confessions

magic mushroom

2. nesil Yazar - Girişimci

  1. toplam entry 377
  2. takipçi 20
  3. puan 6239

kürt böreği

turuncu gemi
ortadoğu halklarının devrimci lideri cemal abdul nasr döneminde mısır devlet radyosundan kürtçe yayınlar yapılır. dönemin türkiye dışişleri bakanı mısır ziyaretinde sayın nasr'a bu durumdan duyulan derin rahatsızlığı bildirir.
abdul nasr, dışişleri bakanımıza şu soruyu sorar;

"sizin ülkenizde kürt var mı?"

bizim dışişleri bakanı hayır "hayır efendim yok" diye cevaplar.

abdul nasr;

"o zaman sizin rahatsız olacağınız bir husus da olmamalı"
diyerek diplomatik bir cevap verir.

tanım: ben börekler konusunda batı özentisiyim. gerçi hiç bir yerde rastlamadığımdan tadına da bakma fırsatım olmadığı börektir. lakin ülkemizde kürt diye bir halk yaşamadığı için nereden bulup da yiyeceğim.

denek hayatım

hak yeme hell yeah
Sakin'in en sevdiğim üç şarkısından biri. Ah be onur abi dedirtir.

Bu şarkının yeri bende hep ayrı kalacak. Topluluk karşısına çıkıp söylediğim ilk şarkı. Güzel söylerim övünmek gibi olmasın.

Şarkı hızlandırılmış tren faciasında hayatlarını kaybedenlere yazılmış. Bunu bilerek dinleyince daha vurucu oluyor.

loser

fall
(bkz:fall)

evet ben yaşlıyım. türkiye'de nba seyretme şansını daha trt'nin tek televizyon olduğu yılların sonlarında kazanmıştık. o yıllarda trt banttan da olsa (banttan canlı olmayan anlamına gelen bir trt kavramı) nba maçlarını izleyebiliyorduk ve ligi lakers vs celtics çekişmesi domine ediyordu. bir tarafta jabbar'lı, johnson'lı laker diğer tarafta bird'lü celtics. ben koyu bir celtics taraftarı oldum ve o yıllarda sevimsiz kalifroniyalılara hep kaybettim.

sonra doksanlar geldi. air jordan dönemi. artık nba live izlenebiliyor jordan efsanesi tüm dünyada seyirci rekorları kırıyordu. adam wb kararkterleriyle bile maç yapıyordu düşünün. (space jam) neyse ben ise o dönem bu efsane ve tayfasına tek kafa tutabilecek takımın utah jazzı'ın taraftarıydım ve yine ama yine defalarca kaybettim.

schumcaher'e karşı hakkinen'i tuttum ve hep kaybettim. söylemesi ayıp zaten fenerbahçeliyim. obradovic olmasa yine hep kaybedicektim. futbolda kaybetmeye devam ediyorum.

ingiliz liginde liverpool'u tutarım şampiyonluk gördüğümü hatırlamıyorum.

fall is a loser swh

gülümsemek

rene
Bulaşıcı bir şey bu özelliğine bayılıyorum. Beni gülümseten ve gülümseyen insanlara da bayılıyorum. Tabi samimi, içten bir gülümsemeyi kastediyorum burada. Banka çalışanı gülümsemesini her gün görüyorum.

kıbrıs şehitleri caddesi

fall
izmir'in istiklal caddesi benzeri caddesi. sadece istiklale bazı yönleriyle benzese de birebir bir kopyası asla değildir. kendine ait bir ruhu ve karakteri vardır ayrıca günümüz için konuşmak gerekirse arabı da yoktur ve çok daha nezihtir.

special edit: hiçbir bakınızınız boş bırakılmaz ki.

aydok moralıoğlu

fall
adele söyleyen ve söylerken dinlenebilen erkek vokal olabilir mi? aydok moralıoğlu sayesinde antik astronot kuramcıları buna evet diyor.

tanım: performansı ve repertuarı çok iyi bar müzisyeni.

special edit: hiçbir bakınızınız boş bırakılmaz ki.

