekçileri olduğumuzu net bir şekilde bilmeliler ki bir gün olağan dışı bir durumla karşılaştıklarında bizlerle paylaşabilsinler.

- çocuklara özel bölge dediğimiz bölgeler öğretilmeli ve bu bölgeleri kimlerin görüp dokunabileceği çocuğa öğretilmelidir. ebeveyn dışında -ki onlar için de sınırlar var- eğer küçükse okulda tuvalet ihtiyacını giderirken öğretmeni ve aile gözetiminde doktorlar. bu kişiler dışında akrabalar, arkadaşlar, komşular vs. hiç kimse dokunamaz. maalesef bu tür vakalar genelde aile içinde ya da yakın çevrede gerçekleşir. ( ensest de sanıldığından çok daha yaygın bir problemdir.)

- eğer ki çocukların bu özel bölgelerine dokunulur ya da çocuk istemediği herhangi bir şeye zorlanırsa (bu karşı tarafın hiç bir kötü niyet içermeyen davranışları için de geçerli) yani çocuğun kişisel alanı ihlal edilir ve rahatsız edilirse çekinmeden hayır diyebilmeli gerekirse sesini yükselterek karşı taraf uyarılmalıdır çocuk tarafından.

- çocuklara tanımadığı kişilerle konuşmaması ve birlikte bir yerlere gitmemesi gerektiği öğretilmelidir.

- özellikle toplumumuzda çok sık karşılaştığımız bir problem de tanıyan tanımayan iyi ya da kötü niyetli herkesin çocukları zorla öpmeye, sevmeye çalışması. karşı tarafın iyi niyetli olması; yok efendim dedesi, amcası, teyzesi vs. olması, çocuğun çok sevimli olması ya da her karşılaşmada öpüşme, sarılma gibi saçma geleneksel ritüellerin olması bu kişilere bu hakkı vermez. çocuk istemediği hiç bir davranışa zorlanamaz. ayrıca yılışık bir şekilde çocuğu sevmek, çocukta "demek ki herkes beni bu şekilde sevebilir" algısı yaratabilir. o yüzden bu tarz durumlara çocuk yapamıyorsa aile müdahale etmelidir. "ayıp olur mu?" kaygısı güdülmemelidir. bizim ayıpla, günahla işimiz yok, çocuğumuzun güvenliği ve mutluluğu önemli olan.

- aile çocuğu sürekli olarak gözlemlemeli, içine kapanıklık, utangaçlık gibi psikolojik ya da fiziksel bir problem tespit edilirse mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.

- aile içi şiddet, eşler arasında geçimsizlik gibi durumlar çocuğu aileden uzaklaştırabileceği için bu tarz durumlara sebebiyet vermemeli, çocuğu bu etkilere maruz bırakmamalıdır.

- etrafta çocuklarla fazlaca ilgilenen kişilerin tespitinde mutlaka bu kişilerle ilgili araştırma ve gözlem yapılmalıdır.

- eğer ki çocuk bu bilgileri verebileceğimiz kadar büyük değilse o zaman çocuğa bakmakla yükümlü kişiler olarak çok daha dikkatli ve özenli olmak gerekmekte. hatta dozunu kaçırmamak kaydıyla bir miktar paranoya bile işimize yarayabilir. iş işten geçtikten, canımız yandıktan sonra "keşke" demek işe yaramıyor çünkü.

pedofili ve çocuk istismarı hatta çocuk haklarıyla ilgili söylenecek, konuşulacak çok şey var aslında. bugünün duygu yoğunluğuyla bu kadar olsun artık. umarım tüm çocuklar haketttikleri gibi çocuk masumluğunda ve huzurla, mutlulukla büyürler. çünkü bir onlar kaldı umuda dair.

the shape of water

magic mushroom
"eh işte" bir film yapmış bu kez del toro. anlattığı hikaye de, karakterler de sıradan.

masalsı ve hoş bir film, ancak hepsi bu. ben çok daha iyisini beklerdim yönetmenden. yıllar sonra bir el laberinto del fauno gibi zihnime yerleşeceğini düşünmüyorum.

filmle ilgili olarak hakkını vermem gereken nokta ise sally hawkins'in oyunculuğuydu. çok kararındaydı her şey. bir de izlerken yüzüme tatlı bir tebessüm yerleştiren bir kaç çok hoş sahne vardı.

sevdim ben the shape of water'ı ama bayılmadım.