ernesto che guevara

turuncu gemi
komünist olmak yaşamda çok renkli olmayı gerektirir. ernesto yaşamın bir çok renginde harika bir insandı. kendisi bir çocuk hekimiydi. futbolcuydu. şair ve müzisyendi. elde tüfek en önde yürüyen cesur gerillaların en değerli önderiydi. küba devriminin ilk yıllarının dahi ekonomi bakanıydı.

fidel'le venezuela'da tanışırlar. bir avuç insanla küba'da devrim yapabileceklerine o günden emindir. fidel'le sonrasının pazarlığını yapar. pazarlığın mevzubahsi, dünya ülkelerinde devrime ihtiyacı olan bütün ezilen halklara kurtuluşu mümkün kılmaktır.

devrim hareketi bir seçimler hareketinden önce reddedişler hareketidir. ernesto'nun büyük devrimci kalibresi her zaman kötüyü reddetişleriyle ölçülür. o zamanların kominist kılığındaki devlet kapitalist tiranı sovyetlere bile kötülüğünü doğru bir dille haykıracak kadar cesur bir önderdir ernesto.
36 yaşındayken, kolombiya dağlarında bir avuç yoldaşıyla devrim mücadelesi verirken, abd'nin bir müfreze askeri tarafından şehit edilmiştir. şiirimizin büyük ismi ülkü tamer'in dizeleriyle ölümsüzleşmiştir.

bir ormanda tutup onu
bağladılar ağaca
yumdu sanki uyur gibi
gözlerini usulca

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

diz çöktüler karşısında
sonra ateş ettiler
parçalanan yüreğine
yuva kurdu mermiler

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

gelip kondu bir güvercin
ellerine o gece
kırmızı bir çelenk oldu
bileğinde kelepçe

bir soğuk yel eser
üşür ölüm bile
anlatır akan kanı
beyaz sesiyle

tübitak

ruzgara karsi iseyen adam
Karikatürist Emrah ablak'ın aylık mizah dergilerinde çizdiği, tubitak kurumunda yaşanan sıradışı olayları temizlik işçisi bayram efendi ve profesör azmi cankuş üzerinden anlatan çizgi seri.

Yaratıcı karakterleri, komik hikayeleri ve ablak'ın kendine özgü mizahi çizgisi ile, karikatür dergilerinde yayınlanmış en iyi serilerden birisidir. Okuyucuyu her daim güldürmeyi ve eğlendirmeyi başarmıştır.

Yanlış hatırlamıyorsam 2000'lerin başında lombak dergisinde yayınlanmaya başlamış ve o tarihten itibaren derginin en sevilen hikayesi haline gelmişti. Lombak sonrası emrah ablak başka dergilerde de, tubitak'i çizmeye devam etti. Hatta dergilerdeki hikayelerden derlenen iki albüm dışında, bir de tübitak saklı düşman adı altında bir kitabı daha bulunmaktadır.

tübitak

olacak o kadar
Göktuğ Altıparmak ve Seda Erol adlı gençlerin çalışmaları bu kurum tarafından kabul görmemiştir.
Reddedilen projeleri: okaliptus ve karanfil yağlarının havadaki bakterileri temizlemesine yönelik araştırma.
Kabul gördüğü kurum: Harvard Üniversitesi

Mehmet Can Dursun ve İrfan Boztepe adlı gençlerin çalışmaları bu kurum tarafından kabul görmemiştir.
Reddedilen projeleri: Şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları için atık karides kabuklarından yara bandı.
Kabul gördüğü kurum: New York Eyalet Üniversitesi

Emir Akdaşci ve Ege Özlem dlı gençlerin çalışmaları bu kurum tarafından kabul görmemiştir.
Reddedilen projeleri: Soba külü, boraks, kula volkaniti ve kül gibi atıklarla çimento üretimi
Kabul gördüğü kurum: Harvard Üniversitesi, Montreal Mc Gill Üniversitesi, Toronto Ryerson Üniversitesi

İlayda Şamilgil adlı gencin çalışmaları bu kurum tarafından kabul görmemiştir.
Reddedilen projesi: Sıvılardaki Su Oranını Mıknatısla Ölçebilen Ucuz, Hızlı ve Taşınabilir Bir Sistem
Kabul gördüğü kurum: Cornell Üniversitesi, NASA

Barış Paksoy adlı gencin çalışmaları bu kurum tarafından kabul görmemiştir.
Reddedilen projesi: Ramanujan Asallarının Genleştirilmesi
Kabul gördüğü kurum: Berlin Humbold Üniversitesi.

Tuna Ilgın Kozak adlı gencin çalışmaları bu kurum tarafından kabul görmemiştir.
Reddedilen projesi: madenlerde çalışan işçilerin, anlık olarak konumlarının kayıt altına alınması
MEF Uluslararası Araştırma Projeleri Yarışması'nda Fizik dalında birincilik ödülü ve İnovasyon ödülü.

poison ivy

fall
dc'nin kadın kötü havuzunda pek de kullanılmadan bekleyen, bir şans verilse çok iyi yerlere gelebilecek bir karakter. evet uma thurman denemesi fiyaskoydu ama şöyle düşünün o zamanlar hagi bile top oynuyordu. o yıllar gerilerden kaldı. harley quinn'e verilen şans bu zehirli sarmaşığa verilse uçar bence.

magic mushroom

fall


On the tenth of June we landed here on Mars
And we look out through the dust clouds to the stars.
All around us lay a plain of burning sand
And a bitter wound flew out across the land.
Not a single cosmos there to tell the past,
Not a single lonely play till desert grass.
This is how it really feels to be alone,
Only fifty million miles away from home.
I have flown here through the silent sea of space
And I dare to set my foot upon this place.
On the desert lies the shadow of a man
After wind has blown his footprints from the sand.
In the Martian night two moons rise in the sky
And the winter cold is deeper than her sigh.
And the mountains here aware since time began
And they make me feel ashamed of what I am.

türkiye bölünmez

rene
Ben bu konuda biraz köşeli düşünüyorum, katılırsınız katılmazsınız. Türkiye son yıllarda özellikle siyasetçilerin söylev tarzları, üslupları sayesinde halk arasında siyasi görüşler ve ideolojiler üzerine bir bölünme yaşadı, yaşıyor.

Şu anda Türkiye'de apolitik yurttaşlarda dahil olmak üzere sol görüşlüler, sosyalistler, demokratlar ve kemalistler bir tarafta, faşistler ve muhafazakar ve akp yandaşı yuttaşlar bir tarafta. Bu durum iş hayatı dışında sosyal yaşamda insanların ideolojilerine olan bağlılıkları ve sosyal çevrelerini oluştururken ki özgürlükleri sınırında kendisini gösteriyor. iş hayatında ise bir "idare etme" durumu hakim. Çünkü hakim ideoloji ne ise insan kalabalıklarının bir anlamda çıkarları için ona tutunma refleksi var, bu maddi olur, mesleki olur başka türlü olur. Bu insanlarla çalışan muhaliflerde bir idare etme veya rengini belli etmeme halindeler.

Bence bu tam bir bölünmedir. Bölünme illaki sınırların değişmesi ve yönetimin ele geçirilmesi şeklinde olmayabilir. Bazen kalabalıklara, güçlü hatip özelliklerinizle öyle ötekileştirici ayrıştırıcı şeyler söyler ve bunu onlara inandırırsınız ki, geçim derdinde canı burnunda olan milyonlarca insan bir anda alt komşsusuna karşı düşmanlık beslemeye başlar. İşte ülke tam bunun sınırında bir bölünme halinde bence.