şükretmek

magic mushroom
insanları azla yetinmeye iter, sorgularsa elindekinin de gideceğine inandırır. çünkü öyle öğretilmiştir, kasten aç bırakılır ki, bir parça kuru ekmek bulduğunda şükretsin. eder de, tepesindeki adamı tanrı gibi gördüğü için onun sahip olduklarını sorgulamaz, kendisinin sahip olamadıklarını da. karnı açtır, ayağı çıplaktır ama "yaşıyoruz çok şükür" der ve dalar uykuya.

spotlight

magic mushroom
tüm dünyada yaşanan, herkesin bildiği ama görmezden geldiği bir gerçeği cesaretle gözler önüne seren film. kilisenin, pedofiliye ve çocuk istismarına göz yumduğu ve örtbas ettiği bilinen bir şey zaten. bununla ilgili çok çarpıcı belgeseller de yapıldı daha önce. bu filmle de aslında bunun çok yaygın olduğu ve durumun vehameti daha iyi kavranıyor.


tabi bütün bunlardan daha üzücü olan ise tüm dünyada dini kurumlarda yaşanan çocuk istismarının bir şekilde üzerinin örtülüyor olması. kilise yapıyor da diğerleri temiz mi? sorunun cevabı belli ancak bizler korkak ve duyarsızız. spotlight bu anlamda oscar'ı almış olması açısından da önemli bir örnek. oscar almış filmler daha çok bilinir ve izlenir çünkü. farkındalık yaratmak adına önemli bir adım.

helena bonham carter

magic mushroom
gelmiş geçmiş en karizmatik kadın oyunculardan.

oynadığı her karakter için biçilmiş kaftan gibi duran, daha iyisi olamazdı dedirten minik dev. marla singer'ı hayatlarımıza sokan gizemli kadın. seksi, kışkırtıcı, gotik, ürkütücü, sevimli... hepsi mi oturur bir insanın üzerine. oyuncu olmak için doğmuş gerçekten de.

yetenekli oyuncunun erkek versiyonu ise bence kesinlikle steve buscemi'dir. zaten ikisinin birlikte yer aldığı big fish de tadından yenmez.

attila ilhan

magic mushroom
O Güzel atlara binip gitmiş, izmirli bir güzel adam.

İlk okuduğum şairdir kendisi ki şanslıyım bu yüzden, şiiri gerçek bir şairin dizeleriyle tanımış olduğum için. Bu yüzden de hep sevdim şiiri.

Sevmemek mümkün mü şu dizeleri:
"Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum..."

red hot chili peppers

magic mushroom
1983 yılında kurulmuş amerikalı funk/rock grubu.

grubun kurucuları anthony kiedis, micheal balzary, hillel slovak ve jack irons'dır. hillel slovak'in ölümünün ardından grubun fanı olan john frusciante gruba ve bu rüyaya dahil olmuştur.

rhcp pek çok gruba da ilham kaynağı olmuş başarılı bir gruptur.

ben şarkılarını dinlerken gerçekten iyi hissediyorum. şarkılarındaki enerjiyle beni mutlu eden nadir gruplardan.

çok uyumak

magic mushroom
yaşanacak güzel anları kaçırmaktır.

biraz daha fazla gülmek, biraz daha kaliteli müzik dinlemek, biraz daha gezip görmek, daha fazla anı biriktirmek varken uyumak zamanı boşa harcamak bence.

ortalama 70 yıl yaşayan biri günde 2 saat daha az uyuyarak ortalama 2000 gün fazladan yaşamış olur. çok iyi değil mi fazladan 2000 güne sahip olmak. bence muhteşem.

ikonografi

magic mushroom
sinemada, filmin belirli bir janrda algılanmasını sağlayan, kolaylaştıran unsurlarıdır.

hikaye, mekan, kurgu gibi çeşitlenebilen bu öğeler; westerni kara filmden, dramı romantik komediden ayırabilmemizi sağlarken hikayeyi anlamamızı da kolaylaştırır.

evet

magic mushroom
onaylama sözcüğü.

her önümüze gelene "evet" dersek, gün gelir "nasılsa her şeye evet diyor" algısıyla artık kimse bize fikrimizi sormaz olur. dolayısıyla karşı tarafın istediği her şeyi kabullenmek zorunda kalırız ki bu da bir çeşit "köleliktir".

dmitriy dmitriyevich shostakovich

magic mushroom
1906 yılında st. petersburg'da doğan ve 1975'te moskova'da ölen müzisyen ve siyaset adamı.

komünist bir müzisyen olmasına rağmen stalin tarafından sürekli baskılanmış ve potansiyelini tam olarak ortaya çıkartamamıştır. ancak stalin'in ölümünden sonra daha özgürce çalışmalarını sürdürebilmiştir.