bakkal

diko
Adıyaman besni'den gençten bi çocuk işe başlamıştı Çankaya'nın göbeğindeki büroda. Yanıma verdiler, çocuğa işi sen öğreteceksin dediler. Hay hay memnuniyetle dedim. Neyse 1 haftada az buçuk öğrendi işi. 2. Hafta palazlandi 1 ayda da kanı bitlendi. İşten kaytarmaya bile başladı kerata. Yine böyle birgün kayboldu ortadan. Yarım saat sonra çıktı geldi. Dedim nerdesin lan vakkas. Abi dedi bakkala gittim. Çankaya'nin göbeğinde bakkala gittim deyince gülümsedim ne aldın peki vakkas diye sordum. Kola aldım abi dedi. Hangisinden aldin peki diye sorunca sarı aldım abi dedi. İşte o sarıdır bakkal. Artık kalmadı. Kolanın sarısıni satardi, leblebi tozu satardi, bifa puskeviti satardi. Bitirdiler bakkal amcayi. Bir yıldız daha kaydi. Umarim sana da kayarlar grosmarket.

bakkal

pasaj
eskiden toz leblebiler, kutuda kaymaklar, adetle satılan gofretler gibi nostaljileri barındıran, aldığımız cips içerisinden çıkan promosyonlarla anlam kazanan; günümüzde ise kendilerini büyük marketlerin yavaş yavaş yuttuğu yerlerdir.

blaise pascal

fall
her ihtimale karşı inan diyen bir düşünür. ancak onun da bir antitezi var.

Pascal'ın Bahsi'ne karşı en sık kullanılan argüman; Tutarsız Vahiy Argümanı'dır. Bu argümana göre; Dünya'da binlerce din, tarikat ve mezhep vardır. Pek çok din, tarikat ve mezhep sadece kendi üyelerinin ya da inandıkları inançlara inananların Cennet'e gideceğine inanır. Bu durumda, bir kişi Hristiyanlığın cehenneminden kaçınmak için Hristiyan Tanrı'ya inanırsa Müslüman cehenneminden kaçamaz. Müslüman cehenneminde inanırsa Yahudi cehenneminden kaçamaz

monster

rene
Türkiye'de cani adıyla gösterilmiş 2003 Abd-almanya yapımı biyografik film. Charlize Theron filmde Aileen Wuornos'u canlandırdı. Aileen Wuornos abd için önemli bir isim. Belki de ABD tarihinde büyük bir taraftar kitlesi bulan ve cinayetlerinde haklılık görülen ilk ve tek seri katil. Davası yıllarca süren Aileen Wuornos, başlarda nevs-i müdafa diyerek kendisini savunduktan sonra yıllar süren duruşmaların ardından cinayetlerinde haklı olduğunu iddia etmiştir. Film Charlize Theron'un devleşen oyunculuğuyla Aileen Wuornos'un yokluk içinde lezbiyen bir hayat kadınıyken bir katile dönüşmesini/dönüştürülmesini tarafsız yalın bir dille anlatmaktadır. Ben filmi izldikten sonra lezbiyen sevgilisinden tiksindiğimi de belirteyim. Neden, Aileen'i onu o kadar severken, hapishanede en ihtiyaç olduğu zamanda yalnız bırakmasından, ona ihanet etmesinden dolayı insanlığımı sorgulattı çünkü bana aptal kadın.








aidiyet

olacak o kadar
Burak Çevik'in berlin Film Festivali'nde görücüye çıkadığıı ve ailesinde yaşanan bir cinayeti konu alan filmi.

" Yönetmenin anneannesi 2003 yılında öldürülmüş, teyzesi ve sevgilisi ise bu cinayetin ardından yargılanarak, ömür boyu hapis cezasına çarptırılmışlar. Filmin ilk yarısı sevgilisinin isteği üzerine müstakbel kayınvalidesi olabilecek kadını öldürmesi için kiralık katil tutan genç adamın verdiği ifadeye odaklanıyor. Farklı bir anlatım ile dikkat çeken filmin ilk yarısında, sadece genç adamın sözünü ettiği deniz kıyısı, kurbanın yaşadığı ev, apartmanın merdivenleri, yatak gibi yer, mekan ve eşyalar görülüyor. Filmin ikinci yarısı ise iki sevgilinin nasıl tanıştığını anlatıyor."

Türkiye, Kanada ve Fransa yapımı 72 dakika uzunluğundaki, başrollerinde Çağlar Yalçınkaya ve Eylül Su Sapan'ın oynadığı film cesur konusu nedeniyle bile bir şekilde bulunup izlenmesi kanısındayım.

karanfil

turuncu gemi
bence çok güzel bir ahmet haşim şiiridir;

karanfil

yârin dudağından getirilmiş
bir katre âlevdir bu karanfil,
rûhum acısından bunu bildi!

düştükçe, vurulmuş gibi, yer yer
kızgın kokusundan kelebekler,
gönlüm ona pervâne kesildi...

ahmet haşim

fakat orhan veli ustamız, haşim'in bu şiirini, yine çok güzel bir şiirle diline dolar,

hakkınız var, güzel değildir ihtimal
mübalağa sanatı kadar
varşova'da ölmesi on bin kişinin
ve benzememesi
bir motörlü kıtanın bir karanfile,
"yarin dudağından getirilmiş".

iki büyük şairin tartışmasından bağımsız olarak, ismet özel'de karanfil imgesini yaz mutluluğu şiirne ustaca yerleştirmiştir.

sen bir karanfilsin, delisin
içlisin de, bükersin hemen boynunu
mendilimin içindeki kirazdır
mendilimin içi kiraz
bilmem ki ne desem, yaz mutluluğu.

nasılız ay ışığındaki dostum
bütün bir gecenin uykusuzluğu
bek şimdi her şey bir dengeye uydu
bir domates, birkaç domates hemen hemen tartıldı
bir sancı gibi yerleşti şuramıza özgürlük
kirazlar kirazlar
gözyaşları günbatımının
karanfil kokusu da

sevgilim, canım mendilim
mendilim kiraz dolu
anlatamıyorum galiba
hüzün değil yaz mutluluğu.

edip cansever'in yerçekimli karanfil şiiri de ne muhteşem bir şiiridir;

biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.

görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.

ahmed arif'in ''karanfil sokağı'' sevdalı yüreklerimizin başkentidir.

hakan yeşilyurt

turuncu gemi
bugün 46 yaşında vefat ettiğini öğrendiğim başarılı sanatçıdır. şarkıları kulağımda her zaman ilk gerçek sevdaların ezgisidir. nazım'ın muhteşem şiirini, harikulade bir emekle müzik evrenimize taşımıştır. kendisinin her zaman eksikliğini hissedeceğiz.

yürek bugün her zamankinden daha fazla kirpiklerimin ucunda.

oğuz aral

ruzgara karsi iseyen adam
Başlığı açılmamış bir büyük usta daha! Oğuz aral için karikatürü salondan çıkarıp sokağa indiren, halka yayan adam dersek yalan olmaz herhalde.

Oğuz aral'dan bahsetmeden önce, karikatür sanatının ondan önceki pozisyonu hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu başlık altında türk karikatür tarihi adına uzun uzun yazacak değilim, bu yüzden kısaca bahsedeceğim.

türkiye özelinde karikatür 3 bölüm altında değerlendirilebilir. 19.yüzyıl sonlarında, daha çok resimli fıkra olarak nitelendirilebilecek; gerçekçi figürlerin yer aldığı resimlerin altına yazılan espriler üzerinden yapılan bir karikatür anlayışı vardı. illustrasyon yapılır ve altına diyaloglar tek tek yazılırdı.

Zaman içerisinde karikatür anlayışı da değişti. Özellikle 50'ler kuşağı olarak adlandırılan semih balcıoğlu, turhan selçuk gibi karikatüristlerin başını çektiği bir grup, o yıllardan günümüze kadar grafik mizah denilen bir karikatür dili oluşturdular. Karikatürlerden yazıları, diyalogları atıp salt çizgi ile anlatıma başvurdular. Az çizgi ile çok sey ifade edebilmek, güldürürken düşündürmek bu döneme has bir özellik olarak ortaya çıktı ve özellikle tarama ucu ve fırça kullanarak önemli eserler ürettiler. Karikatürün sanatsal anlamda zirve yaptığı dönemdir.