şostakoviç hem rusya hem de tüm dünyada saygı gören, bir çok ödül ve nişanla onurlandırılmış, yüzyılın en önemli müzisyenlerindendir.

stanley kubrick de bir şostakoviç hayranıdır ve özellikle eyes wide shut'da kullandığı bestesi waltz 2 en bilinen eserlerindendir.



bestecinin en önemli eserlerinden bir kaçı için ise şöyle buyrunuz.

zengin sözlük

magic mushroom
Şu an sözlükte benden başka kimse yok, en azından ben öyle sanıyorum.

Hoşuma gitti bu durum. Çok acayip bi' özgürlük hissi geldi. Böyle sağa sola koşturup ortalığı alt üst edesim var. Belki beğenmediğim yazıları silerim ya da çok beğendiklerime ekstra fav eklerim. Bilemiyorum Altan. Acaba kasayı mı açsam, bakalım gerçekten söylendiği gibi zengin mi sözlük? Ya da hiç dokunamasam mı, ya ekonomik kriz sözlüğü de etkilediyse ve bizlerden saklanıyorsa? Sanırım fakirliğe tahammül edemeyen ruhum buna cesaret edemeyecek.

Neyse ben biraz ortalığı karıştırayım en iyisi, bakalım gizli saklı bir şeyler var mı? Bi dakika yaa, bu bira şişelerini kim koydu buraya? Oha deri eldivenler! Heheh, Burası çok heyecanlı olmaya başladı!

Kim ooo??? Big brother sen misin???

devrim

magic mushroom
devrim insandır, insan devrim. sadece duvarlarda, şiirlerde, sokak aralarında kalsa da adı, hep taze tutmuştur içimizde bir şeyleri, umudu.

aşk da devrimin ta kendisi değil midir? bütün kuralları, kalıpları, doğruları altüst etmek, olmayacak olana inanmak? bazen her şeyi, herkesi karşına almak bazen de bütün gemileri yakmak, imkansızı istemek değil midir?

işte bu yüzden tıpkı aşk gibi, geri dönüşü olmayan bir sevdadır devrim. aşk'tır.

aşık olmak

magic mushroom
aşık olmak dediğimiz şey aslında tutkuları ateşleyen, dokunsal heyecanlar sunan ve marjinal faydası azaldıkça şiddeti de azalan bir yanılsamadır. bilinirlik arttıkça aşk azalır. çünkü aşık olunan kişiye yüklenen anlamların çoğu bizim uydurmamızdır. biz öyle isteriz, öyle olur. sonra açıldıkça kapılar birer birer, yıkıldıkça duvarlar kalan salt gerçek artık titretmez olur bedeni ve körleşir duygular. ve istesek de istemesek de, aşk ölür, hep öldü.

high hopes

magic mushroom
introsunu duyar duymaz kalp atışlarımı hızlandıran pink Floyd şaheseri. çok heyecanlandırıyor beni. nabzım hızlanıyor, ellerim titriyor, yanaklarım kızarıyor. sanırım aşığım kendisine.

amour

magic mushroom
2012 yapımı michael haneke filmi.

oyunculuklarıyla, hikayesiyle, hissettirdikleriyle haneke'nin en iyilerinden.

"aşk nedir, nerede başlar ve biter? aşk için ne kadar ileri gidebilir ve neleri göze alabilirsiniz?" sorularına yine ters köşe bir üslupla yanıt arayan haneke, "ben olsaydım ne yapardım" empatisiyle canımızı acıtıyor bir kez daha. bu kez kentli aile olarak yaşlı bir çiftin mahremiyetine giriyor haneke ve hiç alışık olmadığımız bir gerçekle yüzleştiriyor bizi.

yönetmenin beni en etkileyen filmlerindendir "aşk" ve haneke'ye bir kez daha aşık etmiştir.

andrey tarkovski

magic mushroom

çok uzun olmayan ömrüne sayıca az ancak etkisi güçlü filmler sığdırmıştır. hem rus hem de dünya sinemasının vazgeçilmezlerinden olan tarkovsky, benim için sinemanın "sanat" yönü güçlü yönetmenlerindendir.

yağmurun arındırıcı gücü, zamanın göreceliği ve doğanın kusursuzluğu yönetmenin eserlerinde karşımıza çıkan ve şiirsel güzellikteki sahnelerde kendilerini izleyiciye sunan unsurlardır. yakın plan çekimlerde, ışık oyunlarında ve imgesel anlatımda başarılı bulduğum yönetmenin filmleri bende genelde gerçeklikten uzak, masalsı bir tat bırakır.