70'li yıllar ise oğuz aral'ın damga vurduğu yeni bir karikatür anlayışına merhaba dedi. Türkiye'de geçmişte akbaba, markopaşa, aydede vb. bir çok mizah dergisi yayınlansa da, aral'ın gırgır dergisi; gerek çizgi gerekse de içerik olarak bambaşka bir format sunuyordu. Oğuz aral seleflerinin aksine, karikatürü günlük siyasi gazete köşelerinden, sergi salonlarından çıkarıp, evlere sokmayı başardı. Çocukları, gençleri ve yetişkinleri aynı dergide buluşturdu ve gırgır dergisini, amerikan mad ve sovyet krokodil dergilerinden sonra dünya'da en yüksek tiraj yapan üçüncü dergi konumuna getirdi. Günümüz mizah dergileri aslında birer gırgır klonudur. Espri anlayışları jenerasyona göre değişsede, içerik ve görsel olarak gırgır'ın yolunu izlerler.

Oğuz aral editörlüğünü yaptığı gırgır dergisinde sadece çizmiyor, öğretmenlikte yapıyordu. ilban ertem, bülent arabacıoğlu, ergün gündüz, latif demirci, nuri kurtcebe, galip tekin gibi günümüzün cizgi ustalarının hemen hemen hepsi aral'ın tezgahından geçti. Sonra onlar da bu işleri selcuk erdem, erdil yaşaroğlu, mehmet çağ-çağ gibi farklı kuşaklara aktardılar. Günümüzün karikatür anlayışı ve mizah dergiciliği, usta çırak ilişkisi ile; dergilerin bölünüp çoğalması ile devam etti durdu...

Oğuz aral demişken bahsedilmesi gereken önemli bir figür daha var. Avni'den bahsediyorum. aral'ın bir çok tiplemesi oldu ama avni'nin yeri her zaman farklıdır. Avni, aral'ın kendine has kusursuz çizgisi, espri anlayışı ve naif duruşu ile benim için türk karikatürünün ve çizgi romanının simgesidir. Tıpkı hayatını kaybettikten sonra heykeli dikilen oğuz aral gibi, avni'nin de heykeli dikildi ve onun heykelide yaratıcısı oğuz aral'ın heykeli gibi saldırıya uğradı, hırpalandı. Kaderleri daima bir oldu.

dostluk şarkısı

fall
do mi sol miii miii sol mi mi re reeee notaları ile başlayan ve bir neslin çalmadan, söylemeden ortaokulu bitiremediği ne olduğunu tam olarak da kimsenin bilemediği bir nevi okul marşı gibi bir şey. utanmasam hede diyeceğim yani öyle acayip.

esrarlı ada

fall
jules verne klasiklerinden biridir. spoiler vermek istemiorum ama tavsiyem bu kitabı deniz altında yirmi bin fersahı okumadan önce okumamanızdır.

bir de marijuana yetişmiyor o adada, öyle bir niyetiniz varsa esrarlı adayı değil kumsal'ı okuyunuz.

jedi hissi

ruzgara karsi iseyen adam
Ne yalan söyleyeyim, kritik olaylarda pek faydasını göremediğimiz histir. Cumhuriyetin arka bahçesi sith tarlası olmuş ama bizim jedi konseyi, kırmızı suratlı darth maul'un jedilere saldırmasından sonra "hımm, demek yaşayan sithler varmış!" diye ancak akıl yürütüyorlar.

Order 66'yı saymıyorum bile. Clone ordusu tarihin en büyük komplosuna maşa olurken, onlara cephede komutanlık yapan jediler arkadan vurulmak ile meşguldüler. Nerede his? jedi katliamına bile engel olamadı bu güç!

yüzüklerin efendisi

fall
bazen tv'de umutsuzca zaplarken denk geldiğinizde miğfer dibinde elf borusu duymuş kadar sevindirir sizi. her zaman umut olduğunu hep orta dünya sayesinde hatırlarsınız.

tolkien ışıklar içinde uyusun.

jedi hissi

fall
güç çok hassastır, sadakat, korku, aşk, tutku vs. her türlü ekstrem duygu sizi hoop diye karanlık tarafa çekebilir. güç asla küçümsenemez. jedi olmak çocuk oyuncağı değildir.

güç sizinle olsun...

aşti

turuncu gemi
iki yıl önce bir haziran günü yaşanmış selle yerle yeksan olmadıysa çok sağlam bir mühendislikle inşaa edilmiş yapıdır. o haziranda orada aptal bir çocuk gibi saatlerce ben ağlamıştım. gerçi koskoca yapının paramparça olup ciğerime çökmesi, bahsettiğim selden yıkılmış olabileceğini gösterir. zaten o günden sonra bir daha da gitmedim. yapının hala ayakta olduğunun nazarımda hiç bir ispatı yoktur. selden yıkılan molozlardan bir demir alıp elime onurumu savunmuştum. öyle işte. bu da böyle bir hikayemdir.

walter white

turuncu gemi
maşallah dediğinin 6 ay yaşadığı, şeytan dan 3 gün önce doğup şeytanın götüne parmak atan ağır orospu çocuğu kaliteli bir hocamızdır. sözlüklerde iki gözümün çiçeği skyler white yengemizin ne kaşarlığı kalıyor ne sürtüklüğü ama kimse walter hoca beyin kaç insanın hayatının amına koyduğundan mütevellit nasıl bir piç olduğuna değinmiyor.

efendi efendi gayrı meşruu koştursana sende herkes gibi emmi. elini attığın ortamı deniz baykal'dan bile beter hale getiriyorsun?

limit

fall
sözlük anlamı tdk'ya göre sınır. fransızca kökenli bir kelime.

matematikte ise biraz daha farklı bir tanımı var. bir dizide artan ya da azalan değerlerin sürekli olarak bir noktaya yaklaşmasını ancak asla ulaşamamasını ifade ediyor. bu limitler bazen artı ya da eksi sonsuza da gidebilirler.

örnek vermek gerekirse birisinin sizi mutlu etmesinden mutluluk duyuyorsunuz, o kişi de sizin mutluluk duymanızdan mutlu oluyor. onun sizin mutlu olmanızdan mutlu olması da sizi yine mutlu ediyor. bu mutlu etme eylemleri arttıkça bu çift sürekli mutluluğa yakınsar ancak tam mutluluk nedir insanlık henüz tam çözemediği için hatta mutluluğun resmi bile yapılamadığı için mutluluğa erişilip erişilemediği ölçülemez.

alın size matematikksel limit işte.

fenerbahçe erkek basketbol takımı

fall
erkek takım sporları içinde türkiye'nin bütün zamanlar için en iyi takımıdır. avrupa şampiyonu unvanını bir kenara bırakın, bu takım 5 yıldır sürekli avrupanın zirvesinde ve daha uzun bir süre de olacak gibi. (bkz:final four)

istikrarsa istikrar, sonuçsa sonuç, sevgiyse sevgi, saygıysa saygı. real madrid, barcelona, maccabi, cska, panathinaikos, olympiacos vs. rakip hangi avrupa basketbol devi olursa olsun rakibiniz fenerbahçe dediğinizde kendini underdog hissediyor. böyle bir hazzı yaşamak kolay değil.

bu takım 31 ocak 2019 tarihinde yıldız pivotu olmadan diğer 5 numarası da sakatlanıp uzuzn süre kenarda oturduğu halde ancak iki uzatmadan sonra alman disiplini sahibi iyi bir takıma kaybetti. bayern münih'in yıldızının duyguları şöyle.

[Fenerbahce] had a lot of fans here as well. These are the type of games that, when you're a little kid, you dream about winning, beating the best team in the league at home and being in the playoff run. It means a lot to us, it means a lot for the city. I can't wait to celebrate with these guys."

fenerbahçe'nin de burada çok taraftarı vardı. bunlar küçük bir çocukken kazanma hayali kurduğunuz tipte oyunlar, evinizde avrupa'nın en iyi takımını yenmek, playoff yarışında olmak bize ço şey ifade ediyor, şehre çok şey ifade ediyor, arkadaşlarımla kutlama için sabırsızlanıyorum.

hiçbir türk takımı avrupa'da bu kadar saygı görmedi. gururumuz ve hatta daha fazlasısınız.

guadalajara

fall
meksika'nın jalisco eyaletinin başkenti turistik şehir.

Ülkenin en hızlı büyüyen kentlerinden biridir. elektronik sanayi, ilaç ve gıda işleme sektörü ve moda şehrin temel geçim kaynaklarıdır.

nemli ve subtropikal bir iklime sahiptir. hava genelde tüm diğer meksika şehirlerinden farksızdır.

guadalajara üniversitesi, kısaca "u de g" (uğğ de ge) batı meksikanın en önemli okullarından biridir.

şehir ana hatlarıyla sekiz farklı semte bölünmüştür. bir turistin en çok ilgisini çekecek semtler centro historico, Chapultepec ve Zona Rosa'dır.
Tlaquepaque ve sector juarez'de çok sayıda avm de vardır.

güzel yaşanası bir şehirdir.

wolfgang becker

fall
2003 tarihli good bye lenin! adlı filmi ile ünlenmiş alman film yönetmeni, senarist ve tarihçi.

Berlin özgür üniversitesinde alman dili, tarihi ve amerikan kültürü okumuştur. Berlin film festivalinde aldığı mansiyon ve goya ve cesar ödülleri gibi avrupa sineması için önemli pek çok ödül sahibidir.

ukdeci: magic mushroom

uluslararası berlin film festivali

fall
ödülleri altın ve gümüş ayı olan, venedik ve cannes festivalleri ile birlikte avrupa sinemasının majör üçlüsünü oluşturan film festivali.

1951 yılından beri her yıl şubat ayında düzenlenir. 2019 yılında 7 - 17 şubat 2019 tarihleri arasında gerçekleşecektir.

ukdeci: magic mushroom

aydın apaydın

fall
türk siyasetçi, ekonomist, yazar.

1951 senesinde Mardin'de dünyaya geldi. İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden mezun oldu. 1978 İTİA İşletme Yüksek Okulu ve daha sonra İTİA Ekonomi Fakültesinde asistan olarak göreve başladı. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde 1983 senesinde ekonomi yüksek lisans ve 1985 senesinde ekonomi doktoru ünvanını aldı.

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri bölümünde 1986 senesinde Yardımcı Doçent, 1988 senesinde Doçent ve 1993 senesinde Profesör ünvanını aldı.

İdari Görevler

24. Dönem İstanbul Milletvekili, Plan Bütçe Komisyonu Üyeliği

21.Dönem İstanbul Milletvekili olan Prof.Dr.Aydın Ayaydın, TBMM Medya Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve Plan Bütçe Komisyonu üyeliği

Rekabet Kurulu Kurucu Başkanı

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı

Emlakbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı

Vakıfbank Genel Müdürü

Şekerbank Genel Müdürü

İŞ Bankası Yönetim Kurulu Üyesi

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Üyesi

Türkiye Sınai Yatırım Bankası Yönetim Kurulu üyesi

Banque Du Bosphore (Paris) Yönetim Kurulu üyesi

Güneş Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı

Hür Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı

Şeker Sigorta Yönetim Kurulu Başkan Vekili

Sarı basın kartı sahibi olan Ayaydın; Takvim, Sabah ve Vatan Gazetesi'nde ekonomi ve siyaset alanında köşe yazıları yazmış olup, bugüne kadar 12 bilimsel kitabı ve yüzlerce makalesi yayınlanmıştır.

Beşiktaş Asbaşkanı ve Basın Sözcülüğü de yapan Aydın Ayaydın, evli ve 3 çocuk babasıdır.

bu sözlüğe başlık olabilme sebebi ise adının günaydın demek için kullanılmaya çok elverişli olması.